Hipotansiyon; arteriyel kan basıncının sistolik tansiyon için 90 mmHg, diyastolik tansiyon için ise 60 mmHg değerinin altına düşmesi durumunu ifade eden tıbbi terimdir. Hipotansif terimi ise kan basıncı klinik olarak kabul edilen standart sınırların altına inmiş kişileri ya da düşük tansiyon seyrine bağlı gelişen dolaşım tablosunu tanımlar.
Arteriyel damar yatağındaki hidrostatik basınç, oksijen ve besin maddelerinin kılcal damarlar aracılığıyla beyin, kalp, böbrek ve karaciğer gibi hayati organlara ulaştırılmasını sağlar. Kan basıncı bu kritik eşik değerlerin altına indiğinde, dokuların hücresel düzeyde beslenmesi aksar; hücresel hipoksi ve metabolik atıkların dokudan uzaklaştırılamaması sonucu sistemik yetersizlik belirtileri ortaya çıkar.
Tıbbi kılavuzlara göre ideal kan basıncı 120/80 mmHg seviyesinde seyrederken, sistolik değerin 90 mmHg veya diyastolik değerin 60 mmHg altında ölçülmesi hipotansiyon sınırını belirler. Kalbin gevşeme anında koroner damarlara kan akışını sağlayan küçük tansiyonun tek başına düşmesi (diyastolik hipotansiyon), kalp kasının (miyokard) yeterli oksijenlenmesini engelleyerek göğüs ağrısı, nefes darlığı ve koroner perfüzyon bozukluğu riskini artırır.
Klinik değerlendirmede arteriyel basınç aralıkları ve doku perfüzyon dengesi şu sınırlar üzerinden incelenir:
Kronik hipotansiyon; genellikle genç, zayıf, düzenli kardiyo sporu yapan bireylerde veya genetik yatkınlığı olanlarda herhangi bir organ hasarı ya da şikayet yaratmadan ömür boyu stabil seyreden fizyolojik bir tablodur. Bu kişilerde damar yatağı düşük basınca tamamen adapte olmuştur ve tıbbi bir tedavi müdahalesi gerektirmez.
Buna karşılık akut hipotansiyon; iç veya dış kanama, şiddetli sıvı kaybı, anaflaktik şok veya kalp krizi gibi nedenlerle kan basıncının dakikalar içinde aniden çökmesidir. Akut tansiyon düşüşü, otoregülasyon mekanizmalarının devreye girmesine fırsat tanımadığı için hızla şuur bulanıklığı, bayılma ve çoklu organ yetmezliğine yol açan tıbbi bir acildir.
Hipotansiyon belirtileri; beyin dokusuna ve uç organlara taşınan kan akımının azalması sonucu gelişen fonksiyonel aksaklıkların bütünüdür. Hastalarda en yaygın şekilde ayakta dururken artan baş dönmesi (vertigo benzeri his), göz kararması, sersemlik, dengesizlik, geçici şuur kaybı, odaklanma güçlüğü ve soğuk terleme gözlenir.
Beyin damarlarındaki perfüzyon basıncının azalması, kafatası içi damarsal yapıların refleks olarak genişlemesine ve oksijensizliğe bağlı olarak zonklayıcı ya da künt karakterde yaygın bir hipotansif baş ağrısına neden olur.
Özellikle boyun, ense ve trapez kaslarına giden kan akımının yetersizleşmesi, tıp literatüründe "elbise askısı ağrısı" (coat-hanger pain) olarak tanımlanan boyun-omuz kuşağında inatçı gerginlik ve sertleşmeye yol açar. Dokuların enerji üretiminde aksama yaşanması ise hastanın gece tam uyumasına rağmen sabahları ağır bir tükenmişlik ve dinlenememe hissiyle uyanmasıyla karakterize kronik halsizlik tablosunu doğurur.
Arteriyel baroreseptörler basıncın düştüğünü algıladığında, sempatik sinir sistemi kalbi uyararak dakikadaki atım sayısını refleks olarak artırır (refleks taşikardi). Bu durum hastada ani göğüs çarpıntısı, kalbin yerinden fırlayacakmış gibi atması ve dokulardaki oksijen açlığını kapatmak için sık ve derin soluma hissine yol açar.
Aynı zamanda vücut hayati organları korumak amacıyla kol, bacak ve cilt damarlarını büzüştürür (vazokonstrüksiyon). Kanın merkez organlara çekilmesi sonucu ellerde ve ayaklarda soğukluk, tırnak yataklarında solukluk ve yapışkan, soğuk bir terleme tablosu izlenir.
Hipotansiyonun temel nedenleri; dolaşım sistemindeki efektif kan hacminin azalması, kalbin mekanik pompalama gücünün zayıflaması veya periferik damar tonusunun kaybolarak damarların aşırı genişlemesidir (vazodilatasyon). Bu üç temel hemodinamik mekanizmadan birinde veya birkaçında meydana gelen bozulma, arteriyel basıncın hızla aşağı inmesine yol açar.
Ağır Sıvı Kaybı (Dehidratasyon): Günlük yetersiz su alımı, aşırı sıcak havada yoğun terleme, uzamış kusma ve ishal atakları plazma hacmini tüketerek kan basıncını doğrudan düşürür.
Akut ve Kronik Kanamalar: Mide-bağırsak kanamaları, travmatik yaralanmalar, ameliyat komplikasyonları veya aşırı adet kanamaları dolaşımdaki kırmızı kan hücresi ve plazma miktarını hızla eksiltir.
Anemi ve Beslenme Yetersizlikleri: B12 vitamini ve folik asit eksikliği vücutta yeterli eritrosit üretilememesine (megaloblastik anemi) yol açarak dokulara taşınan oksijeni azaltır ve kalıcı tansiyon düşüklüğü yaratır.
Kardiyovasküler Sorunlar: Kalp hızının dakikada 50'nin altına indiği aşırı yavaş nabız (bradikardi), kalp kapak patolojileri, geçirilmiş kalp krizi sonrası gelişen kalp yetmezliği veya aritmi tabloları kalbin debisini düşürür.
Hormonal ve Endokrin Yetersizlikler: Böbrek üstü bezlerinin yetersiz çalışması sonucu aldosteron ve kortizol hormonlarının eksildiği Addison hastalığı, sodyum ve suyun böbrekten atılmasına yol açarak ağır hipotansiyona sebep olur; ayrıca tiroit tembelliği (hipotiroidi) ve hipoglisemi de tansiyon düşürücü etki gösterir.
İlaç Kullanımı: Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan beta blokerler, ACE inhibitörleri, idrar söktürücüler, kalp damar genişleticileri, trisiklik antidepresanlar ve prostat büyümesinde kullanılan alfa bloker ilaçlar doza bağlı olarak tansiyonu aşırı düşürebilir.
Hipotansiyon; ortaya çıkış mekanizmasına, tetikleyici faktörlere ve etkilenen anatomik bölgeye göre Ortostatik, Postprandiyal, Nörojenik ve İntrakraniyal olmak üzere klinik türlere ayrılır. Her bir alt tip, damar yatağının otonom kontrolündeki aksaklıklardan kafa içi sıvı dinamiklerine kadar farklı fizyopatolojik süreçlerle tetiklenir ve özgün tanı-tedavi yaklaşımları gerektirir.
Ortostatik hipotansiyon; yatar veya oturur pozisyondan ayağa kalkıldığında ilk 3 dakika içinde sistolik tansiyonun en az 20 mmHg veya diyastolik tansiyonun en az 10 mmHg aniden düşmesi durumudur. Pozisyon değişikliği ile birlikte yer çekiminin etkisiyle yaklaşık 500 ila 1000 mililitre kan hızla bacak damarlarına ve karın içi organlara göllenir.
Sağlıklı bireylerde karotid sinüs ve aort yayındaki baroreseptörler bu düşüşü milisaniyeler içinde algılayarak sempatik sinir sistemini devreye sokar; damarlar hızla büzülür ve kalp hızı hafifçe artarak kan basıncını dengeler. Ancak yaşlanma, diyabete bağlı otonom nöropati, Parkinson hastalığı, dehidratasyon, uzun süreli yatak istirahati veya antihipertansif ilaç kullanımı durumunda bu otonom refleks zayıflar. Beyne giden kan akımının aniden azalmasıyla hastada ayağa kalkar kalkmaz baş dönmesi, göz kararması, bacaklarda boşalma hissi ve bayılma gelişir.
Postprandiyal hipotansiyon; özellikle ileri yaştaki bireylerde, hipertansiyon hastalarında ve diyabet veya otonom sinir sistemi hasarı olan kişilerde, yemekten sonraki ilk 2 saat içinde sistolik kan basıncının en az 20 mmHg düşmesi tablosudur. Yemek tüketimi sonrasında sindirim sisteminin yoğun enerji ve enzim ihtiyacını karşılamak amacıyla vücuttaki kanın büyük bir bölümü mide ve bağırsak damar yatağına hücum eder.
Genç ve sağlıklı metabolizmalarda çevre damarlar kasılarak ve kalp atımı hızlanarak sistemik tansiyon korunurken; otonom yanıtı zayıflamış kişilerde bu telafi mekanizması çalışmaz. Özellikle basit şeker ve rafine karbonhidrat içeriği yüksek ağır öğünlerden sonra bağırsaklara aşırı kan çekilmesi sonucu beyin kan akımı zayıflar; yemek sonrasında şiddetli uyku hali, sersemlik, baş dönmesi, fenalık hissi ve düşmeler meydana gelir.
İntrakraniyal hipotansiyon; damar içi kan basıncının düşmesinden tamamen farklı olarak, beyin ve omuriliği çevreleyen duramater zarındaki yırtık/kaçak nedeniyle beyin omurilik sıvısının sızması sonucu kafa içi basıncının kritik seviyede düşmesiyle karakterize özel bir nörolojik hastalıktır. BOS sıvısının azalması beynin kafatası içinde aşağıya doğru sarkmasına ve ağrıya duyarlı zarların çekilmesine yol açar.
Bu tablonun en belirleyici klinik özelliği, pozisyonel (ortostatik) baş ağrısıdır. Hasta ayağa kalktığında veya oturduğunda dakikalar içinde zonklayıcı, şiddetli bir ense ve baş ağrısı başlar; hasta sırtüstü düz yattığında ise ağrı tamamen veya büyük oranda kaybolur. Tanıda belden sıvı alınması (lomber ponksiyon) öyküsü, kafa travmaları veya kendiliğinden gelişen dural yırtıklar araştırılır ve beyin-omurilik Manyetik Rezonans (MR) görüntülemesi ile kesinleştirilir.
Ortostatik hipotansiyon; hastanın en az 5 dakika sırtüstü sakin şekilde yattıktan sonra yapılan bazal tansiyon ölçümünün, ayağa kalktıktan sonraki 1. ve 3. dakikalarda tekrarlanması ve basınç farklarının incelenmesiyle teşhis edilir. Bu standart klinik test, hastanın şikayetlerinin doğrudan yer çekimi ve otonom sinir sistemi yetersizliğine bağlı olup olmadığını net biçimde ortaya koyar.
İstirahat Evresi: Hasta sessiz ve ılık bir odada en az 5 dakika boyunca düz şekilde sırtüstü yatırılır. Manşon kolun kalp hizasında tutularak yatar pozisyondaki sistolik, diyastolik kan basıncı ve nabız kaydedilir.
Ayağa Kalkış ve Takip: Hasta dikkatlice ayağa kaldırılır. Ayakta dururken kol kalp hizasında desteklenerek 1. dakikada ve 3. dakikada ölçümler tekrarlanır.
Tanı Kriteri: Ayakta yapılan ölçümlerde sistolik değerde 20 mmHg ve üzeri, diyastolik değerde ise 10 mmHg ve üzeri kalıcı bir düşüş saptanması ortostatik hipotansiyon tanısını kesinleştirir.
Nabız Yanıtının İncelenmesi: Tansiyon düşerken nabız dakikada 15-20 atım artıyorsa sorun genellikle sıvı azlığı veya ilaç etkisidir; nabız hiç hızlanmıyorsa primer otonom sinir sistemi hasarı (nörojenik hipotansiyon) düşünülür.
Eğik Masa Testi (Head-Up Tilt Table Testi): Açıklanamayan senkop ve ortostatik baş dönmesi yaşayan hastalarda otonom refleksleri değerlendirmek için motorize bir masa kullanılır. Hasta yatay konumda masaya sabitlenir ve masa kademeli olarak 60-70 derecelik dik açıya getirilerek kalp ritmi ve anlık kan basıncı dalgalanmaları monitörize edilir.
24 Saatlik Ambulatuvar Tansiyon ve Ritim Holter: Hastanın günlük yaşamında, özellikle yemek sonralarında, sabah uyanış anlarında ve pozisyon değişimlerindeki tansiyon düşüşlerini tespit etmek için 24 saatlik otomatik manşonlu tansiyon holteri uygulanır.
Farklı hipotansiyon türleri, tetikleyici unsurlar ve ayırt edici klinik belirtiler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.