Alt blefaroplasti, alt göz kapağındaki torbalanmaları, derinleşen olukları ve deri fazlalıklarını gidermek amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. Bu operasyonun birincil hedefi, alt göz kapağı ile yanak arasındaki geçişi pürüzsüzleştirmek ve yüze daha genç, dinç bir ifade kazandırmaktır. Modern cerrahi teknikler sayesinde, artık sadece "yağ çıkarmak" değil, mevcut yağı eksik olan bölgelere (göz altı çukurlarına) yayarak doku kaybını onarmayı hedefliyoruz.
Göz altı torbalarının oluşumu, yerçekimi, genetik yatkınlık ve anatomik bariyerlerin zayıflamasıyla doğrudan ilişkilidir. Göz küresini yastıklayan yağ dokusu, normal şartlarda belirli bölmelerde sabit tutulur. Ancak zamanla bu dokuları yerinde tutan yapılar dirençlerini kaybeder.
Göz altı bölgesinin anatomik derinliğinde, gözü koruyan üç ana yağ paketçisi bulunur:
Medial (İç) Yağ Paketi: Burun köküne yakın olan kısımdır.
Merkezi (Sentral) Yağ Paketi: Gözün tam altında yer alan en belirgin pakettir.
Lateral (Dış) Yağ Paketi: Gözün dış köşesine doğru konumlanmıştır.
Bu yağ paketlerini yerinde tutan, "bariyer" görevi gören ince ama dirençli bir bağ dokusu vardır: Orbital Septum. Yaşlanma veya genetik nedenlerle bu septum gevşediğinde, yağ dokusu öne doğru itilir. Bu durum, tıbbi olarak yağ paketçiklerinin fıtıklaşması olarak tanımlanır ve dışarıdan bakıldığında "torbalanma" olarak görülür.
Birçok hastamızda göz altı torbaları henüz yirmili yaşların başında görülmeye başlar. Bu, tamamen genetik olarak Orbital Septum yapısının zayıf olmasından kaynaklanır. Yaşın ilerlemesiyle birlikte ise durum daha karmaşık hale gelir:
Kollajen Kaybı: Derinin incelmesiyle fıtıklaşan yağlar daha belirginleşir.
Kas Gevşemesi: Gözü çevreleyen Orbicularis Oculi kasının tonusunu kaybetmesi, torbaların aşağı doğru sarkmasına neden olur.
Kemik Erimesi: Yüz kemiklerindeki hafif hacim kayıpları, göz altı desteğini azaltarak torbaların daha dramatik görünmesine yol açar.
Göz altı torbaları sadece bir şişkinlikten ibaret değildir. Işığın yüzeye geliş açısını bozarak şu etkileri yaratır:
Göz Altı Morlukları ve Gölgelenme: Torbaların hemen altında oluşan çukurluk (gözyaşı oluğu - tear trough), derin gölgeler yaratarak morluk illüzyonu oluşturur.
Yorgun ve Uykusuz İfade: Kişi ne kadar dinlenirse dinlensin, fıtıklaşan yağ paketleri bakışlardaki canlılığı yok eder.
Mekanik Baskı: İleri vakalarda torbaların ağırlığı, alt göz kapağının aşağı doğru çekilmesine ve gözün iç kısmının daha fazla görünmesine neden olabilir.
Ankara A Life Sağlık Grubu cerrahi vizyonumuzla, hastalarımızın anatomik haritasını milimetrik hassasiyetle çıkarıyoruz. A Life'ta Sağlığınız Özel mottosuyla, sadece torbaları yok etmiyor, bakışlarınızdaki o eski enerjiyi ve özgüveni size geri kazandırıyoruz.
Alt blefaroplastide tekniği belirleyen en temel kriter, hastanın deri fazlalığına sahip olup olmadığıdır. Eğer sadece yağ paketçikleri fıtıklaşmışsa ancak deri gerginse farklı, deri sarkmış ve kas dokusu gevşemişse farklı bir cerrahi harita izlenir. Her iki teknikte de amaç, alt göz kapağındaki yorgun ifadeyi silmek olsa da, anatomik giriş yolları ve doku manipülasyonları birbirinden tamamen farklıdır.
Modern cerrahinin en büyük kazanımlarından biri olan Transkonjonktival yaklaşım, "izsiz ameliyat" olarak popülerleşmiştir. Bu teknik, göz kapağının dış yüzeyinden değil, iç kısmındaki kırmızı dokudan (konjonktiva) girilerek gerçekleştirilir.
Cerrahi Giriş: Alt göz kapağı hafifçe dışa doğru çevrilir ve konjonktiva üzerinden yaklaşık 1 cm'lik yatay bir kesi yapılır.
Anatomik Avantaj: Bu yöntemde, göz kapağını kapatan Orbicularis Oculi kasına hiç dokunulmaz. Kas dokusu hasar görmediği için ameliyat sonrası "göz kapağının aşağı çekilmesi" (ektropion) riski neredeyse sıfıra iner.
Dikiş Yöntemi: Genellikle dikiş gerektirmez; konjonktiva dokusu kendi kendine çok hızlı iyileşme yeteneğine sahiptir. Eğer dikiş atılacaksa, vücut tarafından emilen, hastayı rahatsız etmeyen ultra ince materyaller tercih edilir.
Bu teknik her hasta için uygun değildir. Genellikle şu profillerde altın standarttır:
Genç ve Orta Yaşlı Hastalar: Deri elastikiyeti hala yerinde olan, ancak genetik olarak torbalanması olan kişiler.
Deri Fazlalığı Olmayanlar: Göz altında kırışıklık veya deri sarkması bulunmayan hastalar.
Birincil Sorunu Fıtıklaşma Olanlar: Sadece yağ paketçiklerinin öne çıkmasından şikayet edenler.
Eğer hastanın göz altında torbalanmaya ek olarak belirgin bir deri fazlalığı, derin kırışıklıklar ve kas gevşekliği varsa, Subsilier (Klasik) yöntem kaçınılmazdır.
Cerrahi Giriş: Kesi, alt kirpiklerin yaklaşık 1-2 mm hemen altından yapılır. Bu kesi hattı, iyileşme sonrası kirpik gölgeleri arasında gizlenecek şekilde tasarlanır.
Doku Manipülasyonu: Bu yöntemde cerrah deri-kas flebi oluşturarak ilerler. Fazla deri ölçülerek çıkarılır, fıtıklaşan yağlar ya eksiltilir ya da "Yağ Repozisyonu" (Fat Repositioning) tekniğiyle alt çukurlara (tear trough) yayılır.
Dikiş Yöntemi: Deri kapatılırken saç telinden daha ince, emilmeyen dikişler kullanılır. Bu dikişler genellikle ameliyattan sonraki 5. veya 7. günde alınır.
Kıdemli bir cerrahın imzası, ameliyat sonrası kapağın pozisyonunda belli olur. Özellikle subsilier teknikte, sadece deriyi alıp bırakmak "yuvarlak göz" deformitesine yol açabilir. Bu riski önlemek için Ankara A Life Sağlık Grubu'ndaki tüm klasik alt kapak cerrahilerinde şu ek adımları uyguluyoruz:
Kas Süspansiyonu: Gevşemiş olan Orbicularis Oculi kası, yukarı ve dışa doğru asılarak kemik zarına (periost) sabitlenir. Bu, orta yüz bölgesine de hafif bir lifting etkisi sağlar.
Kantopeksi / Kantoplasti: Alt göz kapağının dış köşesi zayıfsa, kapağın sarkmasını önlemek için dış kanto bölgesi dikişlerle güçlendirilir. Bu işlem, göze daha çekik ve diri bir ifade kazandırır.
| Teknik Parametre | Transkonjonktival (İzsiz) | Subsilier (Klasik) |
|---|---|---|
| Kesi Yeri | Göz kapağı iç yüzeyi (Konjonktiva) | Kirpiklerin 1-2 mm altı (Cilt) |
| Görünür İz | Yok (Tamamen içeride kalır) | Kirpik dibinde çok ince, belirsiz bir çizgi |
| Deri Çıkarma | Yapılamaz | Mümkündür (Temel amaç budur) |
| Kas Hasarı | Yok (Orbicularis kası korunur) | Minimum (Müdahale gerektirebilir) |
| İyileşme Süresi | 3 - 5 Gün | 7 - 10 Gün |
| İdeal Hasta | Genç, deri elastikiyeti iyi, sadece torbalanması olanlar | İleri yaş, deri ve kas sarkması (torbalanma dahil) olanlar |
| Stratejik Hedef | Sadece yağ paketlerini temizlemek/yaymak | Fazla deriyi germek ve kapağı sabitlemek |
Yağ repozisyonu, alt göz kapağındaki torbalanmaya neden olan yağ paketçiklerinin, hemen altındaki çökük alanlara (oluklara) transfer edilmesi işlemidir. Bu teknikte yağ dokusu vücuttan koparılmaz; bir sap üzerinde (pediküllü olarak) canlılığını koruyacak şekilde serbestleştirilir ve bir dolgu gibi aşağıya, elmacık kemiği üzerindeki boşluklara yayılır. Böylece tek bir cerrahi hamleyle hem yüksek olan torba düzleştirilir hem de derin olan çöküklük doldurulur.
Alt göz kapağının iç kısmından başlayıp yanağa doğru uzanan o derin kanala tıbbi literatürde Tear Trough (Göz Yaşı Oluğu) diyoruz. Bu oluk, Arcus Marginalis adı verilen sert bir bağ dokusunun kemiğe sıkıca tutunmasıyla oluşur.
Yağ repozisyonu sırasında biz cerrahlar, bu sert bağı (osteokutanöz ligament) cerrahi olarak serbest bırakırız. Serbest kalan bu alana, yukarıdan indirdiğimiz yağ paketçiklerini yerleştiririz. Sonuç; göz kapağından yanağa geçişte hiçbir basamağın veya gölgenin olmadığı, pürüzsüz ve aydınlık bir yüzeydir.
Eski tip blefaroplasti ameliyatlarından sonra hastaların en büyük şikayeti, gözlerinin "çukurlaşması" ve "yaşlı" görünmeye devam etmesidir. Bunun teknik bir nedeni vardır:
Hacim Kaybı: Yüz yaşlanması sadece sarkma değil, aynı zamanda hacim kaybıdır. Zaten hacim kaybeden bir bölgeden yağ çıkarmak, yaşlanma sürecini hızlandırır.
Skeletenizasyon: Yağları tamamen aldığınızda, göz çukuru kemiğinin (orbital rim) belirginleşmesine neden olursunuz. Bu da yüze sert, yorgun ve hastalıklı bir ifade verir.
Ankara A Life Sağlık Grubu'ndaki modern yaklaşımımızda, sizin "çöp" olarak gördüğünüz o yağ paketçiklerini, dünyanın en değerli ve en doğal dolgu materyali olarak kabul ediyoruz.
Yağ repozisyonunun en büyük avantajı, dışarıdan verilen sentetik dolguların aksine, kişinin kendi canlı dokusunun kullanılmasıdır.
Ömür Boyu Kalıcılık: Sentetik dolgular 12-18 ayda erirken, repozisyonla kaydırılan yağ dokusu (kanlanması korunduğu için) ömür boyu yerinde kalır.
Doğal Geçiş: Elmacık kemiği ve göz altı bir bütün olarak restore edildiği için, ameliyat olduğu dışarıdan bakıldığında asla anlaşılmaz.
Vaskülarize Doku: Yağ paketçikleri ana damarlarından ayrılmadığı için doku ölümü (nekroz) riski yoktur ve deri altındaki dolaşımı destekleyerek morlukların azalmasına yardımcı olur.
Cerrahi planlamamızda, her hastanın "ışık ve gölge" oyunlarını analiz ediyoruz. A Life'ta Sağlığınız Özel felsefesiyle, sadece torbalarınızdan kurtulmanızı değil, ışığın yüzünüzde kesintisiz bir şekilde yansımasını sağlıyoruz. Bu modern dokunuş, bakışlarınızdaki ifadeyi bir "iyileştirme"den öte, "gençleşme"ye taşır.
Göz altı ışık dolgusu ile alt blefaroplasti arasındaki seçim, aslında "gizlemek" ile "çözmek" arasındaki farktır. Işık dolgusu (hyaluronik asit bazlı dolgular), fıtıklaşan yağ torbasını ortadan kaldırmaz; sadece torbanın hemen altındaki çökük alanı (göz yaşı oluğu) doldurarak bir illüzyon yaratır.
Dolgunun Rolü: Eğer hastada torbalanma hafif düzeydeyse ve asıl sorun göz altındaki derin çukurluksa, ışık dolgusu torbayı "maskeleyerek" pürüzsüz bir geçiş sağlar.
Cerrahinin Rolü: Eğer yağ paketçikleri belirgin şekilde fıtıklaşmışsa (septum gevşekliği varsa), oraya dolgu eklemek torbanın daha da ağırlaşmasına ve yüzde "ödemli/şiş" bir ifadeye yol açabilir. Bu aşamada çözüm dolgu değil, o dokunun cerrahi olarak yönetilmesidir.
Ameliyatsız yöntemlerin en büyük avantajı iyileşme süresinin yok denecek kadar az olmasıdır; ancak bu konforun bedeli "geçicilik" ve "sınırlı kapasite"dir.
Kalıcılık: Işık dolgusu metabolizmaya bağlı olarak 12-18 ay içinde erir. Cerrahi ise (özellikle yağ repozisyonu ile yapıldığında) ömür boyu kalıcılık sunan bir yatırımdır.
Tyndall Etkisi: Göz altı derisi çok incedir. Yanlış veya aşırı dolgu uygulamaları, derinin altında mavimsi bir gölge (Tyndall etkisi) oluşmasına neden olarak morluk şikayetini daha da artırabilir.
Hacim Sınırı: İleri derece torbalanmalarda dolguyla düzleştirme yapmaya çalışmak, elmacık kemiği ve göz altı bölgesinin doğal olmayan bir şekilde şişmesine (puffiness) yol açar.
Lazer teknolojileri (Fraksiyonel CO2 veya Altın İğne radyofrekans gibi), göz altı torbalarının içindeki yağ paketçiklerine etki etmez. Bu cihazların asıl görevi "deri kalitesini" artırmaktır.
Deri Sıkılaştırma: Lazer, cilt altındaki kolajen üretimini tetikleyerek ince kırışıklıkları ve gevşekliği giderir.
Pigmentasyon Tedavisi: Morlukların nedeni genetik pigment birikimi ise lazerler burada başarılıdır. Ancak torbalanmanın yarattığı "gölge morluğu" için lazer yetersiz kalacaktır. Ameliyat sonrası deri kalitesini artırmak için lazeri kombine bir tedavi olarak kullanmak en profesyonel yaklaşımdır.
Eğer şu kriterlere sahipseniz, ameliyatsız yöntemlerle zaman ve bütçe kaybetmek yerine cerrahiye yönelmeniz tıbbi olarak daha doğrudur:
Belirgin Deri Sarkması: Hiçbir dolgu veya lazer, sarkmış bir deriyi cerrahi makas kadar etkili toparlayamaz.
Kas Gevşekliği: Alt kapak kaslarının ($Orbicularis Oculi$) gevşeyerek kapağı aşağı çekmeye başladığı vakalar.
Geniş Yağ Fıtıklaşması: Torbaların dışarıdan bakıldığında net bir kitle olarak görüldüğü ileri evreler.
Ankara A Life Sağlık Grubu uzmanları olarak bizler, hastalarımızı "ayna karşısında" değil, "anatomik gerçekler" ışığında değerlendiriyoruz. A Life'ta Sağlığınız Özel ilkesiyle, size sadece uygulanabilir olanı değil, sizi en mutlu edecek kalıcı sonucu söylüyoruz.
Alt blefaroplasti operasyonu genellikle lokal anestezi altında (sedasyon destekli) yapıldığı için hastalarımız aynı gün evlerine uğurlanır. İyileşme süreci, cerrahi tekniğe (izsiz veya klasik) göre ufak farklılıklar gösterse de, doku onarımı benzer bir takvim izler. Bu evrede en önemli kural; doktorunuzun önerdiği "dinlenme ve koruma" protokollerine harfiyen uymaktır.
Ameliyat sonrası ilk 3 gün, dokuların ödem (şişlik) ve ekimoz (morarma) açısından zirve yaptığı dönemdir. Bu süreci en hafif şekilde atlatmanın yolu fiziksel önlemlerden geçer.
Soğuk Kompres Protokolü: Operasyonun hemen ardından başlayan ve ilk 48-72 saat boyunca saat başı 10-15 dakika uygulanan soğuk kompres, kan damarlarını büzerek kanamayı ve morarmayı (ekimoz) minimize eder. Buzun doğrudan cilde temas etmemesi, temiz bir gazlı bez veya ince bir tülbent üzerinden uygulanması dikişleri korumak için hayati önem taşır.
Uyuma Pozisyonu: Yerçekimi iyileşme sürecindeki en büyük müttefikinizdir. İlk bir hafta boyunca başınızın altına 2-3 yastık koyarak, yaklaşık 45 derecelik bir açıyla uyumanız gerekir. Bu pozisyon, lenfatik drenajı hızlandırarak ödemin göz çevresinde birikmesini engeller ve yanaklara doğru akmasını sağlar.
Göz Kuruluğuna Karşı Önlemler: Ameliyat sonrası kapaklardaki hafif gerginlik nedeniyle göz kırpma refleksi yavaşlayabilir. Bu durum "geçici göz kuruluğuna" yol açar. Göz yüzeyini (kornea) nemli tutmak için gün içinde yoğun gözyaşı damlaları, gece yatarken ise koruyucu jeller kullanılması, görme konforunuzu artıracaktır.
Hastalarımızın en büyük merakı, "İnsan içine ne zaman çıkabilirim?" sorusudur. 2026 teknolojisiyle uyguladığımız dikiş teknikleri, iyileşme hızını maksimize eder.
Dikişlerin Alınması: Eğer subsilier (kirpik altı) teknikle ameliyat olduysanız, dikişleriniz genellikle ameliyattan sonraki 5. veya 7. günde cerrahınız tarafından alınır. Transkonjonktival (izsiz) yöntemde ise dikişler kapak içindedir ve genellikle kendiliğinden emilir.
Sosyal Hayat: Morluklar genellikle 10. günden sonra hafif bir sarı renge dönerek solar. 10. günden itibaren kapatıcı makyaj ürünleri kullanılarak iş hayatına dönmek mümkündür. Güneş gözlüğü kullanımı, hem morlukları kamufle etmek hem de cerrahi alanı UV ışınlarından korumak için bu süreçte en iyi dostunuzdur.
Göz altı torbası ameliyatı, sabırla olgunlaşan bir sonuç sunar. Göz çevresindeki değişim şu aşamalardan geçer:
2. Hafta: Şişliklerin %80'i iner. Bakışlarınızdaki "yorgunluk" ifadesinin yerini daha dinç bir görüntü almaya başlar.
1. Ay: Ödemlerin tamamına yakını kaybolur. Yağ repozisyonu (kaydırma) yapılmışsa, yanak ile göz kapağı arasındaki pürüzsüz geçiş netleşir.
6. Ay: Nihai sonuç mühürlenir. Cilt altındaki dokular tamamen yerleşir, cerrahi izler (varsa) belirsizleşir ve yüzün bütünüyle uyumlu, sanki hiç ameliyat olmamışsınız gibi doğal bir gençleşme elde edilir.
Ankara A Life Sağlık Grubu Göz Cerrahisi ekibimiz, iyileşme sürecinizi düzenli kontrol randevularıyla denetler. A Life'ta Sağlığınız Özel mottosuyla, operasyon sonrası her türlü sorunuzda ve bakım ihtiyacınızda uzmanlığımızla yanınızdayız.
Ankara'da özellikle Etimesgut, Sincan ve Yenimahalle gibi hızla gelişen bölgelerde, cerrahi başarının anahtarı "Plastik Cerrah" tecrübesidir. Göz altı bölgesi, milimetrik doku kayıplarının bakış ifadesini tamamen değiştirebileceği bir alandır. Bu nedenle, ameliyatın tam teşekküllü bir hastane ortamında, komplikasyon yönetiminde uzman bir ekip tarafından yapılması hayati önem taşır. A Life Sağlık Grubu, 2026 vizyonuyla hastalarına sadece bir operasyon değil; pre-op dijital analizlerden post-op hızlı iyileşme protokollerine kadar bütüncül bir hizmet sunar.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 16 Ocak 2026 16:10
Yayınlanma Tarihi: 30 Temmuz 2024 03:46
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Alt göz kapağı ameliyatı, sorunun türüne göre iki temel yöntemle yapılır. Eğer hastada sadece torbalanma varsa, göz kapağının içinden (transkonjonktival) girilerek hiçbir dikiş izi bırakmadan yağlar alınır veya yer değiştirilir. Eğer fazla deri sarkması da mevcutsa, kirpiklerin hemen altından (subkirpiksel) milimetrik bir kesi yapılarak hem fazla deri alınır hem de torbalar düzeltilir.
Klasik yöntemde göz altındaki yağlar tamamen çıkarılırdı; ancak bu durum ilerleyen yaşlarda göz altının çökük görünmesine neden olabilmektedir. 2026 yılının modern cerrahi yaklaşımı olan Yağ Repozisyonu tekniğinde, torbalara neden olan fazla yağlar çıkarılmaz; göz altındaki "gözyaşı oluğu" adı verilen çukurlara kaydırılarak sabitlenir. Bu sayede hem torbalar yok edilir hem de göz altındaki çukurluklar dolarak daha pürüzsüz ve genç bir geçiş sağlanır.
Alt göz kapağı ameliyatı sonrası iyileşme süreci oldukça hızlıdır. İlk 48 saat içinde göz çevresinde şişlik ve morluk olması normaldir; ancak soğuk kompres uygulamasıyla bu durum kontrol altına alınır. Genellikle 5. veya 7. günde dikişler alınır (içten yapılan ameliyatlarda dikiş alınmaz). Hastalarımız genellikle bir haftalık bir dinlenme sürecinin ardından, hafif kapatıcılar kullanarak sosyal hayatlarına ve işlerine güvenle dönebilmektedirler.
Göz torbası ameliyatı gözün küresel yapısını veya rengini değiştirmez; ancak torbaların gitmesi ve kapak gerginliğinin artması nedeniyle gözler daha parlak, daha açık ve daha "canlı" görünür. Ameliyat sırasında uygulanan "Kantopeksi" (kapak asma) tekniği sayesinde, alt kapağın aşağı sarkması önlenir ve gözün badem formu korunarak çok daha estetik bir duruş elde edilir.
Kullanıcıların en çok sorduğu sorulardan biri olan morluk konusu, morluğun nedenine göre değişir. Eğer morluk, torbaların yarattığı gölgeden kaynaklanıyorsa ameliyat sonrası bu görünüm tamamen kaybolur. Ancak morluk cildin kendi pigmentasyonundan (renk koyuluğu) kaynaklanıyorsa, ameliyat sonrası bu durum devam edebilir. Bu tip vakalarda ameliyata ek olarak lazer tedavileri veya göz altı mezoterapileri ile morluklarda belirgin bir açılma sağlanabilmektedir.
2026 yılı fiyatları; ameliyatın tekniğine (içten/dıştan), yağ transferi (repozisyon) yapılıp yapılmayacağına ve operasyonun üst göz kapağıyla kombine edilip edilmeyeceğine göre değişmektedir. Ankara şubelerimizdeki uzman kadromuz ve güncel paket fiyatlarımız hakkında detaylı bilgi almak için A Life Sağlık Grubu ile iletişime geçerek muayene randevusu oluşturabilirsiniz.
Alt göz kapağı ameliyatı sırasında fıtıklaşan yağ paketçikleri çıkarıldığı veya yerleri değiştirildiği için bu dokuların tekrar eski haline gelip torba oluşturması beklenmez. Yani ameliyatın torbaları yok etme etkisi ömür boyu kalıcıdır. Ancak, yer çekimi ve yaşlanma süreci devam ettiği için deri kalitesinde yıllar içinde bir miktar gevşeme görülebilir; bu durum sağlıklı bir yaşam tarzı ve medikal estetik dokunuşlarla (mezoterapi vb.) minimize edilebilir.
Kullanıcıların en büyük korkusu olan ektropiyon, alt kapağın aşağı sarkması veya dışa dönmesi durumudur. 2026 yılı modern cerrahi tekniklerinde, kapak destek dokularının güçlendirildiği "Kantopeksi" (askılama) yöntemi sayesinde bu risk neredeyse yok denecek kadar azdır. Cerrahın deri alım miktarını milimetrik hesaplaması ve kapağı sıkılaştıran dikiş teknikleri kullanması, hem fonksiyonel hem de estetik açıdan güvenli bir sonuç sağlar.
Lazerle cilt sıkılaştırma veya radyofrekans (RF) gibi ameliyatsız yöntemler, ciltteki kolajeni artırarak hafif gevşemeleri ve ince çizgileri düzeltebilir. Ancak, alt kapakta belirgin bir yağ fıtıklaşması (torba) ve deri sarkması varsa, bu cihazların etkisi sınırlı kalacaktır. Ameliyat "yapısal" bir çözüm sunarken, ameliyatsız yöntemler daha çok "cilt kalitesini artırma" odaklıdır.
Kuru göz şikayeti olan hastalar için alt blefaroplasti kararı çok titiz bir muayene sonrası verilmelidir. Ameliyat sonrası ilk birkaç hafta göz kapağı tam kapanamayabileceği için kuruluk hissi artabilir. Bu tür hastalarda cerrahlarımız genellikle "yağ koruyucu" ve "minimal deri alımı" prensiplerini uygulayarak, göz yüzeyini koruyan damla tedavileriyle süreci planlamakta ve operasyonun konforlu geçmesini sağlamaktadır.
İyileşme sürecini %40 oranında hızlandırmak için ilk 48 saat "baş yüksekte" (iki yastıkla) yatmak ve saat başı 10 dakika buz kompresi yapmak kritiktir. Ayrıca ödemleri artırmamak adına ilk bir hafta tuz tüketimini kısıtlamak, ağır kaldırmaktan kaçınmak ve dikiş hatlarını güneşten korumak için kaliteli güneş gözlüğü kullanmak; yara izinin belirsizleşmesi ve dokuların hızlı toparlanması için hayati önem taşır.
2026 yılı maliyetleri; ameliyatın transkonjonktival (izsiz) mi yoksa dış kesili mi yapılacağına, yağ repozisyonu (transferi) eklenip eklenmeyeceğine ve hastanenin teknolojik imkanlarına göre belirlenir. Ankara şubelerimizdeki uzman kadromuz ve güncel tedavi paketlerimiz hakkında detaylı bilgi almak için A Life Sağlık Grubu ile iletişime geçebilirsiniz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.