Böbrek hastalığı, böbreklerin kanı süzme, atık maddeleri idrarla uzaklaştırma, sıvı ve mineral dengesini düzenleme gibi görevlerinden birinin veya birkaçının bozulmasıyla ortaya çıkan hastalıkların genel adıdır.
Böbrek fonksiyonlarının bozulması geçici olabilir veya zaman içerisinde kalıcı hale gelebilir. Ani gelişen böbrek fonksiyon kaybı akut böbrek hasarı olarak değerlendirilirken, böbrek fonksiyonlarında uzun süreli ve ilerleyici bozulma kronik böbrek hastalığı olarak adlandırılır.
Böbrek hastalıklarının seyri hastalığın türüne, nedenine ve böbrek fonksiyonlarının ne ölçüde etkilendiğine göre değişir. Bazı hastalıklar uygun tedaviyle kontrol altına alınabilirken bazıları uzun süreli takip gerektirebilir.
Böbrekleri etkileyebilen çok sayıda hastalık bulunmaktadır. En sık karşılaşılan veya klinik açıdan önemli böbrek hastalıkları arasında şunlar yer alır:
Diğer kistik böbrek hastalıkları
Diyabete bağlı böbrek hastalığı
Yüksek tansiyona bağlı böbrek hasarı
Böbrek damar hastalıkları
Doğuştan böbrek anomalileri
FSGS gibi bazı glomerüler hastalıklar
Kalıtsal böbrek hastalıkları
Her böbrek hastalığının belirtileri, ilerleme hızı ve tedavi yaklaşımı aynı değildir. Örneğin böbrek taşı daha çok ağrı ve idrarla ilgili şikâyetlere yol açabilirken, kronik böbrek hastalığı uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilir.
Böbrek hastalıkları farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir. Bu nedenle hastalıkları yalnızca belirtilerine bakarak birbirinden ayırmak mümkün değildir.
Bu hastalıkların tanısında kan ve idrar testleri, ultrason gibi görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde ileri incelemeler kullanılabilir.
Böbrek hastalıklarının belirtileri hastalığın türüne ve böbrek fonksiyonlarının ne kadar etkilendiğine göre değişir. Özellikle erken dönem böbrek hastalıklarında belirgin bir şikâyet görülmeyebilir.
İlerleyen dönemlerde görülebilecek böbrek hastalığı belirtileri arasında şunlar bulunabilir:
Ancak bu belirtilerin hiçbiri tek başına böbrek hastalığına özgü değildir. Örneğin bacaklarda şişlik kalp, damar veya karaciğer hastalıklarıyla da ilişkili olabilir. Bu nedenle şikâyetlerin nedeninin belirlenmesi için hekim değerlendirmesi gerekir.
Bazı böbrek hastalıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Özellikle kronik böbrek hastalığının erken dönemlerinde kişi kendisini tamamen sağlıklı hissedebilir.
Böbreklerin süzme kapasitesi belirgin şekilde azaldığında halsizlik, ödem, bulantı, iştahsızlık, kaşıntı ve idrar değişiklikleri gibi şikâyetler ortaya çıkabilir. Bu nedenle yalnızca belirti ortaya çıktığında doktora başvurmak yerine risk grubunda bulunan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması önemlidir.
Özellikle diyabet, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, ailede böbrek hastalığı öyküsü veya daha önce böbrek hasarı bulunması durumunda böbrek fonksiyonlarının takip edilmesi gerekebilir.
Böbrek hastalıklarının tek bir nedeni yoktur. Hastalığın türüne göre nedenler değişebilir.
Böbrek hastalıklarının gelişiminde rol oynayabilen başlıca faktörler şunlardır:
Özellikle diyabet ve yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığının önemli nedenleri arasında yer alır.
Uzun süre kontrol altında olmayan diyabet, böbreklerdeki küçük damarları ve süzme yapısını zaman içerisinde etkileyebilir. Bu durum diyabetik böbrek hastalığı olarak adlandırılır.
Diyabete bağlı böbrek hasarı başlangıçta herhangi bir belirti oluşturmayabilir. İdrarda albumin/protein miktarındaki artış ve böbrek fonksiyon testlerindeki değişiklikler erken dönemde fark edilmesine yardımcı olabilir.
Bu nedenle diyabeti bulunan kişilerin kan şekeri kontrolünün yanı sıra tansiyon ve böbrek fonksiyonlarının da düzenli olarak değerlendirilmesi önemlidir.
Yüksek tansiyon hem böbrek hastalığının nedeni hem de sonucu olabilir. Uzun süre yüksek seyreden kan basıncı, böbreklerdeki damar ve süzme yapılarında hasara neden olabilir.
Böbrek fonksiyonları bozulduğunda ise vücudun sıvı ve tuz dengesindeki değişiklikler tansiyonun daha da yükselmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle hipertansiyon ve böbrek hastalıkları birbirini etkileyebilen iki önemli sağlık problemidir.
Böbrek hastalıklarının tanısı hastanın öyküsü, fizik muayene, kan ve idrar testleri ile gerektiğinde görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesiyle konulur.
Tanı sürecinde şu yöntemlerden yararlanılabilir:
Her hastaya bütün testlerin yapılması gerekmez. Hekim, hastanın şikâyetleri ve tıbbi öyküsüne göre uygun incelemeleri belirler.
Birçok böbrek hastalığının değerlendirilmesinde kan ve idrar testlerinden yararlanılır. Ancak hangi testlerin gerekli olduğu hastanın şikâyetlerine ve şüphelenilen hastalığa göre değişir.
Kan testlerinde özellikle böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek amacıyla kreatinin ve buna bağlı olarak hesaplanan eGFR gibi değerlerden yararlanılabilir. İdrar analizinde ise kan, protein, albumin ve enfeksiyonla ilişkili bulgular değerlendirilebilir.
Bazı durumlarda yalnızca kan veya idrar testi yeterli olmayabilir. Böbreklerin yapısını değerlendirmek amacıyla ultrasonografi veya başka görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.
Kronik böbrek hastalığı, böbrek yapısında veya fonksiyonlarında uzun süre devam eden bozulmayı ifade eder. Hastalık ilerledikçe böbreklerin kanı süzme kapasitesi azalabilir.
Kronik böbrek hastalığı farklı nedenlerle gelişebilir ve ilerleme hızı kişiden kişiye değişebilir. Diyabet, hipertansiyon, bazı glomerüler hastalıklar ve kalıtsal böbrek hastalıkları önemli nedenler arasında bulunur.
Hastalığın değerlendirilmesinde böbrek fonksiyonlarının düzeyi ve idrardaki protein/albumin kaybı gibi göstergeler dikkate alınır.
Polikistik böbrek hastalığı, böbreklerde çok sayıda kistin gelişmesine neden olabilen genetik bir hastalık grubudur. Kistler zaman içerisinde büyüyerek böbreklerin normal yapısını ve fonksiyonlarını etkileyebilir.
En bilinen formlarından biri otozomal dominant polikistik böbrek hastalığıdır. Bu hastalık yetişkinlik döneminde belirti verebilir ve aileden geçebilir.
Baş ağrısı veya yüksek tansiyon gibi farklı nedenlerle yapılan değerlendirmelerde tesadüfen fark edilebileceği gibi karın veya yan ağrısı, idrar yolu enfeksiyonları ve idrarda kan gibi şikâyetlere de neden olabilir.
Polikistik böbrek hastalığının tanısı ve takibi için hastalığın özelliklerine göre görüntüleme, kan-idrar testleri ve gerektiğinde genetik değerlendirme yapılabilir.
Böbrek taşı, idrar içerisinde bulunan bazı minerallerin kristalleşerek böbreklerde taş oluşturmasıyla ortaya çıkar. Taşın büyüklüğüne ve idrar yollarındaki konumuna göre herhangi bir belirti vermeyebilir veya şiddetli ağrıya neden olabilir.
Böbrek taşlarında özellikle bel veya yan bölgesinden başlayıp kasığa doğru yayılabilen ağrı, idrarda kan, bulantı ve kusma görülebilir. Taş idrar akışını engelliyor veya enfeksiyonla birlikte bulunuyorsa daha hızlı değerlendirme gerekebilir.
Böbrek taşı hastalığına hangi bölüm bakar? sorusunun yanıtı ise taşın durumuna ve hastanın klinik özelliklerine göre değişebilmekle birlikte, özellikle taşın tanı ve tedavisinde Üroloji önemli bir branştır.
Böbrek enfeksiyonu, çoğunlukla idrar yollarında başlayan enfeksiyonun böbrek dokusuna ulaşmasıyla ortaya çıkabilir. Ateş, titreme, yan veya bel ağrısı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve bulantı gibi belirtiler görülebilir.
Böbrek enfeksiyonu şüphesinde özellikle ateş ve yan ağrısı gibi bulgular varsa gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.
Böbrek hastalıklarına hangi bölüm bakar? sorusunun yanıtı hastalığın türüne göre değişebilir.
Yetişkinlerde böbreklerin işlevlerini ve böbrek kaynaklı hastalıkları değerlendiren temel tıp dalı Nefrolojidir. Nefroloji, İç Hastalıkları uzmanlık alanı üzerine yapılan yan dal uzmanlığıdır.
Özellikle kronik böbrek hastalığı, böbrek fonksiyon bozuklukları, protein kaçağı, glomerüler hastalıklar, hipertansiyona veya diyabete bağlı böbrek hasarı gibi durumlarda Nefroloji değerlendirmesi gerekebilir.
Bununla birlikte böbrek taşı, idrar yollarındaki tıkanıklıklar ve cerrahi tedavi gerektirebilen bazı böbrek hastalıklarında Üroloji bölümü devreye girer.
Bazı hastalarda Nefroloji ve Üroloji birlikte çalışabilir. Bu nedenle "böbrek hastalığı" ifadesi tek başına hangi bölüme başvurulacağını belirlemek için yeterli değildir.
Böbrek üstü bezleri, böbreklerin üzerinde bulunan ve çeşitli hormonları üreten endokrin bezlerdir. Böbreğin kendisinden farklı yapılardır.
Böbrek üstü bezlerinde hormon üretimindeki bozukluklar, iyi huylu veya farklı özelliklerde kitleler gibi çeşitli hastalıklar görülebilir. Bu hastalıklar arasında kortizol, aldosteron veya diğer hormonların fazla ya da yetersiz üretilmesiyle ilişkili durumlar bulunabilir.
Bu nedenle "böbrek üstü bezi hastalıkları" ile böbreğin kendisini etkileyen hastalıklar birbirinden ayrılmalıdır.
Böbrek hastalıklarında beslenme, hastalığın türüne ve böbrek fonksiyonlarının düzeyine göre kişiye özel olarak düzenlenmelidir. Her böbrek hastasının aynı beslenme programını uygulaması doğru değildir.
Bazı hastalarda tuz tüketiminin azaltılması önemli olabilirken, böbrek fonksiyonlarının ileri derecede bozulduğu kişilerde protein, potasyum, fosfor veya sıvı alımının düzenlenmesi gerekebilir.
Özellikle kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin rastgele bitkisel ürün, takviye veya "böbrekleri temizlediği" iddia edilen kürleri kullanmadan önce doktorlarına danışmaları önemlidir.
Böbrek hastalıklarının tamamını önlemek mümkün değildir. Özellikle genetik ve doğuştan gelen hastalıkların ortaya çıkması engellenemeyebilir. Ancak böbrek sağlığını korumaya yardımcı olabilecek bazı alışkanlıklar bulunmaktadır.
Tansiyonun düzenli takip edilmesi
Diyabet varsa kan şekeri kontrolünün sağlanması
Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması
Doktor önerisi olmadan ağrı kesicilerin uzun süre kullanılmaması
Yeterli fiziksel aktivitenin sürdürülmesi
Sağlıklı vücut ağırlığının korunması
Tuz tüketiminin sınırlandırılması
Sigara kullanımından kaçınılması
Böbrek hastalığı riski bulunan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması
Böbrek sağlığı açısından en önemli noktalardan biri de hastalıkların erken dönemde fark edilmesidir.
İdrarda belirgin kan görülmesi, idrar miktarında ciddi azalma, nefes darlığıyla birlikte ortaya çıkan yaygın şişlik, yüksek ateş ve yan ağrısı, şiddetli böğür ağrısı veya ciddi halsizlik gibi belirtiler tıbbi değerlendirme gerektirir.
Özellikle daha önce böbrek hastalığı tanısı bulunan kişilerde yeni ortaya çıkan veya hızla artan şikâyetler dikkate alınmalıdır.
Bununla birlikte böbrek hastalıkları her zaman belirgin belirtiler oluşturmadığından, diyabet veya hipertansiyon gibi risk faktörleri bulunan kişilerin düzenli doktor kontrolü de önem taşır.
Böbrek hastalıklarının değerlendirilmesi, hastalığın türüne ve hastanın genel sağlık durumuna göre farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasını gerektirebilir. Böbrek fonksiyonlarında bozulma, kronik böbrek hastalığı, idrarda protein veya kan görülmesi gibi durumlarda Nefroloji; böbrek taşı, idrar yollarında tıkanıklık ve cerrahi tedavi gerektirebilen durumlarda ise Üroloji değerlendirmesi önem taşır.
A Life Sağlık Grubu bünyesindeki ilgili sağlık hizmetleri hakkında güncel bilgi ve randevu seçenekleri için kurumun resmi internet sitesi üzerinden bilgi alınabilir.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Randevu ve sağlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için size en uygun iletişim kanalını seçebilirsiniz.