Telefon 0 (850) 888 54 33
Menü
Randevu E-Randevu

Radyoloji (Tıbbi Görüntüleme)

Radyoloji, hastalıkların teşhisi ve bazen tedavisi için çeşitli görüntüleme teknolojilerini (X-ışınları, manyetik alanlar, ses dalgaları) kullanan modern tıbbın "gözü" konumundaki uzmanlık dalıdır. MR, Tomografi (BT), Ultrasonografi ve Mamografi bu birimin temel araçlarıdır.

Hızlı Başvuru

Radyoloji Nedir?

Radyoloji; hastalıkların tanı (teşhis) ve tedavi süreçlerinde, vücudun iç yapılarının farklı enerjiler kullanan ileri teknolojik cihazlarla izlenmesini sağlayan ana tıp uzmanlık dalıdır. Tıbbi Görüntüleme Bölümü, modern tıbbın "gözü" konumundadır. İç hastalıklarından ortopedik yaralanmalara, beyin tümörlerinden damar tıkanıklıklarına kadar neredeyse tüm klinik branşlar, doğru teşhis koyabilmek ve tedavi haritasını belirlemek adına radyolojik verilere ihtiyaç duyar.

Radyoloji Neye Bakar?

Radyoloji (Tıbbi görüntüleme) sistemleri; röntgen ışınları (X-ışını), yüksek frekanslı ses dalgaları veya güçlü manyetik alanlar kullanarak çalışır. Radyoloji bölümünün en sık tanı ve takibini üstlendiği hastalıklar ile incelediği anatomik bölgeler şunlardır:

  • Nörolojik Sistem Hastalıkları: Beyin kanamaları, inme (felç), beyin tümörleri, beyin damar genişlemeleri (anevrizma) ve Multipl Skleroz (MS) gibi merkezi sinir sistemi hastalıkları.

  • Kas-İskelet Sistemi Yaralanmaları: Kemik kırıkları, eklem çıkıkları, bağ ve tendon kopmaları, menisküs yırtıkları ile omurga fıtıkları (boyun/bel fıtığı).

  • Onkolojik (Kanser) Tanı ve Evreleme: Vücudun herhangi bir organında (akciğer, meme, karaciğer vb.) ortaya çıkan kitlelerin iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunun tespiti ve kanserin yayılım (metastaz) derecesinin belirlenmesi.

  • Kardiyovasküler (Kalp ve Damar) Sorunları: Kalp damarlarındaki daralmalar (koroner anjiyografi), şah damarı tıkanıklıkları, bacak damarlarındaki pıhtılar (derin ven trombozu) ve varisler.

  • Karın ve Pelvik Bölge Rahatsızlıkları: Safra kesesi taşları, böbrek taşları, apandisit, karaciğer yağlanması, kistler ve kadın-erkek üreme sistemi hastalıkları.

Radyoloji Uzmanı (Radyolog) Kimdir?

Hastanelerde tıbbi görüntüleme cihazlarını (MR, Tomografi, Röntgen) kullanan, hastayı pozisyona hazırlayan kişiler Radyoloji Teknisyeni / Teknikeridir. Ancak, bu cihazlardan elde edilen binlerce karmaşık kesit görüntüyü tek tek inceleyen, anatomik anormallikleri saptayan, tıbbi ayırıcı tanıyı koyan ve doktorunuza sunulan o detaylı tıbbi raporları yazan kişi Radyoloji Uzmanıdır (Radyolog).

Radyoloji Uzmanı; 6 yıllık temel tıp fakültesi eğitimini başarıyla tamamlayarak "Tıp Doktoru" unvanını almış, ardından Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile 4 yıl boyunca sadece radyoloji anabilim dalında ileri düzey uzmanlık eğitimi görmüş bir hekimdir.

MR ve Tomografi Raporlarının Önemi

Manyetik Rezonans (MR) ve Bilgisayarlı Tomografi (BT) gibi tetkiklerde, bilgisayar ekranına yansıyan veriler sadece siyah-beyaz gölgelerden oluşmaz. Her bir gri tonu, dokunun yoğunluğunu, kanlanmasını veya içerdiği ödemi simgeler. Radyolog, bu görüntüleri hastanın şikayetleri ve klinik öyküsüyle birleştirerek adeta bir dedektif gibi iz sürer. Uzman bir radyolog tarafından hazırlanan doğru ve detaylı bir rapor:

  • Gereksiz ameliyatların önüne geçer.

  • Kanser gibi kritik hastalıklarda erken teşhis sağlayarak hayat kurtarır.

  • Tedavinin (örneğin kemoterapinin veya ortopedik bir fizik tedavinin) işe yarayıp yaramadığını objektif olarak kanıtlar.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR / Emar)

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR); vücuttaki hidrojen atomlarının güçlü bir manyetik alan ve radyo dalgaları altında uyarılmasıyla çalışan, radyasyon içermeyen en ileri tıbbi görüntüleme yöntemidir. Radyasyon yaymadığı için çocuklarda, hamileliğin belirli dönemlerindeki anne adaylarında ve kronik takip gerektiren hastalarda güvenle uygulanır.

Özellikle beyin, omurilik, sinir ağları, eklemler, kaslar, bağlar ve iç organlar gibi yumuşak dokuların milimetrik detaylarını en yüksek kontrast çözünürlüğünde görüntülemede altın standart teşhis aracıdır.

Kapalı Alan Korkusu Olanlar İçin (3 Tesla) MR Avantajları

Klasik MR cihazları, dar ve uzun bir tünel şeklinde tasarlanmıştır. Bu yapı; kapalı alan korkusu (klostrofobi) olan hastalar, aşırı kilolu bireyler, çocuklar ve panik atak hastaları için çekim sürecini oldukça zor, bazen de imkansız bir hale getirebilir. Modern radyoloji altyapımızda bu engelleri aşmak ve hasta konforunu en üst seviyeye çıkarmak adına iki büyük teknolojik alternatif sunulmaktadır:

Yüksek Güçlü 3 Tesla (3T) MR Teknolojisi

"Tesla", MR cihazının sahip olduğu manyetik alanın gücünü ifade eden bilimsel bir ölçü birimidir. Rutin kliniklerde kullanılan 1.5T cihazlara kıyasla, 3 Tesla MR manyetik gücü iki katına çıkararak teşhis süreçlerinde devrim yaratır:

  • Ultra Yüksek Çözünürlük: Çok daha güçlü sinyal topladığı için mikroskobik düzeydeki beyin tümörlerini, gizli kıkırdak çatlaklarını ve başlangıç evresindeki MS (Multipl Skleroz) plaklarını net bir şekilde görünür kılar.

  • Yarı Yarıya Kısa Çekim Süresi: Görüntü kalitesi artarken çekim süresi ciddi oranda kısalır. Normalde 30 dakika süren bir çekim 3T ile 15 dakikaya kadar düşebilir. Bu durum, kapalı alanda kalma süresini azalttığı için klostrofobik hastalar için de büyük bir avantajdır.

Bilgisayarlı Tomografi (BT / CT)

Bilgisayarlı Tomografi (BT); vücudun etrafında 360 derece dönen bir X-ışını (röntgen) kaynağı yardımıyla, incelenen bölgenin çok kesitli, 3 boyutlu anatomik haritasını çıkaran yüksek hızlı bir tarama sistemidir. Özellikle akut kafa travmaları, iç kanamalar, akciğer hastalıkları (nodüller, emboli) ve kemik kırıklarının detaylı analizinde saniyeler içinde sonuç vermesi nedeniyle hayati öneme sahiptir.

Tomografi teknolojisinde hastaların en büyük çekincesi radyasyon maruziyetidir. Ancak hastanelerimizde kullanılan Yeni Nesil Akıllı Doz (Low-Dose) BT teknolojileri sayesinde bu riskler minimize edilmiştir:

  • Yapay Zeka Destekli Doz Modülasyonu: Cihaz, hastanın kilosuna ve anatomik yapısına göre vereceği X-ışını miktarını anlık olarak hesaplar. İnce dokulardan geçerken radyasyon dozunu otomatik olarak en alt seviyeye indirir.

  • Yüksek Hız, Düşük Radyasyon: Taramalar milisaniyeler içinde tamamlandığı için, özellikle çocuk hastalarda ve akciğer kanseri taraması gibi düzenli takip gerektiren süreçlerde %40 ila %60 oranında daha az radyasyon ile maksimum netlikte teşhis raporları hazırlanır.

İlaçlı (Kontrastlı) Tomografi Nedir? Nasıl Çekilir?

Normal (ilaçsız) bir tomografide bazı tümörler, kistler veya damar yapıları çevre dokularla aynı gri tonda göründüğü için net olarak ayırt edilemeyebilir. Bu durumlarda, dokuların kontrastını (görünürlüğünü) artırmak adına İlaçlı (Kontrastlı) Tomografi istenir.

  • Kullanılan İlaç Nedir? Çekim esnasında hastaya damar yoluyla (veya bazen mide-bağırsak incelemeleri için ağız yoluyla) iyot bazlı özel bir tıbbi sıvı (kontrast madde) verilir. Bu ilaç, kan dolaşımına karışarak damarları ve kanlanması yoğun olan tümör, enfeksiyon gibi hastalıklı dokuları adeta bir lamba gibi "parlatır". Böylece radyoloji uzmanı, kitlenin sınırlarını ve iyi/kötü huylu olma niteliğini net olarak raporlayabilir.

İlaçlı Tomografi Çekim Aşamaları

  • Ön Hazırlık (Açlık ve Böbrek Testi): İlaç damardan verileceği için hastanın çekimden önce en az 4-6 saatlik açlıkla gelmesi istenir. En kritik kural, ilacın böbreklerden süzülerek idrarla atılmasıdır. Bu nedenle hastanın son günlerde yapılmış Kreatinin (Böbrek Fonksiyon) Kan Testi mutlak suretle incelenir. Böbrek değerleri normal olan hastalar çekime alınır.

  • Çekim Esnası (Sıcaklık Hissi): Hasta tomografi masasına yatırılır ve damar yolu açılır. Otomatik enjektörler vasıtasıyla ilaç damara verilirken, hasta vücudunda anlık bir sıcaklık artışı, yayılma hissi veya ağızda metalik bir tat duyabilir. Bu durum tamamen normal ve geçici bir kimyasal reaksiyondur, saniyeler içinde kaybolur.

  • Çekim Sonrası (Bol Su Tüketimi): Tarama saniyeler içinde tamamlandıktan sonra hasta normal hayatına dönebilir. Vücuda verilen kontrast maddenin böbreklere yük bindirmeden hızla idrarla atılabilmesi için, çekim sonrasındaki ilk 24 saat boyunca en az 2-2.5 litre bol su tüketilmesi hayati bir klinik kuraldır.

Ultrasonografi (USG) ve Renkli Doppler Ultrason

Ultrasonografi (USG); insan kulağının işitemeyeceği kadar yüksek frekanslı ses dalgalarını (ultrasound) kullanarak vücut içi organların, yumuşak dokuların ve sıvı kitlelerinin canlı (real-time) olarak görüntülenmesini sağlayan radyasyon içermeyen güvenli bir tanı yöntemidir. Ses dalgaları dokulara çarparak geri döner ve gelişmiş bilgisayar yazılımları bu yankıları anlık görüntülere dönüştürür. Zararsız yapısı sayesinde gebelerde, yeni doğan bebeklerde ve tiroid/meme gibi hassas dokuların takibinde ilk basamak teşhis aracıdır.

  • Renkli Doppler Ultrasonografi: Normal ultrason dokuların sabit yapısını incelerken, Renkli Doppler teknolojisi damarlar içindeki kan hücrelerinin hareketini, akış hızını ve yönünü ses dalgalarının frekans kayması (Doppler etkisi) yardımıyla tespit eder. Bilgisayar ekranında kan akışı kırmızı ve mavi renklerle simüle edilir. Şah damarı (karotis) daralmaları, bacaklardaki varisler, derin ven trombozu (damar içi pıhtılaşma) ve böbrek damarlarının incelenmesinde hayati klinik veriler sunar.

Detaylı (Dört Boyutlu) Ultrason ve Gebelik Taramaları

Gebelik süreci boyunca anne adayının ve bebeğin sağlığını izlemek amacıyla yapılan ultrason taramaları, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile radyologların koordineli yürüttüğü en hassas süreçlerdendir.

  • Rutin Gebelik Ultrasonu: Gebeliğin ilk haftalarından itibaren bebeğin kalp atışlarını duymak, büyüme takvimini (baş-popo mesafesi, kemik gelişimi) ölçmek, plasentanın (bebeğin eşi) konumunu ve amniyon sıvısının miktarını değerlendirmek adına her muayenede uygulanır.

  • Detaylı (İkinci Düzey) Ultrason: Gebeliğin genellikle 18 ila 22. haftaları arasında yapılan, bebeğin tüm iç organlarının, beyin gelişiminin, kalbinin (fetal ekokardiyografi), yüz hatlarının, omurgasının, el ve ayak parmaklarının milimetrik olarak incelendiği ileri düzey bir radyolojik taramadır. Amaç, doğumsal anomalileri (yarık dudak, kalp delikleri, omurga açıklıkları vb.) erkenden saptamaktır.

  • 4 Boyutlu (4D) Ultrasonografi: Geleneksel 2 boyutlu siyah-beyaz görüntülerin üzerine derinlik (3B) ve zaman/hareket (4B) boyutunun eklenmesidir. Anne ve baba adayları bu teknoloji sayesinde bebeklerinin esneme, parmak emme veya gülümseme gibi anlık hareketlerini eş zamanlı ve renkli olarak izleyebilirler. Dört boyutlu ultrason, aileye yüksek bir duygusal bağ kazandırmanın yanı sıra, dış yüzey anomalilerinin (örneğin yarık dudak-damak yapılarının) cerrahi planlaması için radyoloğa net anatomik çıktılar verir.

Dijital Mamografi ve Meme Ultrasonu

Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı %95’in üzerine çıkmaktadır. Meme sağlığı taramalarında Dijital Mamografi ve Meme Ultrasonu birbirinin alternatifi değil, birbirini mükemmel şekilde tamamlayan iki altın standart yöntemdir.

  • Dijital Mamografi: Memenin iki özel plaka arasında hafifçe sıkıştırılarak düşük doz X-ışını ile filminin çekilmesi işlemidir. Dijital mamografi, tümörlerin henüz elle muayenede fark edilemeyecek kadar küçük olduğu, kanserin ilk habercisi sayılan milimetrik mikrokalsifikasyonları (kalsiyum birikintilerini) yakalayabilen tek tarama yöntemidir. Uluslararası kılavuzlar uyarınca, ailesinde meme kanseri öyküsü bulunmayan her kadının 40 yaşından itibaren yılda bir kez düzenli mamografi çektirmesi hayati önem taşır.

  • Meme Ultrasonografi (USG): 40 yaş altındaki genç kadınlarda meme dokusu oldukça yoğun ve süt bezlerinden zengin (dens meme) bir yapıdadır. Bu yoğun yapı mamografi filminde beyaz bir bulut gibi görünerek olası kitleleri gizleyebilir. Radyasyon içermeyen meme ultrasonu, yoğun meme dokusunun derinliklerine inerek saptanan bir kitlenin içinin sıvı dolu zararsız bir kist mi yoksa biyopsi gerektiren katı (solid) bir tümör mü olduğunu net olarak ayırt eder. 40 yaş üstü kadınlarda da mamografide şüpheli görülen alanların detaylandırılması için kombine olarak istenir.

Ameliyatsız Girişimsel Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Girişimsel Radyoloji, modern tıbbın en hızlı gelişen ve açık ameliyatlara en güçlü alternatifleri sunan alt uzmanlık dalıdır. Bu birimde, klasik cerrahi kesiler, genel anestezi (narkoz) gereksinimleri ve uzun hastanede yatış süreleri tamamen ortadan kalkar. Girişimsel radyologlar; ultrason, bilgisayarlı tomografi veya anjiyografi gibi gelişmiş görüntüleme cihazlarının kılavuzluğunda, vücuda sadece bir iğne deliğinden girerek hem kesin tanı (biyopsi) koyarlar hem de çok karmaşık hastalıkları lokal anestezi altında tedavi ederler.

Büyük doku hasarı yaratılmadığı için ameliyat sonrası ağrı minimal olur, enfeksiyon riski neredeyse sıfırlanır ve hastalar genellikle aynı gün evlerine dönerek sosyal yaşantılarına devam edebilirler.

İnce İğne Biyopsileri (Tiroid, Meme, Karaciğer Biyopsisi)

Vücudun herhangi bir organında (tiroid, meme, karaciğer veya akciğer) saptanan şüpheli bir kitlenin iyi huylu mu yoksa kanser mi olduğunun kesin ayrımı ancak patolojik inceleme ile mümkündür. Girişimsel radyolojide bu işlem, ameliyatsız olarak görüntüleme cihazları eşliğinde milimetrik iğnelerle gerçekleştirilir.

  • Ultrason / BT Kılavuzluğu (Kritik Hassasiyet): Biyopsi kesinlikle "göz kararı" yapılmaz. Girişimsel radyoloji uzmanı, ultrason probunu veya tomografi kılavuzunu yerleştirerek iğnenin kitleye giriş anını ekrandan canlı olarak izler. Bu sayede çevre ana damarlara veya sağlıklı dokulara zarar verme riski tamamen ortadan kaldırılır.

  • İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB): Genellikle tiroid nodüllerinde tercih edilir. Saç teli kalınlığındaki özel iğnelerle nodülün içine girilerek hücre düzeyinde sıvı çekilir (aspire edilir). Ağrısız bir işlemdir.

  • Kalın İğne (Tru-Cut / Core) Biyopsisi: Meme ve karaciğer gibi solid (katı) organ kitlelerinde altın standarttır. Lokal anesteziyle bölge uyuşturulduktan sonra, özel otomatik biyopsi iğneleriyle dokunun içinden milimetrik ince bir parça (silindir şeklinde doku örneği) alınır. Alınan örnekler mutlak suretle patoloji laboratuvarına gönderilir. İşlem toplam 15-20 dakika sürer ve hastanede kalış gerektirmez.

Anjiyografik Embolizasyon (Damar Tıkama Tedavisi)

Kasıktan veya el bileğinden anjiyografi yöntemiyle girilerek mikro-kateterler (incecik borular) vasıtasıyla hedef bölgeye ulaşılması işlemidir.

  • Kanser Tedavisinde (TAKE / Kemoembolizasyon): Karaciğer gibi organ tümörlerini besleyen ana atardamar saptanır. Bu damarın içine doğrudan yoğunlaştırılmış kemoterapi ilacı verilir ve ardından damar mikro-partiküllerle tıkanır (Embolizasyon). Böylece tümör hem ilaçla doğrudan vurulur hem de kan akışı kesilerek "aç bırakılır", küçülmeye zorlanır.

  • Kanama Kontrolü ve Miyom Tedavisi: Trafik kazaları veya ameliyatlar sonrası durdurulamayan iç kanamalarda, kanayan damar anjiyografi altında saniyeler içinde özel sarmallarla (coil) tıkanarak hayat kurtarılır. Ayrıca rahimdeki iyi huylu urlar (Miyom) ve erkeklerde Prostat Büyümesi (PAE) de bu damar tıkama yöntemiyle ameliyatsızca küçültülebilmektedir.

Tümör Yakma (Ablasyon) Tedavileri

Özellikle ameliyata uygun olmayan, erken evre karaciğer, böbrek ve akciğer tümörlerinde ya da tiroidin iyi huylu büyük nodüllerinde doğrudan kitleyi yok etmeye yarayan bir yöntemdir.

  • Radyofrekans (RF) ve Mikrodalga (MW) Ablasyon: Ultrason veya tomografi eşliğinde şüpheli tümörün tam merkezine özel bir ablasyon iğnesiyle girilir. İğnenin ucundan verilen yüksek ısı (ses dalgası veya mikrodalga enerjisi) sayesinde tümör hücresi çevre sağlıklı dokulara zarar verilmeden yakılarak (termal nekroz) tamamen yok edilir. Hastanın vücudunda ne bir kesi izi kalır ne de organ kaybı yaşanır.

Dijital Röntgen ve Kemik Yoğunluğu Ölçümü (DEXA)

Modern radyolojide geleneksel filmlerin yerini alan Dijital Röntgen, X-ışınları yardımıyla vücut yapılarının saniyeler içinde bilgisayar ekranına yansıtılmasını sağlayan ilk basamak görüntüleme yöntemidir. Eski nesil röntgenlere kıyasla %80’e varan oranda daha az radyasyon dalgası yayar. Görüntüler dijital ortamda kontrastlandırılıp büyütülebildiği için gizli çatlaklar ve akciğer enfeksiyonları (zatürre vb.) sıfır hata payı ile teşhis edilir.

  • Kemik Yoğunluğu Ölçümü (DEXA): Özellikle menopoz sonrası kadınlarda, ileri yaş erkeklerde ve kronik kortizon kullanan hastalarda sinsi ilerleyen Osteoporoz (Kemik Erimesi) hastalığının kesin teşhisinde altın standarttır. DEXA cihazı, çok düşük dozda X-ışını kullanarak kalça ve bel omurlarındaki mineral yoğunluğunu ölçer. Ağrısız, iğnesiz ve sadece 5 dakika süren konforlu bir işlemdir.

Klinik Referanslar ve Akademik Kanıtlar

  • American College of Radiology (ACR) - Appropriateness Criteria: Hangi klinik tablo için hangi görüntüleme yönteminin (BT, MR, USG) en uygun olduğu konusunda dünya çapında kabul görmüş kanıta dayalı tıp rehberleri. ACR Uygunluk Kriterleri → →
  • European Society of Radiology (ESR) - EuroSafe Imaging: Radyasyon güvenliği, doz yönetimi (ALARA prensibi) ve tıbbi görüntülemede Avrupa kalite standartları üzerine güncel uygulama kılavuzları. ESR Güvenlik Standartları → →
  • PubMed / Radiology Journal (RSNA): Yapay zeka destekli görüntüleme (AI), yeni nesil kontrast maddeler ve girişimsel radyoloji tekniklerinin etkinliği üzerine hakemli bilimsel makale veri tabanı. Bilimsel Makaleyi Oku → →

Sıkça Sorulan Sorular

Radyoloji; X ışınları, ses dalgaları ve manyetik alanlar gibi ileri tıbbi teknolojileri kullanarak vücut içi yapıların haritasını çıkaran, hastalıkların kesin tanısını koyan ve bazı durumlarda ameliyatsız tedaviler uygulayan tıp dalıdır. Radyoloji hangi bölüme giriyor sorusunun yanıtı olarak; hastanelerde tüm klinik branşların (dahiliye, cerrahi, ortopedi vb.) teşhis sürecindeki en büyük kılavuzudur.

Radyolog veya uzman radyoloji hekimi, 6 yıllık tıp eğitiminin ardından 4 yıl radyoloji ihtisası yapmış uzman hekimdir. Radyoloji doktoru neye bakar sorusunun karşılığı; röntgen, ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) ve emar (MR) gibi cihazlarla elde edilen tıbbi görüntüleri incelemek, normal dışı bulguları saptamak, tümörlerden kırıklara kadar binlerce hastalığın raporlamasını yaparak kesin tanıyı koymaktır.

Radyoloji bölümü tek bir hastalığa bakmaz, tepeden tırnağa tüm organlardaki hastalıkların teşhisini üstlenir. A Life Sağlık Grubu radyoloji klinikleri; beyin tümörleri, inme (felç), bel-boyun fıtıkları, iç organ yaralanmaları, safra kesesi ve böbrek taşları, apandisit, kemik kırıkları, akciğer enfeksiyonları ve kanser taramaları gibi neredeyse tüm hastalıkların görüntüleme ile tespiti süreçlerine doğrudan bakar.

Klasik radyoloji sadece hastalıkların filmler üzerinden teşhis edilmesiyle (tanısal radyoloji) ilgilenir. Girişimsel radyoloji ne demek sorusunun klinik karşılığı ise; radyoloji uzmanlarımızın ultrason, tomografi veya anjiyografi eşliğinde, vücuda büyük cerrahi kesiler açmadan, sadece bir iğne deliğinden girerek hastalıkları ameliyatsız tedavi ettiği, radyolojinin tedavi edici üst yandal branşıdır.

Girişimsel radyoloji hangi hastalıklara bakar kapsamında; şah damarı ve bacak damarı tıkanıklıklarının anjiyo ile açılması, aort anevrizmalarının kapatılması, varis tedavileri, organ tümörlerini besleyen damarların tıkanması (kem embolizasyonu), kistlerin boşaltılması, tiroid veya meme biyopsileri gibi çok geniş bir tedavi yelpazesi yer alır. Bu işlemler narkozsuz, ağrısız ve yüksek hasta konforuyla uygulanır.

Girişimsel radyoloji, ileri düzey teknolojik cihazlar ve yüksek sterilizasyon standartları gerektirdiği için her sağlık kuruluşunda bulunmaz. Girişimsel radyoloji hangi hastanelerde var arayışında olan hastalarımız için A Life Sağlık Grubu; bünyesindeki gelişmiş anjiyografi üniteleri, yüksek çözünürlüklü ultrason ve tomografi rehberlik sistemleri ile bu zorlu girişimsel işlemlerin güvenle uygulandığı öncü merkezlerdendir.

Radyoloji bölümü hastalıkların teşhisi ve minimal invaziv (ameliyatsız) tedavileriyle ilgilenirken; Radyoloji Onkolojisi (Radyasyon Onkolojisi), kanser hücrelerini yüksek enerjili X ışınları kullanarak yok etmeyi hedefleyen Radyoterapi (Işın Tedavisi) süreçlerini planlayan ve yöneten tamamen ayrı bir uzmanlık dalıdır.

A Life Sağlık Grubu radyoloji bölümleri; klasik ve dijital Röntgen (X-ray), Ultrasonografi (USG) ve Renkli Doppler USG, Bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR-Emar), Mamografi (meme kanseri taraması), Kemik Yoğunluğu Ölçümü (Kemik Dansitometrisi) ve Girişimsel Radyoloji ünitelerini tek bir çatı altında barındırır.

Teşhiste hata payını sıfıra indirmek için radyoloji merkezi altyapısının son teknolojiye sahip olması hayati önem taşır. Hastanelerimizdeki radyoloji görüntüleme merkezi üniteleri; yüksek Tesla gücündeki MR cihazları ve çok kesitli Tomografiler sayesinde en küçük doku hasarlarını veya tümör odaklarını erkenden saptayarak, tedavi başarısını doğrudan artırır.

Radyoloji sonuçları, yapılan işlemin türüne göre değişkenlik gösterir. Basit bir röntgen veya ultrason sonucu hemen muayene esnasında ya da dakikalar içinde hazır olurken; yüzlerce kesitten oluşan detaylı bir MR veya Bilgisayarlı Tomografi incelemesinin uzman radyoloğumuz tarafından milimetrik olarak taranıp raporlanması, vakanın aciliyetine göre genellikle aynı gün veya 24 saat içinde tamamlanır.

Bilgisayarlı Tomografi (BT), X ışınlarını (radyasyon) kullanarak kemik yapıları, akciğerleri ve acil kanamaları saniyeler içinde görüntüler. Manyetik Rezonans (MR) ise radyasyon içermez; güçlü bir manyetik alan ve radyo dalgaları kullanarak beyin, omurilik, kas, bağ ve tendon gibi yumuşak dokuları en ince detayına kadar net bir şekilde ortaya koyar.

Renkli Doppler ultrason, vücuttaki atardamar ve toplardamarların içindeki kan akış hızını, yönünü ve damarlardaki daralma veya tıkanıklıkları ses dalgaları yardımıyla ekranda renkli olarak gösteren güvenli bir testtir. Özellikle bacak ağrısı, varis şikayetleri, şah damarı kontrolü veya gebelikte bebek beslenmesinin takibinde radyologlarımız tarafından sıkça uygulanır.

Bazı organların veya tümör yapılarının daha net ayırt edilebilmesi için damar yolundan "kontrast madde" adı verilen özel ilaçlar enjekte edilerek yapılan çekimlerdir. Bu ilaçlar radyoloji uzmanlarımıza doku kalitesi hakkında kritik bilgiler verir. İşlem öncesi böbrek fonksiyon testleri normal olan hastalarda, bu maddeler bol su tüketilerek vücuttan idrar yoluyla tamamen ve güvenle atılır.

Karın bölgesi ultrasonu veya tomografisi çekilecek hastalarımızın en az 6-8 saatlik açlıkla gelmesi, safra kesesi ve bağırsakların net görülebilmesi için şarttır. Pelvik (alt karın) incelemelerinde ise mesanenin dolu (idrara sıkışık) olması istenir. MR çekimine girecek hastalarımızın ise vücutlarında kalp pili, platin veya metal protez bulunup bulunmadığını çekim öncesinde teknik ekibimize mutlaka bildirmesi gerekmektedir.

Radyoloji (Tıbbi Görüntüleme) Doktorları

Etimesgut Radyoloji (Tıbbi Görüntüleme) Doktorları

Altındağ Radyoloji (Tıbbi Görüntüleme) Doktorları

İlgili Makaleler

Yardıma mı ihtiyacınız var ?

7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.

Hızlı Başvuru Formu

Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz