Çocukluk çağı cerrahilerinde en sık karşılaşılan prosedürlerden biri olan geniz eti ameliyatı, günümüzde teknolojinin evrimiyle bambaşka bir boyuta taşınmıştır. Ankara A Life Sağlık Grubu olarak Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ yerleşkelerimizde uyguladığımız "Lazerle Geniz Eti Ameliyatı" (teknik adıyla Plazma/Koblasyon yöntemi), klasik yöntemlerin yarattığı travmayı ortadan kaldırmayı hedefler.
Geleneksel adenoidektomi yöntemlerinde doku, körlemesine veya küret adı verilen aletlerle kazınarak çıkarılırken; plazma teknolojisinde radyofrekans enerjisi kullanılarak doku moleküler düzeyde parçalanır ve "soğuk buharlaştırma" yoluyla uzaklaştırılır. Bu yöntemin en büyük avantajı, operasyon sırasında kanamanın neredeyse hiç olmaması ve doku yüzeyinin pürüzsüz bir şekilde iyileşmesine olanak tanımasıdır. Güncel tıp vizyonumuzla, çocuklarımızın cerrahi stresini en aza indirerek, aynı gün içinde evlerine ve oyunlarına dönmelerini sağlıyoruz.
Geniz eti, tıbbi adıyla adenoid vejetasyon, burun boşluğunun arkasında, yutağın üst kısmında yer alan lenfoid bir dokudur. Bu doku, vücudun "Waldeyer Halkası" adını verdiğimiz savunma hattının önemli bir parçasıdır.
İlk Savunma Hattı: Geniz eti, nefes yoluyla vücuda giren bakteri ve virüsleri yakalayarak bağışıklık sistemine tanıtır ve antikor üretimini başlatır.
Yaş Faktörü: Geniz eti, çocukların bağışıklık sisteminin en aktif olduğu 3 ila 6 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşır.
Küçülme Süreci: Normal şartlarda 7-8 yaşından itibaren küçülmeye başlar ve ergenlik döneminde işlevini tamamlayarak iyice geriler.
Ancak, geniz eti bu savunma görevini yaparken sürekli enfeksiyonlara maruz kalırsa veya alerjik nedenlerle aşırı büyürse, artık bir "koruyucu" olmaktan çıkıp bir "engel" haline gelir.
Geniz etinin normalden fazla büyümesi (hipertrofi), çocuğun yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir dizi mekanik soruna yol açar. Burun deliklerinin hemen arkasında yer aldığı için, büyüme arttıkça hava geçiş yolu daralır.
Bu durumun en belirgin işareti, çocuğun ağzı açık uyuması ve kronik horlamadır. Solunum yolu üzerindeki baskı arttığında, çocuk yeterli oksijeni alamadığı için uyku kalitesi bozulur; bu da gün içinde halsizlik, iştahsızlık ve dikkat dağınıklığına yol açar. Uzun vadede tedavi edilmeyen geniz eti büyümeleri, "adenoid yüz" olarak bilinen, çene yapısının bozulduğu ve orta kulak sıvı birikiminin işitme kaybına neden olduğu tablolara evrilebilir.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde çocuk hastalarımızı değerlendirirken kullandığımız radyolojik ve endoskopik evreleme kriterlerini göstermektedir:
Geniz eti (adenoid vejetasyon) büyümesi, çocuklarda sinsi ilerleyen bir süreçtir. Aileler genellikle bize başvurduklarında "Çocuğum eskiden böyle değildi, son aylarda uykuları çok huzursuz" ifadesini kullanırlar. Geniz eti, burun pasajının en arkasında yer aldığı için dışarıdan bakıldığında görülmez; ancak yarattığı etkiler çocuğun tüm fiziğinde ve davranışlarında iz bırakır.
Ameliyat kararı verilirken dokunun sadece büyüklüğüne değil, bu büyüklüğün çocuğun sağlığına verdiği zarara bakılır. Eğer geniz eti; solunumu durduracak seviyeye gelmişse, kulaklarda sıvı birikimine neden oluyorsa veya yüz kemiklerinin gelişimini bozmaya başlamışsa, cerrahi artık bir seçenek değil, zorunluluktur.
Bir çocuğun uykusu sessiz ve huzurlu olmalıdır. Eğer çocuğunuz gece boyunca horluyorsa, bu durum hava yolunda ciddi bir daralma olduğunun ilk kanıtıdır.
Ağız Açık Uyuma: Burun yolu tıkalı olan çocuk, oksijen alabilmek için refleks olarak ağzını açar. Bu durum, filtrelenmemiş ve ısıtılmamış havanın doğrudan boğaza gitmesine, dolayısıyla sık sık boğaz enfeksiyonu yaşanmasına neden olur.
Uyku Apnesi (Nefes Durması): Geniz eti büyümesinin en tehlikeli aşamasıdır. Çocuğun uykusunda nefesinin birkaç saniyeliğine durması ve ardından sıçrayarak nefes alması, beynin yeterince oksijenlenemediğini gösterir. Bu durum, günümüz tıbbında "acil cerrahi endikasyon" olarak kabul edilir; çünkü apne, çocuğun zihinsel gelişimini ve kalp sağlığını doğrudan tehdit eder.
Geniz eti, sadece bir solunum kanalı engelleyicisi değildir; aynı zamanda orta kulağın havalanmasını sağlayan Östaki borusunun tam komşusudur.
Büyümüş veya kronik olarak enfekte olmuş bir geniz eti, Östaki borusunun ağzını bir tıpa gibi kapatır. Orta kulak havalanamadığında içeride negatif basınç oluşur ve sıvı birikmeye başlar (Seröz Otitis Media). Ebeveynler bunu genellikle çocuğun televizyonun sesini çok açması veya "Efendim?" diye sık sormasıyla fark ederler. Eğer bu aşamada müdahale edilmezse, kulak zarı çökmeleri ve kalıcı işitme kayıpları gelişebilir. A Life hastanelerimizde, işitme kaybı saptanan geniz eti vakalarında lazerle geniz eti alımı ile birlikte kulak zarına tüp takılması işlemini kombine ederek tek seansta tam iyileşme sağlıyoruz.
Yıllarca geniz eti büyümesi nedeniyle ağızdan nefes alan çocuklarda, yüz kemikleri bu duruma uyum sağlamak için yanlış yönde gelişmeye başlar. "Adenoid Yüz" dediğimiz bu tabloda; yüz uzar, üst çene daralır, damak kubbeleşir ve üst dişler öne doğru fırlar. Bu sadece estetik bir sorun değil, çocuğun ömür boyu sürecek ortodontik ve diş eti problemleriyle karşılaşması demektir. Erken dönemde yapılan lazerle geniz eti cerrahisi, bu kalıcı yüz deformitelerini önlemenin tek yoludur.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde çocuk uzmanlarımız tarafından hazırlanan ve ameliyat kararını kesinleştiren kriterleri özetlemektedir:
Halk arasında "lazerle geniz eti ameliyatı" olarak bilinen işlem, tıbbi literatürde genellikle Coblation (Koblasyon) veya Plazma Teknolojisi olarak adlandırılır. Gerçek lazer (ısıl enerji) ile plazma teknolojisi arasında, doku biyolojisi açısından devasa farklar vardır. Gerçek lazer, yüksek ısı kullanarak dokuyu yakıp keserken; plazma teknolojisi, dokuyu "soğuk buharlaştırma" yöntemiyle moleküler düzeyde ayrıştırır.
Güncel tıp vizyonumuzda, çocukların nazik geniz dokusuna müdahale ederken termal hasarı (ısı hasarını) minimumda tutmak önceliğimizdir. Lazer, çevre dokularda 200 derece ile 400 dereceye varan bir ısı artışına neden olabilirken, plazma teknolojisi bu işlemi sadece 40 derece ile 70 derece arasında gerçekleştirir. Bu düşük ısı farkı, çocuğun ameliyat sonrası boğaz ağrısının neden "yok denecek kadar az" olduğunun da bilimsel açıklamasıdır.
Plazma teknolojisinin kalbinde, iletken bir sıvı (genellikle serum fizyolojik) içinde oluşturulan "iyonize plazma alanı" yatar. Cerrah olarak kullandığım plazma ucu, dokuya dokunduğu anda bu iyonize alan aracılığıyla dokudaki moleküler bağları koparır.
Buharlaştırma Mekanizması: Doku, klasik anlamda kesilmez; bunun yerine moleküllerine ayrılarak buharlaştırılır. Bu işlem sırasında kan damarları, aynı enerjiyle anında mühürlenir.
Görüş Alanı: Endoskopik (kameralı) kontrol altında yapılan bu işlemde, geniz eti dokusunun her bir hücresi cerrah tarafından monitörde görülerek temizlenir. "Körleme" yapılan kazıma yöntemlerinin aksine, geride doku bırakma riski neredeyse sıfırdır.
Koblasyon (Controlled Ablation), radyofrekans enerjisinin kontrollü bir şekilde plazma katmanına dönüştürülmesidir. Bu teknolojinin Ankara yerleşkelerimizdeki en büyük avantajı, "kollateral hasar" dediğimiz, hedef doku dışındaki sağlam alanların korunmasıdır.
Geleneksel radyofrekans yöntemleri dokuyu yüksek ısıyla "pişirirken", koblasyon bu süreci kimyasal bir ayrışma gibi yürütür. Bu durum, özellikle geniz etinin hemen komşuluğunda bulunan ve orta kulağın havalanmasını sağlayan Östaki borusunun ağzını korumak için hayati önem taşır. Koblasyon ucu, cerrahın elinde bir nevi "atomik fırça" gibi çalışarak sadece büyümüş olan adenoid dokusunu süpürür, altındaki sağlıklı kas ve mukoza tabakasına dokunmaz.
Ağrı, dokudaki sinir uçlarının ısı veya mekanik travma ile uyarılmasıdır. Plazma teknolojisinin ağrı yönetimindeki başarısı, termal penetrasyon (ısının dokuya işleme derinliği) farkından kaynaklanır.
Lazer/Elektrokoter: Isı dokunun derinliklerine kadar sızar, bu da ameliyat sonrası günlerce süren yanma hissi ve yutkunma güçlüğü yaratır.
Plazma (Coblation): Isı penetrasyonu milimetrenin onda biriyle sınırlıdır. Sinir uçları yüksek ısıya maruz kalmadığı için, çocuklar ameliyattan çıktıktan sadece birkaç saat sonra dondurma veya yumuşak gıdaları rahatlıkla tüketebilirler.
Klasik yöntemde cerrah, geniz bölgesine soktuğu bir küretle dokuyu tabiri caizse "kazıyarak" çıkarır. Günümüzde bu yöntemin dezavantajlarını şu şekilde özetleyebiliriz:
Kontrolsüzlük: İşlem genellikle körleme (ekrana bakmadan) yapılır, bu da bazen dokunun eksik alınmasına veya fazladan kazınmasına yol açabilir.
Kanama: Kazıma işlemi doku yüzeyinde açık damarlar bırakır; bu da tampon yerleştirilmesine veya işlem sonrası kanama riskine neden olur.
Nüks Riski: Tam temizlenemeyen geniz etinin yeniden büyüme (nüks) ihtimali, klasik yöntemde modern plazma yöntemine göre belirgin şekilde daha yüksektir.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde ailelere sunduğumuz bilgilendirme protokollerinin bir parçasıdır ve güncel klinik verilerine dayanmaktadır:
Operasyon süreci, hastanın ameliyathaneye alınması ve çocuk anestezisi konusunda deneyimli ekibimiz tarafından uyutulmasıyla başlar. Lazerle geniz eti ameliyatı, "transoral" yani ağız içinden gerçekleştirilen bir işlemdir. Bu durum, cerrahın herhangi bir dış kesi yapmadan, vücudun doğal açıklıklarını kullanarak hedefe ulaşmasını sağlar.
Geniz eti (adenoid vejetasyon), burnun en arkasında, yutağın tavanında yer alan bir dokudur. Geleneksel yöntemlerde bu bölgeye ulaşmak ve dokuyu temizlemek "körleme" bir işlemken, plazma (koblasyon) teknolojisiyle her bir hücre cerrahın direkt görüş alanı altındadır. Ankara’daki merkezlerimizde kullandığımız ileri teknoloji cihazlar, dokuyu yakmadan, 40-70 derece gibi düşük ısılarda "moleküler ayrıştırma" yaparak buharlaştırır.
Lazerle geniz eti cerrahisinin en büyük teknik üstünlüğü, endoskopik kontroldür. Ameliyat sırasında ağız içinden veya burun içinden ilerletilen 70 derecelik açılı kameralar (endoskoplar), geniz bölgesini 20 kat büyüterek dev bir ekrana yansıtır.
Bu yüksek çözünürlüklü görüntü sayesinde cerrah, geniz etinin Östaki borusu (kulak yolu) komşuluğundaki parçalarını ve burun deliklerini kapatan uzantılarını en ince ayrıntısına kadar temizleyebilir. Klasik kazıma yönteminde "geride doku kalması" ve dolayısıyla "geniz etinin tekrarlaması" riski varken, endoskopik lazer yönteminde bu risk minimal düzeye indirilir.
Lazerle geniz eti cerrahisinin en büyük teknik üstünlüğü, endoskopik kontroldür. Ameliyat sırasında ağız içinden veya burun içinden ilerletilen 70 derecelik açılı kameralar (endoskoplar), geniz bölgesini 20 kat büyüterek dev bir ekrana yansıtır.
Bu yüksek çözünürlüklü görüntü sayesinde cerrah, geniz etinin Östaki borusu (kulak yolu) komşuluğundaki parçalarını ve burun deliklerini kapatan uzantılarını en ince ayrıntısına kadar temizleyebilir. Klasik kazıma yönteminde "geride doku kalması" ve dolayısıyla "geniz etinin tekrarlaması" riski varken, endoskopik lazer yönteminde bu risk minimal düzeye indirilir.
"Yanıltmama" ilkesi gereği belirtilmelidir ki; hastanın ameliyathaneye girmesi, uyanması ve odaya dönmesi toplamda 45-60 dakikalık bir süreçtir. Ancak saf cerrahi süre, yani cerrahın aktif olarak dokuyu aldığı kısım genellikle 15-20 dakikadır.
Bu kısa cerrahi süre, çocuğun anestezi altında kalma süresini kısalttığı için derlenme (uyanma) sürecini de çok daha konforlu hale getirir. Ankara A Life Sağlık Grubu'nda biz, teknolojiyi hız için değil, çocuklarımızın güvenliği ve sağlığı için kullanıyoruz.
Ameliyat sonrası süreç, çocuğun anestezi etkisinden tamamen çıkıp ilk yudum suyunu içmesiyle başlar. Geniz eti bölgesi, plazma enerjisiyle temizlendiği için o bölgede dikiş yoktur; ancak vücudun doğal iyileşme mekanizması gereği beyazımsı bir fibrin (yara örtüsü) tabakası oluşur. Bu tabakanın nemli kalması, ağrısız bir iyileşmenin anahtarıdır.
Cerrahi sonrası beslenme, sadece karın doyurmak değil, aynı zamanda operasyon bölgesini korumak ve iyileşmeyi hızlandırmak için tasarlanmış bir "ilaç" gibidir. Ankara’daki merkezlerimizde, her çocuğun metabolizmasına ve cerrahi genişliğine göre kişiselleştirilmiş bir beslenme takvimi sunuyoruz.
Bir çocuğa "ameliyattan sonra bol bol dondurma yiyeceksin" demek, cerrahi korkusunu bir anda heyecana dönüştürür. Ancak bunun tıbbi gerekçesi çok daha derindir. Soğuk gıdalar, operasyon bölgesindeki damarların büzüşmesini (vasoconstriction) sağlayarak ödem oluşumunu engeller ve doğal bir lokal anestezi etkisi yaratarak sinir uçlarını yatıştırır.
Dondurma Seçimi: İçinde fındık, fıstık veya meyve parçacıkları olmayan, sade kakaolu veya vanilyalı dondurmalar tercih edilmelidir.
Sıcaklık Kontrolü: Tüketilen gıdalar buz gibi soğuk veya oda sıcaklığında (18-20 °C) olmalıdır. Sıcak yemekler damarları genişleterek kanama riskini artırabilir.
Asit ve Baharat Yasağı: Portakal suyu, limonata gibi asitli içecekler veya baharatlı gıdalar yara bölgesinde yanma hissine neden olur; ilk 48 saat bu gıdalardan kesinlikle kaçınılmalıdır.
Plazma teknolojisi ile yapılan ameliyatlarda, çocuklar genellikle 3. günden itibaren "ameliyat olduklarını unutacak" kadar iyi hissederler. Ancak doku iyileşmesinin tam güvenli seviyeye ulaşması için 7 günlük bir dikkat süreci öneriyoruz.
1-3. Gün: Tam dinlenme ve sıvı/püre odaklı beslenme.
4-5. Gün: Yumuşak gıdalara (makarna, haşlanmış sebze) geçiş. Eğer çocuğun enerjisi yerindeyse ve ateş/ağrı yoksa okuluna dönebilir.
7. Gün: Kontrol muayenesi ve normal hayata tam dönüş.
Çocuğun iyileşme sürecindeki en büyük düşmanı "susuzluk"tur. Boğaz bölgesi kuruduğunda fibrin tabakası sertleşir ve yutkunma sırasında ağrıya neden olur. Bu nedenle çocuğun gün boyunca yudum yudum su, soğuk ıhlamur veya berrak meyve suları içmesi hayati önem taşır. Ağrı yönetimi için ise sadece hekiminizin reçete ettiği pediatrik şuruplar (genellikle parasetamol türevleri) yeterli olacaktır; plazma yöntemi sonrası güçlü ağrı kesicilere nadiren ihtiyaç duyulur.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde ailelerimize verdiğimiz standart iyileşme rehberidir:
Çocuğunuzun cerrahi sürecini yönetirken bizi Ankara’da öncü kılan dört temel sütun bulunmaktadır:
Plazma (Coblation) Teknolojisi: Ankara’daki tüm şubelerimizde, geniz eti dokusunu yakmadan buharlaştıran, 2026 yılının altın standardı Koblasyon cihazlarını kullanıyoruz. Bu sayede kanamasız ve ağrısız bir süreç sağlıyoruz.
Uzman Çocuk KBB Kadrosu: Hekimlerimiz, sadece geniz eti cerrahisinde değil, çocuk psikolojisi ve çocuk anatomisi üzerinde derinleşmiş, binlerce başarılı vakaya imza atmış uzmanlardan oluşmaktadır.
Üç Stratejik Lokasyon: Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizle Ankara’nın her noktasından kolay ulaşım imkânı sunarak, kontrol ve pansuman süreçlerini aileniz için kolaylaştırıyoruz.
Çocuk Dostu Hastane Vizyonu: Ameliyathanelerimizden servis odalarımıza kadar her alan, çocuklarımızın cerrahi stresini azaltacak, kendilerini bir masal kahramanı gibi hissetmelerini sağlayacak detaylarla donatılmıştır.
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Aşırı terleme cerrahisi (ETS), yani Endoskopik Torasik Sempatektomi, ter bezlerini aşırı çalıştıran sempatik sinirlerin kapalı yöntemle kliplenmesidir. A Life Sağlık Grubu’nda uzman göğüs cerrahlarımız, koltuk altından açılan 1 cm'lik tek bir delikten girerek terleme sinirlerini hassasiyetle bloke eder. Bu yöntem, vücut bütünlüğünü koruyan ve dikiş gerektirmeyen kalıcı bir cerrahi çözümdür.
Primer hiperhidrozis, altında yatan başka bir hastalık olmaksızın vücudun ter bezlerinin sosyal hayatı kısıtlayacak düzeyde aşırı çalışmasıdır. Kremler veya botoks gibi geçici yöntemler yetersiz kaldığında, A Life Sağlık Grubu uzmanları cerrahi müdahaleyi önerir. Ameliyat, terleme sinyalini kökten keserek hastanın ıslak ellerden ve koltuk altı ıslaklığından ömür boyu kurtulmasını sağlar.
Endoskopik torasik sempatektomi, cerrahi kesi yapılmadan sadece kamera yardımıyla gerçekleştirilen minimal invaziv bir işlemdir. Geleneksel açık ameliyatlara göre çok daha az ağrı, minimal kan kaybı ve hastanede sadece birkaç saatlik bir gözlem süresi sunar. A Life Sağlık Grubu’nun modern altyapısı sayesinde hastalar, ameliyat günü taburcu edilerek 2026 tıp teknolojileriyle konforlu bir iyileşme yaşar.
Evet, el terlemesi ameliyatı ETS yöntemiyle uygulandığında başarı oranı %98 üzerindedir ve sonuçlar ömür boyu kalıcıdır. Ameliyat masasında sinir bloke edildiği andan itibaren ellerde kuruma ve ısınma başlar. A Life Sağlık Grubu’nda gerçekleştirilen bu işlem, sosyal ortamlarda el sıkışmaktan çekinen bireyler için dramatik ve kalıcı bir özgüven artışı sağlayarak yaşamlarını tamamen değiştirir.
Koltuk altı terlemesi tedavisi için uygulanan cerrahi müdahaleler, hastaların %85-90’ında tam kuruluk sağlar. Koltuk altındaki aşırı aktif ter bezlerini yöneten sempatik sinir düğümleri kliplenerek, terlemenin kontrol dışı artması engellenir. A Life Sağlık Grubu cerrahları, bu yöntemle kıyafetlerde leke oluşumunu ve terleme kaynaklı sosyal kaygıları ortadan kaldıran profesyonel bir sonuç sunmaktadır.
Yüz terlemesi cerrahisi, sosyal ortamlarda aniden gelişen aşırı yüz terlemesi ve buna eşlik eden "yüz kızarması" şikayeti olanlar için idealdir. T2 seviyesindeki sempatik sinirlerin bloke edilmesiyle, yüz bölgesinde kalıcı kuruluk sağlanır. A Life Sağlık Grubu’nda uygulanan hassas tekniklerle, özellikle sunum yapan profesyoneller veya sosyal kaygısı yüksek hastalar için kesin bir rahatlama sağlanmaktadır.
Refleks (kompansatuar) terleme, ameliyat edilen bölge kururken vücudun sırt, bel veya bacak gibi diğer alanlarında terlemenin bir miktar artmasıdır. A Life Sağlık Grubu cerrahları, sinirlerin kesilmesi yerine "kliplenmesi" tekniğini kullanarak, gerekirse geri dönüş imkanı sağlar. Bu seçici yaklaşım, 2026 yılı tıp protokolleriyle refleks terleme riskini minimize ederek hastanın terleme dengesini başarıyla korur.
ETS ameliyatı sonrası iyileşme oldukça hızlıdır; hastalar genellikle işlemden 4-6 saat sonra ayağa kalkar ve ertesi gün günlük aktivitelerine dönebilirler. Kesi milimetrik olduğu için dikiş alma zorunluluğu yoktur ve belirgin bir ameliyat izi kalmaz. A Life takip protokolleri çerçevesinde, hastalarımız bir hafta içinde ağır sporlara başlayabilir ve terleme sancısı olmayan konforlu bir yaşama adım atabilirler.
Ankara aşırı terleme tedavisi arayışında olan hastalar için A Life Sağlık Grubu, ileri endoskopik teknolojileri ve deneyimli göğüs cerrahisi kadrosuyla öncü bir merkezdir. Teşhisten rehabilitasyona kadar bütünsel bir yaklaşım sunuyoruz. Modern ameliyathanelerimiz, yüksek başarı oranlarımız ve hasta odaklı bakım süreçlerimizle, başkentte kalıcı kuruluğun ve sosyal özgürlüğün en güvenilir adresi olarak hizmet vermekteyiz.
Günümüz aşırı terleme cerrahisi fiyatları; operasyonun tek mi yoksa çift taraflı mı yapılacağına, kullanılan klip teknolojisine ve hastanede yatış süresine göre değişebilir. A Life Sağlık Grubu’nda her bütçeye uygun, şeffaf maliyetli ve sigorta anlaşmalı tedavi paketleri sunulmaktadır. Net fiyat bilgisi için uzman hekim muayenesi sonrasında detaylı bir planlama yapılmaktadır.
ETS cerrahisi sonrasında el ve yüz terlemesinin nüks etme ihtimali %1'den azdır; yani sonuçlar ömür boyu kalıcıdır. Sinir iletimi cerrahi olarak kliplendiği için terleme sinyalinin tekrar aktifleşmesi beklenmez. A Life Sağlık Grubu cerrahları, operasyon sırasında sinir blokajını anlık olarak teyit eder. Bu titizlik, hastalarımızın bir daha asla aşırı terleme sorunu yaşamamasını garanti altına alan en büyük güvencemizdir.
Hiperhidrozis tedavisi kapsamında cerrahi öncesi botoks enjeksiyonları, iyontoforez (su banyosu) ve özel solüsyonlar uygulanabilir. Ancak bu yöntemler genellikle birkaç ayda bir tekrarlanmalıdır. A Life Sağlık Grubu uzmanları, geçici çözümlerle zaman kaybetmek istemeyen ve terleme sorunundan ömür boyu kurtulmayı hedefleyen hastalar için en kalıcı ve kesin sonuç veren yöntemin ETS cerrahisi olduğunu önermektedir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.