Nefrit, böbreklerdeki dokuların veya süzme birimlerinin iltihaplanmasını ifade eder. Böbreklerin temel görevlerinden biri kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek idrar oluşturmaktır. Böbrek dokusunda gelişen iltihap bu süreci etkileyerek idrarda kan veya protein görülmesine, sıvı birikimine ve bazı durumlarda böbrek fonksiyonlarının azalmasına neden olabilir.
“Nefrit” tek bir hastalığı ifade etmez. İltihabın böbreğin hangi bölümünde geliştiğine ve nedenine göre farklı nefrit türleri bulunur. Bu nedenle böbrek iltihabı belirtileri görüldüğünde yalnızca belirtilere bakılarak tanı konulması mümkün değildir.
Nefrit, böbrek dokularında iltihaplanma ile ortaya çıkan ve böbreklerin kanı süzme işlevini etkileyebilen hastalıkların genel adıdır. Glomerülonefrit, ilaçlara bağlı interstisyel nefrit ve enfeksiyonlarla ilişkili böbrek iltihabı farklı nedenlerle gelişebilir. İdrarda kan veya protein, köpüklü idrar, ödem, yüksek tansiyon ve idrar miktarında azalma gibi belirtiler görülebilir. Tedavi, nefritin türüne ve altta yatan nedene göre belirlenir.
Nefritin farklı türleri, böbreğin etkilenen bölümüne ve iltihabın nedenine göre sınıflandırılabilir.
Bu türlerin belirtileri birbirine benzeyebilse de nedenleri ve tedavileri birbirinden farklıdır. Örneğin glomerülonefritte idrarda kan ve protein öne çıkabilirken, böbrek enfeksiyonunda ateş, titreme ve yan ağrısı daha belirgin olabilir.
Glomerülonefrit, böbreklerin kanı süzen küçük filtreleri olan glomerüllerin iltihaplanmasıdır. Nefrit denildiğinde özellikle glomerülonefrit sık karşılaşılan nedenlerden biridir.
Bağışıklık sistemi hastalıkları, bazı enfeksiyonlar, lupus ve damar iltihapları glomerülonefrite neden olabilir. Bazı ilaçlar ve daha nadir olarak kalıtsal hastalıklar da glomerüler hastalıklarla ilişkili olabilir.
Glomerülonefrit hafif olduğunda herhangi bir belirtiye yol açmayabilir ve başka bir nedenle yapılan kan veya idrar tahlili sırasında fark edilebilir. Daha belirgin durumlarda ise idrarda kan, protein kaçağı, ödem ve tansiyon yüksekliği görülebilir.
İnterstisyel nefrit, böbreğin tübülleri çevresindeki dokularda gelişen iltihaplanmadır. Bazı ilaçlar ve bağışıklık sistemiyle ilişkili durumlar bu tabloya neden olabilir.
İnterstisyel nefritte böbrek fonksiyonlarında bozulma ortaya çıkabilir. Belirtiler ve laboratuvar bulguları kişiden kişiye değişebildiği için tanı için kişinin kullandığı ilaçlar, tıbbi geçmişi, kan ve idrar testleri birlikte değerlendirilir.
Özellikle yeni bir ilaç başladıktan sonra böbrek fonksiyonlarında beklenmeyen bir bozulma ortaya çıkması durumunda ilaç kaynaklı böbrek hasarı olasılığı doktor tarafından değerlendirilmelidir.
Böbrek iltihabı nedenleri nefritin türüne göre değişir. En önemli nedenler arasında bağışıklık sistemi hastalıkları, enfeksiyonlar, bazı ilaçlar ve bazı sistemik hastalıklar bulunur.
Glomerülonefrit; lupus gibi otoimmün hastalıklar, bazı enfeksiyonlar ve damar iltihaplarıyla ilişkili olabilir. Bazı durumlarda ise kesin neden belirlenemeyebilir.
Böbrek enfeksiyonlarında ise çoğunlukla bakteriler rol oynar. Enfeksiyon genellikle mesane veya alt idrar yollarından başlayıp üreterler aracılığıyla böbreklere ulaşabilir. Böbrek taşı veya idrar yollarındaki tıkanıklıklar da enfeksiyon gelişme riskini artırabilir.
Böbreklerde iltihaplanma, yalnızca doğrudan böbreği etkileyen hastalıklar nedeniyle ortaya çıkmaz. Bağışıklık sistemini etkileyen otoimmün hastalıklar, bazı enfeksiyonlar, damar iltihapları ve çeşitli ilaçlar böbrek dokularında iltihabi hasara yol açabilir. İltihabın böbreğin hangi bölümünü etkilediği ve altta yatan neden, ortaya çıkan belirtilerin ve böbrek fonksiyonlarındaki değişikliklerin şeklini belirleyebilir.
Sistemik lupus eritematozus (SLE), bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularına karşı reaksiyon geliştirdiği kronik bir otoimmün hastalıktır. Hastalık eklemler, cilt, kan hücreleri ve sinir sistemi gibi farklı organların yanı sıra böbrekleri de etkileyebilir. Lupusun böbreklerde iltihaplanmaya ve glomerüllerde hasara yol açması durumunda lupus nefriti gelişebilir.
Lupus nefriti, böbreklerin kanı süzme işlevini etkileyerek idrarda protein veya kan görülmesine neden olabilir. İdrarın köpüklü hale gelmesi, göz çevresinde veya bacaklarda ödem, yüksek tansiyon ve idrar miktarında değişiklik görülebilen bulgular arasındadır. Bazı kişilerde böbrek tutulumu belirgin bir şikâyet oluşturmadan ilerleyebildiği için lupus tanısı bulunan kişilerde düzenli idrar ve böbrek fonksiyon testleri önem taşır.
Lupus nefritinin tedavisi, böbrek tutulumunun şiddetine ve hastalığın özelliklerine göre planlanır. Bağışıklık sisteminin aşırı aktivitesini kontrol etmeye yönelik ilaçlar, tansiyon kontrolü ve böbrek fonksiyonlarının düzenli takibi tedavinin önemli parçalarını oluşturabilir.
Bazı enfeksiyonlar böbreklerde iltihaplanmaya doğrudan veya dolaylı olarak neden olabilir. Özellikle bazı enfeksiyonların ardından bağışıklık sisteminin verdiği yanıt glomerülleri etkileyerek glomerülonefrit gelişimine yol açabilir. Bunun yanında bakterilerin idrar yollarından böbreklere ulaşması sonucunda piyelonefrit olarak adlandırılan böbrek enfeksiyonu ortaya çıkabilir.
Böbrek enfeksiyonunda ateş, titreme, yan veya sırt bölgesinde ağrı, sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, bulantı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. İdrarda bulanıklık veya kan da ortaya çıkabilir. Böbrek taşı, idrar yollarında tıkanıklık veya idrarın normal şekilde akmasını engelleyen bazı yapısal sorunlar enfeksiyon riskini artırabilir.
Enfeksiyona bağlı böbrek iltihabının tedavisi, enfeksiyonun nedenine göre belirlenir. Bakteriyel böbrek enfeksiyonlarında uygun antibiyotik tedavisi uygulanırken, enfeksiyon sonrasında gelişen bağışıklık sistemi kaynaklı glomerülonefritte farklı bir tedavi yaklaşımı gerekebilir. Bu nedenle her böbrek iltihabı vakasında antibiyotik kullanılması doğru değildir.
Vaskülitler, kan damarlarının iltihaplanmasına neden olan bir grup hastalıktır. Bazı vaskülit türleri böbreklerdeki küçük damarları ve glomerülleri etkileyebilir. Bu durumda böbreğin kanı süzme kapasitesi kısa sürede veya zaman içinde azalabilir ve ciddi böbrek hasarı gelişebilir.
Böbrek tutulumu olan vaskülitlerde idrarda kan veya protein görülmesi, idrar miktarında azalma, ödem ve tansiyon yüksekliği gibi bulgular ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda böbrek fonksiyonları hızlı şekilde kötüleşebildiği için erken tanı ve tedavi önemlidir.
Vaskülite bağlı böbrek iltihabında yalnızca böbreğe yönelik tedavi yeterli olmayabilir. Öncelikle damar iltihabına neden olan hastalığın belirlenmesi ve bağışıklık sistemindeki anormal aktivitenin kontrol altına alınması gerekir. Tedavi, hastalığın türüne ve böbrek tutulumunun şiddetine göre uzman hekim tarafından planlanır.
Bazı ilaçlar böbrek dokularında iltihabi reaksiyona neden olarak interstisyel nefrit gelişimine yol açabilir. Bu durum özellikle böbreklerin tübüllerini çevreleyen dokuların etkilenmesiyle ortaya çıkar. İlaçlara bağlı nefritte böbrek fonksiyonlarında bozulma, idrar değişiklikleri ve bazı kişilerde ateş, döküntü veya eklem ağrısı gibi başka belirtiler de görülebilir.
İlaçlara bağlı böbrek iltihabı, kullanılan ilacın türü kadar kişinin mevcut hastalıkları ve diğer kullandığı ilaçlarla da ilişkili olabilir. Bu nedenle yeni bir ilaç başlanmasının ardından kreatinin değerlerinde yükselme veya başka bir böbrek fonksiyon bozukluğu ortaya çıkarsa kullanılan ilaçların doktor tarafından yeniden değerlendirilmesi önemlidir.
Burada önemli olan nokta, doktor tarafından reçete edilmiş bir ilacın kendi kendine bırakılmamasıdır. İlaç kaynaklı nefrit şüphesi varsa hangi ilacın sorumlu olabileceği ve tedavinin değiştirilip değiştirilmeyeceği hekim tarafından değerlendirilmelidir. Gerektiğinde sorumlu ilacın kesilmesi veya değiştirilmesi ve böbrek fonksiyonlarının takip edilmesi tedavinin bir parçası olabilir.
Nefrit belirtileri, iltihabın türüne ve böbreklerin ne ölçüde etkilendiğine göre değişebilir. Bazı kişilerde hastalık uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir.
En sık karşılaşılabilecek belirtiler arasında şunlar bulunur:
Özellikle glomerülonefritte idrarda kan ve protein, ödem ve yüksek tansiyon önemli bulgular arasında yer alır. Ancak bu belirtilerin bulunması tek başına nefrit tanısı anlamına gelmez.
Bazı nefrit türlerinde idrarda kan bulunması nedeniyle idrar pembe, kırmızı, kahverengi veya kola renginde görünebilir. Ancak idrardaki kan her zaman gözle fark edilmeyebilir ve yalnızca idrar tahlili sırasında ortaya çıkabilir.
Koyu veya köpüklü idrarın farklı nedenleri de olabilir. Bu nedenle idrar rengindeki değişikliklerin kalıcı olması veya başka belirtilerle birlikte görülmesi durumunda tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Nefrit, özellikle glomerüllerin etkilendiği durumlarda ödem oluşmasına neden olabilir. Böbreklerin süzme işlevinin bozulması ve idrarla protein kaybı vücutta sıvı birikmesine katkıda bulunabilir.
Ödem genellikle ayaklarda, ayak bileklerinde ve bacaklarda fark edilir. Bazı kişilerde göz çevresinde veya ellerde de şişlik görülebilir. Glomerüler hastalıklarda ödem, protein kaçağı ve böbrek fonksiyonlarındaki değişikliklerle birlikte değerlendirilebilir.
Ödem hakkında daha fazla bilgi almak için “Ödem Nedir? Neden Olur ve Nasıl Geçer?” başlıklı içeriğimiz incelenebilir.
Nefrit ile böbrek enfeksiyonu aynı durum değildir. Nefrit, böbrek dokularındaki iltihabi hastalıkları ifade eden daha geniş bir kavramdır. Böbrek enfeksiyonu ise çoğunlukla bakterilerin neden olduğu ve üst idrar yollarını etkileyen bir enfeksiyondur.
Böbrek enfeksiyonunda ateş, titreme, yan veya sırt ağrısı, sık ve ağrılı idrara çıkma, bulantı ve kusma gibi belirtiler daha belirgin olabilir. Tedavide bakteriyel enfeksiyon söz konusuysa antibiyotikler kullanılır.
Bu nedenle “böbrek iltihabı” ifadesi kullanıldığında bunun enfeksiyon mu, glomerüler iltihap mı veya başka bir nefrit türü mü olduğunun belirlenmesi önemlidir.
Nefrit tanısı, kişinin belirtileri, sağlık geçmişi, fizik muayene ve laboratuvar sonuçları birlikte değerlendirilerek konulur.
Tanıda kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
Glomerülonefrit şüphesinde kan ve idrar testleri temel incelemeler arasındadır. Gerektiğinde ultrasonografi ve böbrek biyopsisi gibi ileri incelemeler de kullanılabilir.
Nefrit doğrudan tek bir kan testiyle tanımlanan bir hastalık değildir. Ancak kan testleri böbreklerin çalışma durumunu değerlendirmek ve hastalığın nedenine ilişkin ipuçları elde etmek için kullanılır.
Kreatinin ve eGFR gibi değerler böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesine yardımcı olur. Hastalığın nedenine göre bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı testler veya enfeksiyon araştırmaları da istenebilir.
İdrar tahlili de nefrit değerlendirmesinde oldukça önemlidir. İdrarda kan veya protein bulunması, özellikle glomerüler hastalıklar açısından önemli bir bulgu olabilir.
Nefrit tedavisi, hastalığın türüne, nedenine ve böbreklerin ne ölçüde etkilendiğine göre değişir. Bu nedenle bütün nefrit hastalarında aynı ilaçların kullanılması söz konusu değildir.
Tedavide şu yaklaşımlardan yararlanılabilir:
Glomerülonefrit tedavisinde neden ve hastalığın şiddetine göre tansiyon ilaçları, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar ve ödem için diüretikler kullanılabilir. İleri vakalarda diyaliz veya böbrek nakli gerekebilir.
Antibiyotik kullanımı nefritin nedenine bağlıdır. Her nefrit bakteriyel enfeksiyondan kaynaklanmadığı için nefrit tanısı alan herkese antibiyotik verilmesi doğru değildir.
Bakterilerin neden olduğu böbrek enfeksiyonlarında antibiyotik tedavisi temel tedavidir. İlaç seçimi ve tedavi süresi enfeksiyonun özelliklerine ve gerekli durumlarda laboratuvar sonuçlarına göre belirlenir.
Bağışıklık sistemi kaynaklı glomerülonefrit gibi durumlarda ise tedavi farklıdır ve antibiyotik yerine hastalığın nedenine yönelik tedaviler uygulanabilir.
Nefritin seyri hastalığın türüne göre değişir. Bazı hafif olgular tamamen düzelebilir veya uzun süre stabil kalabilirken, bazı nefrit türleri ilerleyerek kalıcı böbrek hasarına neden olabilir.
Tedavi edilmeyen veya kontrol altına alınamayan glomerüler hastalıklar zamanla kronik böbrek hastalığına ve bazı durumlarda böbrek yetmezliğine ilerleyebilir. Ayrıca yüksek tansiyon, belirgin ödem ve ciddi böbrek fonksiyon bozukluğu gibi komplikasyonlar gelişebilir.
Bu nedenle özellikle idrarda kan, köpüklü idrar, açıklanamayan ödem, idrar miktarında belirgin azalma veya yüksek tansiyon gibi bulguların tekrarlaması halinde değerlendirme geciktirilmemelidir.
Nefritin kendisi genel olarak bulaşıcı bir hastalık değildir. Ancak bazı enfeksiyonlar böbrek iltihabının ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Örneğin böbrek enfeksiyonlarının çoğu bakterilerin idrar yollarına ulaşmasıyla gelişir. Bu nedenle nefrit veya böbrek iltihabı tanısı alan bir kişinin bulaşıcı bir hastalığı olup olmadığı, nefritin kendisinden ziyade altta yatan nedene göre değerlendirilmelidir.
Nefrit şüphesinde temel olarak Nefroloji bölümü değerlendirme yapar. Nefroloji, böbreklerin çalışma bozuklukları, glomerüler hastalıklar, kronik böbrek hastalıkları ve böbrek yetmezliği gibi durumlarla ilgilenen uzmanlık dalıdır.
Böbrek enfeksiyonu, idrar yolu hastalıkları veya eşlik eden taş ve tıkanıklık gibi durumlarda ise hastanın bulgularına göre Üroloji veya ilgili diğer bölümler de değerlendirmeye dahil olabilir.
Özellikle idrarda kan veya protein tespit edilmişse, böbrek fonksiyonlarında bozulma varsa ya da nefrit düşünülüyorsa Nefroloji değerlendirmesi önemlidir.
Böbrek hastalıkları ve hangi durumlarda Nefroloji veya Üroloji bölümüne başvurulması gerektiği hakkında daha fazla bilgi almak için “Böbrek Hastalıkları Nelerdir? Böbrek Hastalıklarına Hangi Bölüm Bakar?” başlıklı ana makalemizi inceleyebilirsiniz.
Nefritte beslenme hastalığın türüne ve böbrek fonksiyonlarının durumuna göre kişiselleştirilmelidir. Her nefrit hastasına aynı beslenme programının uygulanması doğru değildir.
Bazı hastalarda tuz tüketiminin azaltılması ve sıvı alımının düzenlenmesi gerekebilir. Böbrek fonksiyonlarında belirgin bozulma varsa protein, potasyum veya fosfor gibi besin öğelerinin miktarı da doktor ve diyetisyen tarafından değerlendirilebilir.
Bu nedenle nefrit tanısı olan kişilerin doktor önerisi olmadan ciddi sıvı kısıtlaması veya tek tip böbrek diyeti uygulaması uygun değildir.
Su tüketiminin gereksinimi nefritin türüne ve böbreklerin çalışma durumuna göre değişir. Özellikle böbrek enfeksiyonlarında yeterli sıvı alımı idrar yollarının sağlığının korunmasına yardımcı olabilir.
Ancak böbrek fonksiyonları ciddi şekilde azalmış veya vücutta belirgin sıvı birikimi bulunan kişilerde fazla miktarda sıvı tüketmek uygun olmayabilir. Bu nedenle nefrit tanısı bulunan kişilerin günlük sıvı miktarını doktor önerisine göre belirlemesi gerekir.
İdrarda kan görülmesi, belirgin köpüklü idrar, hızla gelişen ödem, idrar miktarında ciddi azalma veya nefes darlığı gibi bulgular böbrek fonksiyonlarının etkilenebileceğini gösterebilir.
Buna ateş, titreme, yan veya sırt ağrısı, bulantı ve kusma eşlik ediyorsa böbrek enfeksiyonu da söz konusu olabilir. Böbrek enfeksiyonları tedavi edilmediğinde nadiren sepsis gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Özellikle idrarda belirgin kan, çok az idrar yapma, ciddi nefes darlığı, bilinç değişikliği, yüksek ateş veya hızla kötüleşen genel durum varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Nefrit, farklı nedenlerle ortaya çıkabilen ve bazı durumlarda böbrek fonksiyonlarını etkileyebilen bir hastalık grubudur. Bu nedenle böbrek iltihabı düşündüren belirtilerin yalnızca semptomları azaltmaya yönelik yöntemlerle geçiştirilmemesi ve altta yatan nedenin belirlenmesi önemlidir.
A Life Sağlık Grubu'nda böbrek hastalıklarının değerlendirilmesi, gerekli laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri ile uzman hekimlerin değerlendirmesi doğrultusunda planlanabilir. Nefrit, böbrek enfeksiyonu veya farklı bir böbrek hastalığı şüphesinde uygun tanı ve tedavi süreci hastanın durumuna göre belirlenir.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Randevu ve sağlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için size en uygun iletişim kanalını seçebilirsiniz.