Lenfoma, lenfatik sistemde bulunan lenfositlerin kontrolsüz ve anormal şekilde çoğalması sonucunda gelişen bir kanser grubudur. Lenfatik sistem; lenf düğümleri, lenf damarları, dalak, timus ve kemik iliği gibi bağışıklık sistemiyle ilişkili yapılardan oluşur.
Lenfositler normalde vücudu enfeksiyonlara ve diğer yabancı etkenlere karşı korumaya yardımcı olur. Bu hücrelerden birinin genetik özelliklerinde meydana gelen değişiklikler sonucunda kontrolsüz çoğalma başlayabilir ve lenfoma gelişebilir.
Lenfoma ne demek? sorusunun kısa yanıtı, lenfatik sistem hücrelerinden gelişen kanserleri ifade eden genel bir hastalık grubudur.
Lenfoma tek bir hastalık değildir. Çok sayıda farklı alt tipi bulunur ve bu alt tiplerin büyüme hızları, belirtileri, tedavi yaklaşımları ve hastalığın seyri birbirinden farklı olabilir.
Lenfoma, lenfatik sistemde bulunan lenfositlerden gelişen kanserlerin genel adıdır. Lenfoma belirtileri arasında boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız lenf bezi şişliği, gece terlemesi, açıklanamayan ateş, istemsiz kilo kaybı, halsizlik ve kaşıntı görülebilir. Hastalık temel olarak Hodgkin lenfoma ve non-Hodgkin lenfoma olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Kesin tanı için çoğunlukla biyopsi yapılırken, PET/BT, bilgisayarlı tomografi ve kan testleri hastalığın türü ve yayılımının değerlendirilmesine yardımcı olur. Lenfoma tedavisi ise hastalığın türü, alt tipi, evresi ve kişinin genel sağlık durumuna göre planlanır.
Lenfoma, kan ve bağışıklık sistemiyle ilişkili kanserler arasında yer alır. Ancak lenfoma ile lösemi aynı hastalık değildir.
Lenfoma çoğunlukla lenf düğümleri veya lenfatik dokularda belirgin kitle ya da büyümüş lenf nodları şeklinde ortaya çıkabilir. Lösemiler ise esas olarak kemik iliği ve kan hücrelerini etkileyen kanserlerdir.
Bununla birlikte lenfoma ve lösemi arasında bazı biyolojik ve klinik bağlantılar bulunabilir. Bazı lenfoma türlerinde kemik iliği tutulumu görülebilir.
Lenfoma vücudun lenfatik sistem bulunan birçok bölgesinde gelişebilir.
Sık görülebilen bölgeler arasında:
Lenfoma yalnızca lenf düğümlerinde ortaya çıkmaz. Mide, bağırsak, cilt, beyin, akciğer ve diğer organlarda da lenfatik hücrelerden gelişen ekstranodal lenfomalar görülebilir.
Bu nedenle lenfoma nerelerde görülür? sorusunun yanıtı yalnızca boyun veya koltuk altındaki lenf bezleriyle sınırlı değildir.
Lenfoma neden olur? sorusunun çoğu hasta için tek ve kesin bir yanıtı bulunmaz. Lenfomanın gelişiminde genetik değişiklikler, bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı durumlar, belirli enfeksiyonlar ve bazı çevresel veya tıbbi risk faktörleri rol oynayabilir.
Ancak bir risk faktörünün bulunması kişinin kesin olarak lenfoma geliştireceği anlamına gelmez. Aynı şekilde bilinen herhangi bir risk faktörü olmayan kişilerde de lenfoma görülebilir.
Bazı lenfoma türlerinde belirli virüslerle ilişkiler gösterilmiştir. Örneğin Epstein-Barr virüsü bazı Hodgkin lenfoma ve non-Hodgkin lenfoma alt tipleriyle ilişkilendirilebilir. Bazı non-Hodgkin lenfoma türlerinde HIV veya bağışıklık sistemini baskılayan durumlar da risk oluşturabilir.
Lenfoma çocukluk çağından ileri yaşlara kadar farklı yaş gruplarında görülebilir. Ancak görülme yaşı, lenfomanın türüne göre önemli ölçüde değişir.
Hodgkin lenfoma özellikle genç erişkinlerde ve ileri yaşlarda daha sık görülür. Non-Hodgkin lenfoma ise çok sayıda farklı alt tipe sahip olduğu için çocuklardan ileri yaştaki yetişkinlere kadar geniş bir yaş grubunda ortaya çıkabilir.
Yaş, tek başına lenfoma tanısı koydurmaz.
Lenfomada hücrelerin genetik materyalinde çeşitli değişiklikler görülebilir. Ancak bu durum, lenfomanın çoğunlukla doğrudan kalıtsal bir hastalık olduğu anlamına gelmez.
Bazı kişilerde ailede lenfoma öyküsü bulunması riski artırabilir. Bununla birlikte lenfoma tanısı alan kişilerin büyük bölümünde hastalığın doğrudan ebeveynden çocuğa geçen tek bir kalıtsal değişiklik nedeniyle ortaya çıktığı söylenemez.
Bazı lenfoma alt tiplerinde ise hastalığın sınıflandırılması sırasında belirli genetik değişiklikler veya kromozomal değişimler araştırılabilir.
Lenfoma belirtileri, hastalığın hangi bölgede geliştiğine ve ne kadar hızlı ilerlediğine bağlı olarak değişebilir.
En sık dikkat çeken belirtiler şunlardır:
Bu belirtilerin hiçbiri tek başına lenfomaya özgü değildir. Enfeksiyonlar ve çok sayıda başka hastalık da benzer şikâyetlere neden olabilir.
Boyunda lenfoma, boyun bölgesindeki lenf düğümlerinin büyümesiyle fark edilebilir. Lenfomaya bağlı lenf nodları çoğu zaman ağrısız olabilir ve zaman içinde büyümeye devam edebilir.
Boyundaki şişlikle birlikte:
gibi belirtiler bulunabilir.
Bununla birlikte boyundaki lenf bezi büyümelerinin çok daha sık nedenleri arasında enfeksiyonlar bulunur. Bu nedenle boyunda şişlik görülmesi tek başına lenfoma tanısı anlamına gelmez.
Lenfoma koltuk altı veya kasık bölgesindeki lenf düğümlerinde de gelişebilir.
Koltuk altında ağrısız şişlik, kasıkta şişlik veya zaman içinde büyüyen lenf nodları değerlendirme gerektirebilir. Özellikle şişliğin uzun süre devam etmesi, büyümesi veya gece terlemesi, kilo kaybı ve ateş gibi sistemik belirtilerle birlikte görülmesi durumunda doktor muayenesi önemlidir.
Evet, özellikle yoğun ve kişiyi uykudan uyandıracak düzeydeki gece terlemesi, lenfomada görülebilen belirtilerden biridir.
Lenfomada gece terlemesi genellikle kişinin kıyafetlerini veya yatak çarşaflarını değiştirmek zorunda kalacağı kadar yoğun olabilir. Ateş ve açıklanamayan kilo kaybıyla birlikte görüldüğünde B belirtileri olarak değerlendirilir.
Ancak gece terlemesi yalnızca lenfomada görülmez. Menopoz, enfeksiyonlar, tiroid hastalıkları, bazı ilaçlar, stres ve uyku bozuklukları da gece terlemesine neden olabilir.
Lenfoma ateşe neden olabilir. Özellikle açıklanamayan ve tekrarlayan ateş, gece terlemesi ve istemsiz kilo kaybı birlikte görüldüğünde değerlendirme önem kazanır.
Ancak ateşin en yaygın nedenleri arasında enfeksiyonlar bulunur. Bu nedenle yalnızca ateş görülmesi lenfoma anlamına gelmez.
Lenfomada açıklanamayan kilo kaybı görülebilir.
Özellikle kişinin diyet veya egzersiz alışkanlıklarında değişiklik olmamasına rağmen belirgin kilo kaybetmesi; ateş ve yoğun gece terlemesiyle birlikteyse doktor tarafından değerlendirilmelidir.
Lenfomada ateş, gece terlemesi ve açıklanamayan kilo kaybı birlikte görüldüğünde B belirtileri olarak adlandırılır.
Lenfoma göğüs kafesi içindeki lenf bezlerini veya akciğer çevresindeki yapıları etkilediğinde öksürük, göğüste baskı ve nefes darlığı gibi belirtilere neden olabilir.
Özellikle mediastinal lenf nodlarının büyümesi bazı kişilerde solunumla ilişkili yakınmalara yol açabilir.
Ancak öksürük ve nefes darlığının çok sayıda nedeni bulunduğundan bu belirtiler tek başına lenfomayı göstermez.
Bazı lenfoma türleri doğrudan cildi tutabilir. Bunlara kutanöz lenfomalar adı verilir.
Cilt lenfomalarında:
gibi bulgular görülebilir.
Özellikle uzun süre geçmeyen, tedavilere yanıt vermeyen veya giderek değişen cilt lezyonlarında dermatoloji değerlendirmesi gerekebilir.
Lenfoma kaşıntısı, özellikle Hodgkin lenfomada görülebilen belirtilerden biridir. Vücudun farklı bölgelerinde yaygın veya belirgin kaşıntı şeklinde ortaya çıkabilir ve her zaman gözle görülür bir cilt lezyonuyla birlikte olmayabilir.
Hodgkin lenfomada kaşıntının özellikle banyo sonrasında veya alkol tüketimiyle belirginleşebileceği bildirilmiştir.
Bununla birlikte kaşıntının çok sayıda dermatolojik, alerjik, metabolik ve sistemik nedeni bulunur. Tek başına kaşıntı lenfoma tanısı koydurmaz.
Lenfomanın en bilinen belirtilerinden biri lenf düğümlerindeki büyümedir. Lenfoma şüphesinde özellikle ağrısız, giderek büyüyen ve uzun süre devam eden lenf bezi şişlikleri dikkat çekebilir.
Şişlik:
Ancak büyümüş her lenf bezi lenfoma anlamına gelmez. Enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi hastalıkları ve başka birçok durum lenf bezlerinin geçici olarak büyümesine neden olabilir.
Lenfomalar temel olarak iki ana gruba ayrılır:
Hodgkin lenfomanın klasik Hodgkin lenfoma ve nodüler lenfosit predominant Hodgkin lenfoma olmak üzere temel grupları bulunur. Klasik Hodgkin lenfoma içinde nodüler sklerozan, mikst sellüler, lenfositten zengin ve lenfositten fakir alt tipler bulunur. Non-Hodgkin lenfomalar ise B hücreli, T hücreli ve NK hücreli çok sayıda farklı alt tipe ayrılır.
Hodgkin lenfoma, lenfatik sistemde gelişen ve özellikle Reed-Sternberg hücrelerinin varlığıyla tanımlanan bir lenfoma türüdür. En sık boyun ve göğüs bölgesindeki lenf nodlarında ortaya çıkabilir.
Hodgkin lenfomada ağrısız lenf bezi büyümesi, ateş, yoğun gece terlemesi, kilo kaybı, kaşıntı ve halsizlik görülebilir.
Hodgkin lenfoma, günümüzde tedavi seçenekleri bulunan ve özellikle erken evrede tedavi başarısının yüksek olabildiği lenfoma türlerinden biridir.
Klasik Hodgkin lenfoma, Hodgkin lenfomanın en sık görülen grubudur.
Klasik Hodgkin lenfomanın başlıca alt tipleri:
Non-Hodgkin lenfoma, Hodgkin lenfoma dışında kalan çok geniş bir lenfoma grubudur. B hücreli, T hücreli ve NK hücreli farklı alt tipleri içerir.
Non-Hodgkin lenfomaların bazıları yavaş ilerlerken bazıları hızlı veya agresif seyredebilir. Bu nedenle “non-Hodgkin lenfoma” ifadesi tek başına hastalığın davranışı veya tedavisi hakkında yeterli bilgi vermez.
Non-Hodgkin lenfomanın belirtileri arasında lenf bezi büyümesi, ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, halsizlik, kaşıntı ve tutulan bölgeye bağlı ağrı veya başka organ belirtileri bulunabilir.
Lenfomalar köken aldıkları lenfosit türüne göre de sınıflandırılır.
B hücreli lenfomalar, B lenfositlerinden gelişir ve non-Hodgkin lenfomaların önemli bir bölümünü oluşturur.
T hücreli ve NK hücreli lenfomalar ise T lenfositleri veya doğal öldürücü (NK) hücrelerle ilişkili daha farklı lenfoma gruplarıdır.
Alt tipin belirlenmesi tedavi planı açısından son derece önemlidir.
Diffüz büyük B hücreli lenfoma (DLBCL), B hücrelerinden gelişen ve hızlı büyüyebilen bir non-Hodgkin lenfoma türüdür.
DLBCL'nin tedavisinde hastalığın alt tipi, evresi, kişinin genel sağlık durumu ve tümörün biyolojik özellikleri dikkate alınır. Tanı için biyopsi materyalinin ayrıntılı patolojik ve moleküler değerlendirmesi önem taşır.
Bazı DLBCL olgularında MYC, BCL2 ve BCL6 gibi biyolojik özelliklerin değerlendirilmesi tedavi planlamasında önem kazanabilir.
Foliküler lenfoma, çoğunlukla B hücrelerinden gelişen ve birçok olguda daha yavaş seyreden bir non-Hodgkin lenfoma türüdür.
Foliküler lenfoma farklı derecelere ve klinik özelliklere sahip olabilir. Hastalığın seyri kişiden kişiye değişebilir ve tedavi gereksinimi hastalığın evresi, belirtileri ve tümör yükü gibi faktörlere göre belirlenir.
Mantle hücreli lenfoma, B hücrelerinden gelişen bir non-Hodgkin lenfoma türüdür. Bazı olgularda hastalık daha hızlı ilerleyebilir.
Tanıda patolojik incelemeye ek olarak hücrelerin belirli moleküler ve immünolojik özellikleri araştırılabilir. Mantle hücreli lenfomanın tedavisi hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve hastalığın özelliklerine göre planlanır.
MALT lenfoma, mukoza ile ilişkili lenfoid dokudan gelişen bir marjinal zon B hücreli lenfoma türüdür.
Mide, MALT lenfomanın sık görüldüğü bölgelerden biridir. Bazı mide MALT lenfomaları Helicobacter pylori enfeksiyonu ile ilişkili olabilir.
MALT lenfomanın tedavisi hastalığın bulunduğu bölgeye, evresine ve biyolojik özelliklerine göre değişir.
Burkitt lenfoma, hızlı büyüyen bir B hücreli non-Hodgkin lenfoma türüdür.
Burkitt lenfomada hastalık kısa sürede ilerleyebileceğinden hızlı tanı ve uygun tedavi planlaması önemlidir. Bazı Burkitt lenfoma türlerinde Epstein-Barr virüsü ile ilişki bulunabilir.
T hücreli lenfomalar, T lenfositlerinden gelişen farklı non-Hodgkin lenfoma alt tiplerinin genel adıdır.
Periferik T hücreli lenfoma, anaplastik büyük hücreli lenfoma, kutanöz T hücreli lenfomalar ve diğer bazı nadir alt tipler bu grupta yer alabilir.
T hücreli lenfomaların klinik davranışları ve tedavileri birbirinden farklı olduğundan kesin alt tipin patolojik olarak belirlenmesi önemlidir.
Lenfoma tanısı konulduktan sonra hastalığın vücutta ne kadar yayıldığının belirlenmesi için evreleme yapılır.
Genel olarak lenfomalarda dört temel evre kullanılır:
Evreleme, lenfomanın türüne göre farklı ayrıntılar içerebilir. PET/BT, BT, biyopsi, kan testleri ve bazı durumlarda kemik iliği incelemesi evrelemede kullanılabilir.
1. evre lenfoma, hastalığın sınırlı bir bölgede bulunduğu erken evrelerden biridir.
Tedavi yaklaşımı lenfomanın türüne göre değişir. Hodgkin lenfoma ile düşük dereceli bir non-Hodgkin lenfomanın 1. evredeki tedavi yaklaşımı aynı olmayabilir.
2. evre lenfoma, aynı diyafram tarafında birden fazla lenf nodu bölgesinin tutulduğu durumları ifade edebilir.
Ancak evre değerlendirmesinde yalnızca lenf nodlarının sayısı değil, tutulumun yeri, tümörün büyüklüğü ve lenfoma alt tipi gibi faktörler de dikkate alınır.
3. evre lenfoma, genellikle diyaframın hem üst hem de alt tarafındaki lenf nodlarının tutulduğu ileri evre hastalığı ifade eder.
3. evre lenfoma, tek başına hastalığın tedavi edilemeyeceği anlamına gelmez. Tedavi ve hastalığın seyri lenfomanın alt tipine ve diğer prognostik özelliklere göre değişir.
4. evre lenfoma, hastalığın lenfatik sistemin dışındaki organlara veya kemik iliği gibi yapılara yaygın şekilde ulaşabildiği evredir.
4. evre ifadesi tek başına hastanın yaşam süresini belirlemez. Lenfomanın türü, büyüme hızı, biyolojik özellikleri, tedaviye verdiği yanıt ve kişinin genel sağlık durumu gibi birçok faktör prognozu etkiler.
4. evre lenfoma ciddi bir hastalık tablosunu ifade eder ancak 4. evre tanısı otomatik olarak ölümcül bir hastalık anlamına gelmez.
Lenfomalar birbirinden çok farklı davranış gösterir. Bazı ileri evre lenfomalar tedaviye iyi yanıt verebilirken bazı agresif veya tedaviye dirençli alt tiplerde daha yoğun tedaviler gerekebilir.
Bu nedenle “4. evre lenfoma hastası kaç yıl yaşar?” sorusuna tüm hastalar için geçerli tek bir süre vermek doğru değildir.
Lenfoma yaşam süresi, yalnızca evreye bakılarak belirlenemez.
Prognozu etkileyebilecek faktörler arasında:
bulunur.
Bu nedenle lenfoma ölüm oranı, lenfoma yaşam süresi veya kurtulma oranı araştırılırken mutlaka belirli bir lenfoma alt tipi ve hasta grubu üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.
Lenfomada kan testlerinde farklı değişiklikler görülebilir ancak belirli bir “lenfoma kan değeri” bulunmaz.
Doktorun değerlendirebileceği testler arasında:
bulunabilir.
LDH yüksekliği, bazı lenfomalarda hastalık yükü veya biyolojik davranış hakkında bilgi sağlayabilir ancak LDH yüksekliği tek başına lenfoma anlamına gelmez.
Beta-2 mikroglobulin, bazı lenfoma ve hematolojik hastalıklarda hastalık yükü ve prognoz değerlendirmesine yardımcı olabilecek laboratuvar göstergelerinden biridir.
Ancak beta-2 mikroglobulin yüksekliği tek başına lenfoma tanısı koydurmaz. Böbrek fonksiyonları ve başka hastalıklar da bu değeri etkileyebilir.
Lenfoma teşhisi, öykü ve fizik muayenenin ardından gerekli görüntüleme ve patolojik incelemelerin birlikte değerlendirilmesiyle konur.
Tanı sürecinde:
kullanılabilir.
Lenfoma şüphesinde kullanılabilecek testler hastanın belirtilerine göre belirlenir.
Kan testleri ve görüntüleme yöntemleri önemli bilgiler sağlasa da kesin tanıda biyopsi çoğu lenfoma için temel incelemelerden biridir.
Lenfoma şüphesi bulunan lenf nodundan veya tutulan dokudan örnek alınarak biyopsi yapılabilir.
Mümkün olduğunda lenf nodunun tamamının veya yeterli miktarda dokunun incelenmesine olanak sağlayan biyopsi yöntemleri tercih edilebilir. Bazı durumlarda iğne biyopsisi veya görüntüleme eşliğinde biyopsi kullanılabilir.
Alınan doku patolog tarafından mikroskop altında incelenir. İmmünohistokimya, akım sitometrisi ve gerektiğinde moleküler testlerle lenfomanın alt tipi belirlenebilir.
Ultrasonografi, özellikle vücudun yüzeyine yakın lenf bezlerinin değerlendirilmesinde kullanılabilir. Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesindeki büyümüş lenf nodlarının boyutu ve bazı yapısal özellikleri ultrasonla incelenebilir.
Ancak ultrason tek başına lenfoma tanısı koydurmaz. Şüpheli bir lenf nodu bulunduğunda kesin tanı için biyopsi gerekebilir. Ultrason aynı zamanda bazı biyopsi işlemlerine rehberlik etmek amacıyla da kullanılabilir.
PET/BT, lenfomanın yayılımını değerlendirmede ve tedaviye yanıtı takip etmede önemli görüntüleme yöntemlerinden biridir.
PET, metabolik olarak aktif bölgeleri göstermeye yardımcı olurken BT anatomik yapıların daha ayrıntılı görüntülenmesini sağlar. Bu iki yöntemin birlikte kullanılması lenfomanın vücuttaki yayılımının değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Ancak PET/BT'de şüpheli bir alan görülmesi tek başına kesin lenfoma tanısı anlamına gelmez. Enfeksiyon ve inflamasyon gibi durumlar da PET'te artmış aktivite gösterebilir. Kesin tanı için uygun durumda biyopsi gerekir.
Lenfoma kan tahlilinde kesin olarak belli olmaz.
Tam kan sayımı, biyokimya testleri, LDH ve diğer bazı kan değerleri lenfoma hakkında bilgi sağlayabilir veya hastalığın vücudu nasıl etkilediğine dair ipuçları verebilir. Ancak normal kan değerleri lenfomayı kesin olarak dışlamaz.
Lenfoma tanısının doğrulanmasında çoğu durumda biyopsi temel yöntemdir.
Lenfomanın erken tanınması, hastalığın doğru alt tipinin belirlenmesi ve uygun tedavinin zamanında başlanması açısından önemlidir.
Özellikle açıklanamayan ve giderek büyüyen lenf nodları, uzun süren ateş, yoğun gece terlemesi, istemsiz kilo kaybı veya sürekli halsizlik gibi belirtilerin uzun süre göz ardı edilmemesi gerekir.
Ancak bu belirtilerin görülmesi kesin olarak lenfoma olduğu anlamına gelmez. Tanı için gerekli incelemelerin yapılması gerekir.
Lenfomanın komplikasyonları hastalığın türüne, yayılımına ve tedavi sürecine göre değişebilir.
Olası komplikasyonlar arasında:
bulunabilir.
Lenfoma bazı hastalarda kemik iliğini tutabilir. Kemik iliği tutulumu, kan hücrelerinin üretimini etkileyerek kansızlık, trombosit düşüklüğü veya diğer kan sayımı değişikliklerine neden olabilir.
Kemik iliği değerlendirmesinin gerekli olup olmadığı lenfomanın türüne, evresine ve kullanılan görüntüleme yöntemlerinin sonuçlarına göre belirlenir.
Lenfoma tedavisinde hastalığın özelliklerine göre farklı yöntemler kullanılabilir.
Bunlar arasında:
bulunabilir.
Hodgkin lenfomada kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler kullanılabilir. Nüks veya tedaviye dirençli hastalıkta farklı ilaçlar ve bazı durumlarda kök hücre nakli gündeme gelebilir.
Non-Hodgkin lenfomada tedavi, alt tipe göre çok daha geniş bir yelpazeye sahiptir.
Evet, Lenfoma tedavi edilebilir bir kanser grubudur. Ancak kullanılacak tedavi yöntemi lenfomanın türüne ve alt tipine göre önemli ölçüde değişir.
Hodgkin lenfoma ve bazı non-Hodgkin lenfoma türlerinde tedaviyle uzun süreli remisyon veya iyileşme mümkün olabilir. Bazı yavaş ilerleyen lenfomalarda ise hastalık uzun süre kontrol altında tutulabilir.
Tedavi kararı mutlaka lenfomanın kesin alt tipi belirlendikten sonra verilmelidir.
Lenfoma kemoterapisi, kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurmak veya ortadan kaldırmak amacıyla kullanılan ilaç tedavisidir.
Kemoterapinin türü ve süresi lenfomanın alt tipine, evresine, hastanın genel durumuna ve tedavi amacına göre belirlenir.
Bazı lenfomalarda kemoterapi tek başına, bazılarında ise immünoterapi veya hedefe yönelik ilaçlarla birlikte kullanılabilir.
Evet, bazı Hodgkin ve non-Hodgkin lenfoma türlerinde radyoterapi tedavinin bir parçası olabilir.
Radyoterapi özellikle hastalığın sınırlı bir bölgede bulunduğu bazı durumlarda veya tedavi sonrasında belirli bölgelerde kalan hastalıkların kontrolünde kullanılabilir.
Her lenfoma hastasına radyoterapi uygulanmaz.
Kök hücre nakli, belirli lenfoma türlerinde ve özellikle nüks eden veya tedaviye direnç gösteren bazı hastalıklarda tedavi seçeneklerinden biri olabilir.
Nakil öncesinde yüksek doz tedavi uygulanarak hastalığın kontrol altına alınması hedeflenir. Ardından kan yapıcı kök hücreler hastaya verilir.
Kök hücre naklinin gerekip gerekmediği; lenfomanın türü, tedaviye yanıtı, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve önceki tedaviler gibi birçok faktöre göre belirlenir.
Lenfoma tedavisi ne kadar sürer? sorusunun tüm hastalar için geçerli tek bir yanıtı yoktur.
Tedavi süresi:
göre değişebilir.
Bu nedenle “lenfoma tedavisi kaç ay sürer?” sorusuna ancak hastalığın kesin alt tipi ve tedavi planı belirlendikten sonra daha anlamlı bir yanıt verilebilir.
Bazı lenfoma tedavilerinde saç dökülmesi görülebilir. Ancak bu durum kullanılan ilaçlara ve tedavi protokolüne bağlıdır.
Kemoterapi sırasında saç kökleri etkilenebilir ve tedavi tamamlandıktan sonra saçlar yeniden çıkabilir. Her kemoterapi ilacının saç dökülmesine yol açma derecesi aynı değildir.
Lenfoma tedavisi sırasında yeterli ve dengeli beslenme, genel sağlık durumunun korunmasına yardımcı olabilir. Ancak lenfomayı tedavi eden özel bir diyet veya tek bir yiyecek bulunmaz.
Beslenmede:
önemlidir.
Kemoterapi sırasında bağışıklık sistemi baskılanabiliyorsa gıda güvenliği ve enfeksiyonlardan korunma konusunda doktor veya diyetisyen önerileri dikkate alınmalıdır.
Lenfoma hastalarının herkes için geçerli kesin bir “yasaklı yiyecekler” listesi bulunmaz.
Ancak tedavi sırasında:
enfeksiyon riskini artırabileceğinden dikkatli olunmalıdır.
Bitkisel ürünler ve takviyeler de doktor bilgisi olmadan kullanılmamalıdır. Bazı ürünler kanser ilaçlarıyla etkileşebilir.
Lenfomayı bitkisel tedaviyle ortadan kaldırdığı kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır.
Bitkisel ürünler veya takviyeler doktor tarafından verilen kanser tedavisinin yerine kullanılmamalıdır. Özellikle kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavi sırasında bazı bitkisel ürünler ilaçların etkisini değiştirebilir.
Bu nedenle herhangi bir bitkisel ürün kullanılmadan önce tedaviyi yürüten hekimle görüşülmesi gerekir.
Bazı lenfomalarda tedavi sonrasında nüks, yani hastalığın yeniden ortaya çıkması görülebilir. Nüks riski lenfomanın türüne, başlangıçtaki özelliklerine, uygulanan tedaviye ve tedaviye verilen yanıta göre değişir.
Nüks durumunda lenfomanın alt tipi ve daha önce uygulanan tedaviler yeniden değerlendirilerek yeni bir tedavi planı oluşturulabilir.
Lenfomanın nüks belirtileri ilk tanıdaki belirtilere benzeyebilir.
Bunlar arasında:
bulunabilir.
Ancak bu belirtiler enfeksiyonlar ve başka hastalıklarda da görülebilir. Daha önce lenfoma tedavisi görmüş kişilerde yeni ve kalıcı belirtiler ortaya çıktığında takip eden hekimle görüşülmelidir.
Lenfoma ciddi bir kanser grubudur ancak tüm lenfomaların ölümcül olduğu söylenemez.
Lenfomaların çok farklı alt tipleri vardır. Bazı türler yavaş ilerler ve uzun yıllar kontrol altında tutulabilir. Bazı agresif lenfomalar ise hızlı ilerleyebilir ancak uygun tedaviyle önemli ölçüde tedavi edilebilir.
Bu nedenle “lenfoma öldürür mü?” sorusuna verilecek yanıt, hastalığın kesin alt tipi, evresi ve tedaviye yanıtı bilinmeden belirlenemez.
Hayır, Lenfoma bulaşıcı bir hastalık değildir.
Bazı lenfoma türlerinin gelişiminde Epstein-Barr virüsü veya başka enfeksiyonlarla ilişkiler bulunabilir. Ancak lenfomanın kendisi kişiden kişiye bulaşmaz.
Lenfoma ve lösemi, kan ve bağışıklık sistemiyle ilişkili kanserlerdir ancak aynı hastalık değildir.
Lenfoma, çoğunlukla lenfatik sistemdeki lenfositlerden gelişir ve lenf nodlarında veya lenfatik dokularda belirginleşebilir.
Lösemi ise esas olarak kemik iliğinde kan yapıcı hücrelerin anormal çoğalmasıyla ilişkilidir ve kan hücrelerinin üretimini etkileyebilir.
Bazı lenfoma türleri kemik iliğini tutabileceği için iki hastalık arasında klinik açıdan bazı benzerlikler görülebilir.
Lenfoma şüphesinde genellikle Hematoloji ve gerektiğinde Tıbbi Onkoloji uzmanları tarafından değerlendirme yapılır.
Boyun, koltuk altı veya kasıkta uzun süre geçmeyen lenf bezi büyümesi gibi bir şikâyetle önce İç Hastalıkları veya ilgili başka bir uzmanlık alanına başvurulması da mümkündür. Muayene sonrasında gerekli görülürse Hematolojiye yönlendirme yapılabilir.
Tanı kesinleştikten sonra hastanın tedavisi hematoloji ve onkoloji başta olmak üzere gerekli uzmanlıkların yer aldığı multidisipliner ekip tarafından planlanabilir.
Aşağıdaki durumlarda doktor değerlendirmesi önemlidir:
Lenfoma şüphesinde doğru tanının konulması için hastanın şikâyetleri, fizik muayene bulguları, kan testleri, görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde biyopsi sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
A Life Sağlık Grubu'nda lenfoma değerlendirmesi, hastalığın türü ve kapsamına göre ilgili uzmanlık alanları tarafından planlanabilir. Tanı sonrasında lenfomanın alt tipi ve evresi belirlenerek kişiye uygun tedavi seçenekleri değerlendirilir.
Özellikle uzun süren veya giderek büyüyen lenf bezi şişlikleri, açıklanamayan kilo kaybı, yoğun gece terlemesi, tekrarlayan ateş veya sürekli halsizlik gibi belirtiler varsa tıbbi değerlendirme önemlidir.
Lenfoma çok farklı alt tipleri bulunan bir hastalık grubudur. Bu nedenle tanı veya tedavi hakkında karar verirken yalnızca tek bir belirtiye, kan değerine veya görüntüleme sonucuna göre değerlendirme yapılmamalıdır.
Bu belirtiler lenfomaya özgü değildir ancak özellikle kalıcı olduklarında tıbbi değerlendirme gerektirir.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Kan tahlilleri lenfoma hakkında ipuçları sağlayabilir ancak tek başına lenfoma tanısı koydurmaz. Kesin tanı çoğu durumda biyopsi ile konur.
Evet, boyundaki ağrısız ve kalıcı lenf nodu büyümeleri lenfomada görülebilir. Ancak enfeksiyonlar da boyunda çok daha sık lenf bezi şişmesine neden olabilir.
Evet, özellikle Hodgkin lenfomada kaşıntı görülebilir. Ancak kaşıntının çok sayıda başka nedeni vardır.
Evet, özellikle yoğun ve tekrarlayan gece terlemesi lenfomada görülebilen belirtilerden biridir. Ancak gece terlemesi tek başına lenfoma anlamına gelmez.
Lenfoma bazı kişilerde ağrıya neden olabilir. Ağrı, hastalığın bulunduğu bölgeye veya organ tutulumuna göre değişebilir. Bununla birlikte birçok lenfoma başlangıçta ağrısız lenf nodu büyümesiyle fark edilir.
Bazı lenfoma türleri tamamen tedavi edilebilirken bazı türlerde hastalık uzun süre kontrol altında tutulabilir. Tedavi başarısı lenfomanın alt tipine, evresine ve tedaviye verdiği yanıta göre değişir.
Evet, 4. evre lenfoma için de tedavi seçenekleri bulunabilir. Ancak tedavi yaklaşımı lenfomanın türüne ve biyolojik özelliklerine göre belirlenir.
Lenfoma çoğunlukla yalnızca ameliyatla tedavi edilen bir kanser değildir. Cerrahi daha çok biyopsi almak veya bazı özel durumlarda komplikasyonları yönetmek amacıyla kullanılabilir. Temel tedavi yaklaşımı lenfomanın türüne göre ilaç tedavileri, immünoterapi, hedefe yönelik tedavi ve bazı durumlarda radyoterapi veya kök hücre naklini içerebilir.
Lenfoma tedavisi sırasında yeterli protein, enerji, vitamin ve mineral içeren dengeli bir beslenme önemlidir. Beslenme planı kişinin tedavisine, yan etkilerine ve genel sağlık durumuna göre doktor veya diyetisyen tarafından kişiselleştirilebilir.
Hayır. Lenfoma bulaşıcı değildir. Bazı lenfoma türlerinin gelişiminde Epstein-Barr virüsü veya başka enfeksiyonlarla ilişkiler bulunabilir. Ancak lenfomanın kendisi kişiden kişiye bulaşmaz.
Lenfoma şüphesinde ve tanı sonrasında temel uzmanlık alanlarından biri Hematolojidir. Tedavi planında Tıbbi Onkoloji ve gerektiğinde diğer uzmanlık alanları da yer alabilir.
Tedavi süresi lenfomanın türüne, evresine, kullanılan tedaviye ve tedaviye verilen yanıta göre değişir. Bu nedenle tüm hastalar için geçerli tek bir tedavi süresi bulunmaz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Randevu ve sağlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için size en uygun iletişim kanalını seçebilirsiniz.