Endokrinoloji, vücudun iç salgı bezleri tarafından gerçekleştirilen hormon sentezi süreçlerini ve bu hormonların organlar üzerindeki etkilerini inceleyen tıp branşıdır. Temel amacı, vücudun biyolojik dengesi olan homeostazis durumunu korumak ve metabolik denge sistemini optimize ederek tiroit, diyabet ve büyüme gibi hayati fonksiyonların sağlıklı işleyişini sağlamaktır.
Vücudumuzdaki sistemlerin birbiriyle uyum içinde çalışmasını sağlayan kimyasal habercilere hormon denir. Endokrinoloji, bu habercilerin üretildiği merkezleri ve çalışma mekanizmalarını kontrol eder. Peki, Endokrinoloji neye bakar? Bu uzmanlık alanı, baş bölgesindeki hipofiz bezinden boyundaki tiroit bezine, karın boşluğundaki pankreastan böbrek üstü bezlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
2026 yılı tıp literatüründe endokrin sistem, sadece hastalıkların tedavisiyle değil, aynı zamanda sağlıklı yaşlanma (well-aging) ve yaşam kalitesinin sürdürülebilirliği ile de doğrudan ilişkilendirilmektedir. Özellikle modern yaşamın getirdiği stres faktörleri, homeostazis mekanizmasını bozarak hormonal düzensizliklere yol açabilmektedir.
Endokrinoloji ve metabolizma uzmanları, aşağıdaki kritik sağlık sorunlarının tanı ve tedavi süreçlerini yönetir:
Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı): Pankreasın insülin hormonu üretimindeki aksaklıkları ve buna bağlı şeker metabolizması bozukluklarını inceler.
Tiroit Hastalıkları: Guatr, hipertiroidi, hipotiroidi ve tiroit nodülleri gibi metabolizma hızını doğrudan etkileyen durumlar.
Obezite ve Beslenme: Vücuttaki hormonal açlık-tokluk sinyallerinin yönetimi ve kilo kontrolü.
Polikistik Over Sendromu (PKOS) ve Üreme Sağlığı: Hormonal dengesizliğe bağlı gelişen infertilite ve adet düzensizlikleri.
Osteoporoz ve Kemik Metabolizması: Kalsiyum dengesi ve kemik erimesi gibi yapısal sorunlar.
Hipofiz ve Böbrek Üstü Bezi Bozuklukları: Kortizol, büyüme hormonu ve prolaktin gibi hayati hormonların salınım hataları.
Endokrin sistemde meydana gelen en ufak bir sapma, vücudun metabolik denge yapısını sarsabilir. Bu nedenle, yorgunluk, ani kilo değişimi veya duygu durum dalgalanmaları gibi belirtilerde bir endokrinoloji uzmanına başvurmak hayati önem taşır. 2026 standartlarında, kişiselleştirilmiş tıp ve genetik veriler ışığında yapılan hormon sentezi analizleri, tanı süreçlerini çok daha hassas ve başarılı kılmaktadır.
Endokrinoloji, statik bir hastalık listesi değil; vücudun dinamik iletişim ağını yöneten bir mühendislik disiplinidir. Bu sistemin temelinde yatan negatif feedback mekanizması (olumsuz geri bildirim), bir hormonun kandaki seviyesi arttığında üretim merkezine sinyal göndererek sentezi durdurmasını sağlar. Bu dengenin bozulması, metabolik kaosun başlangıcıdır.
| Salgı Bezi | İlgilendiği Hastalık Grubu | Temel Belirtiler |
|---|---|---|
| Pankreas | Diyabet (Şeker Hastalığı), İnsülin Direnci | Aşırı su içme, ağız kuruluğu, sık idrar, kilo artışı. |
| Tiroit Bezi | Hipotiroidi, Hipertiroidi, Guatr, Nodül | Çarpıntı, ellerde titreme, halsizlik, ödem. |
| Hipofiz Bezi | Büyüme Bozuklukları, Prolaktin Yüksekliği | Boy uzamasında duraklama, kontrolsüz süt gelmesi. |
| Yumurtalıklar | Polikistik Over Sendromu (PKOS) | Adet düzensizliği, aşırı tüylenme, sivilcelenme. |
| Böbrek Üstü | Cushing Sendromu, Adrenal Kitleler | Yüzde aşırı kızarıklık, karın bölgesinde mor çatlaklar. |
Beynin tabanında yer alan hipotalamus ve hipofiz bezi, endokrin sistemin "kumanda merkezi" olarak işlev görür. Hipotalamus, salgılatıcı faktörler aracılığıyla hipofizi uyarırken; hipofiz bezi, hedef organlara emir gönderen trofik hormonları salgılar.
Büyüme Hormonu (GH) ve Somatopoz: Çocukluk döneminde boy uzamasını sağlayan büyüme hormonu, yetişkinlikte doku onarımı ve protein sentezi için kritiktir. GH fazlalığı yetişkinlerde akromegali (el ve ayaklarda aşırı büyüme) tablosuna yol açarken, eksikliği metabolik yavaşlama ve vücut kompozisyonu bozukluklarına neden olur.
Prolaktin ve Hiperprolaktinemi: Genellikle süt hormonu olarak bilinse de, prolaktin dengesizliği hem kadınlarda (adet düzensizliği, galaktore) hem de erkeklerde (libido kaybı, jinekomasti) ciddi endokrin bozukluklara işaret eder. Prolaktinomalar, bu bölgedeki en sık görülen iyi huylu tümörlerdir.
Cushing Sendromu ve ACTH Dinamiği: Hipofiz bezinden aşırı miktarda adrenokortikotrop hormon (ACTH) salgılanması, böbrek üstü bezlerini uyararak kortizol patlamasına neden olur. Cushing Hastalığı, abdominal obezite, "buffalo hump" (ense bölgesinde yağ birikimi) ve mor çatlaklar (striae) ile karakterizedir. Tanıda gece yarısı tükürük kortizolü ve deksametazon süpresyon testleri altın standarttır.
Tiroit bezi, boynun ön kısmında yer alan ve vücudun bazal metabolizma hızını belirleyen T3 ve T4 hormonlarını üretir.
Otoimmünite ve Tiroit: Haşimato ve Graves:
Haşimato Tiroiditi: Vücudun kendi tiroit dokusunu yabancı algılayıp saldırdığı kronik bir süreçtir. Anti-TPO ve Anti-Tg antikorlarının yüksekliği ile teşhis edilir. Sonuç genellikle kalıcı hipotiroidizmdir.
Graves Hastalığı: TSH reseptör antikorları (TRAB), tiroit bezini sürekli uyararak kontrolsüz bir hormon salınımına (hipertiroidi) yol açar. Gözlerde fırlama (ekzoftalmi) ve çarpıntı en tipik belirtileridir.
Nodüler Guatr ve Malinite Riski: Tiroit içindeki nodüllerin varlığı, hem hormonal aktiflik (sıcak nodül) hem de kanser riski (soğuk nodül) açısından ultrasonografik olarak sınıflandırılmalı ve gerekirse İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB) ile değerlendirilmelidir.
Paratiroit ve Kalsiyum Metabolizması: Paratiroit bezleri, kalsiyum dengesini koruyan Parathormon (PTH) salgılar. PTH fazlalığı kemiklerden kana kalsiyum çekerek kemik erimesine ve böbrek taşlarına neden olurken; eksikliği tetani (kas kasılmaları) ve düşük kalsiyum seviyelerine yol açar.
Pankreas, hem ekzokrin hem de endokrin fonksiyonları olan hayati bir organdır. Endokrin kısmı olan Langerhans adacıkları, kan şekerini milimetrik hassasiyetle yönetir.
İnsülin Direnci ve HOMA-IR: Modern toplumun en büyük sorunu olan insülin direnci, hücrelerin insüline yanıt vermemesi durumudur. HOMA-IR indeksi (Açlık Şekeri x Açlık İnsülini / 405) üzerinden hesaplanan bu durum, Tip 2 diyabetin öncülüdür.
Diyabet Çeşitleri:
Tip 1 Diyabet: Pankreastaki beta hücrelerinin otoimmün yıkımı sonucu gelişen mutlak insülin eksikliğidir. Tedavi ömür boyu insülin replasmanıdır.
Tip 2 Diyabet: Genetik yatkınlık ve yaşam tarzına bağlı gelişen insülin direnci ve göreceli insülin yetersizliğidir. Tedavide oral antidiyabetikler ve glisemik değişkenlik kontrolü esastır.
Gestasyonel Diyabet (Gebelik Şekeri): Gebelik hormonlarının etkisiyle ortaya çıkan geçici şeker yüksekliğidir. Hem anne hem bebek sağlığı için OGTT (Şeker Yükleme Testi) ile taranması kritiktir.
Böbreklerin üzerinde yer alan bu küçük bezler, yaşamı sürdürmek için elzem olan steroid hormonlarını sentezler.
Kortizol ve Aldosteron Dengesi:
Kortizol: "Stres hormonu" olarak bilinir, glikoneojenezi artırır ve bağışıklık sistemini baskılar. Eksikliği (Addison Hastalığı) hayati risk taşıyan bir adrenal kriz tablosudur.
Aldosteron: Renin-angiotensin-aldosterone sistemi (RAAS) aracılığıyla sodyum ve su tutulumunu, potasyum atılımını kontrol eder. Aldosteron fazlalığı (Conn Sendromu), tedaviye dirençli tansiyonun en sık görülen hormonal nedenidir.
Adrenogenital Bozukluklar ve Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH): Adrenal bezlerdeki enzim eksiklikleri sonucu, kortizol üretilemezken erkeklik hormonlarının (androjenler) aşırı üretilmesi durumudur. Bu durum kız çocuklarında cinsiyet belirsizliği, erkeklerde ise erken puberteye neden olabilir.
Endokrinoloji, moleküler düzeydeki bu karmaşık dengelerin yönetimidir. 2026 tıp vizyonunda, sadece hormon seviyelerini ölçmek değil, reseptör duyarlılığını ve hücresel sinyal yolaklarını da analiz etmek tedavinin başarısını belirlemektedir.
Metabolizma, basit bir "kalori yakma" işlemi değil; hücre düzeyinde gerçekleşen karmaşık bir biyokimyasal enerji dönüşüm sürecidir. Bu süreçteki aksaklıklar, günümüzde "Metabolik Sendrom" olarak adlandırılan ve kardiyovasküler riskleri katlayan bir tabloyu karşımıza çıkarır.
Metabolik sendrom, tek bir hastalık değil; birbiriyle etkileşim halindeki risk faktörlerinin kümelenmesidir. 2026 tıp vizyonunda bu tablo, sadece yüksek şeker değil, sistemik bir kronik inflamasyon süreci olarak değerlendirilir. Tanı için aşağıdaki kriterlerden en az üçünün varlığı esastır:
Abdominal Obezite: Bel çevresinin erkeklerde >102 cm, kadınlarda >88 cm olması.
Dislipidemi (Trigliserid Yüksekliği): Açlık trigliserid düzeyinin 150 mg/dL olması.
Düşük HDL (İyi Kolesterol): Erkeklerde
Hipertansiyon: Kan basıncının 130/85 mmHg veya antihipertansif kullanımı.
Bozulmuş Glikoz Toleransı: Açlık kan şekerinin 100 mg/dL olması.
Obezite, adipoz dokunun (yağ dokusu) endokrin bir organ gibi davranarak salgıladığı sitokinler ve hormonlar üzerinden gelişen bir nöro-endokrin bozukluktur.
Leptin Direnci: Normalde tokluk sinyali veren leptin hormonu, obezite varlığında beyindeki (hipotalamus) reseptörlere sinyal gönderemez. Vücut "tok" olduğunu anlayamadığı için bazal metabolizma hızını düşürür.
Grelin Disregülasyonu: Mideden salgılanan açlık hormonu grelinin, yemek sonrası baskılanmaması sürekli bir açlık hissini tetikler.
Adiponektin Eksikliği: Yağ dokusundan salgılanan ve insülin duyarlılığını artıran bu hormonun azalması, insülin direnci (HOMA-IR) gelişimini hızlandırır.
Kolesterol metabolizması, karaciğer ve endokrin sistemin (özellikle tiroit hormonlarının) ortak yönetimindedir. Hipotiroidi durumunda, LDL reseptörlerinin sayısı azaldığı için kandaki "kötü kolesterol" seviyesi artar. Bu nedenle her yüksek kolesterol vakasında mutlaka TSH ve Serbest T4 paneli incelenmelidir.
Yüksek ürik asit sadece gut hastalığına değil, doğrudan metabolik sendromun bir parçası olan vasküler disfonksiyona işaret eder. İnsülin direnci arttıkça, böbreklerden ürik asit atılımı azalır; bu da inflamasyonu körükleyerek metabolik döngüyü bozar.
Aşağıdaki tablo, klinik pratikte kullanılan temel endokrinolojik parametrelerin 2026 yılı referans aralıklarını ve kritik eşiklerini özetlemektedir:
| Test Adı | İncelenen Durum | Kritik Eşik Değerler |
|---|---|---|
| HbA1c | Son 3 aylık ortalama glisemi (şeker) | %5.7 - %6.4 (Prediyabet), ≥ %6.5 (Diyabet) |
| HOMA-IR | İnsülin direnci katsayısı | > 2.5 (Belirgin insülin direnci) |
| Açlık İnsülini | Pankreas kapasitesi ve direnç | 2 - 10 μIU/mL (Yüksekliği direnç işaretidir) |
| TSH | Tiroit bezinin uyarılma düzeyi | 0.4 - 4.2 mIU/L (Gebelik durumunda farklıdır) |
| Serbest T4 (FT4) | Serbest dolaşan tiroit hormonu | 0.8 - 1.8 ng/dL |
| Sabah Kortizolü | Böbrek üstü bez fonksiyonu | 5 - 23 mcg/dL (Sabah 08:00 ölçümü) |
| Ürik Asit | Pürin metabolizması ve gut riski | Kadın: <6.0 mg/dL, Erkek: <7.0 mg/dL |
| Total Kolesterol | Genel lipid profili | < 200 mg/dL (İdeal sınır) |
Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan belirtilerin hangi endokrinolojik soruna işaret edebileceğini ve atılması gereken adımı özetler:
| Belirti / Şikayet | Olası Hormonal Neden | İlk Adım / Tetkik |
|---|---|---|
| Aşırı susama, sık idrar, hızlı kilo kaybı | Diyabet (Şeker Hastalığı) | Açlık Kan Şekeri, HbA1c (3 Aylık Ortalama) |
| Kilo verememe, karın bölgesi yağlanması | İnsülin Direnci / Metabolik Sendrom | HOMA-IR Testi, Açlık İnsülin Ölçümü |
| Sürekli üşüme, kabızlık, halsizlik, ödem | Hipotiroidi / Hashimoto | TSH ve sT4 Ölçümü, Tiroit Antikorları |
| El titremesi, çarpıntı, aşırı terleme | Hipertiroidi / Graves | Tiroit Ultrasonu, Detaylı Kan Paneli |
| Yüzde aşırı tüylenme, adet düzensizliği | PKOS veya Adrenal Sorunlar | Jinekolojik Muayene, Hormon Profili Analizi |
| Ani tansiyon yükselmeleri ve baş ağrısı | Böbrek Üstü Bezi Tümörleri | Sürrenal Tomografi, İdrarda Katekolamin Takibi |
Ankara Alife Sağlık Grubu olarak, hormonal sağlığınızı şehrin stratejik noktalarındaki uzman kadromuzla güvence altına alıyoruz.
Etimesgut, Sincan ve Eryaman: Batı Ankara’da diyabet teknolojileri ve sürekli şeker izlem (CGM) merkezimizle fark yaratıyoruz. Sincan bölgesindeki hastalarımız için modern laboratuvar altyapımızla hızlı hormon analizi sağlıyoruz.
Pursaklar ve Keçiören: Kuzey Ankara’da tiroit nodülü takibi, ultrason eşliğinde biyopsi ve osteoporoz (kemik erimesi) taramalarımızla hizmetinizdeyiz.
Altındağ ve Aydınlıkevler: Merkezi lokasyonumuzda, hipofiz ve nadir metabolik hastalıklar için ileri radyolojik görüntüleme (MR/BT) ve uzman hekim görüşü sağlıyoruz.
Endokrin Nedir?, vücudun iç salgı bezlerini ve bu bezlerin kana salgıladığı hormonları inceleyen tıp branşıdır. Hipofiz, tiroit, pankreas ve böbrek üstü bezleri gibi organların hormon sentezi süreçlerini takip eder. Temel hedefi, vücudun biyolojik dengesini yani homeostazis durumunu korumak ve tüm metabolik fonksiyonların uyum içinde çalışmasını sağlamaktır.
Endokrinoloji; başta diyabet (şeker hastalığı) olmak üzere, tiroit hastalıkları (guatr, Hashimoto), obezite, insülin direnci, polikistik over sendromu (PKOS), kemik erimesi (osteoporoz), hipofiz bezi tümörleri ve böbrek üstü bezi bozukluklarına bakar. Ayrıca büyüme geriliği, aşırı tüylenme ve hormonal kaynaklı tansiyon yükseklikleri de bu branşın uzmanlık alanına girmektedir.
Ani kilo değişimi, aşırı susama, sık idrara çıkma, kronik yorgunluk, el titremesi, çarpıntı, saç dökülmesi, aşırı tüylenme veya adet düzensizliği gibi belirtiler hormonal bir dengesizliğe işaret edebilir. Eğer bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyorsanız, altta yatan metabolik denge bozukluklarının tespiti için bir endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına başvurmalısınız.
Diyabetin en yaygın belirtileri ağız kuruluğu, çok su içme (polidipsi), sık idrara çıkma (poliüri) ve iştah artışına rağmen görülen ani kilo kaybıdır. Ayrıca yaraların geç iyileşmesi, bulanık görme ve tekrarlayan enfeksiyonlar da insülin eksikliği veya insülin direnci belirtisi olabilir. Tanı için açlık kan şekeri ve HbA1c değerleri incelenmelidir.
Tiroit bezinin yeterli hormon üretememesi durumuna hipotiroidi denir. Bu durum metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Hastalarda sürekli üşüme, kilo alma, kabızlık, cilt kuruluğu, saç dökülmesi ve unutkanlık gibi şikayetler görülür. En sık nedeni bir otoimmün hastalık olan Hashimoto tiroiditidir. Tedavide eksik olan hormon dışarıdan replasman yoluyla tamamlanır.
Hipertiroidi, tiroit hormonlarının kanda aşırı miktarda bulunmasıdır. Bu durum metabolizmayı aşırı hızlandırarak çarpıntı, el titremesi, aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, sinirlilik ve iştah artışına rağmen kilo kaybına yol açar. Graves hastalığı bu durumun en yaygın sebebidir. Tedavi edilmediğinde kalp ritim bozukluklarına ve kemik kaybına yol açabilir.
İnsülin direnci, vücuttaki hücrelerin insülin hormonuna yeterli yanıtı verememesi ve kandaki glikozun hücre içine girememesidir. Bu durum pankreası daha fazla insülin salgılamaya zorlar. HOMA-IR indeksi (Açlık Şekeri x Açlık İnsülini / 405) ile hesaplanır. Sonucun 2.5 üzerinde olması, metabolik sendrom ve Tip 2 diyabet riskinin arttığını gösterir.
Diyet ve egzersize rağmen kilo verilemiyorsa, altta yatan neden genellikle insülin direnci, hipotiroidi, polikistik over sendromu (PKOS) veya aşırı kortizol salınımıyla karakterize Cushing sendromudur. Bu hormonal bozukluklar yağ yakımını yavaşlatır ve depolamayı artırır. Bir endokrinoloji uzmanı, kan tahlilleriyle bu engelleri tespit ederek kişiye özel tedavi planlar.
PKOS, kadınlarda androjen (erkeklik hormonu) seviyelerinin yükselmesiyle karakterize bir endokrin bozukluktur. Yumurtalıklarda küçük kistlerin oluşmasına, adet düzensizliğine ve gebe kalma zorluğuna neden olabilir. Genellikle insülin direnci ile birlikte seyreder. Tedavide hem hormonal dengeyi sağlamak hem de metabolik denge süreçlerini düzenlemek hedeflenir.
Ankara, endokrinoloji alanında Türkiye’nin en gelişmiş merkezlerinden biridir. En iyi doktor seçiminde; hekimin akademik tecrübesi, özellikle diyabet veya tiroid cerrahisi sonrası takip konusundaki uzmanlığı ve hastanenin laboratuvar altyapısı kritik önem taşır. A Life Sağlık Grubu Ankara lokasyonlarımızda, hormon testlerinin güvenilirliği ve multidisipliner (Dahiliye, Diyetisyen ve Cerrahi ile koordineli) yaklaşımımızla hasta kabulü yapmaktayız.
Kortizol, böbrek üstü bezlerinden salgılanan ve "stres hormonu" olarak bilinen hayati bir steroiddir. Kan şekerini düzenler ve inflamasyonu baskılar. Ancak kortizolün aşırı salgılanması (Cushing Sendromu), karın bölgesinde yağlanma, yüzde kızarıklık ve yuvarlaklaşma (ay dede yüzü), kemik erimesi ve yüksek tansiyona yol açar. Tanı için idrar ve tükürük kortizol testleri yapılır.
Hormon tahlillerinin büyük çoğunluğu sabah saatlerinde ve aç karnına yapılmalıdır. Muayeneye gelmeden önce en az 8-12 saatlik bir açlık gereklidir. Ayrıca varsa önceki tahlil sonuçlarınızı yanınızda getirmek, tanı sürecini hızlandırır. Bazı ilaçlar (özellikle biyotin içeren takviyeler) tiroit testlerini yanıltabileceği için hekiminize danışarak bu ilaçlara ara vermeniz gerekebilir.
Evet, kemik sağlığı kalsiyum metabolizması ve hormonlar tarafından yönetilir. Paratiroit hormonu, D vitamini ve östrojen/testosteron seviyeleri kemik yoğunluğunu doğrudan etkiler. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda veya hormonal bozukluğu olan erkeklerde kemik erimesi takibi ve tedavisi endokrinoloji uzmanları tarafından yürütülmelidir.
Hipofiz bezi tümörleri genellikle iyi huyludur (adenom) ancak kontrolsüz hormon salgılamaları veya görme sinirlerine baskı yapmaları nedeniyle ciddi sorunlara yol açabilirler. Prolaktin yüksekliği, büyüme hormonu fazlalığı (akromegali) gibi durumlar bu tümörlerin sonucudur. Modern tıp teknikleri ve ilaç tedavileri ile bu tümörlerin çoğu başarılı bir şekilde yönetilmektedir.
Özellikle D vitamini, bir vitaminden ziyade bir "pro-hormon" olarak kabul edilir ve kalsiyum dengesi için kritiktir. Ayrıca B12 eksikliği, diyabet hastalarında yaygın görülür. Endokrinoloji uzmanları, vitamin ve mineral dengesini metabolik denge çerçevesinde değerlendirerek, hormonal sistemle etkileşimlerini analiz eder ve gerekli replasman tedavilerini planlar.
Gebelik sırasında salgılanan plasenta hormonları, annenin vücudunda insülin direncine yol açabilir. Eğer annenin pankreası bu direnci kıracak kadar insülin üretemezse gebelik şekeri ortaya çıkar. Hem anne hem de bebek sağlığı için kritik olan bu durum, 24-28. haftalar arasında yapılan şeker yükleme testi (OGTT) ile teşhis edilmelidir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz