Psikosomatik; zihinsel-duygusal süreçlerin (stres, kaygı, travma, düşünce kalıpları) bedensel belirti ve hastalıkları etkilemesi anlamına gelir. Buradaki yakınmalar “hayal ürünü” değildir; otonom sinir sistemi, stres hormonları (HPA ekseni) ve iltihap yanıtı üzerinden tamamen gerçek fiziksel değişiklikler oluşabilir. Bu çerçeveye giren tablolar için sıkça “psikosomatik bozukluk” ifadesi kullanılır; peki psikosomatik bozukluk nedir? Kısaca, psikolojik etkenlerin belirgin biçimde beden belirtilerini başlatması, artırması veya sürdürmesi durumudur.
Belirtiler kişiden kişiye değişir; çoğu dalgalı seyreder, stres dönemlerinde alevlenir, sakin dönemlerde hafifler.
Ağrı (boyun-sırt-bel, yaygın kas-iskelet ağrısı, psikosomatik baş ağrısı)
Mide-bağırsak yakınmaları (şişkinlik, hazımsızlık, psikosomatik mide rahatsızlığı, kabızlık/ishal döngüleri)
Kalp çarpıntısı, göğüs sıkışması, nefes darlığı (kalp-akciğer normal olsa bile)
Ürogenital yakınmalar (sık idrara çıkma, pelvik ağrı)
Uyku bozulması, yorgunluk, dikkat-toparlanma güçlüğü
Bu tabloya, ağrının stresle artıp istirahat/rahatlama ile hafiflediği psikosomatik ağrı örüntüsü de eşlik edebilir.
Psikosomatik etki tek bir hastalık listesi ile sınırlı değildir; aşağıdaki durumlarda duygu-düşünce–beden etkileşimi özellikle belirgindir:
Fonksiyonel sindirim hastalıkları: İrritabl bağırsak sendromu (IBS), fonksiyonel dispepsi, reflü alevlenmeleri
Baş ağrıları: Gerilim tipi baş ağrısı, migrenin stresle tetiklenmesi (psikosomatik baş ağrısı)
Kas-iskelet ağrıları: Fibromiyalji, miyofasiyal ağrı, temporomandibular eklem (çene) ağrıları
Kalp-damar kaynaklı olmayan göğüs ağrısı, çarpıntı şikâyetleri
Dermatolojik tablolar: Egzama, ürtiker (kurdeşen), sedefin stresle alevlenmesi
Solunum yakınmaları: Hiper-ventilasyon atakları, stres kaynaklı nefes darlığı hissi
Ürogenital/pelvik ağrılar: Sık işeme hissi, interstisyel sistit, kronik pelvik ağrı
Uyarı: Psikosomatik çerçeve organik hastalıkları dışlamaz. Alarm bulguları (ani kilo kaybı, gece terlemesi, kanlı dışkı/idrarda kan, şiddetli göğüs ağrısı, yeni nörolojik kayıp, 50 yaş üstünde yeni başlayan şiddetli baş ağrısı vb.) varsa acil tıbbi değerlendirme şarttır.
“Psikosomatik test” tek başına tanı koydurmaz; değerlendirme bütüncül yapılır:
Ayrıntılı öykü ve fizik muayene (kırmızı bayrakların dışlanması)
Uygun görülen laboratuvar / görüntüleme (gereksiz tetkik fazlalığından kaçınarak)
Belirti ölçekleri (bedensel belirti yoğunluğu, kaygı-depresyon taraması, uyku ve stres düzeyi anketleri)
Günlük tutma: Belirti–tetikleyici (uyku, beslenme, kafein, olaylar) ilişkisi
Gerekirse psikiyatri/psikoloji ve ilgili branşlarla multidisipliner görüşme
Psikosomatik tedavi; bedensel, duygusal ve davranışsal yönleri aynı anda hedefler. “Psikosomatik hastalıklar nasıl tedavi edilir?” sorusunun kısa cevabı; kanıt temelli psikoterapiler + düzenleyici yaşam alışkanlıkları + gerektiğinde ilaç ve fiziksel yaklaşımlar.
1) Psikoterapi ve Düzenleyici Yaklaşımlar
2) Psikosomatik Hareket Terapisi
3) İlaçlar (Psikosomatik İlaçlar)
İlaç kararı mutlaka hekimle; yan etkiler ve etkileşimler göz önüne alınmalıdır.
“Psikosomatik düzenleyici” yaklaşım; sinir sisteminin aşırı alarm halini yumuşatır.
Uyku disiplini: Her gün aynı saatte yat–kalk; ekranı yatmadan 1 saat önce bırak.
Nefes ve gevşeme: Günde 2–3 kez 4-6 nefes (4 saniye al–6 saniye ver), progresif kas gevşetme.
Pacing (tempo yönetimi): Aşırı yorgunluk döngülerini önlemek için işi küçük parçalara böl, mikro molalar ver.
Beslenme ve kafein: Düzenli öğün, aşırı kafeinden kaçınma; sindirim yakınmalarında tetik yiyecek listesini kişisel olarak oluştur.
Sosyal temas ve keyif etkinlikleri: Ağrı/semptom odağını dengeleyen olumlu faaliyetler planla.
Hafif egzersiz: Haftada en az 150 dk orta şiddette hareket; semptom artarsa kademeli artır.
Psikosomatik baş ağrısı: Boyun–şakak kas gerginliği, uykusuzluk ve yoğun ekran kullanımıyla alevlenebilir. Isı/soğuk uygulamaları, postür düzeltme, düzenli egzersiz ve BDT ile sıklık ve şiddet azalabilir.
Psikosomatik mide rahatsızlığı (IBS/dispepsi): Stres ve bağırsak–beyin ekseni etkileşimi belirgindir. Düşük FODMAP gibi kişiselleştirilmiş diyetler, düşük doz antidepresanlar, mindfulness ve nefes çalışmaları yakınmaları hafifletebilir.
Alarm bulguları (kilo kaybı, kanama, yüksek ateş, gece uykudan uyandıran ağrı, yeni nörolojik kayıp, göğüs ağrısı)
Yeni başlayan şiddetli ya da hızla kötüleşen belirtiler
Günlük işlevi belirgin etkileyen kronik yakınmalar
İlaç başlama/değiştirme gereksinimi
Psikosomatik bozukluklar tamamen psikolojik midir?
Hayır. Duygusal süreçler otonom sinir sistemi, hormonlar ve bağışıklık yolakları üzerinden fizyolojiyi değiştirir; bu nedenle belirtiler gerçektir. Ancak her psikosomatik yakınmada önce organik nedenler dışlanmalıdır; bu, doğru tedavi planının temelidir. Tedavi de çift kulvarda ilerler: hem bedensel belirtileri hafifletmek hem de duygu–düşünce–davranış döngüsünü düzenlemek. Kısacası konu “ya psikolojik ya fiziksel” değildir; ikisi birlikte ele alınır.
Stresimi azaltırsam yakınmalarım geçer mi?
Birçok kişide stresin azalması yakınmaları belirgin hafifletir, fakat tek başına her zaman yeterli olmaz. Kalıcı yarar için yapılandırılmış beceriler (BDT, nefes–gevşeme, mindfulness, biyogeribildirim, psikosomatik hareket terapisi) düzenli uygulanmalıdır. Tetikleyiciler sadece psikolojik değildir; uyku düzensizliği, kafein, öğün atlama, ekran süresi, çatışmalar da döngüyü besler. Bu yüzden kişisel bir tetikleyici günlüğü tutmak ve buna göre plan yapmak etkili olur. İlerlemenin dalgalı seyretmesi normaldir; bu bir başarısızlık değil, sürecin parçasıdır.
Psikosomatik tedavi ne kadar sürer?
Süre, yakınmanın türü, şiddeti ve eşlik eden durumlara göre değişir. Sıklıkla 4–8 haftada belirgin iyileşme başlar; 2–3 ayda konsolidasyon ve ardından sürdürme stratejileri (seyrek seanslar, ev ödevleri) devreye girer. Tedavi boyunca nesnel göstergeler (ağrı/anksiyete ölçekleri, uyku–aktivite verileri) izlenirse ilerleme daha net görülür. Nüksler olabilir; bu durumda kısa “booster” seanslar ve tetikleyici düzenlemesi genellikle yeterlidir. Uzun süreli hedef, semptom kontrolü ve işlevselliğin geri kazanılmasıdır.
İlaçsız olur mu?
Birçok olguda psikoterapi + yaşam düzenlemesi tek başına anlamlı fayda sağlar. Eşlik eden anksiyete/depresyon, uyku bozukluğu ya da şiddetli ağrı olduğunda hekim, en düşük etkili doz–en kısa süre ilkesiyle ilaç ekleyebilir. İlaçlar mutlaka hekim kontrolünde başlanıp kesilmelidir; ani bırakmalar yan etki ve geri tepmeye yol açabilir. Bitkisel/supplement ürünler de ilaçlarla etkileşebilir; kendi başınıza kullanmayın. Amaç, ilaçlara bağımlı kalmak değil; gerektiğinde geçici destek verip beceriler yerleşince dozu azaltmaktır.
Hangi bölüme başvurmalıyım?
İlk adımda aile hekimliği veya iç hastalıkları ile kırmızı bayraklar dışlanır; ardından yakınmanın baskın alanına göre psikiyatri/psikoloji, nöroloji, gastroenteroloji, algoloji, fizik tedavi gibi branşlar koordine edilir. Tek bir “doğru” kapı yoktur; önemli olan eşgüdüm ve kişiye özel planlamadır. Randevuya ilaç listenizi ve kısaca semptom günlüğünüzü getirmeniz değerlendirmeyi hızlandırır. Ani kilo kaybı, yüksek ateş, kanama, göğüs ağrısı, yeni nörolojik kayıp gibi acil uyarılar varsa doğrudan acil servise başvurun. Uzun vadede süreci bir hekim “koordinatör” eşliğinde sürdürmek tedaviyi kolaylaştırır.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 6 Kasım 2025 14:05
Yayınlanma Tarihi: 14 Ekim 2025 15:23
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.