Mikrocerrahi boyun fıtığı ameliyatı, fıtıklaşan diskin sinirlere baskı yaptığı bölgeye yüksek çözünürlüklü mikroskoplar altında ulaşılarak gerçekleştirilen minimal invaziv bir cerrahidir. Bu teknoloji, cerrahın milimetrik sinir yapılarını büyüterek görmesini sağlar ve çevre dokulara asla zarar vermeden baskıyı kaldırarak şiddetli ağrı ile fonksiyon kayıplarını hızla ortadan kaldırmayı hedefler.
Tıp teknolojileri, boyun fıtığı tedavisinde "sıfıra yakın hata payı" ilkesini merkeze almaktadır. Geleneksel açık cerrahinin yerini alan mikrocerrahi yöntemi, operasyon sahasını 20-40 kata kadar büyütebilen ileri nesil cerrahi mikroskoplar eşliğinde icra edilir. Bu teknolojik üstünlük sayesinde, omuriliğe veya kola giden hayati sinir köklerine olan milimetrik baskılar, cerrah tarafından en ince detayına kadar net bir şekilde analiz edilerek ortadan kaldırılır.
Boyun fıtığı, sadece bir ağrı problemi değil; tedavi edilmediğinde kollarımızdaki gücü ve hareket kabiliyetimizi kısıtlayabilen ciddi bir nörolojik tablodur. Mikrocerrahi yaklaşımı, hastaya sadece cerrahi bir çözüm sunmakla kalmaz, aynı zamanda doku koruyucu özelliğiyle çok daha hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci vaat eder. Bu kapsamlı rehber, boyun anatomisinden cerrahi tekniklere kadar tüm süreci şeffaf bir şekilde ele alarak, tıbbi otorite ışığında en doğru kararı vermenizi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Boyun fıtığı, omurga kanalında bulunan disklerin hasar görerek çıkıntı yapması veya yırtılması sonucu oluşan bir durumdur. Omurga diskleri, omurlar arasında yastık görevi görür ve esnekliği sağlar. Diskin hasar görmesi veya fıtıklaşması durumunda, çıkıntı sinirlere bası yaparak şiddetli ağrıya yol açar.
Fıtık, genellikle servikal omurganın alt segmentlerinde (C5-C7) daha sık görülür. Bunun nedeni bu bölgenin hem hareket kabiliyetinin yüksek olması hem de omurganın doğal eğriliklerinin baskı yaratmasıdır. Boyun fıtığı sadece fiziksel belirtiler değil, aynı zamanda yaşam kalitesini olumsuz etkileyen psikolojik ve sosyal etkiler de yaratabilir.
Boyun fıtığının belirtileri, etkilenen sinire ve fıtığın şiddetine göre değişir. Erken dönemde hafif rahatsızlık ve ağrı ile başlayabilir; ilerleyen dönemlerde ise günlük yaşamı ciddi şekilde kısıtlayabilir.
Yaygın Belirtiler
Nadiren Görülen Belirtiler
Boyun fıtığı, sadece genel bir ağrı durumu değil, omurganın hangi seviyesinde gerçekleştiğine bağlı olarak spesifik nörolojik bulgular veren karmaşık bir anatomik tablodur. Servikal omurgada fıtıklaşma süreci, disk yapısının dış çeperi olan anulus fibrosus tabakasının mikro yırtıklarla zayıflamasıyla başlar. Bu zayıflık sonucunda, diskin merkezindeki jelatinöz çekirdek dokusu yani nucleus pulposus, yırtılan bölgeden dışarı çıkarak spinal kanal içine veya sinir kökü çıkışlarına (foramen) doğru taşar. Bu taşma, sinir kökleri üzerinde mekanik baskı ve kimyasal irritasyon yaratarak radikülopati semptomlarını tetikler.
Servikal omurganın en hareketli bölgelerinden biri olan C5-C6 mesafesi, fıtıklaşmanın en sık görüldüğü seviyelerden biridir. Bu seviyedeki bir disk hernisi, C6 sinir köküne baskı yapar. Klinik tabloda genellikle şu bulgular izlenir:
Ağrı ve Uyuşma: Boyundan başlayıp omuz dış yanına ve kol boyunca başparmağa kadar uzanan ağrı ve karıncalanma.
Kas Güçsüzlüğü: Biceps (pazu) kasında zayıflık ve buna bağlı olarak dirsek fleksiyonunda zorlanma.
Refleks Kaybı: Brachioradialis refleksinde azalma veya kaybolma.
Cerrahi müdahale yani diskektomi kararı, sadece MR görüntüsündeki fıtık boyutuna göre değil, "klinik radyolojik uyum" esas alınarak verilir. Eğer hastanın şiddetli ağrısı, progresif (ilerleyici) kas gücü kaybı veya MR'da saptanan anulus fibrosus yırtığının nucleus pulposus'u tamamen serbest bıraktığı "sekestre fıtık" tablosu mevcutsa, mikrocerrahi kaçınılmaz bir seçenek haline gelir.
Boyun fıtığının başlıca nedenleri şunlardır:
Boyun fıtığı tanısı alan pek çok hastanın zihnindeki ilk soru "Ameliyat olmalı mıyım?" korkusudur. Öncelikle belirtmek gerekir ki; boyun fıtığı vakalarının yaklaşık %90’ı istirahat, ilaç tedavisi, enjeksiyonlar ve profesyonel fizik tedavi programları ile cerrahiye gerek kalmadan iyileşebilir. Ancak, vücudun verdiği bazı sinyaller, sinir köklerindeki hasarın kalıcı hale gelmesini önlemek adına mikrocerrahi boyun fıtığı ameliyatı seçeneğinin bir zorunluluk olduğunu gösterir.
Tıbbi literatürde cerrahi müdahale için "mutlak endikasyon" kabul edilen ve hastanın yaşam kalitesini doğrudan tehdit eden durumlar şunlardır:
İlerleyici Güç Kaybı: Elinizde tuttuğunuz bir nesneyi sık sık düşürmeye başladıysanız, kollarınızda belirgin bir dermansızlık hissediyorsanız veya kaslarda erime (atrofi) gözlemleniyorsa, bu durum sinirin ciddi şekilde ezildiğini gösterir.
Konservatif Tedaviye Yanıtsızlık: İlaç tedavisi ve fizik tedaviye rağmen 4-6 hafta boyunca geçmeyen, hastayı uykusuz bırakan ve günlük rutinini engelleyen dayanılmaz ağrılar.
Refleks ve His Kaybı: Kolda veya parmaklarda uyuşukluğun ötesinde, duyu kaybı ve reflekslerde azalma yaşanması.
Miyelopati Belirtileri: Fıtığın doğrudan omuriliğe baskı yapması sonucu yürüme bozukluğu, denge kaybı veya el becerilerinde (düğme ilikleme gibi) ani beceriksizlik gelişmesi.
Ameliyat kararı, sadece bir fıtık görüntüsüne (MR sonucuna) bakılarak değil; hastanın klinik muayenesi ve nörolojik bulguları ışığında verilir. Mikrocerrahi boyun fıtığı ameliyatı, bu aşamada siniri özgürlüğüne kavuşturan ve kalıcı felç riskini ortadan kaldıran en etkili çözümdür. Modern cerrahi yaklaşımlar, ameliyatı bir "son çare" olmaktan çıkarıp, doku hasarını önleyen "stratejik bir müdahale" haline getirmiştir.
Boyun fıtığı cerrahisinde son yıllarda yaşanan en büyük devrim, cerrahın görüş alanını çıplak gözün sınırlarından kurtaran mikroskobik hassasiyete geçiştir. Geleneksel açık cerrahi yöntemlerinde, fıtıklaşmış diske ulaşabilmek için geniş cilt kesileri yapılır ve boyun kasları omurgadan geniş ölçüde sıyrılırdı. 2026 yılı tıp standartlarında artık "altın standart" kabul edilen mikrocerrahi ise tamamen doku koruma prensibi üzerine inşa edilmiştir.
Mikrocerrahi tekniğinde, operasyon sahası gelişmiş fiber optik ışık kaynakları ve yüksek çözünürlüklü lensler kullanılarak 20 ila 40 kat büyütülür. Bu düzeyde bir görsel hakimiyet, cerrahın milimetrik sinir köklerini, omurilik zarını ve hayati damarları en ince ayrıntısına kadar ayırt etmesini sağlar. Geleneksel cerrahide "tahmini" olarak geçilen bölgeler, mikrocerrahide mikron düzeyinde bir titizlikle yönetilir. Bu durum, özellikle boyun gibi hayati kanalların dar olduğu bir bölgede hata payını minimize eder ve sinir yaralanması riskini neredeyse sıfıra indirir.
Mikrocerrahinin en büyük avantajı, sadece fıtıklaşmış olan ve sinire baskı yapan dokuya müdahale edilmesidir. Sağlıklı kemik ve kas dokusuna dokunulmadığı için vücudun doğal biyomekaniği korunur. Bu "minimal invaziv" yaklaşım, ameliyat sonrası boyun stabilitesinin (sağlamlığının) bozulmasını engeller ve hastaların eski yaşamlarına dönüş süresini inanılmaz ölçüde kısaltır.
Aşağıdaki tablo, mikrocerrahi yönteminin hastaya sunduğu konforu ve teknik üstünlüğü net bir şekilde özetlemektedir:
| Özellik | Geleneksel (Açık) Cerrahi | Mikrocerrahi Yöntemi |
|---|---|---|
| Kesi Boyutu | Genellikle 5 - 8 cm (Geniş görüş alanı ihtiyacı). | 1.5 - 2 cm (Mikroskop eşliğinde minimal giriş). |
| Hastanede Kalış | 3 - 5 Gün (Doku iyileşmesi takibi gerekir). | 1 Gün (Çoğu vakada aynı gün taburcu imkanı). |
| Doku Hasarı | Yüksek; kas dokusunun kemikten sıyrılması gerekebilir. | Minimal; dokular arasından ilerleyen, koruyucu teknik. |
| Enfeksiyon Riski | Kesi alanı geniş olduğu için nispeten daha yüksektir. | Çok düşük; kapalıya yakın, kontrollü cerrahi saha. |
Mikrocerrahi boyun fıtığı ameliyatı, cerrahi başarının teknolojiyle birleştiği, hasta güvenliğinin en üst düzeyde tutulduğu sistematik bir süreçtir. Bu operasyonun şeffaf bir şekilde bilinmesi, hastalarımızın tedavi sürecine dair duyduğu anksiyeteyi büyük oranda azaltmaktadır. 2026 yılı standartlarında operasyon süreci şu temel adımlardan oluşur:
Ameliyat, hastanın tam konforu için genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta uyutulduktan sonra, boyun bölgesi nörolojik yapıları koruyacak en uygun pozisyona getirilir. Modern monitörizasyon cihazları sayesinde, operasyon boyunca hastanın tüm hayati fonksiyonları ve sinir iletimleri anlık olarak takip edilir.
Cerrahi alan temizliği tamamlandıktan sonra, boynun ön bölgesindeki doğal deri katlantıları üzerinden yaklaşık 1.5 - 2 cm’lik mikro-kesi açılır. Bu bölgeden giriş yapılmasının temel nedeni, boyun kaslarına zarar vermeden direkt olarak omurgaya ulaşabilmektir. Bu yaklaşım, ameliyat sonrası boyun ağrısını minimuma indirir.
Bu aşama operasyonun en kritik kısmıdır. Yüksek çözünürlüklü cerrahi mikroskop devreye girer ve operasyon sahası dev ekrana yansıtılır.
Diskektomi: Sinire baskı yapan fıtıklaşmış disk dokusu, mikroskobik hassasiyetle temizlenir.
Dekompresyon: Sinir kökü üzerindeki baskı tamamen kaldırılır. Mikroskop altındaki bu işlem, siniri çevreleyen milimetrik damarların korunmasını sağlar.
Greft/Protez Yerleşimi: Çıkarılan disk dokusunun yerine, omurganın yüksekliğini ve hareketliliğini korumak amacıyla ileri teknoloji ürünü protezler veya "cage" adı verilen destek yapıları yerleştirilir.
İşlem bittiğinde, açılan mikro-kesi estetik dikiş (eriyen dikişler) yöntemiyle kapatılır. Bu sayede dikiş aldırma zahmeti ortadan kalkar ve boyun bölgesinde belli belirsiz, estetik bir iz kalır.
Mikrocerrahi tekniğinin sağladığı en büyük konfor, "ameliyat oldum ve bitti" hissini hastaya hemen yaşatmasıdır. Geleneksel yöntemlerin aksine, dokuların mikroskobik düzeyde korunması sayesinde iyileşme süreci bir "dinlenme" evresinden ziyade, "hızlı bir rehabilitasyon" süreci olarak ilerler. Hastaların en çok merak ettiği "Ne zaman normale dönerim?" sorusunun cevabı, 2026 yılı modern protokollerine göre şu kronolojik sırayı izler:
İlk 24 Saat (Ayağa Kalkış): Ameliyattan yaklaşık 4-6 saat sonra, anestezi etkisi geçince hemşire eşliğinde ilk yürüyüşünüzü gerçekleştirirsiniz. Çoğu vaka, aynı günün akşamında veya bir gece hastanede kaldıktan sonra taburcu edilir. Bu aşamada boyun bölgesinde hafif bir gerginlik hissi normaldir.
İlk 1 Hafta (Ev İçi Adaptasyon): Bu dönemde ev içinde serbestçe hareket edebilir, masada yemeğinizi yiyebilir ve kişisel bakımınızı yapabilirsiniz. Boyun kaslarının yorulmaması için uzun süreli oturmalardan ve öne eğilmekten kaçınmak yeterlidir. Kesinin iyileşmesi için su geçirmez bantlar sayesinde kısa duşlar alabilirsiniz.
1. Ay (Aktif Yaşama Dönüş): Birinci ayın sonunda, ofis işlerine ve masa başı çalışmaya tam kapasiteyle dönülebilir. Doktorunuzun onayıyla hafif tempolu yürüyüşlere ve boyun koruyucu egzersizlere başlanır. Bu aşamada, cerrahi müdahalenin sağladığı rahatlama ile kendinizi çok iyi hissetseniz de ağır sporlardan hala uzak durmalısınız.
Mikrocerrahi sonrası boyunluk kullanımı, genellikle kasları tembelliğe alıştırmamak adına kısıtlı tutulur. Çoğu cerrah, hastanın dışarıdaki sarsıntılardan korunması için sadece yolculuklarda veya kısa süreli yumuşak boyunluk kullanımını önerir. Yatış pozisyonu için ise en ideali, boyun kavisini destekleyen ortopedik bir yastıkla sırt üstü veya yan yatmaktır. Yüz üstü yatmak, boyun eklemlerine gereksiz yük bindireceği için ilk 6 hafta önerilmez.
Sigaradan Uzak Durun: Nikotin, disk ve kemik iyileşmesini yavaşlatan en büyük düşmandır.
Ağır Kaldırmayın: İlk 1 ay boyunca 3-4 kg'dan ağır yük taşımaktan kaçının.
Düzenli Yürüyüş Yapın: Kan dolaşımını artırmak, doku onarımını hızlandırmanın en doğal yoludur.
Boyun fıtığı cerrahisi, milimetrik hassasiyet ve yüksek teknolojik donanım gerektiren, hata payının kabul edilmediği bir süreçtir. Ankara'da bu kritik operasyon için doğru merkezi seçmek, sadece kronik ağrılardan kurtulmayı değil, aynı zamanda hayati sinir fonksiyonlarınızı güvence altına almayı sağlar. A Life Sağlık Grubu, başkentin sağlık vizyonuna yön veren Etimesgut, Pursaklar ve Kuzey Ankara (Altındağ) yerleşkeleriyle, mikrocerrahi alanındaki derin uzmanlığını Ankara'nın her noktasına taşımaktadır.
Hastanelerimizdeki Beyin ve Sinir Cerrahisi üniteleri, 2026 yılı tıp teknolojilerinin zirvesi olan yüksek çözünürlüklü dijital cerrahi mikroskoplar ve sinir hasarı riskini minimize eden intraoperatif nöromonitörizasyon sistemleriyle donatılmıştır. Bu teknolojik güç, Ankara’nın en deneyimli beyin cerrahlarından oluşan kadromuzun klinik tecrübesiyle birleşerek; en karmaşık boyun fıtığı vakalarında dahi doku dostu, güvenli ve başarılı sonuçlar elde etmemize olanak tanır.
A Life Sağlık Grubu olarak temel vizyonumuz, her hastamıza sadece bir cerrahi müdahale değil, şefkatli ve profesyonel bir iyileşme yolculuğu sunmaktır. Özellikle Etimesgut ve Pursaklar şubelerimizde, ameliyat öncesi tanı sürecinden ameliyat sonrası hızlı rehabilitasyona kadar "hasta odaklı" bir yaklaşım sergiliyoruz. Ankara’da mikrocerrahi boyun fıtığı ameliyatı arayışınızda, modern tıbbın sunduğu en güvenli liman olan A Life Sağlık Grubu’na sağlığınızı huzurla emanet edebilirsiniz.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 23 Ocak 2026 12:29
Yayınlanma Tarihi: 19 Eylül 2024 00:50
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Modern mikrocerrahi yönteminde yüksek çözünürlüklü mikroskoplar kullanılarak sinir dokuları milimetrik hassasiyetle korunur; bu teknoloji sayesinde sinir hasarı ve felç riski %1'in altına indirilmiştir. Deneyimli bir beyin cerrahı tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda, çevre dokulara zarar verilmediği için işlem son derece güvenli kabul edilmektedir.
Genellikle hastalar ameliyatın yapıldığı gün ayağa kalkabilmekte ve ertesi gün hastaneden taburcu edilerek evde kısa yürüyüşlere başlayabilmektedir. Masa başı işlerde çalışan hastalar 7 ila 10 gün içinde görevlerine dönebilirken, fiziksel güç gerektiren işler için yaklaşık 4-6 haftalık bir iyileşme süreci önerilmektedir.
Mikrocerrahi yöntemiyle sinir üzerindeki baskı tamamen kaldırıldığı için ameliyat edilen seviyede nüks (tekrar etme) riski oldukça düşüktür ve genellikle %3-5 bandındadır. Hastanın ameliyat sonrası kilosunu kontrol etmesi, boyun egzersizlerini aksatmaması ve ergonomik kurallara uyması bu riski minimize eden en önemli faktörlerdir.
Ameliyat sonrası süreçte boyun kavisini destekleyen ortopedik veya visco yastıklar kullanılarak sırt üstü yatış pozisyonu omurganın doğal dizilimini korumak adına en sağlıklı seçenektir. Yan yatışlarda yastık yüksekliğinin omuz genişliğiyle uyumlu olması gerekirken, boyun üzerindeki baskıyı artıracağı için yüz üstü yatıştan ilk haftalarda kesinlikle kaçınılmalıdır.
Fizik tedavi ve ilaçlarla geçmeyen ağrılar, ilerleyici güç kaybı veya mesane/bağırsak kontrol bozukluğu gibi nörolojik kayıpların varlığında, sinir hasarının kalıcı hale gelmesini önlemek için tek kesin çözüm mikrocerrahidir. Mikrocerrahi sadece ağrıyı dindirmekle kalmaz, aynı zamanda sıkışan siniri özgürleştirerek kalıcı felç riskini ortadan kaldıran en etkili ve minimal invaziv yöntemdir.
C6-C7 seviyesi, boyun omurgasında hareketliliğin en yüksek olduğu ve sinir kökü basısının en sık görüldüğü bölge olup, mikrocerrahi ile sinir dekompresyonu sağlanması ağrının giderilmesinde altın standarttır. Bu işlemle sinir üzerindeki mekanik baskı tamamen kaldırıldığından, nörolojik kayıpların geri dönmesi ve yaşam kalitesinin artması hedeflenir.
Mikrocerrahi yöntemi, yüksek çözünürlüklü mikroskoplar altında milimetrik bir sahada gerçekleştirildiği için sinir ve omurilik hasarı riski geleneksel yöntemlere kıyasla %1'in altına düşürülmüştür. Cerrahın çalışma alanını çok net görmesini sağlayan bu ileri teknoloji, hayati dokuların korunmasını maksimize ederek ameliyatın güvenliğini en üst düzeye çıkarır.
kökü üzerindeki baskının mikrocerrahi ile kaldırılmasının ardından, genellikle kol ağrısı ameliyatın hemen sonrasında dramatik bir şekilde azalır; ancak sinir dokusunun iyileşme süreci birkaç hafta sürebilir. Bu süreçte hafif karıncalanmaların olması normal kabul edilirken, dokuların tamamen stabilize olması yaklaşık 4-6 haftalık bir post-operatif takip gerektirir.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.