Sialendoskopi, tükürük bezlerinin ana kanallarındaki darlık, taş ya da iltihabi durumların mikroskopik kamera sistemleri yardımıyla doğrudan görüntülenerek teşhis ve tedavi edilmesine olanak tanıyan kapalı cerrahi yöntemdir. Geleneksel açık cerrahi tekniklerine kıyasla devrim niteliğinde olan bu uygulama, özellikle çene altı ve kulak önü tükürük bezlerinin anatomik yapısını bütünüyle koruyarak müdahale imkânı sunar. Modern tıbbın sunduğu teknolojik olanaklar sayesinde, çapı 1 milimetrenin altında olan ultra ince endoskoplar ile bezin kanal sistemine girilmekte; bu sayede doku travması asgari düzeye indirilmektedir.
Teknolojik gelişimin tıp literatürüne kazandırdığı bu yöntem, yalnızca taşların (sialolitiazis) çıkarılmasını değil, aynı zamanda kanal içi darlıkların genişletilmesini ve kronik enfeksiyonların özel solüsyonlarla yıkanarak temizlenmesini de sağlar. Tanısal süreç ile tedavi aşamasını tek bir seansta birleştirmesi, hastanın iyileşme sürecini belirgin şekilde hızlandırırken, dışarıdan herhangi bir kesi yapılmadığı için estetik kaygıları da tamamen ortadan kaldırır. Tükürük bezi hastalıklarının yönetiminde organ koruyucu bir felsefe benimseyen sialendoskopi, glandüler fonksiyonun (bezin çalışma işlevinin) sürdürülebilirliği açısından günümüzde kulak burun boğaz alanındaki en gelişmiş uygulamalardan biri olarak kabul edilmektedir.
Sialendoskopi, tükürük bezi hastalıklarının modern tanı ve tedavi sürecinde merkezi bir rol oynamaktadır. Geleneksel yöntemlerle ulaşılamayan kanal içi bölgelere erişim sağlaması, bu tekniğin temel tercih nedenidir. Uygulama, hastanın semptomlarına ve altta yatan patolojik sürece göre şu durumlar için gerçekleştirilmektedir:
Tükürük Bezi Taşları (Sialolitiazis): Tükürük bezi taşları, toplumda en sık görülen tıkanıklık nedenidir. Kalsiyum birikintileri ana kanalları tamamen veya kısmen tıkayabilir. Bu durum yemek yerken şiddetli ağrı ve şişliğe yol açar. Sialendoskopi ile taşlar doğrudan görüntülenerek kapalı yöntemle çıkarılır. Bezin dokusu bu işlem sırasında hiçbir zarar görmez.
Kanal Darlıkları (Stenozlar): Tükürük kanallarındaki daralmalar, salgının akışını önemli ölçüde kısıtlar. Geçirilmiş enfeksiyonlar veya mekanik travmalar darlığa sebep olur. Kanal çapı bazen mikron düzeyine kadar düşmektedir. Endoskopik yöntemle bu dar bölgeler balonlarla genişletilir. Bezin iç basıncı bu müdahale ile normale döner.
Kronik Tükürük Bezi İltihabı: Tekrarlayan enfeksiyonlar bezin anatomik yapısını zamanla ciddi bozar. Zararlı bakteriler kanal sisteminde dirençli koloniler oluşturur. Standart antibiyotik tedavileri her zaman kesin çözüm sunmaz. Kanal içi yıkama işlemiyle enfeksiyon odakları bölgeden uzaklaştırılır. Bu işlem bezin fizyolojik işlevini tamamen geri kazandırır.
Çocuklarda Tekrarlayan Parotit: Çocukluk çağında görülen kronik şişlikler çok ciddi bir sorundur. Bu durum tıp literatüründe juvenil rekürren parotit adıyla tanımlanır. Genç hastalarda kalıcı doku hasarı oluşması istenmeyen bir durumdur. Sialendoskopi, pediatrik vakalarda en güvenli ve koruyucu cerrahi tercihtir. Operasyon sonrası iyileşme süreci oldukça hızlı şekilde tamamlanmaktadır.
Sjögren Sendromu Komplikasyonları: Sjögren sendromu, tükürük üretimini azaltan sistemik ve romatizmal bir hastalıktır. Tükürük salgısının miktarı azalırken yapısı da giderek koyulaşır. Koyu salgı kanal içinde sertleşen mukus tıkaçları oluşturur. Bu tıkanıklıklar hastanın yaşam kalitesini ve ağız sağlığını bozar. Endoskopik müdahale ile kanallar rahatlatılarak salgı akışı artırılır.
Radyoaktif İyot Tedavisi Yan Etkileri: Tiroid kanseri tedavisinde kullanılan radyoaktif iyot, tükürük bezlerini etkileyebilir. Tedavi sonrası kanallarda ödem oluşur ve kanallar daralır. Sialendoskopi, bezin kalıcı olarak kurumasını engellemek amacıyla uygulanır. İşlem sonrasında kanal sistemi temizlenir ve ödem hızlıca dağılır.
Mukus Tıkaçları ve Debrisler: Tükürük kanallarında bazen yoğun ve yapışkan mukus birikir. Mukus tıkaçları klinik tablo olarak taş benzeri belirtiler verir. Hastalar özellikle yemek sırasında ani gelişen ağrıdan şikayet ederler. Endoskopi ile mukus birikintileri kanaldan başarıyla tahliye edilmektedir. Kanalın doğal akışkanlığı bu sayede tekrar tesis edilir.
Tanısal Belirsizlikler: Ultrasonografi veya tomografi bazen çok küçük patolojileri tespit edemez. Radyolojik görüntüleme teknikleri kanal içini her zaman net gösteremeyebilir. Klinik olarak şüpheli durumlarda kanal içi doğrudan gözlem değerlidir. Sialendoskopi, tanısal kesinliği yüzde yüze kadar ulaştıran bir yöntemdir. Hatalı teşhis riskini bu uygulama tamamen ortadan kaldırır.
Tükürük bezi hastalıklarının tedavisinde geleneksel açık cerrahi ile modern sialendoskopik yöntem arasındaki temel farklar aşağıdaki tabloda detaylandırılmıştır:
Minimal invaziv bir teknik olan sialendoskopi, tükürük bezi cerrahisinde köklü bir paradigma değişimini temsil etmektedir. Geleneksel cerrahi yaklaşımlarda, özellikle büyük çaplı sialolitler (taşlar) veya yaygın kronik iltihabi durumlar söz konusu olduğunda, hekim sıklıkla tükürük bezinin tamamının cerrahi olarak çıkarılması (eksizyon) yoluna gitmekteydi. Ancak sialendoskopi, bezin parankim dokusuna ve çevre dokulara zarar vermeden doğrudan kanal içindeki patolojiye odaklanmayı mümkün kılar. Bu yaklaşım, hastanın anatomik bütünlüğünün korunmasının yanı sıra fizyolojik fonksiyonların sürdürülebilirliği açısından da kritik bir öneme sahiptir.
Açık cerrahide, tükürük bezlerinin fasiyal sinir (yüz siniri) veya lingual sinir (dil siniri) gibi hayati yapılarla olan yakın komşuluğu, operasyon sırasında kalıcı felç veya his kaybı gibi ciddi komplikasyon risklerini beraberinde getirmektedir. Sialendoskopi yönteminde ise müdahale tamamen kanal lümeni içerisinden gerçekleştirildiği için bu sinirsel yapılarla temas gerçekleşmez; dolayısıyla nörolojik hasar riski teorik olarak asgari düzeye indirgenir.
Operasyon sırasında kullanılan mikro-aletlerin ve lazer teknolojilerinin hassasiyeti, doku travmasını cerrahi olarak tam kontrol edilebilir bir seviyede tutar. İyileşme evresindeki en belirgin avantaj, hastanın vücudunda herhangi bir dikiş hattı veya diren (sıvı tahliye borusu) bulunmamasıdır. Bu durum, doku altında fibrozis olarak adlandırılan sert yara dokusunun oluşumunu engeller ve hastanın çiğneme, yutkunma gibi temel oral fonksiyonlarını operasyondan hemen sonra kesintisiz sürdürmesine olanak tanır. Tıbbi literatürde "organ koruyucu cerrahi" olarak nitelendirilen bu uygulama, tükürük salgısının ağız florasını koruma ve sindirim enzimlerini sağlama görevlerini aksatmadan devam ettirmesini sağlar. Teknolojik donanım arttıkça, lazer litotripsi gibi yöntemlerle entegre edilen sialendoskopi, açık cerrahinin kaçınılmaz görüldüğü vakalarda bile başarılı sonuçlar vererek hastanın yaşam kalitesini en üst düzeyde korumaktadır.
Sialendoskopi, tükürük bezi sistemindeki mekanik ve inflamatuar bozuklukların yönetiminde en etkili minimal invaziv tekniktir. Bu yöntem, özellikle baş boyun bölgesinin en büyük iki tükürük bezi olan parotis ve submandibuler bezlerin kanal sistemlerine odaklanır. Kulak önünde konumlanan parotis bezinin drenajını sağlayan Stensen kanalı ile çene altında bulunan submandibuler bezin ana yolu olan Wharton kanalı, bu mikro-endoskopik girişimlerin temel çalışma alanlarını oluşturur. Her iki kanal sistemi de kendine has anatomik zorluklara ve hastalık eğilimlerine sahiptir.
Tükürük bezi hastalıkları arasında en sık karşılaşılan klinik tablo, kanallar içerisinde kalsiyum birikintilerinin oluşmasıyla karakterize olan sialolitiazis durumudur. Özellikle Wharton kanalı, yer çekimine karşı yukarı yönlü seyri ve tükürük salgısının daha yoğun kıvamda olması nedeniyle taş oluşumuna oldukça yatkındır. Sialendoskopi sayesinde, kanal içinde hapsolan bu taşlar doğrudan görselleştirilir. Eğer taşın çapı kanal lümeninden küçükse, "basket" adı verilen titanyum mikro-sepetler yardımıyla taş tek parça halinde çıkarılır. Ancak taşın boyutu kanal çapını aşıyorsa, lazer litotripsi teknolojisi devreye girer. Lazer fiberleri aracılığıyla taşın merkezine iletilen enerji, taşı mikron düzeyinde parçalara ayırır ve bu fragmanlar kanal dışına tahliye edilir.
Kanal sisteminde görülen bir diğer kritik sorun ise stenoz (darlık) oluşumudur. Geçirilmiş ağır enfeksiyonlar, travmalar veya otoimmün süreçler sonucunda kanal duvarlarında fibrotik dokular gelişebilir. Bu daralmalar, tükürük salgısının ağız içine akışını fiziksel olarak engeller ve bezde ağrılı şişliklere neden olur. Sialendoskopi, bu stenotik bölgelerin tespiti ve tedavisinde benzersiz bir avantaj sunar. İşlem sırasında kanal içine ilerletilen yüksek basınçlı mikro-balonlar veya dereceli dilatörler kullanılarak dar bölge mekanik olarak genişletilir. Bu dilatasyon işlemi, tükürük akışını anında normale döndürerek bezin parankim dokusunun korunmasını sağlar.
Kronik sialadenit olarak adlandırılan ve bezin tekrarlayan iltihabi durumlarını kapsayan patolojilerde de sialendoskopi terapötik bir role sahiptir. Özellikle Sjögren sendromu veya radyoaktif iyot tedavisi sonrası gelişen kronik inflamasyonlarda, kanal içinde yoğun mukus tıkaçları ve debris birikintileri oluşur. Endoskopik müdahale sırasında bu birikintiler basınçlı serum fizyolojik ve steroid içerikli solüsyonlarla yıkanarak temizlenir (lavaj). Bu yıkama işlemi, hem kanalın iç yüzeyindeki irritasyonu azaltır hem de inflamasyonun kronikleşmesini engelleyerek hastanın semptomlarını belirgin şekilde rahatlatır.
Sialendoskopi uygulamaları, parotis bezinin Stensen kanalı gibi dar ve kıvrımlı yapılarda bile hekime tam kontrol sağlar. Modern optik sistemler, kanalın en derin bölgelerindeki milimetrik değişimleri bile yüksek çözünürlükle ekrana yansıtır. Bu teknolojik derinlik, sadece tedavi değil, aynı zamanda radyolojik görüntüleme ile saptanamayan şüpheli durumların teşhis edilmesini de sağlar. Sonuç olarak, bezin cerrahi olarak tamamen çıkarılma zorunluluğunu ortadan kaldıran bu yöntem, tükürük bezi fonksiyonlarının ve ağız içi fizyolojisinin korunmasında modern tıbbın ulaştığı en ileri noktadır.
Sialendoskopi işlemi, tükürük bezi kanallarının anatomik yapısını bozmadan gerçekleştirilen, yüksek teknoloji odaklı bir cerrahi prosedürdür. Uygulama süreci, hastanın genel durumu ve müdahale edilecek patolojinin karmaşıklığına göre şu temel adımlarla ilerler:
Lokal veya Genel Anestezi: İşlem öncesinde hastanın konforunu sağlamak amacıyla uygun anestezi yöntemi belirlenir. Basit taş çıkarma veya tanısal işlemler genellikle lokal anestezi ve sedasyon altında gerçekleştirilirken; daha karmaşık lazer litotripsi veya çoklu darlık vakalarında genel anestezi tercih edilir. Bu sayede işlem sırasında hastanın ağrı duyması tamamen engellenmiş olur.
Kanal Genişletme ve Endoskop Girişi: Müdahale edilecek olan Wharton kanalı veya Stensen kanalı giriş delikleri (punatumlar) özel mikro-dilatörler yardımıyla nazikçe genişletilir. Kanal lümeni uygun çapta açıldıktan sonra, içerisinde optik sistem ve yıkama kanalı bulunan ultra-ince sialendoskop sisteme yerleştirilir. Cihaz ilerletilirken kanal içine sürekli serum fizyolojik verilerek kanalın açık kalması ve net bir görüntü alınması sağlanır.
Taş Çıkarma veya Girişimsel Müdahale: Endoskop aracılığıyla tıkanıklığın nedeni (taş, darlık veya mukus plağı) tespit edilir. Eğer taş mevcutsa, sialendoskopun içinden gönderilen mikro-basket (sepet) ile taş yakalanarak dışarı çıkarılır. Kanalda darlık saptanmışsa, balon dilatasyon yöntemiyle dar bölge genişletilir. İşlem tamamlandıktan sonra kanal sistemi tekrar kontrol edilerek endoskop geri çekilir ve prosedür sonlandırılır.
Sialendoskopi sonrası iyileşme süreci, kapalı cerrahi tekniğin avantajları sayesinde oldukça hızlı ve konforlu tamamlanır. İşlemden sonraki ilk birkaç saat içinde tükürük bezinde hafif bir şişlik hissedilmesi normaldir; bu durum, uygulama sırasında kanalı açmak için kullanılan serum fizyolojik sıvısından kaynaklanır ve genellikle 24 saat içinde kendiliğinden dağılır. Hastalar operasyonun yapıldığı gün taburcu edilerek günlük rutinlerine dönebilirler.
Beslenme düzeni, iyileşme hızını ve bezin fonksiyonlarını doğrudan etkiler. Operasyon sonrasındaki ilk 48 saat boyunca bol sıvı tüketilmesi, tükürük akışını teşvik etmek ve kanalları temizlemek açısından kritiktir. Hekimler genellikle limon, portakal gibi asidikli gıdalar veya şekersiz sakız kullanılmasını önerir (sialogoglar). Bu yöntem, tükürük bezini uyararak salgının artmasını sağlar ve kanalın doğal yollarla temizlenmesine yardımcı olur.
Ağız hijyenine azami dikkat gösterilmeli, işlem yapılan kanal ağzına zarar vermeyecek şekilde yumuşak fırçalama yapılmalıdır. İlk birkaç gün aşırı sıcak, baharatlı veya sert gıdalardan kaçınmak, kanal girişindeki hassasiyeti asgari düzeye indirir. Sialendoskopi, dışarıdan dikiş gerektirmeyen bir işlem olduğu için yara bakımı ihtiyacı yoktur; ancak uzman hekimin reçete ettiği antibiyotik veya ödem çözücü ilaçların düzenli kullanımı, enfeksiyon riskini tamamen ortadan kaldırmak için gereklidir.
Bu içerik, aşağıdaki uluslararası tıp literatürü ve akademik veritabanları doğrultusunda hazırlanmıştır:
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 10 Şubat 2026 14:14
Yayınlanma Tarihi: 10 Şubat 2026 13:58
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Sialendoskopi, tükürük bezlerindeki taş, darlık veya iltihapların çok ince endoskoplar yardımıyla kapalı yöntemle teşhis ve tedavi edilmesidir. Cerrahi kesi yapılmadan uygulanan bu yöntem, bezin korunmasını sağlar. Ankara’da bu ileri tedaviye A Life Sağlık Grubu’nun Etimesgut, Altındağ veya Pursaklar şubelerinden size en yakın olanına başvurarak uzman KBB hekimlerimiz aracılığıyla ulaşabilirsiniz.
Yemek yerken çene altında veya kulak önünde oluşan ani şişlik ve ağrı, tükürük bezi taşı belirtileri arasındadır. Ağza kötü tat gelmesi de enfeksiyon habercisi olabilir. Bu şikayetleri yaşıyorsanız, Ankara’nın merkezi noktalarında bulunan A Life Sağlık Grubu hastanelerimize başvurarak, sialendoskopi yöntemiyle taşlarınızdan cerrahisiz kurtulabilir ve sağlığınıza hızlıca kavuşabilirsiniz.
Ankara’da sialendoskopi hizmeti, ileri teknolojik altyapıya sahip A Life Sağlık Grubu bünyesinde profesyonelce sunulmaktadır. Etimesgut ve Sincan bölgesindeki hastalarımız Etimesgut şubemize, Altındağ ve Keçiören çevresindekiler Aydınlıkevler şubemize, Pursaklar ve çevresindekiler ise Kuzey Ankara hastanemize başvurabilirler. En yakın şubemizde uzman kadromuzla kalıcı ve modern çözümler sunuyoruz.
Sialendoskopi işlemi genellikle 30 ile 60 dakika arasında tamamlanan konforlu bir prosedürdür. Kapalı yöntemle yapıldığı için hastalar aynı gün taburcu edilerek günlük hayatına dönebilir. A Life Sağlık Grubu’nun Ankara’daki şubelerinde (Etimesgut, Pursaklar, Altındağ) uygulanan bu modern teknik sayesinde, dikiş veya kesi izi olmadan hızlı bir iyileşme süreci yaşarsınız.
Sialendoskopi, geleneksel açık ameliyatların aksine tükürük bezinin alınmasına gerek kalmadan sorunu çözer. Bu yöntem sinir hasarı riskini minimize eder ve iyileşme süresini kısaltır. Ankara’da yaşayan hastalarımız, A Life Sağlık Grubu’nun uzman KBB birimlerine gelerek organ koruyucu bu yöntemi tercih edebilir ve şubelerimizdeki ileri tıp teknolojisinden güvenle faydalanabilirler.
Evet, sialendoskopi yöntemiyle kanal içindeki taşlar doğrudan görüntülenerek lazer veya özel sepetler yardımıyla tamamen temizlenebilmektedir. Ankara genelinde hizmet veren A Life Sağlık Grubu hastanelerimizde, kanal darlıkları da aynı işlemle genişletilmektedir. Etimesgut, Aydınlıkevler veya Pursaklar lokasyonlarımızdaki uzmanlarımızdan randevu alarak, tükürük bezi sağlığınızı modern cihazlarımızla ve tecrübeli ekibimizle profesyonelce koruyabilirsiniz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.