Aferin, Türkiye'de yaygın olarak kullanılan bir ağrı kesici ve ateş düşürücüdür. Türkiye'de kış aylarının, soğuk algınlığının ve halk tabiriyle "şifayı kapmanın" en bilindik karşılıklarından biri hiç şüphesiz Aferin'dir. Eczane raflarından evlerdeki ecza dolaplarına kadar hemen her yerde karşımıza çıkan, bazen reçeteyle bazen de eczacı tavsiyesiyle alınan bu kapsüller, aslında çoğumuzun içeriğini tam olarak bilmeden kullandığı bir ilaçtır.
Etken maddesi parasetamoldür ve farklı formlarda (tablet, efervesan tablet, şurup gibi) mevcuttur. Aferin, baş ağrısı, diş ağrısı, adet sancısı, kas ağrıları, ateş ve soğuk algınlığı gibi durumlarda kullanılır. Reçetesiz satılabilir, ancak bazı durumlarda doktor tarafından reçete edilebilir.
Peki, burnumuz akmaya başladığında elimizin ilk gittiği bu meşhur "Aferin" gerçekte nedir ve vücuda girdiğinde ne yapar? Gelin bu konuyu prospektüslerin o karmaşık tıbbi dilinden çıkarıp, çok daha anlaşılır bir çerçeveye oturtalım.
Aferin tek bir ilaç değil, akıllıca tasarlanmış bir "kombinasyon" tedavisidir. Üretim amacı, grip veya nezlenin yarattığı birden fazla şikayeti aynı anda tek bir hapla vurmaktır. Klasik bir Aferin kapsülünün içinde iki ana savaşçı bulunur:
Parasetamol: İlacın kas gücüdür. Vücudunuzdaki ateşi düşürür, boğazınızdaki batmayı hafifletir ve o "bütün kemiklerim sızlıyor" hissine neden olan yaygın kas ağrılarını baskılar.
Klorfeniramin Maleat: Bu madde bir antihistaminiktir. Görevi, durmak bilmeyen hapşırık krizlerini kesmek, gözlerdeki sulanmayı durdurmak ve musluk gibi akan burnu adeta bir sünger gibi kurutmaktır.
Aferin kullanan hemen herkesin bildiği o ortak hissi yaşarsınız: İlacı yuttuktan yaklaşık 30-40 dakika sonra göz kapaklarınız ağırlaşır, üzerinize tatlı bir sersemlik ve derin bir uyku isteği çöker.
İşte bu uyku halinin baş sorumlusu, yukarıda bahsettiğimiz ve burnunuzu kurutan klorfeniramin maddesidir. Bu etken madde beyin bariyerini geçebildiği için doğrudan bir sedasyon (sakinleşme/uyku) yaratır. Bu aslında hastalığı atlatmanız için vücudun sizi "zorunlu istirahate" çekmesinin medikal bir yoludur. Tam da bu yüzden, hekimler ve eczacılar bu ilacı içtikten sonra kesinlikle direksiyon başına geçmemenizi veya dikkat gerektiren bir makine kullanmamanızı üstüne basarak vurgular.
Polikliniklerde ve acil servislerde en sık karşılaşılan, hatta bazen zehirlenmelere yol açan çok kritik bir hasta hatası vardır.
Birçok kişi Aferin içtikten sonra ateşi hemen düşmeyince, "üstüne bir de Parol, Minoset veya Vermidon atayım da iyice terleyeyim" yanılgısına düşer. Bu, karaciğerinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biridir. Çünkü Aferin'in zaten ana maddesi parasetamoldür; saydığımız diğer ağrı kesicilerin de ana maddesi parasetamoldür. İkisini peş peşe veya aynı gün içinde yüksek dozda almak, karaciğerin toksik sınırını aşarak parasetamol zehirlenmesine davetiye çıkarır. Aferin kullanıyorsanız, yanında asla başka bir parasetamol içeren ilaç kullanmamalısınız.
Zaman içinde hastalıkların türüne göre bu ilacın farklı versiyonları da üretilmiştir. Eczaneye gittiğinizde karşınıza farklı kutular çıkmasının sebebi budur:
Aferin Sinüs: İşin içine burun tıkanıklığı ve alın bölgesinde dolgunluk (sinüzit belirtileri) girdiğinde devreye girer. İçindeki psödoefedrin sayesinde tıkalı kanalları açar. (Ancak bu madde tansiyonu yükseltebileceği için tansiyon ve kalp hastalarına kesinlikle önerilmez.)
Aferin Forte: Standart kapsüle göre miligramajı artırılmış, vücut ağrılarının ve ateşin çok daha dirençli olduğu ağır grip tablolarında tercih edilen daha "sert" versiyondur.
Aferin Pediatrik Şurup: Çocukların dozajına uygun, sıvı formdaki halidir.
Aferin, doğru zamanda ve doğru dozda kullanıldığında sizi yataktan kaldırıp günlük işlerinize dönmenizi sağlayacak kadar güçlü ve etkili bir semptom gidericidir. Ancak virüsleri öldürmez; yani hastalığı kökünden tedavi eden bir antibiyotik veya antiviral değildir. Sadece vücudunuz virüsle savaşırken, sizin bu süreci çok daha ağrısız, ateşsiz ve burun akıntısı olmadan atlatmanızı sağlayan bir destek kuvvetidir. "Komşuma çok iyi geldi, ben de yutayım" denecek bir şekerleme değil, mutlaka hekim veya eczacı danışmanlığında kullanılması gereken ciddi bir farmakolojik ajandır.
Soğuk algınlığı kapıya dayandığında, çoğumuzun ilk refleksi çekmeceden bir Aferin çıkarmak olur. Peki ama bu popüler ilaç vücuda girdiğinde tam olarak ne işe yarar? Kısaca özetlemek gerekirse; Aferin, grip (influenza) ve nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının vücutta yarattığı o "yıkıcı" belirtileri eşzamanlı olarak ortadan kaldıran, hastayı hızla yataktan kaldırıp günlük rutinine döndürmeyi hedefleyen çok yönlü bir semptom gidericidir.
İçeriğindeki parasetamol ve antihistaminik kombinasyonu sayesinde, birbirine eklenerek büyüyen hastalık şikayetlerini tek bir hamlede bloke eder.
Klinik olarak Aferin, aşağıdaki hastalık belirtilerinin tedavisinde doğrudan ve hızlı bir rahatlama sağlar:
Şelale Gibi Akan Burnu Durdurur: İçindeki klorfeniramin maleat (antihistaminik) sayesinde, durmak bilmeyen burun akıntısını ve peş peşe gelen yorucu hapşırık krizlerini hızla kurutur.
İnatçı Ateşi Kontrol Altına Alır: 38 derecelerde seyreden, hastayı titreten ve üşüten o inatçı ateşi güvenli sınırların içine çeker.
"Kamyon Çarpmış Gibi" Hissettiren Ağrıları Siler: Hastaların sıklıkla "bütün kemiklerim sızlıyor" diyerek tarif ettiği ağır eklem, sırt ve kas ağrılarını baskılayarak vücuda fiziksel bir rahatlama (analjezik etki) sunar.
Baş Ağrısını ve Boğaz Batmasını Hafifletir: Enfeksiyona bağlı gelişen zonklayıcı baş ağrılarını ve yutkunmayı zorlaştıran boğazdaki o "zımpara kağıdı" hissini uyuşturur.
Gözlerdeki Sulanmayı Keser: Nezleyle birlikte ortaya çıkan göz kızarıklığı, yanma ve sürekli sulanma (yaşarma) halini durdurur.
Bu ilacın ne işe yaradığını bilmek kadar, ne işe yaramadığını bilmek de hayati önem taşır.
Aferin bir antibiyotik veya antiviral ilaç değildir. Yani boğazınıza yerleşen bakterileri veya kanınızda dolaşan grip virüsünü öldürmez. Hastalığı kökünden tedavi etmez. Tek bir görevi vardır: Vücudunuz bağışıklık sistemi aracılığıyla o virüsle içeride kıyasıya bir savaş verirken, sizin bu süreci ağrısız, ateşsiz ve rahat bir şekilde atlatmanızı (semptomatik destek) sağlamaktır.
Ayrıca, Aferin içildikten sonra ortaya çıkan o derin uyku ve sersemlik hali ilacın bir yan etkisidir. Bu nedenle dikkat gerektiren işler yapmadan (araç kullanmak gibi) önce kesinlikle içilmemelidir.
Birçoğumuz burun akıntısı, hapşırık ve kırgınlık hissettiğimiz an hiç düşünmeden ecza dolabına yönelip bir Aferin yutarız. Ancak bu popüler kapsül midenize inip kana karıştığı andan itibaren vücudunuzda sadece virüsün yarattığı şikayetleri susturmakla kalmaz; aynı zamanda otonom sinir sisteminizde ve organlarınızda oldukça belirgin bazı yan etkileri de beraberinde tetikler.
İşte prospektüslerin o küçük puntolu, karmaşık tıbbi dilinden arındırılmış haliyle, Aferin'in en sık karşılaşılan ve dikkat edilmesi gereken fizyolojik yan etkileri:
Bu ilacı içtikten yaklaşık 40-45 dakika sonra üzerinize aniden tonlarca ağırlık çökmesinin çok net bir biyolojik sebebi vardır. İlacın içindeki o şelale gibi akan burnunuzu kesen etken madde (klorfeniramin), kan-beyin bariyerini doğrudan geçerek merkezi sinir sistemine sızar. Bu geçiş, beyinde çok güçlü bir sedasyon (uyuşukluk/uyku) hali yaratır.
Klinik Uyarı: Bu şiddetli sersemlik hali refleksleri ciddi oranda zayıflatır. Aferin içtikten sonra direksiyon başına geçmek veya dikkat gerektiren bir sanayi makinesi kullanmak, alkollü araç kullanmakla eşdeğer bir risk taşır.
İlacın biyokimyasal çalışma mantığı temel olarak "akıntıları kurutmak" üzerine kuruludur. Ancak sistem o kadar keskin çalışır ki; ilaç, burnunuzdaki o iltihaplı mukusu kuruturken, vücuttaki diğer sağlıklı sıvı salgılarını da baskılar. İlacı kullandıktan sonra ortaya çıkan yoğun ağız kuruluğu, yutkunurken boğazda batma hissi ve gözlerdeki kumlu yanmanın (gözyaşı kuruluğu) asıl sebebi bu kurutucu etkidir.
Aferin'in bazı özel versiyonlarında (özellikle tıkalı burnu açmak için tasarlanan Aferin Sinüs formunda) bulunan psödoefedrin maddesi, solunum yollarındaki damarları büzerek nefes almanızı kolaylaştırır. Ancak damarları büzen bu sert etki, kalp ritminde hızlanmaya (taşikardi) ve kan basıncında ani yükselmelere yol açabilir. Bu nedenle tansiyon, ritim bozukluğu veya kalp hastalarının bu ilacı yuttuktan sonra göğüslerinde kuş çırpınması gibi bir çarpıntı hissetmesi oldukça olasıdır.
Özellikle hassas mide yapısına sahip bireylerde, hap aç karnına yutulduğunda mide asidini tetikleyerek mide bulantısı, yanma, kramp tarzı karın ağrıları veya bağırsak hareketlerinde yavaşlama (kabızlık) sıkça görülen şikayetler arasındadır.
Aferin'in en tehlikeli, hatta acil serviste biten yan etkisi tamamen hastanın "yanlış ve bilinçsiz kullanımından" doğar. İlacın ana iskeleti güçlü bir parasetamol dozudur. Hasta "Ateşim hemen düşsün, terleyip atayım" düşüncesiyle Aferin içtikten birkaç saat sonra, üzerine bir de Parol, Minoset veya Vermidon gibi başka bir ağrı kesici atarsa, karaciğere devasa ve ölümcül bir parasetamol yükü bindirmiş olur. Karaciğer enzimlerinin aniden fırladığı ve akut karaciğer yetmezliğine kadar giden zehirlenmeler, klinikte en çok çekinilen tablolardan biridir.
Evde birinin burnu akmaya veya boğazı ağrımaya başladığında, çekmeceden bir "Aferin" çıkarıp ikram etmek neredeyse kültürel bir refleksimiz haline geldi. İlacın reçetesiz olarak kolayca ulaşılabilir olması, maalesef toplumda onun "zararsız bir vitamin" veya "basit bir nane şekeri" gibi algılanmasına yol açıyor.
Oysa Aferin, içindeki güçlü parasetamol ve antihistaminik molekülleriyle ciddi bir farmakolojik ajandır. Sağlıklı bir yetişkini hızla ayağa kaldıran bu kapsül, arka planda sessizce ilerleyen bazı kronik hastalıkları olan bireylerde adeta pimi çekilmiş bir bombaya dönüşebilir.
Klinik pratiğimizde acil servislere taşınan "yanlış ilaç kullanımı" vakalarının önüne geçmek adına, Aferin'in kesinlikle uzak durması gereken o hassas hasta gruplarını tıbbi gerçekleriyle masaya yatırıyoruz.
Aferin'in ağrı kesici ve ateş düşürücü gücü olan parasetamol, doğrudan karaciğerde metabolize edilir (parçalanır) ve böbrekler yoluyla vücuttan atılır. Karaciğer enzimlerinde yükseklik olan, hepatit geçirmiş veya böbrek yetmezliği başlangıcı olan hastalarda bu ilacın atılımı tam yapılamaz. İlaç kanda birikerek saatler içinde akut karaciğer zehirlenmesine (hepatotoksisite) yol açabilir.
İşte hastaların en çok şaşırdığı klinik gerçeklerden biri. Aferin'in o şelale gibi akan burnunuzu kurutan etken maddesi (klorfeniramin), vücuttaki düz kasları ve sıvı kanallarını da etkiler. Dar açılı glokom hastalarında, göz içindeki sıvının dışarı akışını bozarak göz içi basıncını aniden ve tehlikeli bir şekilde fırlatabilir. Bu durum kalıcı görme siniri hasarlarına zemin hazırlar.
Özellikle 50 yaş üstü erkek hastaların bu ilacı yutmadan önce iki kez düşünmesi gerekir. Aferin'in içindeki antihistaminik madde, idrar kesesinin (mesane) boynundaki kasları kasarak gevşemesini engeller. Zaten büyümüş olan prostat nedeniyle zor idrar yapan bir hasta, bu ilacı içtiğinde idrar akışı tamamen tıkanabilir ve hasta acil serviste sonda takılmak zorunda kalabilir (Akut üriner retansiyon).
Nefes darlığı çeken hastalara genellikle grip ilaçları iyi gelir yanılgısı vardır, oysa durum tam tersidir. Aferin, solunum yollarındaki sıvıları "kurutma" mantığıyla çalışır. Astım veya KOAH hastası bu ilacı aldığında, akciğerlerindeki o zaten atmakta zorlandığı balgam iyice kurur, yapışkan ve katı bir taş halini alır. Hava yolları tıkanarak hastayı çok daha şiddetli bir nefes darlığı krizine sokar.
Aferin'in özellikle burun tıkanıklığını açmak için üretilen Aferin Sinüs veya Aferin Forte gibi versiyonları, damarları büzüştüren ajanlar içerir. Bu durum, zaten yüksek seyreden kan basıncını (hipertansiyon) daha da yükseltir ve kalpte ciddi çarpıntı ataklarını (taşikardi) tetikler. Kardiyoloji takipli hastalar bu gruptan kesinlikle uzak durmalıdır.
"Akşam alkol aldım, sabah da kırgınlığım için Aferin içtim" cümlesi, karaciğere yapılabilecek en acımasız biyokimyasal saldırıdır. Alkol ve parasetamol birleştiğinde karaciğer hücrelerini doğrudan öldüren toksik bir yıkım başlar. İlaç ile alkol tüketimi arasında kesinlikle güvenli bir zaman aralığı bırakılmalıdır.
Grip veya nezle şikayetlerinizi kulaktan dolma ilaçlarla geçiştirmeye çalışmak, varlığından haberdar bile olmadığınız gizli bir hastalığı (tansiyon, karaciğer hassasiyeti veya göz tansiyonu) aniden tetikleyebilir. Tıpta hastalık yoktur, "hasta" vardır ve her bireyin tedavi protokolü parmak izi gibi tamamen kişiye özel kurgulanmalıdır.
Ankara'da hastalarımızın sağlığını güvence altına alan stratejik lokasyonlarımızda (Etimesgut, Pursaklar, Altındağ, Eryaman, Sincan, Batıkent ve Aydınlıkevler) kusursuz bir mimariyle hizmet veren A Life Sağlık Grubu hastanelerimizde; alanında uzman İç Hastalıkları (Dahiliye) hekimlerimizle yanınızdayız.
Araştırdığınız Hastalık Hakkında Uzman Hekimlerimiz Size Dönüş Sağlasın.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.