Dahiliye (İç Hastalıkları), yetişkin sağlığının temel yönetim merkezi olup, vücudun tüm sistemlerini bir orkestra titizliğiyle değerlendiren en kapsamlı tıp disiplinidir. "Ankara Dahiliye Uzmanı" denildiğinde üst düzey yönetim tecrübesi, akademik derinliği ve bütüncül hekimlik vizyonuyla öne çıkan Uzm. Dr. Nihal Turan, hastalarına güven veren ve çözüm odaklı bir sağlık rehberliği sunmaktadır.
Tıp eğitimini ve uzmanlık ihtisasını Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlayan hocamız, kariyeri boyunca Diyarbakır İl Sağlık Müdürü ve Bölge Polis Hastanesi Baştabibi gibi kritik yönetsel makamlarda bulunmuştur. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi yoğun klinik merkezlerde edindiği derin tecrübeyi, bugün modern tıbbın sunduğu en güncel verilerle birleştirmektedir.
Bugün A Life Sağlık Grubu Ankara Hastanesi bünyesinde; diyabet ve metabolik hastalıklardan GETAT uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede, hafta içi 09:00 - 18:00 saatleri arasında yüksek erişilebilirlik standartlarıyla hizmet vermektedir.
Uzm. Dr. Nihal Turan, kronik hastalıklardan metabolik bozukluklara kadar tüm dahili süreçleri bütüncül tıp prensipleriyle yönetmektedir:
Dahiliye poliklinikleri, çoğu zaman teşhis konulamayan şikayetlerin ana çözüm merkezidir. Uzm. Dr. Nihal Turan, "hastalık yoktur, hasta vardır" prensibiyle, şikayetlerin sadece belirtilerini dindirmekle kalmaz; sorunun kaynağına inerek kalıcı sağlığı hedefler.
Hafta içi her gün 09:00 - 18:00 saatleri arasındaki kesintisiz poliklinik hizmetiyle, özellikle çalışan kesim için muayene konforu sağlar.
İl Sağlık Müdürlüğü ve Başhekimlik gibi makamlarda edinilen kriz yönetimi ve analitik düşünme yeteneği, tanıda hata payını minimize eder.
Dahili medikal tedavileri, bilimsel GETAT uygulamalarıyla destekleyerek vücudun kendi kendini onarma mekanizmalarını harekete geçirir.
Sağlığınızı, tıp dünyasının en zorlu yönetim ve uygulama aşamalarında pişmiş deneyimli bir uzmana emanet etmek paha biçilemez bir güvencedir. Hocamız liderliğinde;
Son Güncelleme: 21 Nisan 2026 22:22
Hiperkalsiüri, 24 saatlik idrar tahlilinde atılan kalsiyum miktarının fizyolojik sınırların üzerine çıkması tablosudur; kalsiyum oksalat taşlarının tekrarlamasındaki en önemli metabolik nedendir. Dahiliye poliklinik yönetiminde öncelikle primer hiperparatiroidi ekarte edilir. Tedavisinde kalsiyum kısıtlaması yerine sodyum ve hayvansal protein azaltılır; idrarda kalsiyum atılımını düşüren tiyazid grubu diüretikler başarıyla kurgulanır.
Hepatorenal sendrom, ileri evre siroz veya akut karaciğer yetmezliği olan hastalarda, böbrek dokusunda hiçbir yapısal bozukluk olmadığı halde gelişen fonksiyonel ve ilerleyici bir böbrek yetmezliği tablosudur. Karaciğer yetmezliğinin yarattığı vasküler asimetri nedeniyle böbrek damarlarında aşırı daralma (vazokonstrüksiyon) gelişir. Akut oligüri ve kreatinin yükselmesiyle seyreden bu tablo, acil hospitalizasyon ve albümin-terlipressin protokolleriyle başarıyla yönetilir.
Aplastik anemi, kemik iliğindeki kök hücrelerin hasar görmesi sonucu alyuvar, akyuvar ve trombosit üretiminin birlikte durmasıyla karakterize nadir bir hematolojik tablodur. Klinik olarak lökopeni, trombositopeni ve anemi üçlüsünün bir arada izlendiği pansitopeni tablosuna yol açar. Periferik yaymada hücrelerin yapısal morfolojileri normal görünmesine rağmen sayısal olarak kritik derecede azaldığı profesyonelce tahlil edilir; süreç hematolojice koordine edilir.
Retikülosit, kemik iliğinden yeni salınmış genç ve olgunlaşmamış alyuvar hücresidir. Anemi tahlillerinde retikülosit sayımı, kemik iliğinin kansızlığa karşı verdiği üretim yanıtını ölçer. Sayımın yüksek çıkması kanama veya hemoliz gibi yıkım süreçlerine işaret ederken; düşük çıkması demir, B12 eksikliği veya aplastik anemi gibi üretim kusurlarını gösterir. Doğru diferansiyel tanı, tedavi algoritmasını başarıyla netleştirir.
Sideroblastik anemi, kemik iliğinde demir depoları yeterli veya fazla olduğu halde, demirin hemoglobin yapısına entegre edilememesi sonucu gelişen bir mikrositer anemi türüdür. Demir hücre içinde birikerek çekirdek etrafında halka oluşturur (ring sideroblast). Alyuvar boyutunun küçüldüğü demir eksikliği anemisinin aksine, serum demir ve ferritin düzeyleri yüksek saptanır; gereksiz demir replasmanlarını önlemek adına tahlil edilmelidir.
Vücutta, özellikle bacaklarda ve göz kapaklarında geçmeyen çukur bırakan (pitting) ödem geliştiğinde akla nefrotik sendrom gelmelidir. Ayırıcı tanısında tam idrar tahlilinde ağır proteinüri (günde 3.5 gramın üzeri), serolojik tahlillerde ise hipoalbüminemi ve hiperlipidemi panelleri netleştirilir. Tanının kesinleşmesi ve primer glomerülonefrit alt tiplerinin bulunması amacıyla uygulanan böbrek biyopsisi protokolleri başarıyla koordine edilir.
Hipertansiyon vakalarının %90'ı esansiyel (nedeni bilinmeyen) gruptadır. Ancak tansiyon 30 yaşından önce aniden başladıysa, çoklu ilaç kombinasyonlarına rağmen düşürülemiyorsa (dirençli hipertansiyon) veya organ hasarı hızla ilerliyorsa sekonder hipertansiyondan şüphelenilmelidir. Altta yatan renal arter stenozu, Conn sendromu veya feokromositoma gibi endokrin patolojiler hormonal tarama ve Doppler ultrasonografi panelleriyle tahlil edilerek başarıyla yönetilir.
Polisitemia vera, kemik iliğinin JAK2 gen mutasyonuna bağlı olarak kontrolsüz şekilde aşırı alyuvar (eritrosit) üretmesiyle seyreden kronik miyeloproliferatif bir hematolojik tümör formudur. Kanın akışkanlığının (viskozite) azalması sonucu hastalarda banyo sonrası şiddetli kaşıntı, baş ağrısı, yüz kızarıklığı (pletore) ve tromboz (pıhtı) eğilimi izlenir. Tedavisinde periyodik terapötik flebotomi ve aspirin protokolleri başarıyla uygulanır.
Amiloidoz, kemik iliğindeki plazma hücrelerinden veya kronik inflamatuar süreçlerden (FMF, tüberküloz) köken alan anormal amiloid proteinlerinin dokular arasında birikerek organ fonksiyonlarını bozması tablosudur. En sık böbrek (nefrotik sendrom), kalp (restriktif kardiyomyopati) ve karaciğer tutulumu yapar. Erken evrede sinsi ilerlediği och çoklu organ yetmezliğine yol açtığı için biyopsi ve serolojik tahlillerle titizlikle izlenmelidir.
PNH, alyuvarların membran proteinlerindeki genetik bir kusur nedeniyle tamamlayıcı (kompleman) sistem tarafından sabaha karşı uykuda parçalanmasıyla seyreden sinsi bir hemolitik anemi formudur. Hastalar sabah ilk idrarlarının koyu kırmızı veya kola renginde (hemoglobinüri) olduğunu belirtir. Tromboz riski yüksek olan bu patolojinin kesin teşhisi akım sitometri testleriyle konur; eculizumab grubu monoklonal antikor tedavileri başarıyla sürdürülür.
Siroz patolojisinde portal hipertansiyon ve albümin sentezinin düşmesi sonucu karın boşluğunda seröz sıvı birikir. Tedavi yönetiminde mutlak sodyum kısıtlaması ilk basamaktır. Sıvı dekompresyonunu sağlamak adına spironolakton ve furosemid kombinasyonlarından oluşan diüretik tedaviler uygulanır; diüretiklere dirençli masif asit varlığında poliklinik şartlarında steril terapötik parasentez (karından sıvı boşaltma) protokolleri başarıyla yürütülür.
A Life Sağlık Grubu, iç hastalıkları süreçlerinde 24 saatlik idrar hiperkalsiüri taramaları, retikülosit morfoloji panelleri, akım sitometri laboratuvarları ve kronik amiloidoz sürveyans algoritmalarını uzman hekim kadrosuyla sunar. Klinik başarımızı, karmaşık hepatorenal ve hematolojik patolojilerde kurguladığımız kişiye özel takip rejimlerimize, ileri teknolojik tanı altyapımıza ve kanıta dayayı tıp felsefemize borçluyuz. Sağlığınızda güvenilir çözüm ortağınızız.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Başlangıç Tarihi:
Bitiş Tarihi: