Tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi), midenin yaklaşık %80’inin cerrahi olarak çıkarılmasıyla mide hacminin küçültüldüğü bir obezite cerrahisi yöntemidir. Bu işlemle mide, bir "muz" veya "tüp" şekline getirilerek kişinin çok daha az gıdayla tokluk hissetmesi sağlanır. Ameliyat sadece mide hacmini daraltmakla kalmaz; aynı zamanda açlık hormonu olarak bilinen "Grelin" hormonunun salgılandığı bölümü de devre dışı bırakarak iştah kontrolünü kolaylaştırır.
Bu operasyon, genellikle kapalı yöntemle (laparoskopik) gerçekleştirilen ve iyileşme süreci hızlı olan bir işlemdir. İşte temel özellikleri:
Uygulama Şekli: Genellikle 4-5 küçük kesiden girilerek yapılır.
Kimlere Yapılır: Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 40 ve üzeri olan veya VKİ’si 35-40 arası olup diyabet, tansiyon gibi yandaş hastalığı bulunan kişilere uygulanır.
Kilo Kaybı: Operasyon sonrası ilk bir yıl içinde fazla kilonun %60 ila %80’inin verilmesi hedeflenir.
Kalıcılık: Midenin bir kısmı tamamen çıkarıldığı için geri dönüşü olmayan bir prosedürdür.
Tüp mide ameliyatı bir "mucize" değil, sağlıklı bir yaşam tarzına geçiş için güçlü bir "araçtır". Başarının kalıcı olması için operasyon sonrası beslenme ve egzersiz kurallarına sadık kalınması kritik önem taşır.
Tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi), günümüzde modern tıp teknikleri sayesinde oldukça standartize edilmiş ve güvenli bir şekilde uygulanan bir cerrahi işlemdir. Ameliyatın nasıl yapıldığını adım adım şu şekilde özetleyebiliriz:
Ameliyat öncesinde hasta detaylı bir check-up sürecinden geçer (endoskopi, kan tahlilleri, uzman muayeneleri). Operasyon günü hasta genel anestezi altına alınır, yani işlem boyunca tamamen uyur ve herhangi bir ağrı hissetmez.
Laparoskopik Sleeve Gastrektomi, halk arasında bilinen adıyla "Tüp Mide Ameliyatı", günümüzde obezite cerrahisinde en sık uygulanan, kapalı (minimal invaziv) cerrahi yöntemdir. Bu teknik, hastanın karın bölgesinde büyük bir kesi açmadan, sadece birkaç küçük delikten gerçekleştirilir.
Aşağıda bu teknik yöntemin detaylarını, avantajlarını ve cerrahi sürecini bulabilirsiniz:
Laparoskopik cerrahide, açık ameliyatın aksine geniş bir cerrahi kesi yapılmaz. Bunun yerine:
Trokar Girişleri: Karın duvarında 0,5 cm ile 1,5 cm arasında değişen, genellikle 4 veya 5 adet küçük giriş noktası kullanılır.
Yüksek Çözünürlüklü Kamera: Bir girişten içeriye yerleştirilen laparoskop (kamera), ameliyat sahasını yüksek çözünürlüklü bir monitöre yansıtır.
Cerrahi Hassasiyet: Cerrah, monitördeki görüntüyü büyüterek dokuları ve damarları çok daha net görür; bu da kanama ve doku hasarı riskini minimize eder.
Açık cerrahiye kıyasla laparoskopik tekniğin sağladığı başlıca faydalar şunlardır:
Daha Az Ağrı: Büyük bir kesi olmadığı için ameliyat sonrası yara yeri ağrısı minimum düzeydedir.
Hızlı İyileşme: Hastalar genellikle ameliyattan 4-6 saat sonra yürümeye başlayabilir ve 2-3 gün içinde taburcu olur.
Estetik Sonuç: Kesi izleri çok küçük olduğu için iyileşme sonrası neredeyse hiç iz kalmaz.
Düşük Enfeksiyon Riski: Yaraların küçük olması, ameliyat sonrası enfeksiyon ve fıtık oluşma riskini önemli ölçüde azaltır.
Hızlı Sosyal Hayata Dönüş: Masa başı işlerde çalışan hastalar genellikle 1 hafta-10 gün içinde işlerine geri dönebilirler.
Obezite cerrahisinde (Mide Küçültme / Gastrik Bypass) ameliyat başarısını belirleyen en kritik teknik detay, "stapler hattı" olarak adlandırılan zımba hattının sızdırmazlığı ve güvenliğidir. A Life Sağlık Grubu Bariatrik Cerrahi protokollerinde, olası kaçak (leak) riskini sıfıra yaklaştırmak adına dünya standartlarındaki güçlendirme yöntemleri kombine edilerek uygulanır.
Cerrahlar, stapler hattını daha dayanıklı hale getirmek için farklı teknikler kullanabilirler:
Tüp mide ameliyatı sırasında midenin %80’lik kısmı çıkarılırken, ghrelin hormonunun ana üretim merkezi olan fundus bölgesi de vücuttan uzaklaştırılır. Bu durum şu sonuçları doğurur:
İştahın Biyolojik Olarak Azalması: Ameliyat sonrası hastalar sadece "mideleri küçük olduğu için" değil, beyinlerine giden "açlık sinyali" kesildiği için daha az acıkırlar.
Erken Doyma Hissi: Kandaki ghrelin seviyeleri hızla düştüğü için, kişi çok küçük porsiyonlarla bile biyolojik olarak tatmin olur.
Tat ve Tercih Değişimi: Ghrelin seviyesindeki düşüş, çoğu zaman hastaların yüksek kalorili ve şekerli gıdalara olan aşırı isteğinin (craving) azalmasına yardımcı olur.
Tüp mide ameliyatı olan bir hasta, sadece iradesiyle değil, vücudundaki hormonal fabrikanın (Ghrelin üretimi) değişmesiyle de zayıflar. Bu hormonal değişim, ameliyatın uzun vadeli başarısında en önemli faktördür.
Tüp mide ameliyatlarında cerrahın başarısını belirleyen en önemli iki teknik detay, ameliyat sırasında yapılan İntraoperatif Kaçak Testi ve midenin geride kalan kısmının Doku Beslenmesi (Perfüzyon) takibidir. Bu iki kontrol, özellikle ameliyat sonrası ilk 10 gün içinde görülebilecek komplikasyonları minimize etmek için "altın standart" kabul edilir.
Ameliyat henüz bitmeden, stapler hattının (zımba hattı) mekanik bütünlüğünü kontrol etmek için yapılan testlerdir. Temel amaç, zımbalar arasında herhangi bir açıklık olup olmadığını teyit etmektir.
Metilen Mavisi Testi (Sıvı Testi): Ağız yoluyla yerleştirilen bir tüp aracılığıyla mideye renkli bir sıvı (metilen mavisi) verilir. Cerrah, zımba hattı boyunca dışarıya mavi renkli bir sızıntı olup olmadığını gözlemler.
Hava-Su Testi (Lastik Yaması Testi): Mide karbondioksit veya hava ile şişirilirken, karın boşluğu serum fizyolojik ile doldurulur. Eğer zımba hattından hava kabarcığı çıkıyorsa, bu bir sızıntı belirtisidir ve o bölgeye ek dikiş atılır.
Kaçakların çoğu mekanik hatalardan değil, dokunun yeterince kanlanmamasından (iskemi) kaynaklanır. Mideyi keserken damarların gereğinden fazla bağlanması veya dikişlerin çok gergin olması, doku iyileşmesini durdurabilir.
ICG (İndosiyanin Yeşili) Floresan Anjiyografi Modern cerrahide doku beslenmesini izlemek için kullanılan en ileri teknolojidir.
Uygulama: Ameliyat sırasında hastanın damar yolundan ICG adı verilen özel bir boya verilir.
Görüntüleme: Laparoskopik kamera sistemindeki özel bir kızılötesi ışık (Firefly teknolojisi gibi) sayesinde, midenin kanlanan bölgeleri parlak yeşil renkte görünür.
Avantajı: Cerrah, stapler hattındaki kanlanmanın yeterli olup olmadığını çıplak gözle göremeyeceği bir hassasiyetle izler. Eğer bir bölge yeşil parlamıyorsa (kanlanmıyorsa), o bölge revize edilerek ileride oluşabilecek "iskemik kaçak" riski önlenir.
Tüp mide ameliyatı kararı, yalnızca estetik kaygılarla değil, tıp literatürünün en güncel otoritesi kabul edilen IFSO (International Federation for the Surgery of Obesity) ve ASMBS tarafından belirlenen klinik kriterler doğrultusunda verilir. 2026 yılı itibarıyla obezite cerrahisi, sadece "kilo verme" işlemi değil, vücudun bozulan metabolik dengesini restore eden bir müdahale olarak tanımlanmaktadır.
Geleneksel olarak VKİ (Vücut Kitle İndeksi) 40’ın üzerinde olan bireyler doğrudan ameliyat adayıdır. Ancak modern tıp, VKİ’nin tek başına yeterli bir veri olmadığını; iç organ yağlanması ve yandaş hastalıkların (co-morbidities) çok daha kritik birer belirteç olduğunu kanıtlamıştır.
Güncellenen rehberlere göre:
VKİ ≥ 35 kg/m²: Herhangi bir ek hastalığa bakılmaksızın, kalıcı kilo kaybı ve yaşam süresinin uzatılması amacıyla cerrahi müdahale önerilir.
VKİ 30 - 34.9 kg/m²: Eğer bireyde kontrol altına alınamayan Tip 2 Diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi metabolik bozukluklar varsa, tüp mide ameliyatı "Metabolik Cerrahi" kapsamında birinci basamak tedavi olarak kabul edilir.
Otorite kabul edilen kriterlere göre; aktif madde bağımlılığı olanlar, kontrol altına alınamayan ciddi psikiyatrik bozukluğu (şizofreni, ağır bipolar bozukluk gibi) bulunanlar ve ameliyat sonrası beslenme disiplinine uyum sağlayamayacak düzeyde kısıtlılıkları olan bireyler cerrahi aday listesinden çıkarılır. Ayrıca, Barrett Özofagusu veya ileri derece reflü (GÖRH) tanısı olan hastalarda tüp mide yerine Gastrik Bypass teknikleri tercih edilmelidir.
Aşağıdaki tablo, Güncel tıp protokollerine göre hastanın fiziksel ve klinik durumuna göre hangi yöntemin öncelikli olduğunu özetlemektedir:
| VKİ Aralığı (kg/m2) | Yandaş Hastalık Durumu | Önerilen Müdahale / Ameliyat |
|---|---|---|
| 25 - 29.9 | Yok veya Hafif İnsülin Direnci | Mide Balonu / İlaç Tedavisi / Diyet |
| 30 - 34.9 | Tip 2 Diyabet, HT, Uyku Apnesi Var | Tüp Mide Ameliyatı (Metabolik Amaçlı) |
| 30 - 34.9 | Yandaş Hastalık Yok | Mide Balonu veya Revize Diyet Programı |
| 35 - 39.9 | Hastalık Şartı Aranmaz (2026 Kriteri) | Tüp Mide Ameliyatı (Altın Standart) |
| 40 - 49.9 | Genellikle Mevcut | Tüp Mide veya Gastrik Bypass |
| 50+ | Çoklu Komplikasyon Riski | Robotik Tüp Mide / Biliopankreatik Diversiyon |
| Herhangi Bir VKİ | İleri Derece Reflü / Barrett Özofagusu | Roux-en-Y Gastrik Bypass |
Tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi), obezite ile mücadelenizin sadece cerrahi aşamasıdır. Başarının sürdürülebilir olması ve hedeflenen kilo kaybının komplikasyonsuz gerçekleşmesi, ameliyat sonrası "Beslenme Rehabilitasyonu" dönemine ne kadar sadık kaldığınıza bağlıdır. Bariatrik protokolleri, hastanın yeni anatomisine uyum sağlaması için dört temel fazdan oluşan bir geçiş takvimi öngörür.
| 1. Hafta: Berrak Sıvı Dönemi | 2. Hafta: Püre Dönemi | 1. Ay: Katı Gıdaya Geçiş |
|---|---|---|
|
|
|
| Kural: Sıvılar yudum yudum içilmeli, pipet asla kullanılmamalıdır. | Kural: Doygunluk hissedildiği an yeme bırakılmalı, mide zorlanmamalıdır. | Kural: 30 Dakika Kuralı (Katı-Sıvı ayrımı) kesinlikle uygulanmalıdır. |
Yeni midenizin iyileşme sürecinde dikiş hattını (stapler hattı) korumak ve mide içi basıncı minimize etmek için gıdaların kıvamı kademeli olarak artırılır.
Ameliyattan sonraki ilk hafta, midenin en hassas olduğu dönemdir. Bu evrede amaç, hidrasyonu sağlamak ve mideyi yormadan iyileşmeyi desteklemektir.
Tüketilecekler: Berrak et/tavuk suyu (süzülmüş), şekersiz tanesiz kompostolar, açık çay ve su.
Kural: Sıvılar çok yavaş, yudum yudum içilmelidir. Bir dikişte 30 ml (bir shot bardağı kadar) sıvı 15-20 dakikaya yayılmalıdır.
İkinci haftadan itibaren protein alımına başlanır. Mide artık biraz daha yoğun kıvamları tolere edebilir ancak taneli gıdalar için henüz erkendir.
Tüketilecekler: Blenderdan geçirilmiş süzme peynir, yumurta akı, yağsız yoğurt, püre haline getirilmiş haşlanmış sebzeler ve bariatrik protein tozları.
Kural: Öğün başına hacim 60-90 ml (yaklaşık yarım su bardağı) olmalıdır. Doygunluk hissedildiği an beslenme durdurulmalıdır.
Birinci ayın sonuna yaklaşırken mide dokusu büyük oranda iyileşmiştir. Çatalla ezilebilen yumuşak dokulu gıdalara geçiş yapılır.
Tüketilecekler: Kıyma, iyi pişmiş balık, haşlanmış yumurta (tam), yumuşak meyveler.
Kural: Her lokma en az 20-30 kez çiğnenmelidir. Katı-sıvı ayrımı (yemek yerken su içmemek) kuralı bu evrede hayati önem kazanır.
Artık "Yeni Normal" düzeninize geçiş yaparsınız. Ancak bu, eski yeme alışkanlıklarına dönüş değildir. Yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı ve sağlıklı yağlar içeren bir diyet yaşam tarzı haline gelmelidir.
Katı-Sıvı Ayrımı: Yemeklerden 30 dakika önce ve sonra sıvı alımını kesin. Bu, midenin erken dolmasını ve genişlemesini önler.
Protein Önceliği: Tabağınızda her zaman önce protein (et, balık, yumurta) olmalıdır. Karbonhidrat en son ve çok az miktarda tüketilmelidir.
Yavaş Çiğneme: Bir öğün en az 20 dakika sürmelidir. Hızlı yemek, tokluk hissi beyne ulaşmadan midenin aşırı gerilmesine neden olur.
Gazlı İçeceklerden Kaçınma: Asitli ve gazlı içecekler mide poşuna baskı yaparak hem ağrıya hem de uzun vadede genişlemeye neden olabilir.
Düzenli Egzersiz: İlk 1 ay sadece yürüyüş, 1. aydan sonra doktor onayıyla direnç egzersizlerine başlanarak kas kütlesi korunmalıdır.
Tüp mide ameliyatı sonrası midenin hacmi küçüldüğü ve İntrinsik Faktör (B12 emilimi için gerekli protein) sentezi azaldığı için bazı vitaminlerin emilimi kısıtlanır. Eksikliklerin önüne geçmek için 2026 ASMBS (American Society for Metabolic and Bariatric Surgery) rehberi şu takviyeleri zorunlu kılar:
Multivitamin: Bariatrik cerrahiye özel, yüksek emilimli çiğnenebilir veya sıvı formlar.
Vitamin B12: Midedeki emilim azaldığı için genellikle dil altı sprey veya aylık enjeksiyon formunda tercih edilir.
Kalsiyum Sitrat: Kemik sağlığını korumak için (Karbonat formu yerine Sitrat formu tercih edilmelidir çünkü mide asidi düşükken daha iyi emilir).
Demir: Özellikle kadın hastalarda anemi riskine karşı takip edilerek verilmelidir.
Sıklıkla Gastrik Bypass ile karıştırılan Dumping Sendromu, midenin içeriğinin çok hızlı bir şekilde ince bağırsağa boşalması sonucu oluşan bir durumdur.
Tüp Midede Durum: Tüp mide ameliyatında midenin çıkış kapısı olan pilor kası korunur. Bu nedenle tüp mide hastalarında klasik Dumping Sendromu görülme olasılığı Bypass'a göre çok daha düşüktür.
Ancak Dikkat: Eğer hasta ameliyat sonrası çok yüksek şekerli veya aşırı yağlı gıdaları hızlı tüketirse, "Yalancı Dumping" denilen terleme, çarpıntı ve ishal atakları yaşayabilir. Bu, vücudun yüksek ozmolariteye sahip gıdalara verdiği bir tepkidir. Pilor kası korunsa da, hacim küçüldüğü için gıda geçiş hızı yine de normale göre yüksektir.
Obezite, sadece bir kilo problemi değil, tedavi edilmesi gereken kronik bir metabolik hastalıktır. A Life Sağlık Grubu bünyesindeki Obezite Cerrahisi kliniklerinde, makalelerimizde detaylandırdığımız "sıfır hata" prensibiyle çalışıyoruz.
Neden A Life Obezite Cerrahisi?
İleri Teknoloji ve Stapler Güvenliği: Ameliyatlarımızda kullanılan "akıllı stapler" teknolojisi ve doku güçlendirme yöntemleri ile kanama ve kaçak riskini minimize ediyoruz.
Hormonal Kontrol (Ghrelin Baskılanması): Midenin fundus bölgesine yapılan hassas müdahale ile açlık hormonunu kontrol altına alıyor, hastalarımıza sadece fiziksel değil, biyokimyasal bir tokluk hissi sağlıyoruz.
Multidisipliner Takip: Operasyon sadece bir başlangıçtır. Pursaklar, Altındağ ve Ankara şubelerimizde; bariatrik diyetisyenler, psikologlar ve dahiliye uzmanlarımızla hastalarımızı ameliyat sonrası 2 yıl boyunca yakından takip ediyoruz.
Ankara, Pursaklar ve Altındağ: Üç Merkezde Kesintisiz Hizmet
Genel cerrahi branşımızda, modern tıbbın ulaştığı en ileri teknikleri (Laparoskopik ve Minimal İnvaziv Cerrahi) tüm lokasyonlarımızda standart hale getirdik.
Hasta Güvenliği ve Konforu Önceliğimizdir
Ameliyatlarımızda uyguladığımız intraoperatif kaçak testi ve doku beslenmesi (perfüzyon) takibi sayesinde, hastalarımızı en yüksek güvenlik protokolleri ile taburcu ediyoruz. Ankara, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizin tamamında, yoğun bakım desteği ve modern hasta odaları ile süreci bir sağlık kampına dönüştürüyoruz.
"Kilo vermek sadece bir sonuçtur; asıl hedefimiz, metabolizmanızı ve yaşam enerjinizi yeniden kazanmanızı sağlamaktır."
Bu rehberde sunulan bilgiler, uluslararası bariatrik cerrahi standartları ve aşağıdaki akademik çalışmalar ışığında hazırlanmıştır:
Mechanisms of weight loss and diabetes remission after sleeve gastrectomy. (NCBI - PubMed): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23112134/
ASMBS Clinical Practice Guidelines for the Perioperative Nutritional, Metabolic, and Nonsurgical Support of the Bariatric Surgery Patient. (ASMBS): https://asmbs.org/resources/clinical-practice-guidelines
Long-term outcomes of laparoscopic sleeve gastrectomy: a systematic review. (PubMed): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32014811/
Micronutrient deficiencies after bariatric surgery: Prevention and management. (NCBI): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28540445/
Dumping syndrome after bariatric surgery: Prevalence and clinical impact. (Journal of Bariatric Surgery): https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27233634/
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 24 Şubat 2026 18:17
Yayınlanma Tarihi: 30 Temmuz 2024 01:59
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Tüp mide ameliyatı, midenin yaklaşık %80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılarak midenin bir tüp veya muz şekline getirilmesi işlemidir. Bu operasyon hem mide hacmini küçülterek gıda alımını kısıtlar hem de açlık hormonu ghrelin seviyesini düşürerek iştahı azaltır. Kapalı (laparoskopik) yöntemle uygulanan, modern bir obezite cerrahisi yöntemidir.
Mide küçültme ameliyatı için sadece kilo değil, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) dikkate alınır. VKİ değeri 35 kg/m² ve üzeri olanlar veya VKİ değeri 30-35 arası olup tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi yandaş hastalığı bulunanlar bu ameliyat için uygun adaydır. Genellikle ideal kilonun en az 30 kilo üzerinde olunması beklenir.
Tüp mide ameliyatı fiyatları; operasyonda kullanılan stapler teknolojisinin kalitesine, hastanenin donanımına, cerrahın tecrübesine ve hastanın ek sağlık sorunlarına göre değişiklik gösterir. 2026 güncel fiyat bilgisi ve size özel tedavi planlaması için uzman hekim muayenesi sonrasında hastanemizden detaylı maliyet analizi almanız en sağlıklı yoldur.
Ameliyat sonrası mide dokusu doğal bir miktar esneme payına sahiptir. Ancak midenin eski hacmine dönmesi biyolojik olarak mümkün değildir. "Mide büyümesi" olarak adlandırılan durum, genellikle hastanın yüksek kalorili sıvı beslenmesi veya katı-sıvı ayrımına uymayarak mideyi zorlaması sonucu oluşur. Beslenme disiplini korunduğunda sonuçlar kalıcıdır.
Her cerrahi işlem gibi tüp mide ameliyatının da riskleri (kanama, enfeksiyon, kaçak) mevcuttur. Ancak günümüzde gelişen teknoloji ve laparoskopik teknikler sayesinde bu riskler, safra kesesi veya fıtık ameliyatları seviyesine inmiştir. Uzman bir ekip ve donanımlı bir hastanede yapıldığında obezitenin yarattığı hayati riskler, ameliyatın risklerinden çok daha fazladır.
Hastalar genellikle ameliyat sonrası ilk 1 yılda fazla kilolarının %60 ile %80’ini kaybederler. Kilo verme hızı ilk 3 ayda en yüksektir. Nihai sonuçlara ulaşmak hastanın metabolizma hızına, yaşına ve ameliyat sonrası beslenme ile egzersiz programına uyumuna bağlıdır. Çoğu hasta ilk 6 ayda ideal kilosuna yaklaşır.
Laparoskopik (kapalı) yöntemle uygulanan tüp mide ameliyatı, hastanın anatomik yapısına ve önceki karın ameliyatı geçmişine bağlı olarak ortalama 45 ile 90 dakika arasında tamamlanır. Ameliyat sonrası hastalar genellikle aynı gün ayağa kalkar ve hastanede toplam 2 veya 3 gece müşahede altında tutulurlar.
Hangi yöntemin uygun olduğu hastanın VKİ değerine, şeker hastalığının durumuna ve şiddetli reflü (GÖRH) varlığına göre belirlenir. Tüp mide daha fizyolojik bir yöntemdir; gastrik bypass ise ileri derece diyabet ve şiddetli reflüsü olan hastalarda daha etkili olabilir. En doğru kararı cerrahınız tetkiklerden sonra verecektir.
Hızlı kilo kaybı sonrası sarkmaları minimize etmek için ameliyattan sonraki 1. aydan itibaren düzenli egzersiz ve protein ağırlıklı beslenme hayati önem taşır. Bol su tüketimi cildin elastikiyetini korur. Çok yüksek kilolardan düşen hastalarda, kilo verme süreci tamamlandıktan (yaklaşık 18-24 ay sonra) sonra estetik cerrahi gerekebilir.
Genel kabul görmüş yaş sınırı 18 ile 65 yaş arasıdır. Ancak 18 yaş altındaki ergenlerde (pediatrik bariatrik kurul onayıyla) ve 65 yaş üstündeki performansı uygun hastalarda, obeziteye bağlı yaşamı tehdit eden hastalıklar varsa doktor kararıyla operasyon gerçekleştirilebilir.
Masa başı işlerde çalışan hastalar ameliyattan 7 ile 10 gün sonra iş başı yapabilirler. Eğer işiniz ağır fiziksel aktivite veya ağır kaldırmayı gerektiriyorsa, dikiş yerlerinin ve karın duvarının tamamen iyileşmesi için 4 ile 6 hafta beklemeniz önerilir. İyileşme hızı kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
Operasyon kapalı (laparoskopik) yöntemle, karın bölgesinde açılan 4-5 adet küçük delikten yapıldığı için büyük bir cerrahi iz kalmaz. Bu küçük kesi izleri genellikle 0.5 - 1 cm boyutundadır ve ameliyattan sonraki ilk bir yıl içinde ten rengine dönerek fark edilemeyecek kadar belirsizleşir.
Tüp mide ameliyatı sonrası vücudun metabolik dengesinin oturması ve kilo kaybının tamamlanması için hamilelik planı en az 18-24 ay ertelenmelidir. Bu süre, hem annenin hem de bebeğin gerekli vitamin ve mineralleri sağlıklı bir şekilde alabilmesi için kritik bir öneme sahiptir.
Evet, midenin küçülmesi ve bazı emilim değişiklikleri nedeniyle multivitamin, B12, kalsiyum ve bazen demir takviyesi kullanılması zorunludur. İlk yıl düzenli kan tahlilleriyle bu değerler izlenir. Takviyelerin düzenli kullanımı; saç dökülmesi, halsizlik ve kemik erimesi gibi yan etkilerin yaşanmasını tamamen engeller.
Ameliyat sonrası ilk 6-12 ay alkol tüketimi kesinlikle önerilmez. Alkol hem yüksek kalorilidir hem de ameliyat sonrası küçülen mide nedeniyle kana çok hızlı karışarak karaciğer üzerinde ciddi toksik etkiler yaratabilir. Ayrıca alkol tüketimi mide dikiş hattında tahrişe ve ülser riskine yol açabilir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.