Tüp mide ameliyatı nedir? Tüp mide ameliyatı, midenin yaklaşık %80'inin çıkarılması esasına dayanan, kapalı (laparoskopik) yöntem ile uygulanan modern bir obezite cerrahisi işlemidir. Bu operasyon, midenin hacmini önemli ölçüde küçültürken aynı zamanda ghrelin (açlık hormonu) baskılanması sağlayarak iştahı kalıcı olarak azaltır ve hastalar için sağlıklı, sürdürülebilir bir kilo verme süreci başlatır.
2026 yılı itibarıyla obezite ile mücadelede en etkili ve en çok tercih edilen cerrahi yöntemlerin başında gelen tüp mide ameliyatı, modern tıbbın sunduğu teknolojik imkanlarla çok daha güvenli bir hale gelmiştir. Günümüzde artık sadece bir zayıflama operasyonu değil, aynı zamanda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi hayati risk taşıyan metabolik sorunların çözümünde altın standart olarak kabul edilmektedir. Hastaların yaşam kalitesini kökten değiştiren bu operasyon, dünya genelinde milyonlarca insanın daha sağlıklı bir geleceğe adım atmasını sağlamaktadır.
Operasyonun temel mantığı, midenin kapasitesini daraltarak daha az gıdayla doyma hissi yaratmaktır. Ancak bu işlem sadece bir hacim daraltma operasyonu değildir. Cerrahlar, midenin büyük kurvaturunu çıkarırken vücudun hormonal dengesini de yeniden düzenlerler. Bu sayede hasta, ameliyat sonrası dönemde eski yeme alışkanlıklarından çok daha kolay sıyrılabilir. 2026 teknolojisi ile desteklenen robotik ve laparoskopik yaklaşımlar, iyileşme sürelerini minimuma indirirken başarı oranlarını ise maksimuma taşımıştır. Bu durum operasyon sonrası konforu artırır.
Obezite cerrahisinde gelinen son noktada, multidisipliner bir yaklaşım başarının anahtarıdır. Ameliyat öncesi yapılan kapsamlı check-up süreçleri, hastanın psikolojik hazırlığı ve profesyonel diyetisyen desteği, sürecin ayrılmaz parçalarıdır. 2026 protokolleri, kişiye özel cerrahi planlamayı ön plana çıkararak her hastanın anatomik yapısına ve metabolik ihtiyacına göre özelleştirilmiş çözümler sunmaktadır. Bu rehber boyunca, mide küçültme ameliyatının sadece teknik boyutlarını değil, aynı zamanda bu süreci destekleyen yaşam tarzı değişikliklerini de derinlemesine inceleyerek sizlere kapsamlı veriler sunacağız.
Unutulmamalıdır ki, doğru bilgilendirme ve uzman bir ekip eşliğinde atılan adımlar, komplikasyon riskini en aza indirir. Sağlıklı bir geleceğe giden bu yolda, bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olan 2026 güncel rehberimize başlıyoruz. Eğer siz de kronik fazla kilo sorunlarınızdan kurtulmak ve metabolik sağlığınızı geri kazanmak istiyorsanız, bu rehber sizin için kusursuz bir yol haritası niteliğindedir. Bu büyük dönüşüm yolculuğunun ilk adımı olan teknik gerekliliklere ve operasyonel detaylara gelin hep birlikte yakından bakalım.
Modern bariatrik cerrahide başarı, sadece midenin küçültülmesiyle değil, cerrahi tekniğin kusursuz uygulanması ve anatomik bütünlüğün korunmasıyla ölçülür. 2026 standartlarında bir Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide), ileri teknoloji cihazların ve rafine cerrahi manevraların birleştiği komplike bir süreçtir.
Laparoskopik cerrahi, obezite tedavisinde devrim yaratmış bir altın standarttır. Klasik laparoskopide, karın duvarına açılan 4 veya 5 küçük kesiden yerleştirilen trokar kanalları aracılığıyla ameliyat gerçekleştirilir. Ancak günümüzde "minimal invaziv" kavramı, Robotik Cerrahi ve SILS (Single Incision Laparoscopic Surgery) ile yeni bir boyuta taşınmıştır.
Robotik Bariatrik Cerrahi, cerraha sağladığı 3D yüksek çözünürlüklü derinlik algısı ve bilek hareketlerini taklit eden 540 derece dönebilen enstrümanlar ile öne çıkar. Özellikle süper morbid obez hastalarda, karın içi yağ dokusunun yarattığı direnci kırmak ve diyaframa yakın, görüşün dar olduğu His açısı (Angle of His) bölgesinde diseksiyon yapmak robotik sistemlerle çok daha hassas hale gelir. Cerrahın titremesini filtreleyen bu teknoloji, özellikle mideyi yemek borusu bileşkesinden ayırırken milimetrik hata payıyla çalışılmasını sağlar.
Öte yandan SILS (Tek Delikten Ameliyat), estetik kaygıları ön planda olan hastalar için geliştirilmiştir. Göbek deliğinden girilen tek bir özel port (trokar düzeneği) üzerinden tüm aletler karın içine ulaştırılır. SILS tekniğinde, standart laparoskopideki "triangülasyon" (üçgen oluşturma) prensibi cerrah için daha zordur çünkü aletler birbirine paralel hareket eder. Bu durum, cerrahın ciddi bir ergonomik deneyime sahip olmasını gerektirir. SILS'in en büyük avantajı ameliyat sonrası "izsiz" bir sonuç vermesi olsa da, robotik cerrahi kadar geniş bir hareket kabiliyeti sunmaz.
Robotik cerrahinin dikiş atma ve stapler hattı yönetimi konusundaki üstünlüğünün, komplikasyon oranlarını minimalize ettiğini göstermektedir. Seçim; hastanın BMI (Vücut Kitle İndeksi) değerine, önceki geçirilmiş ameliyatlarına ve cerrahın uzmanlık alanına göre optimize edilmelidir.
Tüp mide ameliyatının en kritik aşaması mide dokusunun kesilip aynı anda dikilmesini sağlayan stapler (otomatik dikiş cihazı) kullanımıdır. Midenin antrum bölgesinden başlayıp fundus bitimine kadar uzanan bu uzun kesi hattı, potansiyel kanama ve kaçak riskinin merkezidir.
Modern cerrahide "akıllı stapler" teknolojileri kullanılmaktadır. Bu cihazlar, dokunun kalınlığını otomatik olarak ölçer ve dokuya zarar vermeden en uygun sıkıştırma basıncını uygular. Midenin antrum kısmı daha kalın bir dokuya sahipken, fundusa doğru doku incelir. Bu nedenle cerrah, stapler kartuşlarını (mavi, yeşil, siyah veya mor renk kodları) doku kalınlığına göre dinamik olarak değiştirir.
Stapler hattı güçlendirme teknikleri ise güvenliği bir üst seviyeye taşır. Bu kapsamda üç temel yöntem uygulanır:
Sürekli Dikiş (Over-sewing): Stapler hattının boydan boya sero-serozal dikişlerle tekrar dikilmesidir. Bu yöntem özellikle kanama kontrolünde etkilidir.
Biyolojik Destek Materyalleri (Buttress Materials): Stapler hattına yerleştirilen emilebilir şeritler, zımbaların dokuyu daha sıkı tutmasını sağlar.
Omentalizasyon: Karın içindeki yağlı doku olan omentumun stapler hattına dikilerek bir "yama" görevi görmesi sağlanır.
Bu takviyeler, rezeksiyon hattındaki doku gerilimini azaltır ve iyileşme sürecinde doku beslenmesini (perfüzyon) destekleyerek komplikasyonların önüne geçer.
Tüp mide ameliyatı halk arasında "mideyi küçültüp az yedirmek" olarak bilinse de, aslında çok güçlü bir endokrin cerrahisidir. Midenin kubbe şeklindeki üst kısmı olan fundus, vücudun ana açlık hormonu olan Ghrelin'in yaklaşık %80-90 oranında sentezlendiği bölgedir.
Ameliyat sırasında fundusun tamamen çıkarılması, kandaki Ghrelin seviyelerinde dramatik bir düşüşe neden olur. Bu durum, hastanın sadece fiziksel olarak değil, biyokimyasal olarak da açlık hissetmemesini sağlar. Hasta, ameliyat masasından kalktığı andan itibaren beynine giden "açlık" sinyallerinin kesilmesiyle iştah kontrolünü zahmetsizce ele alır.
Ayrıca, midenin antrum bölgesinin korunarak tüp şekline getirilmesi, besinlerin onikiparmak bağırsağına geçiş hızını (gastrik boşalım) optimize eder. Bu hızlanma, bağırsaklardan salgılanan GLP-1 ve PYY gibi tokluk hormonlarının daha erken aktive olmasını sağlar. Yani sleeve gastrektomi; mide hacmini 120-150 cc’ye düşürürken, aynı zamanda merkezi sinir sistemini "doygunluk" moduna sokan metabolik bir transformasyondur. Bu hormonal değişim, ameliyatın uzun vadeli başarısında ve tip 2 diyabet gibi yandaş hastalıkların iyileşmesinde anahtar rol oynar.
Operasyonun son aşamasında cerrahın en önemli görevi, oluşturulan yeni mide tüpünün sızdırmazlığını ve canlılığını doğrulamaktır. Bu noktada intraoperatif kaçak testi devreye girer.
Cerrah, ağız yoluyla mideye gönderilen bir kalibrasyon tüpü aracılığıyla mideyi şişirir. Bu esnada mide üzerine metilen mavisi içeren bir sıvı veya hava verilir. Eğer zımba hattından bir sızıntı gözlemlenirse, cerrah o bölgeyi anında manuel dikişlerle takviye ederek kapatır. Bu test, ameliyat sonrası oluşabilecek "erken dönem kaçak" riskini neredeyse sıfıra indirir.
Ancak sadece sızdırmazlık yeterli değildir; midenin kalan kısmının kanlanması ve doku oksijenasyonu da hayati önem taşır. Incisura angularis adı verilen midenin dar açılı bölgesinde oluşabilecek bir darlık veya stapler hattının aşırı sıkılması, doku beslenmesini bozarak nekroza (doku ölümü) yol açabilir. 2026 teknolojisinde kullanılan floresan görüntüleme (ICG - Indosiyanin Yeşili) yöntemleri ile cerrah, kızılötesi ışık altında midenin kan akışını canlı olarak izleyebilir.
Midenin His açısı bölgesindeki diseksiyonun hassasiyeti ve damar yapılarının korunması, uzun vadede midenin canlılığını sürdürmesini sağlar. Bu teknik titizlik, hastanın iyileşme sürecini hızlandırırken, bariatrik cerrahinin en korkulan komplikasyonlarını cerrahi masada bertaraf eder.
Tüp mide ameliyatı kararı, yalnızca estetik kaygılarla değil, tıp literatürünün en güncel otoritesi kabul edilen IFSO (International Federation for the Surgery of Obesity) ve ASMBS tarafından belirlenen klinik kriterler doğrultusunda verilir. 2026 yılı itibarıyla obezite cerrahisi, sadece "kilo verme" işlemi değil, vücudun bozulan metabolik dengesini restore eden bir müdahale olarak tanımlanmaktadır.
Geleneksel olarak VKİ (Vücut Kitle İndeksi) 40’ın üzerinde olan bireyler doğrudan ameliyat adayıdır. Ancak modern tıp, VKİ’nin tek başına yeterli bir veri olmadığını; iç organ yağlanması ve yandaş hastalıkların (co-morbidities) çok daha kritik birer belirteç olduğunu kanıtlamıştır.
Güncellenen rehberlere göre:
VKİ ≥ 35 kg/m²: Herhangi bir ek hastalığa bakılmaksızın, kalıcı kilo kaybı ve yaşam süresinin uzatılması amacıyla cerrahi müdahale önerilir.
VKİ 30 - 34.9 kg/m²: Eğer bireyde kontrol altına alınamayan Tip 2 Diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi metabolik bozukluklar varsa, tüp mide ameliyatı "Metabolik Cerrahi" kapsamında birinci basamak tedavi olarak kabul edilir.
Otorite kabul edilen kriterlere göre; aktif madde bağımlılığı olanlar, kontrol altına alınamayan ciddi psikiyatrik bozukluğu (şizofreni, ağır bipolar bozukluk gibi) bulunanlar ve ameliyat sonrası beslenme disiplinine uyum sağlayamayacak düzeyde kısıtlılıkları olan bireyler cerrahi aday listesinden çıkarılır. Ayrıca, Barrett Özofagusu veya ileri derece reflü (GÖRH) tanısı olan hastalarda tüp mide yerine Gastrik Bypass teknikleri tercih edilmelidir.
Aşağıdaki tablo, Güncel tıp protokollerine göre hastanın fiziksel ve klinik durumuna göre hangi yöntemin öncelikli olduğunu özetlemektedir:
| VKİ Aralığı (kg/m2) | Yandaş Hastalık Durumu | Önerilen Müdahale / Ameliyat |
|---|---|---|
| 25 - 29.9 | Yok veya Hafif İnsülin Direnci | Mide Balonu / İlaç Tedavisi / Diyet |
| 30 - 34.9 | Tip 2 Diyabet, HT, Uyku Apnesi Var | Tüp Mide Ameliyatı (Metabolik Amaçlı) |
| 30 - 34.9 | Yandaş Hastalık Yok | Mide Balonu veya Revize Diyet Programı |
| 35 - 39.9 | Hastalık Şartı Aranmaz (2026 Kriteri) | Tüp Mide Ameliyatı (Altın Standart) |
| 40 - 49.9 | Genellikle Mevcut | Tüp Mide veya Gastrik Bypass |
| 50+ | Çoklu Komplikasyon Riski | Robotik Tüp Mide / Biliopankreatik Diversiyon |
| Herhangi Bir VKİ | İleri Derece Reflü / Barrett Özofagusu | Roux-en-Y Gastrik Bypass |
Tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi), obezite ile mücadelenizin sadece cerrahi aşamasıdır. Başarının sürdürülebilir olması ve hedeflenen kilo kaybının komplikasyonsuz gerçekleşmesi, ameliyat sonrası "Beslenme Rehabilitasyonu" dönemine ne kadar sadık kaldığınıza bağlıdır. Bariatrik protokolleri, hastanın yeni anatomisine uyum sağlaması için dört temel fazdan oluşan bir geçiş takvimi öngörür.
| 1. Hafta: Berrak Sıvı Dönemi | 2. Hafta: Püre Dönemi | 1. Ay: Katı Gıdaya Geçiş |
|---|---|---|
|
|
|
| Kural: Sıvılar yudum yudum içilmeli, pipet asla kullanılmamalıdır. | Kural: Doygunluk hissedildiği an yeme bırakılmalı, mide zorlanmamalıdır. | Kural: 30 Dakika Kuralı (Katı-Sıvı ayrımı) kesinlikle uygulanmalıdır. |
Yeni midenizin iyileşme sürecinde dikiş hattını (stapler hattı) korumak ve mide içi basıncı minimize etmek için gıdaların kıvamı kademeli olarak artırılır.
Ameliyattan sonraki ilk hafta, midenin en hassas olduğu dönemdir. Bu evrede amaç, hidrasyonu sağlamak ve mideyi yormadan iyileşmeyi desteklemektir.
Tüketilecekler: Berrak et/tavuk suyu (süzülmüş), şekersiz tanesiz kompostolar, açık çay ve su.
Kural: Sıvılar çok yavaş, yudum yudum içilmelidir. Bir dikişte 30 ml (bir shot bardağı kadar) sıvı 15-20 dakikaya yayılmalıdır.
İkinci haftadan itibaren protein alımına başlanır. Mide artık biraz daha yoğun kıvamları tolere edebilir ancak taneli gıdalar için henüz erkendir.
Tüketilecekler: Blenderdan geçirilmiş süzme peynir, yumurta akı, yağsız yoğurt, püre haline getirilmiş haşlanmış sebzeler ve bariatrik protein tozları.
Kural: Öğün başına hacim 60-90 ml (yaklaşık yarım su bardağı) olmalıdır. Doygunluk hissedildiği an beslenme durdurulmalıdır.
Birinci ayın sonuna yaklaşırken mide dokusu büyük oranda iyileşmiştir. Çatalla ezilebilen yumuşak dokulu gıdalara geçiş yapılır.
Tüketilecekler: Kıyma, iyi pişmiş balık, haşlanmış yumurta (tam), yumuşak meyveler.
Kural: Her lokma en az 20-30 kez çiğnenmelidir. Katı-sıvı ayrımı (yemek yerken su içmemek) kuralı bu evrede hayati önem kazanır.
Artık "Yeni Normal" düzeninize geçiş yaparsınız. Ancak bu, eski yeme alışkanlıklarına dönüş değildir. Yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı ve sağlıklı yağlar içeren bir diyet yaşam tarzı haline gelmelidir.
Katı-Sıvı Ayrımı: Yemeklerden 30 dakika önce ve sonra sıvı alımını kesin. Bu, midenin erken dolmasını ve genişlemesini önler.
Protein Önceliği: Tabağınızda her zaman önce protein (et, balık, yumurta) olmalıdır. Karbonhidrat en son ve çok az miktarda tüketilmelidir.
Yavaş Çiğneme: Bir öğün en az 20 dakika sürmelidir. Hızlı yemek, tokluk hissi beyne ulaşmadan midenin aşırı gerilmesine neden olur.
Gazlı İçeceklerden Kaçınma: Asitli ve gazlı içecekler mide poşuna baskı yaparak hem ağrıya hem de uzun vadede genişlemeye neden olabilir.
Düzenli Egzersiz: İlk 1 ay sadece yürüyüş, 1. aydan sonra doktor onayıyla direnç egzersizlerine başlanarak kas kütlesi korunmalıdır.
Tüp mide ameliyatı sonrası midenin hacmi küçüldüğü ve İntrinsik Faktör (B12 emilimi için gerekli protein) sentezi azaldığı için bazı vitaminlerin emilimi kısıtlanır. Eksikliklerin önüne geçmek için 2026 ASMBS (American Society for Metabolic and Bariatric Surgery) rehberi şu takviyeleri zorunlu kılar:
Multivitamin: Bariatrik cerrahiye özel, yüksek emilimli çiğnenebilir veya sıvı formlar.
Vitamin B12: Midedeki emilim azaldığı için genellikle dil altı sprey veya aylık enjeksiyon formunda tercih edilir.
Kalsiyum Sitrat: Kemik sağlığını korumak için (Karbonat formu yerine Sitrat formu tercih edilmelidir çünkü mide asidi düşükken daha iyi emilir).
Demir: Özellikle kadın hastalarda anemi riskine karşı takip edilerek verilmelidir.
Sıklıkla Gastrik Bypass ile karıştırılan Dumping Sendromu, midenin içeriğinin çok hızlı bir şekilde ince bağırsağa boşalması sonucu oluşan bir durumdur.
Tüp Midede Durum: Tüp mide ameliyatında midenin çıkış kapısı olan pilor kası korunur. Bu nedenle tüp mide hastalarında klasik Dumping Sendromu görülme olasılığı Bypass'a göre çok daha düşüktür.
Ancak Dikkat: Eğer hasta ameliyat sonrası çok yüksek şekerli veya aşırı yağlı gıdaları hızlı tüketirse, "Yalancı Dumping" denilen terleme, çarpıntı ve ishal atakları yaşayabilir. Bu, vücudun yüksek ozmolariteye sahip gıdalara verdiği bir tepkidir. Pilor kası korunsa da, hacim küçüldüğü için gıda geçiş hızı yine de normale göre yüksektir.
Obezite, sadece bir kilo problemi değil, tedavi edilmesi gereken kronik bir metabolik hastalıktır. A Life Sağlık Grubu bünyesindeki Obezite Cerrahisi kliniklerinde, makalelerimizde detaylandırdığımız "sıfır hata" prensibiyle çalışıyoruz.
Neden A Life Obezite Cerrahisi?
İleri Teknoloji ve Stapler Güvenliği: Ameliyatlarımızda kullanılan "akıllı stapler" teknolojisi ve doku güçlendirme yöntemleri ile kanama ve kaçak riskini minimize ediyoruz.
Hormonal Kontrol (Ghrelin Baskılanması): Midenin fundus bölgesine yapılan hassas müdahale ile açlık hormonunu kontrol altına alıyor, hastalarımıza sadece fiziksel değil, biyokimyasal bir tokluk hissi sağlıyoruz.
Multidisipliner Takip: Operasyon sadece bir başlangıçtır. Pursaklar, Altındağ ve Ankara şubelerimizde; bariatrik diyetisyenler, psikologlar ve dahiliye uzmanlarımızla hastalarımızı ameliyat sonrası 2 yıl boyunca yakından takip ediyoruz.
Ankara, Pursaklar ve Altındağ: Üç Merkezde Kesintisiz Hizmet
Genel cerrahi branşımızda, modern tıbbın ulaştığı en ileri teknikleri (Laparoskopik ve Minimal İnvaziv Cerrahi) tüm lokasyonlarımızda standart hale getirdik.
Hasta Güvenliği ve Konforu Önceliğimizdir
Ameliyatlarımızda uyguladığımız intraoperatif kaçak testi ve doku beslenmesi (perfüzyon) takibi sayesinde, hastalarımızı en yüksek güvenlik protokolleri ile taburcu ediyoruz. Ankara, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizin tamamında, yoğun bakım desteği ve modern hasta odaları ile süreci bir sağlık kampına dönüştürüyoruz.
"Kilo vermek sadece bir sonuçtur; asıl hedefimiz, metabolizmanızı ve yaşam enerjinizi yeniden kazanmanızı sağlamaktır."
Bu rehberde sunulan bilgiler, uluslararası bariatrik cerrahi standartları ve aşağıdaki akademik çalışmalar ışığında hazırlanmıştır:
Mechanisms of weight loss and diabetes remission after sleeve gastrectomy. (NCBI - PubMed): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23112134/
ASMBS Clinical Practice Guidelines for the Perioperative Nutritional, Metabolic, and Nonsurgical Support of the Bariatric Surgery Patient. (ASMBS): https://asmbs.org/resources/clinical-practice-guidelines
Long-term outcomes of laparoscopic sleeve gastrectomy: a systematic review. (PubMed): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32014811/
Micronutrient deficiencies after bariatric surgery: Prevention and management. (NCBI): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28540445/
Dumping syndrome after bariatric surgery: Prevalence and clinical impact. (Journal of Bariatric Surgery): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27233634/
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 19 Ocak 2026 05:55
Yayınlanma Tarihi: 30 Temmuz 2024 01:59
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Tüp mide ameliyatı, midenin yaklaşık %80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılarak midenin bir tüp veya muz şekline getirilmesi işlemidir. Bu operasyon hem mide hacmini küçülterek gıda alımını kısıtlar hem de açlık hormonu ghrelin seviyesini düşürerek iştahı azaltır. Kapalı (laparoskopik) yöntemle uygulanan, modern bir obezite cerrahisi yöntemidir.
Mide küçültme ameliyatı için sadece kilo değil, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) dikkate alınır. VKİ değeri 35 kg/m² ve üzeri olanlar veya VKİ değeri 30-35 arası olup tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi yandaş hastalığı bulunanlar bu ameliyat için uygun adaydır. Genellikle ideal kilonun en az 30 kilo üzerinde olunması beklenir.
Tüp mide ameliyatı fiyatları; operasyonda kullanılan stapler teknolojisinin kalitesine, hastanenin donanımına, cerrahın tecrübesine ve hastanın ek sağlık sorunlarına göre değişiklik gösterir. 2026 güncel fiyat bilgisi ve size özel tedavi planlaması için uzman hekim muayenesi sonrasında hastanemizden detaylı maliyet analizi almanız en sağlıklı yoldur.
Ameliyat sonrası mide dokusu doğal bir miktar esneme payına sahiptir. Ancak midenin eski hacmine dönmesi biyolojik olarak mümkün değildir. "Mide büyümesi" olarak adlandırılan durum, genellikle hastanın yüksek kalorili sıvı beslenmesi veya katı-sıvı ayrımına uymayarak mideyi zorlaması sonucu oluşur. Beslenme disiplini korunduğunda sonuçlar kalıcıdır.
Her cerrahi işlem gibi tüp mide ameliyatının da riskleri (kanama, enfeksiyon, kaçak) mevcuttur. Ancak günümüzde gelişen teknoloji ve laparoskopik teknikler sayesinde bu riskler, safra kesesi veya fıtık ameliyatları seviyesine inmiştir. Uzman bir ekip ve donanımlı bir hastanede yapıldığında obezitenin yarattığı hayati riskler, ameliyatın risklerinden çok daha fazladır.
Hastalar genellikle ameliyat sonrası ilk 1 yılda fazla kilolarının %60 ile %80’ini kaybederler. Kilo verme hızı ilk 3 ayda en yüksektir. Nihai sonuçlara ulaşmak hastanın metabolizma hızına, yaşına ve ameliyat sonrası beslenme ile egzersiz programına uyumuna bağlıdır. Çoğu hasta ilk 6 ayda ideal kilosuna yaklaşır.
Laparoskopik (kapalı) yöntemle uygulanan tüp mide ameliyatı, hastanın anatomik yapısına ve önceki karın ameliyatı geçmişine bağlı olarak ortalama 45 ile 90 dakika arasında tamamlanır. Ameliyat sonrası hastalar genellikle aynı gün ayağa kalkar ve hastanede toplam 2 veya 3 gece müşahede altında tutulurlar.
Hangi yöntemin uygun olduğu hastanın VKİ değerine, şeker hastalığının durumuna ve şiddetli reflü (GÖRH) varlığına göre belirlenir. Tüp mide daha fizyolojik bir yöntemdir; gastrik bypass ise ileri derece diyabet ve şiddetli reflüsü olan hastalarda daha etkili olabilir. En doğru kararı cerrahınız tetkiklerden sonra verecektir.
Hızlı kilo kaybı sonrası sarkmaları minimize etmek için ameliyattan sonraki 1. aydan itibaren düzenli egzersiz ve protein ağırlıklı beslenme hayati önem taşır. Bol su tüketimi cildin elastikiyetini korur. Çok yüksek kilolardan düşen hastalarda, kilo verme süreci tamamlandıktan (yaklaşık 18-24 ay sonra) sonra estetik cerrahi gerekebilir.
Genel kabul görmüş yaş sınırı 18 ile 65 yaş arasıdır. Ancak 18 yaş altındaki ergenlerde (pediatrik bariatrik kurul onayıyla) ve 65 yaş üstündeki performansı uygun hastalarda, obeziteye bağlı yaşamı tehdit eden hastalıklar varsa doktor kararıyla operasyon gerçekleştirilebilir.
Masa başı işlerde çalışan hastalar ameliyattan 7 ile 10 gün sonra iş başı yapabilirler. Eğer işiniz ağır fiziksel aktivite veya ağır kaldırmayı gerektiriyorsa, dikiş yerlerinin ve karın duvarının tamamen iyileşmesi için 4 ile 6 hafta beklemeniz önerilir. İyileşme hızı kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
Operasyon kapalı (laparoskopik) yöntemle, karın bölgesinde açılan 4-5 adet küçük delikten yapıldığı için büyük bir cerrahi iz kalmaz. Bu küçük kesi izleri genellikle 0.5 - 1 cm boyutundadır ve ameliyattan sonraki ilk bir yıl içinde ten rengine dönerek fark edilemeyecek kadar belirsizleşir.
Tüp mide ameliyatı sonrası vücudun metabolik dengesinin oturması ve kilo kaybının tamamlanması için hamilelik planı en az 18-24 ay ertelenmelidir. Bu süre, hem annenin hem de bebeğin gerekli vitamin ve mineralleri sağlıklı bir şekilde alabilmesi için kritik bir öneme sahiptir.
Evet, midenin küçülmesi ve bazı emilim değişiklikleri nedeniyle multivitamin, B12, kalsiyum ve bazen demir takviyesi kullanılması zorunludur. İlk yıl düzenli kan tahlilleriyle bu değerler izlenir. Takviyelerin düzenli kullanımı; saç dökülmesi, halsizlik ve kemik erimesi gibi yan etkilerin yaşanmasını tamamen engeller.
Ameliyat sonrası ilk 6-12 ay alkol tüketimi kesinlikle önerilmez. Alkol hem yüksek kalorilidir hem de ameliyat sonrası küçülen mide nedeniyle kana çok hızlı karışarak karaciğer üzerinde ciddi toksik etkiler yaratabilir. Ayrıca alkol tüketimi mide dikiş hattında tahrişe ve ülser riskine yol açabilir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.