Açık böbrek taşı cerrahisi, böbrek parankim dokusuna veya toplama sistemine doğrudan erişim sağlamak amacıyla yapılan klasik cerrahi yöntemdir. Taşın yerleşim yerine göre iki ana başlığa ayrılır:
Piyelolitotomi: Taşın böbreğin havuzcuğu olarak bilinen pelvis renalis bölgesinden çıkarılmasıdır. Böbrek dokusuna zarar vermeden yapılan bir işlemdir.
Nefrolitotomi: Taşın böbreğin kanlanan dokusu (parankim) kesilerek, içerideki kalis sistemine ulaşılarak çıkarılmasıdır. Genellikle kalislerin içine hapsolmuş çok büyük taşlarda tercih edilir.
Böbrek, sadece bir filtre değil, karmaşık bir "toplama kanalları" ağıdır. Ameliyatın başarısı, bu anatomik haritayı cerrahi olarak doğru yönetmeye bağlıdır.
Böbreğin iç kısmında, idrarın süzüldükten sonra biriktiği küçük odacıklara minor kalis, bunların birleşerek oluşturduğu daha geniş yapılara ise major kalis denir. Taşlar genellikle bu kalislerin içinde "geyik boynuzu" (staghorn) şeklinde büyüyerek böbreğin tüm fonksiyonel alanını işgal edebilir. Bu sistemin derinliklerine yerleşen taşlar, kapalı yöntemlerle (URS veya PNL) her zaman tam olarak temizlenemeyebilir.
Kalislerden gelen idrarın toplandığı geniş huni şeklindeki bölgeye pelvis renalis (böbrek havuzcuğu) denir. Burası böbreğin dış kapısıdır. Piyelolitotomi işleminde, bu havuzcuğun duvarı açılarak taş dışarı alınır. Bu bölgedeki anatomik darlıklar (UPJ darlığı), taş oluşumunun hem nedeni hem de cerrahi sırasında düzeltilmesi gereken ek bir problem olabilir.
Günümüzde Perkütan Nefrolitotomi (PNL) ve Fleksibil URS (RIRS) gibi yöntemlerle taşların %95'i kapalı olarak temizlenebilmektedir. Ancak geri kalan %5'lik dilim, açık cerrahinin mutlak zorunluluk olduğu "zorlu vakaları" temsil eder.
Aşağıdaki durumlar, Ankara A Life Sağlık Grubu uzmanlığında açık cerrahi kararının verildiği temel kriterlerdir:
Geyik Boynuzu (Staghorn) Taşlar: Tüm kalisleri dolduran, çok sert ve kapalı yöntemle çıkarılması saatlerce sürecek, böbreğe çok sayıda giriş gerektiren taşlarda açık cerrahi daha güvenli bir "tek seferde temizlik" şansı sunar.
Başarısız PNL Girişimleri: Kapalı yöntemle (PNL) taşa ulaşılamayan veya taşın bir kısmının teknik imkansızlıklar nedeniyle içeride kaldığı durumlarda açık cerrahiye geçilir.
Anatomik Anomaliler: At nalı böbrek, pelvik yerleşimli böbrek veya ciddi iskelet sistemi deformiteleri olan hastalarda, kapalı yöntemler teknik olarak uygulanamayabilir.
Eşlik Eden Cerrahiler: Eğer hastada böbrek taşıyla birlikte düzeltilmesi gereken bir darlık (UPJ darlığı) veya böbreğin bir kısmının alınması (parsiyel nefrektomi) gerekiyorsa, her iki işlem açık cerrahi ile tek seansta mühürlenir.
Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, "Hastaya Özel Tedavi" prensibiyle hareket ediyoruz. Amacımız sadece taşı çıkarmak değil, böbrek dokusunu en az hasarla koruyarak hastamızı sağlığına kavuşturmaktır. Cerrahi tecrübemiz, en karmaşık vakalarda dahi güvenli limanınızdır.
Böbrek taşı tedavisinde başarı, tıbbi literatürde "Taşsızlık Oranı" (Stone-Free Rate - SFR) ile ölçülür. Bir cerrahın temel amacı, hastayı tek seansta, en az komplikasyonla tüm taş yükünden kurtarmaktır. PNL ve RIRS bu hedefe büyük oranda ulaşsa da, bazı kompleks taş yüklerinde açık cerrahi hala en yüksek SFR değerlerini sunan yöntemdir.
PNL, özellikle 2 cm'den büyük taşlarda dünya genelinde ilk tercihtir.
Teknik: Hastanın sırt bölgesinden yaklaşık 1 cm'lik bir delik açılarak böbreğe bir tünel oluşturulur. Nefroskop ile içeri girilerek taşlar ultrasonik veya pnömatik kırıcılarla parçalanır ve dışarı alınır.
SFR: 2 cm üstü taşlarda başarı oranı %90 civarındadır. Ancak "geyik boynuzu" taşlarda, böbreğin her köşesine ulaşmak için birden fazla delik açılması gerekebilir.
RIRS, vücutta hiçbir kesi yapmadan, idrar kanalından (üretra) girilerek böbreğe ulaşılmasıdır.
Teknik: Fleksibl (bükülebilir) üreteroskoplar kullanılarak böbrek kalis sistemine girilir. Holmium veya Thulium lazer teknolojisi ile taşlar "toz haline" (dusting) getirilir.
SFR: Genellikle 2 cm'den küçük taşlarda veya PNL yapılamayan (obezite, kanama bozukluğu) hastalarda %85-95 başarı sunar. Büyük taşlarda birden fazla seans gerektirmesi en büyük dezavantajıdır.
Açık cerrahi (Nefrolitotomi/Piyelolitotomi), cerrahın taşı bizzat görerek ve hissederek çıkardığı yöntemdir.
SFR Avantajı: Çok büyük ve kompleks geyik boynuzu taşlarda, kapalı yöntemlerle 2-3 seansta yapılamayan temizlik, açık cerrahi ile tek seansta %100'e yakın SFR ile sonuçlanabilir.
Teknik Derinlik: Parankim dokusuna zarar vermeden yapılan piyelolitotomi, böbreğin süzme fonksiyonunu en iyi koruyan yöntemlerden biridir.
Modern ürolojide kapalı yöntemlerin başarısız olduğu veya teknik olarak riskli kabul edildiği noktalar, genellikle böbreğin anatomik yerleşim bozukluklarıdır. Bu durumlarda açık cerrahi, cerraha sunduğu geniş görüş açısı ve manevra kabiliyeti ile benzersizdir.
At Nalı Böbrek (Horseshoe Kidney) gibi anomalilerde, iki böbrek alt uçlarından birleşmiştir. Bu durum şu teknik zorlukları beraberinde getirir:
Vasküler Karmaşa: At nalı böbreklerde kan damarları normalden çok farklı yerlerden çıkar. PNL sırasında körleme yapılan bir giriş, ciddi kanamalara yol açabilir.
Yüksek Yerleşimli Üreter: İdrar kanalı böbrekten çok yüksekte çıkar, bu da taşların doğal yolla düşmesini veya RIRS ile ulaşılmasını zorlaştırır.
Açık Cerrahinin Rolü: Açık cerrahi, cerrahın bu damar yapısını görerek korumasını ve aynı seansta eğer varsa üreterdeki darlığı (UPJ darlığı) düzeltmesini sağlar. Pelvik yerleşimli (kasıkta duran) böbreklerde de bağırsakların arasından güvenli bir yol bulmak açık cerrahi ile çok daha emniyetlidir.
| Parametre | Açık Cerrahi | PNL (Perkütan) | RIRS (Lazer) |
|---|---|---|---|
| Kesi Boyutu | 15-20 cm (Yandan Kesi) | 1 cm (Sırt Bölgesi) | Yok (Doğal Kanallardan) |
| Taşsızlık Oranı (SFR) | %95-100 (Tek Seans) | %85-90 (Büyük Taşlarda) | %80-90 (2 cm'den Küçük Taşlar) |
| Hastanede Kalış | 4 - 6 Gün | 1 - 2 Gün | Günübirlik / 1 Gün |
| İyileşme Süresi | 3 - 4 Hafta | 1 Hafta | 2 - 3 Gün |
| Anatomik Anomali | Mükemmel Çözüm | Teknik Olarak Zor | Kısıtlı Erişim |
| Komplikasyon Riski | Yara Yeri Sorunları | Kanama Riski | Üreter Hasarı |
A Life Sağlık Grubu üroloji uzmanları olarak, teknolojik olanakları cerrahi tecrübemizle harmanlıyoruz. Eğer taş yükünüz kompleks ise veya böbreğinizde yapısal bir anomali mevcutsa, size en yüksek başarıyı ve güvenliği sağlayacak yöntemi belirlemek için buradayız.
Geyik boynuzu taşlar, böbreğin havuzcuğunu (pelvis) ve en az iki farklı odacığını (kalis) tamamen dolduran büyük kitlelerdir. Bu taşların en tehlikeli özelliği, idrar akışını tamamen durdurmasalar bile, idrarın böbrek içindeki sirkülasyonunu bozarak kronik bir basınç artışına ve enfeksiyon odağına dönüşmeleridir. Tedavi edilmediklerinde, taşın işgal ettiği hacim arttıkça çalışan böbrek dokusu (parankim) incelir ve organ fonksiyonlarını tamamen kaybederek "afonsiyonel" hale gelebilir.
Staghorn taşlarının büyük bir kısmı Struvit (magnezyum amonyum fosfat) yapısındadır ve doğrudan kronik idrar yolu enfeksiyonları ile ilişkilidir.
Bakteriyel Etki: Proteus, Klebsiella veya Pseudomonas gibi bakteriler, üreaz enzimi salgılayarak idrardaki üreyi parçalar.
Alkalen Ortam: Bu parçalanma sonucu idrarın pH değeri yükselir (pH > 7.2) ve ortam alkali hale gelir. Alkali ortamda struvit kristalleri hızla çökelerek taşın inanılmaz bir hızla büyümesine neden olur.
Kısır Döngü: Bakteriler taşın katmanları arasına hapsolur; bu durum, antibiyotiklerin taşa nüfuz etmesini engeller. Taş temizlenmedikçe enfeksiyon bitmez, enfeksiyon bitmedikçe taş büyümeye devam eder.
Bu dev taşlar böbrek için sadece fiziksel bir yük değil, aynı zamanda biyokimyasal bir tehdittir. Taşın yarattığı kronik enflamasyon, böbrek dokusunda Piyelonefrit adı verilen iltihabi duruma ve zamanla doku kaybına (fibrozis) yol açar. Eğer müdahale edilmezse, geyik boynuzu taşlı bir böbrekte üremi, sepsis ve sonuç olarak organ kaybı kaçınılmazdır. Bu nedenle cerrahi kararı verilirken sadece taşın çıkarılması değil, böbreğin "nefron" adı verilen süzme ünitelerinin ne kadarının kurtarılabileceği de hesaplanmalıdır.
Geyik boynuzu taşlarda kapalı yöntemler (PNL) çok sayıda giriş gerektirebilir ve taşın tamamını temizlemekte yetersiz kalabilir. Bu noktada açık cerrahi, tüm taş yükünü tek seferde temizleyerek enfeksiyon odağını kurutmak için en güvenilir yöntemdir.
Böbrek dokusuna en az zarar vererek bu dev taşları çıkarmak için kullanılan teknik Anatropik Nefrolitotomi'dir.
Brodel Hattı: Böbreğin kanlanmasının en az olduğu, "avasküler hat" olarak bilinen bölgeden (Brodel hattı) kesi yapılır. Bu sayede kanama minimuma indirilir ve nefron kaybı önlenir.
Soğuk İskemi: Bazı durumlarda böbrek damarları geçici olarak klemplenir ve böbrek dokusu buzla soğutularak metabolizması yavaşlatılır. Bu, cerraha kanamasız bir ortamda taşı tüm kollarından ayırarak çıkarma imkanı tanır.
Kalisoplasti: Taş çıkarıldıktan sonra, taşın hasar verdiği toplama kanalları ve kalisler cerrahi olarak onarılır.
Ankara A Life Sağlık Grubu üroloji ekibi olarak, staghorn taşların tedavisinde cerrahi ustalığımızı, böbreği koruma misyonumuzla birleştiriyoruz. En karmaşık taşları temizlerken organın gelecekteki fonksiyonlarını korumak bizim için en büyük önceliktir. A Life'ta Sağlığınız Özel felsefesiyle, imkansız görünen vakalarda dahi böbreğinizi kurtarmak için buradayız.
Ameliyat günü hasta genel anestezi altına alındıktan sonra, ürolojik cerrahinin klasik pozisyonu olan "Lateral Dekübit" (yan yatış) pozisyonuna getirilir. Bu pozisyon, kaburga altı ile kalça kemiği arasındaki bölgeyi (flank bölgesi) gererek böbreğe en kısa ve güvenli erişim yolunu cerraha sunar. A Life'ta Sağlığınız Özel felsefesiyle, hastanın masadaki güvenliği ve sinir basılarının önlenmesi için tüm basınç noktaları özel yastıklarla desteklenir.
Açık böbrek taşı ameliyatlarında en sık tercih edilen cerrahi yol Lumbotomi kesisidir. Halk arasında "böğür bölgesi" olarak bilinen bu alanda yapılan kesi, böbreğe retroperitoneal (karın zarı arkası) yoldan ulaşmamızı sağlar.
Anatomik Katmanlar: Cilt ve cilt altı dokular geçildikten sonra cerrah; m. obliquus externus, internus ve transversus abdominis kas tabakalarını titizlikle geçer.
Avantajı: Bu kesisin en büyük avantajı, karın içi organlara (bağırsaklar, mide vb.) dokunmadan doğrudan böbreğin bulunduğu boşluğa ulaşılmasıdır. Bu da ameliyat sonrası bağırsak hareketlerinin daha hızlı normale dönmesini sağlar.
Böbrek çevresindeki yağ dokusu (Gerota fasyası) açıldıktan sonra böbrek ve idrar kanalı (üreter) serbestleştirilir. Bu aşamada taşın yerleşimi, cerrahın hangi tekniği seçeceğini belirler.
Eğer taş, böbreğin çıkış havuzunda (pelvis renalis) yerleşmişse tercih edilen yöntem Piyelolitotomidir.
Teknik: Böbreğin kanlanan dokusuna hiç dokunulmadan, havuzcuk bölgesinde (pelvis) küçük bir kesi yapılır.
Avantajı: Böbrek dokusu kesilmediği için kanama riski çok düşüktür ve nefron kaybı yaşanmaz. Taş pens yardımıyla nazikçe dışarı alınır. Ardından havuzcuk emilebilir dikişlerle kapatılır.
Taşın kalis sisteminin derinliklerinde olduğu veya geyik boynuzu (staghorn) gibi tüm yapıyı doldurduğu durumlarda Nefrolitotomi yöntemine başvurulur.
Teknik: Taşın olduğu bölgedeki böbrek dokusu (parankim) doğrudan kesilir. Taşın dallarına ulaşmak için böbreğin dış yüzeyinden içeriye doğru bir hat oluşturulur.
Zorluk: Böbrek dokusu çok kanlanan bir organ olduğu için bu aşamada cerrahın damar kontrolü çok önemlidir. Taş çıkarıldıktan sonra böbrek dokusu kat kat dikilerek kanama kontrolü sağlanır.
Taşın tamamen çıkarıldığından emin olmak için gerekirse ameliyat sırasında skopi (X-ray) kontrolü yapılır. İdrar akışını güvenceye almak için böbrek ile mesane arasına Double-J (DJ) Stent yerleştirilebilir. Operasyon sahasına, biriken sıvıları dışarı atmak amacıyla bir dren (genellikle Jackson-Pratt veya Penrose) konularak lumbotomi kesisi estetik dikişlerle kapatılır.
Ankara A Life Sağlık Grubu üroloji uzmanları olarak, açık cerrahinin her adımında tecrübemiz ve teknolojik donanımımızla böbreğinizi bir sanat eseri hassasiyetiyle onarıyoruz.
Açık cerrahi sonrası hastanede geçirilen ilk 3-5 gün, iyileşmenin temelinin atıldığı evredir. Lumbotomi kesisinin yapıldığı bölgeye yerleştirilen cerrahi dren, bu sürecin en önemli güvenlik mekanizmasıdır.
Dren Takibi: Ameliyat sahasında birikebilecek kan veya idrar sızıntısını dışarı atmak amacıyla takılan dren, üroloji hemşirelerimiz tarafından saatlik olarak takip edilir. Drenden gelen sıvının miktarı ve rengi, cerrahi alanın içten ne kadar sağlıklı iyileştiğinin en somut göstergesidir.
Yara Bakımı: Açık ameliyat kesisi, kapalı yöntemlere göre daha geniştir; bu nedenle yara yerinin sterilizasyonu hayati önem taşır. Pansumanların kuru tutulması ve enfeksiyon belirtileri (kızarıklık, ısı artışı, akıntı) açısından günlük olarak kontrol edilmesi gerekir.
Genellikle drenden gelen sıvı miktarı günlük 20-30 ml’nin altına düştüğünde, dren cerrahınız tarafından ağrısız bir işlemle çekilir. Drenin alınması, hastanın taburculuk için hazır olduğunun işaretidir. Evde bakım sürecinde kesisin korunması ve doktorun reçete ettiği antibiyotiklerin düzenli kullanımı, dikişlerin sağlıklı kaynaması için şarttır.
Açık böbrek taşı ameliyatlarının neredeyse tamamında, böbrek ile mesane arasına Double-J (D-J) Stent adı verilen, her iki ucu "J" şeklinde kıvrılmış ince, esnek bir tüp yerleştirilir. Bu stent, üreterin (idrar kanalı) ameliyat sonrası oluşabilecek ödem veya küçük taş kırıntıları nedeniyle tıkanmasını önleyen bir "iskele" görevi görür.
D-J stent vücut içindeyken bazı hastalarımızda idrarda yanma, sık idrara çıkma veya idrarda hafif kanama (hematüri) görülebilir. Bu durum genellikle stent ucunun mesane duvarına temas etmesinden kaynaklanır ve bol su içilerek hafifletilebilir.
Çıkarılma Süreci: D-J stent kalıcı değildir. Ameliyat sonrası doku iyileşmesinin tamamlandığı, genellikle 4 ila 6. haftada poliklinik şartlarında "Sistoskopi" adı verilen kısa bir işlemle (genellikle lokal anestezi altında) çıkarılır. Stentin unutulması, üzerinde yeni taşların oluşmasına yol açabileceği için randevu takvimi çok kritiktir.
Ameliyatla çıkarılan taş, sadece bir "yabancı cisim" değil, vücudunuzun metabolik haritasını gösteren bir veri kaynağıdır. A Life Sağlık Grubu’nda çıkardığımız her taşı mutlaka kimyasal analize gönderiyoruz. Çünkü taşın neden oluştuğunu bilmeden, tekrar oluşmasını engellemek mümkün değildir.
Böbrek taşlarının yaklaşık %80’i Kalsiyum Oksalat yapısındadır. Taş analizinin sonucuna göre kişiselleştirilmiş bir koruma kalkanı oluşturuyoruz:
Kalsiyum Oksalat Taşları: Analiz sonucu bu yapıyı gösterirse, hastaya oksalattan zengin gıdaların (ıspanak, çikolata, kuruyemiş) kısıtlanması ve kalsiyum alımının dengelenmesi önerilir.
Sıvı Tüketimi: Taş türü ne olursa olsun, günlük 2.5 - 3 litre su tüketimi, yeni kristallerin çökmesini engelleyen en güçlü silahtır.
24 Saatlik İdrar Analizi: Bazı durumlarda idrardaki sitrat, kalsiyum ve ürik asit miktarlarını ölçerek taş oluşumuna meyilli genetik veya metabolik bozuklukları saptıyoruz.
Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, açık böbrek taşı ameliyatınızı bir son değil, sağlıklı bir başlangıç olarak görüyoruz. A Life'ta Sağlığınız Özel mottosuyla, ameliyat sonrası takip sürecinizde ve taş analizine dayalı koruyucu tedavilerinizde uzmanlığımızla yanınızdayız. Böbreklerinizi korumak, sadece taşı çıkarmak değil, onun bir daha oluşmasına izin vermemektir.
Ankara’da Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ yerleşkelerimizde hizmet veren üroloji birimlerimiz, "imkansız" olarak nitelendirilen kompleks taş vakalarında yüksek başarı oranlarına sahiptir.
Cerrahi Ustalık: Kapalı yöntemlerin sınırlarını zorlayan geyik boynuzu taşlarda, böbreği koruyan (nefron koruyucu) açık cerrahi tekniklerinde uzman bir kadroya sahibiz.
Multidisipliner Yaklaşım: Ameliyat öncesi taşın kimyasal analizinden ameliyat sonrası metabolik takibine kadar her adım, laboratuvar ve radyoloji birimlerimizle koordineli yürütülür.
A Life'ta Sağlığınız Özel: Her hastanın anatomisi ve taş yükü benzersizdir; bu nedenle standart bir prosedür yerine, hastaya en yüksek "taşsızlık oranı" (stone-free rate) sağlayacak kişiselleştirilmiş cerrahiyi planlıyoruz.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 15 Ocak 2026 16:45
Yayınlanma Tarihi: 21 Eylül 2024 00:38
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Günümüzde böbrek taşlarının büyük bir kısmı kapalı yöntemlerle tedavi edilse de; böbreği bir ağaç gibi tamamen saran mercan (staghorn) taşlar, böbrekteki ciddi anatomik bozukluklar veya daha önce başarısız olmuş kapalı operasyonlar durumunda açık cerrahi en güvenilir yoldur. Ayrıca, taşın bulunduğu bölgeye lazerle ulaşmanın mümkün olmadığı veya hastanın aynı anda başka bir açık cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyduğu vakalarda da bu yöntem tercih edilmektedir.
Açık böbrek taşı ameliyatı, taşın büyüklüğüne, konumuna ve böbreğin yapısına bağlı olarak genellikle bir buçuk ile üç saat arasında tamamlanmaktadır. Genel anestezi altında gerçekleştirilen bu operasyonda, taşın çıkarılacağı bölgeye ulaşmak için yan bölgeden (lomber) bir kesi yapılır; taşlar temizlendikten sonra böbrek dokusu titizlikle onarılır ve idrar akışını sağlamak için genellikle geçici bir stent (Double-J) yerleştirilir.
Açık cerrahide iyileşme süreci kapalı yöntemlere göre bir miktar daha sabır gerektirmektedir; hastalar genellikle üç ile beş günlük bir hastane takibinin ardından taburcu edilirler. Ameliyat bölgesindeki dikişlerin iyileşmesi ve hastanın günlük aktivitelerine tam olarak dönmesi yaklaşık dört ile altı haftalık bir süreci kapsamaktadır. Bu dönemde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması ve bol sıvı tüketilmesi, böbrek fonksiyonlarının toparlanması açısından hayati önem taşır.
Açık ameliyatın geniş bir kesi gerektirmesi nedeniyle operasyon sonrası ilk birkaç gün ağrı hissedilmesi doğaldır; ancak bu durum modern ağrı yönetim protokolleri ve kontrollü ilaç uygulamalarıyla tamamen kontrol altına alınmaktadır. İyileşme ilerledikçe ağrılar hızla azalır ve hastanın mobilizasyonu (yürümesi) sağlanarak bağırsak hareketlerinin ve genel sağlığın hızla düzelmesi desteklenir.
Cerrahi yöntem taşın o anki durumunu tedavi eder ancak vücudun taş üretme eğilimini (metabolik süreci) değiştirmez. Bu nedenle, operasyon sonrası taş analizi yapılması ve hastanın beslenme alışkanlıklarının (az tuzlu diyet, bol su, sınırlı oksalat tüketimi) düzenlenmesi nüks riskini önlemek adına kritiktir. A Life Sağlık Grubu olarak hastalarımıza ameliyat sonrası periyodik kontrollerle taş önleme stratejileri sunuyoruz.
2026 yılı ameliyat maliyetleri; taşın karmaşıklığına, hastanede yatış süresine ve hastanın ek bir sağlık sorunu (şeker, tansiyon vb.) olup olmadığına göre belirlenmektedir. Ankara şubelerimizdeki teknolojik altyapımız, uzman üroloji kadromuz ve güncel fiyat paketlerimiz hakkında detaylı bilgi almak için A Life Sağlık Grubu ile iletişime geçerek muayene randevusu oluşturabilirsiniz.
Açık böbrek taşı ameliyatında, idrar kanalının (üreter) iyileşme sürecinde tıkanmaması ve böbreğin rahat boşalması için yerleştirilen esnek tüpe Double-J stent denir. Bu stent, cerrahın değerlendirmesine göre genellikle ameliyattan 3 ile 6 hafta sonra çıkarılır. Stent çıkarma işlemi, "sistoskopi" adı verilen yöntemle, idrar kanalından girilerek poliklinik şartlarında yapılan ve sadece birkaç dakika süren ağrısız bir işlemdir.
Halk arasında böbreğin kesilmesinin fonksiyon kaybına yol açacağı korkusu yaygındır; ancak tam aksine, böbreği tıkayan mercanvari (staghorn) taşlar orada kaldığı sürece böbrek dokusuna baskı yaparak kalıcı çürümeye yol açar. Modern "nefron koruyucu" cerrahi tekniklerle, sadece taşın olduğu bölgeye müdahale edilerek sağlıklı doku korunur. Operasyon sonrası taş yükü ortadan kalktığı için çoğu hastada böbrek fonksiyon testlerinde (kreatinin vb.) iyileşme gözlemlenir.
Açık ameliyatta yan bölge kasları kesildiği için, iyileşme döneminde bu bölgenin zorlanması "insizyonel fıtık" riskine yol açabilir. Bu riski önlemek için ameliyat sonrası ilk 8-12 hafta boyunca 5 kilogramdan ağır yük kaldırılmamalı, ani dönme hareketlerinden kaçınılmalı ve doktorun önerdiği süre boyunca destekleyici karın korsesi kullanılmalıdır. Öksürme veya hapşırma sırasında ameliyat bölgesinin el ile desteklenmesi de dikişlerin korunması açısından faydalıdır.
Açık böbrek taşı ameliyatında yapılan kesi genellikle 10-15 santimetre uzunluğundadır. 2026 yılı yara bakım teknolojileri sayesinde, dikişler alındıktan sonra kullanılan silikon bazlı jeller ve baskılı bantlar iz kalma oranını %70'e kadar azaltabilmektedir. Eğer yara iyileşmesi tamamlandığında belirgin bir iz (keloid veya hipertrofik skar) kalırsa, fraksiyonel lazer veya mezoterapi gibi estetik uygulamalarla bu izler ten rengine uyumlu hale getirilebilir.
Çıkarılan taşların laboratuvarda analiz edilmesi, taşın kimyasal yapısının (kalsiyum oksalat, ürik asit veya sistin) belirlenmesini sağlar. Bu analiz sonucuna göre kişiye özel bir diyet programı oluşturulur. Örneğin; ürik asit taşı saptanan bir hastada protein kısıtlaması yapılırken, kalsiyum oksalat taşı saptanan hastada oksalat içeren gıdalar (ıspanak, çikolata vb.) sınırlandırılır. Bu metabolik takip, taşın tekrar oluşma (nüks) riskini %90 oranında düşürür.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.