Şaşılık, gözlerin paralel duruşunu ve senkronize hareket yeteneğini kaybetmesiyle karakterize, her iki gözün aynı anda tek bir hedefe odaklanamamasına yol açan bir göz koordinasyon bozukluğudur. Tıp literatüründeki adı Strabismus olan bu tabloda, bir göz doğrudan bakılmak istenen nesneye odaklanırken, diğer göz içe, dışa, yukarıya veya aşağıya doğru sapma gösterir.
Göz küresinin hareketlerini milimetrik olarak kontrol eden altı adet ekstraoküler kas bulunur. Sağlıklı bir görme eyleminde bu kaslar beyinden gelen sinirsel uyarılarla tam bir simetri içinde çalışır. Şaşılık tablosunda ise kasların kasılma güçleri arasındaki dengesizlik veya bu kasları yöneten kafa çifti sinirlerindeki iletim kusurları nedeniyle gözlerin paralel hareket mekanizması kırılır. Bu durum binoküler (çift gözle tek) görme yeteneğini baltalayarak iki gözün beyne birbirinden tamamen farklı iki görüntü göndermesine sebep olur.
Şaşılık neden olur sorusunun medikal zemini, göz küresini hareket ettiren kasların kendi iç yapısındaki anomalilerden, merkezi sinir sisteminin motor kontrol mekanizmalarını bozan nörolojik hastalıklara kadar uzanan karmaşık bir etyolojiye dayanır. Göz kayması neden olur süreçlerinde, görme yollarındaki zayıflık ile gözü yöneten sinir yollarındaki harabiyet birbirini tetikleyen birer patolojik faktördür.
Ekstraoküler kasların senkronizasyonunu bozan ve şaşılık tablosunu başlatan temel nedenler şunlardır:
Doğuştan Gelen Anatomik Kusurlar: Göz kaslarının gelişimsel olarak girdiği yanlış yapışma açıları, kasların boylarındaki yapısal anomaliler veya elastikiyet kayıpları.
Genetik Yatkınlık: Aile öyküsünde şaşılık, göz tembelliği veya yüksek dereceli kırma kusurları bulunan çocuklarda bu koordinasyon bozukluğunun görülme sıklığı oldukça yüksektir.
Yüksek Dereceli Kırma Kusurları: Özellikle tedavi edilmemiş yüksek hipermetropi durumunda, net görebilmek için gözün sürekli aşırı uyum (akomodasyon) yapması göz kaslarını içe doğru çekerek akomodatif şaşılığa yol açar.
Göz Tembelliği (Ambliyopi): Bir gözün organik veya kırma kusuru nedeniyle çok az görmesi, beynin o gözden gelen zayıf görüntüyü yok sayarak gözün odaklama motorunu serbest bırakmasına ve zayıf gözün dışa veya içe kaymasına neden olur.
Kafa Sinirleri Felçleri: Göz kaslarını innerve eden (yöneten) 3., 4. ve 6. kafa sinirlerinin hasar görmesi, ilgili kas grubunu anında felç ederek akut ve belirgin bir göz kayması yaratır.
Metabolik Hastalıklar ve Mikroanjiyopati: Kontrolsüz diyabet (şeker hastalığı) ve kronik hipertansiyon, göz kaslarını besleyen milimetrik damarları tıkayarak sinir felçlerini ve yetişkinlikte aniden başlayan şaşılıkları tetikler.
Kafa Travmaları ve Beyin Hasarları: Trafik kazaları, sert darbeler veya beyin kanaması, tümör, hidrosefali gibi merkezi sinir sistemi anomalileri beynin göz koordinasyon merkezini devre dışı bırakır.
Şaşılık belirtileri, gözlerin estetik paralelliğini kaybetmesinden beynin çift görüntüyü engellemek amacıyla geliştirdiği kompanse edici duruş bozukluklarına kadar geniş bir yelpazede izlenen fonksiyonel ve fiziksel ipuçları bütünüdür. Göz kayması yaşayan hastalar, derinlik algılarındaki çöküşü telafi edebilmek adına günlük yaşamda farkında olmadan farklı motor refleksler ve postür değişiklikleri geliştirirler.
Klinik muayenelerde ve hasta günlüklerinde saptanan en belirgin şaşılık belirtileri şunlardır:
Göz bebeklerinin aynı yöne odaklanmaması; bir göz hedefe bakarken diğerinin burun köküne (içe), kulağa (dışa) veya dikey eksende yukarı-aşağı kayması.
Özellikle yetişkinlikte sonradan gelişen şaşılıklarda, beynin her iki gözden gelen farklı görüntüleri birleştirememesi sonucu ortaya çıkan şiddetli çift görme (diplopi).
Çift görmeyi engellemek ya da net odaklanabilmek için başı sürekli belirli bir omuza doğru eğme, çeneyi kaldırma veya başı yana çevirme gibi istemsiz baş pozisyonu alışkanlığı.
Güneşli ve parlak ışıklı açık ortamlarda, çift görme uyarısını kesmek ve kamaşmayı azaltmak amacıyla hastanın bir gözünü refleks olarak tamamen kapatması.
Üç boyutlu görme (stereopsis) yeteneğinin kaybolması, buna bağlı olarak derinlik, yükseklik ve mesafe algısının ağır derecede bozulması.
Çocuklarda sıkça gözlenen, derinlik algısı bozukluğuna bağlı olarak nesnelere çarparak yürüme, bardakları devirme, merdiven inip çıkarken takılma ve genel sakarlık durumları.
Gözleri paralel tutabilmek için harcanan aşırı efor nedeniyle gün sonunda tavan yapan kronik göz ağrısı, alın bölgesinde yoğunlaşan baş ağrısı ve çabuk yorulma hissi.
Göz şaşılığı nasıl anlaşılır veya şaşılık nasıl anlaşılır sorusunun kesin yanıtı; hastanın dışarıdan izlenen asimetrik bakışlarından ve çekilen fotoğraflarda flaş ışığının göz bebeklerindeki yansıma noktalarının simetrik olmamasından şüphelenilerek başlanan, uzman bir göz hekimi tarafından yapılan örtme-açma (cover-uncover) testleri ve detaylı binoküler muayeneler ile konur. Evde yapılan gözlemler şüpheyi doğursa da, gizli kaymaların ve kas felçlerinin tespiti ancak oftalmolojik ekipmanlarla yapılan ölçümlerle tescil edilebilir.
Bebeklerin burun kökünün geniş olması bazen gözlerin içe kaydığı hissini yaratarak ebeveynleri yanıltabilir; bu duruma yalancı şaşılık (pseudosendrom) denir. Gerçek bir kayma ile yalancı kaymanın ayrımı, göz hekiminin her iki gözün kornea tabakası üzerindeki ışık yansımasını (Hirschberg testi) incelemesiyle saniyeler içinde netleştirilir. Özellikle çocuklarda hiçbir belirti olmasa dahi ilk 1 yaş içinde ve sonrasında düzenli olarak yapılacak göz muayeneleri, sinsi gelişen şaşılıkların ve kalıcı görme kayıplarının önüne geçecek en güçlü erken teşhis kalkanıdır.
Şaşılık, gözlerin paralelliğini kaybettiği eksene, kaymanın sürekli veya ara sıra olmasına ve kas kontrolünü etkileyen sinirsel faktörlere göre klinik olarak farklı sınıflara ayrılır. Tedavi stratejisini hatasız belirleyebilmek amacıyla, kaymanın yönü ve ortaya çıkış şekli göz önünde bulundurularak şaşılık türleri şu patolojik kırılımlarla kategorize edilir:
Gözlerden birinin ya da her ikisinin birden burun köküne doğru kayması ezotropya (içe kayma) olarak adlandırılır ve bu tablo çocukluk çağında en sık karşılaşılan şaşılık formudur; genellikle bebeklik döneminde (infantil ezotropya) ya da yüksek hipermetropi nedeniyle 2-3 yaş civarında (akomodatif ezotropya) belirir. Gözlerin kulak yönüne, yani dışarıya doğru sapması ise ekzotropya (dışa kayma) olarak tanımlanır. Genellikle ara sıra ortaya çıkan (intermitan) bir karakter gösteren dışa şaşılıklar, çocuk yorulduğunda, uykusuz kaldığında, uzağa baktığında veya dalgın anlarında belirginleşerek kendini gösterir.
Gözlerden birinin diğerine göre dikey planda yukarıya kayması hipertropya, aşağıya kayması ise hipotropya olarak adlandırılır; bu dikey şaşılıklar genellikle gruptaki eğik kasların (oblik kaslar) aşırı çalışması veya felçleri neticesinde ortaya çıkar. Gizli şaşılık (heteroforya) ise dışarıdan bakıldığında gözlerin tamamen paralel göründüğü, ancak iki gözün bir arada kullanılmasını zorlaştıran bir engel çıktığında (örneğin gözün biri kapatıldığında veya hasta aşırı yorulduğunda, alkol aldığında, bilgisayara çok uzun süre baktığında) kontrol mekanizmasının zayıflamasıyla beliren sinsi bir kayma türüdür.
Göz kaslarını uyaran kafa çifti sinirlerinin travma, tümör veya damarsal tıkanıklıklar gibi nedenlerle felç olması sonucu aniden gelişen şaşılıklar paralitik (felçli) şaşılık olarak tanımlanır ve en önemli klinik belirtisi hastanın baktığı yöne göre artış gösteren şiddetli çift görmedir. Yalancı şaşılık (psödoezotropya) ise bebeklerin burun kökü düzleşmesi, göz kapaklarının iç kısmındaki deri kıvrımlarının (epicanthus) geniş olması nedeniyle gözlerin içe kayıyormuş gibi algılandığı, ancak kornea ışık yansımalarının mükemmel bir simetride olduğu, yani aslında hiçbir organik kaymanın bulunmadığı zararsız bir optik illüzyon durumudur.
Yenidoğan bebeklerde göz kasları, gözü kontrol eden beyin kabuğu merkezleri ve binoküler görme refleksleri henüz gelişimini tamamlamamış olduğu için ilk 4 ila 6 aya kadar ara sıra görülen hafif kaymalar normal kabul edilir. Bebeklerde şaşılık normal mi sorusunun pediatrik oftalmolojideki karşılığı, bebeklerin ilk aylarda göz kaslarını koordine etmekte zorlanabileceği ve bu nedenle özellikle yakındaki nesnelere bakarken gözlerinin içe doğru hafifçe kaymasının fizyolojik bir süreç olduğudur.
Ancak bebeklerde şaşılık ne zaman düzelir sorusunun kritik tıbbi sınırı 6. aydır. Bebeklerde şaşılık ve yenidoğan şaşılık durumunun 6. aydan sonra da devam etmesi, kaymanın sürekli olması veya sadece tek bir gözün hep aynı yöne sabit kayması fizyolojik sınırların aşıldığının kesin göstergesidir; bu durumda vakit kaybetmeden uzman bir pediatrik oftalmoloğa başvurulmalıdır. Bebeklerde şaşılık tedavisi ne kadar erken başlarsa, beynin görme merkezinin gelişimi o kadar sağlıklı tamamlanır ve kalıcı göz tembelliği riski en aza indirilir.
Çocuklarda şaşılık neden olur sorusunun pediatrik zemini, çoğunlukla gözün odaklama gücü ile ekstraoküler kasların kasılma dengesi arasındaki uyumsuzluktan beslenir. Çocuklarda şaşılık tablosunu tetikleyen en yaygın faktörlerden biri tedavi edilmemiş yüksek hipermetropi numaralarıdır. Hipermetrop olan bir çocuk, yakını net görebilmek için göz merceğini aşırı derecede kasmak (akomodasyon yapmak) zorunda kalır; bu aşırı odaklama refleksi, göz kaslarını da senkronize olarak uyararak gözlerin içe doğru aşırı kaymasına yol açar.
Bu süreçte kayan gözden gelen bulanık veya çift görüntü, gelişmekte olan çocuk beyni tarafından bastırılır (supresyon). Beynin kayan gözü ihmal etmesi, o gözün görme merkezindeki sinirsel ağların zayıflamasına ve çocuklarda şaşılık vakalarının en tehlikeli komplikasyonu olan göz tembelliği (ambliyopi) mekanizmasının yerleşmesine neden olur. Gözdeki bu asimetrik duruş ve derinlik algısı kaybı, çocuğun okulda tahtayı takip edememesine, okuma hızının düşmesine yol açtığı gibi, arkadaş çevresinde akran zorbalığına maruz kalmasına ve ciddi psikososyal özgüven sorunları yaşamasına sebep olur.
Klinik muayene odalarında tespit edilen şaşılık türlerinin kayma yönleri, anatomik tetikleyicileri ve hastayı hekime götüren ayırıcı klinik özellikleri aşağıdaki matriste detaylandırılmıştır:
Şaşılık nasıl geçer, göz kayması nasıl geçer veya göz şaşılığı nasıl düzelir sorularının modern oftalmolojideki klinik karşılığı; hastanın yaşına, şaşılığın tipine (akomodatif, paralitik veya infantil), kaymanın derecesine ve göz tembelliğinin varlığına göre her hastaya özel olarak kurgulanan kişiselleştirilmiş bir tedavi protokolüdür. Şaşılık tedavisi ve göz şaşılığı tedavisi süreçlerinde nihai hedef, sadece estetik olarak gözlerin paralelliğini sağlamak değil, aynı zamanda her iki gözün aynı anda beyne net görüntü göndermesini sağlayarak derinlik algısını (stereopsis) korumak ve göz tembelliğini kalıcı olarak engellemektir.
Gözün fizyolojik hizalanmasını ve görme kalitesini geri kazandırmak amacıyla klinikte uygulanan başlıca tedavi yaklaşımları şunlardır:
Hipermetropi veya miyopi gibi kırma kusurlarına bağlı olarak gelişen akomodatif şaşılıklarda, doğru numaralandırılmış gözlüklerin kullanılması gözün aşırı odaklanma (akomodasyon) yapma ihtiyacını tamamen ortadan kaldırarak kaymayı saniyeler içinde sıfırlar. Eğer şaşılığa bağlı olarak bir gözde tembellik (ambliyopi) gelişmişse, beynin zayıf gözden gelen görüntüyü işlemesini zorunlu kılmak amacıyla, sağlam olan iyi gören gözün günün belirli saatlerinde özel medikal yapışkanlı bantlarla kapatılması esasına dayanan kapama tedavisi uygulanır. Sinir felçlerine veya kas dengesizliklerine bağlı olarak çift görme (diplopi) yaşayan yetişkin hastalarda ise, ışık dalgalarının yönünü bükerek iki gözden gelen görüntüyü beyinde tek bir odakta birleştiren özel prizmatik camlı gözlük tedavileri devreye sokulur.
Gözlerin bir arada odaklanma yeteneğini artırmak, füzyon (görüntü birleştirme) kapasitesini geliştirmek ve özellikle gizli şaşılıkları kontrol altına almak amacıyla bilgisayarlı özel yazılımlar ve optik aletler eşliğinde klinikte kişiye özel ortoptik egzersiz (göz terapisi) seansları düzenlenir. Diğer yandan, aniden gelişen kafa siniri felçlerinde, geçirilmiş travmalarda veya cerrahi öncesi geçici dönemlerde, karşıt kasın aşırı kasılmasını engelleyerek gözü orta hatta tutmak amacıyla, aşırı kasılan göze dıştan küçük bir enjeksiyonla Botulinum Toksini (Botoks) uygulanır; bu yöntem aşırı kasılan kası geçici olarak gevşeterek gözün paralelliğini geri kazandırır ve kalıcı sinir iyileşmesine zaman tanır.
Evde şaşılık tedavisi veya internette sıkça aratılan evde göz egzersizleri (kalem yaklaştırma, gözü dairesel hareket ettirme vb. teknikler), halk arasında göz kaymasını ameliyatsız ya da gözlüksüz iyileştirebilecek mucizevi yöntemler gibi pazarlansa da, bu durum tıbbi açıdan büyük bir yanılsamadır. Ev ortamında kendi kendine yapılan kas hareketleri, yalnızca gözlerin içe doğru odaklanma yeteneğinin zayıf olduğu "konverjans yetmezliği" gibi çok hafif kas koordinasyon bozukluklarında veya bazı gizli şaşılık tiplerinde sadece "destekleyici ve kondisyon artırıcı" bir rol üstlenebilir.
Ancak yüksek kırma kusurlarından, anatomik kas boyu dengesizliklerinden veya nörolojik sinir felçlerinden kaynaklanan gerçek, yerleşik ve belirgin bir şaşılık tablosunun evde yapılan egzersizlerle kendi kendine iyileşmesi biyolojik olarak kesinlikle mümkün değildir. Evde bitkisel kürlerle veya kontrolsüz göz jimnastikleriyle haftalarca, aylarca zaman kaybetmek, özellikle çocuklarda geri dönüşü olmayan kalıcı göz tembelliği (ambliyopi) gelişmesine ve beynin üç boyutlu görme merkezinin tamamen körelmesine yol açar; bu nedenle her türlü göz kayması şüphesinde tek geçerli adım uzman bir göz hekiminin klinik kontrolüdür.
Şaşılık ameliyatı, gözlük veya kapama tedavisiyle düzeltilemeyen, kas gücü dengesizliğine veya anatomik kusurlara bağlı gelişen kalıcı kaymaları düzeltmek amacıyla uygulanan mikro-cerrahi bir operasyondur. Şaşılık ameliyatı nasıl yapılır sorusunun en sakinleştirici medikal yanıtı; bu operasyonda göz küresinin kesinlikle yuvasından çıkarılmadığı, gözün optik tabakalarına (kornea, mercek, retina) dokunulmadığı, sadece göz küresinin dış yüzeyinde yer alan ekstraoküler kasların boyunun milimetrik olarak ayarlandığıdır.
Operasyon esnasında cerrah, gözün beyaz kısmı olan sklera üzerindeki konjonktiva dokusunu mikro-kesilerle açarak hedef kaslara ulaşır. Kaymaya neden olan kas grubunda iki temel mekanizma uygulanır: Kasın gücünü azaltmak için yapışma yeri milimetrik olarak ölçülerek daha geriye taşınır (geriletme / zayıflatma) ya da kasın gücünü artırmak için boyu kısaltılarak aynı yere tekrar dikilir (rezeksiyon / güçlendirme). Genellikle çocuklarda genel anestezi altında, yetişkinlerde ise hastanın durumuna göre lokal veya genel anesteziyle uygulanan şaşılık ameliyatı ne kadar sürer veya şaşılık ameliyatı kaç saat sürer sorusunun klinik süresi, müdahale edilecek kas sayısına ve kaymanın karmaşıklığına bağlı olarak ortalama 45 dakika ila 1.5 saat arasında değişmektedir. Ameliyat sonrasında hastalar gözleri kapatılmadan, aynı gün içinde sosyal yaşam alanlarına güvenle dönebilmektedir.
Şaşılık ameliyatı sonrası, hastaların görsel ve fiziksel konforlarına en kısa sürede kavuşabilmeleri için postoperatif bakım ve koruma kurallarına harfiyen uymaları gereken hassas bir iyileşme dönemidir. Şaşılık ameliyatı sonrası iyileşme süreci kapsamında, operasyon bittikten sonraki ilk gün gözü dış etkenlerden korumak amacıyla hafif bir pansumanla kapatılması klinikte standart bir uygulamadır. Ameliyatta kullanılan şaşılık ameliyatı sonrası dikişler genellikle kendiliğinden eriyen (absorbe olabilen) özel mikro-materyallerden seçildiği için, operasyon sonrasında hastadan dikiş alma gibi ağrılı bir işlemin yapılmasına kesinlikle gerek kalmaz.
Ameliyatı takip eden ilk bir hafta boyunca gözün beyaz kısmında (sklera) hafif ila orta derecede kızarıklık, dikiş yerlerine bağlı batma hissi, sulanma ve hafif kapak ödemi görülmesi son derece normal fizyolojik reaksiyonlardır. Bu süreçte gözün enfeksiyonlardan korunması ve kas iyileşmesinin hızlandırılması amacıyla hekim tarafından reçete edilen antibiyotikli ve kortizonlu göz damlalarının saatlerine sadık kalınarak düzenli kullanılması hayati önem taşır. Hastaların ameliyattan sonraki ilk hafta boyunca gözlerini kesinlikle ovuşturmaması, suyla doğrudan temas ettirmemesi ve ilk gün kontrolleri ile 1. hafta vizitlerini aksatmaması iyileşmenin başarısını doğrudan belirler.
Şaşılık ameliyatı riskleri, modern oftalmik mikro-cerrahi tekniklerinin ve anestezi yönetiminin gelişmesi sayesinde günümüzde son derece minimize edilmiş olsa da, her cerrahi girişimde olduğu gibi bazı olası komplikasyon risklerini dürüstçe bünyesinde barındırır. Gözün iç katmanlarına dokunulmadan sadece dış kaslara müdahale edildiği için görme kaybı gibi majör riskler sıfıra yakındır; ancak kasların yeni yerlerine adaptasyon sürecinde bazı klinik sapmalar yaşanabilir.
Şaşılık ameliyatlarında karşılaşılabilecek olası cerrahi riskler şunlardır:
Yetersiz veya Aşırı Düzeltme (Under/Overcorrection): Kasların milimetrik reaksiyonlarına bağlı olarak gözdeki kaymanın ameliyattan sonra da bir miktar devam etmesi ya da ameliyat öncesindeki yönün tam tersi yönüne doğru kayması (örneğin içe kayan gözün ameliyat sonrası dışa kayması).
Geçici Çift Görme (Diplopi): Beynin gözlerin yeni paralel konumuna ve binoküler hizalanmasına alışma sürecinde ilk birkaç hafta boyunca çift görme algısı yaşanabilir; bu durum genellikle kendiliğinden geriler.
Lokal Enfeksiyon ve Kanama: Konjonktiva altındaki kılcal damarların sızması sonucu gözde geçici kan birikmeleri (subkonjonktival kanama) veya hijyen kurallarına uyulmaması halinde dikiş yerlerinde yüzeysel enfeksiyonlar gelişebilir.
Kasın Ayrılması veya Yapışamaması: Çok nadir de olsa ameliyat edilen kasın dikildiği sklera dokusundan ayrılması durumudur ve acil müdahale gerektirir.
Şaşılığın bebeklik, çocukluk veya yetişkinlik döneminde kendi kendine, zamanla ya da büyüdükçe geçmesini beklemek tıp biliminde karşılığı olmayan en büyük yanılgıdır; şaşılık zamanında müdahale edilmediğinde göz sisteminde kalıcı hasarlar bırakan ilerleyici bir tablodur. Zamanında ve doğru yöntemlerle tedavi edilmeyen şaşılık vakalarında, kayan gözden gelen bulanık ve çift görüntüler beyin tarafından tamamen bloke edilerek kalıcı göz tembelliği (ambliyopi) sürecini geri dönüşsüz olarak yerleştirir.
Gözlerin paralel bakmaması nedeniyle iki gözden gelen görüntülerin beyinde tek bir üç boyutlu görüntüye dönüştürülmesi imkansız hale gelir; bu durum hastanın ömür boyu üç boyutlu görme (stereopsis) ve derinlik algısı yetisini kaybetmesine yol açar. Derinlik algısı olmayan bireyler hayatları boyunca mesafe, hız ve yükseklik ayarı gerektiren meslekleri icra edemez, spor aktivitelerinde zorlanır ve sürekli sakarlıklar yaşarlar. Ayrıca estetik olarak gözlerdeki bu asimetrik duruş, özellikle çocukların okul çağında akran zorbalığına maruz kalmasına, ağır bir özgüven eksikliğine, sosyal izolasyona ve ömür boyu taşıyacakları psikososyal uyum bozukluklarına zemin hazırlar.
Şaşılık düzelir mi, şaşılık tedavi edilir mi veya şaşılığın tedavisi var mı endişesi taşıyan hastalar ve ebeveynler için en güncel ve müjdeli tıbbi yanıt; erken teşhis edilmek kaydıyla şaşılığın ve buna bağlı gelişen fonksiyonel kayıpların her yaş grubunda yüksek bir başarı oranıyla tamamen düzeltilebildiğidir. Günümüz modern şaşılık cerrahileri, prizmatik cam teknolojileri ve görsel rehabilitasyon egzersizleri sayesinde hastalar hem estetik olarak mükemmel bir paralelliğe hem de fonksiyonel olarak derinlik algısı olan keskin bir görüşe kavuşabilmektedir.
Göz kayması, gizli şaşılık veya bebeklik dönemi kayma şüphelerinde başvurulması gereken birincil adres hastanelerin Göz Sağlığı ve Hastalıkları (Oftalmoloji) poliklinikleridir. Özellikle bebeklerde ve çocuklarda gelişen şaşılıkların, göz tembelliklerinin ve karmaşık kas felçlerinin hatasız yönetimi için göz klinikleri bünyesinde bu alana özelleşmiş olan "Pediatrik Oftalmoloji ve Şaşılık" birimlerine veya şaşılık konusunda uzmanlaşmış kıdemli şaşılık cerrahlarına başvurulması tedavi başarısını maksimuma çıkaracak en doğru tıbbi adımdır.
Şüpheli bir göz kayması veya şaşılık teşhisi konulmuş bir hastanın ameliyat öncesi hazırlık anından ameliyat sonrası uzun dönem vizitlerine ve evde damla/hijyen bakım süreçlerine kadar uyması gereken adımlar aşağıdaki postoperatif süreç tablosunda detaylandırılmıştır:
Şaşılık, sadece dışarıdan bakıldığında fark edilen estetik bir duruş kusuru değil; her geçen gün çocuğunuzun beynindeki görme merkezini sinsice körelten, derinlik algısını yok ederek dünyayı üç boyutlu görmesini engelleyen ve yetişkinlikte dünyayı çift görerek hayatı işkenceye çeviren ciddi bir nöro-oftalmolojik koordinasyon bozukluğudur. Çocuğunuzdaki kaymayı "büyüyünce geçer, nazar değdi" diyerek geçiştirmek veya ameliyat olmaktan korkarak muayeneleri ertelemek, onun gelecekteki mesleki başarılarını ve sosyal özgüvenini kendi ellerinizle sınırlamaktır. Unutmayın, tam teşekküllü hastanelerimizde göz kaslarındaki dengesizlikleri milimetrik olarak ölçen bilgisayarlı sinoptofor teknolojilerimiz, dikişsiz ve ağrısız mikro-lazer cerrahi tekniklerimiz ve çocuklarınızı korkutmadan muayene eden uzman Pediatrik Oftalmoloji kadrolarımız mevcuttur. Göz kaymasının yarattığı karanlığa veya estetik kaygılara teslim olmak yerine, tıbbi etiğe ve hasta güvenliğine en üst düzeyde sadık olan hastanelerimizin Göz Sağlığı ve Hastalıkları ile Şaşılık departmanlarına güvenle başvurabilir, bakışlarınızı ve geleceğinizi modern tıbbın uzman ellerine emanet edebilirsiniz.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.