Proktoloji dünyasında en sık karşılaştığımız ama hastalar tarafından en çok ertelenen sorunların başında pilonidal sinüs, yani halk arasındaki adıyla kıl dönmesi gelir. Bu tablo, sadece "birkaç kılın deri altında kalması" değil; derinin savunma mekanizmasının çökmesiyle başlayan, kronikleşmeye meyilli ve cerrahi disiplin gerektiren bir yumuşak doku hastalığıdır. Ankara A Life Sağlık Grubu olarak; Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ yerleşkelerimizde, güncel modern proktoloji vizyonuyla hareket ediyoruz. Artık kıl dönmesi tedavisi, hastayı haftalarca yüzüstü yatmaya mahkum eden o eski, geniş kesili yöntemlerden ibaret değil. Gelişmiş lazer teknolojileri ve minimal invaziv yaklaşımlarla, hastalığın anatomik kökenini kuruturken doku bütünlüğünü en üst düzeyde koruyoruz.
Kıl dönmesinin oluşumuyla ilgili modern tıp "kazanılmış teori" (acquired theory) üzerinde durmaktadır. Sanılanın aksine, bu kıllar genellikle o bölgede doğuştan bulunmaz; sırt ve kalça bölgesinden dökülen kılların kalça arasındaki (intergluteal sulkus) dar alanda birikmesiyle süreç başlar.
Sürecin biyomekanik adımları şöyledir:
Sürtünme ve Basınç: Uzun süre oturarak çalışanlarda veya dar kıyafet giyenlerde kalça arasındaki sürtünme, kılların bir matkap gibi cildi delmesine neden olur.
Pit (Giriş Deliği): Ciltte oluşan mikroskobik deliklere "pit" denir. Bu delikler, dışarıdaki kılların ve bakterilerin deri altına çekildiği bir vakum etkisi yaratır.
Yabancı Cisim Reaksiyonu: Deri altına giren kıllar vücut tarafından "yabancı cisim" olarak algılanır. Bağışıklık sistemi bu bölgeyi sınırlandırmaya çalışırken bir kist ve ardından iltihaplı kanallar (sinüsler) oluşur.
Kıl dönmesi anatomik olarak sakrokoksigeal bölge dediğimiz kuyruk sokumunun hemen üzerinde odaklanır. Ancak tedavi edilmediğinde bu tüneller (sinüsler) sağa, sola veya makata doğru ilerleyerek karmaşık bir ağ oluşturabilir.
A Life Sağlık Grubu'nun uzman cerrahi ekipleri olarak, hastayı muayene ederken sadece görünen deliklere değil, deri altındaki bu tünel haritasına odaklanıyoruz. Hastalığın hangi evrede olduğunu saptamak, lazer mi yoksa flap (doku kaydırma) yöntemi mi uygulanacağına karar veren en kritik adımdır.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde hastalarımızın durumunu değerlendirirken kullandığımız evreleme ve bulgu skalasını özetlemektedir:
Kıl dönmesi, kendi kendine iyileşen bir hastalık değildir; tam aksine zaman geçtikçe deri altındaki tünellerini derinleştirir. Ankara’nın neresinde olursanız olun, proktolojik sağlığınızı ertelememek, daha sonra yapılacak cerrahinin başarısını artıracaktır.
Kıl dönmesi (pilonidal sinüs), her hastada aynı şiddette seyretmez. Bazı hastalar sadece kuyruk sokumunda bir "gamze" (pit) fark ederken, bazıları oturmayı imkansız kılan krizlerle başvurur. Belirtiler genellikle şu sırayı takip eder:
Erken Dönem (Sessiz Faz): Kuyruk sokumunda bir veya birden fazla milimetrik delik. Ağrı yoktur, ancak bazen hafif bir kaşıntı veya nemlilik hissedilebilir.
Akıntı Fazı: İç çamaşırında fark edilen kirli sarı veya kanlı, çoğu zaman kötü kokulu lekeler. Bu, deri altındaki sinüsün dolduğunun ve tahliye kanalı bulduğunun kanıtıdır.
Enflamasyon Fazı: Bölgede hassasiyet, otururken ve yürürken artan künt bir ağrı.
Bu belirtilerden herhangi biri başladığında, doku hasarı geri döndürülemez bir noktaya ulaşmadan uzman bir proktolog görüşü almak, cerrahi yöntemin başarısını (özellikle lazer gibi minimal invaziv seçenekler için) doğrudan etkiler.
Kıl dönmesinin en dramatik ve acil müdahale gerektiren tablosu akut apsedir. Sinüs kanallarının tıkanması ve içerideki bakterilerin çoğalmasıyla bölge adeta bir yanardağ gibi şişer.
Belirtiler: Kuyruk sokumunda dokunulamayacak kadar hassas, sıcak, kızarık ve gergin bir şişlik. Hastada halsizlik ve hafif ateş görülebilir.
Müdahale: Bu evrede yapılacak işlem kesin bir ameliyat değil, acil drenajdır. Antibiyotik kullanımı apsenin içindeki iltihabı tamamen kurutamaz. A Life acil cerrahi birimlerimizde, lokal anestezi altında yapılan küçük bir kesi ile iltihap boşaltılır.
Not: Drenaj sonrası ağrı anında kesilir, ancak bu bir "iyileşme" değildir. Apseli bölge yatıştıktan 4-6 hafta sonra kalıcı cerrahi planlanmalıdır.
Apseleşmeyen ancak sürekli akıntı yapan vakalar "kronik" olarak adlandırılır. Bu evrede asıl tehlike, iltihabın kendine yeni yollar aramasıdır.
Deri altında oluşan her yeni fistül yolu, yapılacak cerrahi girişimin genişliğini artırır. Eğer birden fazla delik varsa ve bunlar orta hattın çok uzağındaysa (lateralize), bu durum hastalığın komplike hale geldiğini gösterir. Ankara şubelerimizde yaptığımız fizik muayenelerde, sinüslerin derinliğini ve yayılımını milimetrik olarak haritalandırarak en uygun tekniği belirliyoruz.
Kuyruk sokumundaki her şişlik kıl dönmesi olmayabilir. Yanlış teşhis, yanlış tedaviye yol açar. Ayırıcı tanıda şunları dışlıyoruz:
Anal Fistül: Makat içinden gelen bir kanalla bağlantılı olabilir.
Hidradenitis Suppurativa: Köpek memesi hastalığı olarak bilinen, ter bezlerinin kronik iltihabıdır; genellikle koltuk altı ve kasıklarda da görülür.
Fronkül (Çıban): Kıl kökü iltihabıdır ancak sinüs kanalları oluşturmaz.
Tedavi planını belirleyen en önemli ayrım, hastalığın karmaşıklık düzeyidir:
Kıl dönmesi utangaçlık nedeniyle saklanacak bir sorun değil, profesyonelce yönetilmesi gereken tıbbi bir durumdur. Ankara'nın her noktasında uzman hekimlerimizle sağlığınızı korumaya hazırız.
"Ameliyatsız" terimi hastalarımız arasında bazen yanlış anlaşılabiliyor; bu yöntemler aslında "kesisiz" veya "minimal girişimsel" prosedürlerdir. Temel felsefe, kuyruk sokumundaki o meşhur geniş elips şeklindeki deri parçasını çıkarmak yerine, deri altındaki tüneli (sinüsü) içeriden temizleyip kapatmaktır.
Bu yaklaşımlar, özellikle sosyal hayattan kopmak istemeyen, aktif çalışma hayatı olan veya büyük bir cerrahi skardan (izden) çekinen hastalarımız için altın standarttır. Ankara şubelerimizde uyguladığımız bu teknikler, doku travmasını minimal düzeye indirerek vücudun kendi iyileşme potansiyelini tetikler.
Lazer pilonidoplasti, namıdiğer SiLaC veya LPi, güncel proktolojisinin en sofistike silahıdır. Bu yöntemde herhangi bir neşter kullanılmaz. Süreç üç temel aşamadan oluşur:
Mekanik Temizlik: Mevcut sinüs ağızlarından (pitlerden) girilerek içerideki tüm kıl yumakları ve enfekte dokular özel mikro-aletlerle temizlenir.
Yıkama ve Debridman: Kanal içi serum fizyolojik ve antiseptik solüsyonlarla basınçlı şekilde yıkanarak bakterilerden arındırılır.
Lazer Ablasyonu: İşte asıl sihir burada başlar. 1470 nm dalga boyuna sahip, 360 derece enerji yayan radyal lazer fiberi kanalın içine yerleştirilir. Yaklaşık 8-10 Watt enerji verilerek fiber yavaşça geri çekilir.
Bu lazer enerjisi, sinüs kanalının iç yüzeyindeki hastalıklı dokuyu yakarak büzüştürür. Isı etkisiyle kolajen lifleri kasılır ve tünel kendi üzerine kapanarak mühürlenir. İşlem sonunda dışarıda sadece birkaç milimetrelik, dikiş gerektirmeyen giriş delikleri kalır.
Kristalize fenol (C6H5OH), lazer teknolojisi kadar popüler olan bir diğer etkili yöntemdir. Lazer enerjisinin yaptığı "yakma" işlemini, fenol "kimyasal" yolla yapar.
Uygulama: Sinüs kanalları temizlendikten sonra çevre deri vaselinli gazlı bezlerle korunur. Kanalın içine toz halindeki kristalize fenol yerleştirilir.
Etki: Fenol, sinüs duvarındaki kronikleşmiş granülasyon dokusunu eritir ve içeriği sterilize eder. Kimyasal bir reaksiyonla kanalın duvarlarını birbirine yapıştıracak bir iyileşme dokusu oluşturur.
Fenol yöntemi, özellikle lazer fiberinin giremeyeceği kadar dar veya dallı budaklı olan kompleks olmayan sinüslerde, Ankara'daki kliniklerimizde çok başarılı sonuçlar vermektedir.
Bazen lazer veya fenol işlemlerini desteklemek amacıyla yardımcı materyaller kullanıyoruz.
Fibrin Yapıştırıcı: Temizlenen sinüs kanalının içine biyolojik bir "tutkal" enjekte edilerek duvarların anında birbirine yapışması sağlanır. Nüks riskini azaltmada etkili bir yardımcıdır.
Gümüş Nitrat: Sinüs ağızlarındaki inatçı granülasyon dokularını kurutmak için kullanılan, halk arasında "yakma çubuğu" olarak bilinen kimyasal bir ajandır; genellikle pansuman sürecinde destekleyici olarak tercih edilir.
Her kıl dönmesi lazerle biter mi? Ne yazık ki hayır. "Yanıltmama" ilkemiz gereği, hasta seçiminin başarının %80'i olduğunu belirtmeliyim.
İdeal Adaylar: Evre 1 ve Evre 2 (Basit sinüsler), daha önce ameliyat olmamış hastalar, sinüs tüneli uzunluğu 5 cm'den az olanlar.
Sınırda Adaylar: Tekrarlayan ama sınırlı alanda kalan nüksler.
Uygun Olmayanlar: Çok sayıda (5 ve üzeri) yan kanalı olan, kalça dokusunun çok derinlerine veya makat bölgesine (anal bölge) kadar uzanan kompleks vakalar. Bu hastalarda Ankara yerleşkelerimizde daha radikal ama estetik "Flap" cerrahilerini öneriyoruz.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde hastalarımıza sunduğumuz bilimsel karşılaştırma verilerini içermektedir:
Pilonidal sinüs cerrahisi, doku koruyucu yaklaşımlardan radikal rekonstrüksiyonlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Günümüz proktoloji standartlarında, eğer hastalık henüz başlangıç evresindeyse mikrosinüsektomi ile doku kaybını minimize ediyoruz. Ancak tünellerin derinleştiği, birden fazla çıkış deliğinin (fistül ağzı) olduğu durumlarda, bölgedeki gerginliği azaltan ve orta hattı yeniden şekillendiren flep yöntemleri altın standarttır.
Mikrosinüsektomi, "en az cerrahi, en çok koruma" prensibinin karşılığıdır. Bu teknikte, geniş bir eliptik kesi yerine sadece sinüs ağızlarını içeren 2-3 cm'lik küçük delikler açılır.
İşlem: Küçük bir dairesel neşter (punch) yardımıyla sinüs girişi çıkarılır, içerideki kıl yumağı aspire edilir ve sinüs kanalı temizlenir.
Avantajı: Hastanede yatış gerektirmez, yara izi çok küçüktür ve iyileşme süreci lazerle tedaviye benzer şekilde hızlıdır. Ancak bu yöntem, sadece "basit" ve "tek kanallı" kıl dönmesi vakalarında başarılıdır.
Komplike veya nüks etmiş kıl dönmelerinde en büyük sorun, yara bölgesinin gergin kalması ve nemli orta hatta yer almasıdır. Flep cerrahisi, sağlam bir doku parçasının (flep) yerinden kaydırılarak ameliyat boşluğuna dikilmesi işlemidir.
Limberg Flep: Hastalıklı alan eşkenar dörtgen (romboit) şeklinde çıkarılır. Kalçanın yan tarafından hazırlanan aynı şekilli doku kaydırılarak boşluğa yerleştirilir. Bu sayede dikiş hattı orta hattan tamamen uzaklaştırılır.
Karydakis Flep: Asimetrik bir kesi ile sinüs çıkarılır ve yara dudakları birbirinin üzerine kaydırılarak dikilir. Dikiş hattı sağa veya sola kaydırılarak "yarık" derinliği azaltılır.
Kıl dönmesinin tekrarlamasındaki en büyük etken, intergluteal sulkus (kalça arası yarığı) dediğimiz bölgenin dar, derin ve nemli olmasıdır. Bu derinlik, bölgede negatif bir basınç (vakum etkisi) yaratarak dökülen kılların deri altına çekilmesine neden olur.
Teknik Analiz: Flep cerrahileri, bu derin yarığı "düzleştirir" (flattening of the natal cleft). Orta hattın anatomik olarak yana kaydırılması ve derinliğinin azaltılması, kılların takılabileceği o "dar vadiyi" ortadan kaldırır. Böylece hem bölge daha iyi havalanır hem de mekanik sürtünme ve vakum etkisi biter. 2026 yılı cerrahi verilerimize göre, orta hattın başarıyla kaydırıldığı flep ameliyatlarında nüks riski %2'nin altına düşmektedir.
Ameliyat sonrası iyileşme, uygulanan tekniğe göre (Lazer, Fenol veya Flep) farklılık gösterse de temel prensip aynıdır: Bölgeyi kuru, temiz ve basınçsız tutmak. Cerrahi alanın anatomik konumu gereği (kuyruk sokumu), terleme ve sürtünmeye çok açıktır. Bu nedenle, ilk haftalardaki titizlik, yara yerinin doku bütünlüğünü tam olarak kazanması için hayati önem taşır.
Operasyonun hemen ardındaki ilk iki gün, vücudun akut iyileşme yanıtı verdiği evredir.
Dren Yönetimi: Özellikle flep ameliyatı gibi geniş cerrahilerde, deri altında birikebilecek sıvıyı dışarı atmak için "dren" adı verilen küçük plastik tüpler kullanabiliriz. Drenin çekilme süresi genellikle 24-48 saattir ve bu süreçte drenin çekmemesi veya tıkanmaması için hareketlerin kısıtlanması gerekir.
Pansuman ve Kuruluk: İlk 48 saat pansumanın açılmaması önerilir. Eğer pansumanda aşırı kanama veya sızıntı fark edilirse mutlaka ekibimize danışılmalıdır. Bölgenin nemsiz kalması, bakteriyel çoğalmayı engelleyen en büyük silahtır.
Hijyen: Tuvalet sonrası temizlikte, yara bölgesine su kaçırmamaya dikkat edilmeli, bölge kağıt havlu ile "tampon yaparak" (sürtmeden) kurulanmalıdır.
Pilonidal sinüsün tekrar etmesindeki (nüks) en büyük faktör, bölgedeki kılların yeniden bir "matkap" gibi cildi delmesidir. Ameliyat ne kadar başarılı olursa olsun, eğer o bölgede sert ve dökülmeye müsait kıllar varsa, hastalık 1-2 yıl içinde nüks edebilir.
Ankara şubelerimizde hastalarımıza en büyük tavsiyemiz, yara iyileşmesi tamamlanır tamamlanmaz (genellikle 4-6. hafta) Lazer Epilasyon sürecine başlamalarıdır. Lazer epilasyon, kıl köklerini tahrip ederek bölgedeki "kıl trafiğini" durdurur. 2026 yılı verilerimize göre, ameliyat sonrası düzenli lazer epilasyon yaptıran hastalarda nüks oranı %1'in altına düşmektedir. Bu işlem bir estetik tercih değil, tıbbi bir zorunluluktur.
Kuyruk sokumu bölgesi, oturma eylemi sırasında vücut ağırlığının en çok bindiği noktalardan biridir.
İlk 2 Hafta: Uzun süreli dik oturmalardan kaçınılmalı, daha çok yan yatış veya yüzüstü pozisyonlar tercih edilmelidir. Oturmak gerekiyorsa, "simit minder" yerine, basıncı yayıcı yumuşak yastıklar kullanılmalıdır.
Spor ve Egzersiz: 3. haftadan itibaren tempolu yürüyüşlere başlanabilir. Ancak squat, bisiklet veya ağırlık kaldırma gibi kalça bölgesini geren ve terleten ağır sporlar için 6-8 hafta beklenmesi, doku olgunlaşması açısından şarttır.
Aşağıdaki tablo, Ankara A Life Sağlık Grubu'ndaki uzmanlarımız tarafından hazırlanan ve 6 aylık kritik süreci kapsayan takip planıdır:
Kıl dönmesi tedavisi uzmanlık ve titizlik gerektirir. Bizi Ankara’nın tercih edilen sağlık otoritesi kılan farklarımız şunlardır:
Lazer Proktoloji Uzmanlığı: Tüm yerleşkelerimizde kıl dönmesi tedavisinde devrim yaratan lazer pilonidoplasti yöntemini, binlerce vaka deneyimine sahip genel cerrahlarımızla uyguluyoruz.
Kişiselleştirilmiş Tedavi: "Her hastaya aynı ameliyat" yerine; lazer, fenol veya flep yöntemlerinden hangisinin size en düşük nüks riskini sunacağını bilimsel verilerle belirliyoruz.
Modern Altyapı: Altındağ, Etimesgut ve Pursaklar hastanelerimizde, ameliyathane sterilizasyonundan hasta odası konforuna kadar her detay 2026 yılı tıp standartlarına göre tasarlanmıştır.
Hızlı Sosyal Dönüş: Uyguladığımız minimal invaziv teknikler sayesinde, hastalarımızın "ertesi gün işe dönme" hedefini %95’in üzerinde bir başarı oranıyla gerçekleştiriyoruz.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 12 Şubat 2026 12:13
Yayınlanma Tarihi: 19 Eylül 2024 00:21
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Kıl dönmesi (pilonidal sinüs), genellikle kuyruk sokumu bölgesinde dökülen kılların deri altına batarak kistik bir yapı oluşturmasıdır. Kıl dönmesi neden olur sorusunun temelinde; aşırı oturma, sürtünme ve hijyen eksikliği yatar. Bu durum, cilt altında iltihaplanma ve apse oluşumuna yol açarak hastanın yaşam kalitesini ciddi oranda düşürebilen yaygın bir genel cerrahi problemidir.
Kıl dönmesi belirtileri arasında kuyruk sokumunda ağrılı şişlik, kızarıklık, kötü kokulu akıntı ve zaman zaman gelişen yüksek ateş bulunur. Hastalar başlangıçta bu durumu basit bir sivilce zannetse de, tekrarlayan akıntılar pilonidal sinüsün habercisidir. A Life Sağlık Grubu uzmanları, bu semptomların varlığında hastalığın kronikleşmemesi için vakit kaybetmeden profesyonel bir muayene önermektedir.
Erken evrelerde Lazer Ablasyon (PiLA) ve Kristalize Fenol uygulamalarımız ile "neştersiz" %90 başarı sağlıyoruz. Lazer, kisti içeriden büzüştürerek yok eder. Ancak çok ilerlemiş, çok delikli vakalarda cerrahi müdahale hala en kesin çözümdür. Uzmanlarımız muayene sonrası size en uygun, en az hasarlı yöntemi seçer.
Ameliyatsız kıl dönmesi tedavisi, hastalığın başlangıç evresinde olan hastalar için etkili bir seçenektir. A Life Sağlık Grubu’nda uygulanan fenol tedavisi veya gümüş nitrat uygulamaları gibi yöntemlerle, sinüs boşluğu cerrahi kesi yapılmadan temizlenir. Ancak bu yöntemlerin başarısı, hastalığın evresine ve uzman hekimin yapacağı detaylı klinik değerlendirmeye bağlı olarak kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir.
Lazer kıl dönmesi tedavisi, pilonidal sinüs boşluğunun lazer enerjisiyle temizlenip kapatılması işlemidir. Klasik cerrahiye göre kesisiz bir yöntem olan pilonidal sinüs lazer uygulaması, doku hasarını en aza indirir. A Life Sağlık Grubu’nda gerçekleştirilen bu modern işlem sayesinde hastalar, ağrısız bir süreçle aynı gün taburcu olarak günlük hayatlarına ve sosyal aktivitelerine hızla dönebilirler.
Kıl dönmesi ameliyatı, hastalığın lazer veya ameliyatsız yöntemlerle çözülemeyecek kadar ilerlediği, geniş alanlara yayıldığı veya sık apseleştiği durumlarda gereklidir. A Life Sağlık Grubu cerrahları, "flap" yöntemleri veya pilonidal sinüs tedavisi kapsamında uygulanan doku kaydırma teknikleriyle, hastalıklı alanı tamamen temizleyerek nüks riskini en düşük seviyeye indiren kalıcı cerrahi çözümler sunmaktadır.
Mikro sinüzektomi, sadece kıl dönmesi deliklerinin olduğu alanı kapsayan, yaklaşık 2 cm’lik minimal bir kesi ile yapılan modern bir ameliyattır. A Life Sağlık Grubu’nda tercih edilen bu yöntem, klasik geniş cerrahiye göre çok daha küçük bir dikiş hattı bırakır. Bu durum hastanın ameliyat sonrası oturma ve yürüme konforunu artırırken, iyileşme sürecini de dramatik şekilde hızlandırır.
Gelişmiş anestezi yöntemlerimiz ve Plasma/Lazer teknolojilerimiz sayesinde operasyon sırasında hiçbir ağrı hissedilmez. Ameliyat sonrası ise reçete ettiğimiz modern ağrı kesici protokolleri ile süreci "konforlu bir dinlenme" aşamasına indirgiyoruz.
A Life'ta uyguladığımız minimal invaziv teknikler sayesinde hastalarımızın çoğu hastanede yatış yapmadan, aynı gün yürüyerek taburcu edilmektedir.
Kıl dönmesi ameliyatı sonrası iyileşme, uygulanan yönteme göre 3 gün ile 4 hafta arasında değişir. Lazer ve mikro cerrahi yöntemlerinde hastalar ertesi gün işe dönebilirken, flap ameliyatlarında dikiş bakımı önemlidir. A Life Sağlık Grubu takip protokolleri; bölge hijyeni, düzenli pansuman ve lazer epilasyon önerileriyle hastanın sorunsuz bir nekahat dönemi geçirmesini garanti altına almaktadır.
Kıl dönmesi, yöntemi ne olursa olsun nüks riski (%10-30) taşıyan bir hastalıktır. Ancak A Life olarak nüksü önlemek için iki aşamalı çalışıyoruz:
Cerrahi sırasında dikiş hattını orta hattın dışına taşıyan teknikler (Karydakis, Limberg Flep) kullanıyoruz.
Ameliyat sonrası bölgenin Lazer Epilasyon ile kılsız tutulması konusunda hastalarımızı takip ediyoruz.
Kıl dönmesi nüksü riskini ortadan kaldırmak için ameliyat sonrası bölgenin tüylerden arındırılması hayati önem taşır. A Life Sağlık Grubu uzmanları, cerrahi başarıyı korumak için operasyon bölgesine düzenli lazer epilasyon yapılmasını önermektedir. Ayrıca, terleme kontrolü ve hijyen kurallarına uyulması, yeni kıl girişlerini engelleyerek hastalığın tekrar oluşma ihtimalini günümüz tıp standartlarında %95 oranında azaltmaktadır.
Kıl dönmesi ihmal edildiğinde, deri altındaki sinüs kanalları derinleşerek kalça bölgesine doğru dallanıp yayılabilir. Bu durum, sürekli iltihaplanma, dayanılmaz ağrı ve kronik apse oluşumlarına yol açar. A Life uzmanları, tedavi edilmeyen vakalarda nadiren de olsa kronik tahrişe bağlı cilt kanseri riski gelişebileceği konusunda uyarmakta ve erken müdahalenin önemini 2026 yılı tıp protokolleriyle vurgulamaktadır.
Lazer tedavisi, sinüs kanalları çok derinleşmemiş ve geniş bir apse alanı oluşturmamış hastalar için idealdir. A Life Sağlık Grubu’nda yapılan ön muayene ile hastanın lazer için uygunluğu denetlenir. Özellikle iş ve okul hayatına hızlı dönmek zorunda olan aktif bireyler için kesisiz, ağrısız ve dikişsiz olması nedeniyle en çok talep gören modern pilonidal sinüs yöntemidir.
Kurumumuzda fiyatlandırma; kullanılan teknolojiye (Lazer, Mikro-sinüzektomi vb.) ve vakanın evresine göre belirlenir. SGK ve özel sağlık sigortası anlaşmalarımız sayesinde hastalarımıza en erişilebilir maliyetlerle teknolojik çözümler sunuyoruz.
Ankara kıl dönmesi tedavisi arayışında olan hastalar için A Life Sağlık Grubu; lazer teknolojisi, mikro cerrahi donanımı ve deneyimli genel cerrahi kadrosuyla öncü bir merkezdir. Teşhisten rehabilitasyona kadar multidisipliner bir yaklaşım sunuyoruz. Modern ameliyathanelerimiz ve yüksek başarı oranlarımız sayesinde, hastalarımıza ağrısız, kesisiz ve kesin çözüm odaklı bir tedavi süreci sunarak her zaman sağlıklarını ön planda tutuyoruz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.