Halk arasında "çift eklemlilik" veya "vücut esnekliği" olarak bilinen hipermobilite, tıbbi perspektifte eklemi bir arada tutan bağların, tendonların ve kapsüllerin normalden daha gevşek ve uzayabilir olmasıdır. Bir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı olarak şunu söylemeliyim ki; esneklik genellikle bir avantaj gibi görünse de, kontrolsüz bir esneklik vücudun biyomekanik dengesini bozabilir.
Ankara A Life Sağlık Grubu’nun Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ yerleşkelerinde, hipermobiliteyi sadece "fazla esneme" olarak değil, vücudun propriyosepsiyon (eklem pozisyon hissi) mekanizmasındaki bir değişim olarak ele alıyoruz. Günümüzde bütüncül tıp vizyonumuzla, hastalarımızın sadece ağrılarını dindirmekle kalmıyor, kas dengesizliklerini ve postüral bozukluklarını da bir mühendislik hassasiyetiyle analiz ediyoruz.
Her esnek kişi hasta değildir; ancak bu esneklik ağrı, yorgunluk, eklem çıkıkları veya yumuşak doku yaralanmalarıyla birleştiğinde Benign (İyi Huylu) Eklem Hipermobilitesi Sendromu (BJHS) olarak adlandırılır. "İyi huylu" denmesinin sebebi, bu durumun Ehlers-Danlos Sendromu gibi daha ağır sistemik bağ dokusu hastalıklarından ayrılmasıdır.
BJHS'li bireylerde genellikle şu semptomlarla karşılaşırız:
Yürüyüş sonrası bacaklarda "büyüme ağrısı" benzeri sızlamalar.
Eklemlerden gelen sürekli "kütleme" sesleri.
Kasların, gevşek eklemi tutmak için aşırı çalışmasına bağlı gelişen kronik yorgunluk.
Sık tekrarlayan ayak bileği burkulmaları.
Ankara A Life uzman kadrosunun modern klinik verilerine dayanarak hazırladığı, hipermobilitenin yayılım tablosu aşağıdadır:
Hipermobilite bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir vücut tipidir. Eklemlerinizdeki bu "fazla mesai"yi durdurmak için kaslarınızı bir zırh gibi güçlendirmemiz gerekir.
Hipermobilite, vücudun temel yapı taşı olan kollajen liflerinin genetik olarak daha esnek üretilmesiyle karakterizedir. Kollajen sadece eklemlerde değil; damar duvarlarında, iç organların zarlarında ve ciltte de bulunur. Bu nedenle hipermobil bireylerde görülen şikayetler, genellikle klasik bir ortopedik sorunun çok ötesine geçer.
Bir fizik tedavi uzmanı olarak gözlemim; hastaların çoğunun "neden her yerim ağrıyor?" veya "neden bu kadar çabuk yoruluyorum?" sorularıyla bize başvurmasıdır. Güncel bütüncül tıp yaklaşımlarımızda, bu belirtilerin her birini hipermobilitenin sistemik birer parçası olarak kabul ediyoruz. Ankara’daki kliniklerimizde, eklem gevşekliği olan bir bireyi değerlendirirken kardiyoloji, gastroenteroloji ve psikiyatri disiplinleriyle koordineli çalışarak "bağ dokusu haritalandırması" yapıyoruz.
Eklemlerin stabilizasyonu iki ana mekanizmaya bağlıdır: Pasif stabilizatörler (bağlar ve kapsüller) ve aktif stabilizatörler (kaslar). Hipermobil bireylerde pasif stabilizatörler görevini tam yapamaz; bağlar bir paket lastiği gibi gevşektir.
İnstabilite ve Çıkıklar: Eklemler, fizyolojik yuvalarında durmakta zorlanır. Bu durum, özellikle omuz, diz kapağı ve çene ekleminde "sublüksasyon" dediğimiz yarım çıkıklara veya tam çıkıklara yol açar.
Kas Yorgunluğu ve Spazm: Bağların yapamadığı "tutma" görevini kaslar üstlenir. Kaslar eklemi korumak için gün boyu aşırı mesai yapar. Sonuç; sabah yorgun uyanma, geçmeyen boyun ve sırt ağrıları ve fibromiyalji ile karıştırılan yaygın vücut ağrılarıdır.
Erken Kireçlenme: Eklemin sürekli yanlış açılarda hareket etmesi, kıkırdak doku üzerinde mikroskobik aşınmalar yaratarak genç yaşta kireçlenme (osteoartrit) riskini artırır.
Bağ dokusu zayıflığı eklemlerden dışarı taştığında, vücudun diğer bölgelerinde de karakteristik izler bırakır. Ankara A Life Sağlık Grubu dermatoloji ve cerrahi birimlerimizde, hipermobiliteye eşlik eden şu "eklem dışı" bulguları sıklıkla tespit ediyoruz:
Cilt Yapısı: Cilt genellikle yumuşak, kadifemsi ve normalden daha esnektir. Yaralar geç iyileşebilir veya geniş, "sigara kağıdı" görünümünde izler bırakabilir. Cilt altındaki damarlar daha belirgin olabilir ve en küçük çarpmalarda bile morluklar oluşabilir.
Vasküler ve Organ Sorunları: Damar duvarlarındaki esneklik, varis oluşumuna veya tansiyon dengesizliklerine zemin hazırlar. Ayrıca karın duvarındaki zayıflık nedeniyle fıtıklar (kasık, göbek) ve pelvik taban gevşekliği sonucu idrar kaçırma gibi durumlar hipermobil bireylerde daha sık görülür.
Sindirim Sistemi: Mide ve bağırsakların esnekliğinin artması; reflü, mide boşalmasında gecikme veya irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi fonksiyonel sindirim sorunlarını tetikleyebilir.
Güncel tıp literatüründeki en heyecan verici keşiflerden biri, hipermobilite ile anksiyete (kaygı bozukluğu) arasındaki güçlü bağlantıdır. Bu durum "rastlantı" değildir; tamamen nörolojik bir temel üzerine kuruludur.
Hipermobil bireylerin otonom sinir sistemleri, genellikle "savaş ya da kaç" modunda daha aktiftir. Propriosepsiyon (vücudun boşluktaki konumunu algılama) duyuları zayıf olduğu için beyin, eklemlerin güvenliğini sağlamak amacıyla sürekli bir alarm hali içerisindedir. Bu durum; panik atak, çarpıntı ve sosyal kaygı gibi psikolojik yansımalara neden olabilir. Ankara'daki merkezlerimizde, hipermobilite rehabilitasyonuna "farkındalık ve nefes egzersizlerini" eklememizin sebebi, sadece eklemi değil, aşırı uyarılmış sinir sistemini de sakinleştirmektir.
A Life Sağlık Grubu standartlarında hastalarımız için hazırladığımız karşılaştırmalı tablo aşağıdadır:
Hipermobilite, vücudunuzun esnek bir yay gibi çalıştığı ancak bu yayın sürekli gergin olduğu bir durumdur. Ankara'nın üç stratejik noktasındaki kliniklerimizde, bu gerginliği yönetmeyi ve vücudunuzun biyomekanik mimarisini korumayı öğretiyoruz.
Hipermobilite tanısı klinik bir tanıdır; yani röntgen veya kan tahlili doğrudan "hipermobilite vardır" demez. Ancak bu testler, hipermobilite ile karışabilecek romatizmal hastalıkları elemek için hayati önem taşır. Teşhis süreci, hastanın eklem mobilitesini ölçen spesifik manevralarla başlar.
Modern tıbbi yaklaşımlarımızda, sadece ana eklemlere değil, hastanın postürüne, yürüyüş analizine ve yumuşak doku kalitesine de odaklanıyoruz. Ankara’daki merkezlerimizde, hastanın çocukluktan gelen "eklem çıkığı" öyküsü veya "geçmeyen büyüme ağrıları" gibi verileri, modern tanı kriterleriyle harmanlayarak bir risk haritası oluşturuyoruz.
Beighton Skoru, eklem gevşekliğini ölçmek için kullanılan en yaygın ve hızlı tarama testidir. Toplamda 9 puan üzerinden değerlendirilir. Bir yetişkin için genellikle 5 puan ve üzeri, hipermobilite lehine kabul edilir.
Bu testte bakılan 5 ana bölge mevcuttur:
Küçük Parmaklar: El bileği masaya dayalıyken serçe parmağın geriye doğru açısının > 90 derece olması.
Baş Parmaklar: Baş parmağın ön kola değecek kadar bükülebilmesi.
Dirsekler: Dirseğin düz pozisyondan daha geriye (hiperekstansiyon) > 10 derece gidebilmesi.
Dizler: Diz kapağının geriye doğru > 10 derece kilitlenmesi.
Gövde: Dizler hiç bükülmeden, avuç içlerinin tamamen yere değdirilmesi.
Beighton skoru sadece "hareketliliği" ölçerken, Brighton Kriterleri bu durumu bir "sendrom" olarak tanımlamamıza yardımcı olur. Bu kriterler, esnekliğin yanına ağrı ve doku hasarlarını da ekler.
Majör Kriterler: Beighton ≥ 4 olması ve 3 aydan uzun süren yaygın eklem ağrıları.
Minör Kriterler: 3 aydan kısa süreli ağrılar, sık tekrarlayan burkulmalar, cilt esnekliği, göz kapağı düşüklüğü (ptozis), varis veya fıtık öyküsü.
Ankara A Life uzmanları olarak, hastanın sadece skoruna bakmıyoruz. Eğer bir hastanın Beighton skoru 3 olsa bile (Minör), eşlik eden şiddetli ağrıları ve doku gevşeklikleri varsa, bu durumu yine de hipermobilite spektrum bozukluğu olarak değerlendirip tedaviye alıyoruz.
Hipermobilitenin en sinsi yan etkisi, propriyosepsiyon yani vücudun boşluktaki konumunu algılama yeteneğinin zayıflamasıdır. Bağlar gevşek olduğu için beyne giden "eklem şu açıda duruyor" sinyali geç gider.
Ankara kliniklerimizde uyguladığımız denge analizlerinde, hipermobil bireylerin gözleri kapalıyken dengeyi sağlamakta çok daha fazla zorlandığını görüyoruz. Bu durum, günlük hayatta "sakarlık" olarak adlandırılan çarpmalara ve takılıp düşmelere zemin hazırlar. Tanı sürecimizde bu testi yaparak, rehabilitasyonun odak noktasını sadece kas güçlendirmeye değil, aynı zamanda denge koordinasyonuna da yönlendiriyoruz.
A Life Sağlık Grubu standartlarında muayene sırasında kullandığımız puanlama tablosu aşağıdadır:
Hipermobilite tanısı, esnekliğinizin bir "yeteneğe" mi yoksa vücudunuza zarar veren bir "yüke" mi dönüştüğünü belirler.
Tıp dünyasında hipermobilite, bir şemsiye terimdir. Ancak bu şemsiyenin altında, sadece eklemleri etkileyen "İyi Huylu Hipermobilite" ile vücudun tüm kollajen ağını sarsan Ehlers-Danlos Sendromu (EDS) arasındaki farkı anlamak, hastanın yaşam süresini ve kalitesini doğrudan etkiler.
EDS, kollajen sentezindeki genetik mutasyonlar sonucu gelişen, dokuların dayanıksızlığı ile karakterize bir hastalık grubudur. Modern klinik pratiklerimizde, basit hipermobiliteyi "mekanik bir gevşeklik" olarak görürken; EDS'yi "yapısal bir zayıflık" olarak tanımlıyoruz. Ankara yerleşkelerimizde hastalarımızı değerlendirirken sorduğumuz temel soru şudur: "Sadece eklemlerin mi çok hareketli, yoksa dokuların da mı çok kırılgan?"
2017 uluslararası sınıflandırması ve günümüz güncellemeleri doğrultusunda 13 farklı EDS tipi tanımlanmıştır. Ancak klinikte en sık karşılaştığımız iki tip arasındaki farkı bilmek hayati önem taşır:
Klasik EDS (cEDS): Bu tipte sorun eklemlerden çok cildedir. Cilt bir kağıt gibi incedir ve bir paket lastiği gibi aşırı esner. En küçük çarpmalarda "sigara kağıdı" (atropik) izler bırakan derin yaralar oluşur. Bu hastalarımızda Tip V kollajen sentezi hatalıdır.
Hipermobil EDS (hEDS): EDS türleri arasında en yaygın olanıdır. Eklemlerde aşırı gevşeklik, sık çıkıklar ve kronik ağrı ön plandadır. İlginç olan, hEDS'nin hala spesifik bir genetik testinin olmamasıdır; tanı tamamen klinik muayene ve aile öyküsüyle konulur. Ankara A Life Sağlık Grubu’nda bu tanıyı koyarken, hastanın sadece Beighton skoruna değil, damar yapısına ve kalp kapakçıklarının (mitral valf) durumuna da odaklanıyoruz.
Bağ dokusu hastalıklarının "riskli" kardeşleri olan Marfan ve Loeys-Dietz sendromları, hipermobilite ile karıştırıldığında geri dönüşü olmayan vasküler (damarsal) krizlere yol açabilir.
Marfan Sendromu: Fibrillin-1 proteinindeki hata sonucu oluşur. Hastalar genellikle uzun boylu, uzun parmaklı (araknodaktili) ve uzun kolludur. Burada hipermobilite bir bulgudur ancak asıl tehlike aort kökü genişlemesidir. Hastanın göğüs kafesinde çöküklük veya çıkıklık olması, ayırıcı tanıda bizi Marfan'a yönlendiren güçlü işaretlerdir.
Loeys-Dietz Sendromu: Marfan ile benzerlik gösterse de, damarların çok daha erken yaşta genişlemesine (anevrizma) ve yırtılmasına neden olan daha agresif bir tablodur. Ankara’daki merkezlerimizde, hipermobiliteye eşlik eden "ikiye ayrılmış küçük dil" (bifid uvula) veya çok belirgin göz mesafesi farkı gördüğümüzde, hastayı hemen ileri kardiyovasküler taramaya yönlendiriyoruz.
Güncel tıp dünyasında Yeni Nesil Dizileme (NGS) teknolojisi, bağ dokusu hastalıklarının tanısında devrim yaratmıştır. Ankara A Life Sağlık Grubu bünyesinde, şüpheli vakalarda kapsamlı genetik panellerle (Marfan, Klasik EDS, Vasküler EDS panelleri) kesin tanıya ulaşıyoruz.
Ancak unutulmamalıdır ki; genetik testler her zaman "Evet/Hayır" demez. Özellikle Hipermobil EDS (hEDS) tipinde genetik bir işaretleyici henüz bulunmadığı için, negatif bir test sonucu "Sizde EDS yok" anlamına gelmeyebilir. Bu noktada klinik tecrübe ve hastanın semptomlarının ağırlığı (kronik ağrı, bağırsak sorunları, otonom bozukluklar) tanıda birincil rehberimiz olmaya devam eder.
A Life Sağlık Grubu uzmanlarının ayırıcı tanıda kullandığı profesyonel matris:
Hipermobilite, bazen sadece bir esneklik hali; bazen de vücudun içindeki sessiz bir alarmdır. Ankara'nın üç stratejik noktasındaki kliniklerimizde, bu ayrımı en ileri teknolojilerle yaparak hastalarımıza "güvenli hareket etme" özgürlüğü sunuyoruz.
Hipermobilite tedavisinde temel felsefe, propriyosepsiyon (eklem pozisyon hissi) ve stabilizasyon üzerine kuruludur. Hipermobil bireylerin beyinleri, eklemlerin nerede bittiğini ve nerede başladığını algılamakta gecikir. Bu gecikme, eklemin fizyolojik sınırını aşmasına ve bağların zorlanmasına neden olur.
Ankara’daki merkezlerimizde uyguladığımız model protokoller, hastayı "pasif alıcı" konumundan çıkarıp "aktif kontrolör" haline getirir. Tedavi; sadece ağrı kesici akımlar veya sıcak uygulamalar değil, sinir-kas sistemini yeniden programlayan özel bir mühendislik sürecidir. Eklemi koruyan bağlar gevşekse, bu görevi kasların "refleks" düzeyinde üstlenmesi gerekir.
Hipermobilite rehabilitasyonunun "altın standardı" izometrik egzersizlerdir. İzometrik egzersizler, kasın boyu değişmeden, yani eklem hareket etmeden yapılan kuvvet antrenmanlarıdır.
Neden İzometrik? Dinamik egzersizlerde (ağırlık kaldırma gibi), hipermobil bireyler farkında olmadan eklemi "hiperekstansiyon" dediğimiz aşırı açılma noktasına kilitlerler. Bu, kası değil bağı yükler. İzometrik çalışmada ise eklem güvenli orta bölgedeyken kas maksimum dirençle çalışır.
Nörolojik Programlama: İzometrik kasılma, beyne eklemin sabit ve güvenli olduğu sinyalini gönderir. Ankara A Life kliniklerinde, özellikle omuz ve diz instabilitesi olan hastalarımızda, bu yöntemle eklem çevresi dokuların dayanıklılığını (stiffness) kontrollü bir şekilde artırıyoruz.
Biyomekanikte temel bir kural vardır: "Uçlardaki hareketlilik, merkezdeki stabiliteye bağlıdır." Eğer omurganız ve kalçanız (merkez/core) yeterince sabit değilse, el ve ayak bileklerinizdeki hipermobilite çok daha fazla ağrı üretir.
Omuz Kuşağı: Hipermobil bireylerde kürek kemiği (skapula) genellikle duvarda sallanan bir tablo gibi dengesizdir. Omuz rehabilitasyonumuzda, önce kürek kemiğini göğüs kafesine sabitleyen kasları (serratus anterior, alt trapezius) eğitiyoruz.
Pelvik Stabilite: Kalça eklemi gevşekliği, bel ağrılarının birincil sebebidir. Core bölgesini sadece "karın kası" olarak değil, omurgayı her yönden saran bir korse gibi güçlendiriyoruz. Ankara yerleşkelerimizde kullandığımız Biofeedback sistemleri ile hastanın bu derin kaslarını ne kadar doğru kastığını anlık olarak ekranda görmesini sağlıyoruz.
Pek çok hipermobil birey, doğal yetenekleri olduğu için Pilates ve Yoga’ya yönelir. Ancak dikkatli olunmazsa bu durum "yangına körükle gitmek" gibidir.
Yoga Tuzağı: Bazı yoga pozları, bağları daha da germeyi hedefler. Hipermobil biri zaten gergin olan bağlarını daha fazla zorladığında, eklem içindeki kıkırdak hasarı hızlanır.
Pilates Avantajı (Modifiye Edilirse): Pilates, merkez bölgeyi güçlendirmek için harikadır; ancak hareketlerin "range"i (genişliği) kısıtlanmalıdır. Bir egzersiz sırasında ekleminizi kilitleyebiliyor olmanız, bunu yapmanız gerektiği anlamına gelmez. 2026 tıp vizyonumuzda, hipermobil hastalarımıza "klinik pilates" protokollerini, eklemi son noktaya götürmeden, kontrol odaklı bir şekilde öğretiyoruz.
A Life Sağlık Grubu Fizik Tedavi uzmanları tarafından hazırlanan, günlük hayatınızda rehber olacak egzersiz tablosu:
Hipermobilite rehabilitasyonu bir sprint değil, bir maratondur. Eklemlerinizin "gevşek" doğasını kaslarınızın "disipliniyle" terbiye etmelisiniz.
Ankara’daki sağlık ekosisteminde bizi ayıran temel farklar, hipermobiliteye yaklaşımımızdaki "bütüncül derinlik"tir:
Uzman FTR ve Romatoloji Kadrosu: Hipermobilitenin altındaki yatan nedenin basit bir gevşeklik mi yoksa sistemik bir Ehlers-Danlos tablosu mu olduğunu ayırt eden deneyimli bir ekibe sahibiz.
Propriyosepsiyon Odaklı Teknoloji: Pursaklar merkezimizde bulunan denge ve koordinasyon platformları ile beyninizin eklemlerinizden aldığı "konum bilgisini" yeniden kalibre ediyoruz.
Klinik Pilates ve Stabilizasyon: Etimesgut ve Altındağ yerleşkelerimizde, hipermobiliteye özel modifiye edilmiş, eklemi kilitlemeden güçlendiren "Hiper-Pilates" protokolleri uyguluyoruz.
Multidisipliner İzlem: Eğer hipermobilitenize kalp kapakçığı sorunları veya sindirim problemleri eşlik ediyorsa, kardiyoloji ve gastroenteroloji birimlerimizle eş zamanlı bir takip süreci başlatıyoruz.
* Bu akademik panel, hipermobilite ve ilişkili bağ dokusu varyasyonlarının tıbbi temellerini kanıta dayalı verilerle sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Bilgiler teşhis niteliğinde değildir; eklem ağrısı veya instabilite durumunda bir fizik tedavi uzmanı veya romatoloğa başvurulmalıdır.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 27 Şubat 2026 12:13
Yayınlanma Tarihi: 27 Şubat 2026 10:55
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
Hipermobilite nedir sorusunun cevabı, eklemlerin normal hareket sınırlarının ötesine geçebilmesi durumudur; halk arasında "çift eklemlilik" olarak da bilinir. Bu durum sadece bir esneklik göstergesi değil, kollajen yapısındaki farklılıktan kaynaklanan sistemik bir bağ dokusu özelliğidir. A Life Sağlık Grubu uzmanları, ağrı ve instabilitenin eşlik ettiği vakaları profesyonelce teşhis ederek, kişiye özel koruyucu tedavi süreçlerini 2026 standartlarında başlatmaktadır.
Hipermobilite belirtileri arasında kronik kas yorgunluğu, tekrarlayan burkulmalar ve eklemlerden gelen kütleme sesleri öne çıkar. Ayrıca cilt esnekliği, kolay morarma, varis ve fıtık eğilimi de sık görülür. A Life Sağlık Grubu kliniğinde, eklem dışı belirtiler olan reflü, IBS gibi sindirim sorunları ve anksiyete eğilimi de bütünsel bir yaklaşımla değerlendirilerek hastanın yaşam kalitesini maksimize edecek profesyonel çözümler sunulmaktadır.
Beighton skalası, eklem gevşekliğini objektif olarak ölçmek için kullanılan 9 puanlık bir testtir. Başparmağın ön kola değmesi veya dizlerin geriye kaçması gibi manevraları içerir. A Life Sağlık Grubu uzmanları, 5 ve üzeri puan alan yetişkinlerde klinik muayeneyi derinleştirerek hipermobilite sendromu teşhisini kesinleştirmekte ve Brighton kriterleri eşliğinde hastanın bağ dokusu yapısına uygun en güvenli hareket haritasını belirlemektedir.
Hipermobilite tedavisi, gevşek olan eklemleri stabilize edecek güçlü bir kas yapısı inşa etmeye odaklanır. Tedavide izometrik egzersizler, core stabilite çalışmaları ve klinik pilates kritik rol oynar. A Life Sağlık Grubu'nda uzman fizyoterapistlerimiz, bağların üzerindeki yükü azaltan ve propriyosepsiyonu artıran özel programlar uygular. Amaç, ağrıyı yönetmek, subluksasyon (yarı çıkık) riskini önlemek ve hastanın günlük hayatta güvenle hareket etmesini sağlamaktır.
Hipermobilite egzersizleri seçilirken "güvenli-riskli matrisi" esas alınmalıdır. Kontrolsüz yoga hareketleri veya eklemi aşırı geren statik esnemeler yaralanma riskini artırabilir. A Life Sağlık Grubu bünyesinde sunulan klinik pilates ve skapular stabilite egzersizleri, eklemlerin kontrolsüz "kilitlenmesini" önleyerek kas kontrolünü maksimize eder. Stabilite odaklı bu hareketler, bağ dokusunu yormadan vücut mekaniğini modern tıp vizyonuyla güçlendirerek uzun vadeli iskelet sağlığını korur.
Propriyosepsiyon bozukluğu, eklemlerin boşluktaki konumunu algılama yeteneğinin zayıflamasıdır ve hipermobiliteli bireylerde sık görülür. Bu durum sakarlık ve sık düşmelere yol açar. A Life Sağlık Grubu’nda uygulanan denge ve propriyosepsiyon testleri ile bu açık saptanır; özel sensörimotor egzersizlerle hastanın beyin ve eklem arasındaki iletişim ağı güçlendirilerek, yaralanmaların önüne geçen profesyonel bir "vücut farkındalığı" eğitimi verilerek hastanın güvenliği sağlanır.
Bilimsel veriler, hipermobilitesi olan bireylerde anksiyete ve panik bozukluk eğiliminin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durum, bağ dokusundaki farklılığın otonom sinir sistemi aktivasyonunu etkilemesinden kaynaklanabilir. A Life Sağlık Grubu, hipermobilite sendromu olan hastalarında psikolojik esenliği de gözeterek multidisipliner bir tedavi sunar; fiziksel instabiliteyi yönetirken zihinsel dengeyi de destekleyen bütünsel protokollerle hastanın yaşam kalitesini modern vizyonuyla yükseltir.
Evet, eklemlerin sürekli gevşek olması kıkırdak yüzeylerine binen yükü dengesizleştirerek erken kireçlenme riski oluşturabilir. A Life Sağlık Grubu uzmanları, erken evrede başlanan kas güçlendirme ve skapular stabilite programlarıyla eklem yükünü bağlardan kaslara aktarır. Bu sayede kıkırdak hasarı minimize edilerek hastanın ilerleyen yaşlarda da ağrısız, aktif ve konforlu bir hareket kapasitesine sahip olması bilimsel yöntemlerle profesyonelce hedeflenmektedir.
Hipermobilite bazen Ehlers-Danlos (hEDS) veya Marfan sendromu gibi ciddi genetik hastalıkların bir parçası olabilir. A Life Sağlık Grubu’nda yapılan detaylı klinik değerlendirme sonrası, şüpheli vakalarda genetik testlerin rolü büyüktür. Bu testler, bağ dokusu tipini kesinleştirerek hastanın kalp-damar ve iç organ sağlığını koruyacak spesifik takip protokollerinin oluşturulmasını sağlar ve olası hayati riskleri modern tıp teknolojileriyle erkenden saptamamıza olanak tanır.
Hipermobilite nasıl geçer sorusuna en dürüst yanıt, bunun genetik bir "yapı özelliği" olduğudur; dolayısıyla tamamen yok olmaz ancak mükemmel şekilde yönetilebilir. A Life Sağlık Grubu’nun multidisipliner yaklaşımıyla; ağrı yönetimi, doğru egzersiz disiplini ve vücut mekaniği eğitimi sayesinde belirtiler kontrol altına alınır. Kişi, eklemlerini nasıl doğru kullanacağını öğrendiğinde hipermobilite bir engel olmaktan çıkıp, profesyonelce yönetilen sağlıklı bir fiziksel özelliğe dönüşmektedir.
A Life Sağlık Grubu yaklaşımı, hipermobiliteyi sadece "esneklik" olarak değil, tüm sistemi etkileyen bir durum olarak ele alır. Fizik tedavi, ortopedi ve romatoloji uzmanlarımızın iş birliğiyle; sindirim sorunlarından otonom sinir sistemi bulgularına kadar her detay incelenir. Ankara’daki merkezimizde, yeni nesil egzersiz protokolleri ve ileri tanı araçlarıyla hastalarımıza sadece ağrısız bir yaşam değil, vücutlarıyla barışık ve güvenli bir gelecek sunarak fark yaratıyoruz.
Güncel hipermobilite muayene fiyatları ve fizik tedavi paketleri; yapılacak analizlerin kapsamına (Beighton testi, denge analizi, genetik tarama) ve seans sayısına göre değişebilir. A Life Sağlık Grubu bünyesinde SGK ve özel sağlık sigortası anlaşmalarıyla şeffaf maliyetlendirme sunulur. Net maliyet bilgisi, uzman doktorumuzun yapacağı detaylı değerlendirme sonrası hastanın ihtiyaç duyduğu stabilizasyon programına göre şeffaf bir şekilde planlanmaktadır.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.