A Life Sağlık Grubu, gastroenteroloji ve genel cerrahi alanında uzmanlaşmış ekibiyle, ülseratif kolit cerrahisi gibi önemli tedavilerde yüksek kaliteli sağlık hizmeti sunmaktadır. Ülseratif kolit cerrahisi, ileri derecede iltihaplanma ve hasara yol açan ülseratif kolit vakalarında başvurulan cerrahi bir müdahaledir.
Ülseratif kolit, kalın bağırsağın (kolon) ve rektumun iç yüzeyini etkileyen kronik, inflamatuvar bir bağırsak hastalığıdır. Bağırsağın iç yüzeyinde iltihaplanma ve yüzeysel yaralar (ülserler) oluşmasına neden olur. Hastalık, genellikle ishal, dışkıda kan, karın ağrısı ve kilo kaybı gibi belirtilerle kendini gösterir.
Ülseratif kolit, otoimmün bir hastalık olarak kabul edilir. Bağışıklık sistemi bilinmeyen bir nedenle bağırsak mukozasına saldırarak kronik inflamasyona yol açar. Genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.
Hastalığın seyri, hafif semptomlardan şiddetli alevlenmelere kadar değişebilir. Bazı hastalarda belirtiler zaman zaman yatışırken, bazılarında sürekli aktif olabilir. Tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara, örneğin bağırsak delinmesi, ağır kanamalar veya kolon kanseri riskinin artmasına neden olabilir.
Tedavide anti-enflamatuar ilaçlar, bağışıklık sistemini düzenleyici ilaçlar ve biyolojik ajanlar kullanılır. Ağır vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Beslenme düzeni ve yaşam tarzı değişiklikleri semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir.
Ülseratif kolitin kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak hastalığın ortaya çıkışında genetik, bağışıklık sistemi bozuklukları ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.
1. Genetik FaktörlerÜlseratif kolit, ailesinde inflamatuvar bağırsak hastalığı (IBD) öyküsü bulunan kişilerde daha sık görülür. Bazı genetik varyasyonların bağışıklık sisteminin anormal çalışmasına neden olarak hastalığın gelişimine katkı sağladığı düşünülmektedir.
2. Bağışıklık Sistemi ProblemleriBağışıklık sistemi, normalde vücudu enfeksiyonlara karşı korur. Ancak ülseratif kolitte bağışıklık sistemi yanlışlıkla bağırsak mukozasına saldırarak iltihaplanmaya ve ülserlerin oluşmasına neden olur. Bu durum, otoimmün bir tepki olarak değerlendirilir.
3. Çevresel FaktörlerÇevresel etkenler de hastalığın ortaya çıkışında ve şiddetlenmesinde rol oynayabilir. Bunlar arasında:
Bu faktörlerin her biri tek başına hastalığa yol açmaz, ancak genetik yatkınlığı olan bireylerde ülseratif kolitin gelişimini tetikleyebilir.
Ülseratif kolit, hastalığın şiddetine ve bağırsakta etkilenen bölgeye bağlı olarak farklı belirtiler gösterebilir. Genellikle ataklar (alevlenme dönemleri) ve remisyon (belirtisiz dönemler) şeklinde seyreder.
Ana Belirtiler:Ülseratif kolit sadece bağırsakları etkilemekle kalmaz, vücudun diğer bölgelerinde de bazı sorunlara yol açabilir:
Belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Hafif vakalarda sadece aralıklı ishal ve karın ağrısı görülürken, ağır vakalarda bağırsak kanaması ve ciddi kilo kaybı yaşanabilir.
Ülseratif kolit, kalın bağırsağın (kolon) ve rektumun kronik iltihaplanmasıyla karakterize edilen inflamatuvar bağırsak hastalıklarından biridir. Tanısı için çeşitli yöntemler kullanılır:
1. Hasta Öyküsü ve Fizik MuayeneÜlseratif kolit tanısı koyulduğunda, hastalığın şiddeti ve yayılımı belirlenerek uygun tedavi planı oluşturulur.
Ülseratif kolit tedavisi, hastalığın şiddetine ve yayılımına bağlı olarak belirlenir. Tedavinin amacı semptomları kontrol altına almak, atakları önlemek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.
1. İlaç Tedavisia) 5-ASA (Aminosalisilatlar)
b) Kortikosteroidler
c) Bağışıklık Baskılayıcılar (İmmünmodülatörler)
d) Biyolojik Tedaviler (Biyolojik Ajanlar)
e) JAK İnhibitörleri
Sonuç:
Ülseratif kolit hastalığının tedavisi kişiye özel planlanır. Hafif vakalarda ilaç ve yaşam tarzı değişiklikleri yeterli olabilirken, şiddetli vakalarda biyolojik tedavi veya cerrahi müdahale gerekebilir.
Ülseratif kolit hastalarının beslenmesi, semptomları yönetmek için oldukça önemlidir. Her hasta farklı yiyeceklere farklı tepkiler verebilir, ancak bazı genel öneriler şunlardır:
Tüketilmesi Önerilen Besinler:
Kaçınılması Gereken Besinler:
Stres, ülseratif kolit ataklarını tetikleyebilir. Bu nedenle stres yönetimi büyük önem taşır.
Sonuç:
Ülseratif kolitle yaşam, disiplinli bir şekilde yönetildiğinde oldukça konforlu hale gelebilir. Beslenme, stres yönetimi ve düzenli takiplerle hastalık kontrol altında tutulabilir.
Ülseratif kolit, ilaç tedavisine yanıt vermediğinde veya komplikasyonlar geliştiğinde cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi tedavi, genellikle hastalığın şiddeti, yayılımı ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.
1. Total Kolektomi (Kalın Bağırsak Alınması)Total kolektomi, ülseratif kolit hastalığının tedavisinde en yaygın cerrahi yöntemdir. Bu operasyonla, tüm kalın bağırsak (kolon) alınır. Bu müdahale, hastalığın ilerlemesi veya ilaç tedavisine yanıt verilmemesi durumunda uygulanır.
İki Temel Yöntemle Yapılır:
a) İleostomiÜlseratif kolit için cerrahi tedavi, hastalığın yönetilmesinde önemli bir seçenek olup, hastaların semptomlarını ortadan kaldırabilir ve yaşam kalitesini artırabilir. Ancak cerrahi yöntemler, her hasta için uygun olmayabilir, bu yüzden tedavi kararları her birey için özelleştirilmelidir.
Ameliyat kararı alınmadan önce, uzman doktorlar tarafından detaylı bir muayene ve değerlendirme yapılır. Genellikle kolonoskopi ve diğer görüntüleme testleri kullanılır.
Ülseratif kolit ameliyatı genellikle genel anestezi altında yapılır ve birkaç farklı cerrahi yöntem olabilir:
Kolon ve rektumun tamamının çıkarılması ile ince bağırsaktan yeni bir rezervuar oluşturulması.
Sadece kolonun çıkarılması, genellikle diğer ameliyatlarla kombine edilir.
Dışkının vücut dışına toplanması için karın duvarına açılan bir açıklık oluşturulması.
Ameliyat sonrası iyileşme süreci kişiden kişiye değişiklik gösterir, ancak genel olarak birkaç hafta hastanede kalış gerekebilir ve tam iyileşme birkaç ay sürebilir. Beslenme düzeni ve hayat tarzı değişiklikleri önemlidir.
A Life Sağlık Grubu, ülseratif kolit cerrahisinde deneyimli cerrahlar ve modern tıbbi ekipmanlar ile hastalarına en iyi bakımı sunar. Başta ameliyat süreci olmak üzere her aşamada sağladığımız destek ile sağlığınızı en iyi duruma getirmeyi hedefliyoruz.
Daha fazla bilgi almak ve ülseratif kolit cerrahisi için randevu talep etmek için bizimle iletişime geçin. A Life Sağlık Grubu olarak, sağlığınızı geri kazandırmak ve yaşam kalitenizi artırmak için buradayız!
Ülseratif kolit cerrahisi fiyatları hakkında detaylı bilgi almak için çağrı merkezimizi arayabilir veya web sitemizdeki formu doldurarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 12 Ocak 2026 17:08
Yayınlanma Tarihi: 25 Nisan 2024 10:10
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Ülseratif kolit yalnızca kalın bağırsağı ve rektumu tutan bir hastalık olduğu için, bu bölgelerin cerrahi olarak çıkarılması hastalığı vücuttan tamamen temizleyen "küratif" (iyileştirici) bir çözümdür. Operasyon sonrası bağırsağın hastalıklı kısmı vücutta kalmadığından, hastalar ömür boyu süren ağır ilaç tedavilerinden ve atak riskinden kurtulurlar.
Ameliyatın ilk aylarında yeni oluşturulan J-rezervuarın (poş) kapasitesi sınırlı olduğu için dışkılama sayısı yüksek olabilir; ancak poş genişledikçe bu sayı kademeli olarak azalır. İyileşme süreci tamamlandığında hastalar, herhangi bir torba (stoma) kullanmadan günde ortalama 4 ila 6 kez, ağrısız ve kontrollü bir şekilde tuvalete çıkabilirler.
Özellikle laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılan cerrahilerde pelvik bölgedeki sinirler yüksek çözünürlüklü kameralar altında maksimum hassasiyetle korunur; bu sayede cinsel fonksiyonlarda kayıp yaşanmaz. Kadın hastalar, iyileşme dönemi sonrasında uzman takibi ile sağlıklı bir hamilelik ve doğum süreci geçirebilirler.
Modern cerrahide uygulanan J-Poş tekniği sayesinde kalın bağırsak çıkarılsa dahi anüs korunur ve dışarıda bir torba taşıma zorunluluğu ortadan kalkar. Genellikle poşun iyileşmesi için birkaç aylık "geçici stoma" kullanılır; bu sürenin sonunda yapılan küçük bir işlemle torba kapatılarak doğal dışkılama yoluna geçilir.
Ameliyatı takip eden ilk haftalarda bağırsakları yormayacak düşük lifli ve gaz yapmayan besinler tercih edilmeli, bol sıvı tüketimine özen gösterilmelidir. Uzun vadede poş adaptasyonu sağlandıktan sonra çoğu hasta kısıtlama olmaksızın normal beslenme düzenine dönebilir ancak çok asitli ve sindirimi zor gıdalardan kaçınılması önerilir.
Vakanın karmaşıklığına, hastanın daha önce geçirdiği operasyonlara ve tercih edilen yöntemin (açık, kapalı veya robotik) türüne göre ameliyat genellikle 3 ila 6 saat arasında sürer. A Life Sağlık Grubu'nda uyguladığımız ileri laparoskopik teknikler, operasyon süresini optimize ederken hastanın anestezi altında kalma süresini de kısaltmaktadır.
Ülseratif kolit doğası gereği sadece kalın bağırsağı hedef aldığı için bağırsağın tamamı çıkarıldıktan sonra hastalığın nüks etme ihtimali teknik olarak yoktur. Ancak nadiren "poşit" adı verilen rezervuar iltihabı görülebilir; bu durum genellikle kısa süreli antibiyotik tedavileriyle kolayca kontrol altına alınabilen bir durumdur.
Hastaların ameliyattan hemen sonra kısa yürüyüşler yapması bağırsak hareketleri için teşvik edilir; ancak ağır sporlar için yara iyileşmesinin tam tamamlandığı 8-12. haftayı beklemek gerekir. İyileşme sonrası karın kaslarını güçlendiren egzersizler, hem fıtık riskini azaltır hem de hastanın sosyal yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır.
Cerrahi kararında hastanın kronolojik yaşından ziyade biyolojik durumu, ek hastalıkları ve hayat kalitesindeki düşüşün şiddeti esas alınır. Hem çocukluk çağı vakalarında gelişimi desteklemek hem de ileri yaştaki hastalarda hayati komplikasyonları önlemek adına uzman konsey kararıyla her yaş grubuna cerrahi uygulanabilir.
Ameliyat öncesi kullanılan yüksek doz kortizon veya biyolojik ajanlar doku iyileşmesini bir miktar yavaşlatabilir; bu nedenle ameliyat zamanlaması bu ilaçların kandaki seviyesine göre planlanır. Cerrahlarımız ve gastroenteroloji uzmanlarımız, ilaç etkileşimlerini minimize etmek için operasyon öncesi hastaya özel bir "ilaç kesme veya doz ayarlama" takvimi oluştururlar.
Laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirilen operasyonlarda sadece birkaç küçük delik izi ve poşun yerleştirilmesi için yapılan minimal bir kesi bulunur. Bu izler zaman içerisinde ten rengine yaklaşarak belirsizleşir ve klasik açık ameliyatlardaki büyük dikiş izlerinin yarattığı estetik kaygıların önüne geçilir.
Deneyimli kolorektal cerrahi ekibimiz, en karmaşık J-Poş vakalarında dahi yüksek başarı oranlarına ve düşük komplikasyon istatistiklerine sahiptir. Teknolojik altyapımız, multidisipliner yaklaşımımız ve kişiye özel hazırlanan "taburculuk sonrası destek programlarımız" ile hastalarımıza yalnızca bir tedavi değil, yeni ve sağlıklı bir yaşam sunuyoruz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.