Göbek fıtığı, karın içi organların (genellikle yağ dokusu veya bağırsak segmentlerinin), göbek deliği çevresindeki kas tabakasında (fasyada) oluşan bir delikten veya zayıf noktadan dışarı doğru taşmasıdır.
Doğumdan önce göbek kordonunun geçtiği "göbek halkası", normalde doğumdan kısa süre sonra kapanır. Ancak yetişkinlikte bu bölge, karın içi basıncın arttığı durumlarda tekrar açılabilir veya mevcut zayıflık ilerleyerek belirgin bir karın duvarı defektine dönüşebilir.
"Göbek fıtığı neden olur?" sorusunun yanıtı, karın içi basınç ile karın duvarının direnci arasındaki dengesizlikte yatar. Karın duvarı, iç organları içeride tutan bir zırh gibidir. Bu zırhın en zayıf halkası olan göbek bölgesinde baskı arttığında dokular yırtılır.
Obezite: Aşırı kilo, karın duvarı üzerinde sürekli bir gerilim yaratarak dokuların zayıflamasına neden olur.
Gebelik: Özellikle çoklu gebeliklerde karın kaslarının (rectus diastazı) birbirinden uzaklaşması, göbek halkasını savunmasız bırakır.
Ağır Kaldırma: Ani ve kontrolsüz yüklenmeler, karın içi basıncı bir anda zirveye çıkararak fıtıklaşmayı tetikler.
Kronik Zorlanmalar: Uzun süreli kabızlık veya kronik öksürük (özellikle sigara içenlerde), karın duvarını içeriden sürekli "döverek" zayıflatır.
Göbek fıtığının en tipik belirtisi, göbek deliği içinde veya hemen yanında beliren yumuşak bir şişliktir.
Değişken Şişlik: Fıtık başlangıçta sadece ayakta dururken, ağır kaldırırken veya öksürürken belirginleşir; sırt üstü yatıldığında ise genellikle içeri girer.
Ikınma ve Öksürme Etkisi: Karın içi basıncı artıran her türlü eylem (ıkınma, hapşırma, öksürme), fıtık kesesinin dışarı daha fazla itilmesine neden olur ve bu sırada keskin bir ağrı hissedilebilir.
Hassasiyet: Fıtık bölgesinde zaman zaman yanma veya dolgunluk hissi oluşabilir. Eğer şişlik kızarıyor, sertleşiyor ve içeri girmiyorsa, bu durum "boğulmuş fıtık" habercisi olabilir ve acil müdahale gerektirir.
Karın duvarındaki delikten dışarı çıkan organların (genellikle bağırsakların), o delik tarafından bir kement gibi sıkıştırılmasına fıtık boğulması denir.
İnkarsere (Hapsedilmiş) Fıtık: İlk aşamadır. Fıtık kesesi içeri itilemez hale gelir ancak henüz kan akışı bozulmamıştır.
Strangüle (Boğulmuş) Fıtık: Sıkışma o kadar şiddetlidir ki, bağırsak dokusuna giden kan akışı kesilir. Bu, dokunun ölümüyle sonuçlanabilecek bir yarışın başladığı andır.
Eğer bir göbek fıtığınız varsa ve aşağıdaki belirtilerden birini yaşıyorsanız, vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına veya acil servise başvurmalısınız:
Geri İtilememe: Eskiden yattığınızda içeri giren fıtık artık dışarıda ve sertleşmişse.
Şiddetli ve Dinmeyen Ağrı: Fıtık bölgesinde aniden başlayan, bıçak saplanır tarzda ve dokunmakla artan şiddetli ağrı.
Deri Renginde Değişim: Fıtık üzerindeki cildin kızarması, morarması veya siyaha yakın bir renk alması.
Sistemik Belirtiler: Şiddetli bulantı, fışkırır tarzda kusma, karında aşırı şişkinlik ve gaz-gaita çıkaramama (bağırsak tıkanıklığı belirtileri).
Boğulmuş bir fıtıkta doku dürüstçe ifade etmek gerekirse "çürümeye" başlar. Kan akışı kesilen bağırsak segmenti, birkaç saat içinde canlılığını yitirir ve gangren/nekroz gelişir.
Bu aşamaya gelindiğinde, sadece fıtık tamiri yapmak yetmez; çürüyen bağırsak kısmının da cerrahi olarak kesilip çıkarılması (rezeksiyon) gerekir. Bu, basit bir fıtık ameliyatını çok daha riskli ve komplike bir cerrahi işleme dönüştürür. Kan akışının durması, bağırsaktaki bakterilerin kana karışmasına ve sepsis adı verilen tüm vücudu saran iltihaba yol açabilir.
Halk arasında sıkça sorulan bu sorunun cevabı tıbbi olarak şöyledir: Fıtık bir balon gibi dışarıdan patlamaz. Ancak "içeriden patlama" diyebileceğimiz çok daha tehlikeli bir durum olan perforasyon (delinme) yaşanabilir. Boğulan ve nekroze olan (çürüyen) bağırsak duvarı delinir ve bağırsak içeriği karın boşluğuna yayılır. Bu, hayati tehlike arz eden şiddetli bir karın zarı iltihabına (peritonit) neden olur.
Kapalı fıtık ameliyatı, karın duvarını geniş bir kesi ile açmak yerine, vücudun doğal hatlarını koruyan minimal invaziv bir yaklaşımdır. Bu yöntemde operasyon, fıtığın olduğu bölgeden uzakta, genellikle karın yan bölgesinden açılan 3 küçük delik (port) aracılığıyla gerçekleştirilir.
Kamera Sistemi (Yüksek Çözünürlük): İlk delikten içeri yerleştirilen yüksek çözünürlüklü (4K/HD) laparoskopik kamera, karın içini dev bir ekrana yansıtır. Cerrah olarak bizler, çıplak gözle göremeyeceğimiz kadar ince sinirleri ve damarları büyüterek görürüz. Bu, operasyon sırasında doku hasarını sıfıra yakın tutmamızı sağlar.
Mekanizma: Karın boşluğu karbondioksit gazı ile şişirilerek çalışma alanı oluşturulur. Diğer iki delikten yerleştirilen mikro cerrahi aletlerle, fıtıklaşan organlar (yağ dokusu veya bağırsak) nazikçe karın içine geri çekilir ve karın duvarındaki o delik (defekt) içeriden mühürlenir.
Fıtık cerrahisinde başarının anahtarı kullanılan yamadır. Eskiden fıtıklar sadece dikişle kapatılırdı, ancak dikişler zayıf dokuyu kestiği için fıtıklar sıklıkla tekrarlardı. Yama, karın duvarına eklenen bir "zırh" görevi görür.
Kapalı ameliyatlarda yama doğrudan karın içine, bağırsakların yakınına yerleştirilir. Standart yamalar bağırsaklara temas ederse yapışıklık (adezyon) ve bağırsak delinmesi riski yaratabilir. Dual Mesh (Çift Taraflı Yama) bu sorunu çözmek için geliştirilmiş bir yüksek teknoloji ürünüdür:
Kas Tarafı (Pürüzlü Yüzey): Yamanın üst yüzeyi, karın duvarına (kasa) sıkıca tutunması ve vücudun kendi dokusunu yamanın içine örerek güçlü bir biyolojik duvar oluşturması için tasarlanmıştır.
Bağırsak Tarafı (Kaygan/Anti-Adeziv Yüzey): Yamanın bağırsaklara bakan alt yüzeyi ise özel bir madde (kolajen veya hyaluronat) ile kaplıdır. Bu kaygan yüzey, bağırsakların yamaya yapışmasını engeller ve komplikasyon riskini minimize eder.
Peki, yama neden fıtığın tekrar etmesini engeller? Teknik olarak yama, karın içi basıncı (öksürme, ağır kaldırma, ıkınma) tek bir noktaya değil, geniş bir yüzeye dağıtır.
Scaffold (İskelet) Etkisi: Yama yerleştirildikten sonra vücut, yamanın gözenekleri arasına yeni kolajen lifleri yerleştirir. Yaklaşık 3-6 ay içinde yama ve vücut dokusu birbirine tamamen kaynar. Artık o bölgede sadece kas değil, "kas-yama kompoziti" olan, çelikten daha dirençli bir yapı oluşur.
Tension-Free (Gerginliksiz) Onarım: Açık ameliyatta bazen dokuları birbirine zorla yaklaştırıp dikmek gerekir (gerginlik). Kapalı yöntemde yama, deliğin üzerine bir yama gibi serilir (yama tekniği), böylece dokularda gerilme olmaz ve dikiş atma riski ortadan kalkar.
Açık ameliyat genellikle fıtık bölgesinin tam üzerinden yapılan 5-10 cm'lik bir kesi ile yapılır. Çok büyük fıtıklarda veya daha önce kapalı ameliyat olup nüks edenlerde halen tercih edilebilir. Ancak modern tercihler kapalı yönündedir.
| Kriter | Laparoskopik (Kapalı) Cerrahi | Geleneksel Açık Cerrahi |
|---|---|---|
| Kesi Boyutu | 3 adet 0.5-1 cm'lik delik | 5 - 10 cm'lik tek büyük kesi |
| Kullanılan Yama | Yüksek teknoloji Dual Mesh (Kompozit) | Standart Prolen Yama |
| Ameliyat Sonrası Ağrı | Minimal (Sinir hasarı az) | Belirgin (Geniş kesi nedeniyle) |
| İyileşme Süresi | 1 Hafta içinde normale dönüş | 3 - 4 Hafta kısıtlı hareket |
| Estetik Görünüm | İzler neredeyse belirsiz | Kalıcı ve belirgin yara izi |
| Nüks (Tekrar) Oranı | Çok düşük (%1-2) | Orta (%5-10) |
| Enfeksiyon Riski | Çok düşük (Kapalı ortam) | Daha yüksek (Açık hava teması) |
Gebelikte fıtık oluşumunun temel nedeni, büyüyen rahmin karın içi basıncı artırması ve karın ön duvarındaki kasları (rectus kasları) yanlara doğru itmesidir.
Doku Esnemesi: Gebelik hormonları (özellikle relaksin), vücuttaki bağ dokularını doğuma hazırlamak için yumuşatır. Bu yumuşama, göbek halkasındaki (umbilikal ring) zayıf noktaların daha kolay açılmasına neden olur.
Rectus Diastazı: Karın kaslarının birbirinden uzaklaşması, göbek bölgesindeki desteği azaltarak fıtığın dışarı doğru belirginleşmesini sağlar.
Prensip olarak, gebelik sırasında "elektif" (planlı) bir fıtık ameliyatı yapmıyoruz.
Gözlem ve Destek: Eğer fıtık boğulma belirtisi (şiddetli ağrı, kusma, kızarıklık) göstermiyorsa, sadece gözlem yapıyoruz. Gebelere fıtığı desteklemek için çok sıkı olmayan hamile korseleri veya destekleyici bantlar önerebiliyoruz.
Acil Durumlar: Sadece fıtık boğulması (bağırsak sıkışması) gibi hayati risk taşıyan durumlarda, gebeliğin hangi evresinde olunduğuna bakılmaksızın acil cerrahi müdahale gerçekleştirilir.
Birçok anne adayı, "Hazır sezaryen için ameliyata girmişken fıtığımı da diktirebilir miyim?" sorusunu sormaktadır. Teknik olarak bu mümkün olsa da, modern genel cerrahide bu yaklaşım genellikle önerilmez.
Nedenleri:
Doku Kalitesi: Gebelik sonrası karın duvarı dokuları oldukça ödemli, gevşek ve incedir. Bu zayıf dokuya atılan dikişlerin veya yerleştirilen yamanın tutma kapasitesi düşüktür.
Nüks Riski: Doğumdan hemen sonra yapılan onarımlarda fıtığın tekrar etme (nüks) oranı, dokuların normale döndüğü döneme göre çok daha yüksektir.
Enfeksiyon ve İyileşme: Sezaryen sonrası rahim toparlanma süreci ve emzirme dönemi, vücudun cerrahi bir yamayı kabul etme sürecini zorlaştırabilir.
Uzman Önerisi: En ideal yaklaşım, doğumdan en az 6 ay sonra, karın kaslarının ve bağ dokularının eski formuna dönmesini bekleyerek ameliyatı gerçekleştirmektir.
Eğer yakın zamanda tekrar bir gebelik planlıyorsanız, fıtık onarımı için doğru zamanlamayı cerrahınızla planlamalısınız.
Yama Kullanımı: Planlı bir fıtık ameliyatında yama (mesh) kullanılması, sonraki gebeliklerde fıtığın tekrar etmesini büyük oranda engeller. Yamanın gebelikte karnın büyümesine engel olacağı korkusu yersizdir; modern yamalar vücutla uyumlu ve esnektir.
Zamanlama: Eğer fıtık küçükse ve şikayet yaratmıyorsa, ameliyatın tamamen tüm çocuk sahibi olma planları bittikten sonraya bırakılması, nüks riskini sıfıra indirmek açısından mantıklı bir seçenek olabilir.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 9 Ocak 2026 11:31
Yayınlanma Tarihi: 19 Eylül 2024 02:11
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Kapalı göbek fıtığı ameliyatı, karın bölgesine açılan 0.5 ile 1 santimetrelik üç küçük delikten gerçekleştirilir. Karın boşluğuna gönderilen mikro kamera sayesinde fıtıklaşan dokular içeriden görülür; bu dokular karın içine geri çekildikten sonra fıtık deliği içeriden "Dual Mesh" adı verilen özel, iki taraflı yamalarla kapatılarak dikişlerle sabitlenir.
Hangi yöntemin seçileceği fıtığın büyüklüğüne ve hastanın genel durumuna göre belirlense de; laparoskopik cerrahi, daha az ağrı, daha düşük enfeksiyon riski ve çok daha hızlı bir iyileşme süreci sunması nedeniyle genellikle tercih edilen yöntemdir. Açık ameliyatta büyük bir kesi yapılırken, kapalı yöntemde estetik sonuçlar çok daha başarılıdır ve fıtığın tekrar etme riski minimaldir.
Göbek fıtığı tedavisinde sadece dikişle kapatma yöntemi, özellikle büyük fıtıklarda dokuların tekrar gerilmesine ve fıtığın nüks etmesine (tekrarlamasına) neden olabilir. Yama (mesh) kullanımı, karın duvarındaki zayıf bölgeyi bir "yama" gibi destekleyerek doku gerginliğini azaltır ve ameliyat başarısını yüzde doksan beşin üzerine çıkararak fıtığın tekrar oluşma riskini en aza indirir.
Fıtık boğulması, dışarı çıkan bağırsak veya yağ dokusunun fıtık deliğinde sıkışarak kan akışının kesilmesi durumudur; bu acil cerrahi müdahale gerektiren hayati bir tablodur. Fıtık bölgesinde aniden gelişen şiddetli ağrı, şişliğin içeri itilememesi, kızarıklık, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden tam teşekküllü bir hastaneye başvurulmalıdır.
Laparoskopik ameliyat sonrası hastalar genellikle aynı gün veya bir günlük yatışın ardından taburcu edilirler. İlk birkaç gün hafif sızlamalar olsa da hastalar bir haftalık bir sürenin ardından masa başı işlerine ve günlük aktivitelerine rahatlıkla dönebilirler. Tam iyileşme ve karın duvarının sağlamlaşması için ağır sporlardan ve on kilodan fazla yük kaldırmaktan altı hafta boyunca kaçınılması önerilir.
Günümüz kapalı göbek fıtığı ameliyatı maliyetleri; fıtığın büyüklüğüne, operasyonda kullanılan Dual Mesh (çift taraflı yama) teknolojisinin türüne ve beraberinde varsa safra kesesi gibi ek işlemlerin yapılıp yapılmayacağına göre değişmektedir. Ankara şubelerimizdeki teknolojik olanaklar, sigorta anlaşmalarımız ve güncel fiyat paketlerimiz hakkında detaylı bilgi almak için hastanemizle iletişime geçerek muayene randevusu oluşturabilirsiniz.
Laparoskopik fıtık ameliyatından sonra dokuların iyileşmesi ve yamanın karın duvarına tam olarak bütünleşmesi için belirli bir süreye ihtiyaç vardır. Ameliyatın ertesi günü hafif tempo yürüyüşlere başlanabilirken, karın içi basıncı artıran ağır sporlar, ağırlık kaldırma ve profesyonel egzersizler için en az altı hafta beklenmesi önerilir. Bu altı haftalık süreç, fıtığın nüks etme (tekrarlama) riskini minimize etmek adına hayati önem taşır.
Günümüz cerrahisinde kullanılan fıtık yamaları, insan vücuduyla tam uyumlu (biocompatible) polimerlerden üretilmektedir ve vücut tarafından "reddedilmesi" tıbbi olarak son derece nadir bir durumdur. Yama, karın duvarında bir iskelet görevi görerek vücudun kendi onarım hücrelerinin bu bölgeye tutunmasını sağlar; çok nadir görülen enfeksiyon durumları dışında yamanın çıkarılmasını gerektirecek bir uyumsuzluk yaşanmamaktadır.
Operasyonu takip eden ilk birkaç hafta boyunca göbek bölgesinde bir sertlik veya hafif bir şişlik hissedilmesi iyileşme sürecinin doğal bir parçasıdır. Seroma adı verilen bu durum, ameliyat edilen bölgede vücudun onarım sıvılarını toplaması sonucu oluşur ve genellikle herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan vücut tarafından kendiliğinden emilerek zamanla ortadan kalkar.
Göbek fıtığı ameliyatı geçirmiş olmak gelecekteki bir gebelik için engel teşkil etmez; ancak dokuların tam mukavemetini kazanması için ameliyattan sonra hamile kalmadan önce en az altı ile on iki ay beklenmesi tavsiye edilir. Özellikle laparoskopik yöntemde kullanılan yama teknolojileri, gebelik sırasında karın duvarının esnemesine uyum sağlayacak esnekliktedir ve gebelik sürecinde fıtığın tekrar etme riskini ciddi oranda azaltır.
Özellikle büyük göbek fıtıklarının onarımından sonra karın duvarını desteklemek ve yamanın kaymasını önlemek adına uzman hekim tarafından karın korsesi kullanımı önerilebilir. Genellikle ameliyat sonrası ilk üç ile dört hafta boyunca takılan bu korseler, hastanın hareket ederken veya öksürürken karın bölgesinde hissettiği baskıyı azaltarak konforlu bir iyileşme süreci sunar.
Hastaların araba kullanmaya başlaması için genellikle operasyon sonrası kullanılan güçlü ağrı kesicilerin (narkotik analjezikler) bırakılmış olması ve ani fren gibi reflekslerde karın kaslarında şiddetli acı hissetmemesi gerekir. Laparoskopik ameliyat geçiren hastalar, dikiş yerlerindeki hassasiyetin azalmasıyla birlikte genellikle operasyondan sonraki beşinci ile yedinci günden itibaren güvenle direksiyon başına geçebilirler.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.