Obezite, modern çağın en sinsi ve yaygın metabolik hastalığı olarak sadece fiziksel görünümü değil, vücudun tüm sistemlerini tehdit eden kronik bir problemdir. Halk arasında "mide küçültme" olarak bilinen, tıbbi literatürde ise Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) olarak adlandırılan operasyon; kontrolsüz kilo artışını durdurmak ve obeziteye bağlı gelişen ölümcül yandaş hastalıkları tedavi etmek amacıyla uygulanan en etkili cerrahi yöntemdir.
Ankara’nın ileri tıp teknolojileriyle donatılmış hastanelerinden biri olan A Life Sağlık Grubu bünyesinde, obezite cerrahisini sadece bir "kilo verme" işlemi olarak değil, hastanın yaşam süresini ve kalitesini artıran bütüncül bir metabolik onarım süreci olarak yönetiyoruz.
Tüp mide ameliyatı, midenin yaklaşık %80’lik bir kısmının cerrahi olarak çıkarılması ve geride muz şeklinde ince bir tüp bırakılması işlemidir. Bu operasyon iki temel mekanizma üzerinden başarı sağlar:
Restriktif (Kısıtlayıcı) Etki: Mide hacminin küçülmesiyle birlikte hasta çok az miktarda gıda ile hızlı tokluk hissine ulaşır.
Hormonal Etki: Midenin çıkarılan kısmında üretilen ve "açlık hormonu" olarak bilinen Ghrelin, operasyon sonrası ciddi oranda azalır. Bu durum, hastanın iştah kontrolünü kolaylaştırarak metabolik bir avantaj sağlar.
Obezite cerrahisi, her fazla kilolu bireye uygulanan bir yöntem değildir. Uluslararası Obezite Cerrahisi Derneği (IFSO) ve Sağlık Bakanlığı protokollerine göre, bir hastanın "tüp mide ameliyatı adayı" olabilmesi için belirli bir Vücut Kitle İndeksi (VKİ) eşiğinde olması gerekir.
VKİ Nasıl Hesaplanır? Hesaplama, vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesiyle elde edilen bilimsel bir formüle dayanır:
VKİ = ağırlık (kg) / boy (m)²
Cerrahi İçin Uygunluk Sınırları:
VKİ > 40 kg/m²: Morbid obezite sınıfına giren bu gruptaki hastalar, herhangi bir yandaş hastalık şartı aranmaksızın cerrahi adayıdır.
VKİ 35 - 40 kg/m²: "Obeziteye bağlı yandaş hastalık" (Tip 2 Diyabet, Uyku Apnesi, Hipertansiyon, Karaciğer Yağlanması vb.) varlığında cerrahi müdahale hayati önem taşır.
VKİ 30 - 35 kg/m²: Bazı durumlarda, özellikle kontrol altına alınamayan Tip 2 Diyabet (Metabolik Cerrahi) vakalarında özel kurul kararıyla değerlendirilebilir.
Tüp mide ameliyatı, sadece estetik bir dönüşüm değil, aynı zamanda güçlü bir metabolik tedavidir. Ankara A Life Sağlık Grubu cerrahi ekipleri olarak gözlemlediğimiz klinik sonuçlar, operasyon sonrası şu başarı oranlarını ortaya koymaktadır:
Tip 2 Diyabet: Ameliyat sonrası hastaların %70-%80'inde kan şekeri seviyeleri normale döner veya ilaç/insülin kullanımı minimalize edilir.
Uyku Apnesi: Kilo kaybıyla birlikte hava yolu direncindeki azalma sayesinde uyku apnesi vakalarında %90'a varan iyileşme gözlenir.
Hipertansiyon: Kalp üzerindeki yükün azalmasıyla hastaların büyük kısmında tansiyon değerleri dengeye oturur.
Obezite cerrahisinin başarısı sadece ameliyat masasında kazanılmaz. Ankara’daki Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizde, obezite tedavisini "multidisipliner" bir yaklaşımla ele alıyoruz. Hastamız hastanemize adım attığı andan itibaren;
Uzman Cerrah: Operasyonun teknik mükemmelliğini ve güvenliğini sağlar.
Bariyatrik Diyetisyen: Ameliyat sonrası yeni beslenme düzenini kişiye özel planlar.
Psikolog: Kilo verme sürecindeki duygusal adaptasyonu ve "duygusal yeme" alışkanlıklarının kırılmasını yönetir.
Ankara yerelinde obezite cerrahisi düşünen hastalarımız için, tam teşekküllü bir hastane ortamında, tüm branşların koordineli çalıştığı bir güven iklimi sunuyoruz. Unutulmamalıdır ki; tüp mide ameliyatı bir son değil, sağlıklı ve uzun bir ömre atılan en güçlü başlangıçtır.
Tüp mide ameliyatı, günümüzde dünya genelinde en çok uygulanan obezite cerrahisi yöntemidir. Teknik olarak midenin büyük kurvaturu boyunca, midenin yaklaşık %80'lik kısmının boylu boyunca çıkarılması işlemidir.
Teknik Detaylar ve "Muz Mide": Operasyon sırasında midenin içine bir kalibrasyon tüpü (buji) yerleştirilir ve mide bu tüpün rehberliğinde "stapler" adı verilen özel dikiş makineleriyle kesilir. Geride kalan mide hacmi yaklaşık 100-150 ml civarındadır ve şekli bir muza benzediği için halk arasında "muz mide" olarak anılır.
Hormonal Etki: Sleeve gastrektominin başarısı sadece hacim küçültmekle kalmaz; midenin çıkarılan fundus bölgesinde yoğun olarak üretilen ve beyne açlık sinyali gönderen Ghrelin hormonu seviyeleri operasyon sonrası dramatik bir şekilde düşer. Bu da hastanın iştahının cerrahi bir müdahale ile biyokimyasal olarak dizginlenmesi anlamına gelir.
Mide küçültme ameliyatları, obezite tedavisinde kullanılan etkili cerrahi yöntemlerdir. Bu ameliyatlar, midenin hacmini küçülterek veya besinlerin emilimini azaltarak kilo kaybını hedefler. Mide küçültme ameliyatı çeşitleri, hastanın durumuna, kilo verme hedeflerine ve sağlık geçmişine göre farklılık gösterir.
En sık uygulanan mide küçültme ameliyatı türleri şunlardır:
Tüp mide ameliyatında, midenin yaklaşık %80'i çıkarılır ve geriye kalan kısım tüp şeklinde daraltılır. Bu sayede, midenin hacmi küçülür ve hasta daha az yemek yiyerek daha çabuk doymaya başlar. Ayrıca, açlık hormonu ghrelinin üretimi de azalır, bu da iştah kontrolüne yardımcı olur. Tüp mide ameliyatı, günümüzde en sık tercih edilen mide küçültme ameliyatı türüdür.
Gastrik bypass, obezite cerrahisinin "altın standardı" olarak kabul edilen daha kompleks bir metabolik işlemdir. Tüp mideye göre en temel farkı, sindirim sisteminin anatomik yolunun değiştirilmesidir.
İki Aşamalı Mekanizma:
Mide Poşu: Midenin üst kısmında yaklaşık 30 ml hacminde (bir yumurta büyüklüğünde) küçük bir kese oluşturulur.
Bağırsak Yönlendirmesi: Onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsağın bir kısmı bypass edilerek, yeni oluşturulan küçük mide kesesi ince bağırsağın daha ileri bir noktasına (anastomoz) bağlanır.
Bu durum, gıdaların emilimine yardımcı olan safra ve pankreas sıvılarının gıdalarla daha geç buluşmasını sağlar. Sonuç olarak tüketilen kalorilerin bir kısmı vücut tarafından emilmeden dışarı atılır (Malabsorpsiyon).
Cerrahi karar sürecinde hastanın tıbbi geçmişi ve alışkanlıkları terazinin kefelerini belirler:
Reflü (GÖRH) Faktörü: Eğer hastada şiddetli mide yanması ve reflü varsa, tüp mide bu şikayetleri artırabilir. Gastrik bypass, reflü tedavisinde cerrahi bir çözüm sunduğu için bu hastalar için ilk tercihtir.
Şeker Bağımlılığı (Sweet-Eaters): Tatlı krizlerine engel olamayan hastalarda bypass daha etkilidir. Bypass sonrası gelişen Dumping Sendromu (aşırı tatlı tüketiminde çarpıntı ve bulantı olması), hastayı tatlıdan uzak tutan koruyucu bir mekanizmaya dönüşür.
Tip 2 Diyabet: Bypass, ince bağırsağın son kısmından salınan metabolik hormonları (GLP-1 gibi) daha hızlı tetiklediği için ağır diyabet vakalarında şeker kontrolünü daha radikal sağlayabilir.
| Kriter | Tüp Mide (Sleeve) | Gastrik Bypass (Roux-en-Y) |
|---|---|---|
| Mekanizma | Sadece Kısıtlayıcı (Restriktif) | Kısıtlayıcı + Emilim Bozucu (Malabsorptif) |
| Mide Hacmi | %80-85 Azalma (Muz Formu) | %95 Azalma (Poş Formu) |
| Bağırsak Müdahalesi | Yok | Var (Anatomik Değişiklik) |
| Ghrelin (Açlık Hormonu) Etkisi | Çok Yüksek | Orta |
| Reflü (GÖRH) Uygunluğu | Önerilmez (Şikayeti Artırabilir) | Altın Standart (Tedavi Eder) |
| Vitamin İhtiyacı | Orta (Genellikle 1-2 yıl) | Yüksek (Genellikle Ömür Boyu) |
| Tahmini Kilo Kaybı | %60 - %70 (Fazla Kilonun) | %70 - %80 (Fazla Kilonun) |
Ankara A Life Sağlık Grubu cerrahi ekipleri olarak, her iki ameliyatı da gelişmiş laparoskopik sistemler kullanarak gerçekleştiriyoruz. Karın bölgesinde açılan 1 santimetreden küçük 4 veya 5 adet delikten (trokar) girilerek, yüksek çözünürlüklü kameralar ve mikro-cerrahi aletlerle operasyonu tamamlıyoruz.
Kapalı cerrahinin avantajları, 2026 tıp teknolojisiyle birleştiğinde hastalarımıza şunları sağlar:
Ameliyat sonrası minimal ağrı.
Hastanede sadece 2-3 gün kalış süresi.
Estetik açıdan neredeyse belirsiz izler.
Sosyal hayata ve işe 1 hafta içinde dönüş.
Beklenen kilo kaybı başarısını şu formülle izliyoruz:
Bu tekniklerin her biri, doğru hastada hayat kurtarıcıdır. Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizde cerrahlarımız, diyetisyenlerimiz ve endokrinologlarımızla birlikte size en uygun yöntemi belirlemek için buradayız.
Tüp mide ameliyatı kararı almak, bir hasta için sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir dönüm noktasıdır. Bu süreçte en büyük endişe kaynağı genellikle "bilinmezlik" ve cerrahi risklerdir. Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, bu endişeleri ortadan kaldırmanın yolunun tam şeffaflık ve kusursuz bir hazırlık sürecinden geçtiğine inanıyoruz. Obezite cerrahisi, sadece bir ameliyat değil; öncesi, sırası ve sonrasıyla bir bütündür. Ameliyat masasına yatmadan önce yapılan hazırlıklar, operasyonun başarısını %50 oranında belirleyen gizli kahramanlardır.
Mide küçültme operasyonu öncesinde hastalarımızı yaklaşık 1-2 gün süren yoğun bir tarama sürecinden geçiriyoruz. Bu sürecin amacı, cerrahiye engel teşkil edebilecek gizli bir patolojiyi saptamak ve hastayı en güvenli metabolik düzeyde ameliyata almaktır.
Hazırlık Sürecinin Temel Taşları:
Endoskopi (Gastroskopi): Cerrahınızın mide içini doğrudan görmesi şarttır. Midede şiddetli gastrit, ülser veya geniş bir mide fıtığı varsa cerrahi teknik bu verilere göre modifiye edilir.
Kapsamlı Kan Tahlilleri: Hormon profili, vitamin seviyeleri, karaciğer fonksiyonları ve pıhtılaşma değerleri incelenir.
Branş Onayları: * Kardiyoloji: EKG ve EKO ile kalp sağlığı doğrulanır.
Göğüs Hastalıkları: Akciğer kapasitesi ölçülür ve "uyku apnesi" riski değerlendirilir.
Endokrinoloji: Kilo artışına neden olan gizli bir hormonal hastalık (Cushing Sendromu vb.) olup olmadığı araştırılır.
Psikiyatri/Psikoloji: Hastanın yeme bozuklukları ve operasyon sonrası sürece mental hazırlığı teyit edilir.
Ameliyat sabahı hastanemize yatışınız yapıldıktan sonra, özel bariatrik yataklarımızda son hazırlıklarınız tamamlanır. Ameliyathane katına indiğinizde sizi uzman anestezi ekibimiz karşılar.
Ameliyathanede Sizi Ne Bekliyor? Tüp mide ameliyatı "Genel Anestezi" altında yapılır; yani operasyon boyunca tamamen uykuda olursunuz ve hiçbir şey hissetmezsiniz. Ankara’daki donanımlı ameliyathanelerimizde süreç genellikle 60 ile 90 dakika arasında tamamlanır. Cerrahınız, ileri teknolojik laparoskopik cihazlar kullanarak midenizin %80'lik kısmını güvenle çıkarır. İşlem sırasında dikiş hattı boyunca "Kaçak Testi" (Methylene Blue veya hava testi) yapılarak hattın sızdırmazlığı operasyon anında teyit edilir.
Operasyon sonrası hastalarımız genellikle 2 veya 3 gece hastanemizde misafir edilir. Bu süreçte A Life Sağlık Grubu'nun sunduğu imkanlar, iyileşme hızını doğrudan etkiler:
Donanımlı Yoğun Bakım: Her cerrahide olduğu gibi, obezite cerrahisinde de ileri teknolojiye sahip bir yoğun bakım ünitesinin varlığı, hastanın can güvenliğinin en büyük teminatıdır. Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizde tam donanımlı yoğun bakım desteğimiz 7/24 hazırdır.
Özel Bariatrik Servis: Odalarımız, obezite hastalarının konforu ve güvenliği (geniş yataklar, özel banyo ekipmanları) için dizayn edilmiştir.
Erken Mobilizasyon: Ameliyattan yaklaşık 4-6 saat sonra, uzman hemşirelerimiz eşliğinde ilk yürüyüşünüzü yaparsınız. Bu, akciğerlerin açılması ve emboli riskinin önlenmesi için hayati önemdedir.
Ankara'daki hastanelerimizde cerrahlarımızın tecrübesi, modern tıbbi ekipmanlarla ve şefkatli bakım anlayışıyla birleşmektedir. Mide küçültme ameliyatı bir risk değil, bilinçli ellerde yönetilen profesyonel bir dönüşüm yolculuğudur. Ameliyat sabahı hissettiğiniz o tatlı heyecan, birkaç gün sonra yerini yeni bir hayatın özgüvenine bırakacaktır.
Tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi) cerrahi bir başarı olsa da, bu başarının kalıcı bir yaşam tarzına dönüşmesi, ameliyat sonrası beslenme protokollerine olan sadakatle mümkündür. Bir bariatrik diyetisyen perspektifiyle söyleyebilirim ki; mideniz yeni bir boyuta geçerken, beslenme alışkanlıklarınızın da adeta yeniden programlanması gerekir. Ankara A Life Sağlık Grubu’nda hastalarımıza sunduğumuz bu rehber, sadece kilo vermenizi değil, aynı zamanda kas kütlenizi koruyarak sağlıklı bir iyileşme süreci geçirmenizi hedefler.
Ameliyat sonrası ilk hafta, midenizin yeni dikiş hattını (stapler hattı) korumak ve ödemi minimize etmek için en hassas dönemdir. Bu aşamada temel hedef dehidrasyonu (susuzluğu) önlemektir.
Neler Tüketilmeli? Su, tanesiz ve şekersiz kompostolar, yağsız et suyu (ilikli kemik suyu tercih edilmeli) ve bariatrik diyetisyeninizin önerdiği özel tıbbi beslenme sıvıları.
Kural: İçecekler oda sıcaklığında olmalı, çok sıcak veya çok soğuktan kaçınılmalıdır. Yudum yudum, yavaşça içilmelidir.
Mideniz yavaş yavaş daha yoğun kıvamlı gıdaları kabul etmeye başlar. Ancak bu dönemde "çiğneme" refleksiniz henüz devreye girmemeli; gıdalar midenize püre halinde ulaşmalıdır.
Neler Tüketilmeli? Çatalla ezilmiş veya blenderdan geçirilmiş süzme peynir, haşlanmış yumurta beyazı, püre haline getirilmiş sebze yemekleri ve yoğurt.
Kural: Protein odaklı beslenme bu aşamada başlar. Her öğünde öncelik protein kaynağında olmalıdır.
Bu evre, katı gıdalara geçiş öncesi bir köprüdür. Gıdaların dokusu artık "yumuşak" olabilir ancak hala kolay sindirilebilir olmaları gerekir.
Neler Tüketilmeli? Haşlanmış balık, kıymalı sebze yemekleri, yumuşak pişmiş tavuk, omlet ve olgunlaşmış yumuşak meyveler.
Kural: Her lokma en az 20-30 kez çiğnenmelidir. Doygunluk hissi hissedildiği an yeme işlemine son verilmelidir.
Artık ömür boyu sürecek olan yeni normalinize hoş geldiniz. Bu aşamada sağlıklı her gıdayı tüketebilirsiniz ancak porsiyon kontrolü ve gıda seçimi hayati önemini korur.
Neler Tüketilmeli? Kırmızı et (iyi pişmiş ve küçük parçalar halinde), salatalar ve tam tahıllar listeye eklenir.
Kural: Karbonhidrat ve şekerden uzak, yüksek proteinli ve lifli bir beslenme düzeni "altın kural"dır.
1. Katı-Sıvı Ayrımı (30 Dakika Kuralı): Mideniz artık çok küçük olduğu için aynı anda hem yemek hem de sıvı kabul edemez. Yemekten 30 dakika önce sıvı alımını bırakmalı ve yemekten 30 dakika sonrasına kadar su içmemelisiniz. Bu kural hem midenizin genişlemesini engeller hem de gıdaların midenizden erken boşalmasını (Dumping Sendromu riskini) önler.
2. Protein Tozu ve Takviyelerin Önemi: Ameliyat sonrası mide hacmi nedeniyle günlük 60-80 gram protein ihtiyacını sadece gıdalarla karşılamak imkansızdır. Kas kaybını önlemek, saç dökülmesini minimize etmek ve yara iyileşmesini hızlandırmak için bariatrik cerrahiye özel protein tozları ve vitamin-mineral takviyeleri hayati bir zorunluluktur.
3. Dumping Sendromu Nedir? Nasıl Önlenir? Özellikle gastrik bypass sonrası daha sık görülen ancak tüp midede de rastlanabilen Dumping Sendromu, yüksek şekerli veya aşırı yağlı gıdaların ince bağırsağa çok hızlı geçmesiyle oluşur. Belirtileri; ani terleme, çarpıntı, karın krampları ve ishaldir. Önlemek için basit şekerlerden, şerbetli tatlılardan ve aşırı işlenmiş gıdalardan kesinlikle uzak durulmalıdır.
Ankara Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ hastanelerimizde, ameliyat sonrası beslenme sürecinizi şansa bırakmıyoruz. Uzman bariatrik diyetisyenlerimiz, ameliyat sonrası 1. hafta, 1. ay, 3. ay ve 1. yıl gibi kritik periyotlarda vücut analizlerinizi yaparak size özel listeler hazırlar.
Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme, bir mahrumiyet değil; daha enerjik, daha hafif ve daha sağlıklı bir "ben" için yapılan en stratejik yatırımdır. Unutmayın, mideniz küçüldü ancak hayat kaliteniz büyüyor.
"Kaçak" durumu, midenin kesilen ve dikilen hattında (stapler hattı) tam iyileşme sağlanamaması sonucu mide içeriğinin karın boşluğuna sızmasıdır. Modern stapler (dikiş) teknolojileri ve doku yapıştırıcıları sayesinde bu risk günümüzde %1'in altına inmiştir.
Kaçak Testi Nasıl Yapılır? Operasyon sırasında cerrahınız süreci şansa bırakmaz. Stapler hattı tamamlandıktan sonra ameliyat masasında iki aşamalı test uygulanır:
Metilen Mavisi Testi: Mideye ağız yoluyla verilen mavi renkli bir sıvı ile dikiş hattında sızıntı olup olmadığı gözlemlenir.
Hava Testi: Mide hava ile şişirilerek, dikiş hattı serum içinde gözlemlenir (tıpkı bir lastik patlağının kontrol edilmesi gibi).
Ameliyat sonrası bacak damarlarında oluşan bir pıhtının akciğere gitmesi (pulmoner emboli), obezite cerrahisinde ciddiyetle yönetilmesi gereken bir risktir. Ankara'daki hastanelerimizde bu riski minimize etmek için;
Ameliyat sırasında ve sonrasında varis çorapları ve aktif basınç yapan cihazlar kullanılır.
Ameliyattan 4-6 saat sonra erken mobilizasyon (yürüme) başlatılır.
Kan sulandırıcı iğnelerle pıhtılaşma kontrol altına alınır.
Tüp mide sonrası mide hacmi küçüldüğü için B12, Demir ve Kalsiyum gibi vitaminlerin alımı azalabilir. Bu durum, düzenli kan takibi ve bariatrik multivitaminlerle tamamen kontrol edilebilir bir süreçtir.
Sarkmalar Önlenebilir mi? Kilo verme hızı çok yüksek olduğunda deri elastikiyetini kaybedebilir. Sarkmaları minimumda tutmak için:
Protein Odağı: Günlük 60-80 gr protein alımı deri kalitesini korur.
Egzersiz: Kilo kaybı devam ederken kas kütlesini artıracak direnç egzersizleri yapılmalıdır.
Kolajen ve Su: Yeterli hidrasyon ve doktor kontrolünde kolajen takviyesi cildin toparlanmasına yardımcı olur.
Etimesgut, Pursaklar ve Altındağ lokasyonlarımızda, cerrahi başarıyı tesadüflere değil, protokollere bağlıyoruz. 3. basamak yoğun bakım ünitemiz, deneyimli anestezi kadromuz ve bariatrik cerrahi hemşirelerimizle, her hastanın risk profilini kişiye özel (tailor-made) olarak yönetiyoruz. Tıbbi dürüstlükle söylüyoruz ki; doğru hastada, doğru teknikle ve donanımlı bir merkezde yapılan mide küçültme ameliyatı, yeni bir hayatın en güvenli kapısıdır.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 6 Ocak 2026 01:51
Yayınlanma Tarihi: 30 Temmuz 2024 02:05
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Halk arasında geçmiş yıllardan kalan mide küçültme ameliyatı olanlar ölüyor algısı, güncel tıp verileriyle bağdaşmamaktadır. Günümüz cerrahi standartlarında, tüp mide ameliyatına bağlı mortalite (ölüm) oranı %0.1 ile %0.2 arasındadır. Bu oran; safra kesesi ameliyatı, kalça protezi veya bypass ameliyatı risklerinden daha düşüktür.
Buradaki asıl kıyaslama, ameliyatın riski ile tedavi edilmeyen obezitenin riski arasında yapılmalıdır. Morbid obezitenin neden olduğu kalp krizi, inme ve kanser riskinin, cerrahi risklerden kat kat daha yüksek olduğu bilimsel bir gerçektir.
Mide küçültme ameliyatı, midenin yaklaşık yüzde seksenlik kısmının cerrahi olarak çıkarılarak midenin bir muz veya tüp şekline getirilmesi işlemidir. Bu operasyon sayesinde midenin hacmi daraltılarak alınan gıda miktarı kısıtlanır ve aynı zamanda midenin kubbe kısmından salgılanan iştah hormonu (Grelin) seviyesi düşürülerek hastanın çok daha az açlık hissetmesi sağlanır.
Bu ameliyatın yapılabilmesi için hastanın vücut kitle indeksinin kırkın üzerinde olması veya otuz beş ile kırk arasında olup obeziteye eşlik eden tip iki diyabet, yüksek tansiyon ya da uyku apnesi gibi ek hastalıklara sahip olması gerekir. Ayrıca hastanın en az altı ay boyunca uzman kontrolünde diyet ve egzersiz denemelerine rağmen kalıcı kilo verememiş olması cerrahi kararında en önemli kriterlerden biridir.
Mide küçültme ameliyatı olan hastalar genellikle operasyonu takip eden ilk bir yıl içerisinde fazla kilolarının yüzde yetmişi ile yüzde seksenini kaybetme potansiyeline sahiptirler. Kilo verme hızı kişinin başlangıç kilosuna, metabolizma hızına ve ameliyat sonrası beslenme ile egzersiz düzenine bağlı olarak değişse de en belirgin sonuçlar ilk altı ay içerisinde gözlemlenmektedir.
Her cerrahi işlemde olduğu gibi mide küçültme ameliyatının da kendine has riskleri bulunmakla birlikte, günümüzün ileri teknolojik donanımları ve laparoskopik (kapalı) yöntemleri sayesinde bu riskler safra kesesi ameliyatı seviyelerine inmiştir. Halk arasında kaçak riski olarak bilinen sızıntı durumu, uzman cerrah tecrübesi ve kaliteli medikal ekipman kullanımı ile yüzde birin altına kadar düşürülebilen, erken teşhisle başarıyla yönetilebilen bir komplikasyondur.
Laparoskopik teknikle yapılan mide küçültme operasyonlarından sonra hastalar genellikle ameliyatın ikinci veya üçüncü gününde taburcu edilmektedir. Masa başı bir işte çalışan hastalar bir haftalık dinlenme sürecinin ardından iş hayatına dönebilirken, ağır fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanların tam iyileşme için en az bir ay beklemesi ve bu süreçte karın içi basıncı artıracak hareketlerden kaçınması önerilir.
Mide küçültme ameliyatı sonrasında mide dokusunun bir miktar esneme payı olsa da midenin eski devasa hacmine dönmesi tıbben mümkün değildir. Ancak hastanın beslenme alışkanlıklarını değiştirmemesi, sürekli karbonhidratlı ve asitli içecekler tüketmesi midenin zamanla bir miktar genişlemesine ve kilo verme sürecinin durmasına ya da geri kilo alımına neden olabileceğinden yaşam tarzı değişikliği hayati önem taşır.
Operasyon sonrası beslenme düzeni kademeli bir geçişi kapsar ve ilk iki hafta berrak sıvı diyeti, sonraki iki hafta ise püre dönemi olarak planlanır. Birinci ayın sonunda katı gıdalara geçiş yapılırken hastaların ömür boyu protein odaklı beslenmeyi, küçük lokmalarla çok çiğnemeyi ve katı gıdalarla sıvıları aynı anda tüketmemeyi (katı-sıvı ayrımı) alışkanlık haline getirmesi beklenir.
Mide küçültme ameliyatı fiyatları operasyonda kullanılan tek kullanımlık (stapler) malzemelerin kalitesine, hastanenin teknolojik donanımına ve cerrahi ekibin uzmanlık seviyesine göre değişiklik göstermektedir. SGK veya özel sağlık sigortası kapsamı ile kişiye özel tedavi maliyetleri hakkında en doğru ve güncel bilgiyi almak için hastanemizle iletişime geçerek ön görüşme randevusu oluşturabilirsiniz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.