Lenfadenit; bağışıklık sistemimizin koruyucu karakolları ve filtreleri olan lenf bezlerinin (lenf nodlarının) bakteri, virüs veya mantar gibi mikrobiyal patojenler nedeniyle iltihaplanması, şişmesi ve hassaslaşması durumudur. Enfeksiyon bölgesinden lenf kanalları yoluyla süzülen mikroplar lenf düğümlerine ulaştığında, buradaki bağışıklık hücreleri (lenfositler ve makrofajlar) istilacılara karşı yoğun bir hücresel savaş başlatır. Bu savunma reaksiyonu, bez içinde kapsül içi basıncı, ödemi ve hücre çoğalmasını artırarak lenfadenit tablosunu doğurur.
En sık karşılaşılan klinik görünümler; çocukluk çağında boğaz enfeksiyonlarına bağlı gelişen Boyun (Servikal) Lenfadeniti, kol ve bacak yaralanmalarının ardından beliren Koltuk Altı (Aksiller) ve Kasık (İnguinal) Lenfadenitidir. Lenfadenit tedavisinin temel algoritması; jinekolojik ve topografik muayenenin ardından yüksek çözünürlüklü radyolojik ultrasonografi ve laboratuvar enfeksiyon panelleri ile altta yatan kök patojeni saptamak, etkene özgü medikal ilaç protokollerini uygulamaktır.
Vücudun savunma istasyonlarında enfeksiyonun yayılma hızına and patojenin karakterine göre lenfadenit tabloları klinik olarak şu sınıflara ayrılır:
Genellikle stafilokok veya streptokok gibi bakterilerin yol açtığı hızlı seyirli iltihap modelidir. Enfeksiyon odağından (örneğin bir diş apsesi veya ciltteki açık bir yara) sızan bakteriler en yakın lenf bezine hücum eder. Bez içinde yoğun bir akyuvar (lökosit) birikimi baş gösterir. Bölgede aşırı kızarıklık, ısı artışı ve zonklayıcı keskin sancılar meydana gelir. Zamanında müdahale edilmezse bez dokusu eriyerek cerahat (irin) dolu bir apseye dönüşebilir.
Vücutta uzun süredir var olan, tam iyileşmeyen veya tekrarlayan düşük yoğunluklu enfeksiyon odaklarının lenf düğümünü sürekli uyararak yorması durumudur. Bez içindeki bağışıklık hücreleri zamanla yerini sert bağ dokusuna (fibrozis) bırakabilir. Bu vakalarda bezler ağrısızdır, taş gibi olmasa da elastik-sert kıvamdadır ve aylarca küçülmeden sabit kalabilir.
Genellikle çocuklarda geçirilmiş bir mide-bağırsak virüsünün (rotavirüs, norovirüs vb.) ardından, bağırsağı karın duvarına bağlayan periton dokusundaki lenf düğümlerinin reaktif olarak iltihaplanmasıdır. Sağ alt karın bölgesinde yoğun, inatçı kramplar, bulantı ve kusma ürettiği için acil servis kliniklerinde akut apandisit tablosu ile çok sık karıştırılır. Ultrason haritalandırması ile apandisin yapısı ve lenf nodlarının çapları ayırt edilerek gereksiz cerrahi kesilerin önüne geçilir.
Akut lenfadenit belirtileri; bağışıklık sisteminin filtre istasyonları olan lenf bezlerinin bakteri, virüs ya da mantar gibi patojenler nedeniyle ani ve agresif şekilde iltihaplanmasıyla kendini gösteren lokal and sistemik bulgulardır. En birincil ve bariz belirtisi, ilgili lenf istasyonunun bulunduğu bölgede (en sık boyun, koltuk altı, kasık) aniden beliren, dokunmakla tavan yapan şiddetli ağrı, hassasiyet ve dışarıdan gözle görülebilen şişliklerdir.
Bez kapsülünün ani ödemle gerilmesi zonklayıcı sızılara neden olurken, bölgesel savunmayı artırmak adına genişleyen damarlar şişliğin üzerindeki cilt dokusunda belirgin kızarıklık, gerginlik ve lokal ısı artışı meydana getirir. Bu bölgesel yangıya; bağışıklık sisteminin enfeksiyonla savaştığını tescilleyen yüksek ateş (38.5°C ve üstü), titreme, halsizlik, iştahsızlık ve kırgınlık gibi sistemik belirtiler eşlik eder. Eğer iltihap karın içi lenf bezlerini tutarsa (akut mezenterik lenfadenit), belirtiler sağ alt karında kıvrandırıcı kramplar, mide bulantısı ve kusma şeklinde baş göstererek akut apandisit kliniğini sinsi şekilde taklit eder.
Vücudun savunma barikatlarında enfeksiyon patojenleri ile akyuvarlar arasında başlayan bu ani hücre savaşı, anatomik konumlara göre şu spesifik şikayet kalıplarını üretir:
Patojenlerin lenf noduna sızmasıyla birlikte lökosit (akyuvar) hücreleri hızla alana göç eder. Bezin dış yüzeyini saran lifli sert kapsül dokusu bu ani hacim artışı and hücresel ödem nedeniyle gerilir. Gerilen kapsüldeki ağrı reseptörleri (nosiseptörler) uyarılır; bu durum hastada dokunmakla, hatta giysilerin sürtünmesiyle bile tavan yapan keskin hassasiyet ve sinsi zonklama bulguları meydana getirir.
Özellikle bakteriyel (stafilokok, streptokok) kaynaklı akut lenfadenitlerde, bölgeye bağışıklık hücresi akışını hızlandırmak amacıyla kılcal damarlar genişler (vazodilatasyon). Bölgesel kan akımının trajik şekilde artması, şişliğin üzerindeki cilt dokusunda belirgin bir kızarıklık (hiperemi), parlama, gerginlik ve el sürüldüğünde hissedilen net bir sıcaklık artışı oluşturur. İltihap ilerleyip doku erimesi başladığında cilt yumuşar and fluktuasyon (cerahat dalgalanması) hissi verir.
Akut enfeksiyon odağını çevreleyen kaslar ve sinir lifleri ödem kütlesinin baskısı altında kalır. Boyun bölgesindeki akut servikal lenfadenitte hasta kafasını sağa sola çevirmekte zorlanır, çiğneme and yutkunma esnasında boğazına bıçak saplanıyor gibi hisseder. Koltuk altı (aksiller) veya kasık (inguinal) tutulumlarında ise kolu kaldırmak, yük taşımak, yürümek and bacağı öne doğru savurmak mekanik ağrılar nedeniyle trajik şekilde kısıtlanır.
Çocuklarda sıklıkla üst solunum yolu veya mide-bağırsak virüslerinin ardından gelişen akut mezenterik lenfadenit, bağırsağı tutan lenf düğümlerini aniden şişirir. Bu şişlikler bağırsak duvarının doğal motor hareketlerini (peristaltizm) felç eder. Hasta, karın ortasında ve sağ alt kadranda yoğunlaşan, dalgalı, kıvrandırıcı kramplar yaşar. Bu tabloya mide bulantısı, inatçı kusma atakları ve iştahsızlık eşlik ederek akut apandisit klinikleriyle birebir örtüşür.
Kronik lenfadenit belirtileri; bağışıklık sisteminin filtre istasyonları olan lenf bezlerinin (lenf nodlarının) hafif and sinsi seyirli, uzun süreli ($6\text{ haftadan uzun}$) bir inflamasyon dalgasına maruz kalmasıyla beliren klinik bulgulardır. Akut lenfadenit tablolarının aksine, en tipik ve majör belirtisi; boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde beliren, dokunmakla ağrı ve hassasiyet yaratmayan, genellikle yavaş büyüyen ya da uzun süre sabit kalan ağrısız sertliklerdir (bezelenmelerdir).
Bez dokusunun kronik uyaranlar neticesinde esnekliğini kaybedip sertleşmesi (fibrozis) el altında lastiksi-sert yumrular şeklinde hissedilir. Kronik lenfadenitte akut tablolardaki gibi ciltte kızarıklık, ani ısı artışı and zonklama bulguları kesinlikle görülmez. Çoğunlukla tam iyileşmemiş diş ve boğaz enfeksiyonları, tüberküloz (verem) veya toksoplazma gibi sinsi patojenlerin uyarısıyla baş gösterir. Kesin and kalıcı çözüm, lenf nodunun koruyucu merkez mimarisini (hilusunu) yüksek çözünürlüklü radyolojik ultrasonografi ve laboratuvar spesifik seroloji panelleriyle tarayarak kötü huylu (tümöral) süreçlerden ayırt etmektir.
Vücudun savunma barikatlarında aylarca süren sinsi uyarım dalgası, histolojik and anatomik özelliklerine göre şu spesifik şikayet kalıplarını üretir:
Vücuda yerleşen sinsi bir virüs, bakteri veya mantar odağı lenf nodunu tamamen ele geçiremez ancak sürekli uyarır. Bezin içindeki lenfosit hücrelerinin yerini zamanla sert kollajen bağ dokusu lifleri alır (fibrozis süreci). Bez sertleştiği and hacmi akut dalgalanmalar göstermediği için bezin dış zarı (kapsülü) aniden gerilmez. Kapsül gerilmediği için ağrı reseptörleri uyarılmaz; bu durum hastada aylarca geçmeyen, ağrısız, el altından kayıp giden elastik-sert bezelenme belirtileri doğurur.
Kronik lenfadenitlerde akut iltihaplardaki gibi yoğun nötrofil göçü and kılcal damar genişlemesi (vazodilatasyon) gelişmez. Bu nedenle şişliğin üzerindeki cilt dokusu tamamen normal renk and görünümünü korur. Ciltte kızarıklık, parlama, gerginlik ve lokal sıcaklık artışı tescil edilmez. Tıp literatüründe özellikle tüberküloz kaynaklı kronik lenfadenit bezeleri bu karakteristiği nedeniyle "soğuk apse / soğuk şişlik" olarak tanımlanır.
Süreç çok uzun sürdüğünde, yan yana duran birden fazla lenf nodunun etrafındaki kapsül dokuları iltihabi reaksiyonla birbirine kaynayabilir (matting / konglomerasyon). Muayene esnasında tekil bir beze yerine, birbirine yapışmış patates çuvalını anımsatan büyük, girintili çıkıntılı bir kütle hissi belirir. Özellikle tüberküloz veya sinsi romatizmal lenfadenitlerde bu kitleler zamanla cilde delik açarak sinsi akıntılar (fistülizasyon) üretebilir.
Kronik lenfadenitlerin büyük kısmı lokalize kalır; ancak altta yatan neden tüberküloz veya spesifik sinsi mikrobiyal patojenler ise belirtilere; haftalarca süren düşmeyen hafif subfebril ateş (37.5-38 derece arası), özellikle geceleri sırılsıklam uykudan uyandıran gece terlemeleri, halsizlik, kırgınlık and iştahsızlığa bağlı sinsi kilo kayıpları eşlik edebilir.
Mezenterik lenfadenit belirtileri; bağırsağı karın arka duvarına bağlayan ve "mezenter" adı verilen periton dokusundaki lenf bezlerinin (en az 3 adet ve kısa aksı 8 mm üzerindeki lenf nodunun) akut inflamasyonu neticesinde baş gösteren karın içi bulgularıdır. En birincil ve majör klinik belirtisi, sağ alt karın bölgesinde veya göbek çevresinde aniden başlayan, dalgalar halinde gelen (kolik tarzda) kıvrandırıcı karın ağrılarıdır.
Bez dokularının şişerek bağırsak mukozasını ve sinir ağlarını germesi nedeniyle bu tabloya; mide bulantısı, inatçı kusma atakları, iştahsızlık, hafif ateş (38 derece civarı) ve bazen ishal ya da kabızlık gibi sindirim sistemi semptomları eşlik eder. Mezenterik lenfadenit, sergilediği bu semptom kompleksi nedeniyle acil cerrahi polikliniklerinde Akut Apandisit tablosunu %100 oranında taklit eder. Kesin ve kalıcı ayrım, çocuk cerrahisi veya genel cerrahi kontrolünde yüksek çözünürlüklü radyolojik batın ultrasonografisi (USG) ile apandis çapını ve lenf nodu boyutlarını haritalandırmaktır.
Çocukluk ve ergenlik çağında sıklıkla geçirilmiş bir üst solunum yolu enfeksiyonu (farenjit, tonsillit) veya viral mide-bağırsak salgınının (rotavirüs, adenovirüs) ardından beliren karın içi şikayet kalıpları şu mekanizmalarla açıklanır:
Patojenlerin bağırsak duvarından sızarak mezenterik lenf istasyonlarına ulaşmasıyla alanda yoğun bir lenfosit ve makrofaj savaşı başlar. Şişen lenf düğümleri, periton adı verilen karın zarı tabakasını gerer. Bu gerilim, bağırsakların doğal motor hareketlerini (peristaltizm) bozar; hastada özellikle sağ alt karında (apandisitin konumlandığı bölge) yemeklerden sonra tavan yapan, pozisyon değiştirmekle hafiflemeyen kıvrandırıcı kramplar meydana getirir.
Karın içi lenf nodlarındaki ödem ve yangısal sıvı birikimi, bağırsakları çevreleyen otonom sinir liflerini (pleksusları) reaktif olarak uyarır. Sinirsel uyarım beyindeki kusma merkezini tetikler; hastada beslenmeyi imkansız hale getiren, ağızdan alınan suları bile geri çıkartan inatçı mide bulantıları and kusma reaksiyonları baş gösterir. Hastanın iştahı tamamen bıçak gibi kesilir.
Fiziki muayenede en ayırt edici belirti kalıbıdır. Akut apandisitte karın duvarı tahta gibi kaskatıdır (defans vardır) ve cerrah elini sağ alt kadrana bastırıp aniden çektiğinde hasta çığlık atacak kadar keskin bir acı (rebound pozitifliği) yaşar. Mezenterik lenfadenitte ise derin baskılarda hassasiyet yüksek olsa da karın duvarı apandisitteki kadar sertleşmez ve el aniden çekildiğinde ağrı trajik düzeyde fırlamaz.
Vücudun karın içindeki mikrobiyal istilaya karşı sitokin salgılaması neticesinde sistemik belirtiler baş gösterir. Genellikle apandisitteki gibi çok yüksek olmayan, 37.8 ila 38.3 derece arasında seyreden subfebril ateş tablosuna; halsizlik, kırgınlık, baş ağrısı and çocuklarda ağlamayla birlikte seyreden huzursuzluk eşlik eder. Ayrıca bağırsak mukozasındaki irritasyona bağlı olarak dışkılama düzeni bozularak sulu dışkılama (ishal) gelişebilir.
Lenfadenit tedavisi; iltihaplanmanın (inflamasyonun) geliştiği lenf istasyonunun anatomik konumuna, büyüklüğüne ve bu reaksiyonu başlatan mikrobiyal kök nedene göre ameliyatsız (medikal ilaç şemsiyesi ve istirahat) yöntemlerle veya komplike vakalarda cerrahi müdahaleyle gerçekleştirilir. Reaktif karakterdeki viral kaynaklı lenf bezi iltihaplarında (özellikle çocuklardaki viral servikal ve mezenterik lenfadenitlerde) antibiyotiklerin yeri yoktur; tedavi semptomatik ağrı kesiciler, antiinflamatuar ilaçlar, bol hidrasyon (sıvı desteği) ve katı yatak istirahati ile ameliyatsız kurgulanır.
Kan ve ultrason tahlillerinde stafilokok veya streptokok gibi bakteriyel bir odak tescillendiğinde ise genel cerrahi ya da çocuk sağlığı uzmanı kontrolünde hedefe yönelik antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Eğer bakteriyel enfeksiyon ihmal edilir ve lenf bezi dokuları eriyerek içeride cerahat (irin) göllenmesi oluşturursa, altın standart kesin tedavi lokal veya genel anestezi altında iltihabın cerrahi kesiyle boşaltılması (cerrahi drenaj) işlemidir. Sinsi büyüyen ve tümör riski elenemeyen kronik bezelerde ise tüm düğüm bütün olarak çıkarılarak patolojik tescil sağlanır.
Ankara genelinde çocuk ve yetişkin bağışıklık, sindirim sistemi sağlığının tüm olanaklarını kurumsal hasta güvenliği vizyonuyla her yerleşkesine ulaştıran tam teşekküllü tıp kampüslerimizde (Etimesgut, Pursaklar, Altındağ, Eryaman, Sincan, Keçiören ve Batıkent) A Life Sağlık Grubu hastaneleri olarak; sağlığınızı tahminlerin zayıflığına değil, modern tıp biliminin kurumsal kesin kanıtlarına emanet ederek yarınlarınızı eksiksiz bir kurumsal emniyet çemberine alıyoruz.
Genel Cerrahi ve Çocuk Sağlığı bünyesinde; sağ alt karın ağrısı, göbek çevresi krampları, boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde beliren ağrılı şişlikler, yüksek ateş ve titreme şikayetiyle başvuran hastalarımızın yüksek çözünürlüklü ultrasonografi taramalarını ve enfeksiyon laboratuvar panellerini sıfır hata payıyla gerçekleştiriyor, vücudunuzun enfeksiyon hasar haritasını çıkartıyoruz. Ameliyatsız çözümlerimizde uzman ilaç protokollerimizle bezlerinizi emniyetle küçültürken, apseleşme gelişen komplike vakalarımızda cerrahi drenaj müdahalelerimizi minimal invaziv konfor altında günübirlik cerrahi disipliniyle kurguluyoruz. "Hayatınıza Sağlık Katıyoruz" vizyonumuzla, her adımda yanınızdayız.
Çocuğunuzun veya kendinizin boyun, koltuk altı, kasık bölgesinde ani beliren ağrılı şişlikler, yüksek ateş, titreme nöbetleri veya sağ alt karın bölgesinde saatlerdir geçmeyen inatçı kramplar şikayetleri gözlemliyorsanız ya da vücudunuzdaki bu bezelenme durumunun sinsi bir hastalığa kalıcı bir kapı aralayıp aralamadığını modern tıp biliminin kurumsal kanıtlarıyla kontrol ettirmek adına uzman hekim muayenelerinizi, ultrasonografi taramalarınızı ve laboratuvar check-up panellerinizi uzman hekim kadromuz rehberliğinde gecikmeden planlamayı arzuluyorsanız; süreçlerin vücudunuza kalıcı zararlar vermesini engellemek adına A Life Sağlık Grubu çağrı merkezimizi arayabilir veya sitemiz üzerinden online randevu modülümüzü saniyeler içinde kurgulayabilirsiniz. Yarınlarınız için tüm tıbbi gücümüzle yanınızdayız.
Araştırdığınız Hastalık Hakkında Uzman Hekimlerimiz Size Dönüş Sağlasın.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.