Üroloji cerrahisinde son yirmi yılda yaşanan teknolojik devrim, taş hastalıklarının tedavisini açık ameliyatlardan tamamen endoskopik süreçlere taşımıştır. Ankara A Life Sağlık Grubu bünyesindeki Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizde uyguladığımız Yarı Rijit Üreteroskopi (Semi-Rigid URS), bu devrimin en somut örneklerinden biridir.
Teknik olarak "yarı rijit" tabiri, kullanılan endoskopik cihazın metal bir gövdeye sahip olmasına rağmen, üreterin doğal kıvrımlarına uyum sağlayabilecek kadar mikro-esneklik payı barındırmasını ifade eder. Bu cihazlar, içinde hem görüntüleme sistemini (fiberoptik veya dijital) hem de lazer fiberlerinin geçebileceği çalışma kanallarını barındırır. Güncel cerrahi vizyonumuzda, bu işlem sadece bir taş kırma süreci değil; üreterin sağlığını koruyan milimetrik bir müdahaledir.
Üreter, böbreklerde üretilen idrarı mesaneye (idrar kesesi) taşıyan, yaklaşık 25-30 cm uzunluğunda, ince ve kaslı bir borudur. Taşların üreterde takılıp şiddetli ağrılara (renal kolik) neden olmasının sebebi, bu borunun anatomik olarak üç ana daralma noktasına sahip olmasıdır:
Üreteropelvik Bileşke (UPJ): Böbrek çıkışındaki ilk dar yer.
İlyak Damar Çaprazı: Üreterin leğen kemiği bölgesindeki büyük damarların üzerinden geçtiği orta bölüm.
Üreterovezikal Bileşke (UVJ): Üreterin mesaneye girdiği en dar ve taşların en sık takıldığı son nokta.
Yarı rijit üreteroskoplar, özellikle bu dar noktaları aşarak orta ve alt (distal) üreterdeki taşlara ulaşmak için tasarlanmıştır. Borunun yapısı gereği üst bölümlere çıkıldığında üreterin kıvrımları arttığı için, bu bölgede genellikle "fleksibil (esnek)" cihazlar tercih edilirken, alt ve orta segmentlerde yarı rijit cihazlar hızı ve görüntü stabilitesiyle öne çıkar.
Modern cerrahinin en büyük başarısı, hastanın vücut bütünlüğünü bozmadan tedavi sunabilmesidir. URS işlemi, "Doğal Boşluk Cerrahisi" prensibiyle çalışır. Cerrah, idrar deliğinden (uretra) girerek mesaneye ulaşır, ardından üreterin ağzından içeri sızarak taşın bulunduğu noktaya kadar ilerler.
Cerrahi Not: Bu yöntemde neşter kullanılmaz, dikiş atılmaz ve dışarıdan görünen bir yara izi oluşmaz. Bu durum, özellikle Ankara'nın yoğun iş temposunda çalışan hastalarımız için sadece birkaç gün içinde normal hayata dönüş imkânı sağlar.
Cihazın ucu taşa ulaştığında, içinden geçirilen mikron düzeyindeki lazer fiberleri (Holmium veya Thulium lazer) aktif hale getirilir. Taşlar kum tanesi haline getirilerek vücudun doğal yollarla atması sağlanır veya "basket" adı verilen özel tutucularla dışarı çıkarılır.
Üreter taşlarında cerrahi planlama, taşın tam lokasyonuna göre milimetrik olarak belirlenir. Ankara şubelerimizde uyguladığımız standart protokol şu şekildedir:
A Life Sağlık Grubu olarak, taş cerrahisinde güncel teknolojisini uzman cerrah tecrübesiyle birleştiriyoruz. Unutulmamalıdır ki; doğru cihaz seçimi, operasyon başarısını %98'in üzerine çıkarırken komplikasyon riskini minimuma indirir.
Yarı rijit URS için en ideal adaylar, taşın böbrekten çıkıp idrar borusuna (üretere) düştüğü ve burada takılıp tıkanıklığa yol açtığı hastalardır. Eğer bir taş 5 milimetreden büyükse, kendi kendine düşme ihtimali azalır ve üreterde ödem yaparak "impakte" (gömülü) hale gelebilir.
Bu noktada Ankara'daki kliniklerimizde şu hasta profilleri için URS'yi önceliklendiriyoruz:
Şiddetli Ağrısı Olanlar: İlaçla dindirilemeyen ve böbrek fonksiyonunu tehdit eden vakalar.
Tıkanıklık ve Böbrek Şişmesi (Hidronefroz): İdrarın böbrekte hapsolup doku hasarı başlattığı durumlar.
Düşmeyen Taşlar: 4-6 haftalık takip süresine rağmen yerinden oynamayan distal üreter taşları.
Mesleki Zorunluluklar: Pilotlar, şoförler veya ağır işlerde çalışanlar gibi taşın aniden ağrı yapma riskini göze alamayan hastalar.
Üreterin mesaneye yakın olan son 10 santimetrelik kısmı (distal) ve leğen kemiği hizasındaki orta kısmı, yarı rijit cihazların en yüksek performans gösterdiği bölgelerdir.
Bu cihazların metalik yapısı, cerraha taşın üzerinde tam bir hakimiyet kurma imkânı verir. Fleksibil (esnek) cihazlara göre daha geniş çalışma kanallarına sahip olmaları, hem lazerin taş üzerindeki etkisini artırır hem de taşın kum haline getirilen parçalarının daha hızlı tahliye edilmesini sağlar. Doğru teknikle, alt üreter taşlarında yüzde 100'e yakın "taşsızlık" (stone-free) oranına ulaşmak Ankara şubelerimizde standart bir başarı kriteridir.
Güncel üroloji vizyonunda "taşın sertliği" artık bir engel değildir. Kullandığımız yüksek enerjili Holmium Lazer teknolojisi, en sert kalsiyum oksalat taşlarını bile saniyeler içinde toz haline getirebilir.
Ancak burada asıl teknik zorluk "impakte" taşlardır. Taş üreter duvarına yapıştığında etrafında yoğun bir ödem ve bazen "polip" dediğimiz et parçaları oluşturur. Yarı rijit üreteroskopun stabilitesi, cerrahın bu polipleri aşarak doğrudan taşa odaklanmasını sağlar. Tozlaştırma tekniği (dusting) ile taş üreter duvarına zarar vermeden milimetrik olarak eritilir.
Bazen taşın kendisi değil, üreterin kendi yapısındaki darlıklar (striktür) cerrahiyi zorlaştırır. Yarı rijit URS sırasında, eğer taşın önünde bir darlık varsa, aynı seansta lazer yardımıyla bu darlık açılabilir (endopiyelotomi/endoureterotomi). Cerrah, hem yolu genişletir hem de taşı temizler. Bu "çift hedefli" yaklaşım, hastanın tekrar tekrar ameliyat masasına yatmasını engeller.
Üreter taşlarında hangi yöntemin (Semi-Rigid vs. RIRS) daha baskın olduğunu anlamak için Ankara birimlerimizde kullandığımız başarı projeksiyonu şu şekildedir:
Yarı rijit üreteroskoplar, metalik bir gövdeye sahip olmalarına rağmen, üreterin doğal kıvrımlarına (S kıvrımı gibi) zarar vermeden uyum sağlayabilecek mikro-esneklik payı barındıran nitinol veya özel çelik alaşımlardan üretilir. Bu cihazlar, distal uçta (uç kısım) yaklaşık 6 French, proksimalde (cerraha yakın kısım) ise 7.5 - 9.5 French kalınlığındadır. Bu incelik, üreteri travmatize etmeden taşın yanına kadar süzülmemize olanak tanır.
Ankara'daki merkezlerimizde kullandığımız güncel model cihazların en büyük farkı, "tapered" (konik) yapılarıdır. Bu yapı, idrar kanalının en dar noktalarından bile sürtünmeyi minimize ederek geçmemizi sağlar. Ayrıca cihazın içindeki çift sulama kanalı (irrigasyon), taşın kırılarak oluşturduğu kum bulutu içinde bile cerrahın görüşünü her saniye berrak tutar.
Yarı rijit URS'nin kalbi, içinde barındırdığı 30.000 pikselden fazla kapasiteye sahip fiber optik demetlerdir. Bu demetler, taşın yüzeyindeki mikro çatlakları bile görmemizi sağlayarak lazer atışlarımızı milimetrik hassasiyetle yapmamıza imkan tanır. 5 derecelik ofset (açılı) lens yapısı sayesinde, çalışma kanalından gönderdiğimiz lazer fiberi veya basket kateter her zaman görüş alanımızın tam merkezinde kalır.
Üreterin alt ve orta kesimlerinde yarı rijit yapının en büyük avantajı "stabilite"dir. Esnek (fleksibil) cihazlar çok fazla manevra kabiliyeti sunsa da, alt üreterdeki taşları sabit tutmak ve üzerine enerji odaklamak için yarı rijit cihazın sunduğu rijit tork kontrolü eşsizdir. Bu, cerrahın taşı istediği yöne doğru manipüle etmesini ve dokuya zarar vermeden lazer enerjisini sadece taşa odaklamasını sağlar.
Günümüz taş kırma teknolojisinde iki ana güçten bahsediyoruz: Holmium:YAG Lazer ve Pnömatik (Balistik) Litotripsi.
Holmium Lazer: Bu teknoloji, taşı "fototermal" etkiyle kırar. Lazer enerjisi taşın içindeki su molekülleri tarafından emilir ve mikroskobik patlamalar yaratarak taşı kum haline (dusting) getirir. En büyük avantajı, taşın yukarıya, böbreğe doğru kaçma riskini (retropülsiyon) minimize etmesidir. Ankara yerleşkelerimizde tercih ettiğimiz yüksek güçlü lazer üniteleri, en sert taşları bile saniyeler içinde toz seviyesine indirebilir.
Pnömatik Sistemler: Bu sistemler minyatür bir kırıcı çekiç gibi çalışır. Kinetik enerjiyle taşı parçalara ayırır. Oldukça hızlıdır ve maliyeti daha düşüktür; ancak taşı toz haline getirmek yerine parçalara ayırdığı için bu parçaların basket forsepslerle tek tek toplanması gerekir. Ayrıca taşın yukarı kaçma riski lazer yöntemine göre daha yüksektir.
Taş cerrahisindeki en büyük "aksilik", tam kırmaya başladığınızda taşın böbreğe geri kaçmasıdır. Bu durumu önlemek için A Life Sağlık Grubu cerrahları olarak Stone Cone (Taş Konisi) veya Lithocatch gibi bariyer sistemlerini aktif olarak kullanıyoruz. Taşın arkasına yerleştirilen bu nitinol yapılı sarmal bariyerler, lazer atışları sırasında taşın yukarı göç etmesini engeller. Bu sayede operasyon süresi kısalır ve taşın tamamının tek seansta temizlenmesi garanti altına alınır.
Ureteroskopun yaklaşık 3.5 - 4.5 French genişliğindeki çalışma kanalı, cerrahın "eli ve kolu"dur. Taş lazerle toz haline getirildikten sonra, kalan milimetrik parçaları dışarı almak için Basket Kateterler kullanılır. Nitinol materyalden üretilen bu minyatür sepetler, üreter duvarına en ufak bir çizik dahi atmadan taşı hapseder ve vücut dışına çıkarır. Eğer taş çok büyükse ve parçalanması gerekiyorsa, forseps adı verilen özel tutucularla taşın sabitlenmesi sağlanır.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde hastalarımızın taş karakterine göre cerrahi karar verirken kullandığımız teknik karşılaştırma matrisidir:
Yarı rijit üreteroskopi (URS), cerraha taşın tam yanına kadar gidip onu gözle görme ve lazerle müdahale etme şansı verir. Bu, ESWL (vücut dışından şok dalgaları) gibi "körlemesine" yapılan bir işlem değildir.
ESWL yönteminde taşın kırılıp kırılmadığı veya parçaların dökülüp dökülmeyeceği bir belirsizlik içerirken, URS yönteminde cerrah operasyon bittiğinde "taşın tamamen temizlendiğinden" emin olur. RIRS (esnek URS) ile kıyaslandığında ise yarı rijit cihazlar, alt üreterin dar ve düz yapısında daha yüksek manevra kabiliyeti ve daha düşük maliyet sunar. Esnek cihazların (RIRS) karmaşık ve hassas yapısı böbrek içi için vazgeçilmezdir; ancak düz bir hat üzerinde ilerleyen alt üreterde yarı rijit cihazların sunduğu "tork" gücü ve görüntü netliği operasyon süresini ciddi oranda kısaltır.
"Yanıltmama" ilkesi gereği dürüstçe belirtmeliyiz ki; her taş dışarıdan şok dalgasıyla kırılmaz. Taşın yoğunluğu (Hounsfield ünitesi) 1000 değerinin üzerindeyse, ESWL genellikle başarısız olur ve hasta haftalarca boşuna ağrı çeker.
Yarı rijit URS sırasında kullandığımız lazer teknolojisi için taşın sertliği bir engel değildir. Lazer, taşı doğrudan atomize ederek kum haline getirir. ESWL'de taş parçalara ayrılır ve bu parçalar düşerken tekrar kanalı tıkayabilir; ancak URS'de taş tozlaştırıldığı veya basketlerle alındığı için "ikinci bir tıkanıklık" riski minimumdur. Ankara kliniklerimizde, taş yoğunluğu yüksek olan hastalarda vakit kaybetmeden doğrudan URS yöntemini önererek süreci hızlandırıyoruz.
Alt üreter (idrar borusunun mesaneye yakın kısmı), anatomik olarak nispeten düz bir hat izler. Fleksibil (esnek) üreteroskoplar (RIRS), böbreğin içine girip 270 derece dönmek için tasarlanmış yüksek maliyetli ve narin cihazlardır.
Alt üreterdeki bir taş için bu kadar karmaşık bir cihazı kullanmak, hem cihazın ömrünü kısaltır hem de cerraha yarı rijit cihazın sunduğu "itme ve stabilite" gücünü vermez. Yarı rijit cihazlar, alt bölgede taşa daha yakın mesafeden daha yüksek lazer enerjisi uygulanmasına olanak tanır. Kısacası; böbreğin içindeki bir taş için RIRS bir zorunlulukken, alt üreterdeki bir taş için yarı rijit URS daha verimli ve güvenli bir "kesin çözümdür".
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde hastalarımızın taş karakterine göre sunduğumuz yöntem bazlı başarı ve süreç analizidir:
Üreter taşı cerrahisi sonrası iyileşme, vücudun herhangi bir dış yara ile uğraşmak zorunda kalmadığı "dahili" bir onarım sürecidir. Operasyondan sonraki ilk birkaç saat, anestezi etkisinin geçmesiyle birlikte hastanın mobilize olması (yürümesi) istenir.
Ankara'daki merkezlerimizde, yarı rijit URS uygulanan hastalarımızı genellikle operasyonun yapıldığı gün veya ertesi sabah taburcu ediyoruz. İyileşme sürecinde en önemli kural, idrar kanalının bir "otoban" gibi temiz ve akışkan tutulmasıdır. Bu dönemde hissedilebilecek hafif sızlamalar, dokunun taşın yarattığı tahrişi onarmaya çalıştığının göstergesidir.
Birçok hastamızın "Ameliyattan sonra neden içerde bir tel kalıyor?" sorusunun yanıtı, cerrahi güvenliğin temelinde yatar. Double-J (DJ) stent, her iki ucu kıvrımlı (biri böbrekte, diğeri mesanede) ince, esnek bir borudur.
Neden Takılır? Taş kırıldıktan sonra üreter duvarında ödem (şişlik) oluşabilir. Bu şişlik idrar yolunu geçici olarak tıkayıp şiddetli böbrek ağrısına neden olabilir. Stent, yolu "açık tutan" bir tünel görevi görerek böbreğin rahat boşalmasını sağlar. Ayrıca lazerle toz haline getirilen milimetrik parçaların üreter duvarına takılmadan düşmesine yardımcı olur.
Ne Zaman Çıkarılır? Taşın yüküne ve üreterin durumuna göre stentler genellikle 1 ile 4 hafta arasında içeride tutulur. Ankara yerleşkelerimizde stenti, poliklinik şartlarında lokal anesteziyle sadece birkaç dakika süren endoskopik bir işlemle (sistoskopi) çekiyoruz.
Ameliyattan sonraki ilk 2-3 gün boyunca yaşananlar genellikle hastaları endişelendirse de çoğu beklenen fizyolojik durumlardır:
Hematüri (İdrarda Kanama): İdrarın açık çay veya pembe renkte olması normaldir. İçerideki taşın sürtünmesi veya stentin varlığı buna neden olur. Hareket ettikçe kanama artabilir, dinlendikçe azalır.
Dizüri (Yanma): İdrar yaparken hissedilen yanma, idrar yolundaki enstrümantasyona bağlıdır.
Böbrek Reflüsü Ağrısı: İdrar yaparken böğür bölgesinde (yan tarafta) anlık bir baskı hissedilebilir. Bu, mesanedeki idrarın stent aracılığıyla böbreğe doğru anlık geri kaçmasıyla ilgilidir ve stent çıkarılana kadar normal kabul edilir.
İyileşmenin yakıtı sudur. Günde en az 2,5 - 3 litre sıvı tüketimi, idrarın seyreltilmesini sağlayarak hem yanma hissini azaltır hem de stentin üzerinde tuz birikmesini (kabuklanma) önler. Ankara'nın özellikle kuru havalarında hidrasyon, stent konforunu artıran en önemli etkendir.
Takip Randevusu: Ameliyattan yaklaşık 1 hafta sonra yapılan ilk kontrolde, idrar kültürü ve taşın tamamen temizlendiğini teyit eden ultrason veya röntgen incelemeleri yapılır. Bu randevu, stentin çekilme gününün netleştiği "taşsızlık onayı" aşamasıdır.
Aşağıdaki tablo, Ankara A Life Sağlık Grubu'nda hastalarımıza sunduğumuz standart post-op takip projeksiyonudur:
Taş cerrahisi, sadece taşa ulaşmak değil, idrar kanalının gelecekteki sağlığını da koruma sanatıdır. Bizi Ankara’nın tercih edilen üroloji otoritesi kılan farklarımız şunlardır:
İleri Endoskopik Altyapı: Tüm şubelerimizde güncel model yüksek çözünürlüklü yarı rijit üreteroskoplar ve taş tozlaştırma kapasitesi yüksek lazer üniteleri kullanılmaktadır.
Kesisiz Cerrahi Vizyonu: Neşter, dikiş veya yara izi olmadan, tamamen doğal boşluklardan girilerek yapılan işlemlerle vücut bütünlüğünü koruyoruz.
Hızlı Sosyal Dönüş: Operasyondan birkaç saat sonra taburcu olma ve 48 saat içinde iş başı yapma imkânı sunan "hızlı iyileşme" protokollerini uyguluyoruz.
Uzman Ürolog Kadrosu: Taş hastalıkları ve endo-üroloji alanında binlerce vakalık deneyime sahip, Ankara’nın en seçkin cerrah ekibiyle hizmet veriyoruz.
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Semi rigid URS, yani yarı rijit üreteroskopi, idrar kanalındaki taşların tedavisi için herhangi bir kesi yapılmadan, doğal idrar yolundan girilerek uygulanan kapalı bir cerrahidir. İnce ve dayanıklı bir optik cihaz olan üreteroskop ile üretere ulaşılır. A Life Sağlık Grubu bünyesinde, özellikle alt ve orta üreter bölgelerindeki taşların temizlenmesinde altın standart olarak kabul edilir.
Kesisiz taş ameliyatı olarak bilinen bu işlemde, cerrah idrar deliğinden girerek üreterdeki taşa doğrudan ulaşır. Taşın boyutu büyükse lazerle taş kırma (holmium) yöntemiyle kum haline getirilir. Herhangi bir cerrahi kesi veya dikiş gerektirmediği için doku hasarı minimumdur. Operasyon süresi taşın büyüklüğüne bağlı olarak genellikle 30-45 dakika arasında başarıyla tamamlanarak hastaya konfor sağlar.
Alt üreter taşı tedavisi için yarı rijit üreteroskopi, yüksek başarı oranıyla en etkili yöntemdir. Mesaneye yakın bölgedeki taşlara direkt görüş altında ulaşıldığı için taşın geri kaçma riski düşüktür. A Life Sağlık Grubu uzmanları, bu bölgedeki taşları lazer teknolojisiyle parçalayarak hastayı ani gelişen şiddetli kolik ağrılardan ve böbrek şişmesinden (hidronefroz) hızlıca kurtarmaktadır.
Orta üreter taşı cerrahisi, taşın idrar akışını tamamen tıkadığı ve böbrek fonksiyonlarını tehlikeye attığı durumlarda hayati önem taşır. Yarı rijit cihazlar, üreterin orta kısımlarına kadar güvenle ilerleyebilir. Bu cerrahi sayesinde tıkanıklık anında giderilir ve taş kırıntıları dökülerek böbrek üzerindeki basınç düşürülür. Erken müdahale, kalıcı böbrek hasarı riskini ortadan kaldıran en güvenli yoldur.
Lazerle taş kırma (holmium), yarı rijit üreteroskopi sırasında en sert taşları bile milimetrik toz haline getiren ileri bir teknolojidir. Holmium lazer fiberleri, taşa doğrudan temas ederek onu parçalarken çevre dokulara zarar vermez. Bu hassas teknoloji sayesinde büyük taş yükü olan hastalarda dahi yüksek taşsızlık başarı oranı sağlanır, bu da iyileşme konforunu maksimize ederek tekrarlayan ameliyatları önler.
Double j stent neden takılır sorusunun yanıtı, ameliyat sonrası üreterin sağlığını korumaktır. İşlem sırasında zedelenen veya ödem toplayan idrar kanalının kapanmasını engelleyerek idrarın böbrekten mesaneye süzülmesini sağlar. Genellikle ameliyattan 2-4 hafta sonra poliklinik şartlarında ağrısız çıkarılan bu stentler, böbrek ağrısını (kolik) önlemede ve iyileşme sürecini hızlandırmada kritik rol oynayan geçici medikal aparatlar olarak kullanılır.
Üreteroskopi sonrası iyileşme oldukça hızlıdır; hastalar genellikle operasyonun ertesi günü taburcu edilerek günlük hayatlarına dönebilir. Kesi olmadığı için yara bakımı gerektirmez. İlk birkaç gün idrarda hafif kanama veya stent kaynaklı sızlama olması normaldir. Bol su tüketimi, taş kırıntılarının dökülmesini hızlandırır. A Life Sağlık Grubu takip protokolleri ile hastalarımız süreci ağrısız ve konforlu tamamlamaktadır.
Yarı rijit cihazlar üreterin alt ve orta bölümlerindeki taşlarda daha stabildir ve net görüş sağlar. Flexible (esnek) üreteroskoplar ise böbrek içindeki en uç kıvrımlara ulaşmak için tercih edilir. Taşın yerleşim yerine göre cerrahımız en uygun cihazı seçerek, minimal travma ile maksimum taşsızlık oranına ulaşmayı, hastanın anatomik yapısını ve taş yükünü profesyonelce gözeterek planlar.
Kapalı bir ürolojik girişim olduğu için cerrahi komplikasyon riski açık ameliyatlara göre %90 daha düşüktür. Damar ve sinir yapılarına zarar vermeden sadece doğal kanallar kullanıldığı için kanama riski minimaldir. Her yaştan hastaya, hatta bazı özel durumlarda yüksek başarıyla uygulanabilen bu yöntem, modern tıbbın taş hastalığına sunduğu en koruyucu, etkili ve hastayı en az yoran cerrahi müdahale seçeneğidir.
A Life Sağlık Grubu üreter taşı tedavisi arayışında olanlar için yüksek çözünürlüklü dijital görüntüleme ve son nesil lazer üniteleriyle fark yaratır. Uzman ürolog kadromuz, kesisiz cerrahi protokollerini kişiye özel planlayarak başarı oranlarını zirveye taşır. Ankara’da teknolojik donanımı ve hasta odaklı bakım süreçleriyle öne çıkan hastanemiz, taş hastalığında kalıcı, ağrısız ve güvenilir çözümün en çok tercih edilen adresidir.
Üreter taşı ameliyatı fiyatları; taşın büyüklüğüne, kullanılan lazer teknolojisine (Holmium), yerleştirilen stent kalitesine ve hastanede yatış süresine bağlı olarak değişebilmektedir. A Life Sağlık Grubu bünyesinde SGK ve özel sağlık sigortası anlaşmalarıyla şeffaf maliyetlendirme sunulur. Net fiyat bilgisi, uzman doktorun yapacağı detaylı ürolojik muayene ve radyolojik analiz sonrasında belirlenir.
Üreter taşı ameliyatı sonrası takip süreci, tedavinin kalıcılığı için esastır. Ameliyattan sonra hastalarımıza taşın kimyasal yapısına yönelik metabolik analizler yapılır. Bu sayede taşın neden oluştuğu saptanarak beslenme programları düzenlenir. A Life uzmanları, sadece taşı temizlemekle kalmaz, yeni taş oluşumunu engelleyen koruyucu hekimlik yaklaşımlarıyla hastalarımızın böbrek sağlığını ömür boyu güvence altına almayı ve nüksleri önlemeyi hedefler.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.