Mide fıtığı, yemek borusunun göğüs boşluğundan karın boşluğuna geçtiği diyafram açıklığının genişlemesi veya anatomik yapının değişmesi sonucunda midenin bir bölümünün göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesidir. Normalde diyafram, yemek borusunun mideye bağlandığı bölgeyi destekler ve mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasını sınırlayan mekanizmalara katkıda bulunur.
Bu yapının değişmesi, özellikle mide ile yemek borusu arasındaki koruyucu mekanizmanın etkilenmesine neden olabilir. Bunun sonucunda mide asidinin yemek borusuna kaçması kolaylaşabilir ve gastroözofageal reflü belirtileri ortaya çıkabilir.
Mide fıtığı her zaman şikâyete yol açmaz. Küçük fıtıklar başka bir nedenle yapılan endoskopi veya görüntüleme incelemesi sırasında tesadüfen tespit edilebilir. Daha büyük fıtıklarda ise reflü, yutma güçlüğü, göğüs ağrısı veya yemek sonrası rahatsızlık gibi belirtiler görülebilir.
Sindirim sistemi hastalıkları arasında değerlendirilen bu durum, özellikle mide ve yemek borusu arasındaki anatomik ilişkiyi etkilediği için Mide Hastalıkları başlığı altında da ele alınabilir.
Mide fıtığı belirtileri, fıtığın türüne ve büyüklüğüne göre değişebilir. Bazı kişilerde hiçbir belirti görülmezken bazılarında reflüye benzer şikâyetler ön plana çıkar. Belirtilerin şiddeti her zaman fıtığın büyüklüğüyle doğru orantılı değildir.
Mide fıtığının neden olabileceği belirtiler şunlardır:
Mide yanması ve göğüs kemiğinin arkasında yanma hissi
Ağıza acı veya ekşi su gelmesi
Yemeklerden sonra şişkinlik ve dolgunluk
Geğirme ve gaz şikâyetleri
Üst karın bölgesinde veya göğüste rahatsızlık
Yutma güçlüğü veya yutarken takılma hissi
Özellikle yemeklerden sonra artabilen göğüs rahatsızlığı
Bazı kişilerde bulantı
Büyük fıtıklarda nefes darlığı veya çabuk yorulma
Bu belirtiler yalnızca mide fıtığına özgü değildir. Reflü, gastrit, mide ülseri ve farklı sindirim sistemi hastalıkları da benzer şikâyetlere yol açabilir. Göğüs ağrısının kalp hastalıklarıyla ilişkili olabileceği de unutulmamalıdır.
Mide fıtığı bazı kişilerde ağrı veya rahatsızlık hissine neden olabilir. Bu durum özellikle reflüyle ilişkili yanma, yemek sonrası basınç hissi veya büyük fıtıklarda ortaya çıkan mekanik etkilerle bağlantılı olabilir.
Ağrı üst karın bölgesinde veya göğüs kemiğinin arkasında hissedilebilir. Bazı kişilerde sırta doğru yayılan rahatsızlık da görülebilir. Ancak sırt ağrısı, karın ağrısı veya göğüs ağrısı tek başına mide fıtığını göstermez.
Yeni başlayan, şiddetli veya baskı şeklindeki göğüs ağrısının mide fıtığına bağlanmadan değerlendirilmesi gerekir.
Mide fıtığı bulunan kişilerde yemek sonrası şişkinlik, geğirme ve gaz şikâyetleri görülebilir. Ancak bu belirtiler mide fıtığına özgü değildir; hızlı yemek yeme, gaz oluşturan yiyecekler, reflü ve diğer sindirim sistemi sorunları da benzer şikâyetlere neden olabilir.
Şişkinlik sürekli hale geliyorsa veya karın ağrısı, kusma ya da dışkılama alışkanlığında belirgin değişikliklerle birlikte görülüyorsa altta yatan nedenin araştırılması önemlidir.
Mide fıtığına eşlik eden reflü, bazı kişilerde bulantıya, boğaz tahrişine, kronik öksürüğe veya gece artan şikâyetlere katkıda bulunabilir. Büyük mide fıtıklarında göğüs boşluğunda kaplanan alan nedeniyle nefes darlığı veya egzersiz sırasında çabuk yorulma da görülebilir.
Bununla birlikte, öksürük ve nefes darlığının akciğer, kalp veya başka hastalıklardan kaynaklanması da mümkündür. Bu belirtilerin doğrudan mide fıtığına bağlanmaması gerekir.
Mide fıtığı, diyaframdaki yemek borusu açıklığının yapısal olarak genişlemesi veya destek dokularının zayıflaması sonucunda gelişebilir. Bazı kişilerde yaşla birlikte dokuların esnekliğini kaybetmesi etkili olurken bazı kişilerde karın içi basıncını artıran durumlar sürece katkıda bulunabilir.
Mide fıtığı gelişimiyle ilişkili olabilecek etkenler şunlardır:
İleri yaş: Diyafram ve çevresindeki destek dokular zamanla zayıflayabilir.
Fazla kilo ve obezite: Karın içi basıncının artması mide fıtığı gelişme olasılığını etkileyebilir.
Gebelik: Gebelik sırasında karın içi basıncının artması, fıtık ve reflü belirtilerini etkileyebilir.
Kronik öksürük: Uzun süreli öksürük karın içi basıncını artırabilir.
Sürekli ıkınma: Kronik kabızlık gibi durumlarda tekrarlayan ıkınma basıncı artırabilir.
Anatomik yatkınlık: Diyafram açıklığının yapısı ve destek dokuların özellikleri rol oynayabilir.
Bazı yaralanmalar veya cerrahi işlemler: Daha nadir olarak anatomik yapıyı etkileyen durumlar mide fıtığına katkıda bulunabilir.
Mide fıtığının tek bir nedeni bulunmayabilir. Risk faktörlerinin olması mutlaka fıtık gelişeceği anlamına gelmez.
Mide fıtıkları, midenin ve yemek borusu-mide birleşiminin diyaframla ilişkisine göre farklı türlere ayrılır. Bu sınıflandırma, olası belirtilerin ve komplikasyon riskinin değerlendirilmesine yardımcı olur.
Kayma tipi mide fıtığı çoğunlukla reflüyle ilişkilidir. Paraözofageal ve daha büyük fıtıklarda ise mide sıkışması, dönmesi veya geçişin engellenmesi gibi komplikasyonlar açısından değerlendirme gerekebilir.
Mide fıtığı, yalnızca belirtilere bakılarak kesin olarak teşhis edilemez. Tanı için kişinin şikâyetleri, tıbbi öyküsü ve gerekli görülen incelemeler birlikte değerlendirilir.
Özellikle tekrarlayan mide yanması, ağıza acı su gelmesi, yutma güçlüğü veya yemek sonrası göğüs rahatsızlığı bulunan kişilerde hekim mide fıtığı olasılığını araştırabilir.
Mide fıtığının tanısında kullanılabilecek başlıca yöntemler şunlardır:
Her hastada bu incelemelerin tamamına ihtiyaç duyulmaz. Hangi yöntemin kullanılacağı, şikâyetlere ve hekim değerlendirmesine göre belirlenir.
Mide fıtığı, özellikle baryumlu özofagus-mide grafisi veya uygun bilgisayarlı tomografi incelemesiyle gösterilebilir. Bazı durumlarda göğüs röntgeninde büyük fıtıklara ait bulgular fark edilebilir; ancak röntgen her mide fıtığını saptamak için yeterli değildir.
Ultrason, mide fıtığının değerlendirilmesinde genellikle temel tanı yöntemi değildir. Fıtığın boyutuna, konumuna ve şüphe edilen duruma göre endoskopi veya başka görüntüleme yöntemleri tercih edilebilir.
Mide fıtığı çoğunlukla vücudun dışından elle hissedilebilen bir şişlik oluşturmaz. Çünkü mide, diyafram açıklığından göğüs boşluğuna doğru yer değiştirir ve bu durum karın duvarının yüzeyinde oluşan bir fıtık gibi dışarıdan görülemez.
Karında ele gelen şişlik veya belirgin bir kitle varsa bunun mide fıtığından kaynaklandığı varsayılmamalıdır. Farklı karın duvarı fıtıkları veya başka nedenler açısından hekim değerlendirmesi gerekir.
Mide fıtığının tedavisi; belirtilerin şiddetine, fıtığın türüne ve büyüklüğüne, reflü bulunup bulunmadığına ve komplikasyon riskine göre planlanır. Belirti oluşturmayan bazı küçük mide fıtıklarında tedavi gerekmeyebilir veya takip yeterli olabilir.
Tedavi seçenekleri genel olarak yaşam tarzı düzenlemelerini, reflü belirtilerini kontrol etmeye yönelik ilaçları ve uygun hastalarda cerrahi onarımı kapsar.
İlaçlar mide fıtığının oluşturduğu anatomik değişikliği ortadan kaldırmaz. Ancak mide fıtığına eşlik eden reflü, mide yanması ve asit kaynaklı şikâyetlerin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Hekim tarafından uygun görüldüğünde şu ilaç grupları değerlendirilebilir:
Proton pompası inhibitörleri: Mide asidi üretimini azaltarak reflü belirtilerinin kontrolüne yardımcı olabilir.
H2 reseptör blokerleri: Mide asidini azaltmak amacıyla bazı hastalarda kullanılabilir.
Antasitler ve alginat içeren ürünler: Bazı kişilerde kısa süreli belirti kontrolü sağlayabilir.
İlaç seçimi, kullanım süresi ve doz kişiye göre belirlenmelidir. Şikâyetlerin ilaçlarla azalması, mide fıtığının anatomik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Mide fıtığının anatomik olarak kendiliğinden ortadan kalkması beklenmez. Bununla birlikte, özellikle kayma tipi mide fıtığında belirtiler azalabilir veya uzun süre kontrol altında tutulabilir.
Beslenme düzenlemeleri, kilo yönetimi ve reflüye yönelik ilaçlar şikâyetleri hafifletebilir. Ancak büyük paraözofageal fıtıklar veya komplikasyon riski bulunan durumlar farklı bir tedavi yaklaşımı gerektirebilir.
Ameliyat gerekip gerekmediği yalnızca fıtığın varlığına göre değil; belirtilere, anatomik özelliklere ve olası risklere göre değerlendirilir.
Mide fıtığı bulunan kişilerde özellikle reflü belirtilerini azaltmaya yönelik yaşam tarzı değişiklikleri faydalı olabilir. Bu düzenlemeler fıtığı ortadan kaldırmaz ancak mide yanması, ağıza acı su gelmesi ve yemek sonrası rahatsızlık gibi şikâyetlerin kontrolüne yardımcı olabilir.
Mide fıtığı için herkese uygun tek bir yemek listesi bulunmaz. Beslenme düzeni, kişinin belirtilerine ve hangi yiyeceklerle rahatsızlık yaşadığına göre şekillendirilmelidir.
Genel olarak şu öneriler değerlendirilebilir:
Büyük porsiyonlar yerine daha küçük öğünler tercih etmek
Yavaş yemek ve lokmaları iyi çiğnemek
Yemekten hemen sonra uzanmamak
Yatmadan önceki son öğünle uyku arasında yeterli süre bırakmak
Yağlı ve ağır yemekler şikâyetleri artırıyorsa bunları azaltmak
Kahve, çikolata, acı yiyecekler, domates veya turunçgiller gibi kişisel tetikleyicileri gözlemlemek
Fazla kilo varsa hekim veya diyetisyen desteğiyle kilo yönetimini değerlendirmek
Gece reflüsü varsa yatak başını uygun şekilde yükseltmek
Sigara kullanılıyorsa bırakmak
Her yiyeceğin herkeste aynı etkiyi oluşturmadığı unutulmamalıdır. Belirti oluşturmayan gıdaların gereksiz yere beslenmeden çıkarılması gerekmez.
Mide fıtığını küçülten veya ortadan kaldıran belirli bir yiyecek yoktur. Bununla birlikte, kişide reflü şikâyeti oluşturmayan, dengeli ve çeşitli bir beslenme düzeni tercih edilebilir.
Sebzeler, uygun meyveler, tam tahıllar ve kişiye uygun protein kaynakları dengeli beslenmenin parçaları olabilir. Yağ oranı yüksek ve büyük porsiyonlu öğünler bazı kişilerde reflüyü artırabildiğinden öğünlerin içeriği ve miktarı kişisel belirtilere göre düzenlenebilir.
Mide fıtığı bulunan herkesin egzersizden kaçınması gerekmez. Hafif ve orta şiddetteki fiziksel aktiviteler, kişinin genel sağlık durumuna ve belirtilerine uygun şekilde sürdürülebilir.
Bununla birlikte, ağır kaldırma ve karın içi basıncını belirgin artıran hareketler bazı kişilerde şikâyetleri tetikleyebilir. Özellikle büyük fıtığı veya belirgin belirtileri bulunan kişilerin egzersiz programını hekimle değerlendirmesi önemlidir.
Egzersiz sırasında göğüs ağrısı, belirgin nefes darlığı veya şiddetli karın ağrısı gelişirse aktivite bırakılmalı ve tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Mide fıtığı çoğu kişide acil ve yaşamı tehdit eden bir sorun oluşturmaz. Özellikle küçük, kayma tipi fıtıklar sıklıkla reflü belirtileriyle ilişkilidir ve uygun yaklaşımla kontrol altında tutulabilir.
Bununla birlikte, büyük paraözofageal fıtıklarda midenin sıkışması, kendi etrafında dönmesi veya mide içeriğinin ilerlemesinin engellenmesi gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu durumlar nadir olmakla birlikte acil tedavi gerektirebilir.
Aşağıdaki belirtiler ortaya çıkarsa acil tıbbi değerlendirme gerekir:
Ani başlayan ve şiddetli göğüs veya üst karın ağrısı
Tekrarlayan kusma veya kusmaya rağmen rahatlayamama
Yutamama ya da sıvıları dahi geçirememe
Kanlı kusma veya siyah, katranımsı dışkı
Şiddetli nefes darlığı, bayılma veya belirgin halsizlik
Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi belirtiler kalp ve akciğer hastalıklarında da görülebileceğinden yalnızca mide fıtığına bağlanmamalıdır.
Mide fıtığı için halk arasında kullanılan “patlama” ifadesi, durumun tıbbi mekanizmasını doğru biçimde tanımlamaz. Mide fıtığı genellikle balon gibi patlayan bir yapı değildir. Ancak bazı büyük fıtıklarda midenin dönmesi, sıkışması veya tıkanması gibi acil müdahale gerektiren komplikasyonlar gelişebilir.
Ani ve şiddetli göğüs ya da üst karın ağrısı, sürekli kusma ve yutamama gibi belirtiler bu tür ciddi sorunların işareti olabilir. Böyle bir durumda evde çözüm aramak yerine acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.
Mide fıtığı ameliyatı, midenin göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesine neden olan diyafram açıklığının onarılmasını amaçlar. Uygun hastalarda cerrahi işlem sırasında mide karın boşluğuna alınır, diyaframdaki açıklık onarılır ve gerekli görülürse reflüyü azaltmaya yönelik ek bir işlem yapılır.
Ameliyat çoğunlukla laparoskopik, yani küçük kesilerden girilerek gerçekleştirilen kapalı yöntemle yapılabilir. Ancak cerrahi yaklaşım; fıtığın büyüklüğüne, anatomik özelliklerine, önceki ameliyatlara ve kişinin genel sağlık durumuna göre belirlenir.
Mide fıtığı ameliyatı her hastaya önerilmez. İlaç ve yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen devam eden belirgin şikâyetler, büyük paraözofageal fıtıklar veya komplikasyonlar cerrahi değerlendirme gerektirebilir.
Mide fıtığı ameliyatının süresi, fıtığın büyüklüğüne ve karmaşıklığına, uygulanacak cerrahi tekniğe ve ek işlemlere bağlıdır. Bu nedenle tüm hastalar için geçerli kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Ameliyat öncesi hazırlık ve ameliyat sonrasında hastanede izlem süresi de toplam sağlık kuruluşunda kalış süresini etkiler. Kişiye özel süre ve planlama, cerrahi değerlendirme sırasında açıklanır.
Mide fıtığı ameliyatı diğer cerrahi işlemler gibi bazı riskler taşır. Risklerin düzeyi kişinin genel sağlık durumuna, fıtığın özelliklerine ve uygulanan yönteme göre değişebilir.
Olası riskler arasında şunlar bulunur:
Kanama ve enfeksiyon
Anesteziye bağlı komplikasyonlar
Gaz çıkarma veya geğirmede güçlük
Reflü belirtilerinin devam etmesi
Fıtığın tekrarlaması
Nadir durumlarda mide, yemek borusu veya çevre organlarda yaralanma
Ameliyatın beklenen yararları ve olası riskleri, cerrah tarafından kişinin durumuna göre değerlendirilmelidir.
Mide fıtığı ameliyatından sonraki iyileşme süreci, uygulanan cerrahi yönteme ve kişinin genel durumuna göre değişir. Kapalı ameliyat sonrasında hastanede kalış ve günlük yaşama dönüş süresi açık cerrahiye kıyasla daha kısa olabilir; ancak bu her hasta için aynı değildir.
İlk dönemde beslenme aşamalı olarak düzenlenebilir. Doktorun önerdiği süre boyunca ağır kaldırmaktan ve karın içi basıncını artıran hareketlerden kaçınmak gerekebilir. Kontrollerin aksatılmaması ve önerilen beslenme planına uyulması iyileşme sürecine yardımcı olur.
Ameliyat sonrasında artan ağrı, ateş, sürekli kusma, yutamama veya kanama belirtileri gelişirse gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Ameliyat sonrasında beslenme planı, cerrahi tekniğe ve hastanın iyileşme durumuna göre belirlenir. Bazı hastalarda başlangıçta sıvı veya yumuşak gıdalarla başlanıp beslenme zamanla genişletilebilir. Bu süreçte cerrahın ve diyetisyenin önerileri esas alınmalıdır.
Genel olarak şu noktalara dikkat edilmesi istenebilir:
Küçük porsiyonlarla ve yavaş yemek
Lokmaları iyi çiğnemek
Önerilen dönemde uygun kıvamlı gıdaları tercih etmek
Yemek sırasında ve sonrasında yutma güçlüğü veya aşırı dolgunluk gelişirse sağlık ekibine bildirmek
Beslenme aşamalarını hekim önerisi olmadan hızlandırmamak
Ameliyat sonrası beslenme listesi kişiye özel hazırlanmalıdır; internetten alınan genel bir yemek listesi cerrahın önerilerinin yerine geçmez.
Mide fıtığı ameliyatı uygun hastalarda belirtileri azaltabilir ve anatomik sorunu onarmayı amaçlar. Ancak her hastada tüm şikâyetlerin tamamen ortadan kalkacağı veya fıtığın bir daha tekrarlamayacağı garanti edilemez.
Ameliyat sonrasında reflü veya yutma güçlüğü gibi belirtiler devam edebilir ya da zaman içinde fıtık tekrarlayabilir. Sonuçlar fıtığın türüne, uygulanan cerrahi yönteme ve kişisel özelliklere bağlıdır.
Mide fıtığı şüphesinde Gastroenteroloji bölümüne başvurulabilir. Gastroenteroloji uzmanı belirtileri değerlendirerek gerekli tanı yöntemlerini planlayabilir ve reflü gibi eşlik eden sorunları araştırabilir.
Cerrahi tedavi gereksinimi olduğunda Genel Cerrahi veya mide ve yemek borusu cerrahisiyle ilgilenen ilgili cerrahi uzmanlık alanları tarafından değerlendirme yapılabilir. Acil belirtiler geliştiğinde poliklinik randevusu beklenmeden acil servise başvurulmalıdır.
Mide fıtığında doğru tanı ve tedavi planı oluşturulması için belirtilerin, fıtığın anatomik özelliklerinin ve eşlik eden reflü şikâyetlerinin birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Endoskopi ve gerekli görüntüleme yöntemleriyle elde edilen bulgular, takip veya cerrahi tedavi gereksiniminin belirlenmesine yardımcı olabilir.
A Life Sağlık Grubu bünyesindeki ilgili uzmanlık birimlerinden mide fıtığının tanısı, tedavi seçenekleri ve cerrahi değerlendirme süreci hakkında bilgi alınabilir. Tedavi yaklaşımı, kişinin sağlık durumuna ve uzman hekim değerlendirmesine göre planlanır.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Mide fıtığı bazı kişilerde belirti oluşturmaz. Belirti görüldüğünde mide yanması, ağıza acı su gelmesi, yemek sonrası şişkinlik, göğüs bölgesinde rahatsızlık ve yutma güçlüğü ortaya çıkabilir.
Mide fıtığı, midenin üst bölümünün diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesiyle oluşur. İleri yaş, fazla kilo, gebelik ve karın içi basıncını artıran durumlar gelişiminde rol oynayabilir.
Mide fıtıklarının çoğu acil bir tehlike oluşturmaz. Ancak özellikle büyük fıtıklarda midenin sıkışması veya dönmesi gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Risk, fıtığın türüne ve belirtilere göre değerlendirilir.
Tedavi; fıtığın türüne, büyüklüğüne ve belirtilere göre planlanır. Yaşam tarzı değişiklikleri ve reflü belirtilerini azaltan ilaçlar kullanılabilir. Gerekli görülen durumlarda cerrahi tedavi değerlendirilir.
Mide fıtığındaki anatomik değişiklik genellikle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak beslenme düzenlemeleri ve uygun tedaviyle belirtiler hafifleyebilir veya kontrol altında tutulabilir.
İlaçlar mide fıtığını anatomik olarak ortadan kaldırmaz. Ancak mide asidini azaltan ilaçlar, mide yanması ve reflü gibi şikâyetlerin kontrolüne yardımcı olabilir.
Küçük porsiyonlarla yemek, yemek sonrası hemen uzanmamak, yatmadan önceki saatlerde yemek yememek ve fazla kilo varsa kilo yönetimine dikkat etmek şikâyetleri azaltabilir. Öneriler kişinin belirtilerine göre düzenlenmelidir.
Mide fıtığı olan kişiler, kendilerinde reflü belirtilerini artıran yiyecekleri belirleyerek tüketimlerini sınırlayabilir. Yağlı ve büyük porsiyonlu öğünleri azaltmak, yavaş yemek ve dengeli beslenmek faydalı olabilir.
Mide fıtığı ameliyatında mide uygun konuma getirilir ve diyaframdaki açıklık onarılır. Gerekli durumlarda reflüyü azaltmaya yönelik ek bir işlem uygulanabilir. Ameliyat çoğunlukla kapalı yöntemle yapılabilir.
Her cerrahi işlem gibi mide fıtığı ameliyatının da kanama, enfeksiyon, yutma güçlüğü ve fıtığın tekrarlaması gibi riskleri bulunur. Riskler kişinin sağlık durumuna ve uygulanacak yönteme göre değişir.
Ameliyat sonrasında beslenme, cerrahın önerilerine göre aşamalı olarak düzenlenebilir. Küçük porsiyonlarla yemek, yavaş çiğnemek ve önerilen gıda kıvamına uymak önemlidir. Beslenme planı kişiye özel hazırlanmalıdır.
Mide fıtığının tanı ve değerlendirme sürecinde Gastroenteroloji bölümüne başvurulabilir. Cerrahi tedavi gerektiğinde Genel Cerrahi veya ilgili cerrahi uzmanlık alanları tarafından değerlendirme yapılabilir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Randevu ve sağlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için size en uygun iletişim kanalını seçebilirsiniz.