Bağırsak hastalıkları; genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi sorunları, sağlıksız beslenme ve stres gibi faktörlerle tetiklenen, ince veya kalın bağırsağın işlevini bozan rahatsızlıklardır. En sık görülen bağırsak hastalıkları arasında Huzursuz Bağırsak Sendromu (İBS), Crohn, Ülseratif Kolit, Çölyak ve Bağırsak Kanseri yer alır. Bu hastalıklar genellikle geçmeyen karın ağrısı, kronik ishal veya kabızlık, aşırı şişkinlik ve dışkıda kan gibi belirtilerle kendini gösterir.
Klinik pratiğimizde insan vücudunun en karmaşık, dış dünyaya en açık ve son yıllardaki keşiflerle "ikinci beyin" ünvanını sonuna kadar hak eden ekosistemi bağırsaklardır. Yaklaşık 7-8 metre uzunluğundaki bu devasa sindirim ve bağışıklık otobanı; milyarlarca dost bakteriye (mikrobiyota) ev sahipliği yapar, besinleri süzer, hormonlar üretir ve savunma kalkanımızı ayakta tutar.
Ancak bu hassas sistemin dengesi bozulduğunda, polikliniklere yapılan başvuruların çok büyük bir kısmını oluşturan bağırsak hastalıkları perdesi açılır. Bağırsak hastalıkları tek bir tip değildir; bağırsağın etini ve dokusunu bozan iltihaplardan, sinirsel iletişim hatasından kaynaklanan fonksiyonel bozukluklara kadar çok geniş bir yelpazeye yayılır.
İçerideki tıbbi mekanizmayı ve en sık karşılaştığımız bağırsak hastalıklarını gruplar halinde inceleyelim:
Bu gruptaki hastalıklarda bağırsağa endoskopi veya kolonoskopiyle bakıldığında gözle görülür hiçbir yara, tümör veya iltihap saptanmaz. Sorun bağırsağın anatomisinde değil, çalışma ritminde ve beyinle olan iletişimindedir.
Huzursuz Bağırsak Sendromu (IBS / Spastik Kolon): Bağırsak çeperindeki sinir uçlarının aşırı hassaslaşması ve kasların düzensiz kasılmasıyla karakterizedir. Kişide tuvalete çıkınca geçen karın ağrısı, kıyafetlere sığdırmayan şişkinlik, inatçı kabızlık veya aniden bastıran ishal nöbetleri yaratır.
Kronik Fonksiyonel Kabızlık veya İshal: Beslenme hataları, hareketsizlik veya pelvik taban kaslarının uyumsuz çalışması nedeniyle bağırsağın boşaltım motorunun kalıcı olarak yavaşlaması ya da hızlanması durumudur.
Fonksiyonel hastalıkların aksine, bu grupta bağışıklık sistemi kendi bağırsak duvarına doğrudan saldırır ve orada ciddi yaralar, ülserler ve kanamalı alanlar oluşturur. Kronik ve periyodik ataklarla seyreder.
Ülseratif Kolit: İltihap sadece kalın bağırsağın (kolon) ve rektumun en iç mukoza tabakasını tutar. Kendini sürekli tekrarlayan kanamalı, mukuslu (sümüksü) ishal atakları, karın krampları ve halsizlikle belli eder.
Crohn Hastalığı: Ülseratif kolitten en büyük farkı, ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir yerini (en sık ince bağırsağın son kısmını) tutabilmesi ve bağırsak duvarının tüm katmanlarına derinlemesine sızmasıdır. Bağırsakta daralmalara (striktür) ve komşu organlar arasında fistül adı verilen yapay tünellerin oluşmasına yol açabilir.
Bağırsak duvarındaki emilim hücrelerinin (villuslar) hasar görmesi sonucu vücudun gıdaları kana karıştıramaması durumudur.
Çölyak Hastalığı: Genetik yatkınlığı olan bireylerde buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan "gluten" proteinine karşı bağırsağın gösterdiği ağır bir alerjik/otoimmün reaksiyondur. Gluten alındığında ince bağırsaktaki emilim tüyleri düzleşir; hasta ne yerse yesin beslenemez, şiddetli kansızlık, kilo kaybı ve kronik ishal gelişir.
Laktoz ve Fruktoz İntoleransı: Süt şekerini (laktoz) veya meyve şekerini (fruktoz) sindirecek bağırsak enzimlerinin eksikliği nedeniyle oluşan, yoğun gaz ve kramp tablolarıdır.
Bağırsak dokusunun fiziksel şeklinin, yaşa veya basınca bağlı olarak deforme olmasıyla ortaya çıkan hastalıklardır.
Divertiküler Pozisyon (Divertikülozis): Kalın bağırsak duvarının dışarıya doğru minik kesecikler (balonlar) şeklinde fıtıklaşmasıdır. Özellikle liften fakir beslenen ve kronik kabızlık çeken ileri yaşlı bireylerde sık görülür. Bu keselerin içi dışkıyla dolup iltihaplandığında (Divertikülit) acil cerrahi müdahale gerektiren sol alt karın ağrısı ve ateş krizleri yaratır.
Bağırsak Polipleri: Bağırsak iç duvarında büyüyen masum görünümlü et benleridir. Genellikle hiçbir belirti vermezler ancak ilerleyen yıllarda kanserleşme riski taşıdıkları için kolonoskopi esnasında saptandıkları an kesilip alınmalıdırlar.
Sindirim sisteminin en ciddi hastalık grubudur. Genellikle yukarıda bahsettiğimiz adenomatöz poliplerin 8-10 yıl içinde sessizce mutasyona uğramasıyla başlar. Dışkılama alışkanlığında kalıcı değişim (kalem gibi incelme), dışkıda koyu renkli kan, istemsiz hızlı kilo kaybı ve inatçı demir eksikliği anemisi en tipik klinik belirtileridir.
Kolorektal kanserlerin %95'ini oluşturan ana gruptur. Bağırsağın iç yüzeyini döşeyen ve sindirimi kolaylaştırmak adına mukus salgılayan bez hücrelerinden (glandüler doku) köken alır. Erken evrelerde yakalandığında onkolojik cerrahiye en iyi yanıt veren gruptur.
Bağırsaktaki hormon üretimini ve sindirim ritmini düzenleyen özel nöroendokrin hücrelerden başlar. Genellikle klasik kanserlere göre daha yavaş büyürler ancak kana aşırı hormon salgılayarak vücutta durup dururken çıkan kızarıklıklar, sıcak basmaları ve ishal atakları (karsinoid sendrom) ile kendilerini belli edebilirler.
Bağırsak duvarının kas tabakasında yer alan ve bağırsağın o dalgalı kasılma hareketini (peristaltizm) yöneten özel ritim hücrelerinden doğar. Klasik kemoterapilere dirençlidir; tedavisinde doğrudan hücre büyüme sinyallerini kilitleyen akıllı moleküller (tirozin kinaz inhibitörleri) kullanılır.
Bağırsak duvarı, vücudun en büyük bağışıklık ve lenf ağına ev sahipliği yapar. Kanser, bağırsağın kendi dokusunda değil de bu koruyucu lenf hücrelerinde başladığında lenfoma adını alır. Tedavi önceliği genellikle cerrahiden ziyade sistemik ilaçlardır.
Klinik pratiğimizde hastaların en sık yaptığı ve bazen geri dönüşü zor tablolara yol açan en büyük hata, sindirim sisteminden gelen sinyalleri "ayaklarımı üşüttüm", "yediğim bir şey dokundu" ya da "strestendir" diyerek geçiştirmektir. Oysa bağırsaklarımız, yaklaşık 100 milyon sinir hücresiyle döşeli devasa bir ekosistemdir ve içeride yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda bunu çok net, mekanik ve kimyasal ipuçlarıyla dışarı vurur.
Bağırsak hastalıkları; basit bir gıda intoleransından sinsi bir tümöre, kronik iltihabi süreçlerden (Crohn, Ülseratif Kolit) fonksiyonel bozukluklara (IBS) kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu hastalıkların belirtileri bazen birbirini taklit etse de, dikkatli bir gözle incelendiğinde her birinin vücutta bıraktığı iz farklıdır.
Neredeyse tüm bağırsak sorunlarının ortak paydası karın ağrısıdır. Ancak ağrının süresi ve tuvaletle olan ilişkisi bize hastalığın kimliğini söyler:
Kramp Tarzı Alt Karın Sancıları: Ağrınız sol veya sağ alt kadranda yoğunlaşıyorsa ve tuvalete çıkıp gaz ya da büyük abdest deşarjı sağladıktan sonra bıçak gibi kesiliyorsa, bu durum daha çok fonksiyonel bir soruna (Huzursuz Bağırsak Sendromu) işaret eder.
Sürekli ve Uykudan Uyandıran Ağrı: Tuvalete çıksanız bile geçmeyen, gecenin bir yarısı sizi uykudan uyandıracak kadar şiddetli olan ve karnın geneline yayılan ağrılar ise bağırsak duvarında organik bir hasarın (iltihap, tıkanma veya kitle) habercisidir.
Her insanın kendine has bir tuvalet rutini vardır. Belirti kabul edilmesi gereken durum, bu rutinin dışına çıkılması ve değişimin 3 haftadan uzun süre kalıcı hale gelmesidir.
Açıklanamayan İshal ve Kabızlık Atakları: Birkaç gün şiddetli kabız gezdikten sonra aniden başlayan ishal nöbetleri bağırsağın ritmini kaybettiğini gösterir.
Dışkı Çapının Kalem Gibi İncelmesi: Kalın bağırsakta büyüyen kitleler tüneli daraltır. Eğer dışkınız son aylarda kalıcı olarak şerit gibi, normalden belirgin derecede ince çıkıyorsa bu durum bağırsağın mekanik olarak tıkandığının en net fiziksel göstergesidir.
Sindirim kanalındaki kanamalar asla ihmal edilmemesi gereken en ciddi "kırmızı bayrak" bulgusudur. Kanın rengi, arızanın tam olarak nerede olduğunu cerraha fısıldar:
Melena (Katran Karası Dışkı): Eğer dışkınız kömür gibi kapkara, vıcık vıcık ve aşırı kötü kokulu geliyorsa, kan üst sindirim yollarında veya ince bağırsakta açığa çıkmış ve mide asidiyle sindirilmiş demektir.
Vişne Çürüğü veya Parlak Kırmızı Kan: Kan dışkının dokusuna tamamen karışmış koyu kırmızı renkteyse kalın bağırsağın üst kısımlarını; dışkının üzerine bulaşmış parlak taze kırmızı renkteyse rektum bölgesini veya hemoroid gibi çıkış patolojilerini işaret eder.
Sabah yataktan dümdüz bir karınla uyanıp, gün içinde su bile içseniz akşam saatlerinde karnınızın bir balon gibi gerilmesi bağırsak florasının (mikrobiyota) iflas ettiğinin göstergesidir. Zararlı bakterilerin artması gıdaların kontrolsüzce mayalanmasına neden olur. Şişkinliğe eşlik eden ve tuvalet sonrasında geçmeyen doluluk hissi (tenezm) bağırsağın son kısmındaki yapısal genişlemelerin belirtisi olabilir.
Kanser hücreleri veya bağırsaktaki kronik yaralar büyürken vücudun besin kaynaklarını bir paratiz gibi sömürür.
Rejim yapmadığınız halde son 6 ay içinde kilonuzun %5'inden fazlasını aniden kaybettiyseniz,
Kan sayımınızda nedeni bulunamayan inatçı bir demir eksikliği anemisi (kansızlık) çıktıysa, bağırsaklar sinsi bir kanamayla gücünü kaybediyor demektir.
Karnınızda dokunulmayacak kadar şiddetli, tahta gibi sert bir gerginlik hissi başladıysa, buna kusma, gaz-gaita çıkaramama ve yüksek ateş eşlik ediyorsa bağırsakta bir delinme (peritonit) veya tam tıkanma (ileus) gelişmiş olabilir. Bu tablo acil cerrahi müdahale gerektirir.
Gastroenteroloji polikliniklerinde hastalarımız karın ağrısı, geçmeyen şişkinlik veya kanama şikayetleriyle karşımıza oturduğunda, içerideki sorunu sadece hastanın anlattıklarıyla (anamnez) veya dışarıdan karnına dokunarak %100 netlikle çözmek imkansızdır. Çünkü huzursuz bağırsak sendromunun (IBS) basit bir spazmı ile sinsi bir tümörün büyüme aşaması, ilk başlarda vücuda tamamen aynı sinyalleri gönderebilir.
Tıp dünyasında "Karanlık bir odada siyah bir kedi aramak" yerine, ışıkları tamamen açarak bağırsağın her milimetresini gözlemlememizi sağlayan ileri teknoloji teşhis yöntemleri mevcuttur. Kalın bağırsak hastalıklarının teşhisi; önce bir şüphe zinciri kurarak laboratuvar tahlillerinden geçer, ardından teknolojinin gözüyle (endoskopik ve radyolojik yöntemlerle) nokta atışı kesinliğe ulaşır.
Bağırsağın içine kamera göndermeden önce, bağırsağın bize dışarıya gönderdiği atıklara ve kana bakarak içerideki "savaşın" boyutunu anlarız.
Dışkıda Gizli Kan Testi: Gözle görülemeyecek kadar küçük ama sürekli sızan mikroskobik kanamaları saptayan hayati bir testtir. Testin pozitif çıkması doğrudan kanser olduğunuz anlamına gelmez (basit bir polip veya küçük bir ülser de kanayabilir), ancak içeride mutlaka incelenmesi gereken organik bir hasar olduğunu kanıtlar.
Fekal Kalprotektin Testi: Özellikle iltihabi bağırsak hastalıkları (Crohn, Ülseratif Kolit) ile fonksiyonel bozuklukları (IBS) ayırt etmek için kullandığımız altın standart testtir. Dışkıdaki kalprotektin seviyesi yüksekse, bağırsağın duvarında aktif bir yangı (iltihap) olduğu kesinleşir.
Kan Tahlilleri (Hemogram ve CRP): Açıklanamayan inatçı demir eksikliği anemisi veya yüksek CRP (enfeksiyon/iltihap göstergesi) değerleri, bağırsakta bir emilim bozukluğu, kanama veya mikrobik bir saldırı olduğunu gösteren ilk alarm zilleridir.
Kalın bağırsak hastalıklarının teşhisinde Kolonoskopi, alternatifi olmayan en güçlü, en kesin ve dünyaca kabul edilmiş tek referans yöntemidir. Ultrason veya tomografi bağırsağın sadece gölgesini veya dış duvarını görebilirken; kolonoskopi, bağırsağın nemli iç yüzeyini (mukozayı) doğrudan yüksek çözünürlüklü bir ekranda canlı canlı görmemizi sağlar.
Süreç Nasıl İşler? Hasta tamamen uyutulur (derin sedasyon), hiçbir ağrı veya işlem anısını hatırlamaz. Ucunda ışık ve mikro kamera bulunan esnek bir tüple anüsten girilerek tüm kalın bağırsak (kolon) ve ince bağırsağın son kısmı milim milim incelenir.
Teşhisten Tedaviye Geçiş Mucizesi: Kolonoskopi sadece bakan bir cihaz değildir, aynı zamanda tedavi eder. İşlem sırasında saptanan riskli et benleri (polipler) daha kanserleşmeden o an tel bir kementle kesilip alınır (polipektomi). Kanamalı ülserlere aynı anda müdahale edilir veya şüpheli bölgelerden patolojiye gönderilmek üzere minik biyopsi parçaları koparılır.
Kolonoskopinin ulaşamadığı derin dokuları, kalın bağırsak duvarının dışını ve komşu organlarla olan ilişkisini görmek için ileri radyolojik cihazlar devreye girer.
Sanal Kolonoskopi (BT Kolonografi): Klasik kolonoskopi yapılamayan durumlarda veya bağırsakta cihazın geçemeyeceği kadar daraltıcı bir tümör varsa, Bilgisayarlı Tomografi (BT) cihazıyla bağırsağın içinin 3 boyutlu simülasyonu çıkarılır. (Ancak bu yöntemde biyopsi alınamaz veya polip kesilemez).
MR Enterografi / Pelvik MR: Özellikle Crohn hastalığının bağırsak duvarında yarattığı derin tünelleri (fistülleri) veya rektum bölgesine yerleşmiş kanserlerin çevre dokulara ne kadar sızdığını (evreleme sürecini) milimetrik olarak ölçmek için kullanılır.
Kalın bağırsak hastalıklarında teşhisin gecikmesi, vücudun size verdiği o değerli zaman avantajını kaybetmek anlamına gelir. Karın ağrılarını kulaktan dolma gaz ilaçlarıyla geçiştirmek yerine, arka planda yatan gerçek organik nedeni (kanser, Crohn veya polip) uzman bir hekim gözüyle aydınlatmak hayat kurtarıcıdır. Unutmayın, kolonoskopi bir korku unsuru değil; sizi gelecekteki büyük bağırsak ameliyatlarından ve kanserden koruyan en konforlu ve kesin tanı aracıdır.
Gastroenteroloji polikliniklerinde hastaları dinlerken en çok zorlandığımız senaryolardan biri şudur: Hastanın ağzından girip mideye bakan endoskopi tertemizdir; alttan girip kalın bağırsağı tarayan kolonoskopi de pırıl pırıldır. Ancak hasta hala göbek çevresindeki dinmeyen ağrılardan, kronik ishalden, ani kilo kayıplarından veya nedeni bulunamayan gizli kansızlıktan kıvranmaktadır. İşte tıp dünyasında "zurnanın zırt dediği yer" tam olarak burasıdır. Çünkü klasik kameralı hortumların ulaşamadığı, ortada kalan yaklaşık 5-6 metrelik devasa bir kör nokta vardır: İnce bağırsak.
İnce bağırsak (duedonumun devamı, jejunum ve ileum), sindirimin ve emilimin kalbidir. Anatomik olarak karın boşluğunda akordeon gibi katlanıp durduğu ve çok uzun olduğu için yakın geçmişe kadar teşhisi en zor alanlardan biriydi. Neyse ki modern tıp, bu "kara kutuyu" aydınlatacak mikro kameralar, akıllı haplar ve dinamik emarlar geliştirdi.
Gelin, ince bağırsak hastalıklarının (Çölyak, Crohn, SIBO, gizli tümörler) teşhisinde kullandığımız o ileri tanı labirentine birlikte bakalım.
Karnı doğrudan görüntülemeden önce, hastanın metabolik izlerini sürerek ince bağırsaktaki hasarın kimliğini tahmin etmeye çalışırız:
Çölyak Serolojisi (Kan Antikorları): İnce bağırsağın emilim tüylerini (villusları) yerle bir eden Çölyak hastalığından şüpheleniyorsak, kanda Anti-tTG (Doku Transglutaminaz) ve Anti-DGP antikorlarına bakarız. Bu testler bize bağırsağın glutene isyan edip etmediğini söyler.
SIBO Hidrojen Nefes Testi: İnce bağırsakta olmaması gereken kalın bağırsak bakterilerinin aşırı çoğalması durumuna SIBO diyoruz. Hastaya özel bir şekerli solüsyon içirilir ve belirli aralıklarla nefesindeki hidrojen/metan gazı ölçülür. İnce bağırsaktaki o kaçak bakterilerin ürettiği gaz, nefes testinde kendini ele verir.
Dışkıda Yağ (Steatore) ve Elastaz Taraması: İnce bağırsak gıdaları ememiyorsa, yağlar dışkıyla atılır. Dışkının klozet yüzeyinde kalması veya aşırı pis kokulu olması emilim bozukluğunun (malabsorbsiyon) laboratuvar kanıtıdır.
İnce bağırsağın iç yüzeyini (mukozasını) baştan aşağı, kesintisiz ve canlı olarak görmemizi sağlayan en devrimsel yöntem Kapsül Endoskopi'dir.
İşlem Nasıl Yapılır? Hasta, içinde mikro kamera, ışık kaynağı ve verici bulunan, büyükçe bir vitamin hapı boyutundaki kapsülü bir yudum suyla yutar. Kapsül, ince bağırsağın o metrelerce uzunluktaki kıvrımlarında doğal sindirim hareketleriyle ilerlerken saniyede birden fazla yüksek çözünürlüklü fotoğraf çeker.
Hastanın beline bağlanan bir kayıt cihazı bu fotoğrafları depolar. Kapsül yaklaşık 8 saat sonra vücuttan doğal yolla atılırken, hekim bilgisayar karşısında ince bağırsağın içindeki en ufak bir Crohn yarasını, gizli kanama odağını veya minik bir tümörü sinema filmi izler gibi milim milim inceler.
Kapsül endoskopi bağırsağın sadece iç yüzeyini (boyasını) görür. Ancak Crohn hastalığı gibi durumlar bağırsak duvarının derin kas tabakalarına sızar. Duvar kalınlığını ve bağırsak dışı komşulukları görmek için radyolojinin gücünü kullanırız:
Enterografi Farkı: Klasik bir emar veya tomografiden farklı olarak hastaya çekimden hemen önce bağırsak kıvrımlarını iyice şişiren ve geren özel bir kontrast sıvı içirilir.
MR Enterografi sayesinde ince bağırsak halkaları net olarak birbirinden ayrışır. Böylece bağırsağın nerede daraldığı, nerede iltihaplandığı veya bağırsaklar arasında yapay tüneller (fistüller) oluşup oluşmadığı radyolojik olarak haritalandırılır. Radiation (radyasyon) riski olmadığı için özellikle genç Crohn hastalarında teşhis ve takibin vazgeçilmezidir.
Eğer kapsül veya emar ile ince bağırsağın derinliklerinde şüpheli bir kitle, yara ya da kanama odağı saptadıysak, oradan parça (biyopsi) almak veya kanamayı durdurmak için Çift Balonlu / Tek Balonlu Enteroskopi yöntemine başvururuz.
Özel bir kılavuz tüpün ucundaki balonların sırayla şişirilip söndürülmesiyle, ince bağırsak adeta bir kumaş gibi hortumun üzerine toplanır. Bu sayede normal endoskopların asla gidemeyeceği derinliklere ulaşılarak hem teşhis (kesin biyopsi) konur hem de saptanan polipler o an ameliyatsız kesilip alınabilir.
Mideniz ve kalın bağırsağınız temiz çıktığı halde geçmeyen göbek çevresi ağrılarınız, inatçı ishalleriniz veya geçmeyen demir eksikliğiniz varsa, sindirim sisteminizin o gizemli 6 metrelik kör noktasında sinsi bir hastalık (Çölyak, Crohn veya SIBO) zaman kolluyor olabilir. İnce bağırsak hastalıklarında teşhisin gecikmesi, vücudun besinsiz kalmasına, ciddi kilo kayıplarına ve ilerleyen süreçte bağırsak tıkanmalarına davetiye çıkarır. Doğru teknoloji ve uzman bir gastroenterolojik yaklaşım, sizi yıllarca süren o teşhissiz belirsizlikten kurtarır.
Ankara'da ileri tıp teknolojisini konforlu hastanecilik vizyonuyla birleştiren tüm merkezlerimizde (Etimesgut, Pursaklar, Altındağ, Eryaman, Sincan, Batıkent ve Aydınlıkevler) A Life Sağlık Grubu olarak; ince bağırsağın karanlık noktalarını en gelişmiş tanı protokolleriyle aydınlatıyoruz.
Hastanelerimiz bünyesindeki laboratuvarlarımızda Çölyak panellerini ve SIBO nefes testlerini titizlikle çalışıyor; radyoloji ünitelerimizde yüksek çözünürlüklü dynamic MR Enterografi çekimleriyle bağırsak duvarlarınızı inceliyoruz. Sindirim sisteminin bu en zor alanını taramak için uluslararası standartlardaki Kapsül Endoskopi (Akıllı Hap) sistemlerimizi devreye alıyor, hastalarımızı yorucu süreçlerden kurtararak konforlu bir teşhis konforu sunuyoruz. "Hayatınıza Sağlık Katıyoruz" vizyonumuzla, karmaşık ve gizli kalmış şikayetlerinize nokta atışı tıbbi kanıtlarla yanıt veriyoruz.
Yıllardır süren gizemli karın şikayetlerinizin adını koymak, akıllı kapsül endoskopi veya emar enterografi süreçlerimiz hakkında bilgi edinmek ve uzman hekim kadromuzdan randevu almak için A Life Sağlık Grubu çağrı merkezimizi arayabilir veya sitemiz üzerinden online randevunuzu saniyeler içinde oluşturabilirsiniz.
Araştırdığınız Hastalık Hakkında Uzman Hekimlerimiz Size Dönüş Sağlasın.
Bağırsak hastalıkları hangi bölüm bakar veya bağırsak hastalığına hangi bölüm bakar sorusunun birincil yanıtı Gastroenteroloji’dir. Mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, karaciğer ve safra kesesi hastalıkları bu bölümün uzmanlık alanıdır. Ayrıca, cerrahi müdahale gerektiren durumlarda Genel Cerrahi devreye girer.
Genel olarak mide ve bağırsak hastalıkları belirtileri şunları kapsar:
Karın ağrısı ve kramplar.
Şişkinlik ve aşırı gaz.
İshal veya kronik kabızlık.
Dışkıda kan görülmesi.
İstemsiz kilo kaybı ve halsizlik.
İnce bağırsak hastalıkları belirtileri: Genellikle göbek çevresinde ağrı, emilim bozukluklarına bağlı vitamin eksiklikleri ve sulu ishal ile kendini gösterir.
Kalın bağırsak hastalıkları belirtileri: Karın alt bölgesinde ağrı, dışkılama alışkanlığında belirgin değişiklikler ve kanlı dışkılama daha sık görülür.
İltihabi bağırsak hastalığı belirtileri (Ülseratif Kolit ve Crohn); şiddetli karın ağrısı, gece uykudan uyandıran ishal, ateş, eklem ağrıları ve bazen cilt döküntülerini içerebilir. Bu hastalıklar kronik seyirlidir ve düzenli takip gerektirir.
Geçirgen bağırsak hastalığı nedir: Bağırsak duvarındaki hücreler arası bağların gevşemesi sonucu, kana karışmaması gereken toksinlerin ve bakterilerin sızması durumudur. Bu durum, vücutta kronik bir enflamasyona ve çeşitli otoimmün sorunlara yol açabilir.
Crohn bağırsak hastalığı veya bağırsak crohn hastalığı nedir: Sindirim sisteminin herhangi bir bölümünü (ağızdan anüse kadar) etkileyebilen, bağırsak duvarının tüm katmanlarını tutan kronik iltihabi bir hastalıktır. Genellikle "yama" tarzında, sağlıklı bölgeler arasında iltihaplı alanlar bırakarak ilerler.
Bağırsak yığını hastalığı (İnvajinasyon): Bir bağırsak segmentinin, hemen önündeki veya arkasındaki bağırsak kısmının içine girmesidir (teleskop gibi iç içe geçme). Bu durum bağırsak tıkanıklığına yol açar ve acil tıbbi müdahale gerektiren bir tablodur.
Mikrop kaynaklı bulaşıcı bağırsak hastalığı: Genellikle bakteri (Salmonella, Shigella), virüs (Rotavirüs) veya parazitlerin kirli su ve gıdalar aracılığıyla vücuda girmesiyle oluşur. Şiddetli ishal, kusma ve ateş en tipik özellikleridir.
Bağırsak gazı hangi hastalığın belirtisidir: Tek başına bir hastalık olmasa da; Huzursuz Bağırsak Sendromu (IBS), laktoz intoleransı, çölyak hastalığı veya bağırsak florasındaki dengesizliklerin (SIBO) habercisi olabilir.
Kadın hastalıkları bağırsak sarkması ameliyatı: Rektosel (bağırsağın vajinaya doğru fıtıklaşması) gibi durumlarda Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanları ile Genel Cerrahi uzmanları multidisipliner bir yaklaşımla operasyonu gerçekleştirebilir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.