Özellikle kulakta çınlama, işitme kaybı ve denge bozukluğu yaşayan hastaların sıkça araştırdığı bir konudur. Tıbbi olarak vestibüler schwannom adıyla da bilinen, işitme siniri üzerinde gelişen iyi huylu bir tümördür. Genellikle yavaş büyüyen bu tümör, beyin ile iç kulak arasındaki bölgede yerleşir.
İşitme siniri tümörü belirtileri çoğunlukla tek taraflı işitme kaybı, kulakta uğultu ve denge problemleri şeklinde kendini gösterir. Erken dönemde fark edilmediğinde tümör büyüyerek köşe tümörü nedir? sorusunun cevabı olan serebellopontin köşe bölgesinde baskı yapabilir ve ciddi nörolojik şikâyetlere yol açabilir.
Belirtileri arasında en sık görülen bulgu işitme kaybıdır. Bu kayıp genellikle tek taraflıdır ve zamanla ilerler. Beyin tümörü kulak çınlaması yapar mı? sorusu da bu noktada önemlidir. Çünkü akustik nörinomlu hastaların büyük çoğunluğunda sürekli kulak çınlaması mevcuttur.
Bunun yanında baş dönmesi, denge bozukluğu, yüzde uyuşma, dolgunluk hissi ve nadiren baş ağrısı da tabloya eklenebilir. Daha ileri evrelerde tümör, beyin sapına baskı yapabilir. Bu durum, nefes alma ve yutma güçlüğüne neden olabilir.
Tanıda ilk basamak ayrıntılı bir kulak burun boğaz muayenesidir. Hastanın şikâyetleri doğrultusunda işitme testi yapılır ve akustik nörinom odyolojik bulgular ortaya konur. İşitme testlerine ek olarak denge testleri de uygulanabilir. Kesin tanı için görüntüleme yöntemleri kullanılır.
Akustik nörinom MR incelemesi, özellikle kontrastlı MR görüntüleme, tümörün boyutunu ve yerleşimini en net şekilde ortaya koyar. Çekilen akustik nörinom MR görüntüsü sayesinde doktorlar cerrahi planlamayı yapabilir. Bazı durumlarda MR görüntüsü incelendiğinde tümörün iki taraflı olduğu da görülebilir. Bu tabloya bilateral akustik nörinom adı verilir.
Akustik nörinom makale. Hastalığın kesin nedeni bilinmemekle birlikte genetik yatkınlığın rol oynadığı düşünülmektedir. Özellikle nörofibromatozis tip 2 hastalığı olan kişilerde iki taraflı akustik nörinom gelişme riski vardır. Ayrıca radyasyona uzun süre maruz kalmak, yaş faktörü ve bazı çevresel etkenler de risk faktörleri arasında sayılmaktadır.
Tedavi planı tümörün boyutuna, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve şikâyetlerin şiddetine göre değişir. Küçük ve yavaş büyüyen tümörlerde “bekle-gör” yaklaşımı tercih edilebilir. Ancak ilerleyen vakalarda akustik nörinom tedavisi cerrahi ya da radyocerrahi yöntemlerle yapılır.
Cerrahi müdahalede amaç tümörü çıkarırken işitme ve yüz sinirinin korunmasıdır. Akustik nörinom cerrahisi deneyimli beyin cerrahları ve kulak burun boğaz uzmanlarının iş birliği ile yapılır. Akustik nörinom işitme siniri tümörü ameliyatı sırasında farklı cerrahi yaklaşımlar kullanılabilir. Ameliyat süresi tümörün boyutuna göre değişmekle birlikte genellikle birkaç saat sürer.
Akustik nörinom eşlik eder durumu, sadece işitme kaybına neden olmaz. Bu durum, kişinin sosyal yaşamını, iş hayatını ve günlük aktivitelerini de etkiler. Hastalar gürültülü ortamlarda iletişim kurmakta zorlanabilir.
Ayrıca kulakta çınlama, baş dönmesi veya dengesizlik gibi semptomlar yaşayabilirler. Bu belirtiler, özellikle araç kullanımı, yürüyüş ve merdiven çıkma gibi aktivitelerde denge kaybına yol açabilir.
Denge bozuklukları, düşme riskini artırarak yaşam kalitesini düşürür. Ayrıca işitme kaybı nedeniyle sosyal izolasyon, iletişim güçlüğü ve psikolojik rahatsızlıklar da görülebilir. Bu nedenle, rehabilitasyon ve destek tedavileri, fiziksel ve psikolojik açıdan hastaların yaşam kalitesini artırmak için oldukça önemlidir. İşitme cihazları, denge egzersizleri ve fizik tedavi programları hastaların günlük yaşama adaptasyonunu kolaylaştırır.
Genellikle kulakta çınlama ve hafif işitme kaybı ile kendini gösterir. Ancak bu belirtiler sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılabilir. Örneğin, iç kulak enfeksiyonları, Menier hastalığı, migren kaynaklı vertigo veya diğer nörolojik bozukluklar nörinomu taklit edebilir.
Bu nedenle doğru tanı için kapsamlı odyolojik testler ve MR görüntüsü yapılması şarttır. MR incelemesine bağlı olarak, tümörün boyutunu, yerleşimini ve çevre dokulara etkisini belirlemeye yardımcı olur. Erken ve doğru tanı, tedavi seçeneklerinin planlanmasını kolaylaştırır ve gereksiz müdahalelerin önüne geçer. Ayrıca bilateral nörinom gibi nadir görülen durumlarda genetik ve ailesel faktörlerin değerlendirilmesi de önem taşır.
Bazı kaynaklarda akustik nörinom bitkisel tedavi yöntemleri geçiyor. Ancak bilimsel olarak en güvenilir ve etkili yöntemler cerrahi müdahale ve radyocerrahidir. Ancak erken teşhis, tümörün boyutu küçükken tedaviye başlanabilmesi açısından büyük önem taşır.
Hastalar için yapılması gerekenler şunlardır:
Bu önlemler, ameliyat ihtiyacını doğru zamanda belirlemeye ve cerrahi müdahale gereksiz veya erken yapılmaması için önemlidir.
Ameliyat sonrası süreç, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan dikkatle takip edilmesi gereken bir dönemdir. Ameliyat sonrası ilk günlerde hastalar yoğun bakımda izlenir. Bu dönemde yara iyileşmesi, beyin omurilik sıvısı kaçağı riski ve yüz siniri fonksiyonları yakından takip edilir.
Bazı hastalarda kulak çınlaması bir süre devam edebilir. Denge sorunları haftalarca sürebilir. Nadiren kalıcı işitme kaybı veya yüz siniri felci de görülebilir. Ancak uzun vadede tümörün alınmasıyla, büyüme riskleri ve ciddi komplikasyonlar minimize edilir.
Ameliyat sonrası rehabilitasyon programları, fizik tedavi ve işitme cihazları, hastaların günlük yaşama daha hızlı adapte olmasını sağlar.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 6 Kasım 2025 14:05
Yayınlanma Tarihi: 3 Eylül 2025 08:56
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.