Estetik dolgu (dermal dolgu), yaşlanma, mimik kullanımı veya genetik faktörler nedeniyle cilt altında eksilen hacmi geri kazandırmak, derin kırışıklıkları silmek ve yüz hatlarını belirginleştirmek amacıyla deri altına enjekte edilen biyolojik olarak uyumlu jel formundaki medikal maddelerdir. Tıbbi estetikte en sık tercih edilen dermal dolgu malzemesi, insan vücudunun bağ dokusunda ve eklemlerinde doğal olarak bulunan hyalüronik asit molekülüdür.
Bu prosedür, cerrahi neşter kesisi ve genel anestezi gerektirmeden, dakikalar içinde ameliyatsız yüz gençleştirme olanağı sunar. Cildin yapısında zamanla azalan hücresel matrisi dışarıdan takviye ederek çöküklükleri doldurur, elastikiyetini kaybetmiş dokulara hacim verir ve yüz simetrisini yeniden sağlar. Vücutla tam biyouyumlu malzemeler kullanıldığı için işlem sonrasında doku reddi riski oluşmaz ve enjekte edilen jel zamanla doğal metabolik yollarla vücuttan emilir.
Dermal dolgular, temel etken maddeleri olan hyalüronik asidin yüksek su tutma kapasitesi sayesinde enjekte edildikleri doku altında anında hacim genişlemesi yaratarak etki gösterir. Hyalüronik asit molekülü, kendi ağırlığının bin katı kadar su molekülünü çekip bağlama yeteneğine sahip biyolojik bir hidrofilik polimeredir.
Cilt altı dermis ve alt fasyal planlara mikro kanüller veya ince iğnelerle uygulanan dolgu jeli, şu fizyolojik mekanizmalarla çalışır:
Hacimsel Destek ve Şekillendirme: Çapraz bağ (cross-link) teknolojisiyle işlenmiş hyalüronik asit, enjekte edildiği alanda mekanik bir yastık görevi görerek çökmüş dokuyu yukarı kaldırır.
Derin Doku Nemlendirmesi: Bağladığı su molekülleri sayesinde cildin turgor basıncını ve nem seviyesini en üst düzeye çıkarır.
Kolajen ve Elastin Stimülasyonu: Dolgunun dokuda yarattığı hafif mekanik gerilim (fibroblast aktivasyonu), vücudun kendi Tip 1 ve Tip 3 kolajen liflerini üretmesini tetikler. Bu sayede dolgulanma etkisi geçse bile cilt kalitesi eski halinden daha canlı kalır.
Estetik dolgu çeşitleri, enjeksiyon jellerinin kimyasal bileşenlerine, dokuda kalıcılık sürelerine ve etki mekanizmalarına göre temelde iki ana grupta sınıflandırılır. Ameliyatsız medikal estetik uygulamalarında kullanılan başlıca dolgu sınıfları şunlardır:
Hyalüronik asit (HA) bazlı dermal dolgular, medikal estetik dünyasında güvenliği kanıtlanmış ve en yaygın kullanılan geçici dolgu maddeleridir. Dokuya tam uyum sağlayan bu jellerin en büyük klinik avantajı; sonuç beğenilmediğinde veya bir komplikasyon geliştiğinde hyalüronidaz adı verilen özel bir enzimle dakikalar içinde tamamen eritilerek eski haline döndürülebilmesidir. Çapraz bağ yoğunluğuna göre yumuşak, orta ve sert formlarda üretilerek dudaktan çene kemiğine kadar farklı derinliklere güvenle uygulanır.
Halk arasında "kristal dolgu" veya "akıllı dolgu" olarak adlandırılan Kalsiyum Hidroksiapatit (CaHA) ve Polilaktik Asit (PLLA) bazlı jeller, doğrudan hacim vermenin ötesinde cildin kendi kolajen üretimini başlatan stimülan ürünlerdir. Kalsiyum mikro kürecikleri içeren bu maddeler, doku altında kolajen çatısı oluşturarak 1.5 ila 2 yıla varan uzun süreli sıkılaşma ve hacim desteği sağlar. Ancak hyalüronik asit gibi enzimle anında eritilme imkanı bulunmadığı için uygulama tekniği çok daha yüksek hekim hassasiyeti gerektirir.
Dermal dolgular, yüz anatomisinde hacim kaybına uğrayan, yaşlanmayla kemik desteği zayıflayan veya asimetrik olan neredeyse tüm alanlarda güvenle kullanılır. Uygulama yapılan başlıca anatomik odak bölgeleri şunlardır:
Dudak Bölgesi: Dudak hacimlendirme, kontur netleştirme ve simetri düzeltme.
Yanak ve Elmacık Kemiği: Orta yüz çöküklüklerini giderme ve yüzü yukarı kaldırma (lifting etkisi).
Çene ve Çene Hattı (Jawline): Profiloplasti sağlamak, çene ucunu uzatmak ve keskin çene çizgisi oluşturmak.
Göz Altı Çukuru (Işık Dolgusu): Göz altındaki morluk, çöküklük ve yorgun ifadeyi giderme.
Nazolabiyal ve Marionette Çizgileri: Burun kenarından ağız köşesine inen derin olukları doldurma.
Şakaklar ve Burun: Şakak çöküklüklerini tamir etme ve ameliyatsız burun kemeri düzeltme (ameliyatsız rinoplasti).
Estetik dolgu uygulamaları, 18 yaşını doldurmuş, yüzünde hacim kaybı, derin kırışıklık, kırışıklığa bağlı çöküklük veya anatomik asimetri şikayeti bulunan tüm sağlıklı yetişkin bireylere yapılabilir. Yaşlanma belirtilerini geciktirmek, daha dinç görünmek veya yüz hatlarını altın orana yaklaştırmak isteyen hastalar için ideal bir çözümdür.
Buna karşın tıbbi güvenlik kuralları gereği dolgu uygulamasının kesinlikle yapılmayacağı sakıncalı durumlar şunlardır:
Hamilelik (gebelik) döneminde olanlar ve emzirmesi devam eden anneler.
Sistemik otoimmün hastalığı (Lupus, Hashimoto, Romatoid Artrit vb.) aktif seyreden bireyler.
Enjeksiyon yapılacak cilt alanında aktif enfeksiyon, mantar, sivilce veya uçuk (Herpes Simplex) lezyonu bulunanlar.
Kan pıhtılaşma bozukluğu olanlar veya yüksek doz aktif kan sulandırıcı kullananlar.
Dolgu içeriğindeki etken maddelere veya lokal anesteziklere (lidokain) karşı aşırı duyarlılık ve alerji öyküsü olanlar.
Estetik dolgu uygulaması, klinik ortamında cerrahi bir kesi gerektirmeden, yüksek hasta konforuyla ve oldukça pratik adımlarla gerçekleştirilen medikal bir prosedürdür. Uygulamanın toplam süresi, işlem yapılacak bölgelerin sayısına bağlı olarak ortalama 15 ila 30 dakika arasında değişiklik gösterir; hasta uygulama sonrasında herhangi bir istirahat süresine ihtiyaç duymadan günlük yaşamına hemen dönebilir.
Klinik dolgu prosedürünün adım adım kronolojik mantığı şu basamaklarla yürütülür:
Aptitude ve Alan Planlaması: Hekim, hastanın yüz mimarisini inceleyerek dolgunun yapılacağı derinlik seviyelerini ve enjeksiyon noktalarını steril medikal kalemlerle işaretler.
Lokal Anestezi ve Cilt Hazırlığı: Enjeksiyon konforunu maksimuma çıkarmak için uygulama yapılacak cilt yüzeyine yüksek etkili lokal anestezik krem sürülür ve 10-15 dakika beklenir; ardından alan antiseptik solüsyonlarla tamamen dezenfekte edilir.
Hassas Enjeksiyon Süreci: Dolgu jeli, hekimin tercihine ve bölgenin damar yapısına göre mikro incelikteki iğneler veya doku travmasını sıfırlayan künt uçlu kanüller (dokuyu kesmeyen ucu yuvarlak borucuklar) vasıtasıyla hedeflenen fasyal plana enjekte edilir.
Manuel Şekillendirme ve Kontrol: Enjekte edilen dolgu jeli, hekimin parmak uçlarıyla yaptığı hassas masaj hamleleriyle doku aralıklarına homojen biçimde dağıtılır; asimetri kontrolünün ardından alan tekrar dezenfekte edilerek işlem tamamlanır.
Hyalüronik asit bazlı estetik dolgular kalıcı değildir; kullanılan ürünün moleküler yapısına, çapraz bağ (cross-link) yoğunluğuna ve uygulama yapılan bölgenin mimik hareketliliğine bağlı olarak kalıcılık süresi ortalama 6 ila 18 ay arasında değişir. Dolgu jeli enjekte edildiği andan itibaren vücudun doğal metabolik enzimleri (hyalüronidaz) tarafından kademeli olarak parçalanır ve zamanla tamamen vücuttan atılır.
Dolguların dokuda kalıcılık süresini belirleyen temel klinik faktörler şunlardır:
Anatomik Bölgenin Hareketliliği: Dudak ve ağız çevresi gibi gün boyu yoğun mimik ve konuşma hareketine maruz kalan dinamik alanlarda dolgular 6-9 ay içinde metabolize olurken; göz altı çukuru, çene ucu veya elmacık kemiği gibi statik alanlarda kalıcılık 12 ila 18 aya kadar uzayabilir.
Ürünün Molekül Büyüklüğü: Derin fasyal planlara ve kemik üzerine uygulanan yüksek viskoziteli (sert) dolgular, yüzeysel kırışıklıklara yapılan akışkan dolgulara göre çok daha yavaş çözünür.
Metabolizma Hızı ve Yaşam Tarzı: Bireyin su tüketim alışkanlığı, sigara kullanımı, yoğun spor temposu ve vücut sıcaklığı dolgunun dokuda kalma süresini doğrudan etkiler.
Yüz hattına hacim kazandırmak ve kırışıklıkları gidermek isteyen hastaların en çok tereddüt duyduğu konulardan biri hazırca enjekte edilen dermal dolgular ile kişinin kendi dokusundan alınan yağ transferi arasındaki seçimdir. İki yöntem de dokuyu hacimlendirmeyi hedefler ancak iyileşme süreci, uygulama şartları, donör saha ihtiyacı ve kalıcılık beklentisi bakımından tamamen farklı tıp disiplinlerine dayanır.
Dermal dolgular; ameliyathane şartı gerektirmemesi, 15 dakikada muayenehane ortamında pratikçe yapılabilmesi, donör sahaya (yağ çekilmesine) ihtiyaç duymaması ve beğenilmeme durumunda enzimle eritilebilme esnekliği sunması bakımından hızlı sonuç arayan hastalar için idealdir. Buna karşın otolog yağ enjeksiyonu; donör alandan liposuction ile yağ alınmasını gerektiren cerrahi bir prosedürdür ancak vücuda yabancı madde sokmaması, kök hücre içeriğiyle cildi gençleştirmesi ve tutunan yağ hücrelerinin ömür boyu kalıcı olması ile ayrışır.
Hazır dermal dolgu uygulamaları ile cerrahi otolog yağ transferi operasyonunun temel ayrım kriterleri aşağıdaki karşılaştırma tablosunda detaylandırılmıştır:
Estetik dolgu sonrası dönem, enjekte edilen jellerin doku aralıklarına sorunsuz entegre olduğu, doku içi fizyolojik dengenin sağlandığı ve işlem başarısının korunduğu hassas bir süreçtir. Dolgu maddesinin yer değiştirmesini engellemek, oluşan hafif şişlikleri hızla yatıştırmak ve ödem birikimini minimize etmek için ilk birkaç gün boyunca belirli bakım kurallarına titizlikle uyulması şarttır.
Dolgu uygulamasından hemen sonra dikkat edilmesi gereken temel klinik kurallar şunlardır:
İlk 24 Saat Yüz Teması ve Temizlik: Dolgu yapılan bölgeye sert dokunulmamalı, masaj yapılmamalı, ovalanmamalı ve ilk 24 saat boyunca su temasından, ağır makyaj uygulamalarından kaçınılmalıdır.
Sıcaklık ve Buhar Maruziyeti: İşlemi takip eden ilk 3 gün boyunca sıcak banyo, sauna, hamam, solaryum ve direkt güneş maruziyetinden uzak durulmalıdır; yüksek sıcaklık doku içi ödemi artıracağı gibi dolgunun erime hızını da tetikleyebilir.
Ağır Egzersiz ve Spor: İlk 48 saat boyunca vücut kan basıncını ve nabzını aşırı yükselten ağır kardiyo, fitness ve yoğun egzersiz rutinlerine ara verilmelidir.
Sırtüstü Yatış Pozisyonu: Özellikle yüz, yanak, çene ve dudak dolgusu sonrasında ilk 2-3 gece baş çift yastıkla desteklenerek yüksekte tutulmalı ve dolgu bölgesine basınç uygulanmaması için sırtüstü yatılmalıdır.
Bol Su Tüketimi: Hyalüronik asidin hidrofilik (su tutucu) yapısından maksimum verim almak ve doku nemlenmesini sağlamak adına günde en az 2.5-3 litre su içilmelidir.
Estetik dolgu acıtır mı veya enjeksiyon esnasında şiddetli ağrı hissedilir mi soruları, medikal estetik hastalarının en çok çekindiği tereddütlerin başında gelir. Günümüz gelişmiş uygulama protokolleri sayesinde dolgu enjeksiyonları oldukça konforlu ve acısız işlemler kategorisindedir; hastanın hissettiği yalnızca hafif bir sinek ısırığı veya doku içi basınç hissinden ibarettir.
İşlem konforunu sağlayan ve postoperatif ağrı-morluk sürecini yöneten klinik faktörler şunlardır:
Topikal Anestezik Krem: Enjeksiyon öncesinde uygulama yapılacak alan yüksek konsantrasyonlu lokal anestezik kremlerle kaplanır ve 15-20 dakika beklenerek cilt yüzeyindeki duyu reseptörleri tamamen uyuşturulur.
Lidokain İçerikli Dolgu Jelleri: Modern hyalüronik asit dolgularının birçoğu kendi formülünde lokal anestezik olan lidokain maddesi barındırır. İğne veya kanül dokuya girdiği andan itibaren iç anestezik devreye girerek ağrı hissini tamamen engeller.
İnce İğneler ve Künt Kanül Kullanımı: Uygulamalarda kullanılan enjeksiyon iğneleri mikroskobik inceliktedir. Ayrıca damar ve sinir ağının yoğun olduğu bölgelerde sivri uçlu iğneler yerine uyuşukluğu artıran ve dokuyu kesmeyen künt uçlu kanüller tercih edilerek morarma ve ağrı riski sıfıra yakın seviyelere çekilir.
Ağrı ve Morluk Seyri: İşlem sonrası gelişebilecek hafif sızı veya hassasiyetler basit parasetamol grubu ağrı kesicilerle kontrol altına alınır. Oluşan mikro morluklar ve hafif ödemler ise aralıklı buz uygulaması ve arnika içerikli kremler yardımıyla 3 ila 5 gün içinde kendiliğinden tamamen kaybolur.
Estetik dolgu zararları veya komplikasyon riskleri, biyouyumlu ürünler ve uzman bir hekim eliyle yapıldığında oldukça nadir görülen, ancak anatomi bilgisi yetersiz yetkisiz uygulayıcılar tarafından gerçekleştirildiğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen durumlardır. Hastaların zihnindeki "estetik dolgu düşer mi" veya "dolgu yer değiştirir mi" kaygılarının tıbbi karşılığı; dolgunun yanlış fasyal plana (örneğin cilt altına çok yüzeysel) veya aşırı dozda yapılması durumunda kas hareketleriyle yer değiştirmesi (migrasyon) ve sarkma hissi oluşturmasıdır.
Dermal dolgu uygulamalarında dürüstçe bilinmesi ve yönetilmesi gereken potansiyel yan etkiler ve klinik riskler şunlardır:
Asimetri ve Aşırı Düzeltme (Overcorrection): İşlem sonrasında iki taraf arasında milimetrik hacim farklarının kalması veya hedeflenenden fazla dolgu yapılmasıdır; ödem dağıldıktan sonra küçük touch-up (dokunuş) seanslarıyla veya dolgu eritme işlemiyle kolayca eşitlenir.
Nodül, Granülom ve Biyofilm Reaksiyonu: Dolgu maddesinin doku altında sert bilye şeklinde topaklanması veya vücudun kapsül oluşturmasıdır. Kalitesiz ürün kullanımı veya sterilizasyon eksikliğinden kaynaklanır.
Dolgu Migrasyonu (Kayması): Özellikle dudak ve yanak bölgesinde aşırı dolgu yüklemesi sonucu jelin kas hareketleriyle doğal sınırların dışına taşması durumudur.
Vasküler Oklüzyon (Damar Tıkanıklığı - En Ciddi Komplikasyon): Dolgu jellerinin yanlışlıkla bir arterial damar içine enjekte edilmesi veya damara dışarıdan aşırı bası yapması sonucu dokunun beslenememesidir. Erken müdahale edilmezse doku nekrozuna (doku ölümüne) yol açabilir.
Hyalüronidaz ile Geri Dönüştürülebilirlik Emniyeti: Hyalüronik asit bazlı dolguların en büyük medikal avantajı; her türlü asimetri, yer değiştirme, beğenilmeme veya vasküler tıkanıklık riski karşısında hyalüronidaz adı verilen özel bir enzimle dakikalar içinde tamamen eritilerek dokunun ameliyatsız şekilde eski doğal haline kavuşturulabilmesidir.
Anatomik bölgelere göre kullanılan dolgu enjeksiyon teknikleri, doku derinlikleri ve ortalama kalıcılık süreleri aşağıdaki matris tablosunda detaylandırılmıştır:
Estetik dolgu fiyatları veya dermal dolgu enjeksiyon maliyetleri hakkında internet sitelerinde ya da dijital mecralarda net bir ücret bilgisi paylaşılması yasal, tıbbi ve etik kurallar gereği mümkün değildir. T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatları doğrultusunda fiyat ilan edilmesi yasak olduğu gibi; dolgu bütçesi tamamen hastanın yüz anatomisindeki eksikliklere, hedeflenen estetik hacme ve kullanılacak ürün miktarına göre kişiye özel belirlenir.
Klinik değerlendirme sonrasında estetik dolgu fiyatlandırmasını doğrudan etkileyen temel faktörler şunlardır:
Kullanılan Dolgu Markası ve Sağlık Bakanlığı Onayı: Enjekte edilecek jelin uluslararası sertifikasyonlara (FDA, CE) sahip, yüksek saflıkta ve güvenilir bir marka olup olmadığı.
Uygulanan Enjektör Miktarı (Şırınga/ml Hacmi): Hastanın ihtiyacına göre enjekte edilen dolgu jeli miktarı (örneğin 1 ml, 2 ml veya kombine yüz uygulamalarında daha yüksek hacimler).
Uygulama Yapılan Anatomik Bölgelerin Sayısı: İşlemin tek bir odak alana mı (sadece dudak veya sadece göz altı) yoksa tüm yüze mi (likit yüz germe / 8 nokta dolgu) uygulanacağı.
Hekimin Uzmanlığı ve Mesleki Kıdemi: Enjeksiyonu gerçekleştirecek olan Plastik Cerrahi, Dermatoloji uzmanı veya Medikal Estetik doktorunun alanındaki deneyimi.
Klinik Lokasyonu ve Sağlık Kuruluşu Standartları: İşlemin gerçekleştirildiği sağlık merkezinin, tıp merkezinin veya hastanenin donanım standartları.
Estetik dolgu uygulaması yaptırmak isteyen hastaların hastanelerde veya sağlık kuruluşlarında müracaat etmesi gereken yetkili tıbbi birimler Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ile Dermatoloji (Cildiye) poliklinikleridir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı onaylı Medikal Estetik sertifikasyonuna sahip tıp doktorları da bu enjeksiyonları klinik ortamında yapmaya yetkilidir.
Dolgu enjeksiyonu basit bir kozmetik bakım değil; yüzün kompleks damar ve sinir anatomisini bilmeyi gerektiren hassas bir medikal müdahaledir. Güzellik salonlarında, kuaförlerde, merdiven altı merkezlerde veya estetik uzmanı unvanını usulsüzce kullanan yetkisiz kişilerce dolgu yaptırılması; körlük, yüz nekrozu (doku ölümü), ağır enfeksiyonlar ve kalıcı yüz deformasyonları gibi felaketlerle sonuçlanabilir. Hastaların işlem öncesinde uygulamayı yapacak hekimin T.C. Sağlık Bakanlığı onaylı tıp diplomasını ve merkezin ruhsatını doğrulaması hayati zorunluluktur.
Mimik kullanımı ve zamanın etkisiyle cildinizde derinleşen oluklar (nazolabiyal çizgiler), dudaklarınızda hacim kaybı veya kontur belirsizliği başladıysa; yanaklarınızda ve elmacık kemiklerinizde çöküklükler oluştuysa ya da genel yüz profilinizde asimetri hissediyorsanız ameliyatsız çözümler için hekim muayenesinin zamanı gelmiş demektir.
Cerrahi ameliyat neşterine ihtiyaç duymadan, bıçaksız yüz gençleştirme konforuyla daha dinç, taze ve altın orana uygun bir yüz ovaline kavuşmak için vakit kaybetmeden bir Dermatoloji veya Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanına başvurabilirsiniz.
Yüzünüzde yılların, mimiklerin ve çevresel etkenlerin bıraktığı kırışıklıklar, hacim kayıpları ve doku çöküklükleri; yorgun ve yaşlı bir simaya mahkum olduğunuz anlamına gelmez. Cerrahi kesiler ve ağır ameliyat süreçleri olmadan, dakikalar içinde daha dinç, doğal ve tazelenmiş bir görünüme kavuşmak modern medikal estetiğin en güvenli ayrıcalığıdır. Ancak unutmayın ki yüzünüz; hayati damar ve sinir ağlarıyla kaplı en hassas estetik imzanızdır. Kendinizi yetkisiz ellerde, merdiven altı salonlarda veya kalitesiz dolgu maddeleriyle riske atmak zorunda değilsiniz. A Life Sağlık Grubu bünyesindeki tam teşekküllü hastanelerimizde; yüz anatomğinizi milimetrik olarak değerlendiren uzman Plastik Cerrahi ve Dermatoloji kadrolarımız, FDA onaylı biyouyumlu hyalüronik asit dolgu teknolojilerimiz ve steril klinik koşullarımız mevcuttur. Yaşlanma kaygılarının gölgesinde yaşamak yerine, tıbbi etiğe ve hasta güvenliğine en üst düzeyde sadık olan hastanelerimizin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ile Dermatoloji kliniklerine güvenle başvurabilir, güzelliğinizi ve sağlığınızı uzman tıp hekimlerinin güvenli ellerine emanet edebilirsiniz.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Estetik dolgu; yaşlanma, kolajen kaybı veya hacim yetersizliği nedeniyle yüzde oluşan çöküntüleri, kırışıklıkları ve deformasyonları dindirmek amacıyla cildin altına enjekte edilen biyouyumlu jel maddelerdir. Kutanöz dokuya anında hacim kazandırır, yüz hatlarını belirginleştirir ve nem kapasitesini tırmandırarak genç ve dinamik bir fasiyal kontur kurgular.
Estetik dolgular etken maddelerine göre sınıflandırılır. En sık tercih edilen tür, vücutta doğal bulunan hyalüronik asit bazlı dolgulardır. Bunun yanı sıra kolajen sentezini tetikleyen kalsiyum hidroksiapatit (akıllı dolgular), polilaktik asit (PLLA) dolgular ve hastanın kendi vücudundan alınan otolog yağ enjeksiyonları klinik portföyde yer alır.
Hyalüronik asit; kendi ağırlığının bin katı kadar su tutma kapasitesine sahip, cildin ekstraselüler matrisinde doğal bulunan bir polisakkarittir. Dolgu maddesi olarak enjekte edildiğinde kutanöz dokunun hidrasyonunu tırmandırır, hacim kayıplarını doldurur ve doku esnekliğini geri kazandırır. Biyouyumlu yapısı sayesinde alerji risk haritasını son derece düşük seviyede tutar.
Dermal dolgular yüzde hacim kaybı ve kırışıklık olan pek çok anatomik sahaya kurgulanır. Dudak hacimlendirme, elmacık kemiği belirginleştirme, çene ucu ve çene hattı (jawline) keskinleştirme, nazolabiyal oluk açma, şakak dolgunlaştırma ve göz altı ışık dolgusu uygulamalarında asimetrik kusurları düzeltmek amacıyla güvenle tercih edilir.
İşlem öncesinde uygulama alanına lokal anestezik kremler sürülerek kutanöz hassasiyet sıfırlanır. Steril koşullarda, milimetrik ince iğneler veya künt uçlu kanüller vasıtayla belirlenen derinlik hatlarına homojen dolgu jeli zerk edilir. Süreç son derece konforlu ve hızlıdır; ortalama 15 ila 30 dakika içinde başarıyla tamamlanır.
Geçici dolgular sınıfında yer alan hyalüronik asit uygulamalarının kalıcılığı, kullanılan jelin çapraz bağ yoğunluğuna ve kişinin metabolizma hızına göre ortalama 6 ila 18 ay arasında değişir. Süre tamamlandığında dolgu vücut tarafından selim bir şekilde metabolize edilir. Düzenli tekrarlanan uygulamalarda dolgunun dokudaki kalıcılık süresi tırmanır.
Enjeksiyon yapılan kutanöz alanda gelişen hafif ödem, kızarıklık ve lokal morluklar dokunun iğne girişine gösterdiği tamamen normal bir reaktivite sürecidir. Bu selim belirtiler ilk 2-3 günde pik yapıp 1 hafta içinde tamamen söner. Buz kompresleri ve arnika özlü medikal kremler iyileşme hızını tırmandırır.
Hayır, dolgu enjeksiyonları genellikle ağrısızdır. İşlem öncesinde topikal anestezik kremler uygulanarak cilt uyuşturulur. Ayrıca günümüzde kullanılan yeni nesil hyalüronik asit dolgularının içeriğinde lokal anestezik maddeler (lidokain) yer aldığından, enjeksiyon esnasında ve sonrasında minimal bir sızı dışında belirgin bir ağrı hissedilmez.
Evet, hyalüronik asit bazlı dolgular istenmeyen bir sonuç, asimetrik görünüm veya komplikasyon geliştiğinde "Hyaluronidaz" adı verilen akıllı bir enzim enjeksiyonuyla saniyeler içinde eritilebilir. Hyaluronidaz jeli hücresel düzeyde parçalayarak dokuyu dakikalar içinde dolgu öncesindeki doğal haline geri döndürür.
İşlemden sonraki ilk 24 saat boyunca uygulama alanına su temas ettirilmemeli, sert masaj yapılmamalı ve kutanöz doku ovuşturulmamalıdır. İlk birkaç gün sıcak banyo, sauna, solaryum gibi ödemi köpürtecek ortamlardan ve ağır spordan kaçınılmalıdır. Alkol ve damar genişletici takviyeler morarma reaktivitesini artırabileceği için kısıtlanmalıdır.
Botoks bir dolgu maddesi değildir; enjekte edildiği mimik kaslarını geçici felç ederek dinamik kırışıklıkları (kaz ayakları, kaş arası) dindirir. Estetik dolgu ise kaslara etki etmez; statik çöküntülere, derin oluklara ve hacim kayıplarına doğrudan hacim kazandırarak dokuyu yukarı kaldırır ve vasküler yatakları destekler.
A Life Sağlık Grubu, dermal dolgu süreçlerinde orijinal ve FDA onaylı biyouyumlu ürünleri, vasküler haritalandırmayı koruyan künt kanül tekniklerini, olası komplikasyonları anında çözen acil hyaluronidaz protokollerini ve uzman plastik cerrah/dermatolog kadrosunu kurullarla yönetir. Klinik başarımızı, kanıta dayalı tıp vizyonumuza ve titiz takip sürveyans doğruluğumuza borçluyuz. Sağlığınızda güvenilir çözüm ortağınızız.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.