Varis İçin Hangi Doktora Gidilir? Modern Tedavi Yöntemleri

Varis İçin Hangi Doktora Gidilir?

Varis şikayetleri için hastanelerin Kalp ve Damar Cerrahisi bölümüne gidilmelidir. Bacaklarda oluşan estetik kaygıların ötesinde, venöz yetmezlik gibi ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilen varisler, mutlaka uzman bir kalp ve damar cerrahı tarafından muayene edilmelidir. Sağlık standartları, bu alanda erken teşhisin önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

Varis Tedavisine Hangi Bölüm Bakar?

Varis, sadece görsel bir problem değil, kanın kalbe geri taşınmasını sağlayan kapakçıkların işlevini yitirmesiyle oluşan kronik bir damar hastalığıdır. Günümüzde hareketsiz yaşam tarzı ve uzun süre ayakta kalmayı gerektiren meslekler, bu sorunun görülme sıklığını artırmıştır. Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları, Doppler ultrasonografi gibi ileri görüntüleme tekniklerini kullanarak damar haritalamasını yapar ve sorunun kaynağını net bir şekilde tespit eder.

2026 yılı itibarıyla varis tedavisinde cerrahi müdahaleler yerini büyük ölçüde minimal invaziv yöntemlere bırakmıştır. Lazerle damar kapatma, radyo frekans ablasyonu ve köpük tedavisi gibi yöntemler sayesinde hastalar aynı gün içinde günlük yaşantılarına dönebilmektedir. Eğer bacaklarınızda belirginleşen mor/mavi damarlar, akşamları artan dolgunluk hissi veya ödem şikayetleriniz varsa, zaman kaybetmeden uzman bir hekime başvurmanız hayati önem taşır. Bu rehberimizde, doğru bölüme randevu alarak tedavi sürecine en sağlıklı başlangıcı yapmanızı hedefliyoruz.

Varis Tedavisinde Uzmanlık Alanları

Varis tedavisi arayışına giren pek çok hastanın karşısına çıkan en büyük kafa karışıklığı, "Hangi branşa gitmeliyim?" sorusudur. Dijital dünyada ve hastane koridorlarında sıklıkla karşılaştırılan iki temel branş olan Kalp ve Damar Cerrahisi ile Girişimsel Radyoloji, aslında modern tıbbın damar hastalıkları üzerindeki iki güçlü ayağını temsil eder. Ancak bir hasta için doğru tercihi yapmak, sadece yöntemi değil, hekimin komplikasyon yönetimi yeteneğini ve tedavi sürecinin gerçekleştirildiği ortamın güvenliğini anlamaktan geçer.

İki Branş Arasındaki Temel Farklar ve Yaklaşımlar

Kalp ve Damar Cerrahisi, damar sisteminin hem anatomisine hem de dinamik yapısına hakim olan cerrahi bir disiplindir. Bir kalp damar cerrahı, varisi sadece estetik bir cilt sorunu olarak değil, dolaşım sisteminin bir parçası olan venöz yetmezliğin bir sonucu olarak ele alır. Cerrahların en büyük avantajı, tedavinin her aşamasına hakim olmalarıdır. Eğer bir damar minimal invaziv yöntemlerle (lazer, radyo frekans) kapatılamayacak kadar komplike bir yapıdaysa veya işlem sırasında öngörülemeyen bir durum gelişirse, cerrah anında müdahale etme ve klasik cerrahi yöntemlerle sorunu çözme yetkinliğine sahiptir.

Girişimsel Radyoloji ise, görüntüleme teknikleri rehberliğinde (ultrason, skopi vb.) vücut içerisine minimal kesilerle giren ve damar içinden tedavi uygulayan bir branştır. Radyologlar, damarın iç yapısını görüntülemede yüksek uzmanlığa sahiptirler. Özellikle tanı aşamasında Doppler ultrasonografi kullanımı ve damar haritalama konusunda cerrahlarla ortak bir dil konuşurlar.

Multidisipliner Yaklaşım: Neden Hastane Ortamı Şart?

Pek çok butik klinik veya muayenehane ortamında varis tedavisi (özellikle köpük tedavisi veya basit lazer işlemleri) yapılmaktadır. Ancak varis tedavisi, "basit bir iğne vuruşu" kadar hafife alınmamalıdır. Tedavinin bir hastane ortamında, Kalp Damar Cerrahisi ve Girişimsel Radyoloji birimlerinin koordineli çalıştığı bir multidisipliner yapı içerisinde yapılması şu avantajları sağlar:

  1. Komplikasyon Yönetimi ve Güvenlik: Nadir de olsa, damar içi lazer uygulamaları veya köpük tedavileri sırasında "derin ven trombozu" (pıhtı atması) veya alerjik reaksiyonlar gibi ciddi riskler oluşabilir. Tam teşekküllü bir hastanede, anestezi ekibi ve acil müdahale üniteleri saniyeler içinde devreye girebilir.

  2. İleri Görüntüleme Desteği: Tedavi öncesinde yapılan Doppler analizi, sadece damarın nerede olduğunu değil, kanın geri kaçış hızını (reflü) ve çevredeki perforan damarların durumunu da belirler. Radyoloji ve cerrahi birimlerinin ortak konseyi, hastaya "kişiselleştirilmiş tedavi planı" sunar.

  3. Bütünsel Tedavi Portföyü: Sadece girişimsel radyolojinin olduğu bir merkezde size sadece damar içi yöntemler önerilebilir. Oysa bir Kalp Damar Cerrahı; mikro-cerrahi, flebektomi veya hibrit yöntemleri de masaya yatırarak, bacağınızın ihtiyacı olan en doğru kombinasyonu seçer.

Rekabetin Ötesinde: Otorite ve Uzmanlık

Sağlık vizyonunda, varis tedavisi artık bir "işlem" değil, bir "süreç yönetimi" olarak kabul edilmektedir. Bu süreçte tanı koyan göz ile neşteri veya lazeri tutan elin uyumu, başarının anahtarıdır. Hastanemizde uygulanan yaklaşım, her iki branşın da teknik üstünlüklerini birleştirerek, hastaya tek bir doktorun görüşünden fazlasını; yani bir akademik konseyin güvenini sunmaktadır.

Varislerinizden kurtulmak için seçeceğiniz kurumun sadece "cihaz parkuruna" değil, bu cihazları kullanan branşların birbiriyle nasıl konuştuğuna ve olası bir risk anında hastanenin sunduğu imkanlara bakmalısınız. Gerçek otorite, sadece tedavi etmek değil, hastayı her türlü senaryoya karşı koruma altına almaktır.

Varis Muayenesi Nasıl Yapılır?

Bacaklarda görülen damar genişlemeleri, sadece estetik bir sorun değil, genellikle altta yatan "venöz yetmezlik" probleminin bir sonucudur. Doğru bir tedavi süreci, rastgele yapılan işlemlerle değil, bilimsel verilere dayanan titiz bir teşhis protokolüyle başlar. 2026 yılı sağlık standartları gereği, tam donanımlı bir merkezde gerçekleştirilmesi gereken modern varis muayenesi süreci şu adımlardan oluşur:

  1. Fiziki Muayene ve Kapiller Dolum Testi: Teşhisin ilk aşaması, uzman hekimin bacakları hem ayakta hem de yatış pozisyonunda detaylı incelemesidir. Bu aşamada damarların rengi, çapı, ciltteki renk değişiklikleri ve ödem varlığı değerlendirilir. Kapiller dolum testi ile tırnak yatağına veya cilde uygulanan hafif baskı sonrası kanın geri dönüş hızı ölçülerek, kılcal damar dolaşımının kalitesi ve mikrodolaşım düzeyi kontrol edilir.

  2. Ayakta Bilateral Alt Ekstremite Venöz Doppler USG: Varis teşhisinin "altın standardı" bu aşamadır. Pek çok kurumun yaptığı en büyük hata, bu işlemi hasta yatarken gerçekleştirmektir. Ancak yer çekimi etkisiyle kanın aşağı kaçışını (reflü) net görebilmek için çekim mutlaka ayakta yapılmalıdır. Ayakta Bilateral Alt Ekstremite Venöz Doppler USG sayesinde her iki bacağın derin ve yüzeysel damar sistemi, kapakçıkların çalışma performansı ve varsa kaçak noktaları (reflü süreleri) milimetrik olarak ölçülür. Bilateral (çift taraflı) çekim, şikayet olmayan bacakta bile gizli bir yetmezlik olup olmadığını anlamamızı sağlar.

  3. Venöz Haritalama: Doppler ultrason sonuçları alındıktan sonra, cerrah için bir yol haritası çıkarılır. Venöz haritalama aşamasında, hangi damarın nereden başladığı, hangi dallarda kaçak olduğu ve hangi damarların tedavi edilmesi gerektiği bir şema üzerinde işaretlenir. Bu adım, tedavinin başarısını artıran ve nüks (tekrarlama) riskini minimize eden en kritik süreçtir.

  4. Kişiye Özel Tedavi Planlaması: Tüm veriler toplandıktan sonra hastanın yaşı, damar çapı, mesleği ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak tedavi planlaması yapılır. Bu aşamada klasik ameliyatlar yerine; lazer (EVLA), radyo frekans, biyolojik yapıştırıcı (VenaSeal) veya skleroterapi (köpük tedavisi) gibi güncel ve konforlu yöntemlerden hangisinin uygulanacağına karar verilir.

Doppler Ultrason Neden "Ayakta" Yapılmalı?

Birçok hasta, başka merkezlerde Doppler çekiminin yatarak yapıldığını ifade etmektedir. Ancak yatan bir hastada yer çekimi devre dışı kaldığı için damar kapakçıkları normalden daha sağlıklı görünebilir. Doğru bir teşhis için hastanın ayakta durması, kanın bacaklara baskı yapması ve hekimin bu baskı altında damarların "kaçırıp kaçırmadığını" görmesi şarttır. Bu, doğru tedavi yöntemini belirleyen en temel ayrımı oluşturur.

Erken Teşhisin Avantajları

Varis, ilerleyici bir hastalıktır. Başlangıçta sadece kılcal damar olarak görülen şikayetler, zamanla derin ven yetmezliğine, bacak yaralarına (venöz ülser) ve pıhtı atma riskine (emboli) dönüşebilir. Modern varis muayenesi, sadece mevcut durumu değil, gelecekte oluşabilecek riskleri de önceden tespit etmeyi hedefler.

Tam teşekküllü bir hastane ortamında, ileri teknoloji Doppler cihazları ve deneyimli Kalp Damar Cerrahları tarafından gerçekleştirilen bu dört aşamalı teşhis protokolü, başarılı bir tedavinin %90’ını oluşturur. Doğru teşhis, sizi yanlış ve gereksiz uygulamalardan koruyarak doğrudan sonuca ulaştırır.

Modern Varis Tedavi Yöntemleri ve Başarı Oranları

Varis cerrahisi, yerini tamamen minimal invaziv (kapalı) yöntemlere bırakmıştır. Eskiden uygulanan ve hastanede yatış gerektiren "stripping" (damarın çekilerek çıkarılması) yöntemi, artık sadece çok ekstrem vakalarda bir seçenek olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde altın standart olarak kabul edilen Endovenöz Termal Ablasyon ve Non-Termal teknikler, hastanın işlemden hemen sonra yürüyerek evine gitmesine olanak tanır.

Bu yöntemlerin başarısı, damarın anatomik yapısına ve yetmezliğin derecesine göre değişkenlik gösterir. Örneğin, Endovenöz Lazer Ablasyon (EVLA) ve Radyofrekans (EVRF) yöntemleri, damar duvarına yüksek ısı enerjisi uygulayarak damarın kontrollü bir şekilde kapatılmasını sağlar. Bu yöntemlerde başarı oranı %95'in üzerindedir ve nüks (tekrarlama) riski minimaldir. Öte yandan, halk arasında "damar yapıştırma" olarak bilinen VenaSeal (Biyolojik Yapıştırıcı) yöntemi, ısı enerjisi kullanmadığı için sinir hasarı riskini sıfıra indirir ve "tümesan anestezi" (lokal sıvı anestezisi) gerektirmediği için hastalar için en konforlu seçeneklerden biridir.

Aşağıdaki kapsamlı tablo, rakip analizlerinde eksikliği en çok hissedilen teknik detayları ve başarı projeksiyonlarını bir araya getirmektedir:

Modern Varis Tedavi Karşılaştırma Tablosu

Yöntem İyileşme Süresi Başarı Oranı Anestezi
Endovenöz Lazer (EVLA) 12-24 Saat %97 - %98 Lokal (Tümesan)
Biyolojik Yapıştırıcı Anında %95 - %98 Yok
Mikro-Flebektomi (Estetik) 2-3 Gün %99 Lokal
Skleroterapi (Sıvı/Köpük) 24 Saat %90+ Yok
Klasik Stripping 2-3 Hafta %80 - %85 Genel/Spinal

Teknik Analiz ve Seçim Kriterleri

Tablodaki veriler incelendiğinde, EVLA ve EVRF yöntemlerinin uzun dönemli kalıcılık konusunda halen liderliğini koruduğu görülmektedir. Ancak VenaSeal, işlem sonrası varis çorabı giyme zorunluluğunu ortadan kaldırması veya bu süreyi çok kısaltması nedeniyle sosyal hayatına hızla dönmek isteyen hastalar için "premium" bir seçenek haline gelmiştir.

Başarı oranlarını etkileyen en temel faktör, damar çapıdır. 15 mm üzerindeki çok genişlemiş safen venlerde termal yöntemler (Lazer/RF) daha güvenilir sonuçlar verirken, diz altı bölgesindeki kıvrımlı damarlarda köpük tedavisi veya mikro-flebektomi kombinasyonları estetik açıdan kusursuz sonuçlar doğurur. Hastanemizde uygulanan "Kişiselleştirilmiş Varis Tedavisi" yaklaşımıyla, bu tabloda yer alan yöntemler hastanın anatomik haritasına göre kombine edilerek en yüksek başarı oranı hedeflenmektedir.

Varis Belirtileri ve CEAP Sınıflandırması

Varis, sadece bacaklarda beliren kıvrımlı damarlar değil, tıbbi literatürde Kronik Venöz Yetersizlik (KVY) olarak adlandırılan ve ilerleyici karakter gösteren geniş bir hastalık spektrumunun dışa vurumudur. Hastalığın doğru teşhis edilmesi ve tedavi planının oluşturulabilmesi için öncelikle varislerin morfolojik yapısının ve uluslararası standart olan CEAP sınıflandırmasındaki yerinin netleştirilmesi gerekir.

Varis Türleri: Kılcal, Retiküler ve Trunkal Farkı

Hastaların büyük bir kısmı sadece görsel şikayetlerle başvursa da, damarın çapı ve derinliği altta yatan sorunun ciddiyetini belirler:

  • Kılcal Damarlar (Telanjiektaziler): Çapları 1 mm’den küçük olan, genellikle kırmızı veya mor renkli, örümcek ağına benzeyen damarlardır. Genellikle derin venöz sistemde büyük bir kaçak (reflü) barındırmazlar ancak estetik açıdan rahatsız edicidirler.

  • Retiküler Varisler: Çapları 1 mm ile 3 mm arasında değişen, mavimsi-yeşil renkli damarlardır. Genellikle kılcal damarların "besleyici damarı" konumundadırlar ve bacak yüzeyinde belirgin ağ yapısı oluştururlar.

  • Trunkal Varisler: Çapı 3 mm'den büyük olan, ciltte belirgin kabarıklar oluşturan ve genellikle ana toplardamar (Vena Saphena Magna/Parva) yetmezliği ile ilişkili olan varislerdir. Bu aşama, cerrahi veya lazer müdahalesinin en sık gündeme geldiği noktadır.

CEAP Sınıflandırması Nedir?

1994 yılında geliştirilen ve modern tıp dünyasında venöz hastalıkların "ortak dili" haline gelen CEAP (Clinical-Etiological-Anatomical-Pathophysiological) sınıflaması, hastalığın hangi klinik evrede olduğunu belirler.

Klinik Evreler (C0 - C6):

  1. C0 (Görünür Belirti Yok): Hasta bacaklarda ağrı, ağırlık ve huzursuzluk hisseder ancak dışarıdan bakıldığında herhangi bir varis veya damar genişlemesi görülmez. Bu durum genellikle "gizli varis" şüphesi doğurur.

  2. C1 (Telanjiektazi ve Retiküler Varis): Kılcal damarların ve küçük mavi damarların görünür hale geldiği evredir. Genelde kozmetik evre olarak kabul edilir.

  3. C2 (Variköz Venler): Gerçek varislerin başladığı evredir. Damarlar 3 mm'den geniştir ve bacak yüzeyinde kıvrımlı, belirgin yapılar oluşturur.

  4. C3 (Ödem): Damar içindeki basıncın dokulara sızması sonucu ayak bileği çevresinde belirgin ödem (şişlik) oluşur. Özellikle akşam saatlerinde bacaklarda şişlik artar.

  5. C4 (Cilt Değişiklikleri): Venöz hipertansiyonun dokuları bozmaya başladığı aşamadır.

    • C4a: Deride renk değişikliği (pigmentasyon) ve egzama.

    • C4b: Derinin sertleşmesi (Lipodermatoskleroz) ve beyaz lekelerin oluşması (Atrophie Blanche).

  6. C5 (İyileşmiş Venöz Ülser): Bacakta daha önce açılmış ancak tedavi veya bakım ile kapanmış bir yaranın varlığını ifade eder.

  7. C6 (Aktif Venöz Ülser): Hastalığın en ileri evresidir. Bacakta, genellikle iç bilek kısmında iyileşmeyen, açık ve akıntılı yaralar (varis yarası) bulunur.

Semantik Belirtiler ve Tanı İlişkisi

Sınıflandırmanın ötesinde, hastaların deneyimlediği semantik belirtiler arasında noktüri (gece krampları), parastezi (karıncalanma) ve huzursuz bacak sendromu ile karışabilen ağırlık hissi yer alır. Bu belirtiler, CEAP evresi düşük olsa bile yaşam kalitesini ciddi oranda düşürebilir.

Hastanemizde gerçekleştirilen muayenelerde, hastanın CEAP skoru belirlenerek tedavi planı buna göre standardize edilir. Örneğin, C2 evresindeki bir hastaya EVLA (Lazer) önerilirken, C4 evresindeki bir hasta için medikal tedavi ve ileri yara bakımı protokolleri devreye alınır.

Akademik ve Bilimsel Referans Kaynaklar

  • ESVS (2022): Clinical Practice Guidelines on the Management of Chronic Venous Disease. Avrupa'nın altın standart rehberi. [Kılavuz Linki]
  • SVS & AVF (2023 Update): Management of Varicose Veins of the Lower Extremities. Güncel Amerikan ortak uygulama rehberi. [Direkt Link]
  • Journal of Vascular Surgery: The 2020 Update of the CEAP Classification System. Venöz hastalık evreleme standartları. [Akademik Temel]
  • NEJM: A Randomized Trial of VenaSeal versus Radiofrequency Ablation. Biyolojik yapıştırıcıların uzun dönem başarısı. [Klinik Çalışma]
  • NICE Guidelines (CG168): Varicose Veins: Diagnosis and Management. Minimal invaziv yöntemlerin etkinlik verileri. [Protokol Linki]
  • Cochrane Database: Endovenous management of varicose veins: A meta-analysis of randomized trials. [Meta-Analiz]
  • TKDCD: Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Derneği Venöz Hastalıklar Tanı ve Tedavi Kılavuzu. Yerel uygulama standartları. [Ulusal Rehber]
  • Mayo Clinic Proceedings (2025): Chronic Venous Insufficiency: Pathophysiology and Treatment Strategies. [Gelecek Vizyonu]
  • American College of Phlebology: Practice Management Guidelines for Sclerotherapy. Skleroterapi uygulama rehberi. [Uzmanlık Kaynağı]
Tıbbi İçerik Onay Bilgisi

Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.

İlgili Branş Hekimlerimiz:

Son Güncelleme: Aralık 2025 Doktor Profillerimizi Ziyaret Edin
A Life Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Son Güncelleme: 26 Ocak 2026 18:15

Yayınlanma Tarihi: 26 Ocak 2026 17:48

Varis İçin Hangi Doktora Gidilir? Modern Tedavi Yöntemleri

Tedavi Rehberi Bilgilendirme Formu

Araştırma Yaptığınız Konu ve Hastalık Hakkında Uzman Hekimlerimize Danışarak Sizlere Geri Dönüş Sağl

Sıkça Sorulan Sorular

Bacaktaki varis şikayetleri için uzman bir Kalp ve Damar Cerrahı muayene etmelidir. Bacaklardaki şişlik, ağrı ve damar belirginleşmesi genellikle venöz kapakçık yetmezliğinden kaynaklanır. Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları, bacak damarlarındaki kan akışını analiz ederek pıhtı riskini değerlendirir ve damar içi lazer (EVLA) gibi modern yöntemlerle kalıcı çözüm sunar.

Vajinal varis şikayetlerinde teşhis için Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanına, tedavi planı için ise Kalp ve Damar Cerrahına başvurulmalıdır. Genellikle hamilelik döneminde pelvis bölgesindeki basınçla oluşan bu varisler, multidisipliner bir yaklaşımla ele alınır. Kadın doğum uzmanı pelvik muayeneyi yaparken, damar cerrahı damar haritalaması ile tedavi sürecini belirler.

Köpük tedavisi (skleroterapi) kılcal ve orta boy varislerde etkiliyken; lazer (EVLA), ana toplardamar yetmezliği bulunan ileri evre varislerde en etkili yöntemdir. Tedavinin etkinliği varisin çapına ve reflü (kaçak) düzeyine bağlıdır. Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanınız, Doppler sonucuna göre bu iki yöntemi kombine ederek en yüksek başarı oranını hedefleyecektir.

Ankara varis tedavisi için seçim yaparken, hekimin tecrübesi ve hastanenin teknolojik altyapısı (Doppler cihazı, lazer sistemleri) incelenmelidir. A Life Sağlık Grubu gibi tam teşekküllü merkezlerde, uzman Ankara varis doktoru kadrosu eşliğinde multidisipliner bir yaklaşım sunulur. Başarılı bir tedavi için klinik donanım ve cerrahın minimal invaziv yöntemlerdeki uzmanlığı kritik önemdedir.

İç varis, dışarıdan damar görünümü olmasa bile bacaklarda gece krampları, ağırlık hissi, ödem ve huzursuzluk ile kendini gösterir. Cilt yüzeyinde belirti vermediği için ancak uzman bir cerrah tarafından yapılan ayakta Doppler ultrasonografi ile teşhis edilebilir. Tedavi edilmediğinde derin ven trombozu veya venöz ülser gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Varis çorabı varisi tamamen iyileştirmez, ancak hastalığın ilerlemesini durdurur ve semptomları hafifletir. Çoraplar, bacaklara dışarıdan basınç uygulayarak kanın kalbe geri dönmesini kolaylaştırır ve ödem oluşumunu azaltır. Özellikle ayakta çok kalan meslek grupları için koruyucu bir önlem olsa da mevcut venöz yetmezliği ortadan kaldırmaz; kalıcı çözüm için tıbbi müdahale şarttır.

Hamilelikte oluşan varislerin bir kısmı doğumdan sonraki 3 ila 12 ay içinde kendiliğinden küçülebilir ancak kapakçık hasarı kalıcıysa iyileşmez. Gebelik sürecinde artan kan hacmi ve hormonal değişimler damarları zorlar. Eğer doğum sonrası 6 ay geçmesine rağmen ağrı ve damar belirginliği devam ediyorsa, Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanına danışılmalıdır.

Varis sadece kadınlarda değil, erkeklerde de sık görülen bir problemdir ve tedavisi için Kalp ve Damar Cerrahisi bölümüne gidilmelidir. Erkeklerde genellikle daha ileri evrelerde fark edilen bu durum, özellikle ağır yük taşıma ve genetik yatkınlıkla tetiklenir. Modern lazer tedavileri, erkek hastaların kısa sürede iş hayatına dönmesine imkan tanıyan ağrısız çözümler sunar.

Kılcal damar tedavisi genellikle cerrahi müdahale gerektirmez; skleroterapi veya transdermal lazer yöntemleri ile muayenehane koşullarında tedavi edilebilir. Cilt yüzeyindeki bu estetik sorunlar, ince iğnelerle damar içine ilaç verilmesi (köpük) veya ışık enerjisi (lazer) ile saniyeler içinde yok edilir. İşlem sonrası hasta hemen günlük yaşantısına dönebilir, kesi veya dikiş gerektirmez.

Varis tedavi edilmediğinde bacak yaraları (venöz ülser), deri sertleşmesi, kalıcı renk değişikliği ve en tehlikelisi pıhtı atması (emboli) gibi riskler doğurur. Zamanla bozulan kan dolaşımı, doku beslenmesini engeller ve "lipodermatoskleroz" denilen cilt bozulmalarına neden olur. Erken evrede tedavi edilen varisler, bu hayati risklerin oluşmasını tamamen engeller.

Evet, 2026 yılı standartlarında varis tedavilerinin %90'ından fazlası ameliyatsız yöntemlerle (EVLA, Radyofrekans, VenaSeal) yapılmaktadır. Bu yöntemlerde dikiş veya neşter kullanılmaz; damar içine küçük bir kateterle girilerek sorunlu damar kapatılır. Lokal anestezi altında yapılan bu işlemler yaklaşık 30-45 dakika sürer ve hasta aynı gün yürüyerek taburcu olur.

Varis ağrısını hafifletmek için bacakları kalp seviyesinin üzerinde dinlendirmek, soğuk suyla masaj yapmak ve düzenli yürüyüş yapmak geçici rahatlama sağlar. Ancak bu yöntemler sadece semptomları baskılar ve altta yatan damar genişlemesini tedavi etmez. Kalıcı bir rahatlama için Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı tarafından damar basıncının düşürülmesine yönelik tıbbi tedavi uygulanmalıdır.

Modern yöntemlerle yapılan varis tedavisi sonrası iyileşme süreci genellikle 24-48 saat gibi kısa bir süredir. Hastalar işlemden hemen sonra yürüyebilir ve ertesi gün masa başı işlerine dönebilirler. Sadece birkaç gün ağır sporlardan kaçınmak ve doktorun önerdiği süre boyunca varis çorabı kullanmak, dokuların tam iyileşmesi ve başarı oranı için yeterlidir.

İlgili Bölümler
İlgili Hekimler
Benzer İçerikler

Yardıma mı ihtiyacınız var ?

7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.