E-Sonuç E-Sonuç Telefon 0 (850) 888 54 33
Menü
Randevu E-Randevu

Trombositopeni Nedir?

Trombositopeni Nedir?

Trombositopeni, kandaki trombosit sayısının normal seviyelerin altına düşmesi durumudur. Trombositler, kanın pıhtılaşmasını sağlayan ve kanama dürtüsünü kontrol eden kırmızı kan hücrelerinden daha küçük yapılardır. Normal bir bireyin kanında mikrolitre başına 150.000 ile 450.000 arasında trombosit bulunur. Bu değerin altına düşüldüğünde trombositopeni ortaya çıkar ve bireyde kanama riskleri artar. Hafif vakalarda semptomlar belirsiz olabilirken, ciddi trombositopeni kanamalar ve hayati tehlike oluşturan durumlarla sonuçlanabilir.

Trombositopeni_e9146660.webp

Trombositopeninin Nedenleri Nelerdir?

Trombositopeni, birçok farklı nedenle ortaya çıkabilir. En yaygın nedenlerden biri, kemik iliğinde üretilen trombositlerin sayısının azalmasıdır. Bu durum, kemik iliği kanseri, kemik iliği baskılanması veya kemik iliği hastalıkları gibi durumlarda ortaya çıkabilir.

Bazı durumlarda ise trombositlerin yıkımı artabilir. Bu durumda, bağışıklık sistemi trombositleri yabancı bir madde olarak algılar ve onları yok etmeye çalışır. Bu durum, otoimmün hastalıklar, enfeksiyonlar veya ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkabilir.

Kemik İliği Sorunları

Kemik iliği, trombositlerin üretildiği temel yerdir. Kemik iliği sorunları, trombosit üretiminde azalmaya yol açabilir. Bunlar arasında:

  • Lösemi veya Diğer Kan Kanserleri: Kanserli hücrelerin kemik iliğini baskılaması sonucu trombosit üretimi azalabilir.

  • Kemoterapi veya Radyoterapi: Bu tedaviler kemik iliğini etkileyerek trombosit üretimini azaltabilir.

  • Aplastik Anemi: Kemik iliğinin yeterli kan hücresi üretmemesi durumu, trombositopeniye neden olabilir.

Trombosit Yıkımında Artış

Bazı durumlarda vücut, trombositleri hızlıca yıkar ve bu durum kan seviyelerinde düşüşe yol açar. Şu durumlar trombosit yıkımını artırabilir:

  • Bağışıklık Sistemi Sorunları: Otoimmün hastalıklar, trombositlerin yanlışlıkla bağışıklık sistemi tarafından yok edilmesine yol açabilir.

  • Trombotik Trombositopenik Purpura (TTP): Trombositlerin küçük damarlarda birikmesi nedeniyle seviyeleri düşer.

  • İlaçlar: Bazı antibiyotikler, heparin gibi kan sulandırıcı ilaçlar trombositopeniye neden olabilir.

Dalakta Trombosit Birikimi

Dalak, normalde kanı filtreler ve eskiyen kan hücrelerini temizler. Ancak dalakta büyümeye neden olan durumlar (splenomegali), trombositlerin dalakta toplanmasına ve kandaki seviyelerinin azalmasına yol açabilir.

Diğer Nedenler

Trombositopeni Belirtileri

Trombositopeni, genellikle belirti vermez ve tesadüfen yapılan bir kan testi sonucu ortaya çıkar. Ancak, düşük trombosit sayısı nedeniyle kanın pıhtılaşma yeteneğinin azalması, vücutta kanama riskini arttırabilir. Bu nedenle, trombositopeni olan kişilerde aşağıdaki belirtiler görülebilir:

  • Ciltte Morluklar: Trombosit eksikliği nedeniyle ciltte kolayca morarma meydana gelir.
  • Kanama: Burun kanamaları, diş eti kanamaları ve uzun süreli adet kanamaları yaygın belirtilerdir.

  • Peteşi: Deri altında küçük kırmızı veya mor noktalar oluşur.

  • Yoğun Yorgunluk: Trombositopeniye bağlı kansızlık durumunda yorgunluk artabilir.

  • Kanama Sonrası Durmayan Pıhtı: Yaralanma veya cerrahi işlem sonrası kanamanın durdurulması zorlaşabilir.

Trombositopeni Teşhisi

Trombositopeni teşhisi, kan testleri ile konulabilir. Kan testi sonucunda trombosit sayısının normalden düşük olduğu görülürse, trombositopeni tanısı konulabilir. Ancak, trombositopeniye neden olan altta yatan bir hastalık varsa, bu hastalığın teşhisi için ek testler gerekebilir.

Trombositopeni Tanısı Nasıl Konulur?

Trombositopeni tanısı, genellikle laboratuvar testleri ve fiziksel muayene ile konur. Tanıda kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

  • Tam Kan Sayımı (Hemogram): Kandaki trombosit seviyesini belirlemek için kullanılır.

  • Periferik Kan Yayması: Mikroskop altında kan hücrelerinin yapısı ve dağılımı incelenir.

  • Kemik İliği Biyopsisi: Trombosit üretim sorunlarının kaynağını anlamak için yapılabilir.

  • Ek Testler: Hepatit C, HIV gibi enfeksiyonların varlığını kontrol etmek için uygulanabilir.

Trombositopeni Tedavisi

Trombositopeni tedavisi, altta yatan nedenlere bağlı olarak değişebilir. Eğer trombositopeniye neden olan bir hastalık varsa, bu hastalığın tedavisi ile trombosit sayısı da düzelebilir. Ancak, trombosit sayısının hızlı bir şekilde yükseltilmesi gerekiyorsa, doktorlar genellikle kortikosteroidler veya immünosupresanlar gibi ilaçlar reçete eder.

Ayrıca, trombosit sayısını arttırmak için trombosit transfüzyonu da yapılabilir. Bu işlemde, trombositler sağlıklı bir donörden alınarak trombositopeni olan kişiye verilir. Ancak, trombosit transfüzyonu sadece acil durumlarda ve trombosit sayısı çok düşükse yapılmalıdır.

Trombositopeni Nasıl Tedavi Edilir?

Trombositopeni tedavisi, hastalığın altta yatan nedenine ve ciddiyetine bağlı olarak değişiklik gösterir. Tedavi yaklaşımları şu şekildedir:

  • Altta Yatan Nedenin Tedavisi: Trombositopeniye neden olan enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar veya ilaçlar tedavi edilmelidir.

  • Steroid Tedavisi: Bağışıklık sisteminin trombositlere südüregelen súldırısını azaltmak için kullanılır.

  • Trombosit Transfüzyonu: Kanama riski çok yüksek olduğu durumlarda trombosit nakli yapılabilir.

  • Splenektomi (Dalak Alınması): Dalak, trombositlerin aşırı yıkımına neden oluyorsa cerrahi olarak alınabilir.

  • Bağışıklık Baskılayıcılar: Rituximab gibi ilaçlar, şiddetli otoimmün trombositopeni vakalarında kullanılabilir.

Trombositopeniden Korunma Yöntemleri

Bazı durumlarda trombositopeni önlenebilir. Özellikle risk altındaki bireylerin aşağıdaki önlemlere dikkat etmesi önemlidir:

  • Viral enfeksiyonlardan korunmak için aşılarınızı yaptırın.

  • Alkol tüketimini sınırlandırın.

  • Reçetesiz ilaç kullanımı konusunda dikkatli olun.

  • Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için dengeli beslenmeye özen gösterin.

Trombositopeni Önleme

Trombositopeniye neden olan bazı hastalıkların önlenmesi mümkün değildir. Ancak, bazı önlemler alarak trombosit sayısını korumak mümkündür. Örneğin, düzenli olarak kan testleri yaptırmak ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek trombosit sayısını korumaya yardımcı olabilir.

Ayrıca, trombositopeniye neden olan bazı ilaçların yan etkilerinden kaçınmak için doktorunuzla görüşmeniz önemlidir. Eğer trombositopeniye neden olan bir hastalığınız varsa, doktorunuzun önerdiği tedavi planına uymanız da trombosit sayısını korumaya yardımcı olabilir.

Trombositopeninedir_880ff10c.webp
A Life Sağlık Grubu ile Yanınızdayız

A Life Sağlık Grubu olarak, trombositopeni gibi kan hastalıklarının tanı ve tedavisinde uzman ekibimizle yanınızdayız. Modern teknolojiler ve multidisipliner yaklaşımımızla, sağlığınıza kapsamılı çözümler sunuyoruz. Trombositopeni belirtileri gözlemliyorsanız veya bu konuda bilgi almak istiyorsanız, uzman doktorlarımızla iletişime geçebilirsiniz.

Trombositopeni Nedir?

Tedavi Rehberi Bilgilendirme Formu

Araştırdığınız Hastalık Hakkında Uzman Hekimlerimiz Size Dönüş Sağlasın.

Sıkça Sorulan Sorular

Trombositopeni nedir veya kelime anlamıyla trombositopeni ne demek? Kandaki pıhtılaşmayı sağlayan trombosit (plaquet) sayısının microlitrede 150.000’in altına gerilemesiyle seyreden hematolojik bir durumdur. Trombositopeni tablosunda kanın pıhtılaşma mekanizması zayıflar; bu durum hastaları nedensiz morarmalara, diş eti kanamalarına ve masif iç kanama risklerine karşı açık hale getiren klinik bir tablo oluşturur.

Sıkça araştırılan trombositopeni nedenleri üç temel mekanizmaya dayanır: Kemik iliğinde yetersiz trombosit üretimi (lösemi, B12 eksikliği), dolaşımdaki trombositlerin yıkımının hızlanması (otoimmün hastalıklar, enfeksiyonlar) veya trombositlerin dalakta aşırı tutulmasıdır (dalak büyümesi). Ayrıca zehirli kimyasallar, kemoterapi ilaçları ve yaygın alkol kullanımı da üretimi baskılayarak düşüşe zemin hazırlar.

Hastalarda gözlemlenen trombositopeni belirtileri; ciltte iğne başı büyüklüğünde kırmızı-mor döküntüler (peteşi), sebepsiz oluşan geniş morarmalar (purpura/ekimoz) ve sık tekrarlayan burun/diş eti kanamalarıdır. Ayrıca küçük kesiklerde dahi kanamanın uzun süre durmaması, ağır adet kanamaları ve ileri vakalarda idrarda veya dışkıda kan görülmesi belirgin klinik bulgular arasındadır.

Hematolojik takiplerde trombositopeni tedavisi, altta yatan ana sebebe göre şekillendirilir. Düşüklük hafif düzeydeyse sadece rutin takiple yetinilebilir. Ancak pıhtılaşma riski taşıyan ciddi düşüklüklerde bağışıklık baskılayıcı kortizon ilaçları, trombosit üretimini tetikleyen ajanlar veya kan transfüzyonları uygulanır. Bağışıklık kaynaklı dirençli vakalarda ise cerrahi olarak dalağın alınması (splenektomi) gündeme gelebilir.

Otoimmün süreçlerde gelişen immün trombositopeni (ITP), vücudun savunma sisteminin kendi trombositlerini yabancı tehdit olarak algılayıp yok etmesi durumudur. Antikorlarla kaplanan trombositler dalakta hızla yıkılır. Çocuklarda genellikle viral enfeksiyonlar sonrası geçici olarak belirirken, yetişkinlerde kronikleşme eğilimi gösterir ve hekim denetiminde bağışıklığı düzenleyici medikal tedavilerle kontrol altına alınır.

Tıp dilinde esansiyel trombositopeni ifadesi sıklıkla esansiyel trombositemi (trombosit yüksekliği) kavramı ile karıştırılsa da, "primer/sebebi açıklanamayan" trombosit düşüklüklerini tanımlamak için de kullanılır. Kemik iliğinde belirgin bir ikincil hastalık (kanser, toksin) olmaksızın gelişen bu sinsi tablo, doğrudan kök hücre düzeyindeki biyokimyasal üretim anomalilerinden ve genetik mutasyonlardan kaynaklanır.

Tahlillerde yanılsama yaratan yalancı trombositopeni nedenleri (psödötrombositopeni); kan tüpü içindeki EDTA maddesinin trombositlerin laboratuvar ortamında birbirine yapışıp kümelenmesine yol açmasıdır. Analizörler bu kümeleri tek veya büyük hücre sayarak kandaki trombosit miktarını yapay şekilde düşük gösterir. Hastada gerçek bir kanama riski yoktur; tüp türevleri değiştirilerek test tekrarlandığında değerler normale döner.

Gebelik takibinde taranan alloimmün trombositopeni (NAIT), anne ile bebeğin trombosit antijenleri arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanır. Annenin bağışıklık sistemi, babadan bebeğe geçen trombosit antijenlerine karşı antikor üretir. Bu antikorlar plasentadan geçerek bebeğin trombositlerini yok eder. Yenidoğanda ağır kanama riskleri doğurabileceğinden, anne karnında ve doğum anında özel immünoglobulin tedavileri uygulanmalıdır.

Hastanelerin acil süreçlerinde taranan dilüsyonel trombositopeni nedir? Akut ve masif kan kayıpları yaşayan hastalara, içinde aktif trombosit barındırmayan çok miktarda eritrosit süspansiyonu veya sıvı verildiğinde gelişir. Dolaşımdaki mevcut trombositler verilen sıvılarla seyreltilir (dilüe olur). Kan hacmi tamamlansa da pıhtılaşma hücresi yoğunluğu düştüğü için dışarıdan aktif trombosit nakli yapılması zorunlu hale gelir.

Pıhtı önleyici tedavilerde görülen heparin induced trombositopeni (HIT); kan sulandırıcı heparin kullanımına bağlı gelişen hayati bir ilaç reaksiyonudur. Heparin-trombosit faktör 4 kompleksine karşı oluşan antikorlar, hem trombositleri tüketerek sayıyı düşürür hem de paradoxal olarak damar içinde pıhtılaşmayı (tromboz) tetikler. Durum fark edildiği an heparin derhal kesilmeli ve alternatif kan sulandırıcı ajanlara geçilmelidir.

Karaciğer sirozu ve portal hipertansiyon gibi durumlarda dalak aşırı büyür (splenomegali). Normalde trombositlerin %30'unu barındıran dalak, büyüdüğünde kandaki trombositlerin %90'ına yakınını içinde hapseder. Ayrıca karaciğerde üretilen ve trombosit yapımını uyaran "trombopoietin" hormonunun sentezi azaldığı için kemik iliğinde üretim yavaşlar ve kandaki trombosit seviyeleri belirgin şekilde çöker.

Kan tahlilinde saptanan anormal trombosit düşüklükleri, vücutta oluşan nedensiz morarmalar, kesilmeyen kanamalar ve gebelik dönemi kan tablosu takipleri için hastanelerin Hematoloji (Kan Hastalıkları) polikliniklerine başvurulmalıdır. Erişkin dışı çocuk hastalardaki döküntü ve kanama şikayetlerinde ise Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi uzmanlarından profesyonel destek alınması sarsılmaz bir emniyet kuralıdır.

İlgili Bölümler

İlgili Hekimler

Yardıma mı ihtiyacınız var ?

7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.