Akne, yağ bezlerinin bulunduğu kıl foliküllerinin tıkanması, sebum üretiminin artması, folikül içindeki hücresel değişiklikler ve iltihabi süreçlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilen kronik bir cilt hastalığıdır. Tıbbi literatürde en yaygın formu akne vulgaris olarak adlandırılır.
Akne yalnızca yüzde görülmez. Yüzün yanı sıra alın, çene, sırt, göğüs, omuzlar ve yağ bezlerinin yoğun olduğu diğer bölgelerde de ortaya çıkabilir. Lezyonların görünümü ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir.
Akne; siyah nokta ve beyaz nokta gibi iltihapsız lezyonlardan, papül ve püstül gibi iltihaplı sivilcelere, daha derin yerleşimli nodül ve kistlere kadar farklı şekillerde görülebilir. Özellikle derin ve ağrılı akne türlerinde erken dermatoloji değerlendirmesi, kalıcı skar oluşumu açısından önemlidir.
“Akne” günlük kullanımda çoğunlukla sivilce anlamında kullanılır. Tıbbi açıdan ise akne, farklı lezyonların birlikte görülebildiği bir cilt hastalığını ifade eder.
Akne vulgaris, en sık karşılaşılan akne türüdür. Halk arasında sivilce olarak adlandırılan siyah noktalar, beyaz noktalar ve çeşitli iltihaplı lezyonlar bu hastalığın belirtileri arasında yer alabilir.
Bu nedenle “akne ne demek?” ve “akne nedir?” sorularının yanıtı yalnızca tek tek sivilceleri tanımlamakla sınırlı değildir. Akne, tekrarlayabilen ve farklı şiddetlerde seyredebildiği için cilt tipine ve lezyonların özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken bir hastalıktır.
Günlük dilde akne ve sivilce çoğu zaman aynı anlamda kullanılır. Ancak akne, ciltte ortaya çıkan farklı lezyonları kapsayan daha geniş bir tıbbi terimdir; sivilce ise bu lezyonların halk arasındaki yaygın adıdır.
Akne içerisinde siyah nokta, beyaz nokta, papül, püstül, nodül ve kist gibi farklı oluşumlar bulunabilir. Bu nedenle “sivilce” görülen her durumda aynı tedavinin uygulanması doğru değildir.
Özellikle ağrılı, derin, yaygın veya uzun süre geçmeyen lezyonlarda aknenin tipi ve şiddeti dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
Akne oluşumunda fazla sebum üretimi, kıl foliküllerinin tıkanması, ciltteki mikroorganizmaların rolü ve iltihabi yanıt birlikte etkili olabilir. Bu süreçlerden birinin tek başına aknenin nedeni olduğu düşünülmemelidir.
Akne oluşumunda etkili olabilecek başlıca faktörler şunlardır:
Sebum üretiminin artması
Kıl foliküllerinde ölü deri hücrelerinin birikmesi
Foliküllerin tıkanması
İltihabi süreçler
Hormonlardaki değişiklikler
Genetik yatkınlık
Bazı ilaçlar
Cildi tahriş eden veya gözenekleri tıkayabilen ürünler
Bazı kişilerde stres gibi akneyi kötüleştirebilen faktörler
Aknenin ortaya çıkması tek bir nedene bağlanamaz. Özellikle yetişkinlik döneminde başlayan veya belirli bölgelerde yoğunlaşan aknelerde hormonal ve diğer tetikleyici faktörler ayrıca değerlendirilebilir.
Akne oluşumu genellikle kıl folikülünün ve yağ bezinin bulunduğu pilosebase ünitede başlar. Sebum üretiminin artması ve ölü deri hücrelerinin folikül içinde birikmesi gözeneklerin tıkanmasına yol açabilir.
Tıkanan folikül açık kaldığında siyah nokta, kapalı olduğunda ise beyaz nokta şeklinde görülebilir. Folikül çevresinde iltihap geliştiğinde papül ve püstül gibi kızarık veya iltihaplı lezyonlar ortaya çıkabilir.
Daha derin iltihabi süreçlerde nodül ve kist gibi ağrılı lezyonlar gelişebilir. Bu tür derin lezyonların skar bırakma riski daha yüksek olduğundan dermatolojik değerlendirme önem taşır.
Akne belirtileri, oluşan lezyonun türüne ve hastalığın şiddetine göre değişir. En sık yüzde görülmekle birlikte sırt, göğüs ve omuzlarda da ortaya çıkabilir.
Akne belirtileri arasında şunlar bulunabilir:
Siyah noktalar
Beyaz noktalar
Kırmızı ve kabarık sivilceler
İltihaplı sivilceler
Papüller
Püstüller
Nodüller
Kistler
Ciltte hassasiyet veya ağrı
Akne sonrasında oluşan renk değişiklikleri
Akne skarları
Derin ve ağrılı nodül veya kistler özellikle iz oluşumu açısından önemlidir. Bu lezyonlar cildin daha derin tabakalarını etkileyebildiğinden kendi kendine sıkılması veya patlatılması önerilmez.
Akne, ciltte oluşturduğu lezyonların özelliklerine göre farklı şekillerde görülebilir. Aynı kişide birden fazla akne türü aynı anda bulunabilir.
Aknenin türünü belirlemek, uygulanacak tedavinin seçilmesi açısından önemlidir. Özellikle nodüler veya kistik aknede dermatoloji uzmanı değerlendirmesi gerekebilir.
Komedonal akne, siyah nokta ve beyaz nokta olarak görülen komedonların ön planda olduğu akne türüdür. Bu lezyonlar, kıl foliküllerinin sebum ve ölü deri hücreleriyle tıkanması sonucunda oluşabilir.
Açık komedonlar siyah nokta şeklinde görünürken kapalı komedonlar beyaz veya cilt renginde küçük kabarıklıklar şeklinde görülebilir. Siyah noktaların kirden oluştuğu düşüncesi doğru değildir; aşırı ovalama veya sıkma cildi tahriş ederek durumu kötüleştirebilir.
Kistik akne, cildin daha derin tabakalarında oluşabilen, ağrılı ve iltihabi lezyonlarla seyreden bir akne türüdür. Kistler cildin derinliklerinde yerleşebildiği için yüzeysel sivilcelerden farklı değerlendirilir.
Kistik aknede kalıcı akne skarı gelişme riski daha yüksek olabilir. Bu nedenle derin, ağrılı ve tekrarlayan kistik lezyonların kendi kendine sıkılması yerine dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir.
Hormonal akne, hormonların yağ bezleri ve cilt üzerindeki etkileriyle ilişkili olarak ortaya çıkabilen veya mevcut aknenin kötüleşmesine katkıda bulunabilen bir akne tablosudur. Özellikle ergenlikte hormon değişimleri akne gelişiminde önemli rol oynayabilir.
Yetişkinlerde hormonal etkilerin öne çıktığı akneler özellikle çene, çene hattı ve alt yüz bölgesinde belirginleşebilir. Ancak yalnızca aknenin bulunduğu bölgeye bakılarak hormonal akne tanısı konulamaz.
Hormonal akne tedavisinde topikal tedavilerin yanı sıra uygun hastalarda hormonal tedaviler de değerlendirilebilir. Hangi tedavinin uygun olduğu kişinin yaşı, sağlık durumu, aknenin şiddeti ve diğer faktörler dikkate alınarak dermatoloji uzmanı tarafından belirlenir.
Akne, yağ bezlerinin bulunduğu birçok vücut bölgesinde ortaya çıkabilir. En sık yüz bölgesinde görülmekle birlikte sırt, göğüs, omuz ve boyun çevresinde de oluşabilir.
Yüzde akne, özellikle alın, burun, yanak, çene ve çene hattında görülebilir. Yağ üretimi, hormonal değişiklikler, cilt bakım alışkanlıkları ve genetik yatkınlık gibi çeşitli faktörler bu bölgelerdeki akne oluşumunu etkileyebilir.
Yüzdeki aknenin görünümü komedonlardan iltihaplı sivilcelere veya daha derin nodül ve kistlere kadar değişebilir. Tedavi seçimi yalnızca aknenin bulunduğu bölgeye değil, lezyonların tipine ve şiddetine göre yapılır.
Çenede akne, özellikle yetişkinlerde sık karşılaşılan bir şikâyettir. Hormonal değişiklikler bazı kişilerde çene ve çene hattındaki akne oluşumunu etkileyebilir.
Bununla birlikte çenede sivilce bulunması tek başına hormonal akne anlamına gelmez. Tekrarlayan, ağrılı veya tedavilere rağmen devam eden çene aknesinde dermatoloji değerlendirmesi gerekebilir.
Sırtta akne, yüz aknesine benzer şekilde siyah nokta, beyaz nokta ve iltihaplı lezyonlarla görülebilir. Terleme, sürtünme ve ciltte yağ birikimi bazı kişilerde sırt bölgesindeki akne şikâyetlerini artırabilir.
Sırt bölgesindeki yaygın veya ağrılı aknelerde yalnızca yüz için kullanılan bakım alışkanlıklarını uygulamak yeterli olmayabilir. Lezyonların yaygınlığına göre dermatoloji uzmanı tarafından tedavi planı oluşturulabilir.
Göğüs bölgesinde de akne benzeri lezyonlar oluşabilir. Ancak göğüste ortaya çıkan her kabarıklığın akne olmadığı unutulmamalıdır; kıl kökü iltihabı ve başka deri hastalıkları benzer görünümler oluşturabilir.
Lezyonlar kaşıntılıysa, hızla yayılıyorsa veya standart akne tedavilerine yanıt vermiyorsa farklı bir neden açısından dermatolojik değerlendirme yapılabilir.
Akne tanısı çoğunlukla dermatoloji uzmanının cilt muayenesi ile konulur. Doktor; lezyonların türünü, dağılımını, şiddetini, ne kadar süredir devam ettiğini ve daha önce kullanılan tedavileri değerlendirir.
Tipik akne vakalarında rutin olarak mikrobiyolojik test yapılması genellikle gerekli değildir. Ancak alışılmış tedavilere yanıt vermeyen veya farklı bir hastalıktan şüphelenilen durumlarda ek değerlendirmeler gündeme gelebilir.
Tanı sırasında ayrıca akneye benzeyen rozasea, folikülit veya diğer akneiform döküntüler ile ayırıcı tanı yapılabilir. Özellikle yetişkinlikte aniden başlayan, alışılmış tedavilere yanıt vermeyen veya alışılmadık bölgelerde ortaya çıkan lezyonlarda bu ayrım önemlidir.
Akne tedavisi, aknenin türüne, şiddetine, yaygınlığına, kişinin yaşına ve cilt özelliklerine göre planlanır. Her akne için aynı krem veya ilacın kullanılması uygun değildir.
Tedavide topikal ilaçlar, gerektiğinde ağızdan kullanılan ilaçlar ve bazı durumlarda fiziksel tedavi yöntemleri değerlendirilebilir. Güncel dermatoloji kılavuzlarında benzoil peroksit, topikal retinoidler, bazı topikal antibiyotikler, azelaik asit ve salisilik asit gibi seçeneklerin yanı sıra uygun hastalarda oral antibiyotikler, hormonal tedaviler ve isotretinoin gibi sistemik tedaviler yer almaktadır.
Tedavi seçimi kişiye özel yapılmalıdır. Özellikle antibiyotikler ve isotretinoin gibi sistemik tedaviler doktor kontrolü ve uygun takip gerektirir.
Akne tedavisinde kullanılan topikal ürünler, aknenin türüne göre farklı amaçlarla tercih edilebilir. Bazı ürünler gözeneklerin tıkanmasını azaltırken bazıları iltihabi süreci veya ciltteki mikroorganizmaların etkisini azaltmaya yönelik kullanılabilir.
Dermatoloji pratiğinde retinoidler, benzoil peroksit, azelaik asit, salisilik asit ve bazı topikal antibiyotikler gibi tedaviler kullanılabilir. Ancak hangi ürünün, hangi yoğunlukta ve ne sıklıkta kullanılacağı kişinin cilt yapısına ve aknenin durumuna göre belirlenmelidir.
“En iyi akne kremi” herkes için aynı değildir. Özellikle reçeteli ürünlerin doktor önerisi olmadan kullanılması ciltte tahriş veya başka yan etkilere neden olabilir.
Akne tedavisinde kullanılan ilaçlar topikal ve sistemik olmak üzere farklı gruplara ayrılabilir. Tedavi seçiminde aknenin şiddeti, lezyonların türü, önceki tedavilere yanıt ve kişinin sağlık durumu dikkate alınır.
Antibiyotiklerin gereksiz veya uzun süreli kullanılması antibiyotik direnci ve diğer istenmeyen etkiler açısından sorun oluşturabileceğinden doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Güncel kılavuzlar, sistemik antibiyotik kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılmasını ve uygun durumlarda topikal tedavilerle birlikte planlanmasını önermektedir.
Bazı iltihaplı ve orta-şiddetli akne tablolarında antibiyotik tedavisi dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilebilir. Ancak antibiyotikler her akne türünde gerekli değildir ve tek başına uzun süre kullanılması önerilmez.
Tedavinin süresi ve kullanılacak antibiyotik kişinin durumuna göre belirlenir. Antibiyotik direnci riskini azaltmak amacıyla güncel kılavuzlar sistemik antibiyotiklerin mümkün olduğunca sınırlı süre kullanılmasını ve uygun topikal tedavilerle birlikte değerlendirilmesini önermektedir.
Şiddetli akne; çok sayıda, derin, ağrılı nodül veya kistlerin bulunduğu ve skar gelişme riskinin arttığı durumları kapsayabilir. Bu tabloda yalnızca reçetesiz cilt bakım ürünleriyle sonuç alınması her zaman mümkün olmayabilir.
Dermatoloji uzmanı gerekli gördüğünde topikal tedavilere ek olarak sistemik antibiyotikler, hormonal tedaviler veya isotretinoin gibi seçenekleri değerlendirebilir. Tedavi seçimi hastanın özelliklerine göre yapılır ve özellikle isotretinoin gibi ilaçlarda düzenli tıbbi takip gerekir.
Aknenin kontrol altına alınması için öncelikle aknenin türü ve şiddeti belirlenmelidir. Hafif aknede uygun cilt bakımı ve topikal tedaviler yeterli olabilirken, yaygın veya derin aknelerde dermatolojik tedavi gerekebilir.
Akne tedavisinde hızlı sonuç beklentisi gerçekçi olmayabilir. Bazı tedavilerin etkisinin belirginleşmesi için haftalar gerekebilir; AAD, kullanılan tedavinin etkisini değerlendirmek için çoğu durumda yaklaşık 6–8 hafta süre verilmesini belirtmektedir.
Bu nedenle bir ürünü kısa süre kullanıp hemen değiştirmek yerine, doktor tarafından önerilen tedavi planına uygun şekilde devam etmek önemlidir.
Evde yapılan cilt bakımı, özellikle hafif aknede tedaviyi destekleyebilir ancak akneyi tamamen ortadan kaldıran tek bir ev yöntemi bulunmaz. Cildi aşırı ovalamak, sivilceleri sıkmak veya tahriş edici ürünleri art arda kullanmak akneyi kötüleştirebilir.
Nazik bir temizleme, cilt tipine uygun nemlendirme ve gündüz güneşten korunma temel bakımın parçaları olabilir. Akne yaygın, ağrılı, kistik veya sürekli tekrarlıyorsa evde yöntemlerle zaman kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.
Akne ve sivilcelerin sıkılması önerilmez. Sıkma işlemi ciltteki iltihabi süreci artırabilir, yara oluşumuna ve renk değişikliklerine neden olabilir.
Özellikle nodül ve kistlerin sıkılması daha derin dokuların zarar görmesine ve kalıcı akne skarlarının oluşmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle derin ve ağrılı lezyonların profesyonel olarak değerlendirilmesi daha uygundur.
Akneli cilt bakımı, cildi aşırı kurutmadan ve tahriş etmeden temizlemeyi amaçlamalıdır. Çok sık yıkamak, sert peeling uygulamak veya sivilceleri sürekli kurutmaya çalışmak cilt bariyerini bozabilir.
Cilt bakımında kullanılan ürünlerin non-komedojenik veya gözenekleri tıkama ihtimali düşük olarak belirtilen seçeneklerden tercih edilmesi uygun olabilir. Bununla birlikte akne tedavisi gören kişilerin kullandığı ürünler, uygulanan ilaçlarla birlikte değerlendirilmelidir.
Akneli ciltlerde nazik bir temizleyici tercih edilmelidir. Temizleme sırasında cildi sert şekilde ovalamak veya sık sık yıkamak yerine düzenli ve nazik bir bakım uygulanması daha uygundur.
Salisilik asit veya benzoil peroksit içeren temizleyiciler bazı akne tiplerinde kullanılabilir. Ancak hassas veya tahriş olmuş ciltlerde bu ürünlerin kullanım sıklığı dermatoloji uzmanının önerisine göre ayarlanmalıdır.
Akne tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ciltte kuruluk ve hassasiyete yol açabilir. Bu nedenle akneli ciltlerde de uygun bir nemlendirici kullanılması gerekebilir.
Nemlendirici seçerken gözenekleri tıkama ihtimali düşük, cilt tipine uygun ürünler tercih edilebilir. “Akneli cilt nemlendirici” seçiminde yalnızca ürünün yağlı veya yağsız olması değil, ciltte oluşturduğu tolerans da dikkate alınmalıdır.
Akneye eğilimli ciltlerde güneş koruyucu kullanımı önemlidir. Özellikle akne sonrasında oluşan renk değişikliklerinin daha belirgin hale gelmesini önlemeye yardımcı olmak amacıyla geniş spektrumlu güneş koruyucular kullanılabilir.
Yağlı ve akneli ciltlerde non-komedojenik veya cilt tipine uygun güneş koruyucu seçenekleri değerlendirilebilir. Ürün seçiminde kişinin kullandığı akne ilaçları ve cilt hassasiyeti de dikkate alınmalıdır.
Akne bandı, özellikle yüzeysel ve belirgin sivilcelerin üzerini kapatmak amacıyla kullanılan ürünleri ifade eder. Bazı hidrokolloid bantlar lezyondaki sıvının emilmesine yardımcı olabilir ve kişinin sivilceyi ellemesine veya sıkmasına engel olabilir.
Akne bandı tüm akne türlerini tedavi etmez. Derin nodül ve kistik aknelerde etkisi sınırlı olabilir; bu tür lezyonlarda dermatolojik tedavi gerekebilir.
Akne sonrasında görülen kırmızı veya kahverengi lekeler ile gerçek akne skarları aynı şey değildir. Renk değişiklikleri zaman içinde azalabilirken, çökük veya kabarık skarlar cildin yapısal değişikliğini ifade eder.
Akne skarlarının tedavisi; izin tipine, derinliğine ve cilt özelliklerine göre değişebilir. Dermatoloji uzmanı uygun hastalarda lazer, kimyasal peeling, mikroneedling, subcision veya başka işlemleri değerlendirebilir; ancak bu işlemlerin her hasta için uygun olduğu söylenemez.
Aktif akne devam ederken yalnızca iz tedavisine odaklanmak yerine öncelikle yeni akne oluşumunun kontrol altına alınması önemlidir. Güncel AAD kılavuzunda lazer, ışık, kimyasal peeling ve mikroneedling gibi bazı fiziksel yöntemler için kanıtların tedavi seçimini tek başına desteklemek açısından sınırlı olduğu belirtilmektedir.
Akne tedavisinin süresi hastalığın şiddetine ve uygulanan tedaviye göre değişir. Bazı kişilerde birkaç hafta içinde iyileşme belirtileri görülürken, daha belirgin sonuçlar için daha uzun süreli tedavi ve bakım gerekebilir.
Tedavinin etkisini değerlendirmek için yeterli süre verilmesi önemlidir. AAD, birçok akne tedavisinde belirgin iyileşme görülmesinin 6–8 haftayı bulabileceğini belirtmektedir.
Tedaviyle aknenin azalmasından sonra da yeni lezyonları önlemek amacıyla koruyucu veya idame tedavisi gerekebilir.
Akne tedavi sonrasında tamamen kontrol altına alınsa bile bazı kişilerde yeniden ortaya çıkabilir. Bunun nedeni akne oluşumuna katkıda bulunan yağ üretimi, foliküler tıkanma, hormonal etkiler ve diğer faktörlerin devam edebilmesidir.
Bu nedenle tedavi sonrasında uygun cilt bakımı ve gerektiğinde idame tedavisi önem taşır. Tekrarlayan aknelerde tedavinin yeniden değerlendirilmesi, yeni lezyonların oluşmasını ve skar riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Her akne vakasında hastaneye başvurmak gerekmese de bazı durumlarda dermatoloji değerlendirmesi önemlidir. Özellikle akne ağrılı, derin, yaygın, sürekli tekrarlayan veya iz bırakmaya başlayan bir yapıya sahipse uzman değerlendirmesi geciktirilmemelidir.
Şu durumlarda dermatoloji uzmanına başvurulabilir:
Kistik veya nodüler akne varsa
Akne izleri oluşmaya başladıysa
Akne uzun süre geçmiyorsa
Evde uygulanan temel bakıma rağmen akne devam ediyorsa
Akne hızla yayılıyorsa
Ağrılı ve iltihaplı lezyonlar artıyorsa
Akne kişinin sosyal yaşamını veya psikolojik iyi oluşunu olumsuz etkiliyorsa
Kullanılan tedavilere rağmen belirgin düzelme sağlanamıyorsa
Aknenin yalnızca hafif bir cilt problemi olduğu düşünülerek tedavinin geciktirilmesi, özellikle şiddetli aknede kalıcı skar riskini artırabilir. Dermatoloji uzmanı, aknenin tipini belirleyerek uygun tedavi seçeneklerini değerlendirebilir.
Akne, yalnızca birkaç sivilceden ibaret olmayan ve farklı şiddetlerde görülebilen bir cilt hastalığıdır. Akne vulgaris, en sık görülen form olmakla birlikte komedonal, inflamatuvar, nodüler ve kistik gibi farklı görünümler oluşturabilir.
Tedavi seçimi aknenin tipine ve şiddetine göre yapılır. Özellikle derin ve ağrılı aknelerde erken dermatoloji değerlendirmesi, hem hastalığın kontrolü hem de kalıcı izlerin önlenmesi açısından önem taşır.
Akne tedavisi sırasında cildi tahriş eden uygulamalardan kaçınmak, sivilceleri sıkmamak ve doktor tarafından önerilen tedaviye yeterli süre vermek önemlidir. Güncel kılavuzlar, tedavinin kişiye göre planlanmasını ve antibiyotiklerin uygun şekilde kullanılmasını özellikle vurgulamaktadır.
Akne, akne vulgaris başta olmak üzere farklı görünümlerde ortaya çıkabilen yaygın bir deri hastalığıdır. Siyah nokta, beyaz nokta, iltihaplı sivilce, nodül ve kist gibi farklı lezyonlar oluşturabilir. Aknenin türü ve şiddeti belirlendikten sonra uygun tedavi ve cilt bakım yaklaşımı planlanabilir.
Özellikle kistik, nodüler, ağrılı veya iz bırakmaya başlayan aknelerde dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirme yapılması önemlidir. Akne tedavisinde kullanılan kremler, ilaçlar ve diğer yöntemler kişinin cilt özellikleri ile hastalığın durumuna göre belirlenmelidir.
A Life Sağlık Grubu'nda akne ve diğer deri hastalıkları Dermatoloji (Cildiye) uzmanları tarafından değerlendirilerek hastanın ihtiyaçlarına uygun tanı ve tedavi seçenekleri planlanabilir.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Akne, kıl folikülleri ve yağ bezlerinin etkilenmesiyle ortaya çıkan yaygın bir deri hastalığıdır. Siyah nokta, beyaz nokta, iltihaplı sivilce, nodül ve kist gibi farklı lezyonlara neden olabilir.
Günlük kullanımda akne ve sivilce aynı anlamda kullanılabilir. Ancak akne, farklı sivilce türlerini ve lezyonlarını kapsayan daha geniş bir tıbbi terimdir.
Akne oluşumunda fazla sebum üretimi, kıl foliküllerinin tıkanması, iltihabi süreçler, hormonal değişiklikler ve genetik yatkınlık gibi birçok faktör rol oynayabilir. Tek bir neden bütün akne vakalarını açıklamaz.
Aknenin nasıl tedavi edileceği, lezyonların türüne ve şiddetine göre değişir. Hafif aknede uygun cilt bakımı ve topikal tedaviler kullanılabilirken, şiddetli veya kistik aknede dermatoloji uzmanı tarafından ilaç tedavisi planlanabilir.
Akne ve sivilcelerin sıkılması önerilmez. Sıkmak iltihabı artırabilir, ciltte yara ve renk değişikliklerine neden olabilir ve özellikle derin aknelerde kalıcı iz oluşma riskini artırabilir.
Kistik akne, cildin daha derin tabakalarında oluşabilen, ağrılı ve iltihaplı lezyonlarla seyreden bir akne türüdür. Kistik aknenin iz bırakma riski daha yüksek olabileceğinden dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir.
Hormonal akne, hormonların yağ bezleri ve cilt üzerindeki etkileriyle ilişkili olarak ortaya çıkabilen veya mevcut aknenin kötüleşmesine katkıda bulunabilen akne tablosudur. Özellikle yetişkinlerde çene ve çene hattında belirginleşebilir ancak yalnızca bölgesine bakılarak hormonal akne tanısı konulamaz.
Akne tedavisinde retinoidler, benzoil peroksit, azelaik asit, salisilik asit ve bazı topikal antibiyotikler gibi farklı tedaviler kullanılabilir. Hangi kremin uygun olduğu aknenin türüne, şiddetine ve kişinin cilt özelliklerine göre belirlenmelidir.
Akne sonrasında oluşan kırmızı veya kahverengi lekeler ile çukur veya kabarık akne skarları birbirinden farklıdır. Tedavi yöntemi izin türüne göre değişebilir ve dermatoloji uzmanı uygun hastalarda lazer, kimyasal peeling, mikroneedling veya başka yöntemleri değerlendirebilir.
Akne tedavisinin süresi hastalığın şiddetine ve kullanılan tedaviye göre değişir. Bazı tedavilerde ilk düzelme birkaç hafta içinde görülse de belirgin sonuçların ortaya çıkması daha uzun sürebilir.
Ağrılı, derin, kistik veya nodüler akne varsa dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir. Akne uzun süre geçmiyor, sık tekrarlıyor veya iz bırakmaya başlıyorsa da uzman değerlendirmesi gerekebilir.
Akne tedavi sonrasında yeniden ortaya çıkabilir. Hormonlar, sebum üretimi, genetik yatkınlık ve diğer tetikleyici faktörler devam ettiği sürece yeni lezyonlar gelişebileceğinden bazı kişilerde idame tedavisi ve düzenli cilt bakımı gerekebilir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Randevu ve sağlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için size en uygun iletişim kanalını seçebilirsiniz.