Böbrek parankimi, böbreğin işlevsel dokusunu oluşturan ve kanın süzülmesi ile idrarın oluşturulmasında görev alan bölümdür. Böbrek parankimi genel olarak korteks (kabuk) ve medulla (öz) olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Bu dokunun içerisinde kanın süzülmesini sağlayan nefronlar ve idrarın oluşumu ile yoğunlaştırılmasında görev alan yapılar bulunur.
Parankim dokusunun sağlıklı olması, böbreklerin vücuttaki atık maddeleri uzaklaştırabilmesi ve sıvı-elektrolit dengesini koruyabilmesi açısından önemlidir. Parankim hasar gördüğünde yalnızca böbreğin yapısı değil, zaman içinde böbreğin çalışma kapasitesi de etkilenebilir. Ancak görüntüleme raporunda “parankimal değişiklik” veya “parankim hastalığı” ifadesinin bulunması tek başına böbrek fonksiyonlarının ciddi şekilde bozulduğu anlamına gelmez. Bulguların kan, idrar ve görüntüleme sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Böbrek parankim hastalığı, böbreğin işlevsel dokusunda hasara veya yapısal değişikliğe yol açan farklı hastalık ve durumlar için kullanılan geniş bir tanımlamadır. Bu nedenle tek başına belirli bir hastalığın adı değildir. Örneğin glomerülleri etkileyen hastalıklar, böbrek dokusundaki iltihabi süreçler veya uzun süre devam eden metabolik ve damar kaynaklı hasarlar parankimi etkileyebilir.
Bazı parankim hastalıkları kısa süre içinde gelişirken bazıları uzun yıllar boyunca yavaş ilerleyebilir. Özellikle kronik böbrek hastalığında böbreklerdeki yapısal veya işlevsel bozuklukların en az üç ay devam etmesi kronik süreç açısından değerlendirilir.
Bu nedenle bir görüntüleme raporunda parankimle ilgili bir bulgu saptanması durumunda yalnızca rapordaki ifadeye bakılarak hastalığın derecesi veya gelecekteki seyri hakkında kesin sonuca varılmamalıdır.
Böbrek parankimini etkileyebilen hastalıklar, böbreğin farklı işlevsel bölümlerinde hasara veya yapısal değişikliklere neden olabilir. Bazı hastalıklar kanın süzülmesinden sorumlu glomerülleri, bazıları ise böbrek tübüllerini ve bu yapıların çevresindeki dokuları etkiler. Diyabet ve yüksek tansiyon gibi uzun süre devam eden sistemik hastalıkların yanı sıra enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi hastalıkları, kalıtsal hastalıklar ve bazı ilaçlara bağlı hasarlar da böbrek parankimini etkileyebilir. Hastalığın türüne göre idrarda protein veya kan, ödem, tansiyon yüksekliği ve böbrek fonksiyonlarında azalma gibi farklı bulgular ortaya çıkabilir.
Glomerüller, böbreklerde kanın süzülmesini sağlayan küçük damar yumağı yapısındaki birimlerdir. Glomerüllerin hasar görmesi, kandaki bazı maddelerin ve özellikle proteinlerin idrara geçmesine neden olabilir.
Glomerülonefrit gibi hastalıklarda idrarda kan veya protein, ödem ve tansiyon yüksekliği görülebilir. Hastalığın türüne göre böbrek fonksiyonları da etkilenebilir. Bu nedenle idrar testlerinde protein veya kan saptanması, özellikle kalıcı olduğunda, böbrek parankiminin değerlendirilmesini gerektirebilir.
Böbreklerdeki tübüller ve bu yapıların çevresindeki interstisyel doku da çeşitli hastalıklardan etkilenebilir. Bazı ilaçlar, enfeksiyonlar, bağışıklık sistemiyle ilişkili hastalıklar ve diğer nedenler tübülointerstisyel hasara yol açabilir.
Bu hastalıklarda böbreğin idrarı yoğunlaştırma veya bazı maddeleri geri emme işlevleri etkilenebilir. Hastalığın nedenine ve süresine bağlı olarak böbrek fonksiyonlarında bozulma gelişebilir.
Uzun süre kontrol altında olmayan yüksek kan şekeri, böbreklerdeki küçük damarlar ve süzme sistemi üzerinde zaman içinde hasara neden olabilir. Diyabete bağlı böbrek hastalığının erken dönemlerinde kişi herhangi bir belirti fark etmeyebilir; idrarla albumin kaybının artması önemli erken bulgulardan biri olabilir.
Diyabet ve böbrek hastalığı arasındaki ilişki hakkında daha ayrıntılı bilgi için “Şeker Hastalığı Böbreklere Zarar Verir mi? Diyabetik Böbrek Hastalığı” başlıklı cluster makalemizi inceleyebilirsiniz.
Uzun süre devam eden yüksek tansiyon, böbreklerdeki küçük damarların ve süzme sisteminin zarar görmesine katkıda bulunabilir. Böbrek fonksiyonları azaldıkça vücuttaki sıvı ve tuz dengesinin değişmesi de tansiyonun kontrolünü zorlaştırabilir.
Bu nedenle hipertansiyon ile böbrek hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunabilir. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için “Yüksek Tansiyon Böbrekleri Nasıl Etkiler? Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları” başlıklı makalemize göz atabilirsiniz.
Böbrek parankimindeki hasarın tek bir nedeni yoktur. Hastalığın ortaya çıkmasında kişinin yaşına, mevcut hastalıklarına, genetik özelliklerine, kullandığı ilaçlara ve böbreği etkileyen diğer durumlara göre farklı mekanizmalar rol oynayabilir.
Başlıca nedenler arasında:
yer alabilir. Diyabet ve yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığının en sık görülen nedenleri arasında bulunurken; glomerül hastalıkları, kalıtsal hastalıklar, doğuştan gelen anomaliler, enfeksiyonlar ve idrar yolu tıkanıklıkları da böbrek hasarına neden olabilir.
Böbrek parankim hastalıklarında belirtiler, böbrek dokusunun ne kadar etkilendiğine ve hastalığın akut mu yoksa kronik mi olduğuna göre değişebilir. Erken dönem böbrek hastalıkları herhangi bir belirti vermeyebilir. Bu nedenle yalnızca şikâyetlerin bulunup bulunmaması böbrek sağlığını değerlendirmek için yeterli değildir.
Hastalık ilerlediğinde şu belirtiler görülebilir:
Bu belirtilerin hiçbiri tek başına böbrek parankim hastalığına özgü değildir. Örneğin köpüklü idrar veya bacaklarda şişlik farklı sağlık sorunlarında da ortaya çıkabilir. Tanı için belirtilerin yanı sıra kan ve idrar testleri ile gerektiğinde görüntüleme yöntemlerinin değerlendirilmesi gerekir.
Böbrek parankim hastalığının değerlendirilmesinde yalnızca ultrasonografi veya başka bir görüntüleme yöntemine bakılmaz. Böbreğin yapısal görünümü, süzme kapasitesi ve idrarla protein veya kan kaybı birlikte değerlendirilir.
Kreatinin kan testi, böbreklerin süzme işlevinin değerlendirilmesinde kullanılan temel testlerden biridir. Kreatinin değeri kullanılarak kişinin yaşına ve diğer özelliklerine göre tahmini glomerüler filtrasyon hızı yani eGFR hesaplanabilir.
eGFR, böbreklerin kanı ne kadar iyi süzdüğünü değerlendirmeye yardımcı olur. Böbrek hastalığının kronik olup olmadığını değerlendirmek için sonuçların zaman içindeki seyri de önem taşır.
İdrar tahlili, böbrek hasarının değerlendirilmesinde önemli bir incelemedir. İdrarda kan, protein veya başka anormalliklerin bulunması böbreklerdeki süzme sisteminin etkilenmiş olabileceğini düşündürebilir.
Özellikle idrarda albumin-kreatinin oranı (uACR), idrarla albumin kaybının değerlendirilmesine yardımcı olur. eGFR ile birlikte değerlendirildiğinde böbrek hasarının ve kronik böbrek hastalığı riskinin daha kapsamlı değerlendirilmesini sağlar.
Böbrek ultrasonografisi, böbreklerin boyutunu, şeklini ve yapısal özelliklerini değerlendirmeye yardımcı olur. Böbrek dokusundaki bazı değişiklikler, kistler, idrar yolu genişlemeleri veya böbreklerin yapısındaki diğer anormallikler ultrasonografi ile fark edilebilir.
Ancak görüntülemede görülen bir parankim değişikliği tek başına böbreğin çalışma kapasitesini göstermez. Bu nedenle ultrasonografi bulguları kan ve idrar testleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Hastalığın nedenini belirlemek için gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi, MR, bağışıklık sistemiyle ilişkili kan testleri, genetik incelemeler veya böbrek biyopsisi gibi ileri değerlendirmeler gündeme gelebilir. Hangi testlerin gerekli olduğu hastanın belirtilerine, mevcut test sonuçlarına ve şüphelenilen hastalığa göre belirlenir.
Böbrek parankim hastalığında tedavi, doğrudan “parankimi” tedavi etmekten ziyade böbrek dokusundaki hasara neden olan hastalığın kontrol edilmesine ve böbrek fonksiyonlarının korunmasına yöneliktir.
Örneğin diyabete bağlı böbrek hasarında kan şekeri ve diğer risk faktörlerinin kontrolü önem taşırken, hipertansiyona bağlı böbrek hasarında tansiyonun uygun şekilde yönetilmesi gerekir. Bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı böbrek hastalıklarında ise hastalığın türüne göre bağışıklık sistemini etkileyen ilaç tedavileri kullanılabilir.
Tedavi seçimi; hastalığın nedeni, böbrek fonksiyonlarının düzeyi, hastalığın akut veya kronik olması ve eşlik eden diğer sağlık sorunlarına göre değişir. Kullanılan ilaçların böbrek fonksiyonlarına göre dozunun değiştirilmesi gerekebileceğinden doktor önerisi olmadan ilaç başlanmamalı veya bırakılmamalıdır.
Böbrek parankim hastalığı bulunan herkes için aynı beslenme programı uygulanmaz. Beslenme düzeni hastalığın nedenine, böbrek fonksiyonlarına, tansiyon durumuna ve kandaki potasyum veya fosfor gibi değerlerin durumuna göre değişebilir.
Bazı kişilerde tuz tüketiminin azaltılması önemli olabilirken, ileri böbrek hastalığında protein, potasyum, fosfor veya sıvı alımının da kişiye göre düzenlenmesi gerekebilir. Bu nedenle böbrek hastalığı bulunan kişilerin kendi başına ciddi kısıtlamalar uygulaması yerine gerekli durumlarda doktor ve diyetisyen değerlendirmesiyle beslenme planı oluşturulması daha uygundur.
Her böbrek parankim hastalığını önlemek mümkün değildir. Özellikle genetik veya doğuştan gelen bazı hastalıklar kişinin kontrolü dışında gelişebilir. Bununla birlikte diyabet ve yüksek tansiyon gibi böbrek hasarıyla ilişkili hastalıkların düzenli takibi, böbrek sağlığının korunmasına yardımcı olabilir.
Bunun yanında gereksiz veya uzun süreli ilaç kullanımından kaçınmak, özellikle böbrekleri etkileyebilecek ağrı kesicilerin bilinçsiz kullanımını önlemek, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının değerlendirilmesini sağlamak ve risk grubundaki kişilerin düzenli böbrek kontrollerini yaptırması önem taşıyabilir.
Böbrek hastalıkları erken dönemde belirti vermeyebildiği için özellikle diyabet, yüksek tansiyon, ailede böbrek hastalığı öyküsü veya daha önce geçirilmiş akut böbrek hasarı gibi risk faktörleri bulunan kişilerin düzenli değerlendirilmesi önemlidir.
Belirgin şekilde azalan idrar miktarı, hızlı gelişen yaygın ödem, nefes darlığı, ciddi halsizlik, bilinç değişikliği, şiddetli yan veya bel ağrısı ya da belirgin kanlı idrar gibi bulgular ortaya çıktığında gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Böbrek parankim hastalıklarının değerlendirilmesinde temel uzmanlık alanı Nefrolojidir. İlk değerlendirme bazı durumlarda İç Hastalıkları veya Aile Hekimliği tarafından yapılabilir ve gerekli görüldüğünde Nefroloji bölümüne yönlendirme gerçekleştirilebilir.
Hastalığın böbrek taşı, idrar yolu tıkanıklığı veya cerrahi gerektiren yapısal bir sorunla ilişkili olması halinde Üroloji değerlendirmesi de gerekebilir. Hangi branşın öncelikli olduğu hastalığın nedenine ve mevcut bulgulara göre belirlenir.
Böbrek hastalıklarının genel türleri ve ilgili uzmanlık alanları hakkında daha kapsamlı bilgi için “Böbrek Hastalıkları Nelerdir? Böbrek Hastalıklarına Hangi Bölüm Bakar?” başlıklı ana makalemizi inceleyebilirsiniz.
A Life Sağlık Grubu'nda böbrek parankimini etkileyebilecek hastalıkların değerlendirilmesi, hastanın şikâyetleri, tıbbi geçmişi ve mevcut tetkikleri doğrultusunda planlanabilir. Gerekli durumlarda kan ve idrar testleri ile böbreklerin yapısal özelliklerini değerlendirmeye yönelik görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.
Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi, hastalığın olası nedeninin araştırılması ve gerekli takip planının oluşturulması sürecinde Nefroloji başta olmak üzere ilgili uzmanlık branşlarının görüşlerinden yararlanılabilir. Hastanın durumuna göre ileri tetkik veya farklı branşların değerlendirmesi de planlanabilir.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Böbrek parankim hastalığının seyri, altta yatan nedene ve böbrek dokusundaki hasarın düzeyine göre değişir. Bazı nedenler uygun tedaviyle kontrol altına alınabilirken, kronikleşmiş böbrek hasarı tamamen geri döndürülemeyebilir.
Altta yatan neden kontrol altına alınmadığında bazı böbrek parankim hastalıkları zaman içinde ilerleyebilir. İlerlemenin hızı hastalığın türüne, böbrek fonksiyonlarına ve eşlik eden sağlık sorunlarına göre farklılık gösterir.
Bazı böbrek hastalıklarında idrarda kan veya protein bulunması idrarın görünümünde değişikliğe yol açabilir. Koyu, kırmızımsı veya alışılmadık renkte idrar farklı nedenlerden de kaynaklanabileceğinden değerlendirilmesi gerekir.
Böbreklerin sıvı ve protein dengesini düzenleme işlevinin etkilenmesi bazı kişilerde vücutta sıvı birikmesine neden olabilir. Bu durum özellikle göz çevresinde, ayaklarda, ayak bileklerinde veya bacaklarda şişlik şeklinde görülebilir.
Böbreklerin tuz ve sıvı dengesini düzenleme işlevinin bozulması tansiyonun yükselmesine katkıda bulunabilir. Öte yandan uzun süreli yüksek tansiyon da böbrek dokusuna zarar verebilir. Bu nedenle böbrek hastalıkları ile hipertansiyon arasında karşılıklı bir ilişki bulunabilir.
Böbrek parankimini etkileyen hastalıklar çocuklarda da görülebilir. Doğuştan böbrek anomalileri, kalıtsal hastalıklar, enfeksiyonlar ve bazı bağışıklık sistemi hastalıkları çocukluk döneminde böbrek dokusunu etkileyebilir.
Böbreğin kanı süzen glomerül adı verilen yapıları etkilendiğinde idrarla normalden fazla protein kaybı meydana gelebilir. İdrarda protein bulunması böbrek hasarının değerlendirilmesinde önemli bulgulardan biridir ve gerektiğinde idrar testleriyle ayrıntılı olarak incelenir.
Böbrek parankim hastalıklarının tamamı ağrıya neden olmaz. Özellikle kronik böbrek hastalıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Ağrı ortaya çıktığında enfeksiyon, taş, idrar yolu tıkanıklığı veya başka böbrek sorunları gibi farklı nedenlerin de değerlendirilmesi gerekebilir.
Sıvı ihtiyacı böbrek fonksiyonlarına ve hastalığın durumuna göre değişebilir. Bazı kişilerde yeterli sıvı alımı önemliyken, ileri böbrek hastalığında fazla sıvı tüketimi uygun olmayabilir. Bu nedenle kişisel sıvı ihtiyacı mevcut böbrek fonksiyonları dikkate alınarak belirlenmelidir.
Bazı ilaçlar, özellikle uzun süre veya kontrolsüz kullanıldığında böbrek dokusunu olumsuz etkileyebilir. Kullanılan ilaçların böbrek fonksiyonları üzerindeki olası etkileri kişinin sağlık durumuna ve kullanılan ilaca göre değişir. Düzenli ilaç kullanan kişilerin doktorlarına kullandıkları tüm ilaçları bildirmesi önemlidir.
Her böbrek parankim hastalığı böbrek yetmezliğine yol açmaz. Ancak böbrek dokusunda kalıcı ve ilerleyici hasara neden olan bazı hastalıklar zaman içinde böbrek fonksiyonlarının ciddi şekilde azalmasına neden olabilir. Düzenli takip ve altta yatan nedenin kontrolü bu süreç açısından önem taşır.
Böbrek parankimini etkileyen hastalıkların değerlendirilmesinde temel uzmanlık alanı Nefrolojidir. Hastalığın nedenine göre İç Hastalıkları, Üroloji veya başka uzmanlık branşlarının değerlendirmesi de gerekebilir. Hangi bölümün gerekli olduğu hastanın belirtileri ve mevcut tetkik sonuçlarına göre belirlenir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Randevu ve sağlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için size en uygun iletişim kanalını seçebilirsiniz.