Halk arasında "burun eti yakma" olarak bilinen prosedür, aslında modern tıbbın radyofrekans ablasyon teknolojisidir. Ankara A Life Sağlık Grubu bünyesindeki Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizde, günümüz cerrahi protokolleri uyarınca bu işlemi "yok etmek" değil, "fizyolojik dengeyi yeniden kurmak" olarak tanımlıyoruz.
Burun etleri (konkalar), dışarıdan alınan havanın akciğerlere gitmeden önce işlendiği dinamik organlardır. Alerji, hava kirliliği veya septum deviasyonuna (kemik eğriliği) bağlı olarak bu etler aşırı büyüdüğünde (konka hipertrofisi), nefes yolu mekanik bir tıkanıklığa uğrar. Radyofrekans yöntemi, bu tıkanıklığı neşter kullanmadan, doku içine iletilen termal enerjiyle 3.8 - 4.0 MHz frekans aralığında bir moleküler sürtünme yaratarak çözer.
Burun etleri, sadece "orada duran" statik yapılar değildir. Onlar, solunum sisteminin en gelişmiş klima üniteleridir. Her bir konka, üzerine zengin bir damar ağı ve mukozal örtü giydirilmiş kompleks bir mimariye sahiptir.
Bu yapıların solunum fizyolojisindeki üç ana görevi şunlardır:
Isıtma: Soğuk havayı vücut ısısına (36-37°C) saniyeler içinde yaklaştırır.
Nemlendirme: Havanın kurumasını önleyerek akciğer bronşlarının tahriş olmasını engeller.
Filtreleme: Havadaki toz, polen ve mikropları mukoza üzerindeki tüyler (silia) aracılığıyla süzer.
Ankara’nın kuru ve sert ikliminde konkaların bu görevi çok daha kritiktir. Radyofrekans teknolojisi, bu filtreleme özelliğini bozmadan, sadece şişmiş olan süngersi dokuyu hedef alarak hastanın doğal filtreleme kapasitesini korur.
Bir cerrah olarak düzeltmem gereken en yaygın yanlış inanış, burun etinin "tamamen yakılarak yok edildiği" düşüncesidir. Burun etinin dış yüzeyini kaplayan mukoza tabakası, koku alma ve savunma sistemi için hayati önem taşır. Eğer bu dış tabaka yakılırsa, boş burun sendromu denilen ve geri dönüşü olmayan ciddi solunum sorunları oluşabilir.
Radyofrekans işleminde biz;
Mukoza Altı (Submukoza): Sadece mukoza örtüsünün altındaki, aşırı kanlanan ve şişen vasküler dokuyu hedef alırız.
Termal Hasar: Radyofrekans probu, doku altına yerleştirilerek yaklaşık 60-80°C ısı oluşturur. Bu ısı, doku içindeki proteinlerin koagülasyonuna (pıhtılaşmasına) neden olur.
Büzülme Etkisi: Zamanla vücut bu hasarlı dokuyu temizler ve iyileşme dokusu (fibrozis) oluşurken burun eti bir balonun sönmesi gibi içten içe büzülerek küçülür.
Ankara A Life Sağlık Grubu'nda, hastalarımıza sadece "nefes açma" vaat etmiyor, burnun o muazzam biyolojik mühendisliğini koruyarak yaşam kalitesini artırıyoruz. Radyofrekans, güncel itibarıyla tamponsuz, kesisiz ve ağrısız bir solunum devrimidir.
Tıbbi adıyla konka hipertrofisi, burun içindeki mukoza tabakasının veya kemik yapısının hacimsel olarak artmasıdır. Bu büyüme, burun pasajındaki hava akışının V hızını düşürürken, direnci R ise dördüncü kuvvetten artırır. Fizyolojik olarak konkalar, içlerindeki kavernöz sinüzoidler (kan gölleri) sayesinde şişer. Eğer bu damarlar sürekli geniş kalmaya zorlanırsa, doku elastikiyetini kaybeder ve "kronik şişlik" tablosu yerleşir.
Ankara'nın sert karasal iklimi, düşük nem oranları ve mevsim geçişlerindeki ani ısı değişimleri, konkaların üzerindeki termoregülasyon yükünü artırarak bu büyüme sürecini tetikleyen en önemli dış etkenlerdir.
Alerji, burun etlerinin en büyük düşmanıdır. Vücut bir alerjenle (polen, toz akarı, evcil hayvan tüyü) karşılaştığında, IgE aracılı bir inflamasyon başlatır. Bu süreçte salınan histamin, damarların geçirgenliğini artırarak dokuda yoğun bir ödem (su toplanması) oluşturur.
Hava kirliliği ve egzoz dumanı gibi irritanlar ise mukozadaki "silia" adı verilen temizleyici tüycüklerin hareketini yavaşlatır. Mukoza kendini korumak için kalınlaşır ve salgı üretimini artırır. Eğer bu irritasyon süreklilik arz ederse, burun etleri bir daha eski boyutlarına dönemeyecek şekilde fibrotik (sertleşmiş) bir yapıya bürünür. Bu noktada ilaç tedavileri genellikle yetersiz kalır ve radyofrekans gibi termal küçültme yöntemleri kaçınılmaz hale gelir.
Burun anatomisi bir denge üzerine kuruludur. Burun orta bölmesi (septum) bir tarafa doğru eğri olduğunda (septum deviasyonu), bir burun deliği daralırken diğeri genişler. Vücut, geniş olan taraftan giren aşırı havanın burun mukozasını kurutmasını ve akciğerlere soğuk hava gitmesini önlemek için "akıllı" ama bazen sorun yaratan bir mekanizma geliştirir: Kompansatuar Hipertrofi.
Geniş taraftaki alt konka, boşluğu doldurmak için devasa boyutlara ulaşır. Sonuç olarak, hasta hem kemik eğriliği olan taraftan nefes alamaz hem de etin büyüdüğü taraftan. Ankara şubelerimizde yaptığımız operasyonlarda, deviasyonu düzeltirken mutlaka büyümüş olan bu karşı konkaya da radyofrekans uygulayarak "tam açıklık" sağlıyoruz.
Burun girişinin hemen arkasında yer alan nazal valf bölgesi, hava yolunun en dar ve direncin en yüksek olduğu noktadır. Poiseuille Yasası'na göre direnç R, yarıçapın r dördüncü kuvvetiyle ters orantılıdır:
R ≈ (8 × η × L) / (π × r^4)
Kendi kendinize teşhis koymadan önce, tıkanıklığın kaynağını anlamak için aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz:
Radyofrekans ile konka küçültme işlemi, cerrahi neşterin yerini yüksek frekanslı radyodalgalarının aldığı, son derece kontrollü bir prosedürdür. İşlem, hastanın konforu için burun içine yerleştirilen anestezik ilaçlı pamuklarla bölgenin uyuşturulmasıyla başlar. Eğer hasta çok heyecanlıysa veya beraberinde kemik eğriliği (deviasyon) gibi ek işlemler yapılacaksa, hafif bir sedasyon veya genel anestezi de tercih edilebilir.
Operasyonun kalbinde, ucu bir iğne kadar ince olan özel radyofrekans probları yer alır. Cerrah olarak biz, bu probu burun etinin (alt konka) en ön kısmından dokunun içine, yani mukoza altına yerleştiririz. Cihaz çalıştırıldığında, doku dışarıdan bakıldığında hiçbir zarar görmez; ancak içeride hedeflenen noktada milimetrik bir enerji transferi başlar. Tüm süreç, endoskopik kameralar eşliğinde dev ekranlarda 20 kat büyütülerek izlenir, bu da bize hata payı bırakmayan bir hassasiyet sağlar.
Radyofrekans teknolojisinin çalışma prensibi, doku içindeki su moleküllerini ve iyonları yüksek frekansta (yaklaşık 4 MHz) titreştirmektir. Bu hızlı titreşim, doku içinde kontrollü bir sürtünme ısısı yaratır. "Yanıltmama" ilkemiz gereği belirtmeliyiz ki; bu ısı 60 ile 80 derece arasında sabit tutulur. Bu sıcaklık, dokuyu kömürleştirecek kadar yüksek değildir ancak doku içindeki proteinlerin yapısını değiştirecek (denatürasyon) kadar etkilidir.
Sürecin biyolojik çıktısı şu şekildedir:
Protein Koagülasyonu: Mukoza altındaki damarsal ağda mikroskobik pıhtılaşmalar oluşturulur.
Yara İyileşme Yanıtı: Vücut, bu kontrollü termal hasarı onarmak için bölgeye iyileşme hücrelerini gönderir.
Fibrozis (Büzülme): İyileşme süreci tamamlandığında, doku içinde "fibrozis" dediğimiz sertleşmiş ama sağlıklı bir iç doku oluşur. Bu doku, bir balonun havasının inmesi gibi burun etini içten içe çekerek küçültür.
Burun etinin üzerindeki pembe örtü (mukoza), burnun savunma sistemidir. Eğer bu tabakaya klasik lazerle veya eski tip elektrikli koterlerle zarar verilirse, burun içindeki tüycükler (silialar) ölür. Bu da burun içinde kurumaya, kabuklanmaya ve bitmek bilmeyen kötü kokulu enfeksiyonlara yol açar.
Ankara'daki kliniklerimizde kullandığımız modern radyofrekans cihazları, enerjiyi sadece probun ucundan, dokunun derinliğine iletir. Mukozanın en üst tabakası bu enerjiden etkilenmez. Böylece ameliyat sonrası hastada "boş burun sendromu" gibi riskler oluşmaz. Hasta, burun etinin koruyucu nemlendirme ve ısıtma fonksiyonlarını kaybetmeden sadece tıkanıklık yaratan "şişkinlikten" kurtulmuş olur.
Anestezi seçimi, hastanın anatomik ihtiyacına ve psikolojik durumuna göre belirlenir:
Lokal Anestezi: Sadece burun eti büyümesi olan hastalarda tercih edilir. Yaklaşık 10 dakikalık bir işlemdir. Hasta işlem sırasında sadece hafif bir baskı hisseder, ağrı duymaz. İşlem biter bitmez yürüyerek hastaneden ayrılabilir.
Genel Anestezi: Eğer burun etleriyle beraber burun kemiği eğriliği (septoplasti) veya sinüzit cerrahisi (ESC) yapılacaksa en sağlıklı yoldur. Ayrıca ameliyat korkusu çok yüksek olan hastalarda konfor için tercih ediyoruz.
Radyofrekans, zamanın cerrah için en verimli kullanıldığı işlemlerden biridir. Saf cerrahi süre, her bir burun eti için yaklaşık 2-3 dakikadır. Ancak bu kısa süre sizi yanıltmasın; her bir atışın yapılacağı derinlik, enerjinin şiddeti (joule cinsinden) ve probun geri çekilme hızı cerrahın tecrübesine bağlıdır.
A Life Sağlık Grubu'nun Ankara şubelerinde, her hastanın konka yapısını işlem öncesi endoskopik olarak "haritalandırıyoruz". Eğer konkanın arka ucu (kuyruk kısmı) daha büyükse, enerjiyi o bölgede yoğunlaştırıyoruz. Bu milimetrik yaklaşım, operasyon sonrası başarının kalıcı olmasını sağlayan temel farktır.
Aşağıdaki tablo, Ankara birimlerimizde teknolojiyi seçerken kullandığımız teknik kriterleri özetlemektedir:
Lazer ve radyofrekans, minimal invaziv (kesisiz) cerrahinin iki güçlü sütunudur. Ancak doku üzerindeki etkileri fiziksel olarak farklıdır. Lazer, ışık enerjisini kullanarak dokuda yüksek ısı (100 derecenin üzeri) oluşturur ve dokuyu buharlaştırır (ablasyon). Bu, özellikle kanama kontrolü için mükemmeldir ancak mukoza yüzeyinde radyofrekansa göre daha fazla kabuklanma yapabilir.
Radyofrekans ise doku içinde iyonik bir titreşim yaratarak 60 ile 80 derece arasında daha düşük bir ısı kullanır. Bu "submüköz" yani mukoza altı odaklanma, dış yüzeyi korurken içeride daha sağlam bir iyileşme dokusu (fibrozis) oluşturur. "Yanıltmama" ilkesi gereği; yumuşak doku kaynaklı büyümelerde radyofrekansın yarattığı iç büzülme, lazerin yüzeyel ablasyonuna göre uzun vadede daha kalıcı ve stabil sonuçlar verme eğilimindedir.
Koblasyon (soğuk ablasyon), radyofrekansın bir üst evrimi olarak kabul edilen güncel model bir teknolojidir. Klasik radyofrekans 80 dereceye kadar çıkarken, koblasyon plazma alanını kullanarak 40 ile 70 derece gibi çok daha düşük sıcaklıklarda çalışır.
Bu yöntemin radyofrekansa göre temel farkı, dokuyu termal bir hasarla değil, moleküler bağları kopararak ayrıştırmasıdır. Koblasyon, mukoza hassasiyeti çok yüksek olan veya alerjik yapısı nedeniyle burun etleri çok hızlı şişen hastalarda "en nazik" çözümü sunar. Ancak maliyet ve sarf malzeme gereksinimi nedeniyle her vakada değil, özellikle hassas doku yönetimi gerektiren durumlarda Ankara yerleşkelerimizde tercih ettiğimiz bir seçenektir.
Bazen burun eti büyümesi (konka hipertrofisi) sadece damarsal veya etsel değildir; konkanın içindeki kemik yapısı da genetik veya çevresel nedenlerle kalınlaşmış olabilir. İşte bu noktada ne radyofrekans ne de lazer yeterli olur. Radyofrekans kemiği küçültemez.
Mikrodebrider (Tıraşlama) yöntemi, dönen bir bıçak ve vakum sisteminden oluşan teknik bir cihazdır. Bu yöntemde mukoza altında küçük bir tünel açılır ve cihaz içeri sokularak konka kemiğinin fazlalığı "tıraşlanarak" dışarı çekilir. Eğer hastamızda kemiksel bir blokaj saptadıysak, radyofrekansın büzüştürücü gücünü mikrodebriderin mekanik temizliği ile kombine ediyoruz. Bu "hibrit" yaklaşım, nüks (tekrarlama) riskini neredeyse sıfıra indiren en profesyonel yaklaşımdır.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde hastalarımızın anatomik haritasına göre yaptığımız teknik değerlendirmeyi temsil etmektedir (Puanlar 1-10 arasıdır, 10 en yüksek değeri temsil eder):
Radyofrekans işlemi, doku yüzeyinde açık bir yara bırakmadığı için klasik ameliyatlarla kıyaslanmayacak kadar konforludur. Ancak doku içinde bir "termal modülasyon" yapıldığı unutulmamalıdır. Vücut, bu iyonik büzüştürme etkisine ilk birkaç gün boyunca reaktif bir ödemle cevap verir. Yani operasyondan hemen sonra burnun bir miktar şişmesi, iyileşme mekanizmasının aktifleştiğinin bir kanıtıdır.
Ankara’nın düşük nemli ikliminde, mukoza sağlığını korumak iyileşme hızını doğrudan etkiler. Bu süreçte en büyük göreviniz, mukoza altındaki iyileşme dokusunun (fibrozis) sağlıklı bir şekilde büzülmesine izin vermektir. Bu büzülme süreci haftalar içinde tamamlanacak ve burnunuzun iç hacmi gün geçtikçe genişleyecektir.
Birçok hastanın burun operasyonlarından çekinme nedeni, burnun içine yerleştirilen ve çıkarılırken ciddi ağrı veren metrelerce uzunluktaki bez tamponlardır. Radyofrekans yönteminde bu tamponlara ihtiyaç duyulmaz.
Koterizasyon Etkisi: Radyofrekans enerjisi dokuyu küçültürken aynı zamanda kan damarlarını anında mühürler. Bu doğal mühürleme sayesinde operasyon sonrası kanama riski minimumdur.
Nefes Alarak Uyanma: Hastalarımız ameliyattan çıktıkları andan itibaren burunlarından nefes alabilirler. Klasik tamponların yarattığı baskı, baş ağrısı ve yutkunma güçlüğü radyofrekans hastalarında yaşanmaz.
Hızlı Taburcu: Lokal anestezi ile 10-15 dakikada tamamlanan işlem sonrası hastalarımız, sadece 1 saatlik gözlemin ardından kendi araçlarını kullanarak evlerine veya işlerine dönebilirler.
İyileşmenin sigortası, burun içinin temiz ve nemli tutulmasıdır. Radyofrekans sonrası dokuda oluşan mikro kabukların temizlenmesi için Nazal Duş (Okyanus Suyu) kullanımı hayati önem taşır.
Ankara kliniklerimizde hastalarımıza sunduğumuz bakım rehberi şu maddeleri içerir:
Yıkama Sıklığı: Günde en az 4-5 kez okyanus suyu ile burnu yıkamak, mukozanın kurumasını engeller ve iyileşme dokusunu yumuşatır.
Sümkürme Yasağı: İlk 1 hafta boyunca burnu sertçe sümkürmek, mühürlenen damarlarda sızıntıya yol açabilir. Temizlik sadece nazal duşun akışkanlığı ile yapılmalıdır.
Nemlendirici Yağlar: Ankara'nın sert kış aylarında burun içindeki sızlamayı önlemek için hekiminizin önerdiği vitamin içerikli burun damlaları veya kremler mukoza esnekliğini artırır.
Operasyonun ardından ilk 3-5 gün "Sanki burnum eskisinden daha tıkalı" diyebilirsiniz. "Yanıltmama" ilkesi gereği; bu durum lazer veya radyofrekansın yarattığı geçici doku şişliğidir. Bu evrede sabırlı olmak gerekir.
İyileşme döngüsü genellikle şu şekilde ilerler:
2. Hafta: Ödem hızla iner, kabuklanmalar azalır. Hastalar ilk kez "ferah" bir nefes almaya başladıklarını bu dönemde hissederler.
4. Hafta: Burun etleri hedeflenen boyuta ulaşır. Mukoza tamamen iyileşmiş ve nem dengesi oturmuş olur.
6. Hafta: Nihai sonuç alınır. Burun içi pasaj maksimum genişliğine ulaşır.
Aşağıdaki tablo, Ankara A Life Sağlık Grubu'nda uyguladığımız standart operasyon sonrası takip planıdır:
Burun sağlığı, yaşam enerjinizi doğrudan etkileyen bir unsurdur. Bizi Ankara’nın tercih edilen KBB otoritesi kılan farklarımız şunlardır:
Üç Stratejik Lokasyon: Altındağ, Pursaklar ve Etimesgut yerleşkelerimizle Ankara’nın her noktasına yakınız. Bu sayede hem operasyon hem de takip süreçlerinizde ulaşım konforu sağlıyoruz.
Kişiselleştirilmiş Enerji Yönetimi: Her burun eti yapısı aynı değildir. Uzman kadromuz, konkanın hacmine ve doku karakterine göre radyofrekans dozunu milimetrik olarak ayarlayarak en yüksek başarıyı hedefler.
Modern Radyofrekans Altyapısı: Güncel model radyofrekans cihazlarımız sayesinde dokuda minimum ısı yayılımı ile maksimum büzüşme sağlıyor, çevre dokuları (mukozayı) %100 oranında koruyoruz.
Hızlı Sosyal Dönüş: Uyguladığımız "tamponsuz cerrahi" protokolü sayesinde, hastalarımızın aynı gün sosyal ve profesyonel hayatlarına dönmelerini standart hale getiriyoruz.
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Burun eti yakma ameliyatı, tıbbi adıyla radyofrekans konka redüksiyonu, burun içindeki alt etlerin (konka) kontrollü ısı enerjisiyle küçültülmesidir. A Life Sağlık Grubu’nda uygulanan bu yöntemde, özel bir elektrot yardımıyla mukoza altına radyofrekans enerjisi verilir. Bu enerji dokuda büzüşme yaratarak hacmi azaltır. Kesisiz ve dikişsiz olması sayesinde hastaların nefes kalitesini hızla artıran modern bir cerrahi çözümdür.
Konka hipertrofisi, yani burun eti büyümesi, genellikle alerjik rinit, kronik sinüzit, sigara kullanımı veya hava kirliliği gibi nedenlerle dokuların kalıcı olarak şişmesidir. Ayrıca septum deviasyonu olan hastalarda, eğriliğin aksi tarafındaki burun eti denge sağlamak için aşırı büyüyebilir. A Life uzmanları, bu yapısal sorunu doğru teşhis ederek hastanın nefes yolunu profesyonelce açan tedavi protokollerini uygulamaktadır.
Radyofrekans konka redüksiyonu, klasik burun eti kesme ameliyatlarına göre çok daha üstün bir yöntemdir. En büyük avantajı, burun etinin yüzeyindeki koruyucu mukoza tabakasına zarar vermeden sadece iç dokuyu küçültmesidir. A Life Sağlık Grubu’nda tercih edilen bu teknoloji; kanamasız olması, hastanede yatış gerektirmemesi ve dokuların nemlendirme işlevini koruması nedeniyle 2026 tıp standartlarında en güvenli yoldur.
Evet, tamponsuz burun eti ameliyatı, radyofrekans teknolojisinin hastaya sunduğu en büyük konfordur. İşlem sırasında herhangi bir kesi yapılmadığı ve kan damarları ısı enerjisiyle mühürlendiği için kanama riski minimumdur. A Life Sağlık Grubu’nda gerçekleştirilen işlemlerde, hastalar burunları açık şekilde uyanır ve klasik cerrahideki gibi ağrılı tampon çıkarma sürecini yaşamazlar. Bu da iyileşme kalitesini ciddi oranda artırır.
Radyofrekans burun eti küçültme, genellikle lokal anestezi altında poliklinik şartlarında veya hafif sedasyonla ameliyathanede yapılan hızlı bir işlemdir. Her iki burun eti için toplam işlem süresi yaklaşık 10-15 dakikadır. A Life Sağlık Grubu’nda bu kısa müdahalenin ardından hastalarımız, herhangi bir gözlem süresine ihtiyaç duymadan hemen günlük hayatlarına ve sosyal aktivitelerine rahatça dönebilmektedir.
Burun tıkanıklığı tedavisi kapsamında radyofrekans, yumuşak doku kaynaklı büyümelerde %90’ın üzerinde başarı sağlar. Ancak tıkanıklık kemik eğriliğinden (deviasyon) kaynaklanıyorsa, tek başına yeterli olmayabilir. A Life Sağlık Grubu cerrahları, detaylı endoskopik muayene ile tıkanıklığın nedenini saptar ve gerekiyorsa radyofrekansı septoplasti ile kombine ederek hastaya %100 açık bir hava yolu garantisi sunar.
Burun eti yakma sonrası iyileşme oldukça hızlı ve zahmetsizdir. İlk birkaç gün burun içinde hafif dolgunluk, kuruma veya kabuklanma hissedilmesi normaldir. A Life takip protokolleri çerçevesinde önerilen deniz suyu spreyleri ve nemlendirici yağlar bu süreci kolaylaştırır. Hastalarımız operasyonun ertesi günü iş hayatına dönebilir ve bir hafta içinde tam performansla, ağrısız nefes almaya başlarlar.
Konka radyofrekans Ankara aramalarında A Life Sağlık Grubu, ileri teknolojik donanımı ve deneyimli KBB kadrosuyla en çok tercih edilen merkezler arasındadır. Modern ameliyathanelerimizde en güncel radyofrekans cihazlarıyla hizmet veriyoruz. Başkentte burun tıkanıklığı sorununa kesisiz, ağrısız ve tamponsuz çözüm arayan hastalarımıza, uluslararası standartlarda medikal bakım ve takip sunarak yaşam kalitelerini günümüz vizyonuyla yükseltiyoruz.
Küçültülen burun etleri genellikle yıllarca formunu korur. Ancak hastada tedavi edilmemiş şiddetli alerji, aşırı sigara kullanımı veya kronik hava kirliliği maruziyeti varsa, dokular 5-10 yıl gibi uzun bir süreçte tekrar hacim kazanabilir. A Life uzmanları, ameliyat sonrası alerji yönetimi ve yaşam tarzı danışmanlığı ile nüks riskini en düşük seviyede tutarak cerrahi başarının kalıcılığını desteklemektedir.
Hayır, burun eti ameliyatı Ankara şubelerimizde hastanın konforu ön planda tutularak gerçekleştirilir. İşlem öncesi yapılan lokal anestezi veya hafif sedasyon sayesinde hasta hiçbir acı hissetmez. İşlem sonrasında da belirgin bir ağrı oluşmaz; sadece hafif bir sızlama hissedilebilir ki bu da standart ağrı kesicilerle kolayca geçer. Ameliyat korkusu olan hastalar için en psikolojik konforlu cerrahi yöntemdir.
Burun eti yakma ameliyatı fiyatları; işlemin tek veya çift taraflı yapılmasına, kullanılan radyofrekans cihazının teknolojisine ve ek müdahalelerin (deviasyon gibi) varlığına göre değişebilir. A Life Sağlık Grubu’nda şeffaf maliyetlendirme ve özel sigorta anlaşmalarıyla her bütçeye uygun çözümler sunulur. Net fiyat bilgisi, uzman muayenesi sonrası belirlenen tedavi planıyla kesinleşir.
Radyofrekans yöntemi, koku sinirlerinin bulunduğu bölgenin çok uzağındaki "alt konka" dokusuna uygulanır. Mukoza altı bir işlem olduğu için yüzeydeki koku reseptörlerine veya doku bütünlüğüne asla zarar vermez. Aksine, A Life Sağlık Grubu’nda tedavi olan hastalarımız, burun kanalları açıldığı için koku taneciklerinin üst bölgelere daha rahat ulaştığını ve koku alma kalitelerinin ameliyat öncesine göre iyileştiğini belirtmektedir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.