Kısırlık, tıbbi adıyla infertilite, üreme çağındaki bireylerde gebelik elde etme konusunda güçlük yaşanması durumunu ifade eder. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre infertilite, 12 ay veya daha uzun süre düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması olarak tanımlanır.
Kısırlık yalnızca kadına veya yalnızca erkeğe ait bir sorun olarak değerlendirilmemelidir. Gebelik oluşumunda yumurtlama, sperm üretimi ve hareketliliği, fallop tüplerinin açıklığı, rahim yapısı ve hormonal sistem gibi birçok faktör birlikte rol oynar. Bu nedenle kısırlık değerlendirmesi yapılırken çiftin her iki tarafının da değerlendirilmesi gerekir.
Tıbbi açıdan infertilite; kadın kaynaklı, erkek kaynaklı, her iki tarafla ilişkili veya yapılan incelemelere rağmen neden belirlenemeyen açıklanamayan kısırlık şeklinde ortaya çıkabilir.
Kısırlık (infertilite), düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebeliğin gerçekleşmemesi durumudur. Kısırlık nedenleri kadınlarda ve erkeklerde farklılık gösterebilir; hormonal sorunlar, yumurtlama problemleri, tüplerdeki sorunlar, varikosel ve sperm üretim bozuklukları bunlar arasında yer alabilir. Kısırlık belirtileri her zaman belirgin olmayabilir. Tanı için kadın ve erkeğin birlikte değerlendirilmesi, gerekli kısırlık testlerinin yapılması ve nedene yönelik kısırlık tedavisinin planlanması gerekir.
Günlük dilde kullanılan kısırlık kelimesi ile tıbbi olarak kullanılan infertilite büyük ölçüde aynı durumu ifade eder.
Ancak kısırlık kelimesi halk arasında bazen “hiç çocuk sahibi olamama” şeklinde kesin ve kalıcı bir durum gibi algılanabilir. Oysa infertilite tanısı, çiftin kesinlikle çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmez. Altta yatan neden belirlendiğinde doğal gebelik, ilaç tedavisi, cerrahi veya yardımcı üreme yöntemleriyle gebelik elde edilmesi mümkün olabilir.
Bu nedenle kısırlık tedavisi var mı? sorusunun yanıtı, kısırlığa neden olan faktöre göre değişmekle birlikte birçok durumda tedavi seçenekleri bulunmaktadır.
Kısırlık genel olarak primer infertilite ve sekonder infertilite olmak üzere iki şekilde ele alınabilir.
Daha önce gebelik veya çocuk sahibi olmuş olmak, ilerleyen yıllarda doğurganlıkla ilgili sorun yaşanmayacağı anlamına gelmez. Yaş, hormonal değişiklikler, enfeksiyonlar, cerrahi işlemler, sperm kalitesindeki değişiklikler ve çeşitli hastalıklar sonradan kısırlığa yol açabilir.
Kısırlık nedenleri kadın ve erkek açısından farklılık gösterebilir. Bazı durumlarda tek bir neden belirlenebilirken bazı çiftlerde birden fazla faktör gebelik oluşmasını zorlaştırabilir.
Kadınlarda kısırlık nedenleri arasında:
yer alabilir.
Erkeklerde ise:
kısırlıkla ilişkili olabilir.
Bunun yanında sigara, aşırı alkol tüketimi, obezite ve bazı çevresel toksinlere maruz kalma da doğurganlığı olumsuz etkileyebilir.
Kadınlarda kısırlık nedenleri çoğunlukla yumurtlama, yumurtalık rezervi, fallop tüpleri, rahim veya hormonal sistemle ilişkilidir.
Özellikle düzensiz veya seyrek adet gören kadınlarda yumurtlama bozukluğu araştırılabilir. Polikistik over sendromu, tiroid hastalıkları, hiperprolaktinemi, aşırı kilo değişimleri ve bazı hormonal problemler yumurtlamayı etkileyebilir.
Fallop tüplerindeki tıkanıklıklar da sperm ile yumurtanın karşılaşmasını engelleyebilir. Geçirilmiş bazı enfeksiyonlar, pelvik inflamatuvar hastalık, endometriozis ve geçirilmiş karın veya pelvis ameliyatları tüplerin yapısını etkileyebilir.
Yaş da kadın doğurganlığında önemli bir faktördür. Bu nedenle gebelik planlayan kadınlarda yaş, adet düzeni, tıbbi geçmiş ve bilinen risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.
Erkeklerde kısırlık, sperm üretimindeki bozukluklardan, sperm hareketliliğinin veya şeklinin normal olmamasından, sperm kanallarındaki tıkanıklıklardan ya da hormonal ve testiküler sorunlardan kaynaklanabilir.
Varikosel, bazı enfeksiyonlar, testislerle ilgili hastalıklar, hormonal bozukluklar, genetik faktörler, daha önce uygulanan kemoterapi veya radyoterapi gibi tedaviler erkek doğurganlığını etkileyebilir.
Erkeklerde kısırlık çoğu zaman belirgin bir fiziksel belirti vermediği için spermiyogram (semen analizi) değerlendirmesi tanı sürecinin önemli bir parçasıdır.
Kısırlık belirtileri her kişide aynı şekilde görülmez. Özellikle erkeklerde ve bazı kadınlarda gebelik oluşmaması dışında belirgin bir belirti bulunmayabilir.
Kadınlarda dikkat çekebilecek bulgular:
olabilir.
Erkeklerde ise:
gibi durumlar doğurganlık değerlendirmesini gerektirebilir.
Bununla birlikte kısırlık belirtileri olmadan da infertilite görülebilir. Bu nedenle yalnızca fiziksel belirtilere bakarak doğurganlık hakkında kesin sonuca varılamaz.
Kadınlarda kısırlık belirtileri arasında özellikle adet düzensizlikleri ve yumurtlama bozukluğunu düşündüren bulgular dikkat çekebilir.
Adetlerin çok seyrek olması, uzun süre adet görülmemesi veya belirgin şekilde düzensizleşmesi yumurtlama sorunlarıyla ilişkili olabilir. Ancak düzenli adet görmek de gebeliğin kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Endometriozis, tüp problemleri veya rahimle ilgili bazı sorunlarda pelvik ağrı, ağrılı adet veya cinsel ilişki sırasında ağrı gibi şikâyetler görülebilir. Bu belirtilerin bulunması kısırlık tanısı anlamına gelmez ancak değerlendirme açısından önem taşıyabilir.
Erkeklerde kısırlık belirtileri çoğu zaman doğrudan fark edilmeyebilir. Bazı erkeklerde herhangi bir belirti bulunmaz ve sorun yalnızca gebelik oluşmadığında yapılan incelemeler sırasında ortaya çıkar.
Sperm üretimini veya üreme sistemini etkileyebilecek bazı durumlarda testislerde ağrı veya şişlik, varikosel, hormonal belirtiler, ereksiyon veya boşalma sorunları görülebilir.
Spermin görünümü, kıvamı veya rengi tek başına erkeğin doğurgan olup olmadığını göstermez. Bunun değerlendirilmesinde laboratuvar ortamında yapılan semen analizi daha anlamlıdır.
Kısırlık ile adet görmek birbirinden farklı durumlardır. Bir kadının düzenli adet görmesi yumurtlamanın her zaman normal olduğu veya gebelik için tüm koşulların uygun olduğu anlamına gelmez.
Örneğin fallop tüplerinde tıkanıklık bulunan veya sperm-yumurta birleşmesini engelleyen başka bir sorun yaşayan kadınlarda adetler düzenli olabilir.
Benzer şekilde bazı yumurtlama bozukluklarında adetler düzensizleşebilir veya uzun süreli adet görememe ortaya çıkabilir. Bu nedenle kısır kadın adet olur mu? sorusunun yanıtı, kısırlığın nedenine göre değişebilir.
Doğurganlık yaşam boyunca sabit kalmaz. Daha önce gebelik elde etmiş bir kişide ilerleyen yıllarda da sekonder infertilite gelişebilir.
Kadınlarda yaşa bağlı doğurganlık değişiklikleri, endometriozis, tüplerle ilgili sorunlar veya hormonal problemler etkili olabilir. Erkeklerde ise sperm üretimini etkileyen hastalıklar, varikosel, bazı enfeksiyonlar, ilaçlar veya tedaviler sonradan ortaya çıkabilir.
Bu nedenle geçmişte gebelik yaşanmış olması, gelecekte kısırlık gelişmeyeceğini garanti etmez.
Bazı kısırlık nedenlerinde genetik faktörler rol oynayabilir. Özellikle sperm üretimini etkileyen bazı genetik bozukluklar erkek infertilitesine, bazı kromozomal veya genetik durumlar ise kadın ve erkeklerde doğurganlık sorunlarına neden olabilir.
Bununla birlikte kısırlık her zaman genetik değildir. Enfeksiyonlar, hormonal bozukluklar, anatomik problemler, yaş ve yaşam tarzı gibi birçok farklı faktör de infertiliteye katkıda bulunabilir.
Genetik bir durumdan şüphelenildiğinde doktor gerekli görürse genetik danışmanlık ve uygun genetik testler planlayabilir.
Kısırlık nasıl anlaşılır? sorusunun yanıtı yalnızca tek bir teste bağlı değildir. Değerlendirme kadın ve erkeğin tıbbi geçmişi, üreme öyküsü, fizik muayene ve gerekli laboratuvar veya görüntüleme incelemeleri birlikte değerlendirilerek yapılır.
Kadınlarda yumurtlama, rahim, yumurtalıklar ve fallop tüplerinin durumu incelenebilir. Erkeklerde ise özellikle sperm sayısı, hareketliliği ve morfolojisini değerlendiren semen analizi önemli bir başlangıç testidir.
Gebelik oluşmaması dışında bilinen bir risk faktörü bulunuyorsa değerlendirme daha erken yapılabilir.
Kısırlık testi, kadın ve erkek için aynı şekilde uygulanmaz. Çünkü gebelik oluşumunu etkileyebilecek faktörler farklıdır.
İlk değerlendirmede çiftin tıbbi ve üreme öyküsü alınır. Ardından elde edilen bilgilere göre gerekli testler planlanır.
Erkeklerde başlangıç değerlendirmesinin temel testlerinden biri semen analizi, yani spermiyogramdır.
Semen analizinde başlıca:
gibi özellikler değerlendirilir.
İlk testte anormallik görülmesi durumunda sonucu doğrulamak için tekrar semen analizi istenebilir. Güncel NICE rehberinde, ilk semen analizi anormalse doğrulama amacıyla tekrar test önerilmektedir.
Gerekli durumlarda hormon testleri, ultrason, genetik incelemeler veya üreme sisteminin diğer değerlendirmeleri yapılabilir.
Kadınlarda kısırlık testi tek bir testten oluşmaz.
Değerlendirmede:
gibi yöntemlerden yararlanılabilir.
Hangi testlerin gerekli olduğu kişinin yaşına, adet düzenine, tıbbi geçmişine ve kısırlık açısından risk oluşturan durumlara göre belirlenir.
Kullanılacak testler kişiye göre değişmekle birlikte temel değerlendirmede şu yöntemlerden yararlanılabilir:
Kan tahlilleri kısırlığın bazı nedenlerinin araştırılmasına yardımcı olabilir ancak kan tahlilinde tek başına kısırlık tanısı konulmaz.
Kadınlarda hormon düzeyleri, tiroid fonksiyonları ve gerektiğinde yumurtalık rezerviyle ilişkili göstergeler değerlendirilebilir. Erkeklerde ise bazı durumlarda testosteron ve diğer üreme hormonları incelenebilir.
Sonuçların normal olması da doğurganlığın kesin olarak normal olduğunu göstermez. Kısırlık değerlendirmesi farklı bulguların birlikte yorumlanmasını gerektirir.
Ultrason, kısırlığın nedenini araştırmada önemli bir görüntüleme yöntemidir ancak ultrason tek başına kısırlık tanısı koydurmaz.
Kadınlarda yumurtalıkların yapısı, rahim ve bazı pelvik sorunlar değerlendirilebilir. Erkeklerde ise testisler ve skrotal yapılar incelenebilir.
Örneğin varikosel, bazı kistler veya yapısal değişiklikler ultrasonla değerlendirilebilir. Ancak doğurganlık değerlendirmesinde ultrason bulguları diğer testlerle birlikte ele alınır.
Kısırlık tedavisi, infertiliteye neden olan faktöre göre planlanır. Bazı kişilerde altta yatan hastalığın tedavisiyle doğal gebelik mümkün olabilirken, bazı çiftlerde yardımcı üreme tekniklerinden yararlanılması gerekebilir.
Tedavi seçenekleri arasında:
bulunabilir.
Tedavinin seçimi, kadın ve erkeğin birlikte değerlendirilmesinden sonra belirlenir.
Kadınlarda tedavi doğrudan kısırlığın nedenine yöneliktir.
Yumurtlama problemi bulunan bazı kadınlarda doktor kontrolünde yumurtlamayı destekleyen ilaçlar kullanılabilir. Tüplerde tıkanıklık veya rahimde tedavi gerektiren yapısal bir sorun bulunması durumunda uygun cerrahi yöntemler değerlendirilebilir.
Bazı çiftlerde ise aşılama veya tüp bebek tedavisi gibi yardımcı üreme yöntemleri tercih edilebilir.
Polikistik over sendromu, endometriozis, tiroid hastalıkları veya başka hormonal sorunlar bulunduğunda tedavi planı bu durumlara göre şekillendirilir.
Erkeklerde kısırlık tedavisi, sperm üretimini veya sperm hücrelerinin üreme sisteminde ilerlemesini etkileyen nedene göre belirlenir.
Varikosel, sperm kanallarında tıkanıklık veya bazı anatomik problemlerde cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Hormonal nedenlerde ise uygun hormon tedavisi uygulanabilir.
Sperm sayısının veya hareketliliğinin düşük olduğu bazı durumlarda yardımcı üreme teknikleri kullanılabilir. Tedavi planı sperm analizinin sonuçlarına ve kısırlığın nedenine göre kişiselleştirilir.
Kısırlık tedavisinde kullanılan ilaçlar herkeste aynı değildir. Kadınlarda yumurtlamayı desteklemek veya hormonal dengesizlikleri düzeltmek amacıyla ilaç tedavileri uygulanabilir.
Erkeklerde ise yalnızca belirli hormonal veya tıbbi nedenler bulunduğunda ilaç tedavisi kullanılabilir.
Kısırlık ilacı veya doğurganlığı artırdığı iddia edilen herhangi bir ürün doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır. Herhangi bir ilacın uygun olup olmadığı, yapılan değerlendirmelerin sonuçlarına göre belirlenir.
Bazı kısırlık nedenlerinde cerrahi tedavi uygulanabilir.
Kadınlarda tüplerdeki belirli problemler, endometriozis veya rahim içindeki bazı yapısal sorunlar için cerrahi yöntemler değerlendirilebilir.
Erkeklerde ise varikosel, sperm kanallarındaki tıkanıklıklar veya bazı anatomik sorunlar cerrahi olarak tedavi edilebilir.
Her kısırlık vakasında ameliyat gerekli değildir. Cerrahi karar, işlemin sağlayabileceği fayda ve alternatif tedavi seçenekleri birlikte değerlendirilerek verilir.
Aşılama (IUI) yönteminde hazırlanmış sperm örneği yumurtlama dönemine yakın zamanda rahim içine yerleştirilir. Uygun hastalarda tercih edilebilecek yardımcı üreme yöntemlerinden biridir.
Tüp bebek (IVF) tedavisinde ise yumurta ve sperm laboratuvar ortamında bir araya getirilir ve oluşan embriyolardan uygun olanlar rahim içine transfer edilir.
Bazı erkek kaynaklı infertilite durumlarında sperm ile yumurtanın döllenmesini kolaylaştırmak amacıyla ICSI (mikroenjeksiyon) uygulanabilir.
Hangi yöntemin uygun olduğu; yaş, yumurtalık rezervi, sperm özellikleri, tüplerin durumu, kısırlığın nedeni ve daha önce uygulanan tedaviler gibi faktörlere göre belirlenir.
Bazı çiftlerde yapılan temel değerlendirmelerde belirgin bir neden bulunamayabilir. Bu durum açıklanamayan kısırlık olarak adlandırılır.
Açıklanamayan infertilite tanısı, hiçbir sorun olmadığı anlamına gelmez. Mevcut standart testlerle gebelik oluşmasını engelleyen belirgin bir nedenin ortaya konulamaması anlamına gelir.
Bu durumda yaş, infertilite süresi ve önceki değerlendirmeler dikkate alınarak takip veya yardımcı üreme seçenekleri değerlendirilebilir.
Kısırlığın bütün nedenlerini önlemek mümkün değildir. Genetik faktörler, yaşa bağlı doğurganlık değişiklikleri veya bazı tıbbi durumlar tamamen kontrol edilemeyebilir.
Bununla birlikte sigara kullanmamak, aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmak gibi yaklaşımlar doğurganlığın korunmasına katkı sağlayabilir. WHO da sigara, aşırı alkol tüketimi ve obezitenin infertiliteyle ilişkili olabileceğini belirtmektedir.
Doğurganlığı etkileyebilecek bir hastalık veya tedavi söz konusuysa erken tıbbi değerlendirme de önemlidir.
Tek bir yiyeceğin kısırlığı tedavi ettiği gösterilmemiştir. Dengeli beslenme ise genel sağlık ve üreme sağlığının desteklenmesinde önemlidir.
Sebze, meyve, tam tahıllar, yeterli protein kaynakları ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme düzeni tercih edilebilir.
“Kısırlığa kesin çözüm”, “kısırlığı ortadan kaldıran bitki” veya benzeri iddialarla sunulan ürünlere dikkat edilmelidir. Özellikle infertilite tedavisi gören kişilerin bitkisel ürünleri doktoruna danışmadan kullanmaması gerekir.
Kısırlık için hangi bölüme gidilir? sorusunun yanıtı kadın ve erkek açısından farklı olabilir.
Kadınlarda Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı, erkeklerde ise Üroloji veya erkek üreme sağlığı konusunda deneyimli ilgili uzmanlar tarafından değerlendirme yapılabilir.
Çiftlerin gebelik planlamasında Üreme Sağlığı ve İnfertilite konusunda çalışan merkezler de kadın ve erkeğin aynı süreçte değerlendirilmesini sağlayabilir.
Kısırlığın nedenine göre Endokrinoloji, Genetik, Tıbbi Onkoloji veya başka uzmanlık alanlarının değerlendirmesi de gerekebilir.
Genel olarak 35 yaşından küçük kadınlarda 12 ay boyunca düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmadığında değerlendirme önerilir. 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise değerlendirme genellikle 6 ay sonrasında başlatılır; 40 yaşın üzerinde daha erken değerlendirme gerekebilir.
Adet düzensizliği, bilinen endometriozis veya tüp hastalığı, daha önce doğurganlığı etkileyebilecek tedavi geçirilmesi ya da bilinen erkek faktörü gibi durumlarda 12 ay beklemek gerekmeyebilir.
Bu süreler bir “bekleme zorunluluğu” değil, infertilite değerlendirmesinin ne zaman başlatılacağına ilişkin genel klinik yaklaşımlardır.
Gebelik elde edememek kişilerde stres, kaygı, üzüntü veya ilişki üzerinde baskı oluşturabilir. Tanı ve tedavi sürecinin uzun sürmesi bu duygusal yükü artırabilir.
Kısırlık yaşayan kişilerin yaşadığı psikolojik zorlukların küçümsenmemesi önemlidir. Gerektiğinde psikolojik destek veya danışmanlık, tıbbi tedavi sürecine eşlik eden yararlı bir destek olabilir.
Kısırlık tek başına kişinin değerini, ilişkisinin niteliğini veya gelecekte çocuk sahibi olma ihtimalini belirleyen bir durum değildir.
Kısırlık değerlendirmesi, kadın ve erkeğin birlikte ele alınması gereken kapsamlı bir süreçtir. Gebelik elde edilememesinin nedenini belirlemek için üreme öyküsü, fizik muayene, laboratuvar testleri, görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde ileri incelemeler değerlendirilir.
A Life Sağlık Grubu'nda kısırlık şikâyeti bulunan kişilerin değerlendirilmesi, gerekli uzmanlık alanları tarafından planlanabilir. Kadın ve erkek açısından olası nedenlerin belirlenmesinin ardından kişiye uygun tanı ve tedavi seçenekleri değerlendirilir.
Özellikle düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edilemiyorsa veya doğurganlığı etkileyebilecek bilinen bir hastalık bulunuyorsa değerlendirme için uzman görüşü alınması önemlidir.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Kısırlık için belirli bir yaş sınırı yoktur. Doğurganlığı etkileyen bir hastalık veya bilinen bir risk faktörü varsa daha erken değerlendirme yapılabilir. Genel olarak 35 yaşından küçük kadınlarda 12 ay, 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise 6 ay düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması durumunda değerlendirme önerilir. 40 yaşın üzerindeki kadınlarda daha erken değerlendirme gerekebilir.
Bazı doğurganlık sorunları evlenmeden veya gebelik denemesi başlamadan önce fark edilebilir. Adet düzensizliği, bilinen yumurtlama problemleri, endometriozis, geçirilmiş bazı enfeksiyonlar veya erkeklerde sperm üretimini etkileyebilecek hastalıklar değerlendirme gerektirebilir. Ancak herhangi bir belirti bulunmaması da gelecekte kesin olarak gebelik sorunu yaşanmayacağı anlamına gelmez.
Evde kullanılan bazı testler belirli hormonları veya erkeklerde spermle ilgili bazı parametreleri değerlendirebilir. Ancak bu testler kapsamlı bir infertilite değerlendirmesinin yerini tutmaz. Kısırlığın nedenini belirlemek için kadın ve erkeğin tıbbi öyküsü, muayenesi ve gerekli laboratuvar veya görüntüleme testlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Spermin rengi veya kıvamı tek başına erkeğin kısır olup olmadığını göstermez. Sperm görünümünde geçici değişiklikler sıvı tüketimi, boşalma sıklığı veya bazı enfeksiyonlar gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Erkek doğurganlığının değerlendirilmesinde temel incelemelerden biri semen analizidir.
Spermin boşalma sonrasında başlangıçta daha yoğun veya jel kıvamında olması tek başına kısırlık anlamına gelmez. Semen zaman içinde daha sıvı hale gelebilir. Sürekli belirgin değişiklik, ağrı, kan görülmesi, boşalma problemi veya gebelik elde edilememesi gibi durumlarda üroloji değerlendirmesi gerekebilir.
Testislerin normalden küçük olması bazı kişilerde sperm üretiminin etkilenmesiyle ilişkili olabilir ancak yalnızca testis boyutuna bakılarak kısırlık tanısı konulamaz. Sperm üretimi, hormonlar, testis yapısı ve kişinin tıbbi geçmişi birlikte değerlendirilir. Gerekli durumlarda semen analizi ve hormon testleri yapılabilir.
Kabakulak enfeksiyonunun testisleri etkileyen orşit tablosuna yol açması, bazı erkeklerde testis fonksiyonlarının zarar görmesine neden olabilir. Ancak kabakulak geçiren her erkekte kısırlık gelişmez. Özellikle ergenlik veya erişkinlik döneminde geçirilen ve testis tutulumu ile seyreden enfeksiyonlarda doktor değerlendirmesi önemlidir.
Kasık fıtığı ameliyatının doğrudan kısırlığa neden olması beklenen bir durum değildir. Bununla birlikte nadir komplikasyonlar veya üreme organlarına ait başka sorunlar sperm üretimini ya da sperm kanallarını etkileyebilir. Daha önce kasık fıtığı ameliyatı geçirmiş bir erkekte gebelikle ilgili sorun yaşanıyorsa nedenin semen analizi ve gerekli ürolojik incelemelerle araştırılması gerekir.
Bazı kemoterapi ilaçları yumurtalık veya testislerdeki üreme hücrelerini etkileyerek doğurganlığı azaltabilir. Risk kullanılan ilaca, dozuna, tedavi süresine ve kişinin yaşına göre değişir. Kanser tedavisi planlanan ve gelecekte çocuk sahibi olmak isteyen kişilerde tedavi öncesinde fertilite koruma seçenekleri hakkında hekimle görüşülmesi önemlidir.
Doğum kontrol haplarının kullanılması kalıcı kısırlık anlamına gelmez. Hormonal doğum kontrol yöntemleri kullanıldığı sürece gebeliği önlemek amacıyla yumurtlama gibi üreme süreçlerini baskılayabilir; bırakıldıktan sonra doğurganlığın geri dönmesi beklenir. WHO, modern kontraseptif yöntemlerin infertiliteye neden olmadığını belirtmektedir.
Ertesi gün haplarının gelecekte kalıcı kısırlığa neden olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır. Bu ilaçlar acil gebelikten korunma amacıyla kullanılır ve düzenli bir doğum kontrol yöntemi olarak değerlendirilmez. Kullanım sonrasında adet zamanında geçici değişiklikler görülebilir.
Kısırlığın nedeni, süresi ve çiftin yaşına bağlı olarak bazı çiftlerde tedavi uygulanmadan gebelik gerçekleşebilir. Özellikle açıklanamayan infertilitede gebelik olasılığı tamamen ortadan kalkmış değildir. Bununla birlikte ne kadar süre beklenmesi gerektiği kişisel risklere göre değişir; uzun süren gebelik denemelerinde uygun zamanda uzman değerlendirmesi önem taşır.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Randevu ve sağlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için size en uygun iletişim kanalını seçebilirsiniz.