Sara hastalığı, beyinde yer alan sinir hücrelerinin (nöronların) aniden, aşırı ve kontrolsüz bir şekilde elektriksel deşarj yapması sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle seyreden kronik nörolojik bir rahatsızlıktır. Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen bu tablonun tıp literatüründeki resmi adı epilepsi olarak tanımlanır.
Tıbbi olarak tek bir nöbet atağı geçirmek kişiye sara tanısı koymak için yeterli değildir. Bir bireyde sara hastalığının varlığından söz edebilmek için, ateş veya kan şekeri düşüklüğü gibi geçici bir nedene bağlı olmaksızın en az iki nöbetin minimum 24 saat arayla tekrarlaması gerekir. Beynin elektriksel haritasında aniden beliren bu senkronize olmayan patlamalar; hastanın bilincinde anlık kapanmalara, bedeninde kontrolsüz kasılmalara, duyusal yanılsamalara veya ritmik sıçramalara yol açar.
Sara hastalığı, beynin normal nöronal iletim mekanizmasını ve iyon kanallarının hassas dengesini bozan çok sayıda farklı etken nedeniyle ortaya çıkar. Hastalık anne karnındaki bebeklik evresinden ileri yaşlılık dönemine kadar her yaşta aniden belirebilir; özellikle çocukluk döneminde ve 65 yaş üzeri bireylerde görülme sıklığı belirgin şekilde artar.
Beyinde epileptik bir odak oluşturarak sara hastalığına yol açan ve yetişkinlikte sonradan gelişebilen temel tıbbi nedenler şunlardır:
Doğum Sırası Travmalar ve Oksijensiz Kalma: Bebeklerin doğum kanalında uzun süre kalması veya kordon dolanması sonucu beynin oksijensiz kalması (neonatal asfiksi), nöronal dokuda kalıcı zedelenme bırakır.
Kafa Travmaları ve Doku Zedelenmeleri: Trafik kazaları, sert darbeler veya yüksekten düşmeler sonucu beyin dokusunda oluşan skar (nedbe) dokusu, yıllar sonra anormal elektrik üreten bir merkez haline gelebilir.
Serebrovasküler Olaylar (İnme ve Felç): İleri yaşta beyin damarlarının tıkanması veya kanaması, dokunun kanlanmasını bozarak yetişkinlikte sonradan gelişen sara vakalarının en birincil nedenini oluşturur.
Geçirilmiş Merkezi Sinir Sistemi Enfeksiyonları: Menenjit (beyin zarı iltihabı) veya ensefalit (beyin dokusu iltihabı) gibi ağır enfeksiyonlar sonrasında nöronların elektrik iletim hatları kalıcı hasar görebilir.
Beyin Tümörleri ve Kitleler: Kötü veya iyi huylu tümöral yapılar, etraflarındaki sağlıklı beyin dokusuna bası uygulayarak nöbet merkezleri yaratabilir.
Gelişimsel Anomaliler: Beyin korteksinin anne karnındaki oluşumu esnasında meydana gelen yapısal bozukluklar (kortikal displazi).
Sara hastalığı kişiden kişiye dokunmayla, kanla, tükürükle, solunum yoluyla veya ortak eşya kullanımıyla KESİNLİKLE bulaşan bir hastalık değildir. Bununla birlikte sara, doğrudan tek bir genin aktarılmasıyla ebeveynden çocuğa geçen basit bir kalıtsal rahatsızlık olmasa da, bireylerin nöbet geçirme eşiğinin ailesel olarak düşük belirlenmesinde genetik faktörler rol oynar.
Ailesinde sara öyküsü bulunan bireylerin beyin hücreleri dış etkenlere karşı daha hassas olabilir; bu durum nöbet eşiğini düşürerek nöbetlerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Çocukluk çağı absans epilepsisi gibi bazı özel sendromlarda belirgin genetik yatkınlıklar veya iyon kanalı mutasyonları tespit edilmiştir. Ancak vakaların yarısından fazlasında belirlenebilen bir genetik mutasyon bulunmaz; dolayısıyla ailede sara olması doğacak her çocukta bu hastalığın görüleceği anlamına gelmez.
Sara nöbetlerini aniden başlatan faktörler, beynin nöronal nöbet eşiğini doğrudan düşürerek düzenli antiepileptik ilaç kullanan hastalarda dahi beklenmedik krizlere yol açabilen iç ve dış etkenlerdir. Tedavi sürecindeki bir hastanın nöbet kontrolünü tam sağlayabilmesi için bu tetikleyici uyaranları hassasiyetle tanıması şarttır.
Sara nöbetlerini en sık tetikleyen klinik faktörler şunlardır:
Uzun Süreli Uykusuzluk ve Yorgunluk: Uyku düzeninin bozulması beyin nöronlarının dinlenme fizyolojisini sekteye uğratan en güçlü nöbet tetikleyicisidir.
Antiepileptik İlaçların Aksatılması: İlaç dozlarının unutulması, saatlerinin kaydırılması veya ilacın aniden bırakılması kanda etken madde düzeyini düşürerek şiddetli nöbet dalgaları yaratır.
Aşırı Zihinsel ve Fiziksel Stres: Yüksek kortizol ve adrenalin salınımı beyindeki elektriksel aktivite dengesini kararsızlaştırır.
Stroboskopik ve Parlak Işıklar (Fotohassasiyet): Diskolar, televizyon/bilgisayar ekranındaki ani flaş patlamaları veya ağaç aralarından süzülen güneş ışıkları fotosensitif sara hastalarında nöbeti anında başlatabilir.
Alkol ve Madde Kullanımı: Alkol alımı esnasında veya alkolün vücuttan çekilme (yoksunluk) evresinde beyin hücreleri aşırı duyarlı hale gelir.
Yüksek Ateş ve Enfeksiyonlar: Vücut sıcaklığının yükselmesi nöronal iletim kanallarını kararsızlaştırır.
Uzun Süreli Açlık ve Kan Şekeri Düşüklüğü: Beynin ana enerji kaynağı olan glikozun yetersizliği hücresel iyon pompalarını bozar.
Sara hastalığı belirtileri, beynin elektrik deşarjının başladığı bölgeye ve bu uyarının yayılım hızına bağlı olarak hafif bir dalgınlıktan tüm bedeni kaplayan kasılmalara kadar geniş bir yelpazede ortaya çıkar. Nöbet esnasında hastanın kontrolü dışında gelişen en belirgin klinik semptomlar; gözlerin tek bir noktaya sabitlenmesi veya yukarı kayması, çene kilitlenmesi ve dişlerin birbirine kenetlenmesidir.
Hastalığın klasik kasılmalı (tonik-klonik) nöbet evrelerinde gözlemlenen temel semptomlar şunlardır:
Ani Bilinç Kaybı ve Yere Düşme: Hasta nöbet başlarken aniden bilincini kaybederek yere yığılır.
Vücutta Şiddetli Kasılma ve Titreme: Önce tüm beden kaskatı kesilir (tonik evre), ardından kollarda ve bacaklarda ritmik atma ve çırpınma hareketleri başlar (klonik evre).
Solunum Düzensizliği ve Ağızdan Köpük Gelmesi: Kasların kasılmasına bağlı olarak solunum geçici olarak durabilir, dudaklarda morarma görülebilir ve tükürük salgısının artmasıyla ağızdan köpük gelebilir.
Dilde Isırma ve İdrar Kaçırma: Mesane kaslarının gevşemesi sonucu kontrolsüz idrar kaçırma yaşanabilir ve çene kasılmasıyla dil yandan ısırılabilir.
Nöbet Sonrası Kafa Karışıklığı (Post-İktal Evre): Kasılmalar bittiğinde hasta derin bir uyku haline geçer, kendine geldiğinde ise şiddetli baş ağrısı, kas yorgunluğu ve belirgin bir oryantasyon bozukluğu (kafa karışıklığı) yaşar.
Bebeklik ve çocukluk dönemindeki sara hastalığı belirtileri, sinir sisteminin henüz gelişim aşamasında olması nedeniyle yetişkinlerdeki klasik kasılmalı krizlerden oldukça farklı klinik sinyaller verir. Küçük yaş gruplarında nöbetler sıklıkla aileler tarafından basit bir gaz sancısı, irkilme, uyku hali veya dikkat eksikliği sanılarak gözden kaçırılabilir.
Yaş gruplarına göre bebeklerde ve çocuklarda görülen özel sara belirtileri şunlardır:
Bebeklerde (İnfantil Spazm): Süt çocukluğu döneminde kolların ve bacakların gövdeye doğru aniden katlanıp kapanması, kafa ve boyunun ritmik şekilde öne düşmesiyle karakterize hızlı sıçrama hareketleridir. Saniyeler süren bu spazmlar genellikle uykudan uyanırken arka arkaya tekrarlar.
Çocuklarda Dalma Nöbetleri (Absans Nöbetler): Okul çağındaki çocuklarda aniden oyun oynarken veya konuşurken başlayan, 5 ila 15 saniye süren boş bakışlardır. Çocuk tek bir noktaya dalar, seslenildiğinde hiçbir tepki vermez, göz kapaklarında hafif seyirme olabilir ve nöbet bittiğinde kaldığı cümleye veya işe hiçbir şey olmamış gibi devam eder.
Göz Kayması ve Aniden Yere Düşme: Çocuğun gözlerinin yukarı dikilmesi, çenesinin aniden kilitlenmesi veya kas tonusunun birden kaybolmasıyla patates çuvalı gibi yere yığılması (atonik nöbet) çocukluk çağı sara tablosunda sıklıkla gözlemlenir.
Sara hastalığı, hastanın klinik öyküsünü detaylıca inceleyen bir Nöroloji uzmanı tarafından yapılan kapsamlı tanısal tetkikler sonucunda anlaşılır. Hastalığın teşhisinde ilk ve en kritik adım, nöbet anını gören tanıklardan alınan detaylı hasta öyküsüdür (anamnez); nöbetin süresi, başlama şekli ve nöbet sonrası hastanın durumu tanıya yön verir.
Sara hastalığı teşhisinde kullanılan altın standart nörolojik yöntemler şunlardır:
Elektroensefalografi (EEG): Saçlı deriye yerleştirilen elektrotlar vasıtasıyla beynin elektriksel dalgalarını milisaniyelik hassasiyetle kaydeden temel tanı testidir. Beyindeki anormal elektriksel deşarjları, epileptik odakları ve odak tiplerini saptamada altın standart kabul edilir.
Kraniyal Manyetik Rezonans (MR Görüntüleme): Beyin dokusunun milimetrik yapısını inceleyen yüksek çözünürlüklü görüntüleme yöntemidir. Beyinde sara nöbetine yol açabilecek tümör, skar (nedbe) dokusu, damarsal yumak (arteriyovenöz malformasyon) veya doğumsal yapısal bozuklukları (kortikal displazi) net olarak ortaya koyar.
Kan ve Biyokimya Testleri: Nöbetin epilepsiye mi yoksa kan şekeri düşüklüğü, kalsiyum eksikliği, karaciğer/böbrek fonksiyon bozukluğu veya enfeksiyona mı bağlı olduğunu ayırt etmek için uygulanır.
Sara krizinde ilk yardımın temel amacı; nöbeti güç kullanarak durdurmaya çalışmak değil, hastanın solunum yolunu açık tutmak ve kasılmalar esnasında başını veya bedenini sert yerlere vurmasını engelleyerek fiziksel travmalardan korumaktır. Nöbetler genellikle 1-3 dakika içerisinde kendiliğinden sonlanır.
Sara nöbeti geçiren bir hastaya uygulanması gereken doğru ilk yardım adımları şunlardır:
Güvenli Alan Oluşturun: Hastayı derhal sivri mobilyalar, cam eşyalar veya merdiven kenarı gibi tehlikeli ortamlardan uzaklaştırarak düz bir zemine yatırın.
Başını Koruyun: Başının altına yumuşak bir ceket, yastık veya katlanmış kumaş koyarak yere vurmasını engelleyin.
Yan Yatış (Koma) Pozisyonu Verin: Hastayı nazikçe yan tarafa çevirin. Bu pozisyon, ağızda biriken tükürüğün dışarı akmasını sağlar ve dilin geriye kayarak soluk borusunu kapatmasını önler.
Giyim Eşyalarını Gevşetin: Yakayı, kravatı veya kemeri gevşeterek rahat nefes almasına yardımcı olun; gözlüğünü çıkarın.
Zamanı Takip Edin: Nöbetin başlama süresini tutun. Nöbet 5 dakikayı geçerse derhal 112 Acil Servis'i arayın.
HAYATİ UYARI: NÖBET ANINDA YAPILMAMASI GEREKEN TEHLİKELİ HATALAR
Sara nöbeti geçiren hastanın kilitlenen çenesini zorla açmaya çalışmak, dişlerin arasına kaşık, parmak, tahta veya sert cisimler sokmak KESİNLİKLE HAYATİ BİR HATADIR! Dili dışarı çekmeye çalışmak soluk borusunun tamamen tıkanmasına veya çene kırıklarına yol açabilir. Hastaya soğan, kolonya, alkol koklatmak veya yüzüne su dökmek uyarılma refleksini bozarak akciğerlere sıvı kaçmasına (aspirasyon) neden olur. Kasılmakta olan kol ve bacakları zorla bastırarak durdurmaya çalışmak kemik kırıklarına ve kas yırtılmalarına sebep olur. Nöbet esnasında veya hasta kendine gelmeden ağızdan su veya ilaç verilmemelidir.
Sara nöbeti anında çevredeki kişilerin uygulaması gereken doğru ilk yardım adımları ile kesinlikle kaçınılması gereken tehlikeli hatalar aşağıdaki rehber tabloda özetlenmiştir:
Sara hastalığı, günümüz modern tıp olanakları ve doğru planlanan nörolojik tedavi protokolleri sayesinde yüzde 70 ila 80 oranında tamamen kontrol altına alınabilen ve hastanın nöbetsiz bir yaşam sürmesini sağlayan tedavi edilebilir bir hastalıktır. Çocukluk çağında başlayan bazı sara türleri yaş ilerledikçe tamamen gerileyip yok olabileceği gibi, yetişkinlikte başlayan vakalar da düzenli ilaç kullanımıyla uzun yıllar boyunca hiçbir nöbet tekrarlamadan kontrol altında tutulabilir.
Hastalığın tedavisindeki temel ilke, beynin anormal elektriksel aktivitesini baskılamak ve nöbet eşiğini yükseltmektir. Tedavi süreci hastanın yaşına, nöbet tipine, beyin MR bulgularına ve genel sağlık durumuna göre Nöroloji uzmanı tarafından kişiselleştirilerek yürütülür.
Sara hastalığı tedavisinde birinci basamak ve en etkili yöntem antiepileptik (nöbet önleyici) ilaç tedavisidir. Bu medikal ajanlar, beyin nöronlarındaki iyon kanallarını ve nörotransmitter dengesini düzenleyerek hücrelerin aşırı elektriksel deşarj yapmasını ve nöbet uyarısının beynin diğer alanlarına yayılmasını engeller.
Sara hastalığı ilaçlarının kullanımı ve tedavi disiplini şu kritik kurallara dayanır:
Aksatılmayan Doz Saatleri: Sara ilaçları anlık krizleri kesmek için değil, kanda sürekli belirli bir etken madde seviyesini koruyarak nöbetin gelmesini engellemek için kullanılır. Bu nedenle doz saatlerinin dakik biçimde takip edilmesi hayati önem taşır.
Kesintisiz Tedavi Süreci: İlaçların aniden bırakılması veya dozların unutulması, kanda ilaç seviyesinin hızla düşmesine ve çok daha şiddetli, durdurulması zor nöbet dalgalarının (Status Epilepticus) tetiklenmesine yol açar.
Kişiselleştirilmiş İlaç Seçimi: Medikal estetikte veya genel tıpta olduğu gibi sara hastalığında da "en iyi ilaç" şeklinde tek bir kavram bulunmaz. Hekim, hastanın fokal ya da jeneralize nöbet türüne göre en uygun etken maddeyi belirler.
Düzenli Rutin Kontroller: Kronik antiepileptik kullanımında organ fonksiyonlarını ve kan değerlerini korumak adına periyodik karaciğer, böbrek ve kan tablosu testlerinin yapılması gerekir.
En az iki uygun antiepileptik ilacın yeterli dozda ve sürede kombine kullanılmasına rağmen nöbetleri kontrol altına alınamayan hastalar "Dirençli Sara" olarak tanımlanır. Bu hasta grubunda cerrahi ve nöromodülasyon seçenekleri devreye girerek yüksek başarı oranları sağlar.
Dirençli sara vakalarında uygulanan ileri tedavi yöntemleri şunlardır:
Cerrahi Odak Rezeksiyonu (Sara Ameliyatı): Nöronavigasyon, gelişmiş MR ve intraoperatif EEG yöntemleriyle beynin nöbet üreten odak noktası (tümör, kist, gelişimsel bozukluk veya skar dokusu) hassas biçimde haritalandırılır. Beynin konuşma, görme ve hareket merkezlerine zarar vermeden bu elektriksel bozukluk odağı cerrahi olarak çıkarılır. Başarılı ameliyatlar sonrasında hastaların büyük kısmında tam nöbetsizlik elde edilir.
Vagus Sinir Stimülasyonu (VNS - Sara Pili): Göğüs bölgesine cilt altına yerleştirilen küçük bir pil ünitesinden boyundaki vagus sinirine düzenli aralıklarla mikro-elektriksel uyarılar gönderilmesi yöntemidir. Bu uyarılar beyin sapı üzerinden beyin korteksine ulaşarak anormal nöronal patlamaları baskılar ve nöbet sıklığını ile şiddetini belirgin şekilde azaltır.
Ketojenik Diyet Tedavisi: Özellikle çocukluk çağı dirençli sara hastalarında uzman tıp hekimleri ve diyetisyenler kontrolünde uygulanan yüksek yağ, düşük karbonhidrat içerikli özel beslenme protokolüdür. Vücudun enerji kaynağı olarak keton cisimciklerini kullanması beynin nöbet eşiğini yükseltir.
Sara hastalığı, hücresel düzeyde doğrudan doku yıkımına veya organ yetmezliğine yol açan ölümcül bir tablo değildir. Doğru antiepileptik ilaç tedavisi altında nöbetleri kontrol altına alınan sara hastaları, sağlıklı bireylerle tamamen aynı yaşam beklentisine ve hayat kalitesine sahip olarak yaşamlarını sürdürürler.
Buna karşın nöbet yönetimi aksatıldığında ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadığında hayati riskler ortaya çıkabilir. Sara hastalığında hayati tehlike, hastalığın doğrudan biyolojik yapısından ziyade nöbet esnasında gelişebilecek ikincil fiziki kazalardan kaynaklanır. Nöbet sırasında bilincin aniden kaybolmasıyla suda boğulma (özellikle banyoda küvette veya denizde), yüksekten düşme, trafik kazaları, kafa travmaları ve yanıklar en temel risk faktörleridir. Bunların yanı sıra tıp literatüründe SUDEP (Epilepside Ani Beklenmedik Ölüm) olarak adlandırılan ve genellikle ilaçlarını düzensiz kullanan, dirençli gece nöbetleri geçiren hastalarda görülen son derece nadir bir tablo mevcuttur. Düzensiz ilaç kullanımı, nöbet esnasında solunum merkezinin ve kalp ritminin baskılanmasına zemin hazırlayarak SUDEP riskini artırır. Düzenli hekim takibi ve aksatılmayan ilaç protokolü bu tehlikeleri minimum seviyeye indirir.
Sara hastalığı, merkezi sinir sisteminin doğrudan elektriksel ve hücresel iletim mekanizmalarını kapsayan bir beyin rahatsızlığı olduğu için müracaat edilmesi gereken temel tıbbi birim Nöroloji polikliniğidir.
Hastaların yaş grubuna göre müracaat etmesi gereken doğru uzmanlık alanları şu şekildedir:
Yetişkin Hastalar (18 Yaş ve Üzeri): Beyin elektriksel aktivitesinin haritalandırılmasını (EEG), kraniyal MR görüntülemelerini ve antiepileptik ilaç protokollerini yöneten Nöroloji uzmanlarına başvurmalıdır.
Bebek ve Çocuk Hastalar (0-18 Yaş Arası): Gelişmekte olan çocuk beyninin nörolojik süreçlerine, çocukluk çağı nöbet sendromlarına (absans, infantil spazm vb.) odağını veren Çocuk Nörolojisi (Pediatrik Nöroloji) uzmanlarına başvurmalıdır.
Sara hastalığı şüphesi taşıyan veya mevcut sara tanısıyla takip edilen bireylerde aşağıdaki acil klinik durumlar gözlemlendiğinde hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Servis çağrılmalı ve en yakın Nöroloji kliniğine başvurulmalıdır:
5 Dakikayı Geçen Nöbetler: Nöbet süresinin 5 dakikayı aşması (Status Epilepticus denilen hayati tıbbi kriz riski).
Arka Arkaya Durmayan Nöbetler: Hastanın bilinci tam açılmadan ve kendine gelmeden ikinci veya üçüncü nöbetin başlaması.
Nöbet Sonrası Bilinç Kapalılığı: Nöbet bittiği halde hastanın solunum zorluğu çekmesi, uyanamaması veya uzun süre şuursuz kalması.
Gebelik (Hamilelik) Şüphesi veya Varlığı: Gebe sara hastalarında nöbet gelişmesi veya bebekte oksijensizlik riski oluşması.
Nöbet Anında Yaralanma: Nöbet esnasında düşmeye bağlı kafa travması, kemik kırığı, derin kesi veya ağız içi ağır yaralanma meydana gelmesi.
İlk Kez Nöbet Geçirilmesi: Hayatında daha önce hiç nöbet atağı yaşamamış bir bireyin aniden kasılma veya dalma nöbeti sergilemesi.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Sara hastalığı (epilepsi); merkezi sinir sistemindeki nöronal hücre gruplarının kontrolsüz, aniden ve masif elektriksel deşarjlar üretmesi sonucu gelişen kronik bir nörolojik patolojidir. Beyin korteksindeki senkronizasyon dengesi hücresel düzeyde kilitlenir. Bu durum geçici bilinç kayıplarına, motor kasılmalara, duyusal yanılsamalara ve sirkadiyen yaşam konforunu bozan nöbet krizlerine yol açar.
Sara hastalığı; doğum esnasında gelişen hipoksi (oksijensiz kalma) öykülerinden, kafa travmalarından, inme (strok) damar tıkanıklıklarından, beyin tümörlerinden veya menenjit gibi enfeksiyonlardan kaynaklanır. Genetik nöronal duyarlılıkların yanı sıra uykusuzluk, yoğun zihinsel stres, parlayan ışık reaktiviteleri ve alkol yoksunlukları sara nöbetlerini uyanışa geçiren birincil tetikleyicilerdir.
En karakteristik gösterge; aniden gelişen şuur kaybı, gövdede rijit kasılmalar, ağızdan köpük gelmesi, dil ısırma ve istemsiz çene kilitlenmeleridir. Absans (dalma) tipi sara krizlerinde ise sadece birkaç saniyelik cevapsız göz dikme afekti izlenir. Hastalarda nöbet öncesinde "aura" adı verilen sinsi koku, tat veya asimetrik his anomalileri tescillenebilir.
Sara nöbeti başlamadan hemen önce beynin belirli bir bölgesinden yayılan sinsi uyarıcı sinyaldir. Hastalarda aniden uyanan tuhaf mide yükselmesi hissi, sebepsiz korku, deja vu (yaşanmışlık afekti), kötü kokular algılama, kulak çınlaması veya kutanöz asimetrik uyuşmalar şeklinde kendini gösterir. Aura, hastaya güvenli bir pozisyon alması için zaman kazandırır.
Sara hastalığı tanısında altın standart, beynin elektriksel aktivitesini saniye saniye tescil eden elektroensefalografi (EEG) tetkikidir. Nöronal deşarjların köken aldığı kortikal odağı ve tümöral/damarsal lezyonları milimetrik haritalandırmak adına yüksek çözünürlüklü Beyin MRG (Magnetik Rezonans) kurgulanır. Sistemik metabolik bozuklukları ekarte etmek amacıyla geniş kan tahlilleri tescil edilir.
Evet, sara hastalığı günümüz tıp teknolojileriyle masif oranda kontrol altına alınabilen bir patolojidir. Tedavinin birincil kalkanı; nöronal deşarjları baskılayan antiepileptik (nöbet önleyici) medikal rejimlerdir. Doğru dozda ve kesintisiz kurgulanan tekli veya kombine ilaç protokolleriyle hastaların yüzde 70'inde sara krizleri tamamen söndürülür ve hücresel iyileşme tescillendirilir.
Nöbet esnasında hasta hemen güvenli bir yere yatırılmalı, başının altına yumuşak bir destek konulmalıdır. Sıkan giysiler gevşetilmeli, hasta yan yatırılarak (koma pozisyonu) solunum yolu açık tutulmalıdır. Nöbet süresi saniye saniye tutulmalıdır. Kriz esnasında hastanın hareketleri kısıtlanmamalı, kasılan çene asla zorla açılmaya çalışılmamalıdır.
Nöbet geçiren hastaya soğan, kolonya koklatmak veya yüzüne su çarpmak solunum reaktivite başarı kalitesini bozduğu için son derece tehlikelidir. Hastanın kilitlenen çenesini kaşık, parmak veya sert cisimlerle zorla açmaya çalışmak diş kırıklarına ve soluk borusu tıkanmalarına yol açabilir. Nöbet anında hastaya ağızdan hiçbir medikal sıvı veya ilaç verilmemelidir.
Tıbbi literatürde sara hastalığı ile epilepsi tamamen aynı nörolojik patolojiyi ifade eden eş anlamlı kavramlardır. "Sara", halk arasında geleneksel olarak kullanılan Türkçe terimken; "Epilepsi", uluslararası tıp literatüründe ve klinik teşhis kodlarında kullanılan köklü Latince adlandırmadır. Her iki kavram da beynindeki anormal nöronal elektriksel deşarjları tanımlar.
Evet, sara hastaları güvenle evlenebilir ve anne olabilirler. Ancak gebelik planlayan kadın hastaların gebelik öncesinde mutlaka nörolog kontrolüne girmesi şarttır. Bebeğe zarar vermeyecek en güvenli antiepileptik ilaç rejimleri ve folik asit takviyeleri kurgulanır. İlaç sürveyansı doğru yönetilen gebeliklerde sağlıklı doğum yapma tescil başarısı son derece yüksektir.
Beslenme düzeni nöronal uyarılabilirliği doğrudan etkiler. Özellikle dirençli sara vakalarında diyetisyen kontrolünde kurgulanan yüksek yağlı, düşük karbonhidratlı medikal ketojenik diyet rejimleri; beyinde keton cisimcikleri üreterek nöbet frekansını masif oranda düşürür. Sinir sistemini uyararak krizleri tetikleyen kafein, alkol ve aşırı şeker tüketimi tamamen sıfırlanmalıdır.
A Life Sağlık Grubu, sara hastalığı süreçlerinde nöronal deşarjları milimetrik haritalandıran dijital elektroensefalografi (EEG) ve Video-EEG monitörizasyon ünitelerini, yüksek çözünürlüklü sara protokollü MRG komplekslerini ve dirençli olguları yöneten uzman nöroloji kadrosunu kurullarla yönetir. Klinik başarımızı, kanıta dayalı tıp vizyonumuza ve titiz takip sürveyans doğruluğumuza borçluyuz. Sağlığınızda güvenilir çözüm ortağınızız.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.