Aft (aftöz ülser), ağız içi mukozasında gelişen, ortası beyaz-sarı, çevresi kızarık ve dokunmakla sızlayan yüzeysel yaralardır. Bağışıklık sistemiyle ilgili hassasiyet, genetik yatkınlık ve lokal travmalar bu lezyonları tetikleyebilir. Yanak veya dil ısırma, sert fırçalama gibi durumlar da etkili olabilir. Stres, uyku düzensizliği ve beslenme eksiklikleri de önemli faktörlerdir.
B12, folat ve demir eksiklikleri bu durumu kötüleştirebilir. Ayrıca, hormonal dalgalanmalar ve bazı ilaçlar da bu lezyonları artırabilir. Bu küçük lezyonlar yaşam kalitesini düşürebilir. Bu tablo, ağız hastalıkları arasında sık görülen bir durumdur.
Özellikle vitamin ve mineral eksikliği olan kişilerde daha belirgin olabilir.Tek bir neden yoktur. Çoğu hastada birden fazla etken aynı dönemde bir araya gelerek epitel bütünlüğünü bozar ve bağışıklık tepkisini aşırılaştırır.
Bu yazıda, ağız içindeki yaraların nedenlerini, belirtilerini ve tedavi yöntemlerini anlatıyoruz. Bilimsel bir dille ama herkesin anlayabileceği şekilde yazdık. Bu süreçte kişisel vitamin eksikliğiniz değerlendirilmeli ve olası katkısı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Klinik olarak “aft” dediğimizde, çapı genellikle birkaç milimetre ile bir santimetre arasında olan lezyonları kastediyoruz. Bu lezyonlar yuvarlak veya oval, sığ ve ağrılıdır. Ortası fibrinle kaplı soluk bir tabaka, çevresinde inflamasyona bağlı kızarıklık görülür. Birçok kişide tek lezyon şeklinde başlar; stres veya travma dönemlerinde sayısı artabilir.
Nüks etme eğilimi tipiktir. Tıbbi tanımını kısaca hatırlayalım: Aftöz ülser, ağız içinde tekrarlayan, yüzeysel ve ağrılı bir yaradır. Aftlar enfeksiyöz değildir; yani kişiden kişiye bulaşmaz. Ancak bağışıklık sistemi dengesizliğinin eşlik ettiği durumlarda daha sık ve ağır seyredebileceği unutulmamalıdır.
Bu tip aft yaraları, mukoza bütünlüğünü bozan küçük travmalardan meydana gelen tahrişlerle kolayca alevlenebilir.
Aftların çoğu minördür (çap <10 mm, 7–14 günde iz bırakmadan iyileşir). Daha büyük ve uzun süren majör aftlar iz bırakabilir; herpetiform tipte ise çok sayıda küçük ülser kümelenir. Beslenme, konuşma ve fırçalama gibi gündelik eylemler sırasında ağrı arttığından, yeme davranışı ve sosyal etkileşimleri de etkileyebilir.
Altta yatan tetikleyicilerin saptanması ve kişiye özel bakım planı, nüks sıklığını azaltmanın anahtarıdır. Bazı ortodontik aygıtlar ve diş telleri de mekanik sürtünmeyle lezyonların ortaya çıkmasında rol oynayabilir.
Aftlar genellikle dudak içi, yanak, dil kenarı, yumuşak damak ve diş etine yakın yerlerde görülür.
Hasta, "Yanak içimi ısırdım. Küçük bir yara oluştu." der. Ya da, "Dilimin üzerinde iğne gibi acıyan bir nokta var." der.
Bazen tek lezyon, bazen birkaç odak birlikte görülür. Süreç genellikle batma/yanma hissiyle başlar, ardından beyazımsı bir alan belirginleşir. Ağrı, özellikle asitli/baharatlı gıdalarda yemek yemenizi güçleştirebilir.
Aftların görsel tarifi günlük dilde şöyle yapılır. Ağız içinde beyaz yara şeklindeki yüzeysel ve ağrılı lezyon; özellikle yemek–sıcak/ekşi içeceklerle temas edince sızlar. Bazı hastalar bunu “ağızda çıkan beyaz yara” olarak ifade eder. Ağız hijyenini zorlaştırdığı için kötü koku ve tat değişikliği eşlik edebilir.
Lezyon sayısı, boyutu ve ağrı şiddeti kişiden kişiye farklıdır; aynı kişide de ataktan atağa değişebilir. Yoğun ağrı döneminde nazik gargara olarak bardak ılık suyu içinde tuz/karbonat çözdürülerek çalkalama yapılması rahatlatıcı olabilir.
Soğuk algınlığı veya uçukla karışabilir; oysa uçuk (herpes) genellikle dudak sınırında kabarcıkla başlar ve bulaşıcıdır. Mantar (kandidiyazis) beyaz peynirsi plaklar yapar ve kazındığında altta kızarık alan bırakır.
Travmatik ülserler tek odaklıdır ve travma kesildiğinde hızla düzelir. Şüpheli, uzun süren, tek taraflı ve iyileşmeyen yaralarda malignite dışlanmalıdır. Bu nedenle 2–3 haftayı aşan ülserlerde bir hekim değerlendirmesi önerilir. Ağız içi ülserler bazı sistemik hastalıklarda da sık görülür; bu nedenle sorgulama kapsamlı olmalıdır.
Eğer aft atağı varsa ve sistemik bulgular mevcutsa, dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır. Sistemik bulgular arasında ateş, ishal, göz ve cilt lezyonları, genital ülserler ve eklem ağrısı yer alır. Bu belirtiler varsa, Behçet hastalığı gibi sistemik hastalıklar düşünülmelidir.
Yine çölyak, inflamatuvar barsak hastalıkları, B12/folat/demir eksiklikleri ve tiroid bozuklukları gibi durumlarda aft sıklığı artabilir. Bu tabloya yaklaşımda, hekiminizin önereceği tedavi yöntemleri ayırıcı tanıya göre şekillenir.
Dil tamamen kas dokusundan oluştuğu ve bol sinir sonlanması içerdiği için burada gelişen ülserler özellikle acılıdır. Yemek, konuşma ve fırçalama esnasında ağrı belirgindir; acı, ekşi ve tuzlu gıdalarla temas yakınmaları artırır.
Klinik pratikte, dil yüzeyi ve kenarları travmaya daha açıktır. Keskin diş kenarları, uygunsuz protezler ve sert fırçalama mikrotravmalar oluşturabilir. Bu bağlamda bir kez işaretleyelim: dilde aftöz ülser hastaların sık başvuru nedenlerinden biridir. Ortodonti sürecinde tedavisinde kullanılan apareylerin sürtünmesi de şikâyetleri artırabilir.
Dil üzerindeki lezyonların bakımı dikkat ve sabır ister. Tetikleyicilerden kaçınma, lokal anestezik–koruyucu jeller ve nazik ağız hijyeni değerlidir. Hastaların merak ettiği bir diğer soru, dilde aftöz ülseri nasil gecer ifadesiyle gündeme gelir.
Burada amaç ağrıyı azaltmak, iyileşmeyi hızlandırmak ve nüksleri seyrekleştirmektir. Dil yüzeyini tahriş eden gıdalardan kaçınmak önemlidir. Su içmeyi artırmak da faydalıdır. Doktorun önerdiği topikal ilaçları düzenli kullanmak en iyi yoldur.
Şikâyet sürüyorsa diş hekiminizle protez/kenar düzeltmeleri hakkında görüşmek faydalıdır.
Bazı dönemlerde çok sayıda küçük ülser kümelenebilir; bu durum günlük konuşma ve beslenmeyi daha da zorlaştırır. Hastalar bunu bazen ağızda aftöz ülserler şeklinde ifade eder. Yoğun stres, uykusuzluk, yakın zamanda geçirilen enfeksiyon, antibiyotik kullanımı ve sigara bırakma dönemleri tetikleyici olabilir.
Böyle durumlarda ağrı kontrolü ve bariyer ürünleri kullanmak konforu artırır. Ağız gargaraları (alkolsüz), kısa süreli topikal steroidler ve lokal anestetikler doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Bu tip durumlar klinikte sık görülen başvuru nedenlerindendir.
Nüksleri azaltmak için günlük ağız bakım rutini sade ve nazik olmalıdır. Yumuşak fırça, alkol içermeyen gargara, SLS içermeyen diş macunu ve travmadan kaçınma temel ilkeler arasında yer alır. Eşlik eden besin intoleransları (gluten, histamin vb.) bazı kişilerde alevlenmeleri tetikleyebilir; kişisel tetikleyici günlüğü tutmak yararlıdır. Uygun bakım ve korunmayla yaraların iyileşmeleri hızlanabilir.
Evde bakım ve tetikleyicilerden kaçınma, hafif–orta şiddetli ataklarda çoğu zaman yeterlidir. Aft nasıl geçer ve aft ne iyi gelir. Nazik ağız hijyeni önemlidir. Yumuşak bir fırça ve SLS’siz macun kullanmalısınız.
Baharatlı, asitli ve çok sıcak gıdalardan kaçının. Yeterli su içmek de önemlidir. Bariyer oluşturan ve anestezik etkisi olan topikal ürünler kullanabilirsiniz. Hekiminiz önerirse kısa süreli topikal steroidler ve ağız içi antiseptikler de kullanmalısınız.
B12, folat ve demir eksikliği olanlarda eksiklerin tamamlanması nüksleri azaltabilir. Evde pratik olarak tuz/karbonatlı bardak ılık suyu gargaraları rahatlama sağlayabilir.
Beslenme düzeni sadeleştirilmelidir: yoğurt, yulaf, muz, haşlama sebzeler gibi nazik gıdalar; ılık–soğuk içecekler tercih edilebilir. Sigaranın bırakılması ve düzenli uyku, bağışıklık dengesini olumlu etkiler.
Alerjen–iritan gıdaların (sirke/limon/sirke sosları, cips, sert kabuklu kuru yemişler) atak döneminde sınırlanması ağrıyı azaltır. Bitkisel gargara/solüsyonlar kullanılacaksa alkol–sert mentol içermeyen, hekimce uygun görülen ürünler seçilmelidir. Beslenme ve uyku düzeni, planlanan tedavi yöntemleri ile birlikte düşünüldüğünde daha etkili sonuç verir.
Klinik deneyimle örtüşen pratik önerilerin özeti bir kez vurgulanabilir. Aftöz ülser için en iyi tedavi yöntemleri şunlardır:
Ayrıca nazik antiseptik gargaralar da faydalıdır. Eksik vitamin ve minerallerin yerine konması da önemlidir. Ağrı çok şiddetliyse veya lezyonlar büyük/çok sayıda ise hekim kontrolünde reçeteli ajanlar devreye girer. Özellikle vitamin ve mineral eksikliklerinden şüpheleniliyorsa hedefli destek planlanmalıdır.
Uzun süren ve sık nükseden olgularda altta yatan nedenlerin (hematinik eksiklikler, çölyak, İBH, Behçet) araştırılması gerekir. Tetikleyiciler belirlenip yönetilebildiğinde, atak sıklığı belirgin azalabilir. Kronik olgularda diş hekiminizle travmatik temasları azaltacak düzenlemeler de planlanmalıdır.
Hafif ataklarda evde bakım yeterli olsa da, orta-şiddetli olgularda profesyonel destek gerekir. Bu bağlamda hasta dilinde bir kez kullanalım: Ağızda aftöz ülser tedavisi kişiye özel bir plan içerir. Bu plan, topikal ilaçları ve gerekirse sistemik seçenekleri de kapsar.
Lokal anestezikler (örneğin, visköz lidokain) kısa süreli ağrı kontrolü yapar. Topikal kortikosteroidler iltihabı azaltır. Antiseptik gargaralar ise ikincil enfeksiyon riskini düşürür. Gerektiğinde sistemik ajanlar, uygun tedavi yöntemleri arasında yer alabilir.
Hekim reçetesiyle kullanılan ilaçları bir kez belirtelim: aftöz ülser ilaçları. Yukarıdaki topikal seçeneklere ek olarak, dirençli vakalarda kısa süreli sistemik tedaviler de olabilir. Ağız yaraları olan hastalarda ilaç yan etkileri dikkatlice incelenmelidir. Eğer bir eksiklik varsa, vitamin eksikliği düzeltilmelidir.
Aft terimi çoğunlukla ağız içini anlatır; ancak inflamatuvar barsak hastalıklarında benzer yüzeysel ülserler sindirim kanalında da görülebilir. Hastalar bunu aftöz ülser bağırsak şeklinde ifade edebilir. Bu durumda karın ağrısı, ishal, kilo kaybı gibi sistemik belirtiler tabloya eklenir ve gastroenteroloji değerlendirmesi gerekir. Sindirim sistemi eşlik ediyorsa ağız bulguları sık görülür ve dikkatli ayırıcı tanı gerekir.
Barsak tutulumu için bir kez daha açıkça kullanalım. Bağırsakta aftöz ülser ifadesi Crohn hastalığında sık karşılaşılan endoskopik bulgulardan biridir. Kolonda aftöz ülser tanımı ise kalın bağırsak segmentlerinde yüzeysel ülserleri anlatır.
Böyle durumlarda tedavi, altta yatan hastalığın kontrolünü hedefler; yalnızca ağız içi bakım yeterli olmaz. Gastrointestinal hastalıkların yönetiminde, ağız bulgularının ortaya çıkmasında rol oynayan tetikleyiciler de ele alınmalıdır.
Sindirim sistemi kaynaklı ülserlerin yönetiminde planı özetleyelim. Bağırsakta aftöz ülser tedavisi; anti-inflamatuvar–immünomodülatör tedaviler, beslenme düzenlemesi ve yakın takipten oluşur. Yani barsak tutulumu şüphesinde KBB/diş hekimi değil, gastroenteroloji merkezli ekip yaklaşımı esastır. Bu plan, hastaya uygun tedavi yöntemleri bütününü içerir.
Aftöz ülser nasıl geçer? Hafif ve orta ataklarda nazik hijyen önemlidir. Diyet değişiklikleri de faydalıdır. Bariyer ve anestezik jeller kullanılabilir. Kısa süreli topikal steroidler de çoğu zaman yeterlidir.
Tetikleyicilerin (travma, SLS, baharat–asitli gıdalar) uzaklaştırılması iyileşmeyi hızlandırır. Sık nüks eden, büyük ve çok sayıda lezyonda sistemik seçenekler hekim tarafından değerlendirilir.
Ağız içi bakım ürünleri seçilirken alkol ve irritan kokulu yağlar içermeyen formüller tercih edilmelidir. Eksik vitamin–minerallerin yerine konması, uyku ve stres yönetimi, sigaranın bırakılması ve düzenli egzersiz bütünsel iyileşmeyi destekler. Aft günlükleri (hangi gıda/durumdan sonra çıktı?) kişisel tetikleyicileri ortaya çıkarır.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 6 Kasım 2025 14:05
Yayınlanma Tarihi: 20 Ekim 2025 15:07
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.