Cerrahide başarı, sadece dokuyu çıkarmak değil, hastanın yaşam kalitesini ve anatomik bütünlüğünü en üst düzeyde korumaktır. Bir endokrin cerrahı olarak, guatr ameliyatını tiroid bezinin aşırı büyümesi sonucunda çevre dokulara (soluk borusu ve yemek borusu) yaptığı baskıyı ortadan kaldırmak için uyguladığımız kesin çözüm olarak tanımlıyorum.
Ankara A Life Sağlık Grubu’nun Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ yerleşkelerinde, tıp vizyonumuzla gerçekleştirdiğimiz guatr ameliyatlarında "Sıfır Hata" prensibini benimsiyoruz. Geleneksel yöntemlerin aksine, bugün Nöromonitörizasyon (sinir izleme cihazları) kullanarak ses tellerini yöneten sinirleri koruyor ve mikro-cerrahi tekniklerle estetik sonuçlar elde ediyoruz. Guatr cerrahisi, artık sadece bir kitle çıkarma işlemi değil, metabolizmanın yeniden dengelenmesi sürecidir.
Tiroid bezi, vücudumuzun "orkestra şefi" gibidir. Boynumuzun tabanında yer alan bu küçük, kelebek şeklindeki organ, ürettiği T3 (triiyodotironin) ve T4 (tiroksin) hormonları aracılığıyla her bir hücrenin ne kadar hızlı çalışacağını belirler.
Enerji Tüketimi: Kalp atış hızından vücut ısısına kadar tüm temel fonksiyonları düzenler.
Büyüme ve Onarım: Protein sentezini kontrol ederek doku yenilenmesine yardımcı olur.
Duygusal Denge: Hormon seviyelerindeki dalgalanmalar, anksiyeteden depresyona kadar geniş bir spektrumda psikolojik etkiler yaratabilir.
Bu bezin büyümesi (guatr), sadece görsel bir sorun değil; aynı zamanda bu hassas metabolik dengenin bozulması anlamına gelir. Ameliyat kararı verilirken, bezin bu fonksiyonel kapasitesi ile patolojik riskleri arasındaki denge titizlikle analiz edilmelidir.
Halk arasında sıkça kullanılan "iç guatr" ve "dış guatr" terimleri, aslında büyümenin yönünü ve tipini ifade eden klinik tanımlamalardır:
Dış Guatr: Tiroid bezinin dışarıya doğru büyümesiyle boyunda gözle görülür bir şişlik oluşturmasıdır. Genellikle hasta aynaya baktığında veya biri uyardığında fark edilir.
İç Guatr (Plonjan Guatr): Tıpta "retrosternal guatr" olarak adlandırılan bu durumda, büyüme aşağıya, yani göğüs kafesinin arkasına (iman tahtasının altına) doğrudur. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şişlik görülmeyebilir ancak bu tip, soluk borusuna doğrudan bası yaptığı için nefes darlığı ve hırıltı gibi semptomlara çok daha sık yol açar.
Ankara şubelerimizde yaptığımız ileri radyolojik görüntülemeler (BT ve Sintigrafi), büyümenin yönünü net bir şekilde saptayarak cerrahi haritamızı oluşturmamıza olanak tanır.
Aşağıdaki tablo, tiroid patolojilerinde cerrahi müdahalenin ne zaman kaçınılmaz olduğunu özetlemektedir:
Ankara'nın üç stratejik noktasında, modern tıbbın sunduğu en ileri imkanlarla tiroid sağlığınızı korumak için buradayız. Guatr, yönetilebilir ve cerrahi ile tamamen iyileştirilebilir bir hastalıktır; yeter ki doğru teknik ve uzman ellerle buluşsun.
Her tiroid nodülü ameliyat gerektirmez; ancak bazı sinyaller vardır ki cerrahi müdahaleyi kaçınılmaz kılar. Biz buna "Cerrahi Endikasyon" diyoruz. Karar sürecimizi iki ana sütun üzerine inşa ediyoruz: Patolojik veriler (kanser riski) ve Mekanik veriler (bası semptomları).
Bir hastada biyopsi sonucu temiz çıksa bile, eğer nodül boyutu hastanın nefes almasını zorlaştırıyorsa veya yutkunurken takılma hissi yaratıyorsa, o nodül artık "misafir" olmaktan çıkmıştır. A Life Sağlık Grubu’ndaki uzman endokrin cerrahisi kadromuz, güncel protokollerine göre "hastaya özel risk skorlaması" yaparak, gereksiz ameliyatlardan kaçınırken riskli vakaları asla gözden kaçırmamaktadır.
Tiroid nodüllerinden yapılan İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB) sonrası patoloji raporunda karşınıza çıkan en önemli terim Bethesda’dır. Bu sınıflandırma, nodülün kanser içerme ihtimalini %0 ile %100 arasında bir risk grubuna yerleştirir.
Düşük Riskli Gruplar (Bethesda II): Genellikle takip kararı verdiğimiz, iyi huylu nodüllerdir.
Gri Bölge (Bethesda III ve IV): Cerrahın tecrübesinin ve hastanın ek risk faktörlerinin devreye girdiği, "belirsiz" sonuçlardır. Ankara şubelerimizde bu gruptaki hastalar için gerekirse moleküler testler veya yakın takipli ileri ultrasonografi tercih ediyoruz.
Yüksek Riskli Gruplar (Bethesda V ve VI): Kanser şüphesinin veya kesinliğinin olduğu, cerrahi onayın şart olduğu kategorilerdir.
Bazı durumlarda patoloji sonucundan bağımsız olarak, nodülün fiziksel varlığı ameliyat nedenidir.
Hacim Etkisi: Tiroid bezindeki nodül 4 cm ve üzerine ulaştığında, biyopsi sonucu "iyi huylu" gelse dahi yalancı negatiflik payı artar ve mekanik sorunlar başlar.
Trakea (Soluk Borusu) Basısı: Özellikle göğüs kafesine doğru büyüyen (iç guatr) nodüller soluk borusuna baskı yaparak, özellikle yatarken artan nefes darlığına neden olur.
Özofagus (Yemek Borusu) Basısı: "Boğazımda bir şey takılı kalıyor" hissi (globus), nodülün yutma yoluna yaptığı baskının tipik işaretidir.
Kanser şüphesi taşıyan nodüllerin en tipik özelliği, kısa sürede kontrolsüzce büyümeleri ve çevre dokulara (ses tellerini yöneten sinirlere) yapışma eğilimleridir. Ses kısıklığı, boyunda sert ve hareketsiz kitle hissi alarm verici belirtilerdir. Günümüzde cerrahi teknolojilerimizle, bu tip "agresif" nodülleri erkenden saptayıp, sinir monitörü eşliğinde güvenle temizleyebiliyoruz.
Aşağıdaki tablo, Ankara A Life Sağlık Grubu Endokrin Cerrahi Merkezi'nde uyguladığımız biyopsi sonrası yönetim haritasıdır:
Unutmayın; biyopsi sonucu Bethesda III veya IV gelen "gri bölge" hastaları için doğru cerrahı bulmak, gereksiz organ kaybını önlemek adına hayati önem taşır. Ankara'daki üç büyük yerleşkemizde, multidisipliner konseylerimizle her sonucu titizlikle değerlendiriyoruz.
Modern guatr cerrahisi, geçmişin geniş kesili ve kanamalı operasyonlarından tamamen uzaklaşmış durumdadır. Operasyon, boynun doğal çizgileri (cilt katlantıları) üzerinden yapılan estetik bir kesi ile başlar. Cerrahinin ana aşaması, tiroid bezini çevreleyen hayati yapılardan milimetrik olarak ayrıştırmaktır.
Son teknolojiyle, bu ayrıştırma işleminde "Kapsüler Diseksiyon" tekniğini kullanıyoruz. Bu teknik, tiroid bezini kendi kılıfı üzerinden soyarak çıkarmak anlamına gelir. Böylece ses tellerine giden sinirler (n. laryngeus recurrens) ve vücudun kalsiyum dengesini sağlayan mercimek büyüklüğündeki paratiroid bezleri doğrudan görüş alanımızda korunur. Ankara şubelerimizde bu süreci, cerrahın gözünün yetmediği noktalarda devreye giren yüksek çözünürlüklü büyüteçli gözlükler (loupe) ve dijital mikroskoplar eşliğinde yönetiyoruz.
Ameliyatın kapsamı, hastalığın yayılımına ve kanser riskine göre belirlenir. Stratejik olarak iki ana yaklaşımımız mevcuttur:
Total Tiroidektomi: Tiroid bezinin tamamının çıkarılmasıdır. Multinodüler guatr (her iki lobda çok sayıda nodül), zehirli guatr (Graves hastalığı) veya kanser tanısı alan hastalarda standart yaklaşımdır. Bu yöntemin en büyük avantajı, hastalığın tekrarlama riskini sıfıra indirmesidir; ancak hasta ömür boyu dışarıdan tiroid hormonu desteği (ilaç) almak zorundadır.
Lobektomi (Yarım Ameliyat): Sadece şüpheli nodülün bulunduğu tarafın çıkarılmasıdır. Eğer nodül tek taraflıysa, iyi huylu olma ihtimali yüksekse veya düşük riskli bir kanser türüyse tercih edilir. En büyük kazanım, kalan yarım bezin hormon üretmeye devam etmesi ve hastanın ilaç bağımlılığından kurtulma şansıdır.
Ankara A Life uzmanları olarak, ameliyat öncesi yaptığımız "Risk-Fayda Analizi" ile hastamızın yaşam tarzına en uygun kapsamı belirliyoruz.
Geçmişte cerrahlar, tiroidi besleyen damarları tek tek ipek ipliklerle bağlayarak (ligasyon) keserdi. Bu, ameliyat süresini uzattığı gibi boyun içinde çok sayıda "yabancı cisim" (iplik düğümü) kalmasına neden olurdu. 2026 yılında ise "Enerji Cihazları" sayesinde dikişsiz ve düğümsüz cerrahiye geçtik.
Harmonic Scalpel (Ultrasonik Kesici): Saniyede 55.000 kez titreşerek dokuyu hem keser hem de aynı anda mühürler. Isı yayılımı çok düşük olduğu için yakındaki sinirlere zarar verme riski minimaldir.
Ligasure (Bipolar Damar Mühürleme): Dokudaki kolajeni ve elastini füzyonlayarak damar duvarlarını birbirine yapıştırır. 7 mm çapındaki büyük damarları bile güvenle mühürleyebilir.
Ankara şubelerimizde bu teknolojileri kullanarak, klasik cerrahideki "düğüm kayması" riskini ortadan kaldırıyor, operasyon süresini neredeyse yarı yarıya indiriyoruz.
Hastalarımız için cerrahi başarı kadar "boyundaki iz" de bir endişe kaynağıdır. 2026 yılı estetik dikiş teknolojileriyle, guatr ameliyatlarını artık 2.5 - 3 cm’lik "minimal invaziv" kesilerle yapabiliyoruz.
Kapatma aşamasında cildin altına gizlenen, kendiliğinden eriyen dikişler ve doku yapıştırıcıları kullanıyoruz. Operasyondan birkaç ay sonra, dikiş izi boyun çizgileri arasında neredeyse görünmez bir hal alır. Ankara A Life Sağlık Grubu’nda cerrahi titizliğimizi, plastik cerrahi hassasiyetiyle birleştirerek "estetik iyileşme" garantisi sunuyoruz.
Eğer tiroid kanseri tanısı konulmuşsa ve kanser hücrelerinin boyun lenf bezlerine sıçradığından şüpheleniliyorsa (ultrason veya biyopsi ile), ameliyata Lenf Nodu Diseksiyonu eklenir.
Santral Diseksiyon: Soluk borusu etrafındaki bezlerin temizlenmesidir.
Lateral Diseksiyon: Boynun yan taraflarındaki (şah damarı çevresi) bezlerin temizlenmesidir.
Bu, cerrahinin süresini ve teknik zorluğunu artırsa da, hastalığın tam tedavisi için hayati bir adımdır. Ankara’daki donanımlı merkezlerimizde, bu tip kompleks onkolojik cerrahileri 2026 model sinir monitörizasyon sistemleri eşliğinde güvenle gerçekleştiriyoruz.
Aşağıdaki tablo, Ankara birimlerimizde teknolojinin cerrahi sürece katkısını teknik olarak özetlemektedir:
İntraoperatif Nöromonitörizasyon (IONM), cerrahi sırasında ses tellerini hareket ettiren sinirlerin elektriksel olarak takip edilmesini sağlayan yüksek teknolojili bir güvenlik sistemidir. Geçmişte cerrahlar bu sinirleri sadece "gözle görerek" korumaya çalışırlardı; ancak bazen sinir, anatomik varyasyonlar veya tümör basısı nedeniyle normal yerinde olmayabilir ya da çok ince bir lif şeklinde seyredebilir.
Günümüz teknolojisiyle Ankara şubelerimizde kullandığımız sinir monitörleri, cerrahın gözünün yanılma payını ortadan kaldırır. Bu sistem, sinirin sadece yerini saptamakla kalmaz, aynı zamanda fonksiyonel olarak çalışıp çalışmadığını da ameliyat anında bize rapor eder. Bu, özellikle nüks guatr vakalarında veya kanser cerrahisinde dokuların birbirine yapıştığı (fibrozis) durumlarda hayat kurtarıcı bir üstünlük sağlar.
Ses tellerinin motor kontrolünü sağlayan Nervus Laryngeus Recurrens, şah damarı ile soluk borusu arasındaki dar bir olukta seyreder ve tiroid bezinin hemen arkasından geçer. Bu sinirin takibi şu teknik adımlarla gerçekleştirilir:
Özel Entübasyon Tüpü: Anestezi uzmanımız, üzerinde hassas elektrotlar bulunan özel bir tüp aracılığıyla hastayı uyutur. Bu elektrotlar ses tellerine doğrudan temas eder.
Elektriksel Uyarı: Cerrah olarak ben, ameliyat sırasında "prob" adı verilen ince bir kalemle şüpheli dokulara dokunurum.
Sesli ve Görsel Geri Bildirim: Eğer dokunduğum doku sinir ise, sistem bunu algılar ve monitörde karakteristik bir dalga boyu (EMG sinyali) oluştururken aynı zamanda odaya bir "bip" sesi verir.
Bu teknoloji sayesinde, siniri henüz görmeden yerini saptayabiliyor (mapping) ve tüm operasyon boyunca sinirin iletim gücünü (amplitude ve latency) ölçerek zarar görüp görmediğini anlık olarak takip edebiliyoruz.
Guatr ameliyatı sonrası ses kısıklığı iki şekilde karşımıza çıkabilir. Geçici ses kısıklığı, genellikle sinirin ameliyat sırasında manipüle edilmesine bağlı oluşan ödemden kaynaklanır ve birkaç hafta içinde kendiliğinden düzelir. Kalıcı ses kısıklığı ise sinirin bütünlüğünün bozulması (kesilmesi) durumunda ortaya çıkar.
Sinir monitörü kullanımı, kalıcı hasar riskini %1'in altına indirmektedir. Ankara A Life Sağlık Grubu’nda uyguladığımız 2026 protokollerinde, ameliyat bitmeden önce sinirin sağlamlığı test edilir. Eğer sinir sinyal veriyorsa, hastamız uyandığında sesinin çıkacağından %100 emin oluruz. Bu teknolojik kesinlik, hem hastanın psikolojik rahatlamasını sağlar hem de cerrahın operasyonu daha güvenle (radikal cerrahi) tamamlamasına olanak tanır.
Ses teli sinirlerinin hemen komşuluğunda, vücudun kalsiyum dengesini yöneten dört adet Paratiroid Bezi bulunur. Bu bezler mercimek büyüklüğündedir ve tiroid bezine çok yapışıktır. Ses tellerini korumak için kullandığımız mikro-cerrahi titizliği, aslında bu küçük bezlerin de korunmasını sağlar.
Ankara merkezlerimizde, paratiroid bezlerini sadece gözle ayırt etmekle kalmıyor; 2026 model yakın kızılötesi (NIR) görüntüleme sistemleri ile bu bezlerin kanlanmasını (canlılığını) ameliyat sırasında teyit ediyoruz. Bu sayede, ameliyat sonrası ellerde ve ayaklarda uyuşmaya neden olan kalsiyum düşüklüğü riskini de minimize ediyoruz.
Aşağıdaki tablo, Ankara A Life Sağlık Grubu verileri ve güncel literatür ışığında, sinir monitörü teknolojisinin komplikasyon oranları üzerindeki etkisini göstermektedir:
Zehirli guatr (Hipertiroidi), tiroid bezinin kontrolsüz bir şekilde fazla hormon (T3 ve T4) üretmesidir. Bu durum, cerrahi öncesinde hastanın metabolizmasının "fırtınalı" bir süreçte olduğunu gösterir. Yanıltmama ilkesi gereği belirtmek gerekir ki; zehirli guatr hastaları doğrudan ameliyat masasına alınmaz. Öncelikle ilaç tedavisiyle hormon seviyeleri normal sınırlara (ötiroid) çekilmeli, kalp hızı kontrol altına alınmalıdır.
Multinodüler guatrda ise durum daha çok yapısal bir sorundur. Tiroid bezi içinde çok sayıda nodül oluşur ve bu nodüller zamanla hem bası semptomlarına hem de kanser riskine yol açar. Ankara şubelerimizde, multinodüler vakalarda nüks riskini önlemek için genellikle Total Tiroidektomi (bezinin tamamının çıkarılması) yöntemini tercih ediyoruz.
Graves hastalığı, zehirli guatrın en yaygın nedenidir ve otoimmün bir süreçtir. Bu hastalığın en dramatik dış belirtisi, gözlerin öne doğru çıkması olarak bilinen Ekzoftalmi (Graves Oftalmopatisi) durumudur.
Güncel klinik yaklaşımlarımızda, aktif göz belirtileri olan Graves hastalarında cerrahi, radyoaktif iyot (atom) tedavisine göre daha öncelikli bir seçenektir. Çünkü atom tedavisi, bağışıklık sistemini tetikleyerek göz belirtilerinin daha da kötüleşmesine (oftalmopati alevlenmesi) neden olabilir. Cerrahi ise antijen kaynağı olan tiroid dokusunu hızla vücuttan uzaklaştırarak göz bulgularının stabilizasyonuna yardımcı olur.
"Plonjan" veya "Retrosternal" guatr, tiroid bezinin boyun bölgesinden aşağıya, göğüs kafesinin içine (iman tahtasının arkasına) doğru büyümesidir. Bu vakalar, cerrahi tecrübenin en üst seviyede olması gereken durumlardır.
Anatomik Riskler: Kitle, ana atardamarlara (arkus aorta) ve büyük damarlara çok yakındır.
Erişim Güçlüğü: Çoğu vakada boyundan yapılan kesi yeterli olsa da, çok derin yerleşimli vakalarda göğüs kafesinin açılması (sternotomi) gerekebilir.
Bası Etkisi: Soluk borusunu (trakea) yana doğru iterek ciddi nefes darlığı yaratır. Ankara yerleşkelerimizdeki uzman ekiplerimiz, bu zorlu kitleleri günümüz teknolojisinin sunduğu enerji cihazlarıyla büyük damarlara zarar vermeden boyundan çekerek (delivery) çıkarabilmektedir.
Zehirli veya büyük guatr vakalarında hastalarımızla paylaştığımız tedavi seçenekleri matrisi aşağıdadır:
Tiroidinizin tipi ne olursa olsun, önemli olan hastalığınızın biyolojik karakterine uygun cerrahi zamanlamayı yapmaktır. Ankara'nın üç stratejik noktasındaki uzmanlığımızla, "fırtınayı" dindirip sizi sağlığınıza kavuşturuyoruz.
Başkent’in sağlık otoritesi olarak bizi ayıran temel disiplinler şunlardır:
Üç Bölgede Tam Donanım: Ankara’nın her iki yakasında (Etimesgut-Batı, Pursaklar/Altındağ-Kuzey/Doğu) aynı yüksek teknolojik standartlara ve uzman kadroya sahip hastanelerimizle yanınızdayız.
Sinir Monitörü Standartı: "Sesiniz, kimliğinizdir" diyoruz ve tüm guatr vakalarımızda sinir monitörü kullanarak ses kısıklığı riskini güncel tıp literatürünün en alt sınırlarına çekiyoruz.
Hızlı İyileşme (Fast-Track) Protokolü: Enerji cihazları sayesinde kesisiz ve dren gerektirmeyen cerrahilerimizle hastalarımızı genellikle 24 saat içinde taburcu ediyoruz.
Estetik Titizlik: Minimal invaziv kesi tekniklerimiz ve doku yapıştırıcılarımız ile boyun bölgesinde ameliyat izini neredeyse görünmez hale getiriyoruz.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 19 Şubat 2026 15:22
Yayınlanma Tarihi: 29 Eylül 2024 14:03
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Guatr ameliyatı (tiroidektomi), boyunda bulunan tiroid bezinin bir kısmının veya tamamının cerrahi olarak çıkarılmasıdır. A Life Sağlık Grubu uzmanları, bezdeki aşırı büyüme, yutma güçlüğü veya kanser şüphesi durumlarında bu işlemi gerçekleştirir. Modern tekniklerle yapılan cerrahi, hormon dengesini ve ses tellerini koruyarak hastanın sağlığını 2026 tıp vizyonuyla güvence altına almayı ve hızlı iyileşmeyi hedefler.
Total tiroidektomi, tiroid bezinin tamamının alınmasıdır ve genellikle kanser veya yaygın nodüllerde tercih edilir. Lobektomi ise sadece tek lobun alınmasıdır. A Life Sağlık Grubu endokrin cerrahları, hastalığın yayılımına göre en koruyucu yöntemi seçer. Lobektomide kalan doku genellikle hormon üretmeye devam ederken, total işlemde ömür boyu dışarıdan hormon desteği alınması gerekir.
Nodüler guatr cerrahisi, tiroiddeki nodüllerin büyümesi, nefes borusuna baskı yapması veya biyopside kanser şüphesi saptanması durumunda uygulanır. A Life Sağlık Grubu’nda yapılan detaylı ultrason ve ince iğne biyopsisi sonuçlarına göre ameliyat kararı verilir. Amacımız, nodüllerin yol açtığı bası semptomlarını gidermek ve olası kötü huylu oluşumları vücuttan güvenle uzaklaştırarak hastanın konforunu sağlamaktır.
Zehirli guatr (hipertiroidi) ameliyatı, tiroid bezinin aşırı hormon üreterek vücuda zarar verdiği ve ilaçla kontrol altına alınamadığı durumlarda kesin çözümdür. A Life Sağlık Grubu’nda bezin tamamı alınarak (total tiroidektomi) kontrolsüz hormon üretimi durdurulur. Bu müdahale, kalpte çarpıntı ve göz problemleri gibi ciddi komplikasyonları önleyerek hastanın metabolik dengesini 2026 standartlarında kalıcı olarak düzenler.
Plonjan (retrosternal) guatr cerrahisi, tiroid bezinin göğüs kafesinin içine, iman tahtasının arkasına doğru büyüdüğü vakalarda uygulanır. Bu durum nefes borusuna baskı yaparak hayati risk oluşturur. A Life Sağlık Grubu endokrin cerrahi merkezinde, bu kompleks kitleler ileri görüntüleme eşliğinde, genellikle boyundan yapılan estetik bir kesiyle göğüs kafesi açılmadan başarıyla çıkarılarak hastanın solunumu hızlıca rahatlatılmaktadır.
Sinir monitörizasyonlu tiroid cerrahisi (IONM), ameliyat sırasında ses tellerine giden sinirlerin korunması için kullanılan ileri bir teknolojidir. A Life Sağlık Grubu’nda bu cihaz sayesinde sinirler dijital olarak takip edilir ve hasar riski minimize edilir. Bu yöntem, özellikle kanser vakalarında ses kısıklığı riskini en düşük seviyeye indirerek cerrahi güvenliği ve hasta memnuniyetini maksimize eder.
Minimal invaziv ve estetik tiroid ameliyatı, boyun çizgisine uyumlu, çok küçük ve gizli bir kesiyle gerçekleştirilir. A Life Sağlık Grubu uzmanları, gelişmiş optik sistemler kullanarak doku hasarını en aza indirir. Bu yaklaşım, ameliyat sonrası belirgin bir yara izi kalmasını önlerken, hastanın sosyal hayatına ağrısız ve estetik bir iyileşmeyle hızla dönmesini sağlayarak psikolojik konforu da artırır.
Guatr ameliyatı sırasında, tiroidin arkasındaki paratiroid bezlerinin korunması kalsiyum dengesi için hayati önem taşır. A Life Sağlık Grubu cerrahları, bu milimetrik bezleri özenle diseke ederek kanlanmasını korur. Paratiroid korunumu, ameliyat sonrası el ve ayaklarda uyuşma gibi kalsiyum düşüklüğü belirtilerini önleyerek hastanın nekahat dönemini sağlıklı bir şekilde tamamlamasına ve ilaç bağımlılığının önlenmesine yardımcı olur.
Tiroid kanseri cerrahisi, kanserli dokunun tamamen temizlenmesini hedefler. Eğer kanser çevreye yayılmışsa, lenf nodu diseksiyonu ile boyundaki riskli lenf bezleri de temizlenir. A Life Sağlık Grubu endokrin cerrahi merkezi, onkolojik temizlikten ödün vermeden fonksiyonel yapıları korur. Bu kapsamlı müdahale, hastalığın tekrarlama riskini minimize ederek hastalarımıza kansersiz ve sağlıklı bir yaşam perspektifi sunar.
A Life Sağlık Grubu endokrin cerrahi merkezi, yüksek teknolojili ameliyathaneleri ve deneyimli uzman kadrosuyla Ankara’da referans bir merkezdir. IONM (sinir monitörü) kullanımı, estetik dikiş teknikleri ve ameliyat sonrası multidisipliner takip süreçlerimizle fark yaratıyoruz. Teşhisten patolojiye kadar her aşamada sunduğumuz güvenilir sağlık hizmeti, hastalarımızın guatr tedavisinde güncel vizyonuyla en doğru çözüme ulaşmalarını sağlamaktadır.
Guatr ameliyatı sonrası iyileşme oldukça hızlıdır; hastalar genellikle bir gün sonra taburcu edilir. Dikişsiz veya estetik kapama teknikleri sayesinde yara bakımı zahmetsizdir. A Life takip protokolleri kapsamında, hastalarımız birkaç gün içinde günlük sosyal hayatlarına dönebilir. Ses koruma ve kalsiyum takibi uzmanlarımızca titizlikle yönetilerek, hastanın herhangi bir kısıtlama yaşamadan sağlıklı bir nekahat dönemi geçirmesi sağlanır.
Güncel guatr ameliyatı fiyatı; hastalığın türüne (zehirli guatr, kanser vb.), operasyonun kapsamına (total veya lobektomi) ve sinir monitörü kullanımına göre değişebilir. A Life Sağlık Grubu’nda SGK ve özel sigorta anlaşmalarıyla şeffaf maliyetlendirme sunulur. Net maliyet bilgisi, uzman hekim muayenesi ve gerekli radyolojik/patolojik tetkikler sonrasında belirlenen tedavi planına göre kesinleşmektedir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.