Hematoloji dünyasında kan tahlilleri bize vücudun o anki durumu hakkında çok önemli ipuçları verir; ancak bazen "mutfağa" girip üretimin yapıldığı yeri bizzat görmemiz gerekir. Kemik iliği biyopsisi, kan hücrelerinin (alyuvarlar, akyuvarlar ve pulcuklar) ana vatanı olan ilik dokusunun hücresel yapısını, mimarisini ve genetik özelliklerini incelememize olanak tanır.
Ankara A Life Sağlık Grubu’nun Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ yerleşkelerinde, güncel tanı teknolojilerini kullanarak bu işlemi bir "korku unsuru" olmaktan çıkarıp, yüksek konforlu bir prosedüre dönüştürüyoruz. İleri tanı merkezimizde, kemik iliği örneklerini sadece mikroskobik olarak değil; akım sitometrisi ve yeni nesil dizileme (NGS) gibi moleküler yöntemlerle de analiz ederek, hastalarımıza en kesin tedavi haritasını sunuyoruz.
Bir hematolog veya onkolog, kan sayımı (hemogram) değerlerinde açıklanamayan ciddi düşüşler veya artışlar gördüğünde bu işlemi talep eder. İşlemin en yaygın kullanım alanları şunlardır:
Lösemi Teşhisi: Kan kanseri şüphesinde, kemik iliğindeki blast (kanserli hücre) oranının belirlenmesi ve tipinin tayin edilmesi için tek kesin yoldur.
Lenfoma Evreleme: Lenf sisteminden kaynaklanan kanserlerin kemik iliğine yayılıp yayılmadığını anlamak, tedavi planının (kemoterapi veya radyoterapi dozu gibi) belirlenmesinde hayati rol oynar.
Miyelodisplastik Sendromlar (MDS): Kemik iliğinin sağlıklı kan hücresi üretemediği durumların ayırıcı tanısında kullanılır.
Nedeni Bilinmeyen Sitopeniler: Alyuvar, akyuvar veya trombosit sayısındaki tehlikeli azalmaların kök nedenini araştırmak için başvurulur.
Metastatik Tümörler: Vücudun başka bir yerindeki kanserin kemiğe sıçrama ihtimali bu doku analizi ile netleşir.
Çoğu zaman rutin kan tahlilleri (hemogram), bir teşhis koymak için yeterli veriyi sağlar. Ancak bazı durumlarda, kan değerlerindeki anormalliklerin nedeni damarlarda dolaşan kanda değil, bizzat kaynağında gizlidir. Şu durumlarda kemik iliği örneği almak kaçınılmaz bir zorunluluktur:
Açıklanamayan Sitopeniler: Kan tahlilinde hücre sayılarının (alyuvar, akyuvar veya trombosit) neden düşük olduğunun anlaşılamaması.
Hematolojik Maligniteler: Lösemi, lenfoma veya multipl miyelom gibi kanserlerin tanısı ve evrelemesi.
Depo Hastalıkları: Vücutta biriken bazı maddelerin kemik iliği üzerindeki etkisini görmek.
Ateşli Hastalıklar: Nedeni belirlenemeyen kronik enfeksiyonların (tüberküloz vb.) ilik tutulumunu araştırmak.
Kemik iliğindeki üretim aksadığında ortaya çıkan tablo, hangi hücre hattının etkilendiğine göre değişir:
Kemik iliği biyopsisi, doğru teşhisin anahtarıdır. Ankara’nın üç stratejik noktasındaki A Life Sağlık Grubu laboratuvarlarımızda, numune alımından patolojik sonuca kadar geçen süreci günümüz teknolojisiyle maksimize ederek hastalarımıza zaman kazandırıyoruz.
Kemik iliği incelemesi, aslında bir fabrikadan hem üretilen ürünlerin numunesini (aspirasyon) hem de fabrikanın kolonlarını ve yerleşim düzenini (biyopsi) kontrol etmek gibidir. Aspirasyon, iliğin sıvı kısmını çekmemize odaklanırken; trepan biyopsi, iliğin içindeki katı, doku formundaki yapıyı incelememize yarar.
Bir hematolog olarak teşhis koyarken, bazen hücrelerin tipini görmem (aspirasyon) yeterli olurken, bazen de bu hücrelerin kemik içindeki dizilimini ve orada bir "işgal" olup olmadığını (trepan) bilmem şarttır. Son model tanı kitlerimiz ve dijital mikroskopi sistemlerimiz, her iki örnekten gelen veriyi birleştirerek hata payını minimize eder.
Kemik iliği aspirasyonu, özel bir iğne aracılığıyla kemiğin içindeki sıvı iliğin bir şırıngaya çekilmesi işlemidir. Bu işlem, hematolojinin en dinamik veri kaynağıdır.
Yayma (Smear) Analizi: Alınan sıvı örnek cam lamlar üzerine yayılarak boyanır. Burada hücrelerin morfolojisini (şeklini, çekirdek yapısını, olgunluk derecesini) en ince ayrıntısına kadar görürüz.
İleri Tetkikler: Aspirasyon sıvısı sadece mikroskopla bakılmakla kalmaz; Akım Sitometrisi ile hücrelerin "kimlik kartları" çıkarılır, sitogenetik testlerle kromozomal bozukluklar taranır.
Hız: Aspirasyon, lösemi gibi acil müdahale gerektiren durumlarda bize saatler içinde ön tanı koyma imkanı verir.
Bazen iliğin sıvı kısmı, içerideki yoğunluk veya doku bozulması nedeniyle şırıngaya gelmez; biz buna tıpta "Kuru Musluk" diyoruz. İşte bu noktada Trepan Biyopsi hayati önem kazanır. Özel bir biyopsi iğnesi ile kemik dokusundan yaklaşık 1-2 cm uzunluğunda, ince silindirik bir parça alınır.
Mimari Yapı: Biyopsi örneği, iliğin genel hücresel yoğunluğunu (sellülarite), hücrelerin bir araya gelerek oluşturduğu kümeleri ve destek dokusunu (stroma) gösterir.
Lenfoma ve Fibrozis Takibi: Lenfoma gibi hastalıklar ilikte bazen sadece belirli odaklara yerleşir. Sıvı aspirasyon bu odakları kaçırabilirken, trepan biyopsi dokuyu bir bütün olarak sunduğu için tanıyı kesinleştirir. Ayrıca iliğin sertleşmesi (fibrozis) ancak bu yöntemle saptanabilir.
Metastaz Taraması: Meme veya akciğer kanseri gibi organ kanserlerinin kemik iliğine sıçrayıp sıçramadığı trepan biyopsi ile netleşir.
Tam bir hematolojik tablo oluşturmak için "sıvı" ve "katı" verinin uyumu şarttır. Aspirasyonda hücrenin kalitesini görürken, biyopsiden dokunun miktarını ve yerleşimini öğreniriz. Ankara A Life şubelerimizde, hastalarımıza konfor sağlamak adına genellikle tek bir lokal anestezi altında, aynı giriş noktasından her iki örneği de alıyoruz.
Son teknolojisiyle, aspirasyondan elde ettiğimiz genetik verileri (NGS), biyopsiden elde ettiğimiz doku mimarisiyle dijital ortamda eşleştiriyoruz. Bu "bütünleşik tanı" yaklaşımı, özellikle multipl miyelom ve myelodisplastik sendrom (MDS) gibi karmaşık hastalıklarda en doğru tedavi protokolünü belirlememizi sağlıyor.
Aşağıdaki tablo, Ankara birimlerimizde uyguladığımız tanısal sürecin teknik kıyaslamasını özetlemektedir:
Kemik iliği incelemesi, bir teşhis değil, bir yol haritasıdır. Ankara'nın üç stratejik noktasındaki A Life laboratuvarlarımızda, son model patoloji ve genetik altyapımızla bu haritayı en net haliyle çiziyoruz.
Kemik iliği biyopsisi, kan tahlillerinin (hemogram) açıklayamadığı tablolarda veya doğrudan iliği hedef alan sistemik hastalıklarda bir zorunluluktur. Günümüzde Ankara kliniklerimizde bu işlemi, sadece "bir örnek alma" süreci olarak değil, hastanın tüm tedavi algoritmasını belirleyen bir "tanısal navigasyon" olarak görüyoruz. Kemik iliğinin incelenmesi; kanserlerden depo hastalıklarına, nedeni bilinmeyen ateşlerden bağışıklık sistemi çökmelerine kadar geniş bir spektrumda hayati veriler sunar.
Lösemi, kemik iliğinin kontrolsüz ve hatalı hücre üretimiyle işgal edilmesidir. Bu durumda periferik kanda anormal hücreler görülse de, kesin tip tayini ve risk sınıflandırması ancak kemik iliği analiziyle mümkündür.
Akut Miyeloid Lösemi (AML) ve Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL): İlikteki genç hücre (blast) oranının %20'nin üzerine çıkması, akut lösemi tanısının temel kriteridir. Ankara birimlerimizde bu örnekleri sadece mikroskopla incelemiyoruz; Akım Sitometrisi (Flow Cytometry) ile hücrelerin yüzeyindeki proteinleri (CD markırları) saptıyor ve löseminin alt tipini 24 saat içinde netleştiriyoruz.
Lenfoma: Lenfoma aslında bir lenf düğümü hastalığıdır; ancak evreleme aşamasında hastalığın kemik iliğine sıçrayıp sıçramadığı (evrede 4. aşama) ancak trepan biyopsi ile anlaşılabilir. Bu bilgi, kemoterapinin yoğunluğunu belirleyen en kritik veridir.
Multipl Miyelom, kemik iliğinde bulunan ve antikor üretmekle görevli "plazma hücrelerinin" kanserleşmesidir. Bu hastalıkta kemik iliği biyopsisi, tanının vazgeçilmez bir parçasıdır.
Plazma Hücresi İnfiltrasyonu: Tanı koyabilmek için ilikteki plazma hücresi oranının %10'un üzerinde olduğunu kanıtlamamız gerekir.
Sitogenetik Risk Analizi: Güncel teknolojisiyle alınan ilik örneğinde FISH ve NGS (Yeni Nesil Dizileme) yöntemlerini kullanarak; t(4;14) veya del(17p) gibi genetik bozuklukları tarıyor, hastaya en uygun "akıllı ilaç" protokolünü Ankara'daki merkezlerimizde belirliyoruz.
Bazen sorun kanser değil, fabrikanın (iliğin) çalışmayı durdurmasıdır. Eğer bir hastada hem alyuvar (anemi), hem akyuvar (lökopeni) hem de trombosit değerleri aynı anda düşükse buna pansitopeni diyoruz.
Aplastik Anemi: Kemik iliğinin tamamen boşalması ve yağ dokusuyla dolmasıdır.
Miyelodisplastik Sendrom (MDS): İlik hücre üretir ama üretilen hücreler hatalıdır (displazi) ve kana geçmeden ilik içinde ölürler. Bir cerrah ve hematolog olarak, bu ayrımı sadece kemik iliği biyopsisinin sunduğu doku mimarisi ile yapabiliyorum.
Güncel hematoloji protokollerinde artık sadece "iyileşme" (remisyon) yeterli görülmemektedir. Amacımız, vücutta tek bir kanser hücresi bile kalmadığından emin olmaktır.
Minimal Kalıntı Hastalık (MRD): Tedavi sonrası kanda her şey normal görünse de, kemik iliğinde saklanan 10^-5 veya 10^-6 (milyonda bir) oranındaki kanser hücrelerini saptamak için kemik iliği biyopsisi yapılır. Ankara A Life Sağlık Grubu'nun ileri teknolojik altyapısı sayesinde, bu sinsi hücreleri saptayarak nüks riskini önceden öngörüyor ve tedaviyi buna göre modüle ediyoruz.
Aşağıdaki tablo, Ankara birimlerimizde tanı koyarken kullandığımız temel hematopatolojik veri matrisini özetlemektedir:
İşlem süreci, hastanın psikolojik olarak rahatlatılması ve steril bir ortamın hazırlanmasıyla başlar. Ortalama 15-20 dakika süren bu prosedür, hasta yatağında veya özel girişim odalarında gerçekleştirilir. Hasta genellikle yan yatar pozisyona (cenin pozisyonu) veya yüzüstü pozisyona getirilir.
Süreç şu adımlarla ilerler:
Haritalama ve Sterilizasyon: Uygulama bölgesi saptanır ve enfeksiyon riskine karşı geniş bir alan antiseptik solüsyonlarla temizlenir.
Lokal Anestezi: Kemik zarına (periost) kadar olan tüm katmanlar uyuşturulur.
Aspirasyon (Sıvı Örnek): İnce bir iğne ile kemik içine girilerek yaklaşık 2-5 ml sıvı ilik çekilir.
Trepan Biyopsi (Doku Örneği): Aynı giriş yerinden, doku bütünlüğünü koruyan özel bir iğne ile küçük bir kemik silindiri alınır.
Kapatma: İğne çıkarılır, bölgeye baskılı pansuman yapılarak kanama kontrolü sağlanır.
Kemik iliği biyopsisinin teknolojik kalbinde Jamshidi İğnesi yer alır. Güncel versiyonları, doku travmasını en aza indirecek ergonomik tasarımlarla güncellenmiştir. Bu iğne, iç içe geçmiş iki ana parçadan oluşur: Keskin bir delici uç (trokar) ve numuneyi haznesinde tutan bir kanül.
Jamshidi iğnesinin en büyük avantajı, "konik uç" yapısı sayesinde kemik dokusuna girerken dokuyu ezmeden kesmesidir. İğnenin ucundaki özel kilit mekanizması, kemik iliği dokusunun parçalanmadan, bir bütün halinde (silindir formunda) çıkarılmasını sağlar. Bu teknoloji, patoloğun doku mimarisini (hücrelerin yerleşim düzenini) net bir şekilde görmesine ve kanser infiltrasyonunu hatasız saptamasına olanak tanır.
Kemik iliği örneği almak için vücuttaki en güvenli ve en zengin depo Posterior Superior İliak Spina (PSIS), yani kalça kemiğinin arka üst kısmıdır. Bu bölgenin tercih edilmesinin tıbbi nedenleri şunlardır:
Güvenlik: Bu bölge, hayati organlara ve büyük damarlara uzak bir konumdadır. Sinir hasarı riski minimaldir.
Erişilebilirlik: Kemik dokusu burada yüzeye yakındır ve geniş bir "ilik yatağı" sunar.
Hücresel Zenginlik: Leğen kemiği, yetişkinlerde hematopoezin (kan yapımının) en aktif olduğu bölgelerden biridir; bu da tanıda hata payını düşürür.
Ankara A Life şubelerimizde, anatomik zorluğu olan hastalarda (obezite vb.) ultrason rehberliğinde görüntüleme kullanarak iğnenin tam olarak en zengin ilik bölgesine ulaşmasını garanti ediyoruz.
Hastalarımızın en büyük sorusu "Çok acıyacak mı?" şeklindedir. Yanıltmama ilkesiyle belirtmek gerekir ki; kemiğin içi uyuşturulamaz, ancak tüm ağrı yolları bloke edilebilir.
Lokal Anestezi: Cilt, cilt altı ve ağrıya en duyarlı bölge olan kemik zarı (periost) güçlü lokal anesteziklerle uyuşturulur. Hasta sadece hafif bir basınç hisseder.
Bilinçli Sedasyon: İşlemden aşırı korkan veya anksiyetesi olan hastalarımızda, Ankara yerleşkelerimizde damar yolundan hafif uyku hali veren (sedasyon) ilaçlar uyguluyoruz. Hasta işlem bittiğinde süreci hatırlamaz ve ağrı hissetmez.
A Life Sağlık Grubu standartlarında gerçekleştirilen biyopsi aşamaları ve tahmini süreleri:
Kemik iliği biyopsisi, doğru teşhisin önündeki en önemli engel olan "korkuyu" güncel teknolojisiyle aşmıştır. Ankara'nın üç stratejik noktasındaki (Etimesgut, Pursaklar, Altındağ) ileri laboratuvar ve klinik altyapımızla, en yüksek konforla hücre düzeyindeki gerçeğe ulaşıyoruz.
Alınan örnekler (aspirasyon sıvısı ve trepan biyopsi dokusu) eş zamanlı olarak farklı laboratuvar disiplinlerine dağıtılır. Aspirasyon sıvısı, hücrelerin tek tek incelendiği morfolojik yaymalar, akım sitometrisi ve genetik testler için kullanılırken; trepan biyopsi dokusu, iliğin genel mimarisini görmek için patolojiye gönderilir.
Patolog ve hematolog, mikroskop altında hücrelerin olgunlaşma aşamalarını, çekirdek yapılarını ve aralarındaki etkileşimi inceler. Ancak güncel tıp dünyasında, sadece mikroskopla bakmak "buzdağının sadece görünen kısmını" anlamaktır. Buzdağının altındaki sinsi hücreleri saptamak için yüksek teknolojili biyokimyasal ve genetik analizler şarttır.
Flow Sitometri (Akım Sitometrisi), aspirasyon sıvısındaki binlerce hücrenin saniyeler içinde bir lazer ışığı önünden geçirilerek analiz edilmesi işlemidir. Her hücrenin yüzeyinde, onun kimliğini belirleyen "Cluster of Differentiation" adı verilen özel proteinler bulunur.
Lazer Hassasiyeti: Hücreler lazerden geçerken ışığı kırma ve yansıtma şekillerine göre büyüklükleri ve karmaşıklıkları belirlenir.
CD Markörleri: Örneğin, bir hücrenin yüzeyinde CD34, CD117 ve HLA-DR proteinleri varsa, o hücrenin bir "blast" (genç kanser hücresi) olduğu tescillenmiş olur.
Ankara A Life laboratuvarlarımızda, bu yöntemle lösemi alt tiplerini (AML, ALL) saatler içinde netleştiriyor ve Minimal Kalıntı Hastalık (MRD) analiziyle milyonda bir oranındaki kanser hücrelerini bile saptayabiliyoruz.
Hücrelerin dış görünüşünü anladıktan sonra, bir adım daha derine, yani hücrenin kalbine (DNA) iniyoruz. Sitogenetik inceleme, hücrelerin bölünme aşamasında kromozomlarının haritalandırılmasıdır.
Karyotipleme: Kromozomlarda sayısal eksiklik veya yapısal yer değişimleri (translokasyon) aranır. Örneğin, translokasyonu (Philadelphia kromozomu) saptanması, tedavide kullanılacak akıllı ilacın seçimini doğrudan belirler.
FISH (Fluorescence In Situ Hybridization): Bölünmeyen hücrelerde bile genetik hataları yakalayan floresan boyama tekniğidir.
Ankara birimlerimizde, 2026 model Yeni Nesil Dizileme (NGS) altyapımızla, tek bir biyopsi örneğinden yüzlerce gen mutasyonunu aynı anda tarayarak, hastalarımıza "kişiselleştirilmiş hassas tıp" imkanlarını sunuyoruz.
Laboratuvar sürecindeki ana testlerin tanısal değerini aşağıdaki tabloda özetledik:
Doğru tedavi, ancak doğru bir "genetik haritalama" ile mümkündür. Ankara’nın üç merkezindeki ileri laboratuvarlarımızla, hücre düzeyindeki gerçeği günümüz teknolojisiyle gün yüzüne çıkarıyoruz.
Başkent Ankara’nın hematolojik otoritesi olarak, kemik iliği incelemelerinde bizi ayıran temel disiplinler şunlardır:
Üç Bölgede Entegre Hizmet: Ankara’nın her iki yakasında da (Etimesgut, Pursaklar/Altındağ) aynı yüksek teknolojik altyapıya sahip hematoloji laboratuvarlarımızla hizmet veriyoruz.
Ağrısız Biyopsi Protokolü: Güncel model anestezi yönetimimizle, hastalarımızın işlem sırasında ağrı duymasını engelliyor ve biyopsi korkusunu bir "klinik konfor" süreciyle değiştiriyoruz.
Moleküler Hematoloji Laboratuvarı: Alınan örneği dışarıya göndermeden, kendi bünyemizdeki ileri genetik laboratuvarında analiz ederek nüks risklerini 10^-5 hassasiyetinde ölçüyoruz.
Uzman Kadro Sinerjisi: Hematologlarımız, patologlarımız ve moleküler biyologlarımız aynı dosya üzerinden senkronize çalışarak en karmaşık vakalarda bile 48 saat içinde ön tanıya ulaşmamızı sağlarlar.
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Alınan doku örneğinin patoloji laboratuvarındaki özel boyama ve mikroskobik inceleme süreçleri titizlik gerektirdiği için sonuçlar genellikle 3 ile 7 iş günü arasında raporlanır. Genetik testler veya immünohistokimyasal analizler gibi ileri tetkiklerin gerekmesi durumunda bu süre, raporun detay kapsamına göre biraz daha uzayabilmektedir.
İşlem sadece lokal anestezi ile yapılacaksa açlık zorunluluğu bulunmaz ve hastanın işlem öncesi hafif bir kahvaltı yapması önerilir. Ancak hastanın konforu için sedasyon (uyutma) tercih edilecekse, işlemin güvenliği açısından en az 6-8 saat öncesinden yeme ve içmenin kesilmesi tıbbi bir gerekliliktir.
Biyopsi bölgesinin steril kalması ve enfeksiyon riskinin önlenmesi adına ilk 24 saat bölgenin suyla temas etmemesi kritik önem taşır. Bu sürenin sonunda koruyucu pansumanı çıkararak ılık bir duş alabilir ve günlük hijyen rutininize güvenle devam edebilirsiniz.
Bu işlem uzman hematologlar tarafından yapıldığında oldukça güvenlidir; ancak nadiren işlem yerinde hafif morarma, sızı veya minimal kanama görülebilir. Ankara’daki merkezimizde uygulanan yüksek sterilizasyon standartları ve uzman takibi sayesinde enfeksiyon riski minimize edilmekte ve tüm süreç titizlikle yönetilmektedir.
Erişkin hastalarda en zengin ilik kaynağı ve en güvenli anatomik nokta olduğu için genellikle arka leğen kemiği (iliak kanat) tercih edilir. Çok nadir durumlarda sadece sıvı çekilmesi (aspirasyon) için göğüs kemiği kullanılsa da, kemik dokusu gerektiren biyopsi işlemi için en uygun ve güvenli alan kalça bölgesidir.
Halk arasında yaygın olan bu inanışın aksine, işlemin felç riskiyle hiçbir bilimsel ilişkisi yoktur çünkü biyopsi iğnesi omuriliğe veya sinir köklerine yakın bir bölgeye müdahale etmez. Uygulama yapılan leğen kemiği bölgesi, merkezi sinir sisteminin ana kanallarından tamamen uzak, kemik yapısının en kalın ve güvenli olduğu noktadır.
Biyopsi sonrası yaklaşık 30 dakikalık bir klinik istirahatin ardından hastalarımız hastaneden yürüyerek ayrılabilir ve günlük rutinlerine dönebilirler. Sadece işlem günü ağır fiziksel aktivitelerden ve ağır kaldırmaktan kaçınmanız yara yerinin hızlı iyileşmesi açısından tavsiye edilir.
Uygulama öncesinde bölgeye yapılan modern lokal anestezi sayesinde işlem sırasında keskin bir ağrı hissedilmez, yalnızca kısa süreli bir baskı veya çekilme duygusu oluşabilir. İşlemden sonraki ilk 24-48 saat içinde oluşabilecek hafif sızılar ise uzman doktorlarımızın reçete edeceği basit ağrı kesicilerle kolaylıkla kontrol altına alınır.
Aspirasyon işlemi kemik iliğinden sadece sıvı örnek çekilmesini kapsarken, biyopsi işlemi kemik iliğinin doku yapısını ve hücre mimarisini gösteren küçük bir parça alınmasıdır. Genellikle her iki işlem aynı seansta yapılır; aspirasyon hücrelerin tipini belirlerken, biyopsi iliğin genel yerleşim düzenini inceleyerek teşhisin kesinleşmesini sağlar.
Sadece lokal anestezi kullanılarak yapılan işlemlerden sonra hastanın kendi aracını kullanmasında tıbbi bir engel bulunmamaktadır. Ancak hastaya sedasyon (sakinleştirici) uygulandıysa, ilacın etkisi geçene kadar dikkat dağınıklığı oluşabileceği için işlem sonrası refakatçi eşliğinde dönülmesi veya toplu taşıma/taksi kullanılması güvenlik açısından önemlidir.
Alınan doku örneği, patoloji laboratuvarımızda özel boyama ve inceleme işlemlerinden geçer. Kemik iliği biyopsisi sonuçları, işlemin kapsamına (genetik inceleme, akış sitometrisi vb.) bağlı olarak genellikle 3 ila 7 iş günü içinde tamamlanır. Ankara’daki merkezimizde, patoloji ve hematoloji birimlerimizin koordineli çalışması sayesinde sonuç süreci en hızlı düzeye indirilmiştir.
Tüm prosedür hazırlık dahil yaklaşık 15 ila 30 dakika sürer. Örnek alımı sırasında birkaç saniyelik bir baskı veya çekilme hissi normaldir. Ancak gelişmiş anestezi tekniklerimiz sayesinde, hastalarımızın büyük çoğunluğu işlemi "katlanılabilir bir sızı" olarak tanımlamaktadır. Acı kontrolü, Alife Sağlık Grubu hematoloji ekibinin önceliğidir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.