Doç. Dr. Ebru Uz, başarılı kariyeri boyunca iç hastalıkları ve nefroloji alanlarında önemli deneyimler kazanmış, A Life Sağlık Grubu Ankara Hastanesi'nde hizmet vermektedir. Tıp eğitimini Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladıktan sonra, tıbbi bilgisini ve uzmanlığını geliştirmek adına çeşitli ihtisas eğitimleri almıştır.
Böbrek sağlığı, insan metabolizmasının sessiz ama en kritik bekçisidir. Vücudun filtrasyon sistemini yöneten bu hayati organların takibi, sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda yüksek bir klinik tecrübe ve akademik disiplin gerektirir. Ankara nefroloji uzmanı dendiğinde bilimselliği ve hasta odaklı yaklaşımıyla öne çıkan Doç. Dr. Ebru Uz, bugün Alife Sağlık Grubu bünyesinde, böbrek hastalıklarının tanı ve tedavisinde dünya standartlarında protokoller uygulamaktadır.
Hacettepe ve Ankara Üniversitesi: Bir Akademik Mirasın İzleri
Doç. Dr. Ebru Uz’un hekimlik vizyonu, Türkiye’nin en köklü ve prestijli tıp ekolleri tarafından şekillendirilmiştir. Tıp eğitimine Hacettepe Üniversitesi (İngilizce) Tıp Fakültesi’nde başlayan Ebru Uz, burada evrensel tıp literatürüne hâkim, vizyoner bir bakış açısı kazanmıştır. Uzmanlık ve akademik kariyer basamaklarını ise bir diğer referans kurumu olan Ankara Üniversitesi bünyesinde tırmanarak, nefroloji alanında sarsılmaz bir bilimsel derinlik elde etmiştir. Bu çift ekollü akademik miras, bugün hastalarına sunduğu "kanıta dayalı tıp" yaklaşımının en güçlü temelini oluşturur.
Nefrolojide Otorite ve Güven: Kapsamlı Klinik Yaklaşım
Nefrolojik süreçler, genellikle sinsi ilerleyen ve erken teşhisin hayati olduğu tablolardır. Doç. Dr. Ebru Uz, özellikle kronik süreçlerin yönetiminde otorite kabul edilmektedir:
Kronik Böbrek Yetmezliği: Erken evre teşhis ve diyaliz sürecine gidişin yavaşlatılması.
Dirençli Hipertansiyon: Böbrek kaynaklı yüksek tansiyonun kontrol altına alınması.
Diyabetik Nefropati: Şeker hastalığının böbrekler üzerindeki tahribatının önlenmesi.
Glomerülonefritler: Böbreğin süzme ünitelerinde oluşan iltihabi durumların tedavisi.
Alife Sağlık Grubu’nun modern teknolojik altyapısı ile Ebru Hoca’nın akademik titizliğinin birleştiği bu merkezde, her hasta bireysel bir sağlık haritası ile değerlendirilir. Böbrek sağlığını korumak, sadece bir organı iyileştirmek değil, bütünsel bir yaşamı güvence altına almaktır.
Doç. Dr. Ebru Uz’un hekimlik vizyonu, Türkiye’nin farklı tıp ekollerinde aldığı kapsamlı eğitimlerle şekillenmiştir:
Çok Yönlü Klinik Bakış (Göğüs ve Dahiliye Deneyimi)
Nefroloji uzmanlığından önce tamamladığı Göğüs Hastalıkları ve İç Hastalıkları süreçleri, Doç. Dr. Ebru Uz’a bütüncül bir tanı gücü kazandırmıştır. Böbrek hastalıkları genellikle akciğer ve kalp sistemleriyle etkileşim halindedir; hocanın bu alanlardaki tecrübesi, özellikle "kardiyo-renal" (kalp-böbrek) sendromların yönetiminde büyük avantaj sağlar.
Nefroloji ve Hipertansiyon Uzmanlığı (2006 - 2009)
Nefroloji ihtisası sırasında; böbrek biyopsisi, diyaliz yöntemleri ve böbrek nakli hazırlığı konularında uzmanlaşmıştır. Özellikle dirençli hipertansiyon ve diyabetik nefropati (şeker hastalığına bağlı böbrek hasarı) vakalarında Ankara’nın önde gelen uzmanları arasında yerini almıştır.
Akademik Liderlik: Bilim Dalı Başkanlığı (2010 - 2013)
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapması, hocanın sadece bir klinisyen değil, aynı zamanda tedavi protokollerini belirleyen bir otorite olduğunu kanıtlar. Bu dönemde yürüttüğü akademik çalışmalar, böbrek hastalıklarının güncel literatürdeki en modern tedavi yöntemlerini klinik pratiğine taşımasını sağlamıştır.
Bir nefroloji uzmanının başarısı, sadece akademik bilgisiyle değil, yıllar içinde karşılaştığı vaka çeşitliliği ve bu vakalara getirdiği klinik çözümlerle ölçülür. Doç. Dr. Ebru Uz, meslek hayatına başladığı ilk günden itibaren Ankara’nın sağlık hafızasında yer edinen önemli merkezlerde görev yaparak, böbrek sağlığı ve iç hastalıkları alanında sarsılmaz bir tecrübe inşa etmiştir.
Klinik Yolculuk: İlk Adımlardan Uzmanlığa
Doç. Dr. Ebru Uz’un hekimlik serüveni, sistemik hastalıkların ve kompleks vakaların yönetiminde temel teşkil eden prestijli kurumlarda başlamıştır:
Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Merkezi (1999-2001): Kariyerinin ilk yıllarında, iç hastalıklarının en kritik alanlarından biri olan göğüs hastalıkları merkezinde görev yaparak, sistemik hastaların takibi ve acil müdahale konularında güçlü bir klinik temel atmıştır.
Fatih Üniversitesi İç Hastalıkları ve Nefroloji (2001-2009): Sekiz yıl süren bu dönem, hocanın hem İç Hastalıkları uzmanlığını aldığı hem de Nefroloji yan dalında derinleştiği akademik gelişim sürecidir. Bu yıllar, böbrek hastalıklarının patofizyolojisi ve modern tedavi yöntemleri üzerine uzmanlaştığı dönemi temsil eder.
Kamu Hizmeti ve İleri Düzey Klinik Uygulamalar
Uzmanlık eğitiminin ardından Ankara’nın en yoğun nüfuslu bölgelerinde ve referans merkezlerinde stratejik görevler üstlenmiştir:
Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Zorunlu hizmet sürecini Ankara’nın en yüksek hasta sirkülasyonuna sahip hastanelerinden birinde tamamlayan Ebru Hoca, burada binlerce farklı böbrek ve hipertansiyon vakasını yöneterek saha tecrübesini zirveye taşımıştır.
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Bölümü: Ankara’nın referans hastanelerinden biri olan bu merkezde, özellikle kompleks böbrek yetmezlikleri, diyaliz süreçleri ve nakil hazırlığı aşamalarında ileri düzey klinik hizmet sunmuştur.
Böbrekler, vücudun kimya laboratuvarı gibi çalışarak kanı temizler, sıvı dengesini ayarlar ve tansiyonu kontrol eden hormonlar üretir. Bu fonksiyonların kalıcı ve ilerleyici bir şekilde bozulması Kronik Böbrek Yetmezliği (KBY) olarak tanımlanır. KBY yönetimi, sadece bir ilaç tedavisi değil; hastanın yaşam süresini ve kalitesini doğrudan etkileyen stratejik bir süreçtir. Ankara diyaliz doktoru dendiğinde tecrübesiyle öne çıkan Doç. Dr. Ebru Uz, süreci bilimsel titizlikle yönetmektedir.
Nefrolojide böbrek sağlığını değerlendirmek için kullanılan en kritik parametre GFR (Glomerüler Filtrasyon Hızı) değeridir. GFR, böbreklerin dakikada ne kadar kanı süzebildiğini gösterir.
Nasıl Ölçülür? Kandaki kreatinin seviyesi, yaş, cinsiyet ve vücut yapısı dikkate alınarak hesaplanır.
Klinik Önemi: GFR değeri, hastalığın hangi evrede olduğunu ve diyaliz ihtiyacının ne kadar yakın olduğunu belirleyen en net göstergedir. Doç. Dr. Ebru Uz’un klinik yaklaşımında, GFR takibi sadece bir sayı değil, tedavi stratejisinin temel taşıdır.
Böbrek yetmezliği aniden ortaya çıkmaz; genellikle yıllara yayılan 5 evreden oluşur:
Evre 1 (GFR >90): Böbrek hasarı vardır ancak süzme işlevi normaldir. Bu evrede amaç, hasara yol açan nedeni (diyabet, tansiyon vb.) kontrol etmektir.
Evre 2 (GFR 60-89): Süzme işlevinde hafif azalma başlar.
Evre 3 (GFR 30-59): Orta dereceli yetmezlik evresidir. Bu aşama, böbrek kaybını durdurmak için nefroloji uzmanının müdahalesinin en kritik olduğu "kırılma noktası"dır.
Evre 4 (GFR 15-29): Şiddetli azalma mevcuttur. Hastanın diyaliz veya böbrek nakline hazırlanması gereken evredir.
Evre 5 (GFR <15): Son evre böbrek yetmezliği. Böbrekler artık yaşamı sürdürecek kadar temizlik yapamaz. Bu aşamada "Renal Replasman Tedavisi" (Diyaliz veya Nakil) zorunludur.
Böbrekler görevini yapamaz hale geldiğinde, kanın yapay yollarla temizlenmesi gerekir. İki ana yöntem mevcuttur ve hangi yöntemin seçileceği hastanın tıbbi durumuna ve yaşam tarzına göre Doç. Dr. Ebru Uz tarafından belirlenir.
Hemodiyaliz: Modern Teknoloji ile Kan Temizliği
Hemodiyaliz, kanın bir makine ve özel bir filtre (diyalizör) yardımıyla vücut dışında temizlenmesi işlemidir.
Uygulama: Genellikle haftada 3 gün, 4'er saatlik seanslar halinde merkezde uygulanır.
Erişim Yolu: İşlem için damar yoluna (fistül veya kateter) ihtiyaç duyulur.
Avantajı: Sağlık personeli gözetiminde yapılması ve yüksek verimlilikte temizlik sağlamasıdır. Ankara diyaliz doktoru olarak Doç. Dr. Ebru Uz, hemodiyaliz hastalarının sıvı ve elektrolit dengesini milimetrik hesaplamalarla takip eder.
Periton Diyalizi: Hastanın Kendi Karın Zarı Filtre Görevi Görür
Bu yöntemde, hastanın karın boşluğuna özel bir sıvı verilir ve karın zarı (periton) filtre işlevi görerek atıkları temizler.
Uygulama: Hasta bu işlemi evde, kendi başına veya bir makine yardımıyla yapabilir.
Erişim Yolu: Karın bölgesine yerleştirilen küçük bir kateter aracılığıyla yapılır.
Avantajı: Hastanın sosyal hayatına daha kolay uyum sağlaması, beslenme kısıtlamalarının daha az olması ve hastaneye bağımlılığın azalmasıdır.
Diyaliz süreci sadece bir "makineye bağlanma" işlemi değildir. Bu süreçte hastanın kalp sağlığı, kemik yapısı, anemi (kansızlık) durumu ve psikolojik sağlığı bir bütün olarak yönetilmelidir.
Doç. Dr. Ebru Uz, Hacettepe Üniversitesi’nin İngilizce tıp disiplini ve Ankara Üniversitesi’nin köklü nefroloji mirasıyla:
Erken Müdahale: Evre 3 ve 4'teki hastaları doğru yöneterek diyaliz sürecini mümkün olduğunca ötelemeyi hedefler.
Kişiselleştirilmiş Diyaliz: Her hastanın "kuru ağırlık" ve "diyaliz dozu" hesaplamalarını akademik titizlikle yapar.
Nakil Hazırlığı: Diyalizi son durak olarak değil, mümkünse başarılı bir böbrek nakline giden yolda bir köprü olarak görür.
Ankara diyaliz doktoru arayışınızda, böbreklerinizin şifresini çözen bir uzmanlık ve Alife Sağlık Grubu’nun modern diyaliz altyapısı, sağlığınızı güvence altına almaktadır.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon), damar duvarlarına sürekli ve kontrolsüz bir basınç uygulanmasıdır. Böbrekler, kanı süzmek için milyonlarca kılcal damar yumağından (glomerül) oluştuğu için bu basınçtan en çok etkilenen organlardır.
Damar Sertleşmesi (Nefroskleroz): Sürekli yüksek basınç, böbrekteki küçük damarların kalınlaşmasına ve daralmasına yol açar. Bu durum damarların iç yüzeyini bozar ve böbrek dokusuna giden kan akışını azaltır.
Kısır Döngü (Renin-Anjiyotensin Sistemi): Böbrek kan akışı azaldığında, böbrekler vücutta kan basıncının düşük olduğunu "zanneder" ve tansiyonu daha da yükselten hormonlar salgılar. Bu durum, kontrol altına alınamayan ve böbrekleri hızla tüketen bir kısır döngü yaratır.
Diyabetik nefropati, kontrolsüz kan şekerinin böbreklerin süzme ünitelerinde (nefronlar) yarattığı hasardır. Şeker hastalığı olan bireylerin yaklaşık %30-40’ında bu tablo gelişmektedir.
Hiperfiltrasyon: Diyabetin erken evrelerinde böbrekler normalden daha fazla kan süzmeye çalışır. Bu aşırı çalışma, nefronların zamanla yorulmasına ve hasar görmesine neden olur.
Hücresel Değişim: Yüksek şeker seviyeleri, böbrek hücrelerinde "oksidatif stres" ve iltihaplanma yaratarak süzgeç yapısını bozar. Süzgeç delikleri genişler ve normalde idrara geçmemesi gereken maddeler kaçmaya başlar.
Sağlıklı bir böbrek, vücut için hayati önemi olan proteinleri (özellikle albümini) kan dolaşımında tutar; idrara geçmesine izin vermez. Ancak tansiyon veya şeker nedeniyle süzgeçler hasar gördüğünde, idrarda protein görülmeye başlar.
Erken Teşhisin Anahtarı: Mikroalbüminüri
Böbrek hasarı standart idrar tahlillerinde görünmeyecek kadar küçük seviyelerdeyken başlar. Buna mikroalbüminüri denir.
Neden Önemlidir? Mikroalbüminüri aşamasında hasar yakalanırsa, Doç. Dr. Ebru Uz tarafından planlanan agresif tansiyon ve şeker yönetimi ile hasarı geri döndürmek veya süreci durdurmak mümkündür.
Proteinüriye Geçiş: Tedavi edilmediğinde mikroalbüminüri, "makroalbüminüri"ye (yoğun protein kaçağına) dönüşür. Bu evreden sonra böbrek yetmezliğine gidiş hızlanır ve idrarda köpürme, ayak bileklerinde ödem gibi belirtiler ortaya çıkar.
Bir nefroloji uzmanının rehberliğinde tansiyon yönetimi yapmak, sadece tansiyon ilacı kullanmak değildir. Ankara hipertansiyon uzmanı olarak Doç. Dr. Ebru Uz’un farkı, tansiyonu "böbrek koruyucu" bir perspektifle yönetmesidir.
Hassas İlaç Seçimi
Her tansiyon ilacı böbrek dostu değildir. Ebru Hoca, böbreklerdeki basıncı düşüren ve protein kaçağını azaltan (ACE inhibitörleri veya ARB grubu gibi) özel ilaç protokollerini, hastanın GFR düzeyine ve potasyum dengesine göre milimetrik olarak belirler.
24 Saatlik Tansiyon Analizi (ABPM)
Hastanın sadece muayenehanedeki tansiyonuna bakılmaz. Gün boyu ve özellikle uyku sırasındaki tansiyon dalgalanmaları (dipper/non-dipper durumu) izlenir. Uyku sırasında tansiyonu düşmeyen hastalarda böbrek hasarı riski çok daha yüksektir.
Metabolik Optimizasyon
Şeker hastalığı olan bireylerde sadece HbA1c (üç aylık şeker) değil; kilo kontrolü, tuz kısıtlaması ve ürik asit dengesi bir bütün olarak ele alınır. Alife Sağlık Grubu’nun modern laboratuvar altyapısı sayesinde protein kaçağı oranları anlık olarak takip edilerek tedavi güncellenir.
Eğer şeker hastalığınız veya yüksek tansiyonunuz varsa, böbrekleriniz "sessizce" hasar görüyor olabilir. İdrarda fark edilen hafif bir köpürme veya tahlildeki küçük bir kreatinin artışı, büyük bir tehlikenin habercisidir. Doç. Dr. Ebru Uz’un akademik titizliği ve A life Sağlık Grubu’nun ileri tanı yöntemleri ile böbrek hasarını henüz yolun başındayken durdurabilirsiniz.
Kronik böbrek yetmezliği veya metabolik sendrom gibi tablolar geliştikçe, vücudun genel dengesi bozulur. Doç. Dr. Ebru Uz’un klinik yaklaşımında, bu denge bozuklukları şu üç temel sütun üzerinden yönetilir:
Böbrek Kaynaklı Anemi Yönetimi
Pek çok hasta halsizlik ve yorgunluk şikâyetiyle dahiliye uzmanına başvurur. Ancak bu durumun kökeni, böbreklerin kan yapımını uyaran eritropoetin hormonunu yeterince üretememesi olabilir. Ebru Hoca, anemiyi sadece demir eksikliği olarak değil, böbrek fonksiyonlarının hormonal bir çıktısı olarak ele alır. Doğru tedavi, hastanın sadece kan değerlerini değil, yaşam enerjisini ve kalp sağlığını da korur.
Mineral ve Kemik Hastalıkları (CKD-MBD)
Böbrekler, vücuttaki kalsiyum ve fosfor dengesini ayarlarken aynı zamanda D vitaminini aktif formuna dönüştürür. Böbrek sağlığı bozulduğunda kemikler kırılganlaşır ve damarlarda kireçlenme (kalsifikasyon) başlar. İç hastalıkları ve nefroloji uzmanlığı, bu mineral dengesini hassas bir şekilde yöneterek hastayı ileride oluşabilecek kemik ağrılarından ve kalp-damar tıkanıklıklarından korumayı hedefler.
Hayati Elektrolit Dengesi
Sodyum, potasyum ve magnezyum gibi elektrolitler; kalbin ritminden kasların kasılmasına kadar her hücrede görev alır. Böbrekler bu maddeleri süzemediğinde, özellikle yüksek potasyum hayati risk oluşturabilir. Doç. Dr. Ebru Uz, bu bozuklukları "hassas tıp" yöntemleriyle analiz ederek, hastanın diyetinden ilaç protokolüne kadar her ayrıntıyı bilimsel titizlikle planlar.
Böbrekler, fonksiyonlarının %60-70’ini kaybedene kadar ciddi bir belirti vermeyebilir. Bu durum, "sessiz hastalık" tehlikesini beraberinde getirir. Erişkin sağlığında düzenli yapılan bir bütüncül check-up, böbreklerin kaderini değiştirebilir.
Erken Teşhisin Gücü: Basit bir kan kreatinin ölçümü ve idrarda protein taraması, diyaliz sürecine gidişi 10-15 yıl öteleyebilir veya tamamen durdurabilir.
Koruyucu Hekimlik: Check-up süreçlerinde tespit edilen hafif tansiyon yükseklikleri veya sınırda giden kan şekeri değerleri, böbreklerin süzme kapasitesini korumak için en değerli zaman dilimidir.
Doç. Dr. Ebru Uz’un vizyonuna göre; sağlıklı bir erişkinin yılda bir kez yapacağı nefrolojik odaklı dahiliye muayenesi, sadece böbrekleri değil; kalbi, damarları ve kemik sistemini de güvence altına alan bir yaşam sigortasıdır. Alife Sağlık Grubu’nun sunduğu teknolojik altyapı, bu koruyucu hekimlik vizyonunu profesyonel bir check-up deneyimine dönüştürmektedir.
Son Güncelleme: 16 Şubat 2026 12:22
Nefroloji; böbrek hastalıkları, hipertansiyon ve vücut sıvı-elektrolit dengesini inceleyen bilim dalıdır. Böbrekler, kanı süzerek atık maddelerin atılmasını ve hayati hormonların salgılanmasını sağlar. Böbrek sağlığının bozulması tüm organ sistemlerini doğrudan etkilediği için uzman bir nefrolog takibi, yaşam süresi ve kalitesi için kritiktir.
Nefroloji, iç hastalıklarının (dahiliye) bir üst uzmanlık dalıdır. Kelime kökeni olarak Yunanca \"nephros\" (böbrek) ve \"logos\" (bilim) kelimelerinden türetilmiştir. Böbreklerin işleyişini, hastalıklarını, tansiyonla ilişkisini ve vücuttaki sıvı-elektrolit dengesini inceleyen tıp branşıdır.
Nefroloji bölümü, böbreği ilgilendiren her türlü dahili (cerrahi olmayan) süreçle ilgilenir. Başlıca bakılan hastalıklar şunlardır:
Nefroloji, İç Hastalıkları (Dahiliye) ana bilim dalına bağlı bir yan daldır. Bir nefroloji doktoru, önce dahiliye uzmanı olmuş, ardından böbrek hastalıkları üzerine 3 yıl daha ihtisas yapmış kıdemli bir hekimdir.
Böbrek hastalıkları genellikle sinsi ilerler, ancak şu belirtiler görüldüğünde bir nefroloji doktoru ile görüşülmelidir:
Nefroloji muayenesi, hastanın tıbbi geçmişinin ve kullandığı ilaçların sorgulanmasıyla başlar. Ardından fiziksel muayene, tansiyon ölçümü ve ödem kontrolü yapılır. Kesin teşhis için kan tahlilleri (Kreatinin, GFR), idrar analizi (Albumin kaçağı) ve böbrek ultrasonu gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulur.
Ankara nefroloji doktorları arasında akademik birikimiyle öne çıkan Doç. Dr. Ebru Uz; Hacettepe Üniversitesi (İngilizce) ve Ankara Üniversitesi gibi köklü kurumlardan mezun olmuştur. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Nefroloji Bilim Dalı Başkanlığı yapmış olması, en karmaşık böbrek vakalarında bile bilimsel otoriteye sahip olduğunun kanıtıdır.
İdrarda protein (albümin) görülmesi, böbreğin süzme mekanizmasının hasar aldığının en erken işaretidir. Eğer erken teşhis edilirse, diyaliz sürecine gidiş durdurulabilir veya yavaşlatılabilir. Bu süreçte nefroloji uzmanının planlayacağı \"böbrek koruyucu\" tedaviler hayati önem taşır.
Böbrek süzme kapasitesini gösteren GFR değeri 15’in altına düştüğünde ve hastada ilaçla kontrol edilemeyen üre yüksekliği, sıvı yükü veya potasyum dengesizliği başladığında diyaliz kararı verilir. Doç. Dr. Ebru Uz, bu süreci hastanın yaşam kalitesini en üstte tutacak şekilde (hemodiyaliz veya periton diyalizi seçimiyle) yönetmektedir.
En sık karıştırılan konulardan biridir. Nefroloji, böbreğin dokusu ve kanı süzme işleviyle (dahili/ilaçla tedavi) ilgilenirken; Üroloji, böbrek ve idrar yollarının cerrahi hastalıklarına (taş operasyonları, tümörler, prostat vb.) bakar.
Vücuttaki tansiyon dengesinin en büyük yöneticisi böbreklerdir. Çoğu zaman yüksek tansiyonun sebebi bir böbrek hastalığıdır veya yüksek tansiyon böbrekleri bozmaktadır. Bu nedenle Ankara hipertansiyon uzmanı arayışında olan hastaların, böbrek fonksiyonlarını kontrol ettirmek için nefrolojiye başvurmaları önerilir.
En iyi sonuç, deneyimli bir akademisyen kadrosu ile ileri teknoloji laboratuvar ve diyaliz altyapısının birleştiği merkezlerden alınır. Alife Sağlık Grubu, modern tanı üniteleri ve Doç. Dr. Ebru Uz’un bilimsel liderliğiyle bu alanda referans bir merkezdir.
Diyabet, böbrek yetmezliğinin dünyadaki bir numaralı sebebidir. Hiçbir şikayet olmasa bile şeker hastalarının yılda en az bir kez nefroloji muayenesi yaptırarak idrarda \"mikroalbümin\" taraması yaptırması gerekir.
Elvan Mahallesi 1934/4 Etimesgut/Ankara
+90 (850) 888 54 33
Aydınlıkevler, Uzayan Sk. No:99, 06130 Altındağ/Ankara
0850 850 54 33
Fatih Mah, Yavuz Bulv, No:15 Pursaklar / Ankara
+90 (850) 888 54 33
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Başlangıç Tarihi:
Bitiş Tarihi: