Alt göz kapağı ameliyatı (Alt Blefaroplasti), alt kapak bölgesinde zamanla oluşan deri sarkmaları, kas gevşekliği ve yağ paketçiklerinin öne doğru fıtıklaşması sonucu meydana gelen torbalanmaları gidermek amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. Bu işlem, hastanın yorgun ve yaşlı ifadesini ortadan kaldırarak daha dinç, aydınlık ve estetik bir yüz görünümü sağlamayı hedefler.
Alt blefaroplasti, sadece doku çıkarılmasına odaklanmaz; modern teknikler doku korunmasını ve yeniden dağılımını (yağ repozisyonu) esas alır. Bu sayede, göz altındaki çukurluklar doldurulurken torbalanmaların yarattığı gölgeli ifade de yok edilir. Cerrahinin başarısı, kapağın doğal formunu koruyarak hastaya "ameliyatlı" görünmeyen, doğal bir sonuç sunmaktır.
Alt göz kapağı, anatomik olarak son derece ince ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Dıştan içe doğru; deri, orbikülaris oküli kası (anterior lamella), orbital septum ve periorbital yağ paketçiklerinden (posterior lamella) oluşur. Yaşlanma süreciyle birlikte bu katmanların her birinde karakteristik değişimler gözlenir.
Dermal Elastisite Kaybı: Derideki kolajen ve elastin liflerinin azalmasıyla "festoon" adı verilen deri katlanmaları ve ince kırışıklıklar (rhytids) oluşur.
Musküler Gevşeme: Göz kapağını destekleyen orbikülaris oküli kası tonusunu kaybederek kapağın aşağı doğru yer değiştirmesine (laksite) yol açabilir.
Hacim Değişimleri: Yanak bölgesindeki yağ dokusunun aşağı doğru yer değiştirmesi (malor descent), alt kapak ile yanak arasındaki geçişin (tear trough) derinleşmesine ve belirginleşmesine neden olur.
Göz küresini (bulbus oküli) yastık gibi çevreleyen üç temel yağ paketçiği (medial, santral ve lateral) bulunur. Bu yağ dokusunu normal yerinde tutan, "orbital septum" adı verilen ince ancak dirençli bir bağ dokusu bariyeridir.
Yaşlanma, genetik faktörler veya kronik ödem gibi nedenlerle orbital septum gevşer ve zayıflar. Bu bariyer görevini tam yerine getiremediğinde, intraorbital yağ dokusu yer çekiminin ve göz küresinin baskısıyla öne doğru itilir. Bu sürece tıp dilinde yağ paketçiklerinin fıtıklaşması (herniasyonu) denir. Fıtıklaşan yağ paketçikleri, alt göz kapağında karakteristik "torbalanma" görüntüsünü oluşturur.
Özellikle medial (iç) yağ paketçiği fıtıklaştığında, tear trough adı verilen göz yaşı oluğu daha derin görünür. Bu durum, ışığın kırılma açısını değiştirerek göz altında koyu halkalar ve gölgeler oluşmasına neden olur. Ankara A Life Sağlık Grubu’ndaki cerrahi yaklaşımımızda, bu fıtıklaşmış yağı sadece çıkarmak yerine, ihtiyacı olan çukur bölgelere yayarak (transkonjonktival veya transkutanöz yaklaşımlarla) pürüzsüz bir geçiş hattı oluşturuyoruz.
Göz çevresindeki bu karmaşık anatomik deformasyonların doğru teşhisi ve cerrahi planlaması, kalıcı ve tatmin edici sonuçların anahtarıdır.
Alt göz kapağı estetiği için ideal aday, genel sağlık durumu iyi olan ve alt göz kapaklarında belirgin anatomik deformasyonları bulunan bireylerdir. Bu deformasyonlar genellikle genetik yatkınlık veya yaşlanma süreciyle belirginleşir.
Herniye Yağ Paketçikleri: Göz altlarında "torbalanma" olarak tarif edilen, septumun gevşemesiyle öne çıkan yağ dokusu olan kişiler.
Dermatoşalazis (Cilt Sarkıklığı): Alt kapak derisinde ince kırışıklıklar veya sarkmalar nedeniyle "kağıt helva" görünümü oluşmuş bireyler.
Derin Gözyaşı Oluğu (Tear Trough): Alt kapak ile yanak birleşim yerinde derin bir çukurluk ve buna bağlı gölgelenme şikayeti olanlar.
Malor Descent: Yanak dokusunun aşağı yer değiştirmesiyle alt kapağın daha uzun ve yorgun göründüğü vakalar.
Teşhis sürecinde ilk adım, sorunun hangi doku katmanından kaynaklandığını belirlemektir. Bazı hastalarda sorun sadece steatoblefaron (yağ fıtıklaşması) iken, bazılarında ana problem dermatoşalazis (deri fazlalığı) olabilir.
Cerrahide "az, çoktur" prensibi alt kapak için hayati önem taşır. Eğer deri kalitesi zayıfsa ve sadece yağ dokusu alınırsa, boşalan hacim nedeniyle deri daha fazla sarkabilir. Bu nedenle, deri elastikiyetini (skin turgor) değerlendirirken sadece miktarını değil, kolajen yapısının sağlığını da analiz ediyoruz. Deri fazlalığı belirgin olan hastalarda dış kesi (transkutanöz), sadece torbalanması olan genç hastalarda ise dikişsiz iç kesi (transkonjonktival) yöntemini tercih ediyoruz.
Hastalarımızın en sık karıştırdığı konulardan biri, göz altındaki renk değişimidir. Cerrah olarak bu ayrımı net bir şekilde yapmamız gerekir:
Gölgelenme (Hollow Effect): Fıtıklaşan yağ torbasının altında oluşan çukurluğun yarattığı gölgedir. Işık yukarıdan geldiğinde bu bölge karanlık görünür. Bu durum ameliyatla (yağ repozisyonu ile çukurun doldurulması) mükemmel şekilde düzelir.
Pigmentasyon (Morluk): Derinin kendi renginin koyu olması veya damar yapısının yüzeye yakınlığıdır. Bu durum genetik veya vasküler kaynaklıdır ve blefaroplasti ameliyatı derinin rengini doğrudan değiştirmez.
Alt göz kapağı ameliyatının en korkulan komplikasyonu, kapağın aşağı doğru çekilmesi veya dışa dönmesidir (ektropiyon). Bunu önlemek için ameliyat öncesinde kapağın mekanik direncini ölçen Lid Laxity (Kapak Gevşekliği) testlerini uyguluyoruz.
Snap Test: Alt göz kapağını parmakla aşağı doğru çekip bırakıyoruz. Kapağın göz küresine ne kadar sürede geri döndüğünü izliyoruz. Eğer kapak hemen "şak" diye yerine oturmuyorsa, kapak tonusu zayıftır.
Distraction Test: Alt kapağı göz küresinden öne doğru çekiyoruz. Eğer mesafe $6-8$ $mm$’den fazlaysa, kapakta ciddi bir gevşeklik söz konusudur.
Eğer bu testlerde gevşeklik saptanırsa, ameliyata mutlaka kantopeksi veya kantoplasti (kapak köşesini sabitleme/sıkılaştırma) işlemi eklenmelidir. Sadece deri çıkarılması, gevşek bir kapakta "ektropiyon" riskini tetikleyecektir. Ankara A Life Sağlık Grubu olarak cerrahi başarımızı, bu milimetrik testlerin verilerine dayanan kişiselleştirilmiş cerrahi haritalandırmaya borçluyuz.
Alt göz kapağındaki deformasyonlar her hastada farklılık gösterir. Bazı hastalarda sadece "fıtıklaşmış yağ torbaları" belirgin iken, bazılarında bu duruma yoğun "deri fazlalığı ve kas gevşekliği" eşlik eder. Bu ayrım, hangi cerrahi tekniğin seçileceğini belirleyen en kritik virajdır. Cerrahide ana hedefimiz, hastanın anatomik eksikliğini giderirken en az travma ve en estetik sonuçla süreci tamamlamaktır.
"İzsiz göz kapağı estetiği" olarak da bilinen bu yöntem, alt göz kapağının iç kısmından, yani konjonktiva tabakasından girilerek yapılır. Bu teknik, modern oküloplastik cerrahinin en zarif uygulamalarından biridir.
Teknik Detaylar ve Avantajlar:
İzsiz İyileşme: Kesi göz kapağının içinde kaldığı için dışarıdan bakıldığında herhangi bir dikiş veya yara izi görmek imkansızdır.
Dikişsiz Onarım: Konjonktiva dokusu çok hızlı iyileşme kabiliyetine sahiptir. Çoğu vakada kesi yerini dikmeye gerek kalmaz; vücut bu bölgeyi 24-48 saat içinde kendiliğinden kapatır.
Kas Korunması: Gözü kapatan ana kas olan orbikülaris oküli kasına dokunulmaz. Bu, kapağın doğal formunun korunması ve "ameliyatlı bakış" riskinin önlenmesi açısından devrimsel bir avantajdır.
Kimler İçin Uygundur? Bu teknik, genellikle deri elastikiyeti iyi olan ancak belirgin göz altı torbalanması yaşayan genç ve orta yaş grubu hastalar için idealdir. Amacımız torbaları almak değil, fıtıklaşmış yağ dokusunu gözyaşı oluğuna (tear trough) yayarak pürüzsüz bir geçiş sağlamaktır.
Eğer hastada torbalanmaya ek olarak belirgin bir deri sarkması ve kas gevşekliği mevcutsa, "Klasik Subsilier" yöntem kaçınılmaz hale gelir.
Teknik Detaylar: Kesi, alt kirpiklerin yaklaşık 1-2 mm hemen altından yapılır. Bu bölge, vücudun en iyi iyileşen alanlarından biridir.
Deri ve Kas Flebi: Deri ve altındaki kas dokusu nazikçe serbest bırakılır.
Yağ Paketçikleri: Fıtıklaşan yağlar çıkarılır veya çukur bölgelere nakledilir.
Eksizyon: Fazla deri ve bir miktar kas dokusu, kapağın gerginliğini bozmayacak şekilde milimetrik olarak çıkarılır.
Dikiş: Kesiler, saç telinden daha ince dikişlerle kapatılır. Bu dikişler genellikle 5. günde alınır ve iyileşme tamamlandığında kirpik dibinde belirsiz bir hat haline gelir.
Alt göz kapağı ameliyatlarında kapağın pozisyonunu korumak, cerrahın en büyük sorumluluğudur. Özellikle kapak tonusu zayıf olan hastalarda, sadece deri çıkarmak kapağın aşağı çekilmesine (ektropiyon) neden olabilir.
Kantopeksi: Gözün dış köşesindeki asıcı bağların (lateral kantal tendon) dikişlerle kemik zarına sabitlenerek yukarı asılmasıdır. Kapağa destek sağlar ve "badem göz" etkisini destekler.
Kantoplasti: Göz köşesinin yeniden yapılandırılmasıdır. Daha ciddi kapak gevşekliklerinde, tendonun kesilip kısaltılarak yeniden dikilmesini içerir. Bu işlemler, alt blefaroplastinin "emniyet kemeri" gibidir.
Bazı vakalarda deri fazlalığı cerrahi sınırda değildir ancak ince kırışıklıklar (kaz ayakları ve alt kapak çizgileri) hastayı rahatsız eder. Bu noktada Ankara A Life Sağlık Grubu’nda cerrahiyi Fraksiyonel CO2 Lazer veya Erbium Lazer sistemleri ile kombine ediyoruz.
Cerrahi ile torbaları düzeltirken, lazer ile deri yüzeyindeki kolajen üretimini tetikliyor ve derinin "ütülenmiş" gibi daha sıkı görünmesini sağlıyoruz. Bu "hibrit yaklaşım", tek başına cerrahinin çözemediği ince doku kalitesi sorunlarını ortadan kaldırır.
| Özellik | Transkonjonktival (İzsiz) | Klasik Subsilier (Kirpik Altı) |
|---|---|---|
| İz Durumu | Tamamen izsiz (Göz kapağı içerisinden) | Kirpik dibinde belirsiz ince çizgi |
| İyileşme Hızı | Çok hızlı (3 - 5 gün) | Standart (7 - 10 gün) |
| Deri Alımı | Yapılamaz | Mümkün (Sarkmalar için şarttır) |
| İdeal Hasta | Genç / Orta yaş, deri elastikiyeti iyi olanlar | İleri yaş, belirgin deri sarkması olanlar |
| Kas Müdahalesi | Yok (Göz çevresi kası korunur) | Var (Kas sıkılaştırılması yapılabilir) |
| Dikiş Alma | Gerekmez (Kendiliğinden eriyen dikiş) | 5. günde dikişler alınır |
Yağ repozisyonu, fıtıklaşmış olan ve "torba" görünümü yaratan orbital yağ paketçiklerinin kesilip atılmak yerine, alt göz kapağının altındaki çukur bölgelere (genellikle kemik kenarının üzerine) kaydırılarak dikilmesi işlemidir.
Geleneksel blefaroplastide yağların agresif bir şekilde çıkarılması, ameliyattan hemen sonra düz bir görünüm sağlasa da, yaşlanma devam ettikçe yüzdeki genel hacim kaybıyla birleştiğinde "iskeletleşmiş bakış" dediğimiz duruma yol açar. Göz küresi etrafındaki desteğin azalması, gözün yuvaya daha fazla gömülmesine ve alt kapağın altında derin gölgeler oluşmasına neden olur. Bilimsel veriler, yüz gençleştirmede "hacmin korunmasının" (volumetric preservation), doku çıkarımından çok daha genç ve doğal bir algı yarattığını göstermektedir.
Göz kapağının iç köşesinden yanağa doğru uzanan o derin ve karanlık hatta "Göz Yaşı Oluğu" diyoruz. Bu oluk, Arcus Marginalis adı verilen sert bir bağ dokusunun kemiğe sıkıca yapışması nedeniyle oluşur. Yaşlandıkça bu bağın üzerindeki dokular incelir ve yukarıdaki yağ torbaları öne çıktığında, bu çukur hat daha da derin bir gölge gibi görünür.
Uygulama Süreci:
Ameliyat sırasında bu sert bağı kemikten serbest bırakıyoruz.
Hemen yukarıda torba oluşturan yağ paketçiklerini nazikçe aşağıya, bu açılan boşluğa doğru yönlendiriyoruz.
Yağ dokusunu özel dikişlerle yeni yerine sabitleyerek, göz altı ile yanak arasında kesintisiz, pürüzsüz bir geçiş hattı oluşturuyoruz.
Bu yöntemle, dışarıdan sentetik dolgu yapmaya gerek kalmadan, hastanın kendi canlı dokusuyla kalıcı bir dolgunluk sağlıyoruz.
"Hollow-eye" sendromu, alt kapak cerrahisi sonrası hastanın en büyük mutsuzluk kaynağı olabilir. Göz altının bir tabak gibi dümdüz, hatta içeriye doğru kavisli olması, doğal olmayan cerrahi bir müdahaleyi ele verir.
Cerrahın Notu: Genç bir göz kapağının özelliği "düz" olması değil, yanakla yumuşak bir dışbükey (konveks) kavisle birleşmesidir.
Yağ repozisyonu yaparak;
Işık Yansımasını Optimize Ediyoruz: Çukurlar dolduğu için ışık artık "kırılıp gölge oluşturmak" yerine, bölgeden pürüzsüzce yansır. Bu da morluk şikayetinin (gölgelenme kaynaklı olanların) azalmasını sağlar.
Doku Desteği Sağlıyoruz: Yağ paketçikleri, alt kapağın alt segmentine mekanik bir destek vererek kapağın daha diri durmasına yardımcı olur.
Ankara A Life Sağlık Grubu’nda, 2026 yılının modern anatomik yaklaşımlarıyla bakışlarınıza sadece gençlik değil, aynı zamanda sağlıklı bir dolgunluk kazandırıyoruz. A Life'ta Sağlığınız Özel felsefesiyle, sizin için en doğal olanı bilimsel titizlikle inşa ediyoruz.
İyileşme süreci doğrusal bir çizgi değil, evreler halindedir. İlk günlerdeki "eyvah, çok mu morardım?" endişesi, birkaç hafta içinde yerini "evet, şimdi daha iyi görünüyorum" memnuniyetine bırakacaktır.
1. Hafta: Dikişlerin alındığı (klasik teknikte) ve en belirgin ödemin geçtiği evredir.
2 - 3. Hafta: Morluklar sararır ve kaybolur. Sosyal hayata "gizlenmeden" çıkılabilen dönemdir.
4 - 6. Hafta: Dokuların sertliğinin yumuşamaya başladığı, bakışların doğallaştığı evredir.
İyileşme yolculuğunun en kritik virajı ilk 3 gündür. Bu dönemde doku reaksiyonunu sınırlamak, nihai sonucun kalitesini doğrudan etkiler.
Soğuk Uygulama (Cold Press): Ameliyattan hemen sonra başlanan ve ilk 48-72 saat devam eden buz uygulaması hayati önem taşır. Soğuk, damarları büzerek kanamayı durdurur ve ödem (şişlik) oluşumunu minimize eder. Saat başı 10-15 dakika uygulama yeterlidir.
Yatış Pozisyonu: İlk hafta boyunca başınızın vücudunuzdan en az 30-45 derece yukarıda (çift yastıkla) olması gerekir. Bu, yer çekimi yardımıyla göz çevresindeki lenfatik drenajı hızlandırır ve sabah şişliklerini önler.
Aktivite Kısıtlaması: Eğilmek, ağır kaldırmak, ıkınmak veya başı öne sarkıtmak gibi kafa içi basıncı artıran hareketlerden kaçınılmalıdır. Bu tür zorlanmalar küçük sızıntılara ve morlukların artmasına neden olabilir.
Hastalarımızın en çok merak ettiği konu "ne zaman insan içine çıkabilirim?" sorusudur.
Masa Başı İşler: Eğer işiniz fiziksel efor gerektirmiyorsa, 5. ile 7. günden itibaren çalışmaya başlayabilirsiniz. Gözlerdeki hafif morluklar bu aşamada kapatıcı makyajlarla gizlenebilir.
Spor ve Egzersiz: Hafif yürüyüşlere 1. haftadan sonra izin verilir. Ancak ağır kardiyo, fitness veya yüzme (enfeksiyon riski nedeniyle) için en az 3-4 hafta beklenmelidir.
Kontakt Lens ve Makyaj: Kontakt lens kullanımı genellikle 10. günden sonra, göz makyajı ise dikiş hattı tamamen kapandıktan sonra (yaklaşık 2 hafta) güvenlidir.
Ameliyat sonrası ilk birkaç hafta gözlerde batma, yanma veya sulanma hissi yaşanması son derece normaldir. Bu durum, göz kapağının geçici ödem nedeniyle göz yüzeyine tam oturamamasından ve göz kırpma refleksinin yavaşlamasından kaynaklanır.
Korunma Stratejisi:
Yapay Gözyaşları: Göz yüzeyini nemli tutmak için koruyucu içermeyen damlalar reçete ediyoruz.
Gece Merhemleri: Uyku sırasında gözlerin hafif açık kalma ihtimaline karşı koruyucu pomadlar kullanılır.
Güneş Gözlüğü: Hem gözleri rüzgarın kurutucu etkisinden hem de dikiş hattını güneşin leke yapıcı etkisinden korumak için ilk 6 hafta güneş gözlüğü "olmazsa olmaz"dır.
Bir cerrah olarak altını çizmeliyim ki; alt blefaroplasti sabır işidir. Ameliyattan 1 ay sonra torbalar gitmiş olsa da, göz altı derisinde hafif sertlikler, renk düzensizlikleri veya mikroskobik ödemler devam edebilir.
Gerçek İyileşme: Ödemlerin %90'ı ilk 4-6 haftada iner.
Nihai Mühür: Dokuların tam olarak oturması, lenfatik sistemin normale dönmesi ve dikiş izlerinin tamamen olgunlaşması 3 ila 6 ay sürer.
Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, bu süreci şeffaf bir şekilde yönetiyor, A Life'ta Sağlığınız Özel mottosuyla iyileşme yolculuğunuzda güvenli limanınız oluyoruz.
Göz çevresi anatomisi, vücudun diğer bölgelerinden çok farklıdır. Alt göz kapağı cerrahisi planlarken sadece "estetik" bir bakış açısı yeterli değildir; göz sağlığının (kornea korunması, gözyaşı dengesi) korunması her şeyin önündedir.
Uzmanlık Alanı: Tercih edeceğiniz cerrahın özellikle "Oküloplastik Cerrahi" (Göz kapağı ve çevresi üzerine uzmanlaşmış göz hekimliği) alanında deneyimli olması, gözün fonksiyonel yapısının korunması açısından büyük avantaj sağlar.
Referans ve Vaka Portfolyosu: Cerrahın günümüz standartlarındaki önceki vakalarını, özellikle alt kapak pozisyonunun (ektropiyon riskine karşı) nasıl korunduğunu incelemek size güven verecektir.
Hizmet Erişilebilirliği: Pursaklar, Altındağ veya Etimesgut gibi merkezi lokasyonlarda, operasyon sonrası kontrollerinize kolayca ulaşabileceğiniz, tam teşekküllü bir sağlık grubu seçmeniz iyileşme sürecinizi konforlu kılar.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 20 Ocak 2026 15:19
Yayınlanma Tarihi: 20 Eylül 2024 14:11
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Alt göz kapağı ameliyatı, sorunun kaynağına göre iki farklı yöntemle planlanır. Eğer hastada sadece yağ fıtıklaşması (torba) varsa, göz kapağının içinden (transkonjonktival) girilerek hiçbir dikiş izi bırakmadan işlem tamamlanır. Eğer deri fazlalığı ve sarkma mevcutsa, kirpik çizgisinin hemen altından (subkirpiksel) milimetrik bir kesi yapılarak fazla deri alınır ve kas dokusu sıkılaştırılır.
Klasik yöntemde göz altındaki yağlar tamamen çıkarılırdı; ancak bu durum zamanla göz altının boşalmasına ve çökük görünmesine neden olabilmektedir. Yağ Repozisyonu tekniğinde ise fıtıklaşan yağlar çıkarılmaz; göz altındaki "gözyaşı oluğu" denilen çukurluklara kaydırılarak bu bölgelerin dolması sağlanır. Böylece hem torbalar yok edilir hem de göz altı ile yanak arasında pürüzsüz bir geçiş oluşturulur.
Bu, alt göz kapağı ameliyatlarında hastaların en çok çekindiği konudur. Günümüz modern cerrahi tekniklerinde, alt kapağı destekleyen bağların güçlendirildiği "Kantopeksi" işlemi sayesinde bu risk minimalize edilmiştir. Cerrahın deri alım miktarını milimetrik hassasiyetle ayarlaması ve kapak desteğini artırması, hem fonksiyonel hem de estetik açıdan en güvenli sonucu sağlar.
Ameliyat sonrası ilk 48 saat şişlik ve morluğun en yoğun olduğu dönemdir. Bu süreçte yapılacak düzenli soğuk kompres uygulaması ödemleri hızla dağıtır. Genellikle 1 haftalık bir sürenin sonunda morluklar tamamen kaybolur ve hasta hafif bir kapatıcı yardımıyla sosyal hayatına dönebilir. Nihai şeklin oturması ve dokuların tam uyumu ise 1 ile 3 ay arasında gerçekleşir.
Evet, genellikle hastalarımızda tam bir yüz gençleşme etkisi yaratmak için alt ve üst blefaroplasti operasyonlarını kombine ediyoruz. Aynı anestezi altında yapılan bu işlem, hastanın tek bir iyileşme süreci geçirmesini sağlayarak büyük bir konfor sunar. Ayrıca kaş kaldırma veya orta yüz germe gibi işlemler de bu sürece dahil edilerek bütünsel bir estetik sonuç elde edilebilir.
Alt göz kapağı ameliyatı, yağ paketçiklerine doğrudan müdahale edildiği için uzun vadeli sonuçlar verir; çıkarılan veya yeri değiştirilen yağların tekrar torba oluşturması beklenmez. Ancak yaşlanma süreci ve yer çekimi etkisi devam ettiği için deri kalitesini korumak adına ameliyat sonrası cilt bakımı ve güneşten korunma, sonucun kalıcılığını 15-20 yıl gibi uzun sürelere taşır.
2026 yılı fiyatlandırması; operasyonun tekniğine (izsiz veya deri alımlı), yağ repozisyonu (yağ transferi) ihtiyacına ve ek prosedürlerin (kantopeksi, dolgu vb.) dahil edilip edilmeyeceğine göre belirlenir. Ankara şubelerimizde uzman cerrahlarımızın yapacağı detaylı göz ve cilt analizi sonrası size özel tedavi planı ve güncel paket fiyatlarımız hakkında bilgi almak için A Life Sağlık Grubu ile iletişime geçebilirsiniz.
Evet, alt göz kapağı ameliyatı sırasında sıklıkla uygulanan "Kantopeksi" veya "Kantoplasti" teknikleri ile gözün dış köşesi yukarıya ve dışa doğru bir miktar asılabilir. Bu işlem, sadece torbaların giderilmesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda göz yapısına daha çekici, hafif "çekik" ve dinamik bir "Badem Göz" formu kazandırır. Bu kombine yaklaşım, özellikle alt kapağı gevşek olan hastalarda gözün sarkık görünmesini engellemek için fonksiyonel bir zorunluluktur.
Göz altı ışık dolgusu, sadece hafif çukurlukları olan ve deri kalitesi iyi olan genç hastalar için 1-1.5 yıl etkili geçici bir çözümdür. Ancak alt kapakta "yağ fıtıklaşması" (torbalanma) ve deri fazlalığı varsa, dolgu uygulaması bu torbaları daha belirgin hale getirerek "ödemli" bir görünüme yol açabilir. Alt göz kapağı ameliyatı, torbaları temelden çözen ve etkisi 15-20 yıla kadar uzanan kalıcı bir tedavidir.
Alt göz kapağı ameliyatı sonrası ilk birkaç hafta gözlerde hafif kuruluk, sulanma veya yanma hissi olması beklenen geçici bir durumdur. Bu, kapakların operasyon sonrası ödeme bağlı olarak tam kapanmamasından kaynaklanır. Uzman hekimlerimiz, bu süreci konforlu atlatmanız için özel nemlendirici damlalar ve jeller reçete eder. Eğer hastada ameliyat öncesi zaten şiddetli "Kuru Göz Sendromu" varsa, operasyon planı çok daha koruyucu tekniklerle (minimal deri alımı) kişiselleştirilir.
Göz yüzeyi ve kapak içi dokuların iyileşmesi için kontakt lens kullanımına genellikle operasyondan 2 hafta sonra izin verilir. Göz makyajı için ise dikişlerin alındığı veya dikiş hattının tamamen kapandığı 10. gün beklenebilir. Ancak, bu süreçte kullanılan makyaj malzemelerinin steril olması ve nazikçe temizlenmesi yara yerinin korunması için hayati önem taşır.
Sigara, vücuttaki mikro dolaşımı bozarak doku iyileşmesini ciddi oranda geciktirir. Özellikle deri alımı yapılan subkirpiksel (dıştan kesili) ameliyatlarda, sigara kullanımı yara izinin belirgin kalmasına veya dikiş hattında iyileşme sorunlarına neden olabilir. En iyi estetik sonuç ve hızlı toparlanma için ameliyattan en az 2 hafta önce sigaranın bırakılması ve iyileşme sürecinde de uzak durulması tavsiye edilir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.