E-Sonuç E-Sonuç Telefon 0 (850) 888 54 33
Menü
Randevu E-Randevu

Çocuk Onkoloji

Çocuk onkolojisi; anne karnından 18 yaşına kadar olan bebek, çocuk ve ergenlerde görülen lösemiler, lenfomalar, merkezi sinir sistemi tümörleri ile organ ve yumuşak doku kaynaklı solid kitlelerin erken tanısını, evrelemesini, kişiselleştirilmiş cerrahi ve medikal tedavisini ve uzun dönemli klinik takibini yürüten tıp uzmanlığıdır.

Çocuk Onkolojisi (Pediatrik Onkoloji) Nedir?

Çocuk onkolojisi, çocukluk döneminde hücrelerin kontrolsüz ve anormal biçimde çoğalarak doku ve organlarda kitle (tümör) veya sistemik yayılım oluşturmasıyla seyreden malign (kötü huylu) hastalıkları hücresel, biyokimyasal ve genetik mekanizmalarıyla birlikte inceleyen bilim dalıdır. Çocukluk çağında rastlanan kanserler, yetişkin kanserlerinden bütünüyle farklı biyolojik kökenlere, davranış kalıplarına ve klinik seyirlere sahiptir.

Erişkinlerde kanserlerin ezici bir çoğunluğu sigara kullanımı, çevresel kimyasallar, hava kirliliği, alkol, sağlıksız beslenme ve yaşlanmaya bağlı kümülatif DNA hasarları sonucu epitelyal dokulardan türeyen karsinomlar (akciğer, meme, kolon kanseri vb.) şeklinde karşımıza çıkar. Çocukluk çağı kanserlerinde ise çevresel maruziyetlerin rolü yok denecek kadar azdır; bu hastalıklar doğrudan embriyonik dokulardan, mezoderm kaynaklı öncül hücrelerden, bağ dokulardan ve kemik iliği kök hücrelerinden kaynaklanır.

Büyüme evresindeki bir çocuğun metabolik aktivitesi ve hücresel döngü hızı çok yüksektir. Bu dinamik biyolojik yapı nedeniyle çocukluk çağı tümör hücreleri oldukça hızlı çoğalma eğilimi taşır; ancak tam da bu hızlı çoğalma karakteri sayesinde kemoterapi ilaçlarına ve radyoterapiye yetişkin kanserlerine kıyasla çok daha yüksek duyarlılık gösterir. Çocuk onkoloji birimi yalnızca mevcut tümörü ortadan kaldırmayı amaçlamaz; çocuğun büyüme kıkırdaklarını, hormonal dengesini, nörokognitif potansiyelini ve organ fonksiyonlarını koruyarak ileriki yaşantısına sağlıklı, aktif ve bağımsız bir birey olarak devam etmesini temin eder.

Çocuk Onkolojisi Biriminin İlgilendiği Temel Hastalık Grupları

Pediatrik onkoloji kliniğimizde, uluslararası kabul görmüş çalışma gruplarının kılavuzları doğrultusunda takip ve tedavisi gerçekleştirilen çocukluk çağı maligniteleri anatomik yerleşimlerine ve hücresel özelliklerine göre ayrıntılı biçimde sınıflandırılır:

Lösemiler (Kan ve Kemik İliği Kanserleri)

  • Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL): Çocukluk çağında en sık teşhis edilen, kemik iliğinde B veya T serisi lenfoid hücrelerin olgunlaşma duraklamasına uğrayıp kontrolsüz çoğalmasıyla seyreden hematolojik malignitedir.
  • Akut Miyeloid Lösemi (AML): Kemik iliğinde granülosit, monosit, alyuvar veya trombosit öncüllerinin aşırı birikimiyle ortaya çıkan, ALL'ye kıyasla daha yoğun kemoterapi ve kemik iliği nakli planlaması gerektirebilen agresif tablodur.

  • Juvenil Miyelomonositer Lösemi (JMML) ve Kronik Formlar: Erken çocukluk evresinde miyeloid serinin aşırı çoğalması, organ büyüklükleri ve kemik iliği yetmezliğiyle ilerleyen nadir hematolojik bozukluklardır.

Lenfomalar (Lenfatik Sistem Maligniteleri)

  • Hodgkin Lenfoma (HL): Lenf nodu biyopsisinde multinükleer dev Reed-Sternberg hücrelerinin saptanmasıyla karakterize olan; sıklıkla adölesan dönemde boyun, köprücük kemiği üstü ve mediasten lenf nodlarında haftalarca küçülmeyen ağrısız sert kitlelerle kendini gösteren hastalıktır.
  • Non-Hodgkin Lenfoma (NHL): Burkitt lenfoma, lenfoblastik lenfoma, anaplastik büyük hücreli lenfoma ve diffüz büyük B hücreli lenfoma gibi hızlı bölünme indeksine sahip, karın içi organları, bağırsakları ve kemik iliğini süratle tutabilen lenfoma türleridir.

Merkezi Sinir Sistemi (Beyin ve Omurilik) Kitleleri

  • Medulloblastom: Beyincikten (serebellum) kaynaklanan, beyin omurilik sıvısı (BOS) yoluyla yayılma eğilimi olan ve çocukluk çağının en sık görülen malign beyin tümörüdür.

  • Gliomlar ve Astrositomlar: Düşük dereceli pilositik astrositomdan yüksek dereceli glioblastomlara kadar uzanan, görme yolları, beyin sapı veya serebral hemisferlerde yerleşen kitlelerdir.

  • Ependimom: Beyin içindeki boşlukları (ventriküller) ve omurilik kanalını döşeyen ependim hücrelerinden köken alan lezyonlardır.

  • Kraniyofarenjiyom: Hipofiz bezi ve görme sinirleri komşuluğunda gelişen, kafa içi basınç artışı ve boy kısalığı/hormonal yetersizlikle kendini gösteren selim karakterli ancak anatomik konumu nedeniyle kritik kitlelerdir.

Solid Organ ve Embriyonel Tümörler

  • Nöroblastom: Embriyonik nöral krest hücrelerinden gelişen; çoğunlukla böbrek üstü bezlerinden (adrenal medulla) veya omurga boyunca uzanan sempatik sinir düğümlerinden köken alan solid tümördür.

  • Nefroblastom (Wilms Tümörü): Böbreğin embriyonik dokusundan kaynaklanan, erken çocukluk çağında banyo yaptırılırken veya giydirilirken karında ele gelen düzgün yüzeyli sert kitleyle fark edilen böbrek kanseridir.

  • Retinoblastom: Göz küresinin retina tabakasından köken alan, flaşlı fotoğraflarda veya ışık altında göz bebeğinde anormal beyaz yansıma (lökokori / kedi gözü refleksi) ile erken dönemde tespit edilebilen genetik geçişli göz içi tümörüdür.

  • Hepatoblastom: Erken süt çocukluğu ve oyun çocukluğu evresinde karaciğer parankim dokusundan kaynaklanan primer karaciğer tümörüdür.

  • Germ Hücreli Tümörler: Sakrokoksigeal (kuyruk sokumu) bölge, over, testis veya beyin orta hattında ilkel üreme hücrelerinden köken alan teratomlar, yolk sak tümörleri ve disgerminomlardır.

Kemik ve Yumuşak Doku Sarkomları

  • Osteosarkom: Özellikle hızlı büyümenin görüldüğü ergenlik döneminde diz çevresi (femur distali, tibia proksimali) ve kol kemiklerinde (humerus) yerleşen primer malign kemik tümörüdür.

  • Ewing Sarkomu: Kemik gövdelerinde (diafiz) veya yumuşak doku komşuluklarında küçük yuvarlak mavi hücrelerden oluşan, ağrı ve şişlikle kendini gösteren kemik sarkomudur.

  • Rabdomiyosarkom: Çizgili kas dokusu öncülü mezenkimal hücrelerden kaynaklanan, baş-boyun (göz çevresi, nazofarenks), idrar kesesi, genital bölge ve kollarda/bacaklarda kitle yapan yumuşak doku tümörüdür.

Çocuklarda Kanser Belirtileri ve Erken Uyarı İşaretleri

Çocukluk çağı kanserleri sinsice ilerleyebileceği gibi çok kısa bir süre içinde belirgin klinik bulgularla da ortaya çıkabilir. Çocukların aktif oyun yaşamı nedeniyle fark edilen semptomlar ilk etapta olağan çarpmalar, büyüme ağrıları veya basit üst solunum yolu enfeksiyonları olarak değerlendirilebilir. Ancak geçmeyen, zamanla şiddeti tırmanan ve çocuğun genel canlılığını azaltan durumlarda uyanık olunmalıdır.

Aşağıdaki klinik tablolardan biri veya birkaçı fark edildiğinde gecikmeden çocuk onkolojisi uzmanına başvurulmalıdır:

Klinik belirti / şikayet Olası onkolojik risk alanı
Sebebi açıklanamayan, 2 haftadan uzun süren ve antibiyotiğe yanıt vermeyen dirençli ateş. Lösemi, lenfoma, nöroblastom.
Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde 2-3 haftadır küçülmeyen ağrısız, sert, lastik kıvamında lenf nodları. Hodgkin / Non-Hodgkin lenfoma.
Vücutta darbe almadan kendiliğinden oluşan geniş morluklar, diş eti kanamaları ve peteşiler. Kemik iliği yetmezliği / lösemi.
Karında tek taraflı asimetrik büyüme, karında ele gelen ağrısız sert kitle, giysilerin dar gelmesi. Wilms tümörü, nöroblastom, karaciğer tümörleri.
İstirahat halindeyken ortaya çıkan veya geceleri çocuğu uykudan uyandıran inatçı kemik/eklem ağrıları. Osteosarkom, Ewing sarkomu, lösemi.
Sabahları aç karnına görülen fışkırır tarzda kusmalar, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve sendeleme. Merkezi sinir sistemi (beyin) tümörleri.
Işıkta veya fotoğraflarda göz bebeğinde beyaz parlama (kedi gözü refleksi) veya ani gelişen şaşılık. Retinoblastom, orbita kitleleri.
Son birkaç ayda belirgin istemsiz kilo kaybı, aşırı iştahsızlık ve çamaşır değiştirecek düzeyde gece terlemeleri. B grubu semptomları (sistemik maligniteler).
A Life Sağlık Grubu

Yukarıdaki belirtilerin mevcudiyeti her zaman bir kanser tablosunu kanıtlamaz; çocukluk döneminde geçirilen Epstein-Barr Virüsü (EBV), Sitomegalovirüs (CMV) veya boğaz enfeksiyonları da benzer reaktif lenf bezi büyümesi ya da kan sayımı sapmaları oluşturabilir. Ancak semptomların sabit kalması, giderek derinleşmesi veya birden fazla bulgunun bir arada seyretmesi halinde vakit kaybedilmeden ayrıntılı hematolojik ve onkolojik taramalar yapılmalıdır.

Çocuk Onkolojisinde Tanı ve Evreleme Yaklaşımları

Tedavi başarısının temelini, tümörün hücresel yapısının, immünolojik belirteçlerinin, genetik delesyonlarının ve vücuttaki yayılım haritasının (evre) kusursuz belirlenmesi oluşturur:

  • Sistematik Fizik Muayene: Karaciğer ve dalak büyüklükleri, tüm periferik lenf bezi zincirleri, deri lezyonları, nörolojik refleksler ve ekstremite asimetrileri ayrıntılıca incelenir.

  • Kapsamlı Laboratuvar İncelemeleri: Tam kan sayımı, periferik yaymanın hematolog tarafından mikroskobik analizi, tümör parçalanma belirteçleri (ürik asit, LDH, kalsiyum, fosfor), karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, spesifik tümör belirteçleri (Alfa-fetoprotein, Beta-hCG, ferritin) ve nöroblastom taramasında 24 saatlik idrarda katekolamin yıkım ürünleri (VMA, HVA).

  • Radyolojik ve Moleküler Görüntüleme: Kitlelerin sınırlarını, komşu doku ve damarlarla ilişkisini netleştirmek için Kontrastlı Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), Bilgisayarlı Tomografi (BT), Doppler Ultrasonografi ve metabolik tutulumu saptamak amacıyla PET/BT ve MIBG sintigrafisi.

  • Kemik İliği Aspirasyonu ve Biyopsisi: Sedasyon altında leğen kemiğinden (krista iliaka) alınan örneklerle lösemi tutulumu veya solid tümör metastazı araştırılır; akım sitometrisi (flow sitometri) ile yüzey proteinleri haritalanır ve FISH/PCR teknikleriyle translokasyonlar taranır.

  • Histopatolojik ve Genetik Doğrulama: Solid kitlelerin kesin adını koymak için Girişimsel Radyoloji veya Çocuk Cerrahisi desteğiyle doku biyopsisi gerçekleştirilir; immünohistokimyasal ve yeni nesil dizileme (NGS) yöntemleriyle tümörün mutasyonel profili çıkarılır.

Çocuk Onkolojisinde Uygulanan Çok Yönlü Tedavi Yöntemleri

Pediatrik onkolojide sağaltım süreci, uluslararası çalışma gruplarının (SIOP, COG) kanıta dayalı protokolleri doğrultusunda çok disiplinli bir yapıyla yürütülür:

  • Sistemik Kemoterapi: Tümör hücrelerinin bölünme mekanizmalarını bozan ilaçların damar içi, kas içi veya ağız yoluyla uygulanmasıdır. Cerrahi öncesi kitleyi küçülterek operasyona uygun hale getirmek (neoadjuvan) veya cerrahi sonrasında mikroskobik kalıntıları yok etmek (adjuvan) amacıyla risk grubuna göre kürler halinde verilir.

  • İntratekal Kemoterapi: Lösemi ve lenfoma vakalarında lösemik hücrelerin beyin omurilik sıvısına (BOS) sızmasını önlemek veya mevcut tutulumu tedavi etmek amacıyla lomber ponksiyonla doğrudan omurilik kanalına ilaç verilmesi işlemidir.

  • Cerrahi Tedavi ve Tümör Eksizyonu: Çocuk Cerrahisi, Çocuk Beyin Cerrahisi ve Ortopedik Onkoloji uzmanlarınca yürütülen ameliyatlarla, kitlenin sağlam cerrahi sınırlarla çıkarılması ve fonksiyon kaybı yaşanmaması hedeflenir.

  • Yüksek Hassasiyetli Radyoterapi: Çocuğun organ rezervlerini, büyüme kıkırdaklarını ve bilişsel yeteneklerini azami düzeyde koruyan IMRT (Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi) ve stereotaktik tekniklerle hedefe yönelik ışın tedavisi uygulanır.

  • Hedefe Yönelik ve Biyolojik Ajanlar: Klasik kemoterapinin yan etkilerini sınırlandıran; sadece tümör hücresinde eksprese olan reseptörleri veya genetik mutasyonları hedef alan monoklonal antikorlar ve tirozin kinaz inhibitörleri.

  • Destekleyici ve Koruyucu Bakım: Çocuk onkolojisinde tedavinin en az kemoterapi kadar kritik bir parçasını destek tedavileri oluşturur:

    • Nötropenik ateş dönemlerinde saatler içinde başlanan geniş spektrumlu antibiyotik protokolleri,

    • Kanama ve anemiye karşı lökositi arındırılmış ve ışınlanmış eritrosit/trombosit süspansiyonu replasmanları,

    • Damar yolu güvenliği sağlayan santral venöz port kateter uygulamaları,

    • Enteral ve parenteral klinik beslenme desteği,

    • Çocuğun ve ailenin moral ve psikolojik direncini güçlendiren uzman psiko-onkolojik danışmanlık.

Pediatrik Onkoloji ile Pediatrik Hematoloji Arasındaki Farklar

Toplumda ve klinik başvurularda çocuk hematolojisi ile çocuk onkolojisi branşları sıklıkla birbiriyle karıştırılır. Çocuk hematolojisi; kansızlıklar (demir eksikliği, talasemi, orak hücreli anemi), hemofili ve von Willebrand gibi kanama/pıhtılaşma bozuklukları, bağışıklık kaynaklı trombosit yıkımları (ITP) ve kemik iliğinin benign (iyi huylu) üretim duraklamaları ile ilgilenir.

Çocuk onkolojisi ise malign (kötü huylu) süreçlerin; yani kemik iliği kaynaklı lösemilerin, lenf bezi kanserlerinin ve vücudun tüm organ ve yumuşak dokularında gelişen katı tümörlerin teşhis, evreleme, cerrahi koordinasyon ve antineoplastik ilaç tedavilerini üstlenir. Kanda veya lenf bezinde saptanan bir anomalinin iyi huylu reaktif bir süreç mi yoksa onkolojik bir patoloji mi olduğunu ayırt etmek adına her iki birim sürekli ve sıkı bir entegrasyonla çalışır.

Çocukluk Çağı Kanserlerinde Tedavi Başarısı ve Tam İyileşme

Tıptaki moleküler gelişmeler, hedefe yönelik akıllı ilaçlar, risk temelli kişiselleştirilmiş kemoterapi protokolleri ve modern cerrahi teknikler sayesinde çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarı oranları günümüzde zirveye ulaşmıştır. Erken dönemde teşhis edilen ve donanımlı merkezlerde takip edilen çocukluk çağı kanser vakalarının büyük bir çoğunluğunda tam iyileşme (şifa) sağlanabilmekte, çocuklar hastalık öncesi sağlıklı ve aktif yaşantılarına güvenle geri dönebilmektedir.

Büyüme evresindeki çocuk vücudunun hücresel yenilenme kapasitesi ve doku esnekliği yetişkinlere kıyasla son derece yüksektir. Bu doğal biyolojik avantaj, uygulanan tedavilere çocuk bedeninin hızla ve güçlü bir şekilde yanıt vermesine, sağlıklı hücrelerin ise tedavi sonrasında kendisini süratle onarmasına olanak tanır. Çocuk onkolojisinin temel gayesi; küçük hastalarımızı yalnızca hastalıktan tamamen arındırmakla sınırlı kalmayıp, büyüme potansiyellerini, organ fonksiyonlarını ve bilişsel yeteneklerini koruyarak onları akranlarıyla eşit, sağlıklı ve geleceğe umutla bakan bireyler olarak hayata kazandırmaktır.

Tedavi Sonrası Uzun Dönem Takip ve Yaşam Kalitesinin Korunması

Kür sağlanan çocuklarda onkolojik takip süreci sonlanmaz; bilakis çocuğun yetişkinliğe uzanan sağlıklı gelişim yolculuğunun yeni bir evresi başlar. Tedavi protokolleri tamamlanan küçük hastalarımız birimimizce oluşturulan uzun dönemli izlem programlarına dahil edilir:

  • Boy uzaması, kemik mineralizasyonu ve genel fiziksel gelişim eğrileri,

  • Hipofiz, tiroid, pankreas ve gonadların hormonal fonksiyonları (endokrin takip),

  • Kalp kası performansı ve kardiyovasküler dayanıklılık (ekokardiyografik izlem),

  • Böbrek ve karaciğer fonksiyon rezervleri,

  • Okul performansı, dikkat, hafıza ve psikososyal adaptasyon parametreleri

düzenli aralıklarla kontrol edilir. Bu takipler sayesinde tedavinin olası geç yan etkileri henüz belirti vermeden saptanır ve anında müdahale edilerek çocuğun gelecekteki yaşam kalitesi en üst düzeyde korunur.

A Life Sağlık Grubu Çocuk Onkolojisi Birimi Yaklaşımı

A Life Sağlık Grubu Çocuk Onkolojisi Birimi; ileri teknolojiye sahip laboratuvar altyapısı, modern radyolojik görüntüleme imkanları ve alanında derin klinik tecrübeye sahip uzman hekim kadrosuyla küçük hastalarımıza dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmaktadır. Birimimizde her vaka; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Cerrahisi, Çocuk Beyin Cerrahisi, Radyasyon Onkolojisi, Radyoloji, Nükleer Tıp, Patoloji ve Tıbbi Genetik uzmanlarının bir araya geldiği multidisipliner pediatrik tümör konseylerinde detaylıca değerlendirilir. Bu konsey kararları doğrultusunda her çocuğun genetik ve hücresel profiline tam uyumlu kişiselleştirilmiş tedavi haritası oluşturulur.

Küçük bir çocuğun kanser tanısı almasının tüm aile için derin bir duygusal hassasiyet ve endişe yarattığının bilincindeyiz. Bu doğrultuda birimimiz; kemoterapi ünitelerinden yataklı servislerine kadar çocuk psikolojisine uygun, hijyenik, renkli ve huzurlu bir ortam sunar. "A Life'ta Sağlığınız Özel" anlayışıyla; bilimsel ilkelerden ve etik değerlerden ödün vermeden, çocuklarımızın sağlıkla gülümsedikleri aydınlık bir geleceği inşa etmek için ailelerin yanında güvenilir bir rehber olarak yer almaktayız.

Klinik Referanslar ve Akademik Kanıtlar

  • SIOP (Uluslararası Pediatrik Onkoloji Derneği): Pediatrik Solid Tümörler ve Wilms Tümörü Klinik Yönetim Protokolleri Kılavuzu (SIOP-RTSG Umbrella Protokolü). Kılavuzu İncele (PMID: 30287140) →
  • National Cancer Institute (NCI) & COG: Çocukluk Çağı Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) Tanı, Risk Sınıflandırması ve Güncel Tedavi Kılavuzu. Klinik Protokolleri Oku →
  • The Lancet Oncology (Küresel Sağlık Kanıtları): Çocukluk Çağı Kanserlerinde Erken Tanı, Tedaviye Erişim ve İyileşme Sonuçlarının Küresel Analizi. Akademik Makaleyi İncele (DOI) →
  • American Society of Clinical Oncology (ASCO): Pediatrik Onkolojide Hedefe Yönelik Tedaviler ve Klinik Sonuç Kılavuzları. ASCO Rehberini Oku →
  • Türk Pediatrik Onkoloji Grubu (TPOG - Ulusal Akademik Kayıt): Türkiye Pediatrik Kanser Kayıt Verileri ve Ulusal Çocukluk Çağı Kanser Tedavi Kılavuzları. Ulusal Verileri İncele →

Sıkça Sorulan Sorular

Pediatrik onkoloji, bebeklikten 18 yaşına kadar olan çocukluk ve ergenlik döneminde gelişen tüm iyi ve kötü huylu katı (solid) tümörler ile organ kanserlerinin tanı, medikal tedavi ve uzun süreli izlemini üstlenen uzmanlık dalıdır. Süreci cerrahi, patoloji, radyasyon onkolojisi ve çocuk cerrahisiyle multidisipliner bir kurul halinde yürütür.

Bir çocuk onkoloji doktoru, pediatri uzmanlığının ardından çocukluk çağı kanserleri üzerine ileri yan dal ihtisasını tamamlamış hekimdir. Hastanın evresine uygun kemoterapi protokollerini planlar, biyolojik ve akıllı ilaç tedavilerini yönetir, tedaviye bağlı yan etkileri takip eder ve remisyona giren hastaların gelişimsel takibini uzun yıllar titizlikle sürdürür.

Çocukluk döneminde lösemi dışındaki en yaygın tümörler merkezi sinir sistemi ve beyin tümörleridir (medulloblastom, astrositom). Bunları sempatik sinir sisteminden kaynaklanan nöroblastom, böbrek kaynaklı Wilms tümörü, kas ve bağ dokusu kanserleri (rabdomiyosarkom), retina kaynaklı retinoblastom ve ergenlikte sıklaşan kemik sarkomları (osteosarkom, Ewing sarkomu) takip eder.

Uzun süren ve nedeni açıklanamayan inatçı ateş, istemsiz kilo kaybı, sabahları artan baş ağrısı ve fışkırır tarzda kusma, göz bebeğinde beyaz yansıma (kedi gözü refleksi), boyun veya karında ele gelen sert şişlikler ile kemik-eklem ağrıları çocukluk çağı kanserlerinde en kritik erken tanı işaretleridir.

Nöroblastom, erken çocukluk döneminde böbrek üstü bezlerinden veya omurga çevresindeki sempatik sinir dokusundan köken alan solid bir tümördür. Çoğunlukla karında sert ve ağrısız kitle, karın şişliği, göz çevresinde mor halkalar (rakun gözü), kemik ağrıları, kronik ishal veya açıklanamayan tansiyon yüksekliğiyle belirti verir.

Wilms tümörü, 2-5 yaş grubunda sık görülen primer böbrek kanseridir. Genellikle banyo yaptırırken veya kıyafet giydirirken karında ele gelen asimetrik, düzgün yüzeyli sert kitle ile fark edilir. Teşhiste ultrason ve manyetik rezonans (MR) kullanılır; tedavi çocuk cerrahisi tarafından kitleli böbreğin alınması ve ardından kemoterapi verilmesidir.

Çocuklardaki beyin tümörleri çoğunlukla beyincik ve arka çukur bölgesine yerleşir. Yetişkinlere kıyasla kemoterapi ve radyoterapiye yanıtları çok daha yüksektir. Sabahları görülen şiddetli baş ağrısı, bulantısız ani kusmalar, yürüme dengesizliği, çift görme, baş çevresinin anormal büyümesi ve ani kişilik değişiklikleri tipik göstergelerdir.

Çocuğun yaşına, vücut yüzey alanına ve tümörün genetik risk grubuna göre uluslararası standart protokoller (SIOP, COG) temel alınarak planlanır. İlaçlar genellikle enfeksiyon riskini azaltan ve damar yolunu koruyan santral venöz kateter veya cilt altı port cihazı aracılığıyla verilir; dozlar çocuğun büyümesine göre sürekli güncellenir.

Kemoterapi ilaçları kemik iliğini baskılayarak enfeksiyonlarla savaşan nötrofilleri kritik derecede düşürür. Bu süreçte ateşin 38°C üzerine çıkması tıbbi acildir. Bağışıklık sistemi savunmasız kaldığından basit bakteriler dahi saatler içinde sepsise yol açabilir; çocuk hemen hastaneye yatırılmalı ve damardan geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.

Gelişen moleküler tanı yöntemleri, hedefe yönelik akıllı tedaviler ve yoğun destekleyici bakım sayesinde günümüzde çocukluk çağı kanserlerinde genel iyileşme oranı %80'in üzerine çıkmıştır. Wilms tümörü ve erken evre lenfomalarda bu oran %90'ları aşar; çocukların hücresel yenilenme kapasitesi tedavilerin başarı şansını yetişkinlere göre belirgin artırır.

Kemoterapi ve radyoterapinin kalp sağlığı, büyüme-gelişme hormonları, tiroit fonksiyonları, işitme duyusu ve doğurganlık potansiyeli üzerinde geç dönem yan etkileri olabilir. Bu nedenle tedavisi tamamlanan çocuklar yetişkinlik dönemine kadar pediatrik onkoloji koordinasyonunda kardiyoloji, endokrinoloji ve işitme testleriyle düzenli kontroller altında tutulur.

Göz bebeğinde beyaz parıltı fark edildiğinde, karında veya boyunda hızla büyüyen sert kitleler oluştuğunda, sabah uykudan uyandıran inatçı kusmalar ve dinlenmekle geçmeyen kemik ağrılarında vakit kaybedilmeden çocuk onkoloji doktoru veya ilk basamak değerlendirme için çocuk sağlığı ve hastalıkları (pediatri) polikliniğine başvurulmalıdır.

İlgili Makaleler

Yardıma mı ihtiyacınız var ?

7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.

Hızlı Başvuru Formu

Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz