Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin (nöronların) aniden, aşırı ve kontrolsüz bir şekilde elektriksel deşarj yapması sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle seyreden kronik bir nörolojik hastalıktır. Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen bu durum, beynin normal elektriksel iletişim ağının kısa süreli bir fırtınayla kesintiye uğraması halidir.
Tıbbi olarak tek bir nöbet geçirmek kişiyi hemen epilepsi hastası yapmaz. Bir bireye epilepsi tanısı konulabilmesi için, provoke edilmemiş (ateş, kan şekeri düşüklüğü veya akut madde yoksunluğu gibi geçici bir nedene bağlı olmayan) en az iki nöbetin 24 saatten daha uzun aralıklarla tekrarlaması şarttır. Sinir hücrelerindeki bu senkronize olmayan elektriksel patlamalar; hastanın bilincinde kapama, vücudunda kontrolsüz kasılmalar, duyusal algı bozuklukları veya anlık dalgınlıklar şeklinde klinik tablo oluşturur.
Epilepsi, beynin normal nöronal iletim dengesini ve iyon kanallarının çalışmasını bozan çok sayıda farklı etken nedeniyle ortaya çıkar. Hastalık her yaş grubunda görülebileceği gibi, özellikle çocukluk döneminde ve 65 yaş üzeri yetişkinlerde beynin değişen fizyolojik yapısına bağlı olarak görülme sıklığı artar.
Beyinde epileptik odak oluşturan ve sonradan epilepsi gelişimine yol açan temel tıbbi nedenler şunlardır:
Doğum Öncesi ve Doğum Sırası Hasarlar: Anne karnında gelişen enfeksiyonlar veya doğum esnasında bebeğin beyninin oksijensiz kalması (neonatal asfiksi) nöronal dokuda kalıcı zedelenmeye yol açar.
Kafa Travmaları: Trafik kazaları, yüksekten düşmeler veya şiddetli darbeler sonucu beyin dokusunda oluşan parankimal skar (nedbe) dokusu, ilerleyen yıllarda anormal elektrik üreten bir bıkkın odak haline gelebilir.
Serebrovasküler Olaylar (İnme ve Felç): Beyin damarlarında tıkanıklık veya kanama yaşanması, dokunun beslenmesini bozarak ileri yaşlarda en sık görülen sonradan epilepsi nedeni haline gelir.
Merkezi Sinir Sistemi Enfeksiyonları: Menenjit (beyin zarı iltihabı), ensefalit (beyin dokusu iltihabı) veya beyin apseleri sonrası nöronal elektrik iletim hatları kalıcı olarak zarar görebilir.
Beyin Tümörleri: Kötü veya iyi huylu tümöral kitleler, etraflarındaki sağlıklı beyin dokusuna bası uygulayarak ve hücre içi iyon dengesini bozarak nöbetleri tetikler.
Nörodejeneratif Hastalıklar: Alzheimer ve diğer demans türleri beynin hücresel yapısını bozarak yaşlılık döneminde nöbet frekansını artırır.
Epilepsi doğrudan tek bir genin aktarılmasıyla babadan çocuğa geçen basit bir kalıtsal hastalık değildir; ancak bireyin beynindeki "nöbet geçirme eşiğinin" genetik olarak belirlenmesinde kalıtım önemli bir rol oynar. Ailesinde sara hastalığı öyküsü bulunan bireylerde nöbet eşiği daha düşük olabilir ve dış etkenlerle nöbet tetiklenmesi daha kolay gerçekleşebilir.
Bazı özel epileptik sendromlarda (örneğin Juvenil Miyoklonik Epilepsi veya Çocukluk Çağı Absans Epilepsisi) belirgin genetik yatkınlık veya iyon kanalı mutasyonları saptanabilir. Buna karşın epilepsi vakalarının yarısından fazlasında idiyopatik (sebebi saptanamayan) bir tablo mevcuttur; yani bilinen bir genetik mutasyon veya yapısal beyin hasarı bulunmaz. Ailede epilepsi bulunması, doğacak her çocukta bu hastalığın kesinlikle ortaya çıkacağı anlamına gelmez.
Epilepsiyi tetikleyen faktörler, beynin nöronal nöbet eşiğini doğrudan düşürerek düzenli ilaç kullanan hastalarda dahi aniden nöbet başlamasına neden olabilen dış ve iç etkenlerdir. Tedavi sürecinde olan bir hastanın nöbet kontrolünü sağlayabilmesi için bu tetikleyici mekanizmalardan hassasiyetle uzak durması gerekir.
Klinik olarak saptanan en yaygın nöbet tetikleyicileri şunlardır:
Kronik Uykusuzluk ve Uyku Düzeninin Bozulması: Beyin nöronlarının dinlenme fizyolojisini bozan en güçlü nöbet tetikleyicisidir.
Antiepileptik İlaçların Düzensiz Kullanılması: İlaç dozunun unutulması, saatlerinin aksatılması veya aniden kesilmesi kanda ilaç düzeyini düşürerek şiddetli nöbet dalgalarına yol açar.
Aşırı Psikolojik Stres ve Anksiyete: Yüksek kortizol ve adrenalin seviyeleri beyindeki elektriksel aktivite dengesini altüst edebilir.
Parlak ve Yanıp Sönen Işıklar (Fotohassasiyet): Stroboskopik ışıklar, bilgisayar/televizyon ekranındaki ani flaş patlamaları fotosensitif epilepsi hastalarında nöbeti anında başlatabilir.
Alkol ve Madde Kullanımı: Alkol alımı esnasında veya alkolün vücuttan çekilme (yoksunluk) evresinde beyin hücreleri aşırı duyarlı hale gelir.
Yüksek Ateş ve Enfeksiyonlar: Vücut sıcaklığının yükselmesi ve sistemik enfeksiyonlar nöronal elektriksel iletimi kararsızlaştırır.
Uzun Süreli Açlık ve Kan Şekeri Düşüklüğü (Hipoglisemi): Beynin ana enerji kaynağı olan glikozun yetersizliği nöronların hücresel dengesini bozar.
Epilepsi belirtileri, beynin anormal elektriksel deşarjın başladığı bölgesine, bu elektriksel fırtınanın yayılım hızına ve etkilediği nörolojik alanlara göre kişiden kişiye farklılık gösterir. Klinik olarak epilepsi çeşitleri, elektriksel uyarının beynin sadece belirli bir yarım küresinde sınırlı kalmasına ya da her iki beyin yarım küresine birden yayılmasına göre Fokal (Bölgesel) ve Jeneralize (Yaygın) nöbetler olarak iki temel gruba ayrılır.
Beyindeki bu nörolojik iletim bozukluklarının oluşturduğu temel nöbet türleri ve klinik tablolar şunlardır:
Fokal Epilepsi (Bölgesel Nöbetler): Beynin tek bir lobunda veya anatomik alanında başlayan nöbetlerdir. Hasta bilincini tamamen kaybetmeyebilir; ancak vücudunun bir yarısında uyuşma, karıncalanma, kol veya bacakta istemsiz seyirmeler, tuhaf koku ve tat duyulması ya da dejá vu (olayı önceden yaşamışlık) hissi yaşayabilir. Eğer fokal nöbet bilinci etkilerse hasta etrafındakileri duyar ama yanıt veremez, çiğneme veya kıyafetlerini çekiştirme gibi istemsiz otomatik hareketler sergiler.
Miyoklonik Epilepsi: Vücudun bir bölgesinde, kolda, bacakta veya tüm bedende elektrik çarpmasına benzer şekilde aniden ortaya çıkan, çok kısa süreli kas sıçramaları ve kasılmalarıdır. Genellikle sabah uyanıldıktan hemen sonra eldeki eşyayı fırlatma veya aniden dizlerin bağı çözülüp düşme şeklinde gözlemlenir.
Uykuda Epilepsi (Gece Nöbetleri): Anormal elektriksel patlamaların birey uykudayken veya uykudan uyanma evrelerinde gerçekleştiği durumdur. Uykuda epilepsi belirtileri arasında; gece aniden gelen şiddetli kasılmalar, yatakta kontrolsüz çırpınma hareketleri, hırıltılı ses çıkarma, dilde ısırma, altını ıslatma ve sabah kalkıldığında aşırı kas ağrısı ile yorgunluk hissi yer alır.
Çocukluk ve bebeklik döneminde gelişen epilepsi tabloları, gelişmekte olan sinir sisteminin yapısı nedeniyle yetişkinlerdeki klasik kasılmalı nöbetlerden oldukça farklı klinik sinyaller verebilir. Bebeklerde ve farklı yaş gruplarındaki çocuklarda epilepsi belirtileri sıklıkla aileler tarafından basit bir dalgınlık, gaz sancısı veya irkilme hareketi sanılarak gözden kaçırılabilir.
Yaş gruplarına göre bebek ve çocuklarda öne çıkan epilepsi belirtileri şunlardır:
Bebeklerde ve 1 Yaş Altında (İnfantil Spazm): Bebeklerde ani olarak başın öne düşmesi, kolların ve bacakların gövdeye doğru aniden katlanıp kapanması şeklinde saniyeler süren ritmik irkilme nöbetleridir. Ağlama krizleriyle karıştırılabilir; ancak kafa ve gövdenin eş zamanlı ani bükülmeleri bebeklik dönemi epilepsisi açısından uyarıcıdır.
2 Yaş ve 3 Yaş Çocuklarda: Gözlerin aniden tek bir noktaya kayması veya yukarı dikilmesi, çenenin kitlenmesi, ağız kenarında köpük/tükürük birikmesi, vücudun bir yarısının aniden gevşeyerek çocuğun patates çuvalı gibi yere yığılması (atonik nöbet) şeklinde görülür.
Okul Çağı Çocuklarında (Absans / Dalma Nöbetleri): Çocuk oyun oynarken veya dersteyken aniden yaptığı işi bırakır, 5 ila 15 saniye boyunca boşluğa dalar, seslenildiğinde yanıt vermez ve nöbet bittiğinde kaldığı işe hiçbir şey olmamış gibi devam eder. Bu durum genellikle ders başarısızlığı veya dikkat eksikliği ile karıştırılır.
Tıbbi adı Psikojenik Non-Epileptik Nöbet (PNES) olan psikolojik veya yalancı epilepsi; beyinde sinir hücrelerinin anormal bir elektriksel deşarjı olmadan, tamamen yoğun psikolojik stres, geçmiş travmalar, bastırılmış duygular veya duygusal yüklenmeler neticesinde ortaya çıkan nöbet benzeri tabloya denir. Hasta dışarıdan bakıldığında tıpkı bir sara nöbeti geçiriyor gibi kasılır, ağlar veya bilincini kaybetmiş gibi görünür; fakat bu durum organik bir beyin hastalığından değil, zihnin strese karşı geliştirdiği somatik bir savunma mekanizmasından kaynaklanır.
Gerçek epilepsi nöbetleri ile psikojenik yalancı nöbetlerin ayırt edilmesi, hastanın gereksiz yere ağır antiepileptik ilaçlar almasını önlemek ve doğru psikiyatrik/nörolojik tedaviyi planlamak adına hayati önem taşır.
Gerçek organik epilepsi nöbetleri ile psikojen (yalancı) nöbetlerin temel klinik ayrım parametreleri aşağıdaki karşılaştırma matrisinde detaylandırılmıştır:
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.