Adenomyozis, rahim iç tabakasını döşeyen hücrelerin (endometrium), rahim duvarını oluşturan kas tabakasının (miyometrium) içine doğru büyümesi durumudur. Basit bir analojiyle; odanın içindeki duvar kağıdının, duvarın tuğlalarının arasına sızması ve orada büyümeye devam etmesi gibi düşünülebilir.
Bu durum rahim duvarının kalınlaşmasına, rahmin büyümesine ve şiddetli adet sancıları ile aşırı kanamalara yol açar. Genellikle "rahim içi endometriozis" olarak da adlandırılsa da, endometriozisten farklı bir klinik tablodur.
Adenomyozis belirtileri arasında en yaygın olanları; aşırı ve pıhtılı adet kanamaları, bıçak saplanır tarzda şiddetli adet sancıları, cinsel ilişki sırasında ağrı ve alt karında sürekli şişkinlik hissidir. Adenomyozis nedenleri ise geçirilmiş rahim operasyonları (sezaryen, kürtaj), yüksek östrojen seviyeleri, rahim dokusundaki gelişimsel kusurlar ve doğum sonrası oluşan mikroskobik iltihaplanmalardır.
Menoraji (Aşırı Kanama): Normalden çok daha yoğun, uzun süren ve büyük pıhtıların eşlik ettiği kanamalar.
Dismenore (Ağrılı Adet): Adet dönemi başlamadan günler önce başlayan ve dönem boyunca şiddetini koruyan, kramp tarzında yoğun sancılar.
Lekelenme: İki adet dönemi arasında görülen düzensiz kanamalar.
Globüler Uterus (Büyümüş Rahim): Rahmin normal boyutunun 2-3 katına çıkması. Bu durum, hastanın alt karnında "dolgunluk" veya "gebelik benzeri şişkinlik" hissetmesine neden olur.
Pelvik Baskı: Rahmin büyümesine bağlı olarak mesane ve bağırsaklar üzerinde baskı oluşması, sık idrara çıkma hissi.
Disparoni: Rahim duvarındaki sertleşme ve hassasiyet nedeniyle cinsel ilişki sırasında hissedilen derin ağrı.
Kronik Pelvik Ağrı: Sadece adet döneminde değil, ay genelinde devam eden künt ve yaygın alt karın ağrısı.
Adenomyozisin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte; rahim ameliyatları (sezaryen, kürtaj), hormonal dengesizlikler (yüksek östrojen), genetik yatkınlık ve rahim duvarındaki yapısal zayıflıklar temel nedenler olarak kabul edilir. Hastalık genellikle östrojen hormonuna bağımlı olarak ilerler ve menopozla birlikte gerileme eğilimi gösterir.
En yaygın kabul gören teoridir. Rahim üzerinde yapılan cerrahi işlemlerin, rahim iç tabakası ile kas tabakası arasındaki koruyucu bariyeri bozduğu düşünülür.
Sezaryen Doğum: Ameliyat kesisinin yapıldığı bölgede doku sınırları bozulabilir.
Kürtaj ve Miyom Ameliyatları: Rahim içine yapılan müdahaleler, endometrium hücrelerinin kas tabakasına "itilmesine" veya sızmasına neden olabilir.
Bazı araştırmacılar, adenomyozisin kadın henüz anne karnındayken oluşmaya başladığını savunur. Rahim dokusu fetüs evresinde gelişirken, bazı endometrium hücrelerinin yanlışlıkla kas tabakasının içine yerleştiği ve bu hücrelerin ergenlikten sonra hormonların etkisiyle büyüdüğü tahmin edilmektedir.
Doğum sonrası dönemde rahim duvarında oluşan mikroskobik iltihaplanmalar (endometrit), rahim tabakaları arasındaki sınırın zayıflamasına yol açabilir. Bu durum, hücrelerin bir tabakadan diğerine geçişini kolaylaştırır.
Son yıllarda öne çıkan bu teoriye göre, rahim kas tabakası içindeki kemik iliği kök hücreleri veya yerel kök hücreler, yanlış sinyaller sonucu endometrium hücrelerine dönüşerek adenomyozis odaklarını oluşturabilir.
Rahim iç tabakası ile kas tabakası arasında "junctional zone" adı verilen kritik bir geçiş bölgesi bulunur. Bu bölgedeki yapısal bozukluklar veya aşırı kasılmalar (uterin peristaltizm), endometrium dokusunun mekanik olarak kas tabakasının içine sızmasına (invajinasyon) neden olabilir.
Adenomyozis tedavisi, hafif vakalarda semptomları kontrol altına almak için ağrı kesiciler (NSAİİ) ve hormon tedavileri (doğum kontrol hapları, hormonlu RİA) ile başlar. Daha ileri vakalarda ve çocuk istemi olmayan kadınlarda Uterin Arter Embolizasyonu veya Histerektomi (rahmin alınması) kesin ve kalıcı çözüm olarak tercih edilir. Çocuk sahibi olmak isteyen hastalarda ise rahim koruyucu cerrahiler (adenomyomektomi) uygulanabilir.
Hastalığı tamamen ortadan kaldırmazlar ancak ağrı ve kanamayı yönetmekte oldukça etkilidirler.
Anti-enflamatuar İlaçlar (NSAİİ): Adet dönemi başlamadan 1-2 gün önce başlanan ilaçlar, kan akışını azaltır ve sancıları hafifletir.
Hormon Tedavileri: Östrojen etkisini baskılayarak rahim iç tabakasının büyümesini durdurmayı hedefler.
Doğum Kontrol Hapları ve Yamalar: Adet döngüsünü düzene sokar, kanamayı azaltır.
Progesteron İçeren Haplar veya İğneler: Adetleri tamamen durdurabilir.
Hormonlu RİA (Mirena): Rahim içine yerleştirilen bu cihaz, yoğun kanamaları ve ağrıyı kontrol altına almada en başarılı yöntemlerden biridir.
GnRH Agonistleri: Vücudu "yalancı menopoza" sokarak rahmi küçültür. Genellikle cerrahi öncesi hazırlık için kısa süreli kullanılır.
İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda uygulanan yöntemlerdir:
Girişimsel radyologlar tarafından yapılır. Kasık damarından girilerek rahmi besleyen damarlara küçük tanecikler enjekte edilir. Bu sayede adenomyozisli bölgeye giden kan akışı kesilir ve dokular küçülür. Rahmi korumak isteyen hastalar için bir alternatiftir.
Sadece rahim iç tabakasının (endometrium) yakılarak tahrip edilmesidir. Adenomyozis dokusu kas tabakasının çok derinine inmediyse, kanamayı azaltmak için etkili olabilir.
Miyom ameliyatına benzer. Sadece hasarlı dokunun çıkarılıp rahmin dikilmesi işlemidir. Ancak adenomyozis dokusunun sınırları miyom kadar net olmadığı için bu ameliyat teknik olarak daha zordur ve uzmanlık gerektirir.
Adenomyozis için tek kesin ve kalıcı tedavi yöntemidir. Çocuk istemini tamamlamış, semptomları yaşamı çekilmez kılan hastalar için önerilir. Yumurtalıkların alınması genellikle gerekmez, bu nedenle hasta menopoza girmez; sadece adet görme ve gebe kalma yetisi sona erer.
Araştırma Yaptığınız Konu ve Hastalık Hakkında Uzman Hekimlerimize Danışarak Sizlere Geri Dönüş Sağl
Adenomyozis nedir tıp literatüründe; rahim iç zarı dokusunun, rahim kas duvarının derinliklerine sızması ve orada her ay adet döngüsüyle birlikte kanamaya devam etmesi olarak tanımlanır. Bu durum rahmin büyümesine, sertleşmesine ve fonksiyonel bozukluklara yol açar.
En çok sorulan sorulardan biri olan adenomyozis kansere dönüşür mü sorusunun yanıtı; tıbbi olarak adenomyozis iyi huylu (selim) bir durumdur ve direkt bir kanser türü değildir. Ancak, adenomyozis zemininde nadiren de olsa endometrium kanseri gelişebilir veya belirtileri rahim kanseri ile karışabilir. Bu nedenle düzenli takip kritiktir.
Adenomyozis nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte; geçirilmiş rahim ameliyatları (sezaryen, kürtaj vb.), hormonal düzensizlikler (yüksek östrojen), genetik yatkınlık ve rahim içi iltihaplanmaların tetikleyici olduğu düşünülmektedir.
Adenomyozis ve endometriozis kardeş hastalıklar gibidir. Endometrioziste rahim dışı dokular (yumurtalıklar, karın zarı vb.) etkilenirken; adenomyoziste bu doku rahmin kendi kas duvarının içine hapsolmuştur. Birçok kadında her iki durum aynı anda görülebilir.
Adenomyozis gebeliğe engel mi veya adenomyozis hamileliğe engel mi: Evet, adenomyozis rahmin yapısını ve embriyonun tutunma yüzeyini bozarak adenomyozis ve infertilite (kısırlık) ilişkisine neden olabilir. Ancak bu, hamile kalmanın imkansız olduğu anlamına gelmez.
Adenomyozis ile hamile kalanlar mevcuttur ancak bu süreç "riskli gebelik" sınıfına girebilir. Adenomyozis hamilelik sırasında düşük riskini, erken doğum riskini veya bebeğin gelişim geriliği olasılığını bir miktar artırabilir. Sıkı bir kadın doğum takibi ile sağlıklı bir doğum mümkündür.
Adenomyozis usg bulguları (ultrason); rahmin asimetrik büyümesi, rahim duvarında "yağmur damlası" veya "güneş ışını" benzeri gölgelenmeler ve kas tabakasında küçük kistik yapıların görülmesi ile karakterizedir. Kesin tanı için bazen MR görüntüleme gerekebilir.
Menopozda adenomyozis, östrojen hormonunun çekilmesiyle birlikte genellikle geriler. Şikayetlerin (ağrı ve kanama) menopozla birlikte bıçak gibi kesilmesi beklenir. Eğer menopoz sonrası ağrı veya kanama devam ediyorsa, altta yatan başka bir neden araştırılmalıdır.
Genellikle görüntüleme yöntemleri (USG ve MR) tanı için yeterlidir. Ancak rahim duvarındaki kalınlaşmanın kanserle (sarkom gibi) karışma ihtimali varsa veya eşlik eden bir polip şüphesi mevcutsa biyopsi veya parça alınması gerekebilir.
Östrojen seviyesini dengelemek adına sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve stres yönetimi semptomların hafiflemesine yardımcı olabilir. Ancak bu değişiklikler tıbbi tedavinin yerine geçmez, sadece destekleyicidir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.