Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin (nöronların) aniden, aşırı ve kontrolsüz bir şekilde elektriksel deşarj yapması sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle seyreden kronik bir nörolojik hastalıktır. Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen bu durum, beynin normal elektriksel iletişim ağının kısa süreli bir fırtınayla kesintiye uğraması halidir.
Tıbbi olarak tek bir nöbet geçirmek kişiyi hemen epilepsi hastası yapmaz. Bir bireye epilepsi tanısı konulabilmesi için, provoke edilmemiş (ateş, kan şekeri düşüklüğü veya akut madde yoksunluğu gibi geçici bir nedene bağlı olmayan) en az iki nöbetin 24 saatten daha uzun aralıklarla tekrarlaması şarttır. Sinir hücrelerindeki bu senkronize olmayan elektriksel patlamalar; hastanın bilincinde kapama, vücudunda kontrolsüz kasılmalar, duyusal algı bozuklukları veya anlık dalgınlıklar şeklinde klinik tablo oluşturur.
Epilepsi, beynin normal nöronal iletim dengesini ve iyon kanallarının çalışmasını bozan çok sayıda farklı etken nedeniyle ortaya çıkar. Hastalık her yaş grubunda görülebileceği gibi, özellikle çocukluk döneminde ve 65 yaş üzeri yetişkinlerde beynin değişen fizyolojik yapısına bağlı olarak görülme sıklığı artar.
Beyinde epileptik odak oluşturan ve sonradan epilepsi gelişimine yol açan temel tıbbi nedenler şunlardır:
Doğum Öncesi ve Doğum Sırası Hasarlar: Anne karnında gelişen enfeksiyonlar veya doğum esnasında bebeğin beyninin oksijensiz kalması (neonatal asfiksi) nöronal dokuda kalıcı zedelenmeye yol açar.
Kafa Travmaları: Trafik kazaları, yüksekten düşmeler veya şiddetli darbeler sonucu beyin dokusunda oluşan parankimal skar (nedbe) dokusu, ilerleyen yıllarda anormal elektrik üreten bir bıkkın odak haline gelebilir.
Serebrovasküler Olaylar (İnme ve Felç): Beyin damarlarında tıkanıklık veya kanama yaşanması, dokunun beslenmesini bozarak ileri yaşlarda en sık görülen sonradan epilepsi nedeni haline gelir.
Merkezi Sinir Sistemi Enfeksiyonları: Menenjit (beyin zarı iltihabı), ensefalit (beyin dokusu iltihabı) veya beyin apseleri sonrası nöronal elektrik iletim hatları kalıcı olarak zarar görebilir.
Beyin Tümörleri: Kötü veya iyi huylu tümöral kitleler, etraflarındaki sağlıklı beyin dokusuna bası uygulayarak ve hücre içi iyon dengesini bozarak nöbetleri tetikler.
Nörodejeneratif Hastalıklar: Alzheimer ve diğer demans türleri beynin hücresel yapısını bozarak yaşlılık döneminde nöbet frekansını artırır.
Epilepsi doğrudan tek bir genin aktarılmasıyla babadan çocuğa geçen basit bir kalıtsal hastalık değildir; ancak bireyin beynindeki "nöbet geçirme eşiğinin" genetik olarak belirlenmesinde kalıtım önemli bir rol oynar. Ailesinde sara hastalığı öyküsü bulunan bireylerde nöbet eşiği daha düşük olabilir ve dış etkenlerle nöbet tetiklenmesi daha kolay gerçekleşebilir.
Bazı özel epileptik sendromlarda (örneğin Juvenil Miyoklonik Epilepsi veya Çocukluk Çağı Absans Epilepsisi) belirgin genetik yatkınlık veya iyon kanalı mutasyonları saptanabilir. Buna karşın epilepsi vakalarının yarısından fazlasında idiyopatik (sebebi saptanamayan) bir tablo mevcuttur; yani bilinen bir genetik mutasyon veya yapısal beyin hasarı bulunmaz. Ailede epilepsi bulunması, doğacak her çocukta bu hastalığın kesinlikle ortaya çıkacağı anlamına gelmez.
Epilepsiyi tetikleyen faktörler, beynin nöronal nöbet eşiğini doğrudan düşürerek düzenli ilaç kullanan hastalarda dahi aniden nöbet başlamasına neden olabilen dış ve iç etkenlerdir. Tedavi sürecinde olan bir hastanın nöbet kontrolünü sağlayabilmesi için bu tetikleyici mekanizmalardan hassasiyetle uzak durması gerekir.
Klinik olarak saptanan en yaygın nöbet tetikleyicileri şunlardır:
Kronik Uykusuzluk ve Uyku Düzeninin Bozulması: Beyin nöronlarının dinlenme fizyolojisini bozan en güçlü nöbet tetikleyicisidir.
Antiepileptik İlaçların Düzensiz Kullanılması: İlaç dozunun unutulması, saatlerinin aksatılması veya aniden kesilmesi kanda ilaç düzeyini düşürerek şiddetli nöbet dalgalarına yol açar.
Aşırı Psikolojik Stres ve Anksiyete: Yüksek kortizol ve adrenalin seviyeleri beyindeki elektriksel aktivite dengesini altüst edebilir.
Parlak ve Yanıp Sönen Işıklar (Fotohassasiyet): Stroboskopik ışıklar, bilgisayar/televizyon ekranındaki ani flaş patlamaları fotosensitif epilepsi hastalarında nöbeti anında başlatabilir.
Alkol ve Madde Kullanımı: Alkol alımı esnasında veya alkolün vücuttan çekilme (yoksunluk) evresinde beyin hücreleri aşırı duyarlı hale gelir.
Yüksek Ateş ve Enfeksiyonlar: Vücut sıcaklığının yükselmesi ve sistemik enfeksiyonlar nöronal elektriksel iletimi kararsızlaştırır.
Uzun Süreli Açlık ve Kan Şekeri Düşüklüğü (Hipoglisemi): Beynin ana enerji kaynağı olan glikozun yetersizliği nöronların hücresel dengesini bozar.
Epilepsi belirtileri, beynin anormal elektriksel deşarjın başladığı bölgesine, bu elektriksel fırtınanın yayılım hızına ve etkilediği nörolojik alanlara göre kişiden kişiye farklılık gösterir. Klinik olarak epilepsi çeşitleri, elektriksel uyarının beynin sadece belirli bir yarım küresinde sınırlı kalmasına ya da her iki beyin yarım küresine birden yayılmasına göre Fokal (Bölgesel) ve Jeneralize (Yaygın) nöbetler olarak iki temel gruba ayrılır.
Beyindeki bu nörolojik iletim bozukluklarının oluşturduğu temel nöbet türleri ve klinik tablolar şunlardır:
Fokal Epilepsi (Bölgesel Nöbetler): Beynin tek bir lobunda veya anatomik alanında başlayan nöbetlerdir. Hasta bilincini tamamen kaybetmeyebilir; ancak vücudunun bir yarısında uyuşma, karıncalanma, kol veya bacakta istemsiz seyirmeler, tuhaf koku ve tat duyulması ya da dejá vu (olayı önceden yaşamışlık) hissi yaşayabilir. Eğer fokal nöbet bilinci etkilerse hasta etrafındakileri duyar ama yanıt veremez, çiğneme veya kıyafetlerini çekiştirme gibi istemsiz otomatik hareketler sergiler.
Miyoklonik Epilepsi: Vücudun bir bölgesinde, kolda, bacakta veya tüm bedende elektrik çarpmasına benzer şekilde aniden ortaya çıkan, çok kısa süreli kas sıçramaları ve kasılmalarıdır. Genellikle sabah uyanıldıktan hemen sonra eldeki eşyayı fırlatma veya aniden dizlerin bağı çözülüp düşme şeklinde gözlemlenir.
Uykuda Epilepsi (Gece Nöbetleri): Anormal elektriksel patlamaların birey uykudayken veya uykudan uyanma evrelerinde gerçekleştiği durumdur. Uykuda epilepsi belirtileri arasında; gece aniden gelen şiddetli kasılmalar, yatakta kontrolsüz çırpınma hareketleri, hırıltılı ses çıkarma, dilde ısırma, altını ıslatma ve sabah kalkıldığında aşırı kas ağrısı ile yorgunluk hissi yer alır.
Çocukluk ve bebeklik döneminde gelişen epilepsi tabloları, gelişmekte olan sinir sisteminin yapısı nedeniyle yetişkinlerdeki klasik kasılmalı nöbetlerden oldukça farklı klinik sinyaller verebilir. Bebeklerde ve farklı yaş gruplarındaki çocuklarda epilepsi belirtileri sıklıkla aileler tarafından basit bir dalgınlık, gaz sancısı veya irkilme hareketi sanılarak gözden kaçırılabilir.
Yaş gruplarına göre bebek ve çocuklarda öne çıkan epilepsi belirtileri şunlardır:
Bebeklerde ve 1 Yaş Altında (İnfantil Spazm): Bebeklerde ani olarak başın öne düşmesi, kolların ve bacakların gövdeye doğru aniden katlanıp kapanması şeklinde saniyeler süren ritmik irkilme nöbetleridir. Ağlama krizleriyle karıştırılabilir; ancak kafa ve gövdenin eş zamanlı ani bükülmeleri bebeklik dönemi epilepsisi açısından uyarıcıdır.
2 Yaş ve 3 Yaş Çocuklarda: Gözlerin aniden tek bir noktaya kayması veya yukarı dikilmesi, çenenin kitlenmesi, ağız kenarında köpük/tükürük birikmesi, vücudun bir yarısının aniden gevşeyerek çocuğun patates çuvalı gibi yere yığılması (atonik nöbet) şeklinde görülür.
Okul Çağı Çocuklarında (Absans / Dalma Nöbetleri): Çocuk oyun oynarken veya dersteyken aniden yaptığı işi bırakır, 5 ila 15 saniye boyunca boşluğa dalar, seslenildiğinde yanıt vermez ve nöbet bittiğinde kaldığı işe hiçbir şey olmamış gibi devam eder. Bu durum genellikle ders başarısızlığı veya dikkat eksikliği ile karıştırılır.
Tıbbi adı Psikojenik Non-Epileptik Nöbet (PNES) olan psikolojik veya yalancı epilepsi; beyinde sinir hücrelerinin anormal bir elektriksel deşarjı olmadan, tamamen yoğun psikolojik stres, geçmiş travmalar, bastırılmış duygular veya duygusal yüklenmeler neticesinde ortaya çıkan nöbet benzeri tabloya denir. Hasta dışarıdan bakıldığında tıpkı bir sara nöbeti geçiriyor gibi kasılır, ağlar veya bilincini kaybetmiş gibi görünür; fakat bu durum organik bir beyin hastalığından değil, zihnin strese karşı geliştirdiği somatik bir savunma mekanizmasından kaynaklanır.
Gerçek epilepsi nöbetleri ile psikojenik yalancı nöbetlerin ayırt edilmesi, hastanın gereksiz yere ağır antiepileptik ilaçlar almasını önlemek ve doğru psikiyatrik/nörolojik tedaviyi planlamak adına hayati önem taşır.
Gerçek organik epilepsi nöbetleri ile psikojen (yalancı) nöbetlerin temel klinik ayrım parametreleri aşağıdaki karşılaştırma matrisinde detaylandırılmıştır:
Epilepsi nöbeti geçiren bir kişiyle karşılaşıldığında ana hedef; hastayı nöbeti durdurmaya çalışmak değil, nöbet esnasında gelişebilecek fiziksel travmalardan ve solunum yolu tıkanıklıklarından korumaktır. Epilepsi krizi genellikle 1 ila 3 dakika içerisinde kendi kendine sonlanır; bu süreçte sakin kalmak ve bilinçli ilk yardım adımlarını uygulamak hayat kurtarır.
Nöbet anında ve sonrasında uygulanması gereken doğru ilk yardım adımları şunlardır:
Güvenli Alan Oluşturun: Hastayı derhal sert, keskin ve tehlikeli objelerin (sivri mobilyalar, cam eşyalar, merdiven kenarı) yanından uzaklaştırarak güvenli bir zemine yatırın.
Başını Koruyun: Hastanın başının altına ceket, yastık veya katlanmış bir kıyafet gibi yumuşak bir nesne koyarak başını yere vurmasını engelleyin.
Yan Yatış (Koma) Pozisyonu Verin: Hastayı nazikçe yan tarafa çevirin. Bu pozisyon, tükürüğün veya olası kusmuk maddesinin akciğerlere kaçmasını (aspirasyon) ve dilin geriye kayarak soluk borusunu kapatmasını engeller.
Solunum Yolunu Rahatlatın: Hastanın yakasını, kravatını veya kemerini gevşetin; gözlüğünü çıkarın.
Nöbet Süresini Tutun: Nöbetin başladığı anı ve süresini saniye saniye takip edin. Nöbet süresi 5 dakikayı geçerse veya hasta kendine gelmeden ikinci bir nöbet başlarsa derhal 112 Acil Servis'i arayın.
HAYATİ UYARI: NÖBET ANINDA YAPILMAMASI GEREKEN TEHLİKELİ HATALAR
Nöbet geçiren bir hastanın çenesini açmaya çalışmak, kilitlenen dişlerin arasına kaşık, parmak veya sert nesneler sokmak KESİNLİKLE HAYATİ BİR HATADIR! Dili dışarı çekmeye çalışmak soluk borusunu tamamen tıkayabilir veya çene kırıklarına yol açabilir. Hastaya soğan, kolonya, alkol koklatmak veya yüzüne su dökmek uyarılma refleksini bozarak aspirasyona neden olur. Kasılmakta olan kol ve bacakları zorla bastırarak durdurmaya çalışmak ise kas yırtılmalarına ve kemik kırıklarına yol açabilir. Nöbet esnasında hastaya ağızdan hiçbir sıvı veya ilaç verilmemelidir.
Epilepsi, günümüz modern tıp olanakları ve doğru planlanan nörolojik tedaviler sayesinde %70 ila %80 oranında tamamen kontrol altına alınabilen ve hastanın nöbetsiz bir yaşam sürdürmesini sağlayan tedavi edilebilir bir hastalıktır. Çocukluk çağında başlayan bazı epilepsi türleri yaş ilerledikçe tamamen gerileyip kaybolabileceği gibi, yetişkinlikte başlayan vakalar da düzenli tedavi ile uzun yıllar nöbetsiz seyredebilir.
Hastalığın kontrol altına alınmasındaki temel basamak, hastanın nöbet tipine ve nöromorfolojik yapısına uygun doğru medikal ajanların seçilmesi ve kesintisiz uygulanmasıdır.
Antiepileptik (sara) ilaçlar, beyin nöronlarındaki aşırı elektriksel deşarjları baskılayarak nöbet uyarısının yayılmasını engelleyen medikal ajanlardır. Tıpta "en iyi epilepsi ilacı" veya "en ağır sara ilacı" şeklinde genel bir kavram bulunmaz; her ilacın etki mekanizması, hastanın nöbet türüne (fokal veya jeneralize), yaşına, cinsiyetine ve ek hastalıklarına göre kişiselleştirilerek hekim tarafından seçilir.
Antiepileptik ilaçların kullanımı ve olası yan etki süreçleri şu klinik özelliklere sahiptir:
İlaç Düzeninin Önemi: İlaçlar nöbeti o an kesmez, kanda belirli bir doz seviyesinde kalarak nöbetin gelmesini engeller. Bu nedenle doz saatlerinin aksatılmaması hayati önem taşır.
Sistemik Yan Etkiler: Tedavinin ilk haftalarında sersemlik hissi, baş dönmesi, uyku hali, odaklanma güçlüğü ve mide bulantısı görülebilir; bu durum genellikle bünyenin ilaca alışmasıyla geriler.
Uzun Dönem Takipleri: Kronik antiepileptik kullanımında karaciğer enzim değişiklikleri, kan tablosunda (lökosit/trombosit) dalgalanmalar veya kemik yoğunluğunda azalmalar yaşanabileceği için rutin kan testleri ve nöroloji kontrolleri aksatılmamalıdır.
Düzenli olarak en az iki uygun antiepileptik ilacın kombine ve yeterli dozda kullanılmasına rağmen nöbetleri kontrol altına alınamayan hastalar "Dirençli Epilepsi" olarak tanımlanır. Bu vakalarda ilaç dışı medikal ve cerrahi alternatifler devreye girer.
Dirençli vakalarda uygulanan ileri tedavi yöntemleri şunlardır:
Ketojenik Diyet Tedavisi: Özellikle çocukluk çağı dirençli epilepsilerinde uzman diyetisyen ve nörolog kontrolünde uygulanan; yüksek yağ, düşük karbonhidrat içeren özel bir medikal beslenme tedavisidir. Vücudun ketozise girmesi beynin nöbet threshold'unu yükseltir.
Vagus Sinir Stimülasyonu (VNS - Epilepsi Pili): Göğüs duvarına yerleştirilen küçük bir pilin, boyundaki vagus sinirine düzenli elektrik sinyalleri göndererek beyindeki anormal deşarjları baskılaması yöntemidir.
Epilepsi Cerrahi Operasyonu: Beyinde nöbeti başlatan epileptik odağın (tümör, skar, displazi vb.) gelişmiş nöronavigasyon ve intraoperatif EEG yöntemleriyle hassas biçimde haritalandırılıp cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Cerrahiye uygun dirençli hastaların önemli bir kısmında ameliyat sonrası tam iyileşme ve nöbetsizlik sağlanır.
Epilepsi nöbeti esnasında çevredeki kişilerin uygulaması gereken doğru ilk yardım müdahaleleri ile yapılmaması gereken tehlikeli hatalar aşağıdaki rehber tabloda karşılaştırılmıştır:
Epilepsi hastalığının kendisi doğrudan yaşam süresini kısaltan veya hücre ölümüyle organ yetmezliğine yol açan ölümcül bir hastalık değildir. Doğru antiepileptik tedavi altında nöbetleri kontrol altına alınan epilepsi hastaları, sağlıklı bireylerle tamamen aynı yaşam beklentisine (ömür süresine) ve hayat kalitesine sahip olarak yaşamlarını sürdürürler.
Buna karşın nöbet yönetimi yapılmadığında ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadığında hayati riskler ortaya çıkabilir. Epilepside ölüm riski; hastalığın doğrudan kendisinden ziyade nöbet anında gelişebilecek ikincil kazalardan kaynaklanır. Nöbet esnasında bilincin kaybolmasıyla suda boğulma (banyoda veya denizde), yüksekten düşme, trafik kazaları, kafa travmaları ve yanıklar en temel risk faktörleridir. Bunların yanı sıra tıpta SUDEP (Epilepside Ani Beklenmedik Ölüm) olarak adlandırılan ve genellikle ilaçlarını düzensiz kullanan, dirençli gece nöbetleri geçiren hastalarda görülen nadir bir klinik durum mevcuttur. Düzensiz ilaç kullanımı, solunum merkezinin ve kalp ritminin nöbet esnasında baskılanmasına yol açarak SUDEP riskini artırır. Düzenli hekim takibi ve aksatılmayan ilaç tedavisi bu riskleri minimuma indirir.
Epilepsi hastalarının ehliyet alıp alamayacağı konusu T.C. İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın güncel "Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları Yönetmeliği" kapsamında net kurallara bağlanmıştır. Eski mevzuatların aksine, günümüz tıbbi ve hukuki düzenlemelerinde epilepsi hastalarına belirli şartları sağlamaları halinde B sınıfı hususi sürücü belgesi hakkı tanınmaktadır.
Bir epilepsi hastasının ehliyet alabilmesi için yerine getirmesi gereken yasal ve tıbbi kriterler şunlardır:
3 Yıl Nöbetsizlik Şartı: Hastanın ilaçlı veya ilaçsız olarak en az 3 yıl boyunca hiçbir şekilde nöbet geçirmemiş olması zorunludur.
Normal EEG ve Nörolojik Değerlendirme: Elektroensefalografi (EEG) tetkiklerinde aktif epileptik deşarjın bulunmaması ve nörolojik muayenenin stabil seyretmesi gerekir.
Nöroloji Uzman Kurulu Raporu: Şartları karşılayan hastalar, Nöroloji uzmanının düzenleyeceği sağlık kurulu raporu ve yılda bir kez tekrarlanacak rutin kontrol şartıyla B sınıfı ehliyet alabilirler. Ticari araç (otobüs, kamyon, taksi vb.) kullanımı ise güvenlik gerekçesiyle kapsam dışındadır.
Epilepsi, merkezi sinir sisteminin doğrudan elektriksel ve hücresel mekanizmalarını ilgilendiren bir beyin hastalığı olduğu için müracaat edilmesi gereken birinci resmi tıbbi birim Nöroloji polikliniğidir.
Hastaların yaş grubuna göre müracaat etmesi gereken doğru uzmanlık alanları şunlardır:
Yetişkin Hastalar (18 Yaş ve Üzeri): Beyin elektriksel haritalandırmasını (EEG), kraniyal MR görüntülemelerini ve antiepileptik ilaç protokollerini yöneten Nöroloji uzmanlarına başvurmalıdır.
Bebek ve Çocuk Hastalar (0-18 Yaş Arası): Gelişmekte olan çocuk beyninin nörolojik süreçlerine, çocukluk çağı nöbet sendromlarına ve bebeklik dönemi spazmlarına odaklanan Çocuk Nörolojisi (Pediatrik Nöroloji) uzmanlarına başvurmalıdır.
Epilepsi şüphesi taşıyan veya mevcut epilepsi tanısıyla takip edilen bireylerde aşağıdaki acil klinik durumlar gözlemlendiğinde hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Servis çağrılmalı ve Nöroloji kliniğine başvurulmalıdır:
5 Dakikayı Geçen Nöbetler: Nöbet süresinin 5 dakikayı aşması (Status Epilepticus riski).
Üst Üste Tekrarlayan Nöbetler: Hastanın bilinci tam olarak yerine gelmeden ark arkaya ikinci veya üçüncü nöbetin başlaması.
Nöbet Sonrası Bilinç Kapalılığı: Nöbet bittiği halde hastanın solunum zorluğu çekmesi, uyanamaması veya uzun süre şuursuz kalması.
Gebelik (Hamilelik) Şüphesi veya Varlığı: Gebe epilepsi hastalarında nöbet gelişmesi veya bebekte oksijensizlik riski.
Nöbet Anında Fiziksel Yaralanma: Nöbet esnasında düşmeye bağlı kafa travması, kemik kırığı, derin kesi veya ağız içi ağır yaralanma oluşması.
İlk Kez Nöbet Geçirilmesi: Hayatında daha önce hiç nöbet geçirmemiş bir bireyin aniden nöbet tablosu sergilemesi.
Epilepsi (sara hastalığı), doğru tanı, modern beyin haritalandırma teknolojileri (EEG/MR) ve kişiselleştirilmiş antiepileptik tedaviler sayesinde kontrol altına alınabilen, yönetilebilir bir nörolojik süreçtir. Nöbet korkusunun, sosyal izolasyonun veya kulaktan dolma eksik bilgilerin hayat kalitenizi düşürmesine izin vermeyin. Unutmayın, A Life Sağlık Grubu bünyesindeki tam teşekküllü hastanelerimizde; nöronal elektriksel aktivitenizi milimetrik olarak inceleyen uzman Nöroloji ve Çocuk Nörolojisi kadrolarımız, gelişmiş Video-EEG monitorizasyon ünitelerimiz ve 7/24 hizmet veren acil sağlık altyapımız mevcuttur. Nöbet kaygılarının gölgesinde yaşamak yerine, tıbbi etiğe ve hasta güvenliğine en üst düzeyde sadık olan hastanelerimizin Nöroloji kliniklerine güvenle başvurabilir, sağlığınızı modern tıbbın güvenli ellerine emanet edebilirsiniz.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Epilepsi; beyin dokusunda yer alan nöronların ansızın, kontrolsüz ve masif elektriksel deşarjlar üretmesi sonucu gelişen kronik bir nörolojik patolojidir. Beyindeki nöronal iletişim ağının senkronizasyon dengesi hücreselyatayda kilitlenir. Bu durum geçici bilinç kayıplarına, motor kasılmalara, duyusal anomalilere ve sirkadiyen yaşam konforunu sabote eden nöbet krizlerine yol açar.
Epilepsi; doğum sırasında gelişen oksijensiz kalma (hipoksi) öykülerinden, kafa travmalarından, inme (strokey) hasarlarından, beyin tümörlerinden veya santral sinir sistemi enfeksiyonlarından (menenjit) kaynaklanır. Genetik nöronal yatkınlıkların yanı sıra inatçı uykusuzluk, aşırı stres, parlayan yüksek ışık reaktiviteleri ve alkol-ilaç yoksunlukları nöbet krizlerini uyanışa geçiren birincil tetikleyicilerdir.
En karakteristik gösterge; aniden gelişen şuur kaybı, gövdede rijit kasılmalar, ağızdan köpük gelmesi, dil ısırma ve istemsiz çene kilitlenmeleridir. Absans (dalma) tipi nöbetlerde ise sadece birkaç saniyelik cevapsız göz dikme afekti tahlil edilir. Hastalarda nöbet öncesinde "aura" adı verilen sinsi koku, tat veya asimetrik his anomalileri tescillenebilir.
Epilepsi tanısında altın standart, beynin elektriksel aktivitesini saniye saniye kaydeden elektroensefalografi (EEG) tetkikidir. Nöronal deşarjların köken aldığı kortikal odağı ve yapısal lezyonları milimetrik haritalandırmak adına yüksek çözünürlüklü Beyin MRG (Magnetik Rezonans) tescil edilir. Sistemik metabolik anomalileri ekarte etmek amacıyla geniş kan ve laboratuvar panelleri kurgulanır.
Evet, epilepsi günümüz tıp teknolojileriyle yüksek oranda kontrol altına alınabilen bir patolojidir. Tedavinin birincil kalkanı; nöronal deşarjları baskılayan antiepileptik (nöbet önleyici) medikal rejimlerdir. Doğru dozda ve kesintisiz kurgulanan tekli veya kombine ilaç protokolleriyle hastaların yüzde 70'inde nöbetler tamamen söndürülür ve hücresel iyileşme tescillendirilir.
Uygun dozda kurgulanan en az iki antiepileptik ilaca rağmen nöbetleri kesilmeyen olgular "dirençli epilepsi" olarak tanımlanır. Bu hastalarda nöbet odağını ortadan kaldıran epilepsi cerrahisi (resepsiyon) planlanır. Ameliyata uygun olmayan olgularda ise Vagus Sinir Stimülasyonu (VNS / pil tedavisi) veya diyetisyen gözetiminde ketojenik diyet protokolleri başarıyla kurgulanır.
Nöbet esnasında hasta hemen güvenli bir yere yatırılmalı, başının altına yumuşak bir destek koyulmalıdır. Sıkan giysiler gevşetilmeli, hasta yan yatırılarak (koma pozisyonu) solunum yolu açık tutulmalıdır. Nöbet süresi saniye saniye tutulmalıdır. Kriz esnasında hastanın hareketleri kısıtlanmamalı, kasılan çene asla zorla açılmaya çalışılmamalıdır.
Nöbet geçiren hastaya soğan, kolonya koklatmak veya yüzüne su çarpmak solunum reaktivite başarısını bozduğu için son derece tehlikelidir. Hastanın kilitlenen çenesini kaşık, parmak veya sert cisimlerle zorla açmaya çalışmak diş kırıklarına ve soluk borusu tıkanmalarına yol açabilir. Nöbet anında hastaya ağızdan hiçbir medikal sıvı veya ilaç verilmemelidir.
Epilepsi vakalarının çoğunluğu sonradan gelişen beyin hasarlarına bağlıdır ve doğrudan genetik geçiş göstermez. Ancak bazı idiopatik jeneralize epilepsi türlerinde ailevi nöronal duyarlılık genleri rol oynayabilir. Ebeveynlerden birinde epilepsi olması çocuğun kesin hasta olacağı anlamına gelmez; risk katsayısı toplum geneline oranla sadece selim miktarda yüksektir.
Düzenleyici mevzuatlar dahilinde; uygun antiepileptik tedavi altında olan, EEG bulguları düzelen ve hekim kurulu tesciliyle en az 3 yıldır hiç nöbet geçirmeyen epilepsi hastaları belirli sınıflarda ehliyet alabilirler. Hastalar yüksekte çalışma, masif makine kullanımı ve sürücülük gerektirmeyen pek çok meslek kolunda güvenle ve yüksek verimle çalışabilirler.
Beslenme düzeni nöronal uyarılabilirliği doğrudan etkiler. Özellikle dirençli pediatrik epilepsi vakalarında diyetisyen kontrolünde kurgulanan yüksek yağlı, düşük karbonhidratlı medikal ketojenik diyet rejimleri; beyinde keton cisimcikleri üreterek nöbet frekansını masif oranda düşürür. Sinir sistemini aşırı uyararak nöbeti tetikleyen kafein ve alkol tüketimi tamamen sıfırlanmalıdır.
A Life Sağlık Grubu, epilepsi süreçlerinde nöronal deşarjları milimetrik haritalandıran dijital elektroensefalografi (EEG) ve Video-EEG monitörizasyon ünitelerini, yüksek çözünürlüklü epilepsi protokollü MRG komplekslerini ve dirençli olguları yöneten uzman nöroloji kadrosunu kurullarla yönetir. Klinik başarımızı, kanıta dayalı tıp vizyonumuza ve titiz takip sürveyans doğruluğumuza borçluyuz. Sağlığınızda güvenilir çözüm ortağınızız.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.