Modern tıp, artık sadece dışarıdan kimyasal bileşenler vererek değil, vücudun kendi onarım potansiyelini aktive ederek iyileşme sağlıyor. Göz PRP (Platelet Rich Plasma) uygulaması da bu "rejeneratif" yani yenileyici tıbbın oftalmoloji alanındaki en güçlü temsilcisidir.
Temelde hastanın kendi kolundan alınan küçük bir miktar kanın, özel santrifüj işlemlerinden geçirilerek trombosit (kan pulcuğu) bakımından zenginleştirilmiş plazma kısmının elde edilmesi işlemidir. Elde edilen bu "altın sıvı", göz damlası formuna getirilerek veya direkt enjeksiyon yoluyla hasarlı bölgeye uygulanır.
Ankara A Life Sağlık Grubu olarak; Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ yerleşkelerimizde, gözün bu en hassas tedavisini güncel en ileri laboratuvar standartlarında gerçekleştiriyoruz. PRP hazırlık sürecinde plazmanın saflığı ve trombosit konsantrasyonu, tedavinin başarısını belirleyen ana unsurdur. Bu nedenle laboratuvar altyapımızda, hücre canlılığını koruyan özel kitler ve tam otomatik ayrıştırma sistemleri kullanmaktayız.
Trombositleri sadece "kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücreler" olarak düşünmek, onlara haksızlık olur. Bu hücrelerin içinde, doku iyileşmesini başlatan muazzam bir "ilaç çantası" gizlidir. Trombositler aktive edildiğinde çevreye büyüme faktörleri ve sitokinler salgılar.
Göz yüzeyi (kornea ve konjonktiva) söz konusu olduğunda, bu büyüme faktörleri şunları yapar:
EGF (Epidermal Büyüme Faktörü): Kornea yüzeyindeki hücrelerin çoğalmasını ve göçünü hızlandırır.
TGF-beta (Dönüştürücü Büyüme Faktörü): Yara iyileşmesi sırasında dokunun yeniden şekillenmesini sağlar.
VEGF (Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü): İhtiyaç duyulan bölgelerde mikro dolaşımın düzenlenmesine yardımcı olur.
Bu biyolojik kokteyl, eczanelerde satılan hiçbir suni gözyaşının taklit edemeyeceği kadar kompleks ve etkili bir onarım gücüne sahiptir.
Göz, vücudun dış dünyaya en açık ve en hassas organıdır. Şiddetli göz kuruluğu, kimyasal yanıklar veya diyabete bağlı iyileşmeyen kornea yaraları (nörotropik keratit), standart tedavilerle aylar süren, bazen de başarısızlıkla sonuçlanan süreçlerdir. Rejeneratif oftalmoloji vizyonumuzla, bu noktada "vücudun kendi eczanesini" devreye sokuyoruz.
A Life Sağlık Grubu’nun Ankara’daki merkezlerinde uyguladığımız PRP protokolleri, hastanın doku uyumu sorununu tamamen ortadan kaldırır. Çünkü ilaç sizsiniz; kendi kanınızdır. Bu sayede alerjik reaksiyon veya toksisite riski olmadan, korneadaki sinir liflerinin yeniden büyümesi ve gözyaşı film tabakasının biyolojik kalitesinin artması hedeflenir.
Aşağıdaki tablo, normal kan ile laboratuvarlarımızda hazırlanan terapötik PRP arasındaki temel farkları göstermektedir:
Göz PRP’si, geleneksel suni gözyaşı damlalarının veya kortizonlu tedavilerin doku iyileşmesini tetiklemekte yetersiz kaldığı kronik tablolarda devreye girer. PRP'nin kullanım alanı, gözün en dış katmanı olan korneadan, en derin tabakası olan retinaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu tedavinin temel amacı, dokunun kendi kendini onarma kapasitesini katlayarak artırmaktır.
Kuru göz sendromu, sadece "gözün yaşarmaması" değil, göz yüzeyindeki mikro çevrenin bozulmasıdır. Şiddetli vakalarda gözyaşının kimyasal dengesi öyle bozulur ki, kornea üzerindeki epitel hücreleri dökülmeye başlar.
Meibomius Bezi Onarımı: 2026 yılı güncel klinik verileri, PRP'nin sadece yüzeyi nemlendirmekle kalmadığını, gözyaşının yağ tabakasını üreten Meibomius bezlerinin fonksiyonlarını da stabilize ettiğini göstermektedir.
Biyolojik Üstünlük: Suni gözyaşları vitamin, mineral veya büyüme faktörü içermez. PRP ise hastanın kendi kanından gelen %100 biyolojik içerikle epiteli "besleyerek" iyileştirir. Yapılan çalışmalar, şiddetli kuru göz hastalarının %85'ten fazlasında ilk 6 hafta içinde belirgin bir semptom rahatlaması görüldüğünü ortaya koymaktadır.
Korneada oluşan derin yaralar (ülserler) veya sinir hasarına bağlı iyileşmeyen epitel kusurları (nörotropik keratit), görme kaybı riski taşıyan acil durumlardır. Bu noktada korneanın şeffaflığını korumak hayati önem taşır.
Hızlı Kapanma: Standart damlalarla haftalarca kapanmayan kornea ülserleri, PRP'nin zengin büyüme faktörü içeriği sayesinde (özellikle TGF-beta ve EGF) çok daha kısa sürede epitelize olur.
Kimyasal Yanıklar: İş kazaları veya kimyasal madde temasları sonrası gelişen kornea hasarlarında, doku rejenerasyonunu başlatmak için PRP en güvenilir biyolojik ajandır. Ankara'daki sanayi bölgelerine yakın yerleşkelerimizde bu tür travmatik vakalarda PRP ile doku kurtarma oranlarımızı %75-80 seviyelerine çıkarmaktayız.
PRP'nin sadece göz damlası olarak yüzeyde kullanıldığı düşünülse de, modern oftalmolojide makula ve retina sağlığı için de potansiyel bir nöroprotektif (sinir koruyucu) rolü bulunmaktadır.
Sarı Nokta Dejenerasyonu: Yaşa bağlı makula dejenerasyonunun erken evrelerinde veya kuru tip vakalarda, retina hücrelerinin metabolizmasını destekleyerek hastalığın ilerlemesini yavaşlatma yönünde umut verici sonuçlar alınmaktadır.
Diyabetik Retinopati: Şeker hastalığına bağlı vasküler (damarsal) bozulmalarda, PRP'nin içindeki VEGF dengeleyici faktörler damar yapısını stabilize etmeye yardımcı olabilir.
Aşağıdaki tablo, merkezlerimizde ve güncel literatürde gözlemlenen, hastalığa göre değişen klinik başarı (iyileşme/semptom azalması) oranlarını özetlemektedir:
Göz PRP’si hazırlama protokolü, hastadan yaklaşık 10 ila 20 ml kan alınmasıyla başlar. Ancak bu sıradan bir kan alımı değildir; özel olarak tasarlanmış, içinde pıhtılaşmayı önleyici (antikoagülan) ancak hücre canlılığını koruyan ACD-A solüsyonu bulunan vakumlu tüpler kullanılır. Kan alındığı andan itibaren zamanla yarış başlar. Hücrelerin metabolik aktivitelerini kaybetmemesi için numuneler bekletilmeden laboratuvar ortamına, steril laminar flow kabinlerine aktarılır.
Süreç, kanın bileşenlerine ayrıştırılması için uygulanan iki aşamalı bir "fraksiyonel" yöntemle devam eder. İlk aşamada kanın kaba bileşenleri (alyuvarlar ve plazma) birbirinden ayrılır; ikinci aşamada ise plazmanın içindeki trombositler yoğunlaştırılarak "terapötik" düzeye ulaştırılır. Bu süreçte hava ile temas sıfırdır; enfeksiyon riskini tamamen ortadan kaldıran kapalı devre sistemler kullanılır.
Sentrifüj aşaması, Göz PRP'sinin kalbinin attığı yerdir. Burada karşımıza çıkan en önemli değişken Bağıl Savurma Gücü (RCF) veya halk arasındaki adıyla RPM (Dakikadaki devir sayısı) değeridir. Eğer kan çok hızlı döndürülürse, merkezkaç kuvveti trombositlerin yapısını bozarak onları erken aktive edebilir; bu da büyüme faktörlerinin göz yüzeyine ulaşmadan tüpün içinde heba olması demektir.
Laboratuvarlarımızda uyguladığımız fiziksel parametreler, trombositlerin "parçalanmadan" ama en yüksek yoğunlukta toplanmasını hedefler. İlk çevrimde (Yumuşak Çevrim), alyuvarlar tüpün altına çökerken, üzerinde "trombositten fakir plazma" (PPP) ve "trombositten zengin plazma" (PRP) karışımı kalır. İkinci çevrimde (Sert Çevrim) ise, bu plazma daha yüksek bir hızda döndürülerek trombositlerin bir "pellet" (topak) halinde çökmesi sağlanır.
PRP'nin "tedavi edici" (terapötik) kabul edilebilmesi için, plazmadaki trombosit miktarının normal kandaki yoğunluğun çok üzerinde olması gerekir. Normal bir insanda kandaki trombosit sayısı yaklaşık 200.000 civarındayken, Göz PRP’sinde bu rakamı 1.000.000 ve üzerine çıkarmayı hedefleriz.
Neden 5 ila 7 kat? Klinik çalışmalar, büyüme faktörlerinin kornea ve konjonktiva hücreleri üzerinde en verimli "çoğalma" etkisini bu konsantrasyonda gösterdiğini kanıtlamıştır. Bu katsayıya ulaşmak için laboratuvar uzmanı, çöken trombositleri belirli bir hacimdeki plazma içinde yeniden süspanse eder. Bu oran hassas ayarlanmazsa; yoğunluk çok düşük kalırsa tedavi etkisiz olur, çok yüksek olursa da doku üzerinde baskılayıcı bir etki yaratabilir.
Trombositler aslında içlerinde büyüme faktörlerini taşıyan kapalı "alfa granüllere" sahiptir. Bu faktörlerin göz dokusuna etki edebilmesi için hücrelerin uyarılması gerekir. Bu işleme aktivasyon diyoruz.
Aktivasyon sürecinde kalsiyum klorür (CaCl2) veya otolog trombin kullanılır. Bu kimyasal tetikleyici eklendiğinde, trombositler aniden uyarılır ve içeriğindeki PDGF (Trombosit Kaynaklı Büyüme Faktörü), TGF (Dönüştürücü Büyüme Faktörü) ve VEGF (Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü) gibi proteinleri salmaya başlar.
Aktivasyon zamanlaması kritiktir. Genellikle, bu faktörlerin en taze halleriyle dokuya ulaşması için aktivasyon işlemi uygulamadan hemen önce laboratuvarımızda gerçekleştirilir.
Hastalarımız ve bazen meslektaşlarımız "Otolog Serum" (OS) ile "PRP"yi birbiriyle karıştırabilmektedir. Teknik olarak aralarında derin bir fark vardır:
Otolog Serum: Kanın pıhtılaşmasına izin verilip, pıhtı dışındaki sıvının alınmasıdır. Bu süreçte trombositler pıhtının içinde hapsolur; yani büyüme faktörü konsantrasyonu kan ile aynı seviyededir.
PRP: Antikoagülan kullanılarak trombositlerin serbestçe plazmada kalması sağlanır ve ardından yoğunlaştırılır. Dolayısıyla PRP, otolog seruma göre 5 ila 10 kat daha fazla büyüme faktörü içerir. Şiddetli kornea yaralarında ve derin kuru göz vakalarında PRP'nin tercih edilme nedeni bu yoğun iyileştirme gücüdür.
Aşağıdaki tablo, Ankara şubelerimizde uyguladığımız standart hazırlık protokolünün fiziksel değerlerini özetlemektedir:
Göz PRP’si, oftalmolojide "ilaçsız tedavi" döneminin en güçlü aktörüdür. Ancak bu biyolojik materyal, herhangi bir koruyucu madde içermediği için uygulama teknikleri son derece hassas kurallara tabidir. Temelde iki ana uygulama protokolü izliyoruz: Günlük kullanım için hazırlanan Otolog Serum/PRP Damlaları ve hekim tarafından uygulanan Subkonjonktival Enjeksiyonlar. Her iki yöntemde de temel amaç, trombositlerden salınan büyüme faktörlerinin hedef hücrelerle doğrudan temasını sağlamaktır.
Laboratuvarımızda hazırlanan PRP, hastanın kullanımı için özel tek kullanımlık (single-dose) damlalıklara bölünür. Bu damlalar, dışarıdan alınan yapay gözyaşlarından farklı olarak tamamen canlı hücre ürünleridir. Bu nedenle "soğuk zincir" kuralları, tedavinin başarısı için hayati önem taşır.
Depolama Şartları: Hazırlanan PRP damlaları, evde mutlaka dondurucuda -20°C sıcaklıkta saklanmalıdır. Bu dondurma işlemi, plazma içindeki hassas büyüme faktörlerinin (PDGF, TGF-beta vb.) protein yapılarını koruyarak biyolojik aktivitelerini askıya alır.
Kullanım Süreci: Hastalarımız haftalık dozlarını dondurucudan buzdolabı bölmesine (4°C) indirerek çözerler. Çözünen bir tüp, gün içinde genellikle 4 ila 6 kez damlatılır.
Stabilite Süresi: -20°C'de saklanan damlalar 3 ila 6 ay boyunca stabil kalabilir. Ancak buzdolabı sıcaklığına (4°C) indirilen ve kapağı açılan bir tüp, içinde koruyucu madde bulunmadığı için bakteriyel üreme riskine karşı 24 saat içinde tüketilmelidir.
Özellikle derin kornea ülserlerinde veya cerrahi müdahale gerektiren ciddi kimyasal yanıklarda, sadece damla kullanımı yeterli olmayabilir. Bu durumlarda, A Life kliniklerimizde uzman hekimlerimiz tarafından "subkonjonktival enjeksiyon" yöntemi uygulanır.
Bu yöntemde, lokal anestezi altında (damla uyuşturma ile), PRP doğrudan gözün beyaz kısmını örten konjonktiva tabakasının altına enjekte edilir.
Etki Mekanizması: Enjeksiyon ile verilen PRP, bir "depo etkisi" yaratarak büyüme faktörlerinin günlerce dokuya nüfuz etmesini sağlar.
Avantajı: Gözyaşıyla yıkanıp gitme riski olmadığı için, özellikle limbalkök hücrelerin ve derin kornea stromal hücrelerinin onarımı için maksimum biyoyararlanım sunar.
Aşağıdaki tablo, merkezlerimizde uyguladığımız iki temel yöntemin klinik karakteristiklerini özetlemektedir:
Pek çok hasta, göz kuruluğu veya kornea hasarı nedeniyle "puslu" görmekten şikayet eder. Bunun nedeni, kornea yüzeyindeki düzensizliklerin ışığı hatalı kırmasıdır. PRP tedavisi sonrasında beklenen iyileşme, kornea epitelinin pürüzsüzleşmesiyle başlar. Büyüme faktörleri, epitel hücrelerini bir yapbozun parçaları gibi birbirine kenetleyerek, ışığın göz içine kırılmadan girmesini sağlayan o kusursuz cam yüzeyi restore eder.
A Life kliniklerinde sunduğumuz güncel model rejeneratif protokoller sayesinde, hastalarımız sadece "kuruluğun geçmesini" değil, renklerin daha canlı, odaklanmanın ise daha keskin hale geldiğini ifade etmektedir. Bu durum, biyolojik onarımın optik bir başarıya dönüşmesidir.
Tedaviye başlandıktan sonraki ilk birkaç gün içinde hastaların hissettiği en belirgin değişim "subjektif rahatlama" hissidir. Gözdeki o meşhur "kum tanesi" varmış gibi hissettiren batma duygusu, PRP'nin içindeki anti-inflamatuar sitokinlerin etkisiyle hafiflemeye başlar.
Sinirsel Yatışma: Kornea, vücuttaki en yoğun sinir uçlarına sahip dokudur. PRP içindeki nörotropik faktörler, bu açıkta kalmış ve uyarılmış sinir uçlarının üzerini yeni bir epitel tabakasıyla örterek ağrı sinyallerini keser.
Gözyaşı Tutunması: PRP damlaları, suni gözyaşlarının aksine göz yüzeyine daha güçlü yapışır (mukoadezif özellik). Bu, hastanın gün içinde damlatma ihtiyacını azaltırken, gözün nemli kalma süresini artırır.
Biyolojik onarım bir maratondur. Hücre bölünmesi (mitoz) ve yeni doku formasyonu belirli bir zaman dilimine ihtiyaç duyar. İyileşme süreci genellikle üç evrede gerçekleşir:
Enflamasyon Kontrolü (1-7 Gün): Göz yüzeyindeki kızarıklık ve akut irritasyon azalır.
Proliferasyon / Çoğalma (2-4 Hafta): Büyüme faktörleri kök hücreleri uyarır; korneadaki boşluklar yeni ve sağlıklı hücrelerle dolmaya başlar.
Remodelleme / Yeniden Şekillenme (1-6 Ay): Oluşan yeni doku olgunlaşır, şeffaflık artar ve gözyaşı film tabakası tamamen stabilize olur.
Ankara’daki yerleşkelerimizde yaptığımız mikroskobik kontrollerde, 4. haftadan itibaren "floresan boyama" testlerinde kornea yüzeyinin çok daha bütüncül bir hal aldığını gözlemliyoruz.
PRP tedavisi genellikle bir kür (seri) şeklinde uygulanır. Tek bir seans enjeksiyon veya bir haftalık damla kullanımı, kronik vakalarda kalıcı çözüm üretmeyebilir. Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ şubelerimizde seans aralıklarını şu kriterlere göre belirliyoruz:
Hasarın Derinliği: Yüzeyel kuruluklarda 3-4 haftalık damla kürü yeterliyken, derin kornea ülserlerinde haftalık enjeksiyonlar gerekebilir.
Gözyaşı Osmolaritesi: Gözyaşının kimyasal yoğunluğu düzelene kadar tedaviye devam edilmesi, sonucun kalıcı olmasını sağlar.
Hastanın Cevabı: Schirmer testi ve gözyaşı kırılma zamanı (TBUT) ölçümleriyle alınan biyolojik yanıt her ay kontrol edilir.
Göz gibi hata kabul etmeyen bir organda biyolojik tedavi uygulamak, üst düzey bir sterilizasyon ve uzmanlık gerektirir. Ankara’nın üç ana noktasında bizi öne çıkaran farklar şunlardır:
Hücresel Güvenlik: Tüm yerleşkelerimizde (Etimesgut, Pursaklar, Altındağ) sadece oftalmoloji için üretilmiş özel steril kitler kullanıyoruz. Kanın dış ortamla temasını keserek, hazırlanan serumun en saf haliyle gözünüze ulaşmasını sağlıyoruz.
Uzman Göz Hekimi Kadrosu: PRP hazırlığı bir laboratuvar süreci olsa da, uygulamanın yapılacağı doku derinliğini belirleyen uzman hekimlerimizin tecrübesi, tedavinin başarısını %90'ın üzerine çıkarmaktadır.
Hızlı Laboratuvar Protokolü: Kan alımından damlanın teslimine kadar geçen süreci, hücre canlılığını korumak adına minimuma indiriyoruz.
Kişiye Özel Konsantrasyon: Her hastanın göz kuruluğu veya kornea hasarı seviyesi farklıdır. Biz, "herkese aynı standart PRP" yerine, hasarın derinliğine göre trombosit yoğunluğunu ayarlayan kişiselleştirilmiş bir protokol izliyoruz.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 4 Şubat 2026 14:31
Yayınlanma Tarihi: 17 Eylül 2024 15:17
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Göz PRP tedavisi, hastanın kendi kanından ayrıştırılan trombositten zengin plazmanın göz dokularını onarmak için kullanılmasıdır. A Life Sağlık Grubu’nda uygulanan bu yöntem, büyüme faktörleri aracılığıyla hasarlı hücreleri biyolojik olarak tetikler. Tedavi, hastanın ihtiyacına göre otolog PRP damla formunda veya doğrudan enjeksiyon yöntemleriyle uzman hekimlerimizce gerçekleştirilir.
Rejeneratif oftalmoloji, klasik ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda dokunun kendi kendini iyileştirme gücünü kullanır. PRP, içerdiği yoğun büyüme faktörleri sayesinde gözdeki kronik hasarları hücresel düzeyde onarır. A Life Sağlık Grubu, bu ileri biyoteknolojik yaklaşımı kullanarak, özellikle dirençli göz hastalıklarında doku bütünlüğünü geri kazandırmayı ve kalıcı iyileşme sağlamayı hedefler.
Şiddetli göz kuruluğu, standart suni gözyaşlarıyla kontrol altına alınamayan kronik bir inflamasyon durumudur. PRP damlaları, gözyaşı filmini stabilize ederken aynı zamanda yüzeydeki hasarlı epitel hücrelerini biyolojik olarak yeniler. A Life Sağlık Grubu protokollerinde PRP, göz yüzeyini doğal yollarla nemlendirerek hastanın yanma, batma ve kızarıklık şikayetlerini kökten çözer.
Kornea epitel onarımı, gözün en dış tabakasındaki yaraların iyileşmesi için hayati önem taşır. PRP, içerdiği epitel büyüme faktörleri sayesinde bu iyileşme hızını ciddi oranda artırır. A Life Sağlık Grubu’nda, iyileşmeyen kronik epitel defektleri için uygulanan PRP desteği, korneada skar (iz) oluşumunu önleyerek net görme kalitesinin korunmasına yardımcı olur.
Nörotropik keratit, kornea sinirlerinin hasar görmesi sonucu göz yüzeyinin duyarsızlaşması ve kendi kendini onaramamasıdır. PRP, sinir büyüme faktörleri içermesi nedeniyle bu zor vakalarda dokuyu besleyen ve sinir rejenerasyonunu destekleyen en güçlü ajandır. A Life Sağlık Grubu uzmanları, PRP kullanımıyla korneanın hassasiyetini ve dirençli yaraların iyileşme kapasitesini artırmaktadır.
Kornea ülseri ve kimyasal yanıklar, acil doku onarımı gerektiren riskli durumlardır. Bu vakalarda PRP, doku kaybını durdurmak ve hızlı yüzey kapanmasını sağlamak amacıyla kullanılır. A Life Sağlık Grubu’nun acil oftalmoloji protokollerinde PRP, kornea delinmesi (perforasyon) riskini azaltan ve dokunun yapısal bütünlüğünü hızla geri kazandıran hayati bir biyolojik destek ünitesidir.
Otolog PRP damla, hastanın kendi kanının özel bir santrifüj işleminden geçirilmesiyle elde edilen tamamen doğal bir preparattır. Kimyasal veya koruyucu madde içermediği için alerji riski taşımaz. A Life Sağlık Grubu laboratuvarlarında steril koşullarda hazırlanan bu özel damlalar, soğuk zincirde saklanarak hastanın gün içinde periyodik kullanımıyla göz yüzeyine yoğun besin ve büyüme faktörü sağlar.
Subkonjonktival PRP enjeksiyonu, büyüme faktörlerinin göz yüzeyine daha uzun süreli ve derinlemesine nüfuz etmesi istendiğinde tercih edilir. Özellikle derin kornea yaralanmalarında ve ağır kuruluk vakalarında damla tedavisine ek olarak uygulanır. A Life Sağlık Grubu’nda ağrısız bir şekilde gerçekleştirilen bu enjeksiyonlar, iyileşme sinyallerini doğrudan sorunlu bölgeye odaklayarak tedavi sürecini hızlandırır.
Hücresel yenilenme, göz yüzeyindeki pürüzlerin giderilmesi ve korneanın berraklığının artırılmasıyla doğrudan görme kalitesi artışı sağlar. PRP tedavisi alan hastalarda, göz yüzeyindeki düzensizliğe bağlı oluşan ışık saçılmaları (aberasyonlar) azalır. A Life Sağlık Grubu’nun klinik sonuçları, yüzey sağlığına kavuşan hastaların çok daha net, parlak ve konforlu bir görüşe sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
PRK tedavisi hastanın kendi kanından üretildiği için biyolojik olarak tamamen güvenlidir ve doku reddi veya alerjik reaksiyon riski bulunmaz. A Life Sağlık Grubu’nda gerçekleştirilen işlemler, tam sterilizasyon ve uzman kontrolünde yapıldığı için enfeksiyon riski minimize edilmiştir. Enjeksiyon sonrası geçici bir kızarıklık dışında ciddi bir yan etki beklenmeyen, konforlu bir tedavi yöntemidir.
A Life Sağlık Grubu, rejeneratif oftalmoloji alanındaki teknolojik altyapısı ve uzman hekim kadrosuyla Ankara’da öncü bir merkezdir. Kişiye özel hazırlanan otolog damlalar ve hassas enjeksiyon teknikleri, hastalarımıza 2026 yılı tıp standartlarında bir tedavi sunar. Amacımız, sadece belirtileri maskelemek değil, gözdeki hasarı kendi kanınızdan gelen güçle kalıcı olarak onarmaktır.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.