Modern refraktif cerrahinin temel taşı olan PRK, kırma kusurlarının (miyopi, hipermetropi ve astigmatizma) kalıcı olarak düzeltilmesinde kullanılan "yüzeyel ablasyon" yöntemidir. LASIK yönteminden farklı olarak, bu prosedürde korneada herhangi bir cerrahi kesi yapılmaz veya bir kapakçık (flep) kaldırılmaz. Bu durum, PRK’yı "sıfır flep komplikasyonu" prensibiyle çalışan, yapısal bütünlüğü en üst düzeyde koruyan bir teknik haline getirir.
2026 yılı itibarıyla Ankara A Life Sağlık Grubu bünyesindeki ileri teknoloji platformlarımızda, PRK yöntemini sadece bir görme düzeltme işlemi olarak değil; hastanın kornea biyomekaniğini koruyan bir "koruyucu cerrahi" vizyonuyla uyguluyoruz. Özellikle kornea kalınlığı sınırda olan veya yüksek dereceli kırma kusuru olan bireylerde, PRK'nın sunduğu güvenlik marjı, cerrahi başarımızın anahtarını oluşturmaktadır.
Korneanın anatomik yapısını anlamak, PRK'nın neden bu kadar güvenli ve neden bir miktar sabır gerektiren bir iyileşme sürecine sahip olduğunu açıklar. Kornea, dıştan içe doğru beş temel katmandan oluşur. PRK cerrahisinde bizim ana aktörümüz en dıştaki Epitel tabakasıdır.
Epitelin Rolü: Yaklaşık 50 mum kalınlığındaki bu tabaka, gözün en dıştaki koruyucu örtüsüdür. Diğer kornea katmanlarının aksine, epitel dokusu vücuttaki deri hücrelerine benzer şekilde rejenerasyon (yenilenme) yeteneğine sahiptir.
Neden Uzaklaştırılır? Lazer ışınlarının korneanın kırıcılığını değiştirebilmesi için stroma tabakasına ulaşması gerekir. Epitel, Excimer lazerin etkisini engelleyeceği veya düzensizleştireceği için, işlem öncesinde alkol solüsyonu veya özel bir fırça yardımıyla sıyrılarak (debridman) uzaklaştırılır.
İyileşme Dinamiği: Ameliyat sonrası göze takılan "bandaj kontakt lens", epitel hücrelerinin Bowman tabakası üzerine yeniden göç etmesine yardımcı olur. Bu tabaka, operasyondan sonraki 3-5 gün içinde kendisini tamamen yenileyerek korneayı eski doğal bütünlüğüne kavuşturur.
PRK, 1980'lerin sonundan itibaren Excimer lazerin refraktif cerrahide kullanılmaya başlanmasıyla tıp literatürüne giren ilk yöntemdir. Tarihsel süreçte LASIK popülerlik kazanmış olsa da, PRK'nın "yüzeyel ablasyon" mantığı, cerrahi güvenlikten ödün vermeyen uzmanlar için her zaman vazgeçilmez kalmıştır.
İşlemin kalbinde Excimer lazerin 193 nm dalga boyundaki ultraviyole ışınları yatar. Bu lazer enerjisi, "fotoblizasyon" yöntemiyle kornea dokusunu termal bir hasar yaratmadan, moleküler düzeydeki bağları kopararak buharlaştırır.
Biyomekanik Üstünlük: LASIK cerrahisinde oluşturulan flep, kornea direncini bir miktar azaltabilir. PRK ise korneanın en sağlam katmanlarına dokunmadığı için "ektazi" (kornea genişlemesi) riskini minimuma indirir.
Geniş Endikasyon Aralığı: Özellikle polislik, askerlik gibi fiziksel temasın yoğun olduğu meslek gruplarında veya boks, güreş gibi sporlarla uğraşanlarda; göze gelebilecek darbelerde "flep kayması" riski olmadığı için PRK tartışmasız ilk tercihtir.
Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, 2026 model Excimer lazer sistemlerimizle kırma kusurlarınızı milimetrik hassasiyetle sıfırlıyoruz. PRK'nın iyileşme sürecindeki o birkaç günlük sabrın karşılığı; ömür boyu sürecek, yapısal olarak en sağlam ve berrak görme kalitesidir.
PRK ve LASIK arasındaki en temel fark, lazerin uygulanacağı dokuya ulaşma yoludur. LASIK yönteminde, korneanın en üst tabakasından yaklaşık 110 mum kalınlığında bir kapakçık (flep) kesilerek kaldırılır. Lazer bu kapakçığın altına uygulanır ve kapakçık tekrar kapatılır. PRK yönteminde ise herhangi bir kesi yapılmaz; sadece en üstteki 50 mum'lik epitel tabakası uzaklaştırılarak doğrudan yüzeye lazer uygulanır.
Bu "yol ayrımı", iyileşme hızını ve biyomekanik güvenliği belirleyen ana unsurdur. LASIK'te iyileşme saatler sürerken, PRK'da epitelin yeniden büyümesi için 3-5 günlük bir süreye ihtiyaç duyulur. Ancak bu süre sonunda PRK hastası, flep komplikasyonları riskini ömür boyu üzerinden atmış olur.
Korneanın en sağlam katmanı, ön stroma adı verilen ve liflerin en yoğun çapraz bağlara (cross-linking) sahip olduğu bölgedir. LASIK cerrahisinde flep oluşturulurken bu liflerin bir kısmı kesilir. Yapılan biyomekanik çalışmalar göstermiştir ki; LASIK'te kapatılan flep, kornea direncine tekrar katkıda bulunmaz; sadece "doğal bir bandaj" görevi görür.
PRK'nın Avantajı: PRK'da korneanın derinliklerine inilmediği için korneal mimari LASIK'e göre çok daha stabil kalır.
Tensile Strength: Korneanın toplam direncinin büyük kısmı ön tabakalarda saklıdır. PRK bu tabakaları koruduğu için, cerrahi sonrası gelişebilecek ve "ektazi" (kornea genişlemesi) olarak adlandırılan risk, PRK vakalarında teorik olarak çok daha düşüktür.
Ankara'daki kliniklerimizde sıkça uyguladığımız No-Touch (Trans-PRK) teknolojisi, standart PRK'nın dijitalleşmiş versiyonudur. Standart PRK'da epitel tabakası mekanik bir fırça veya alkol yardımıyla manuel olarak uzaklaştırılırken; No-Touch yönteminde epitel, Excimer lazer tarafından milimetrik bir hassasiyetle buharlaştırılır.
Sıfır Temas: Göze hiçbir cerrahi alet veya kimyasal madde dokunmaz.
Hassasiyet: Lazer, epitelin kalınlığını haritalandırarak sadece gereken dokuyu kaldırır.
Hızlı Epitelizasyon: Lazerle oluşturulan yüzey daha pürüzsüz olduğu için, epitel dokusunun yeniden büyüme ve kapanma süreci genellikle standart PRK'ya göre daha konforlu geçer.
Bir korneanın lazer ameliyatı için güvenli sayılabilmesi için, lazer sonrası kalan doku miktarının (Residual Stromal Bed - RSB) belirli bir sınırın üzerinde olması gerekir. LASIK ameliyatında, flep için harcanan 110 mum doku, numara düzeltmek için kullanılamaz.
Örnek Hesaplama:
500 mum kalınlığında bir korneada;
LASIK: 110 mum (flep) + 80 mum (lazer çekimi) = 310 mum kalan doku.
PRK: 50 mum (epitel - yeniden büyüyecek) + 80 mum (lazer çekimi) = 420 mum net doku koruması.
Bu fark, özellikle yüksek numaralı miyop ve astigmatlarda PRK'yı tek güvenli seçenek haline getirmektedir.
LASIK cerrahisinde nadiren de olsa görülebilen;
Button-hole (Düğme deliği flep)
Free Cap (Kapakçığın tamamen kopması)
Flap Striae (Kapakçıkta kırışıklık)
Epithelial Ingrowth (Kapakçık altına hücre kaçması)
gibi teknik sorunlar, PRK cerrahisinde anatomik olarak imkansızdır. A Life'ta Sağlığınız Özel prensibiyle, sporcu, asker veya darbe riski olan hastalarımıza, bu riskleri sıfırlayan PRK ve No-Touch çözümlerini öncelikli olarak sunuyoruz.
PRK ameliyatı, "hızlı ve etkili" bir prosedür olsa da arkasında çok ciddi bir fiziksel planlama barındırır. Ameliyat günü hastanemize geldiğinizde süreç şu adımlarla ilerler:
Topikal Anestezi: Gözünüze sadece uyuşturucu damlalar damlatılır. İğne veya genel anesteziye ihtiyaç duyulmaz. İşlem boyunca herhangi bir ağrı hissetmezsiniz.
Gözün Sabitlenmesi: "Blefarosta" adı verilen küçük bir aparat ile gözünüzün kırpılması engellenir. (Siz kapatmaya çalışsanız da cihaz buna izin vermez, yani "ya kırparsam" diye endişelenmenize gerek yoktur).
Epitelin Uzaklaştırılması: Lazerin uygulanacağı stroma dokusuna ulaşmak için en üstteki koruyucu tabaka (epitel) sıyrılır.
Lazer Uygulaması (Ablasyon): Excimer lazer, önceden planlanan veriler ışığında saniyeler içinde korneanızı şekillendirir.
Bandaj Kontakt Lens: İşlem bittiğinde, sıyrılan epitel tabakası altındaki sinir uçlarını korumak ve iyileşmeyi hızlandırmak için gözünüze numarasız, şeffaf bir kontakt lens takılır.
Stroma tabakasına ulaşmak için epitelin nasıl kaldırılacağı, PRK'nın alt dallarını belirler. Cerrah olarak hastanın kornea yapısına göre şu üç yöntemden birini seçeriz:
Alkol Yardımlı (LASEK benzeri): %20’lik seyreltilmiş alkol çözeltisi korneaya 15-20 saniye uygulanır. Alkol, epitelin altındaki bağları zayıflatır ve bir spatula yardımıyla doku kolayca kenara sıyrılır.
Mekanik Fırça: Özel bir mikro-fırça (Amoils fırçası) kullanılarak epitel dokusu mekanik olarak temizlenir. Bu yöntem, alkolün toksik etkisinden kaçınmak isteyen cerrahlarca tercih edilir.
Lazer Modu (No-Touch / Trans-PRK): En modern yöntemdir. Epitelin uzaklaştırılması işlemi de dahil olmak üzere tüm süreç lazer ile yapılır. Göze hiçbir fiziksel temas olmaz; cihaz önce epiteli yakar, ardından numarayı düzeltir.
Excimer lazer, 193 nm dalga boyuna sahip Argon-Florür (ArF) gazı ile çalışan bir ultraviyole lazerdir. Bu lazerin "soğuk lazer" olarak adlandırılmasının sebebi, dokuyu yakarak değil, moleküler bağları kopararak (fotoablasyon) buharlaştırmasıdır.
Gözün kırıcılık gücünü (D) değiştirmek için korneanın kavisini değiştiririz. Optik fizikte kırıcılık gücü, odak uzaklığının (f) tersidir:
Bir insanın gözü ortalama 60 diyoptri gücündedir ve bunun yaklaşık 43 diyoptrisi sadece korneadan gelir. Eğer hastamız miyop ise, kornea çok kavislidir (gücü fazladır). Excimer lazer ile korneanın merkezini düzleştirerek kırıcılık gücünü azaltır ve ışığın tam retina üzerine odaklanmasını sağlarız. Her lazer atışı korneadan yaklaşık 0.25 mikron (saç telinin 200’de biri kadar) doku kaldırır. Bu, insan elinin asla ulaşamayacağı bir hassasiyet düzeyidir.
Özellikle yüksek numaralı düzeltmelerde (6 numara ve üzeri miyopi), vücut korneadaki bu değişime aşırı bir iyileşme tepkisi vererek bölgeye lifli dokular gönderebilir. Bu durum "Haze" yani korneada puslanma olarak adlandırılır.
Ankara A Life Sağlık Grubu'ndaki PRK operasyonlarımızda, lazer sonrası kornea yüzeyine saniyeler içinde Mitomisin-C adı verilen özel bir ilaç uygularız. Bu madde, kontrolsüz doku büyümesini (fibroblast aktivitesini) baskılayarak korneanın cam gibi şeffaf kalmasını sağlar. 2026 teknolojisi ve MMC desteğiyle, PRK sonrası "puslu görme" riski artık tıbbi literatürde minimalize edilmiştir.
Hangi yöntemin biyomekanik ve konfor açısından nerede durduğunu aşağıdaki tablodan inceleyebilirsiniz:
| Özellik | PRK (Yüzeyel Ablasyon) | LASIK (Flep Cerrahi) |
|---|---|---|
| Kornea Kalınlığı İhtiyacı | Düşük (Doku tasarrufu sağlar) | Yüksek (Flep için doku gerekir) |
| Ameliyat Sonrası Ağrı | 2-3 gün (Batma, sulanma) | Minimal (Genelde 4-5 saat) |
| Görsel İyileşme Hızı | Yavaş (1-2 hafta) | Çok Hızlı (24 saat) |
| Darbe ve Travma Riski | Sıfır (Flep kayma riski yok) | Var (Kapakçık hasar görebilir) |
| Ektazi Riski | En düşük | PRK'ya göre bir miktar yüksek |
PRK ameliyatında lazer stroma dokusuna uygulandıktan sonra, korneanın en üstündeki epitel tabakası açıkta kalır. İlk 72 saat, bu epitel hücrelerinin kenarlardan merkeze doğru bir fermuar gibi kapanma sürecidir.
İlk Gün (Konfor Eşiği): Ameliyattan sonraki ilk birkaç saat uyuşturucu damlaların etkisi geçince; yanma, sulanma ve "gözde kum varmış" hissi başlar. Bu, epitelin sinir uçlarını açıkta bırakmasından kaynaklanan tamamen normal bir fizyolojik yanıttır.
72 Saat Barajı: Genellikle 3. günün sonunda epitel tabakası merkezi tamamen kapatır. Bu noktadan sonra ağrı ve batma hissi dramatik bir şekilde azalır.
Dürüst Bir Not: Görmeniz bu süreçte dalgalanacaktır. Epitel hücreleri merkeze ilk ulaştığında bir "yığılma" yapar; bu da görüntünün bazen bulanık, bazen net olmasına neden olur. Tam netlik için bu hücrelerin pürüzsüzleşmesi gerekir.
PRK operasyonunun hemen ardından göze yerleştirdiğimiz numarasız şeffaf lensler, bir "protez epitel" görevi görür.
Mekanik Koruma: Göz kapaklarınızın her kırpışında iyileşmekte olan taze epitel hücrelerini yerinden sökmesini engeller.
Ağrı Yönetimi: Açıkta kalan sinir uçlarının hava ve göz kapağı ile temasını keserek ağrıyı %70-80 oranında azaltır.
Çıkarma Zamanı: Genellikle ameliyattan sonraki 4. veya 5. günde, cerrahınız epitelin tam kapandığını gördüğünde bu lensleri çıkarır. Lensleri kendi başınıza çıkarmaya çalışmak, iyileşmekte olan dokuya zarar verebilir.
PRK'nın uzun vadedeki en spesifik riski Haze, yani korneanın orta tabakasında oluşan hafif puslanmadır. Bu, vücudun lazer yapılan bölgeye aşırı iyileşme tepkisi vererek lifli doku (fibroblast) üretmesidir.
Güneş Işığı (UV) Faktörü: Ultraviyole ışınları, korneadaki iyileşme hücrelerini "agresif" hale getirir. Bu yüzden ameliyattan sonraki ilk 6 ay boyunca, bulutlu havalarda bile yüksek korumalı güneş gözlüğü takmak opsiyonel değil, zorunludur.
Steroid Damlaların Rolü: Ameliyat sonrası reçete ettiğimiz kortizonlu damlalar (Örn: FML, Lotemax), bu iyileşme tepkisini baskılamak için kullanılır. Damlaların doktor kontrolünde, doz azaltılarak bırakılması, Haze oluşumunu engellemedeki en büyük silahımızdır.
Ankara'nın Etimesgut, Sincan ve Pursaklar lokasyonlarındaki cerrahi takibimizde, "A Life'ta Sağlığınız Özel" vizyonumuzla her kontrolünüzde korneanızın şeffaflığını mikroskobik düzeyde analiz ediyoruz. PRK bir maratondur; ancak doğru ayakkabılarla (ilaçlar) ve doğru rotayla (UV koruması) bitiş çizgisindeki görüş kalitesi kusursuzdur.
PRK için en ideal aday, kornea yapısı LASIK için ince bulunan veya flep (kapakçık) oluşturulması riskli görülen bireylerdir. Genel aday kriterlerimiz şunlardır:
Yaş ve Stabilite: 18 yaşını doldurmuş olmak ve son bir yıl içinde göz numarasının 0.50 diyoptriden fazla değişmemiş olması gerekir.
Genel Sağlık Durumu: Kontrol altına alınmamış diyabet, romatizmal hastalıklar veya aktif göz enfeksiyonu bulunmamalıdır.
Göz Yapısı: Şiddetli göz kuruluğu olan hastalarda PRK, LASIK'e göre çok daha iyi tolere edilir; çünkü PRK'da korneal sinirler LASIK kadar derin kesilmez.
Ameliyat kararındaki en büyük rehberimiz, korneanın "topoğrafik haritası" ve "pakimetri" (kalınlık) değeridir.
Pakimetri: Normal bir kornea yaklaşık 540 mikron kalınlığındadır. LASIK için genellikle 500 mikron ve üzeri istenirken, PRK yönteminde flep için doku harcanmadığı için 470-480 mikron seviyesindeki kornealara dahi güvenle uygulama yapabiliyoruz.
Topografi: Korneanın ön ve arka yüzeyinin eğimi incelenir. Eğer korneada düzensiz astigmatizma veya gizli bir dikleşme (subklinik keratokonus) saptanırsa, standart lazer yerine "Kişiye Özel" (Customized) PRK tercih edilir.
PRK'nın başarı oranları, kırma kusurunun derecesine ve kornea kalınlığının izin verdiği "güvenli bölgeye" göre değişir:
Miyopi: Genellikle -8.00 ile -10.00 diyoptriye kadar başarılı sonuçlar alınır. Daha yüksek numaralarda "Haze" (puslanma) riski nedeniyle alternatif yöntemler (ICL gibi) değerlendirilebilir.
Astigmatizma: -4.00 ila -6.00 diyoptriye kadar olan astigmatlar PRK ile yüksek hassasiyette düzeltilebilir.
Hipermetropi: PRK, hipermetropi düzeltmede miyopi kadar geniş bir skalaya sahip değildir. Genellikle +4.00 diyoptriye kadar olan hipermetroplarda tercih edilir; daha yüksek numaralarda LASIK veya akıllı mercek seçenekleri ön plana çıkar.
Bazı hastalarımızda kornea yapısı lazer için zayıf (Keratokonus başlangıcı) olabilir. Bu durumda "Atina Protokolü" dediğimiz teknik devreye girer.
Teknik Analiz: Keratokonus, korneanın zayıflayıp öne doğru sivrilmesidir. Normalde keratokonus hastalarına lazer yapılmaz; ancak Cross-linking (CXL) işlemi ile kornea dokusu Riboflavin ve UV ışığı kullanılarak biyomekanik olarak güçlendirilirken, eş zamanlı yapılan düşük dozlu bir Topography-Guided PRK ile kornea yüzeyindeki düzensizlikler (yüksek sıralı aberasyonlar) giderilir. Burada amaç numaranın tamamen sıfırlanması değil, korneanın stabilize edilmesi ve hastanın gözlükle dahi alamadığı görme kalitesinin artırılmasıdır.
Ankara’nın Etimesgut, Sincan ve Pursaklar lokasyonlarındaki cerrahi birimlerimizde, "A Life'ta Sağlığınız Özel" prensibiyle sadece numarayı değil, kornea güvenliğini de merkeze alıyoruz. Sizin için en doğru limitleri belirlemek adına kapsamlı bir "Lazer Ön Muayenesi" büyük önem taşımaktadır.
PRK ameliyatı, genel anestezi gerektirmeden, lokal anestezi altında yapılır. Ameliyat süreci şu adımlardan oluşur:
PRK ameliyatı sonrası iyileşme süreci LASIK ameliyatına göre daha uzun sürer. Ameliyat sonrası gözde hafif bir ağrı, bulanıklık, ışık hassasiyeti veya kızarıklık olabilir. Bu şikayetler genellikle 1-2 hafta içinde kaybolur.
Herhangi bir cerrahi işlem gibi, PRK ameliyatı da bazı riskler taşır. Bunlar arasında şunlar bulunur:
Göz gibi hayati bir organda cerrahi karar verirken deneyim, uzmanlık, otorite ve Güven prensiplerini hastane seçimine uyarlamak hayati önem taşır:
Deneyim: Cerrahın özellikle kornea biyomekaniği ve yüzeyel ablasyon tekniklerindeki vaka geçmişi incelenmelidir.
Uzmanlık: Hastanenin sadece lazer değil, olası komplikasyonları yönetebilecek "Kornea Birimi"nin olması bir uzmanlık göstergesidir.
Otorite: Kullanılan lazer cihazlarının (Excimer Lazer) 2026 yılı güncel FDA onaylarına sahip olması ve periyodik kalibrasyonlarının Ankara'daki resmi servislerince yapılması gerekir.
Güven: Ankara veya çevresindeki klinikleri değerlendirirken, hastaların uzun vadeli (1. yıl ve sonrası) geri bildirimleri, operasyonun başarısı hakkında en dürüst bilgiyi verir.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 24 Ocak 2026 11:11
Yayınlanma Tarihi: 25 Nisan 2024 10:09
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
PRK, korneanın en üst tabakası olan epitelyumun nazikçe uzaklaştırılması ve ardından Excimer lazer ile korneanın yeniden şekillendirilmesi işlemidir. LASIK yönteminden farkı, korneada bir kapakçık (flep) oluşturulmamasıdır. Lazer atışları tamamlandıktan sonra, epitelyumun kendini yenilemesi süresince gözü korumak amacıyla göze numarasız bir bandaj kontakt lens yerleştirilir.
İki yöntem arasındaki en büyük fark cerrahi yaklaşımdır. LASIK'te korneadan bir kapakçık kaldırılırken, PRK'da yüzeyel işlem yapılır. LASIK sonrası iyileşme çok hızlıdır (genellikle 24 saat), ancak PRK yönteminde epitelyumun iyileşmesi için 3-4 günlük bir süreye ihtiyaç duyulur. Hangi yöntemin "daha iyi" olduğu değil, hangi yöntemin "sizin kornea yapınıza uygun" olduğu önemlidir.
Günümüzde lazer teknolojisinin zirvesi kabul edilen No-Touch yöntemi, PRK'nın en gelişmiş versiyonudur. Bu yöntemde göze hiçbir mekanik temas veya alkol uygulaması yapılmaz. Epitelyum tabakası da dahil olmak üzere tüm işlem sadece lazer ışınları ile saniyeler içinde tamamlanır. Hastalar için psikolojik olarak en konforlu ve cerrah için en kontrollü lazer yöntemidir.
PRK ameliyatından hemen sonra bir miktar görme artışı olsa da, epitelyum tabakası iyileşirken (ilk 3-5 gün) görme bulanıklaşabilir. Bandaj lensin çıkarılmasını takip eden 1. haftadan itibaren görme netleşmeye başlar. Tam stabilizasyon ve hedeflenen netliğe ulaşılması genellikle 1 ile 3 ay arasındaki süreci bulabilir. Sabırlı olan hastalar için sonuçlar LASIK ile aynı derecede mükemmeldir.
PRK cerrahisinde sinir uçlarının yoğun olduğu epitelyum tabakası işlem gördüğü için, operasyon sonrası ilk 48-72 saatte gözlerde sulanma, ışık hassasiyeti ve "göze kum kaçmış" gibi bir batma hissi olması normaldir. Uzman hekimlerimizin reçete edeceği özel damlalar ve koruyucu lensler bu süreci en konforlu şekilde atlatmanızı sağlar.
Korneası LASIK için yeterince kalın olmayanlar.
Boks, güreş gibi yakın temas gerektiren sporlarla uğraşanlar.
Polis, asker veya pilot gibi flep (kapakçık) komplikasyonu riskinden kaçınmak isteyen meslek grupları.
Kornea yüzeyinde düzensizlik (distrofi vb.) olan hastalar.
2026 yılı maliyetleri; uygulanacak lazer teknolojisine (Wavefront, No-Touch vb.), kırma kusurunun derecesine ve hastanede kullanılan cihazların donanımına göre belirlenir. Ankara şubelerimizde uzman göz hekimlerimizin yapacağı detaylı "Wavefront" analizi ve size özel tedavi paketi hakkında güncel fiyat bilgisi almak için A Life Sağlık Grubu ile iletişime geçebilirsiniz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.