Meme kanseri, evrelerine ve tümörün biyolojik karakterine göre vücutta çok farklı sinyallerle kendini gösterir. Hastalığın en sinsi yönü, ilk evrelerde genellikle hiçbir ağrı, sızı veya gözle görülür dış yapısal bozukluk yaratmadan, doku katmanlarında tamamen sessizce ilerlemesidir. Çoğu kadın, tümörün hücresel düzeyde büyüyüp çevre bağ dokularını mekanik olarak çekiştirmeye veya lenf kanallarını tıkamaya başladığı aşamada ilk belirtileri fark eder.
Meme kanserinin erken evrede yakalanabilmesi, kişinin kendi meme anatomisindeki normal doku yapısını iyi tanımasına ve sinsi değişiklikleri anında ayırt edebilmesine bağlıdır.
Memesinde veya koltuk altında yeni bir sertlik fark eden her kadının saniyeler içinde büyük bir panik ve korku duygusuna kapılması son derece insani bir reaksiyondur. Ancak sakinleşmek ve şu kesin tıbbi gerçeği bilmek iç konforunuz adına çok önemlidir: Memede ele gelen her kitle veya her sertlik kesinlikle kanser değildir. Aslında üreme çağındaki kadınlarda memede saptanan yumruların %80-90'ı tamamen iyi huylu (benign) yapılardan kaynaklanır.
İyi Huylu Kistler ve Fibroadenomlar: Memede adet dönemlerindeki hormonal dalgalanmalara bağlı olarak içi sıvı dolu kesecikler (kistler) veya genç kadınlarda sıkça rastlanan, meme dokusunun kendi hücrelerinden gelişen, sınırları net yuvarlak fibroadenomlar oluşabilir. Bu iyi huylu yapılar parmakla itildiğinde memenin içinde bir misket gibi sağa sola kayar, yumuşak veya lastik kıvamındadır. Adet döneminde büyüyüp küçülebilirler ve genellikle meme dokusunda sızı/ağrı yaparlar.
Kanser Şüphesi Taşıyan Malign Kitlelerin Özellikleri: Kanserli tümör kitleleri ise parmakla dokunulduğunda taş gibi sert ve yoğundur. Sınırları belirsiz, pürtüklüdür; çevre dokulara sinsi kökler salarak büyüdüğü için parmakla itildiğinde sağa sola kaymaz, sabit ve hareketsiz (fiske) durur. En büyük sinsi tuzak ise kanserli kitlelerin %90'a yakınının ilk evrelerde tamamen ağrısız olmasıdır.
Tümör odakları meme başının hemen arkasındaki süt kanallarının (duktus) çevresine yerleşip büyüdükçe, bu kanalları hücresel düzeyde içeriden kısaltarak meme ucunda ve areola (meme başı çevresindeki koyu halka) bölgesinde sinsi mekanik deformasyonlara yol açar:
Meme Ucunun İçe Çökmesi (Çekilme): Normalde dışa doğru dik duran meme ucunun sinsi bir şekilde içeri doğru dönmesi, düzleşmesi veya bir yöne doğru çarpılarak asimetrik yön değiştirmesi tümörün kanalları içeri doğru çektiğinin somut uyarısıdır.
Kabuklanma ve Soyulma (Paget Hastalığı Uyarısı): Meme ucunda ve areola cildinde geçmeyen, sinsi bir şekilde ilerleyen egzama benzeri kızarıklık, pullanma, kabuklanma veya sızıntılı yaralar belirebilir. Bu durum, meme kanserinin sinsi bir alt türü olan ve süt kanallarından başlayıp meme başına doğru tırmanan Paget Hastalığı tablosunun habercisi olabileceği için asla basit bir cilt tahrişi sayılarak geçiştirilmemelidir.
Kadınlarda meme başından gelen akıntıların çok büyük bir kısmı hormonal düzensizliklere, emzirme sonrası idame süreçlerine veya süt kanallarının iyi huylu genişlemelerine (duktal ektazi) bağlıdır. Ancak arama hacmi yüksek ve klinik önemi kritik olan şu ayrımı iyi bilmek gerekir:
Normal / Selim Akıntılar: Her iki memeden birden gelen, sadece meme başı sıkıldığında sızan, süt kıvamındaki (galaktore) veya sarı-yeşil-kirli renkli akıntılar çoğunlukla kanser dışı nedenlere dayanır.
Tehlikeli / Şüpheli Akıntılar: Akıntı sadece tek bir memeden, kendiliğinden (göğse hiçbir mekanik baskı uygulamadan, sütyene sızacak şekilde) geliyor ve rengi tamamen su gibi berrak/şeffaf veya taze kanlı/pembe ise bu durum çok yüksek oranda kanserleşme riski taşır. Süt kanalı içindeki sinsi bir tümörün (intraduktal papillom veya duktal karsinom) kanalı zedelemesiyle oluşan bu akıntılar, acil kanal taramalarını zorunlu kılar.
Kanser hücreleri meme cildinin hemen altındaki kılcal lenf kanallarını sinsi bir şekilde istila edip tıkadığında, memenin dış yüzeyinde dramatik görsel değişimler başlar:
Portakal Kabuğu Görünümü (Peau d'orange): Lenf sıvısı kanallardan akamadığı için meme cildinde hücresel düzeyde yoğun bir ödem (şişlik) gelişir. Cilt kalınlaşır ancak kıl foliküllerinin (gözeneklerin) olduğu noktalar aşağıda çökük kalır. Sonuç olarak meme cildi tam bir portakal kabuğunun pürüzlü, çukurcuklu yüzeyine benzer. Bu durum sinsi ilerleyen inflamatuar meme kanserinin majör habercisidir.
Ciltte Çöküntü ve Gamzelenme: Tümör meme dik tutan Cooper bağlarını kopardığında, meme cildinin bir noktasında içeri doğru sinsi bir çökme, büzüşme veya gülümserken/kolu yukarı kaldırırken belirginleşen gamzelenme odakları oluşur.
Kadın anatomisinde iki meme arasında doğuştan gelen, gelişimsel hafif asimetriler (birinin diğerinden hafif büyük veya farklı açıda olması) tamamen normal ve zararsız bir durumdur.
Sonradan Gelişen Sinsi Farklar: Klinik olarak tehlikeli olan durum, daha önce yapısal olarak birbirine benzeyen memelerden birinde sonradan, sinsi bir şekilde boyut büyümesi, aşağı doğru sarkma, ağırlaşma veya şeklinde ani bir yön değişikliği gelişmesidir. İçeride hızla büyüyen bir tümör kitlesi doku hacmini artırarak veya meme duvarına yapışarak memenin doğal duruş aksını bozar ve asimetriyi tetikler.
Meme dokusunun lenf sıvısının %75'inden fazlası koltuk altındaki lenf bezlerine (aksiller lenf nodları) süzülür. Bu nedenle meme kanseri hücreleri memeden dışarı sızdığında ilk uğrayacakları yer koltuk altı koruyucu bariyerleridir.
Metastaz İşareti: Bazen memenin çok derin katmanlarındaki küçük bir tümör odağı elle hissedilemeyecek kadar küçüktür; ancak kanser hücrelerinin koltuk altına sıçraması nedeniyle buradaki lenf bezleri büyür.
Klinik Görünüm: Hasta koltuk altında elini yıkarken veya banyoda liflenirken sert, ağrısız, misket veya ceviz büyüklüğünde yuvarlak yumrular fark eder. Koltuk altında saptanan bu dirençli lenf bezi büyümeleri, meme dokusunda sinsi bir kanser odağının tarama süreçlerini başlatan en net bölgesel alarmdır.
Kadınlar arasında meme sağlığı ile ilgili en sık karşılaşılan, poliklinik başvurularının en büyük kısmını oluşturan ve hastalarda saniyeler içinde devasa bir panik dalgasına yol açan şikayet Meme Ağrısı (Mastalji) durumudur. Memesinde sızı, batma veya keskin bir sızlama hisseden her kadının aklına gelen ilk sinsi soru "Acaba meme kanseri miyim?" endişesidir.
Ancak iç konforunuzu sağlamak adına şu tescillenmiş kesin tıbbi gerçeği bilmeniz hayati önem taşır: Meme ağrısı, çok büyük bir oranda meme kanseri belirtisi DEĞİLDİR. Meme kanseri teşhisi konulan kadınların %90’ından fazlasında ilk evrelerde hiçbir ağrı şikayeti görülmez. Kanserli tümör odakları sinsi, sessiz ve ağrısız büyüme karakterine sahiptir. Meme ağrısı çeken hastaların yapılan ileri taramalarında (mamografi/ultrason) arkadan çıkan nedenlerin %95'ten fazlası; adet döngülerindeki hormonal dalgalanmalar, iyi huylu kistler, stres veya kas-iskelet sistemi kaynaklı zararsız faktörlerdir.
Geniş kapsamlı genel cerrahi ve meme sağlığı kliniklerinde mastalji şikayetleri, ağrının karakterine ve adet döngüsü ile olan ilişkisine göre iki ana grupta incelenir:
Meme ağrısı yaşayan kadınların yaklaşık %70’inde görülen, tamamen hormonal dengelere bağlı en yaygın türdür.
Ağrı her iki memede birden hissedilir. Özellikle adet kanaması başlamadan önceki son 1 hafta-10 gün içinde sinsi bir şekilde şiddetlenir. Memelerde yaygın bir dolgunluk, ağırlaşma, şişlik ve hassasiyet eşlik eder. Adet kanamasının başlamasıyla birlikte hormon seviyeleri (östrojen ve progesteron) hızla düştüğü için ağrı saniyeler içinde hafifler ve tamamen kaybolur.
Meme dokusundaki hücrelerin aylık normal östrojen ve progesteron dalgalanmalarına verdiği aşırı hücresel duyarlılıktan kaynaklanır. Çoğunlukla üreme çağındaki ve genç kadınlarda görülür; menopoz sonrasında ise tamamen bıçak gibi kesilir.
Ağrının şiddeti veya zamanlaması kadının adet takvimiyle hiçbir bağ barındırmaz.
Genellikle sadece tek bir memede ve memenin belirli bir lokal odak noktasında hissedilir. Sürekli, inatçı, sızlayıcı, keskin veya batıcı bir karakteri olabilir. Menopoza girmiş kadınlarda da sıklıkla karşımıza çıkabilir.
Doğrudan meme anatomisinin içindeki yapısal durumlara bağlıdır. Büyük iyi huylu kistler, fibroadenomlar, süt kanallarının sinsi genişlemeleri (duktal ektazi), geçirilmiş meme travmaları/darbeleri veya emzirme dönemindeki sinsi meme iltihapları (Mastit / Meme Apsesi) bu ağrıyı tetikler.
(Kas Ağrısı Tuzağı): Bazen "memem ağrıyor" diyerek kliniğe başvuran hastalarımızda, ağrının meme dokusuyla hiçbir ilgisi olmadığı; memenin hemen arkasındaki göğüs duvarı kaslarının tahrişinden (Kostokondrit / Tietze Sendromu), sinsi boyun fıtıklarından veya duruş bozukluklarından kaynaklandığı tescillenir.
Meme ağrısı genel olarak iyi huylu süreçlere işaret etse de, tıpta hiçbir şikayet körlemesine göz ardı edilemez. Çok nadir durumlarda, bazı agresif meme kanseri türleri veya ileri evre tümörler ağrı sinyali ile alarm verebilir.
Eğer meme ağrınıza şu sinsi ve şüpheli ek belirtiler eşlik ediyorsa, süreç vakit kaybetmeden taranması gereken bir tıbbi alarm olarak kabul edilmelidir:
Ağrının Tek Taraflı ve Sabit Olması: Ağrı sadece tek bir memede, hep aynı noktada, adet döneminden bağımsız olarak haftalarca hiç hafiflemeden devam ediyorsa,
Ele Gelen Sertlik (Kitle): Ağrıyan bölge parmaklarla muayene edildiğinde, parmak ucuna taş gibi sert, pürtüklü, sınırları belirsiz ve sağa sola kaymayan (hareketsiz) sinsi bir yumru hissi geliyorsa,
Meme Cildinde Değişimler: Ağrılı memenin üzerinde kızarıklık, lokal sıcaklık artışı, şişlik, ciltte içeri doğru çöküntü (gamzelenme) veya cildin bir portakal kabuğu gibi pürüzlü ve çukurcuklu bir kıvama bürünmesi mevcutsa (İnflamatuar Meme Kanseri şüphesi),
Meme Ucunda Deformasyon ve Akıntı: Meme ucunun sinsi bir şekilde içeri doğru çökmesi, yön değiştirmesi veya meme başından göğsü sıkmadan kendiliğinden gelen tamamen su gibi berrak/şeffaf ya da kanlı/pembe akıntılar baş gösterdiyse,
Koltuk Altında Şişlik: Ağrılı memenin tarafındaki koltuk altı çukurunda sert, ağrısız, misket büyüklüğünde dirençli lenf bezi büyümeleri elinize geliyorsa.
Meme kanseri, biyolojik karakteri gereği zamana bağlı olarak anatomik ve hücresel düzeyde katman değiştiren dinamik bir hastalıktır. Tümörün meme içindeki büyüme safhaları, savunma ordumuz olan lenf kanallarına sızma derecesi ve uzak dokulara göç etme durumu, klinik olarak hissettiğimiz semptomların şiddetini ve çeşidini doğrudan belirler.
Kanser hücrelerinin tamamen sessiz olduğu ilk basamaklar ile vücudun genelini kuşattığı ileri evreler arasındaki fiziksel ve dokusal farkları bilmek, sinsi hastalığın maskesini zamanında düşürmenin en büyük anahtarıdır.
Meme kanserinde "Erken Evre" (Evre 0, 1 ve kısmen 2) tümörün tamamen doğduğu meme parenkim dokusuna hapis olduğu dönemi kapsarken; "İleri Evre" (Evre 3 ve 4) kanserin lokal sınırları aşarak göğüs duvarını, tüm bölgesel lenfleri ve uzak organları istila ettiği evreleri temsil eder.
Bu iki büyük evre grubu arasındaki farklar vücuda şu klinik tablolarla yansır:
Ağrısız Küçüklük: Tümörün çapı genellikle 1-2 santimetrenin altındadır. Hücreler çevre bağ dokularını henüz çekiştirmediği için kesinlikle hiçbir ağrı, sızı veya batma hissi oluşturmaz.
Görsel Kusursuzluk: Dışarıdan bakıldığında veya aynanın karşısına geçildiğinde memede hiçbir asimetri, boyut farkı, cilt kızarıklığı veya şekil bozukluğu izlenmez. Meme cildi tamamen pürüzsüz ve normal görünümünü korur.
Meme Ucu Doğallığı: Süt kanalları içeriden zedelenmediği için meme ucunda hiçbir içe çekilme, yön değiştirme veya sinsi bir akıntı patlak vermez.
Koltuk Altı Temizliği: Kanser hücreleri lenf otoyollarına henüz sızmadığından, koltuk altında el ile hissedilebilecek hiçbir sertlik veya lenf bezi büyümesi (yumru) oluşmaz.
Mekanik Hasar ve Ağrı: Tümör hacimsel olarak büyüyüp (5 santimetrenin üzeri) çevre derin sinir ağlarını sıkıştırdığında veya meme cildinde yaralar açtığında inatçı, künt ve sinsi bir ağrı tabloya eklenir.
Portakal Kabuğu Görünümü ve Çöküntü: Kanser hücreleri cilt altı lenf kanallarını tamamen tıkar. Memede yaygın bir ödem gelişerek cilt yüzeyi tam bir portakal kabuğu gibi pürüzlü ve çukurcuklu bir kıvama bürünür. Cooper bağlarının kopmasıyla ciltte derin çöküntüler (gamzelenme) oluşur.
Meme Ucunda Yıkım: Meme ucu sinsi bir şekilde tamamen içeri gömülür, kabuklanır, soyulur (Paget Hastalığı) ve meme başından göğsü sıkmadan kendiliğinden gelen su gibi şeffaf veya taze kanlı akıntılar sızar.
Koltuk Altı Kuşatması: Koltuk altı lenf bezleri yoğun tümör istilasıyla büyür. Koltuk altında sert, ağrısız, misket veya ceviz büyüklüğünde, birbirine yapışık dirençli yumrular elinize gelir.
Uzak Organ Metastaz Sinyalleri (Evre 4): Kanser hücreleri kan yoluyla uzak organlara yayıldığında, memenin dışındaki sinsi sistemik şikayetler başlar: Kemik metastazına bağlı geçmeyen şiddetli bel/sırt ağrıları, akciğer tutulumuna bağlı inatçı öksürük ve nefes darlığı, karaciğer tutulumuna bağlı sarılık ve sinsi halsizlik krizleri.
Meme kanseri teşhisi koyduğumuz hastaların çok büyük bir kısmında, kanser hücrelerinin en tehlikeli yönü olan "Sinsi İlerleme" (Asemptomatik Faz) gerçeği ile karşılaşırız. Tümör, hücresel düzeyde bölünürken vücuda hiçbir sinyal göndermez. Milimetrik boyuttaki bu sinsi odakların parmakla yapılan fiziksel muayenelerde ele gelmesi anatomik olarak imkansızdır.
Peki, vücut hiçbir alarm vermiyorsa, meme cildi kusursuz görünüyorsa biz bu sinsi kanser hücrelerini henüz yolun başındayken nasıl yakalıyoruz? Hücresel bilimin ve modern radyolojinin geliştirdiği koruyucu savunma kalkanları şunlardır:
Mamografi, hiçbir şikayeti olmayan sağlıklı kadınlarda sinsi tümör haritasını çıkartan en güçlü silahımızdır. 40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez mamografi çektirmesi bu yüzden tıbbi bir zorunluluktur. Mamografi, tümör henüz bir kitle (yumru) formuna bile ulaşmamışken, süt kanallarının içine sinsi bir kireç tozu gibi çöken mikrokalsifikasyon odaklarını (Evre 0 / DCIS) milimetrik olarak yakalar. Bu evre, kanserin sıfır noktasıdır ve yakalandığında memeye dokunulmadan tam başarı sağlanır.
Genç kadınlarda veya yapısal olarak yoğun meme (dense breast) mimarisine sahip bireylerde, süt bezlerinin sıklığı mamografide beyaz bir bulut tabakası oluşturarak sinsi lezyonları gizleyebilir. Bu teknolojik bariyeri aşmak adına, ses dalgalarıyla çalışan Meme Ultrasonografisi (USG) mamografiye eklenir. Eğer kişinin ailesinde sinsi bir genetik miras (BRCA1 / BRCA2 gen mutasyonu) varsa, damardan kontrast madde verilerek çekilen Meme MRG (Manyetik Rezonans) teknolojisi devreye sokulur. Meme MRG, tümör dokularının normal dokulara kıyasla saniyeler içinde nasıl agresif kanlandığını moleküler düzeyde yakalayarak sinsi ilerlemeyi tamamen durdurur.
Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM), 20 yaşından sonra her kadının ayda bir kez ev konforunda uygulayabileceği, meme sağlığını yakından takip etmesini sağlayan ve sinsi doku değişimlerini erkenden fark etmesini sağlayan en pratik fiziksel kontrol yöntemidir. Bu muayenenin temel amacı kadının kendi normal meme dokusunu tanıması, böylece dokuya sonradan eklenen yabancı bir sertliği saniyeler içinde ayırt edebilmesidir.
En Doğru Zamanlama: Hormonal dalgalanmaların meme dokusunu en az etkilediği, memelerin en yumuşak ve hassasiyetinin en az olduğu dönem olan adet (menstrüasyon) bitiminden sonraki 3. ila 5. günler arasıdır. Menopoza girmiş, gebelik döneminde olan veya emziren kadınlar ise her ayın kendilerinin belirleyeceği sabit bir gününde (örneğin her ayın 1'inde) bu kontrolü tekrarlamalıdır.
Muayene süreci iki ana aşamadan oluşur:
Belden yukarısı çıplak olacak şekilde aynanın karşısına geçilir. Kollar önce yanlarda sarkık, ardından kalçalara doğru bastırılarak (göğüs kaslarını kasmak için) ve son olarak başın üzerine kaldırarak memeler dikkatlice izlenir. Aynaya bakarken; iki meme arasında yeni gelişen bir boyut asimetrisi, meme cildinde sinsi bir büzüşme, gamzelenme, portakal kabuğu görünümü, meme ucunda içeri çökme veya renk değişikliği olup olmadığı aranır.
Yatağa sırt üstü uzanarak veya duşta cilt sabunluyken (parmakların daha rahat kayması için) yapılabilir. Sol meme muayene edilirken sol kol başın arkasına alınır. Sağ elin işaret, orta ve yüzük parmaklarının iç yüzeyleri (pelerin kısımları) düz bir şekilde meme cildine yerleştirilir.
Meme başından dışa doğru sarmal halkalar çizerek (Dairesel Yöntem), dış sınırlardan meme ucuna doğru düz çizgilerle ilerleyerek (Işınsal Yöntem) veya yukarı aşağı şeritler halinde (Dikey Yöntem) tüm doku taranır. Parmak bastırma şiddeti önce yüzeyel, sonra derin dokuları hissedecek şekilde hafifçe artırılır. Aynı hat takip edilerek koltuk altı çukuru da sinsi bir sertlik yönünden taranır. Son olarak meme ucu hafifçe sıkılarak kanlı/berrak bir akıntı kontrolü yapılır.
Meme kanserinin en tehlikeli yönü, ilk evrelerde tamamen ağrısız ve sessiz (asemptomatik) ilerlemesidir. 1 santimetrenin altındaki sinsi tümör odakları elle yapılan muayenelerde asla hissedilemez. Bu nedenle, memede elinize bir kitle gelmesini beklemeden, yaş gruplarına özel olarak tescillenmiş modern radyolojik tarama protokollerine sadık kalmak hayati önem taşır:
Bu yaş grubunda meme dokusu yapısal olarak çok yoğundur ve süt bezleri (parankim) ağırlıktadır. Bu nedenle radyasyon içeren mamografi ilk basamakta tercih edilmez. Ayda bir KKMM yapılması ve 1-3 yılda bir uzman hekim muayenesi yeterlidir. Şüpheli bir sertlik durumunda veya yoğun meme yapısına sahip kadınlarda sinsi odakların şifresini çözmek adına, ses dalgalarıyla çalışan ve hiçbir yan etkisi bulunmayan Meme Ultrasonografisi (USG) en güvenli tanı aracıdır.
Meme kanseri riskinin yaşla birlikte artması nedeniyle 40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez rutin Dijital Mamografi çektirmesi tıbbi bir zorunluluktur. Mamografi, elle hissedilmesi imkansız olan, süt kanallarının içine sinsi bir kireç tozu gibi çöken mikrokalsifikasyon odaklarını (Evre 0 / DCIS) yakalayabilen tek altın standart teknolojidir. Yoğun meme yapısına sahip kadınlarda mamografinin kamuflaj etkisini kırmak adına taramaya her yıl Meme Ultrasonu (USG) da eklenmelidir.
Yüksek Risk Grubu İstisnası: Eğer kişinin annesinde, teyzesinde veya kız kardeşinde 40 yaş öncesi genç meme kanseri öyküsü varsa ya da genetik panellerde sinsi bir miras (BRCA1 / BRCA2 gen mutasyonu) tescillendiyse, mamografi tarama yaşı 30'lu yaşların başına çekilebilir ve takibe damardan kontrast madde verilerek çekilen Meme MRG (Manyetik Rezonans) teknolojisi dahil edilir.
Evde yaptığınız aylık kontrollerde yeni bir sertlik hissettiyseniz, meme ucunuzda içe doğru çekilme, cildinizde portakal kabuğu görünümü, tek taraflı kanlı/berrak bir akıntı fark ettiyseniz veya koltuk altınızda sert bir yumru elinize geldiyse müracaat etmeniz gereken ana tıp uzmanlıkları şunlardır:
Genel Cerrahi (Meme Cerrahisi / Meme Sağlığı Birimi): Meme ile ilgili tüm şikayetlerde başvurulması gereken birincil, ana branştır. Memenin fiziksel muayenesini gerçekleştiren, şüpheli kitlelerin kesin tanısı için ultrason kılavuzluğunda ağrısız kalın iğne biyopsilerini (Tru-cut) uygulayan ve tümörlü dokuyu memeyi kaybetmeden temizleyen (Meme Koruyucu / Onkoplastik Cerrahi) koordinasyon merkezidir.
Radyoloji: Dijital mamografi, ileri düzey meme ultrasonu ve meme MRG görüntülemelerini milimetrik analiz ederek risk skorlarını (BI-RADS) tescilleyen tanı birimidir.
Tıbbi Onkoloji: Kesin tanı konulduktan sonra hastanın kemoterapi, akıllı ilaç (hedefe yönelik moleküller), immünoterapi ve hormonoterapi gibi sistemik ilaç protokollerini kişiselleştirilmiş şemalarla yöneten uzmanlık dalıdır.
Kendi kendinize yaptığınız aylık muayenelerde şüpheli bir sertlik veya doku kalınlaşması fark ettiyseniz, ya da 40 yaş sınırına ulaşıp sağlığınızı güvenceye alacak ilk koruyucu tarama protokolünüzü başlatmak istiyorsanız; sinsi tümör odaklarını henüz mikroskobik aşamadayken etkisiz hale getirmek adına Genel Cerrahi ve Meme Cerrahisi kliniklerine başvurabilir; yüksek çözünürlüklü dijital Mamografi (Tomosentez) ünitelerimiz, yoğun meme dokularını milimetrik çözen ileri teknoloji ultrasonografi sistemlerimiz ve uzman hekim kadromuz doğrultusunda muayene randevunuzu güvenle oluşturabilirsiniz.
Fiyatlarımız ve Hizmetlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Meme kanseri belirtileri çoğunlukla memede veya koltuk altında aniden fark edilen yeni bir yumru ya da kitle ile kendini gösterir. İlk olarak genellikle banyo yaparken, giyinirken veya rutin evde kendi kendine muayene esnasında ele gelen bu kitleler; sert, sınırları düzensiz, ağrısız ve üzerine basıldığında yerinden kolayca oynamayan bir karakter taşır.
Hayır, memede fark edilen her yumru kanser anlamına gelmez. Kadınlarda ele gelen kitlelerin yaklaşık %80’i fibroadenom adı verilen masum iyi huylu tümörler, içi sıvı dolu basit kistler veya hormonal meme dokusu (fibrokistik değişiklikler) kaynaklıdır. Ancak ele gelen bir kitlenin yapısını elle ayırt etmek imkansız olduğundan, kesin teşhis için vakit kaybetmeden ultrason veya mamografi ile incelenmesi gerekir.
Meme kanseri, özellikle erken evrelerde kesinlikle ağrı yapmaz. Kadınlarda görülen meme ağrıları genellikle adet (menstrüasyon) döngüsündeki hormonal dalgalanmalar, süt bezlerinin büyümesi veya masum kistlerin gerilmesiyle ilgilidir. "Ağrımıyor, o halde tehlikesizdir" düşüncesi en büyük yanılgıdır; aksine ağrısız, sert ve sinsi büyüyen kitleler meme kanseri açısından çok daha yüksek risk taşır.
Meme kanseri sadece kitleyle değil, meme cildindeki yapısal bozulmalarla da sinyal verir. Tümör hücreleri cilde giden bağları veya lenf kanallarını tuttuğunda; meme derisinde içe doğru çekinti, lokal çöküntü, portakal kabuğu görünümü (derinin küçük gözenekli ve ödemli hal alması), meme cildinde geçmeyen kızarıklık, pullanma, soyulma veya egzama benzeri yaralar meme kanserinin önemli görsel belirtileridir.
Evet, meme başının görünümündeki ani değişimler meme kanserinin habercisi olabilir. Tümör, meme başının hemen arkasındaki süt kanallarına yerleştiğinde dokuları içeriye doğru çeker. Bu durum; meme başının tamamen içe çökmesi, düzleşmesi, meme başı çevresindeki koyu halkanın şeklinin bozulması veya meme başlarının birbirine göre farklı yönlere doğru kayması şeklinde belirti verir.
Meme başından gelen akıntılarda iki kritik kriter meme kanseri şüphesini artırır: Akıntının tek memeden, kendiliğinden (göğsü sıkmadan) gelmesi ve renginin parlak kırmızı (kanlı) ya da su gibi tamamen şeffaf olmasıdır. İki memeden birden gelen, sıkmakla fark edilen sütlü, yeşil veya sarı-kahverengi akıntılar genellikle hormonal dengesizlikler veya masum kanal genişlemelerinden (duktal ektazi) kaynaklanır.
Evet, koltuk altında ele gelen sert ve ağrısız yumrular meme kanserinin ilk belirtisi olabilir. Meme dokusundaki lenf sıvısı öncelikli olarak koltuk altı lenf bezlerine süzülür. Meme kanseri hücreleri bu bezlere sıçradığında (metastaz), lenf nodlarının büyümesine ve şişmesine yol açar. Bazen memedeki tümör çok küçük olup hiç ele gelmezken, hastalık doğrudan koltuk altındaki bu şişlikle kendini belli edebilir.
İnflamatuar meme kanseri, meme içinde belirgin bir kitle oluşturmadan ilerleyen, en agresif kanser türüdür. Belirtileri; memenin aniden aşırı şişmesi, tamamen kızarması, ısısının artması ve morarmasıdır. Bu tablo basit bir meme enfeksiyonu (mastit) ile birebir aynı seyrettiği için hastalar sıklıkla antibiyotik tedavisiyle zaman kaybeder. Antibiyotiğe rağmen 1-2 haftada geçmeyen meme şişliği ve kızarıklıklarında inflamatuar kanser mutlaka dışlanmalıdır.
Erkeklerde meme kanseri belirtileri kadınlarla tamamen aynıdır ancak erkek meme dokusu hacim olarak çok az olduğu için belirtiler dışarıdan çok daha hızlı fark edilir. Erkeklerde meme başının hemen arkasında yer alan sert, yerinden oynamayan ağrısız kitleler, meme başında içe çekilme, meme derisinde ülserleşme (yara) ve kanlı akıntı en temel bulgulardır. Erkekler bu durumu jinekomasti (masum meme büyümesi) zannederek doktora geç başvurduğundan sinsi ilerleme riski yükkündür.
Meme kanseri genellikle 50 yaş üstü menopoz sonrası kadınlarda görülse de, günümüzde 20’li ve 30’lu yaşlardaki genç kadınlarda da belirti gösterebilmektedir. Özellikle ailesinde (annesinde, teyzesinde, kız kardeşinde) genç yaşta meme kanseri öyküsü olan, BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonu taşıyan bireylerde hastalık çok daha erken yaşlarda agresif kitleler şeklinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle genç yaşta da olsa memedeki değişimler asla ihmal edilmemelidir.
Memesinde kitle, şekil bozukluğu, meme başı çökmesi veya kanlı akıntı gibi belirtilerden en az birini fark eden hastalarımızın vakit kaybetmeden başvurması gereken ana branş Genel Cerrahi bölümüdür. A Life Sağlık Grubu genel cerrahi kliniklerinde, meme hastalıkları ve meme cerrahisinde uzmanlaşmış hekimlerimiz tarafından klinik meme muayenesi gerçekleştirilerek tanı ve tetkik süreçleri anında başlatılır.
Meme kanserini henüz hiçbir klinik belirti vermeden, tarama aşamasında yakalamanın tek yolu düzenli görüntüleme testleridir. 40 yaş altındaki kadınlarda meme dokusu yoğun olduğu için ilk tercih Meme Ultrasonografisi iken; 40 yaşından itibaren her kadının şikayeti olmasa bile yılda bir kez düzenli Mamografi çektirmesi altın standarttır. Gerekli durumlarda meme MR (Emar) teknolojisinden de yararlanılır. Sinsi ilerleyen tümörleri zamanında yakalamak ve sağlıklı bir yaşam sürmek adına A Life Sağlık Grubu uzman hekim kadromuzdan meme tarama randevunuzu güvenle oluşturabilirsiniz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.