KBB doktoru; kulak, burun, boğaz, baş ve boyun bölgesindeki hastalıkların teşhis ve cerrahi tedavisiyle ilgilenen tıp uzmanıdır. Bu uzmanlar, hem medikal tedavi hem de karmaşık cerrahi müdahaleleri gerçekleştirme yetkinliğine sahip olup, duyusal organların sağlığını koruyarak yaşam kalitesini artırmayı hedeflerler.
Otolaringoloji olarak da adlandırılan bu branş, tıbbın en köklü ve kapsamlı dallarından biridir. KBB uzmanlarının çalışma alanı sadece işitme kaybı veya mevsimsel boğaz ağrısı gibi yaygın şikayetlerle sınırlı kalmaz; aynı zamanda yüz estetiği, kronik sinüzit, denge bozuklukları, uyku apnesi ve hayati önem taşıyan baş-boyun tümörleri gibi kritik alanlarda da derinlemesine uzmanlık sunar. Bir KBB uzmanı, hastanın hem solunum fonksiyonlarını hem de dış görünüşünü doğrudan etkileyen burun operasyonlarından (rinoplasti), iç kulaktaki mikroskobik denge mekanizmalarına kadar geniş bir spektrumda şifa dağıtır.
Modern tıbbın sunduğu teknolojik imkanlarla birlikte endoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerini de ustalıkla kullanan bu hekimler, hastaların iyileşme süreçlerini ciddi oranda hızlandırmaktadır. Bebeklik dönemindeki geniz eti problemlerinden, ileri yaştaki işitme desteği ihtiyaçlarına kadar her yaş grubuna hitap eden bu disiplin, beş duyumuzun büyük bir kısmını barındıran anatomik bölgelerin sağlığını korumakla yükümlüdür. Bu sayede, hastaların hem fiziksel sağlıkları hem de sosyal hayata adaptasyonları en üst seviyede tutulur.
Kulak Burun Boğaz (KBB) disiplini, sadece basit bir muayene branşı değil, mikroskobik düzeyden büyük onkolojik ameliyatlara kadar uzanan devasa bir cerrahi dünyadır. Modern tıp, bu alanı kendi içinde derinlemesine uzmanlaşmış alt dallara ayırarak hastaların çok daha spesifik ve teknolojik çözümler almasını sağlamıştır.
Rinoloji, burnun hem fonksiyonel hem de estetik yapısıyla birlikte, kafa tabanına kadar uzanan sinüs boşluklarını inceleyen alt daldır. Bu alanın temel odak noktası; kronik sinüzitler, burun polipleri, deviasyon (kemik eğriliği) ve alerjik rinit gibi yaşam kalitesini doğrudan etkileyen sorunlardır. Ancak günümüzde rinoloji, geleneksel yöntemlerin çok ötesine geçmiştir.
Özellikle Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) ve "Navigasyon Yardımlı Cerrahi", bu alandaki otoritemizi pekiştiren modern tekniklerdir. Klasik ameliyatların aksine, dışarıdan herhangi bir kesi yapmadan, yüksek çözünürlüklü kameralar ve mikro-aletlerle sinüslerin içine girilerek hastalıklı dokular temizlenir. "Balon Sinoplasti" tekniği ise, tıpkı kalp damarlarının açılması gibi, sinüs kanallarının balonla genişletilmesini sağlayarak doku hasarını minimize eder. Bu modern yaklaşımlar, hastaların operasyon sonrası tamponsuz veya minimum pansumanla, çok daha hızlı iyileşmesine olanak tanır. Ayrıca, kafa tabanı tümörlerine de artık burun içinden endoskopik olarak müdahale edilebilmektedir; bu da beyin cerrahisi ile rinolojinin kesiştiği en ileri noktadır.
Otoloji ve Nörootoloji, dış kulak yolundan başlayıp iç kulaktaki denge mekanizmalarına ve işitme sinirinin beyinle olan bağlantısına kadar uzanan karmaşık bir alanı kapsar. Orta kulak iltihapları, kulak zarı delikleri, kireçlenme (otoskleroz) ve baş dönmesi (vertigo) gibi şikayetler bu birimin ana konularıdır.
Bu alanda uygulanan Koklear İmplant (Biyonik Kulak) ameliyatları, tıbbın mucizevi dokunuşlarından biridir; tamamen sağır doğan çocukların veya sonradan işitmesini kaybeden yetişkinlerin yeniden duymasını sağlar. Modern cerrahide artık "Endoskopik Kulak Cerrahisi" ön plandadır. Eskiden kulak arkasından yapılan büyük kesiler yerine, sadece kulak kanalının içinden girilerek zar onarımı (timpanoplasti) veya kemikçik protezi uygulamaları yapılabilmektedir. Ayrıca, Lazerli Stapedotomi teknikleri sayesinde, kireçlenen üzengi kemiği milimetrik hassasiyetle değiştirilir. Nörootoloji kısmı ise, işitme siniri üzerinde gelişen tümörler (akustik nörom) gibi hayati risk taşıyan durumlarda mikro-cerrahi yöntemlerle devreye girer.
Laringoloji; sesin oluşumu, yutma fonksiyonu ve hava yolunun korunmasıyla ilgilenen, sanatçıdan öğretmene kadar sesiyle çalışan herkes için kritik öneme sahip bir daldır. Ses tellerindeki nodüller, polipler, kistler ve en önemlisi gırtlak kanserleri bu birimin uzmanlık alanıdır.
Günümüzde ses teli cerrahisinde "Phonosurgery" (Ses Cerrahisi) teknikleri uygulanmaktadır. Bu yöntemde amaç, sadece lezyonu temizlemek değil, sesin kalitesini en üst düzeye çıkarmaktır. Rakiplerin genellikle bahsetmediği KTP ve CO2 Lazer teknolojileri, ses tellerindeki damarsal yapıları ve tümörleri sağlıklı dokuya zarar vermeden, neredeyse hiç kanama olmadan temizlememizi sağlar. Ayrıca "Botoks Enjeksiyonları", spazmodik disfoni gibi ses tellerinin istemsiz kasıldığı durumlarda bir tedavi aracı olarak başarıyla kullanılır. Ses analizi laboratuvarlarında yapılan dijital ölçümler sayesinde, hastanın sesindeki en ufak frekans bozukluğu tespit edilerek cerrahi öncesi ve sonrası objektif bir iyileşme takibi yapılır.
Baş ve Boyun Cerrahisi, KBB branşının en kapsamlı ve cerrahi disiplin gerektiren bölümüdür. Tiroid ve paratiroid bezi hastalıkları, tükürük bezi tümörleri, dil ve ağız içi kanserleri ile boyundaki kitlelerin tedavisi bu alanın konusudur. Bu bölge; şah damarı, yüz siniri ve hayati sinir ağlarını barındırdığı için cerrahın deneyimi ve teknolojik donanımı hayati önem taşır.
Modern tıpta bu alandaki en büyük devrim TORS (Transoral Robotik Cerrahi) uygulamasıdır. Robotik kollar yardımıyla, ağız içinden girilerek boğazdaki tümörlere boyunda büyük izler bırakmadan müdahale edilebilir. Ayrıca, "Sinir Monitörizasyonu" tekniği sayesinde; tiroid ameliyatlarında ses tellerini hareket ettiren sinirler, tükürük bezi ameliyatlarında ise yüz kaslarını yöneten sinirler anlık olarak izlenir. Bu sistem, cerrahın siniri görmesini ve korumasını sağlayarak felç riskini minimuma indirir. Onkolojik cerrahi sonrası oluşan doku kayıpları ise, vücudun başka yerinden alınan dokuların mikroskop altında damar onarımı ile nakledilmesi (serbest flep cerrahisi) sayesinde estetik ve fonksiyonel olarak telafi edilmektedir.
Kulak Burun Boğaz muayenesi, hastanın şikayetlerinin kaynağını bulmak için hem fiziksel incelemenin hem de ileri teknolojik görüntüleme yöntemlerinin bir arada kullanıldığı sistematik bir süreçtir. Doğru teşhis, başarılı bir tedavinin en kritik basamağıdır. Google aramalarında "KBB muayenesi nasıl olur?" sorusuna yanıt teşkil edecek adım adım süreç şu şekildedir:
Anamnez (Detaylı Hasta Öyküsü): Teşhis sürecinin ilk ve en önemli adımı anamnezdir. Hekim, hastanın mevcut şikayetlerini (ağrı, akıntı, işitme kaybı, ses kısıklığı, nefes alma güçlüğü vb.) ne zaman başladığını, şiddetini ve eşlik eden diğer belirtileri sorgular. Bu aşamada hastanın tıbbi geçmişi, kullandığı ilaçlar, geçirdiği ameliyatlar ve ailevi hastalık öyküsü de mercek altına alınır. Anamnez, hekimin odaklanması gereken bölgeyi belirlemesini sağlayan bir yol haritası niteliğindedir.
Otoskopik ve Endoskopik İnceleme: Fiziksel muayene aşamasında, gelişmiş ışık kaynakları ve optik cihazlar kullanılır.
Otoskopik Muayene: Kulak kanalı ve kulak zarının yapısı otoskop yardımıyla incelenir. Delinme, iltihap veya sıvı birikimi bu aşamada tespit edilir.
Endoskopik Muayene: Burun içi ve boğaz bölgesi, fiberoptik uçlu kameralar (rijit veya fleksibl endoskoplar) ile görüntülenir. Burun kemiği eğrilikleri, polipler, geniz eti ve ses tellerindeki nodüller bu yüksek çözünürlüklü kameralar sayesinde en ince ayrıntısına kadar görülür. Bu yöntem, çıplak gözle görülmesi imkansız olan derin bölgelerin net bir şekilde incelenmesini sağlar.
Odyometrik (İşitme) Testler: Özellikle kulak şikayeti, çınlama veya baş dönmesi ile başvuran hastalarda duyma fonksiyonunu ölçmek için odyometri tetkiklerine başvurulur.
Saf Ses Odyometrisi: Hastanın farklı frekanslardaki sesleri duyma eşiği belirlenir.
Timpanometri: Orta kulak basıncı ve kulak zarının hareketliliği ölçülür. Bu testler, işitme kaybının tipini (iletim tipi veya nörosensöryel) ve derecesini belirleyerek tedavi planını şekillendirir.
Radyolojik Görüntüleme (BT/MR): Fiziksel muayene ve endoskopinin yetersiz kaldığı, derin dokuların incelenmesi gereken durumlarda ileri görüntüleme teknikleri kullanılır.
Bilgisayarlı Tomografi (BT): Genellikle sinüzit, kemik eğrilikleri ve kafa tabanı incelemelerinde, kemik dokuyu net görmek için tercih edilir.
Manyetik Rezonans (MR): Yumuşak doku tümörleri, ses teli hastalıkları ve işitme siniri incelemelerinde üstün detay sunar.
Ultrasonografi: Boyun bölgesindeki kitlelerin, tiroid bezinin ve tükürük bezlerinin değerlendirilmesinde hızlı ve radyasyonsuz bir seçenek olarak öne çıkar.
Geleneksel yöntemlerle sınırlı kalmayan bir KBB muayenesi, hastaya zaman kazandırır ve gereksiz müdahalelerin önüne geçer. Özellikle Endoskopik Muayene teknolojisi sayesinde, hastalar muayene koltuğundayken kendi iç anatomilerini ekrandan görebilmekte ve hekimle birlikte durum değerlendirmesi yapabilmektedir. Bu şeffaflık, hasta-hekim güvenini pekiştirirken teşhisin doğruluğunu da en üst seviyeye taşır.
Teşhis sürecinde kullanılan Navigasyonlu Görüntüleme sistemleri ise, cerrahi planlama aşamasında adeta bir GPS görevi görerek riskli bölgelerde (göz siniri veya beyin zarı komşuluğu gibi) cerraha milimetrik rehberlik sağlar. Bu teknolojik donanım, en zorlu vakalarda bile yüksek başarı oranı ve güvenli cerrahi imkanı sunar.
Kulak Burun Boğaz kliniklerinde tanı süreci, hastanın subjektif şikayetlerini objektif verilere dönüştüren bir dizi teknik test ile tamamlanır. Modern KBB pratiğinde sadece "duyuyorum" veya "tıkalıyım" beyanı yeterli değildir; bu durumun fizyolojik karşılığı milimetrik ve desibel ($dB$) bazlı ölçümlerle saptanmalıdır. Özellikle işitme kayıplarının tipi (iletim tipi veya sinirsel tip) ve denge bozukluklarının kaynağı, bu testlerin sunduğu veriler ışığında netleşir.
İşitme seviyeleri değerlendirilirken Saf Ses Odyometrisi altın standarttır. Bu testte hem hava yolu hem de kemik yolu ölçümleri yapılarak işitme kaybının kulak yolundan mı yoksa doğrudan iç kulak ve sinirlerden mi kaynaklandığı ayırt edilir. Normal bir işitme seviyesi genellikle 0 - 25 dB aralığında kabul edilir. Bu değerin üzerindeki her artış, kaybın derecesini (hafif, orta, ileri veya çok ileri) belirler.
Timpanometri ise orta kulağın mekanik işleyişini ve kulak zarının esnekliğini ölçer. Bu test, özellikle çocuklarda sık görülen "kulakta sıvı birikmesi" (seröz otit) vakalarında hayati öneme sahiptir. Test sonucunda elde edilen grafikler (Tip A, B veya C), cerrahi müdahale gerekip gerekmediğini hekime doğrudan söyler. Öte yandan, baş dönmesi (vertigo) şikayetiyle başvuran hastalarda uygulanan Kalorik Testler, iç kulaktaki denge kanallarının fonksiyonlarını ayrı ayrı ölçerek sorunun santral (beyin kaynaklı) mi yoksa periferik (kulak kaynaklı) mi olduğunu kanıtlar.
Alerjik rinit şikayetlerinde başvurulan Deri Prick Testleri veya kanda bakılan Spesifik IgE tahlilleri ise, hastanın bağışıklık sisteminin hangi maddelere karşı "aşırı reaksiyon" verdiğini sayısal verilerle ortaya koyar. Bu testlerin tümü, bir bütünün parçaları olarak hastaya özel "Kişiselleştirilmiş Tedavi Protokolü" oluşturulmasını sağlar.
Aşağıdaki tablo, bir KBB uzmanının en sık başvurduğu teknik testlerin işlevlerini ve klinik beklentilerini özetlemektedir:
| Test Adı | Hangi Şikayet İçin Yapılır? | Beklenen Sonuçlar |
|---|---|---|
| Saf Ses Odyometrisi (Hava) | Genel işitme kaybı ve duyma eşiği tespiti. | 0-25 dB arası (Normal işitme eşiği). |
| Saf Ses Odyometrisi (Kemik) | İşitme kaybının kaynağını belirleme. | Hava yolu sonuçlarıyla uyumlu sonuçlar. |
| Timpanometri | Kulak zarı hareketliliği ve orta kulak basıncı. | Tip A (Normal), Tip B veya Tip C. |
| Akustik Refleks Testi | İşitme siniri ve beyin sapı yollarının kontrolü. | Refleksin belirli eşiklerde tetiklenmesi. |
| VNG (Video Nistagmografi) | Denge sistemi ve göz koordinasyonu. | Nistagmusun (istemsiz göz hareketi) olmaması. |
| BERA (ABR) Testi | Bebeklerde işitme taraması veya tümör şüphesi. | İşitme siniri boyunca düzenli dalga iletimi. |
| Deri Prick Testi | Hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntı şikayetleri. | Alerjenlere karşı negatif reaksiyon. |
| Konuşmayı Ayırt Etme | Seslerin netliği ve anlamlandırma başarısı. | %90 ve üzeri doğru anlama skoru. |
Vücudumuzun dış dünya ile etkileşimini sağlayan beş duyudan üçü (işitme, koku ve tat), doğrudan Kulak Burun Boğaz (KBB) branşının uzmanlık alanındadır. Çoğu zaman "basit bir soğuk algınlığı" deyip geçtiğimiz belirtiler, aslında vücudun daha derin bir patolojiye verdiği imdat sinyalleri olabilir. Bu belirtileri görmezden gelmek, kronikleşen sorunlara ve daha karmaşık cerrahi süreçlere davetiye çıkarabilir.
Kulak şikayetleri genellikle sadece "duymama" üzerine kurgulansa da, semptomlar çok daha çeşitlidir. Eğer kulağınızda dışarıdan bir ses gelmemesine rağmen sürekli bir uğultu veya ıslık sesi duyuyorsanız, bu Tinnitus (Kulak Çınlaması) belirtisidir ve işitme sinirindeki bir hasarın veya vasküler bir sorunun habercisi olabilir.
Bunun yanı sıra, dünyanızın aniden başınıza yıkıldığı o şiddetli dönme hissi, yani Vertigo, sadece bir baş dönmesi değil; iç kulaktaki kristallerin yerinden oynaması (BPPV) veya denge sinirinin iltihaplanması gibi spesifik bir KBB sorunudur. Kronikleşen kulak akıntıları veya orta kulakta sıvı birikmesi durumlarında, kulak zarının sağlığını korumak adına Timpanoplasti (kulak zarı onarımı) veya ventilasyon tüpü takılması gibi cerrahi çözümler kaçınılmaz hale gelebilir.
Burun tıkanıklığı, sadece kış aylarında yaşanan bir rahatsızlık değilse; kronik bir hal almışsa burada yapısal bir bozukluk aranmalıdır. Burun orta bölmesindeki eğrilik (Septum Deviasyonu), nefes kalitesini düşürerek uyku kalitesini ve günlük enerjiyi doğrudan etkiler. Bu durumda uygulanan Septoplasti ameliyatı, hava yolunu açarak hastanın yaşam kalitesini dramatik şekilde artırır.
Eğer hem nefes alma sorunu yaşıyor hem de burnunuzun dış görünüşünden memnun değilseniz, fonksiyonel ve estetiğin birleştiği Rinoplasti operasyonları en kalıcı çözümdür. Ayrıca;
Kronik Sinüzit: 12 haftadan uzun süren yüz ağrısı ve geniz akıntısı.
Nazal Polip: Burun içinde gelişen et parçaları.
Koku Kaybı: Tat ve koku alma duyularında belirgin azalma.
Bu durumlarda modern tıbbın sunduğu Endoskopik Sinüs Cerrahisi sayesinde, dışarıdan hiçbir iz kalmadan burun içindeki tüm tıkanıklıklar temizlenebilmektedir.
Geceleri yüksek sesle horluyorsanız ve uykunuzda nefesiniz kesiliyorsa, bu durum Uyku Apnesi olabilir. Uyku apnesi sadece yorgunluk yapmaz; kalp sağlığı üzerinde de ciddi bir risk oluşturur. Bu vakalarda yumuşak damak ve bademciklerin küçültüldüğü Uvulopalatofaringoplasti (UPPP) gibi cerrahi teknikler hayati önem taşır.
Çocukluk döneminde ise karşımıza en sık Adenoid Hipertrofisi (Geniz Eti Büyümesi) çıkar. Çocuğunuz ağzı açık uyuyor, sürekli üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyor veya işitme azlığı yaşıyorsa, vakit kaybetmeden bir KBB uzmanına başvurulmalıdır. Adenoidektomi (geniz eti ameliyatı) ve gerekliyse bademciklerin alınması (Tonsillektomi), çocuğun gelişimsel gerilik yaşamasını önleyen kritik müdahalelerdir.
Aşağıdaki semptomlardan bir veya birkaçına sahipseniz, bir KBB uzmanının kapısını çalmanın vakti gelmiştir:
Ses Kısıklığı: 2 haftadan uzun süren ve düzelmeyen ses değişimleri.
Yutma Güçlüğü: Boğazda sürekli bir yumru hissi veya takılma duygusu.
Boyunda Kitle: Ele gelen ağrılı veya ağrısız sertlikler.
Ani İşitme Kaybı: Acil müdahale gerektiren, aniden gelişen duyma azlığı.
Global Klinik Kılavuzlar ve Federasyonlar
- AAO-HNS: American Academy of Otolaryngology–Head and Neck Surgery. Klinik uygulama kılavuzları için temel referans. [Kılavuzlara Git]
- IFOS: International Federation of ORL Societies. Küresel KBB derneklerinin çatı kuruluşu ve küresel standartlar. [Kurumsal Sayfa]
- Mayo Clinic & Cleveland Clinic: ENT Departments. Modern tanı ve tedavi yaklaşımlarında akademik veri merkezi. [Klinik Veriler]
Prestijli Bilimsel Dergiler ve Kütüphaneler
- PubMed / MEDLINE: Dünya çapındaki hakemli tıbbi makalelerin ana kütüphanesi. [Makale Tarama]
- Cochrane Library: Kanıta dayalı tıp incelemeleri için global altın standart. [Sistematik İncelemeler]
- The Laryngoscope & JAMA Otolaryngology: Baş, boyun cerrahisi ve onkolojik çalışmalar için en yüksek etkili (High Impact) yayınlar. [Bilimsel Yayın]
Ulusal Otoriteler ve Yayınlar (Türkiye)
- TKBBV: Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği. Ulusal cerrahi standartlar ve eğitim protokolleri. [Ulusal Dernek Linki]
- Turkish Archives of Otorhinolaryngology: Ulusal vaka analizleri ve klinik araştırmaların bilimsel yayın organı. [Arşiv Kaynağı]
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 26 Ocak 2026 14:35
Yayınlanma Tarihi: 26 Ocak 2026 14:14
Araştırma Yaptığınız Konu ve Hastalık Hakkında Uzman Hekimlerimize Danışarak Sizlere Geri Dönüş Sağl
KBB, tıp literatüründe "Otolaringoloji" olarak bilinen cerrahi bir branştır. Kulak, burun, boğaz, baş ve boyun bölgelerindeki hastalıkların teşhis, medikal tedavi ve cerrahi müdahaleleriyle ilgilenir. Duyusal fonksiyonların (duyma, koku, tat) yanı sıra estetik ve fonksiyonel burun ameliyatları da bu bölümün uzmanlık alanına girmektedir.
"En iyi" kavramı hastanın ihtiyacına göre değişse de, Türkiye'nin en iyi kulak burun boğaz doktoru; uluslararası cerrahi başarıları olan, modern teknolojiyi (robotik cerrahi, lazer) kullanan ve vaka deneyimi yüksek isimler arasından seçilir. Akademik çalışmalar ve hastaların tedavi sonrası memnuniyet oranları bu seçimde en önemli kriterlerdir.
En iyi kulak burun boğaz doktorları, branşın alt dallarında (rinoloji, otoloji, baş-boyun cerrahisi) uzmanlaşmış ve güncel cerrahi teknikleri başarıyla uygulayan hekimlerdir. Teknolojik donanımı yüksek hastanelerde çalışan, karmaşık revizyon ameliyatlarında yüksek başarı sağlayan ve hastasıyla güçlü iletişim kuran uzmanlar bu kategoride değerlendirilir.
Ankara da en iyi kulak burun boğaz doktoru arayışında; doktorun uzmanlık alanı (örneğin sadece burun estetiği veya sadece kulak cerrahisi), sahip olduğu teknolojik altyapı ve hasta yorumları dikkate alınmalıdır. Başkent, sağlık üssü olduğu için ileri seviye cerrahi imkanlar sunan çok sayıda yetkin KBB uzmanına ev sahipliği yapmaktadır.
Ankara KBB doktorları; özellikle bölgenin iklim yapısına bağlı kronik sinüzit tedavileri, ileri derece işitme kayıpları (biyonik kulak) ve kompleks baş-boyun cerrahileri konusunda geniş tecrübeye sahiptir. Şehirdeki üniversite ve özel dal hastaneleri, gelişmiş tanı ve tedavi cihazlarıyla bu doktorların başarısını destekleyerek yüksek kaliteli hizmet sunar.
Şikayetlerin başlangıç zamanını not etmek ve varsa eski tahlilleri getirmek yeterlidir. Baş dönmesi şikayeti varsa, denge testlerini etkilememesi için hekim aksi bir şey söylemedikçe 24-48 saat öncesinden baş dönmesi ilaçları kesilmelidir.
Genellikle kemik gelişiminin tamamlandığı kadınlarda 17, erkeklerde ise 18 yaş sınır kabul edilir. Ancak nefes alma güçlüğü gibi ciddi fonksiyonel sorunlar varsa veya doğumsal anomaliler söz konusuysa, hekim kararıyla daha erken yaşlarda da müdahale edilebilir.
İlaç tedavisine yanıt vermeyen ve 12 haftayı aşan sinüzit vakalarında cerrahi en kesin çözümdür. Modern Endoskopik Sinüs Cerrahisi sayesinde, burun içindeki tıkalı kanallar açılarak iltihaplı dokular temizlenir ve hastalığın tekrarlama riski minimize edilir.
Hayır, çınlama bir hastalık değil, işitme sinirinde veya vücuttaki başka bir sorunda (tansiyon, vitamin eksikliği vb.) ortaya çıkan bir belirtidir. Altta yatan neden doğru teşhis edilip tedavi edildiğinde çınlama azalabilir veya tamamen kontrol altına alınabilir.
Hava yolunu tıkayan geniz eti, aşırı büyük bademcikler veya burun kemiği eğriliği gibi yapısal sorunlar ameliyatla düzeltilebilir. Bu cerrahiler, uyku apnesinin şiddetini büyük oranda azaltır ve hastanın CPAP cihazına olan bağımlılığını sonlandırabilir.
Çocuk ağzı açık uyuyor, sürekli horluyor veya orta kulakta sıvı birikmesine bağlı işitme kaybı yaşıyorsa operasyon şarttır. Bu müdahale, çocuğun yüz gelişiminin bozulmasını ve kalıcı işitme sorunlarını önlemek adına hayati önem taşır.
Gırtlak (larenks), dil, dudak, ağız içi, tükürük bezleri, tiroid bezi ve boyundaki kitlelerin teşhis ve cerrahi tedavisiyle ilgilenir. Erken teşhis, bu bölgedeki onkolojik vakalarda fonksiyon kaybını önlemek için en kritik basamaktır.
İç kulak kristallerinin oynamasına bağlı gelişen vertigolar, genellikle "manevra" adı verilen özel hareketlerle tek seansta bile düzelme sağlayabilir. Sinir iltihabı kaynaklı durumlarda ise rehabilitasyon süreci birkaç haftayı bulabilir.
Soğuk algınlığına bağlı olmayan ve 15 günü aşan ses kısıklıkları mutlaka uzman tarafından incelenmelidir. Uzun süren ses kısıklığı; ses teli nodülleri, polipleri veya erken evre gırtlak kanserinin ilk ve tek belirtisi olabilir.
İşitme kaybının türüne göre ameliyat bir seçenek olabilir. Kireçlenme veya zar yırtıkları ameliyatla düzeltilebilir. Ancak sinirsel kayıplarda işitme cihazı veya ileri vakalarda "Koklear İmplant" (biyonik kulak) uygulaması en etkili çözümdür.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.