Rinoloji ve uyku cerrahisi pratiğinde en sık uygulanan prosedürlerden biri olan burun eti ameliyatı, tıbbi adıyla konka redüksiyonu, burun içindeki yumuşak doku ve bazen kemik hipertrofisinin (büyümesinin) cerrahi olarak küçültülmesidir. Çoğu zaman hastalar tarafından "geniz eti" ile karıştırılsa da, konkalar burun boşluğunun her iki yanında bulunan ve her bireyde mevcut olan anatomik yapılardır.
Halk arasında "burun eti büyümesi" olarak bilinen konka hipertrofisi; alerji, hava kirliliği, septum deviasyonu (burun kemiği eğriliği) veya kronik sinüzit gibi nedenlerle gelişebilir. Bu durum sadece nefes almayı zorlaştırmakla kalmaz; horlama, uyku apnesi, kronik yorgunluk ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşe yol açar. Ankara A Life Sağlık Grubu olarak cerrahi vizyonumuz, bu dokuları tamamen ortadan kaldırmak değil, solunumu ideal düzeye getirecek kadar küçültürken burnun hayati görevlerini yerine getiren mukoza tabakasını korumaktır.
Burun boşluğu, karmaşık ve bir o kadar kusursuz bir mimariye sahiptir. Bu boşluğun yan duvarlarında konumlanan ve "konka" adı verilen yapılar, genellikle her iki tarafta üçer adet olmak üzere toplam altı adettir:
Alt Konkalar (İnferior Turbinate): Solunum açısından en kritik olanlardır. Burun tıkanıklığı şikayetlerinin baş aktörüdür ve ameliyatlarda hedef alınan ana bölgedir.
Orta Konkalar (Middle Turbinate): Sinüs kanallarının drenaj yollarına yakın komşuluktadır. Sinüzit cerrahisinde (FESS) stratejik öneme sahiptir.
Üst Konkalar (Superior Turbinate): Koku bölgesine en yakın, en küçük yapılardır.
Konka redüksiyonu cerrahisinde biz beyin ve sinir cerrahisi ile KBB branşlarının ortak titizliğiyle hareket ederek, özellikle alt konkaların damarsal (vasküler) zenginliğini ve mukoza bütünlüğünü gözetiyoruz. 2026 yılının modern tıbbi yaklaşımlarında "ne kadar çok kesersek o kadar iyi" anlayışı yerini, doku hacmini kontrollü bir şekilde azaltan minimal invaziv yöntemlere bırakmıştır.
Birçok hasta "Büyüdüğünde sorun çıkarıyorsa neden bu etleri tamamen almıyoruz?" sorusunu sorar. Yanıt, konkaların hayati solunum fizyolojisinde gizlidir. Burnun iç yüzeyini kaplayan mukoza, vücudumuzun dış dünyaya açılan ilk savunma hattıdır.
Isıtma ve Nemlendirme: Konkalar, içlerinden geçen yoğun kan akımı sayesinde birer radyatör gibi çalışır. Dışarıdaki soğuk ve kuru havayı saniyeler içinde vücut sıcaklığına (37 derece) getirir ve %95 nem oranına ulaştırır. Bu işlem olmazsa, akciğerlerimize giden hava dokulara zarar verir.
Filtreleme ve Temizleme: Mukoza üzerindeki mikroskobik tüyler (silyalar) ve salgılanan mukus, havadaki toz, polen ve mikropları tutar. Bu partiküller daha sonra yutağa iletilerek mide asidinde yok edilir.
Nazal Siklus: Sağlıklı bir insanda burun etleri gün içinde periyodik olarak şişer ve iner. Bu "nazal siklus" sayesinde bir taraf dinlenirken diğer taraf nefes alma görevini üstlenir.
Ankara A Life Sağlık Grubu'nun Etimesgut, Sincan ve Yenimahalle lokasyonlarında sunduğu uzmanlık, bu hassas fizyolojik dengeyi bozmadan cerrahi müdahale yapma becerisine dayanır. Amacımız, hastalarımıza sadece "açık bir burun" değil, aynı zamanda havayı sağlıklı bir şekilde işleyen fonksiyonel bir organ kazandırmaktır. A Life'ta Sağlığınız Özel mottosuyla, 2026 teknolojilerini hastalarımızın anatomik konforu için kullanıyoruz.
Burun etlerinin (konka) içindeki damar ağları, otonom sinir sistemi kontrolünde genişleyip daralarak burun pasajının açıklığını ayarlar. Ancak bu mekanizma bozulduğunda, konkalar kalıcı olarak şişebilir. En sık karşılaştığımız nedenler arasında mevsimsel geçişler, sigara dumanı gibi çevresel iritanlar, hormonal dalgalanmalar (ergenlik, hamilelik) ve anatomik bozukluklar yer alır. Eğer müdahale edilmezse, yumuşak dokudaki bu şişlik zamanla kemikleşmeye başlayarak kalıcı bir tıkanıklığa dönüşebilir.
Burun eti büyümesinin en yaygın sebebi olan Alerjik Rinit, bağışıklık sisteminin polen, toz akarı veya evcil hayvan tüyü gibi maddelere aşırı tepki vermesidir. Bu tepki sırasında burun mukozası yoğun bir ödem toplar ve konkalar adeta bir sünger gibi şişer.
Öte yandan, alerji testi negatif çıkan ancak benzer şikayetler yaşayan hastalarda Vazomotor Rinit (alerjik olmayan rinit) tablosu görülür. Burada tetikleyici bir alerjen yoktur; bunun yerine sıcaklık değişimleri, keskin kokular, baharatlı yiyecekler veya duygusal stres, burun içindeki sinir uçlarını uyararak kan damarlarının genişlemesine ve etlerin şişmesine neden olur. Her iki durumda da konkalar, savunma amacıyla hacimlerini artırarak hava yolunu daraltır.
Burun anatomisinde "denge" esastır. Burun orta bölmesi (septum) bir tarafa doğru eğri olduğunda (septum deviasyonu), o tarafın hava yolu daralır. Ancak ilginç olan, geniş kalan diğer tarafta görülen değişimdir.
Hava akışının fazla olduğu geniş taraftaki burun eti, akciğerlere giden havayı daha fazla nemlendirmek ve ısıtmak için normalden daha fazla çalışmaya başlar. Bu aşırı çalışma sonucu, geniş taraftaki alt konka zamanla aşırı büyür. Bu duruma tıp literatüründe Kompansatuar Hipertrofi denir. Bu nedenle, sadece kemiği düzeltmek (septoplasti) yeterli olmayabilir; beraberinde bu telafi edici büyümeyi de cerrahi olarak küçültmek, tam başarı için şarttır.
Bazen büyüme yumuşak dokudan değil, bizzat konkanın kemik yapısından kaynaklanır. Genellikle orta burun etinde görülen, kemik içinde bir hava kabarcığı bulunması durumuna Konka Bülloza denir.
Bu anatomik varyasyon, orta burun etinin bir "balon" gibi şişmesine neden olur. Konka bülloza, sinüslerin buruna boşaldığı kritik drenaj kanallarını (ostium) tıkayabilir. Bu tıkanıklık, sinüs içindeki havalanmayı bozarak kronik sinüzite zemin hazırlar. Hastalarımızda görülen inatçı yüz ağrısı ve basınç hissinin altında genellikle bu gizli hava boşluğu yatar.
Burun tıkanıklığı yaşayan hastalarımızın en büyük hatası, kontrolsüz şekilde "damar büzücü" burun spreylerini kullanmaktır. Bu spreyler ilk dakikalarda mucizevi bir rahatlama sağlasa da, 3-5 günden fazla kullanıldığında Rinit Medikamentoza adı verilen bir tabloya yol açar.
Burun mukozası bu ilaçlara bağımlı hale gelir; ilaç kesildiğinde konkalar eskisinden daha fazla şişerek "rebound" (geri tepme) etkisi yaratır. Bu durum, burun etlerinin doku yapısını bozarak cerrahi dışı tedaviyi imkansız hale getirebilir. Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, ilaç bağımlılığı gelişmiş hastalarımızda mukoza sağlığını öncelikli tutan mikro-cerrahi çözümlerle kalıcı nefes konforu sağlıyoruz.
Burun eti (konka) hipertrofisi tedavisinde uygulanan cerrahi teknikler, doku üzerindeki etki mekanizmalarına göre ayrılır. Eskiden uygulanan "total turbinectomy" (burun etinin tamamen alınması) yöntemi, günümüzde yerini doku bütünlüğünü koruyan ve mukozanın siliyer aktivitesini (temizleme fonksiyonunu) bozmayan yöntemlere bırakmıştır. Kalıcılık konusunda ise anahtar, sadece yumuşak dokuyu değil, gerekiyorsa konka içindeki kemik lameli de içeren kombine yaklaşımlardır.
Radyofrekans (RF) ablasyon, günümüzde en yaygın ve minimal invaziv kabul edilen yöntemdir. Bu işlemde, konka mukozasının altına özel elektrotlar yerleştirilerek dokuya kontrollü bir ısı enerjisi verilir.
Mekanizma: Verilen enerji, doku proteinlerinde termal koagülasyon (pıhtılaşma) yaratır. İyileşme sürecinde doku içinde oluşan skar (nedbe) dokusu, mukoza altındaki hacmi büzerek küçültür.
Avantajları: İşlem genellikle 10-15 dakika sürer. Lokal anestezi altında uygulanabilir, kanama riski çok düşüktür ve tampon gerektirmez.
Kalıcılık: Hafif ve orta dereceli büyümelerde mükemmel sonuç verir ancak alerjisi kontrol altına alınmayan hastalarda yıllar içinde dokunun tekrar şişme ihtimali vardır.
Mikrodebrider yöntemi, özellikle ileri derece konka hipertrofisi olan ve RF yönteminin yetersiz kalacağı hastalarda "altın standart" olarak kabul ettiğimiz bir tekniktir.
Mekanizma: Burun etinin ön kısmından açılan 2-3 mm’lik küçük bir tünelden girilerek, konkanın dış mukozasına dokunmadan, içerideki fazla yumuşak doku ve bazen fazla kemik lamel "tıraşlanarak" dışarı çekilir.
Hassasiyet: Bu yöntem, cerraha milimetrik bir kontrol imkanı sağlar. Mukoza altındaki "dolgu" dokusu boşaltılırken, burnun en değerli katmanı olan yüzeyel mukoza tamamen korunur.
Sonuç: RF'ye göre çok daha belirgin ve kalıcı bir küçülme sağlar. İyileşme sonrası mukoza fonksiyonları (nemlendirme/filtreleme) korunmuş olur.
Lazer ve plazma (coblation) teknolojileri de benzer şekilde mukoza altı dokuyu küçültmeyi hedefler. Lazer yöntemi özellikle kanama eğilimi olan hastalarda damarları mühürleme kapasitesiyle öne çıksa da, mukoza yüzeyinde oluşturabileceği termal hasar riski nedeniyle çok dikkatli uygulanmalıdır.
Bazı klinikler "lazerle dikişsiz, ağrısız" sloganlarını bir pazarlama aracı olarak kullansa da, dürüstçe belirtmeliyiz ki; lazerin doku içindeki yayılımı RF kadar kontrollü olmayabilir. Bizim cerrahi vizyonumuzda öncelik, burnun nemlendirme yeteneğini sağlayan mukosiliyer klirens mekanizmasına zarar vermemektir. Burun eti asla "bir parça et" gibi görülüp tamamen kesilmemelidir.
Her hastanın bilmesi gereken tıbbi felaket: Boş Burun Sendromu (ENS). Bu durum, burun etlerinin gereğinden fazla küçültülmesi veya tamamen alınması (turbinektomi) sonucu ortaya çıkan, tedavisi oldukça zor olan bir cerrahi komplikasyondur.
ENS’li bir hastanın burnu anatomik olarak tamamen açıktır, ancak hasta "nefes alamadığını" söyler. Bunun nedeni:
Duyu Kaybı: Havanın geçtiğini algılayan sinir uçları dokuyla beraber yok edilmiştir.
Türbülans Bozulması: Konkalar havayı yönlendiremediği için hava burun içinde türbülansa girer ve akciğerlere verimli şekilde ulaşmaz.
Kuru Burun: Nemlendirme kapasitesi yok olduğu için burun içi sürekli kurur, kabuklanır ve ağrır.
A Life Sağlık Grubu’nda cerrahi planlamalarımızı yaparken, hastalarımızı ENS riskinden korumak için "maksimum doku koruma" protokolü uygularız. Amacımız sadece kanalı açmak değil, sağlıklı bir hava akış dinamiği kurmaktır.
Aşağıdaki tablo, kliniğimizde uyguladığımız modern yaklaşımların biyomekanik ve klinik farklarını özetlemektedir:
| Parametre | Radyofrekans Ablasyon | Mikrodebrider (Konkaplasti) | Lazer / Plazma |
|---|---|---|---|
| İşlem Süresi | 10 - 15 Dakika | 20 - 30 Dakika | 15 - 20 Dakika |
| Anestezi | Lokal / Sedasyon | Genel Anestezi | Lokal / Sedasyon |
| Ağrı Seviyesi | Minimal | Hafif | Minimal |
| Kanama Riski | Yok denecek kadar az | Minimum (Mukoza korunur) | Çok Düşük |
| İyileşme Hızı | Çok Hızlı (1-2 gün) | Hızlı (3-5 gün) | Hızlı (2-3 gün) |
| Kalıcılık | Orta / Yüksek | En Yüksek | Orta / Yüksek |
| ENS Riski | Yok | Çok Düşük (Cerrah kontrollü) | Düşük |
En temel farktan başlamak gerekirse: Burun etleri (konka) her insanda bulunan, burnun yan duvarlarına yerleşmiş, havayı ısıtıp nemlendiren damarsal organlardır. Geniz eti (adenoid) ise burnun en arka kısmında, yutağın üst bölgesinde yer alan, bağışıklık sistemine ait lenfoid bir dokudur.
Konkalar ömür boyu bizimledir ve yaşla beraber küçülmezler; aksine alerji gibi nedenlerle büyüyebilirler. Geniz eti ise çocukluk döneminde aktiftir ve genellikle 12-14 yaş civarında kendiliğinden küçülerek yok olur. Bu nedenle erişkin bir hastada "geniz eti büyümesi" nadir görülen bir durumdur ve genellikle "burun eti büyümesi" ile karıştırılır.
Bu iki yapının yerleşim yerlerini bir tünel gibi düşünürsek fark daha net anlaşılır:
Burun Eti (Konka): Burun deliğinizden içeri bir ışıkla bakıldığında görülebilen, burnun sağ ve sol yan duvarlarında dizili üçer adet yapıdır. Tünelin yan duvarlarındaki kalorifer petekleri gibidirler.
Geniz Eti (Adenoid): Burun boşluğunun bittiği ve yutağın başladığı, dışarıdan bakıldığında asla görülmeyen en arka bölgedir (nasofarenks). Tünelin çıkış kapısının hemen üzerindeki bir havalandırma filtresi gibidir.
Ankara'daki Pursaklar ve Etimesgut lokasyonlarımızda, bu ayrımı hastalarımıza endoskopik kameralar eşliğinde canlı olarak gösteriyoruz. "Burnumun içinde et var" diyen bir hastada sorun öndeki konkalar olabileceği gibi, arkadaki adenoid dokusu da olabilir.
Belirtiler birbirine benzese de, baskın olan şikayetler sorunun hangi "et"ten kaynaklandığını fısıldar:
Çocuklarda (Geniz Eti Odaklı): Çocuklarda geniz eti büyüdüğünde tünelin çıkışını kapatır. Bu durum ağzı açık uyuma, horlama, uyku apnesi ve orta kulakta sıvı birikmesine (işitme azlığı) neden olur. Çocuklarda burun eti (konka) büyümesi daha nadirdir.
Erişkinlerde (Burun Eti Odaklı): Erişkinlerde asıl sorun konkaların (özellikle alt konkanın) alerji veya kemik eğriliği nedeniyle şişmesidir. Belirti, gün içinde değişen, bir sağa bir sola geçen veya yatınca artan inatçı burun tıkanıklığıdır.
Ameliyat süreçleri de bu doğrultuda ayrışır. Geniz eti ameliyatı (adenodektomi) genellikle dokunun kazınması veya plazma ile buharlaştırılması şeklindeyken; burun eti ameliyatı (konka redüksiyonu) dokunun hacminin radyofrekans veya mikrodebrider ile küçültülmesini hedefler.
Ankara A Life Sağlık Grubu’nda, "A Life'ta Sağlığınız Özel" vizyonuyla, çocuklar ve erişkinler için bu ayırıcı tanıyı 2026 model endoskopik sistemlerle yaparak en doğru cerrahi rotayı oluşturuyoruz. Yanlış teşhis, gereksiz veya yetersiz bir ameliyat demektir; bu yüzden anatomik doğruluk önceliğimizdir.
Modern konka cerrahisinin en büyük avantajı, hastaların korkulu rüyası olan "uzun ve ağrılı tamponlar"ın artık tarih olmasıdır. Radyofrekans ve mikrodebrider yöntemlerinde kanama kontrolü operasyon sırasında sağlandığı için, çoğu zaman burun kanallarını tamamen kapatan tamponlar kullanmıyoruz.
Tamponsuz süreç, ameliyattan hemen sonra nefes alabilme özgürlüğü ve yüzde baskı hissinin olmaması demektir. Eğer çok nadiren destekleyici bir yapı gerekiyorsa, içinde hava kanalı bulunan ve yapışmayan silikon splintler tercih edilir. Bu sayede hastalarımız ameliyat günü evlerine dönebilir, sosyal hayattan kopmadan iyileşme sürecine başlayabilirler.
Ameliyattan sonraki ilk 3 gün, dokunun iyileşme tepkisi verdiği en aktif dönemdir. Bu evrede hastalarımız şunlara hazırlıklı olmalıdır:
Yalancı Tıkanıklık: Ameliyatla burun eti küçültülmüş olsa bile, ilk 72 saat içinde dokularda ödem (şişlik) oluşur. Bu durum sanki hiç ameliyat olmamışsınız gibi bir tıkanıklık hissi yaratabilir. Bu geçicidir ve ödem indikçe yerini ferah bir nefese bırakacaktır.
Sızıntı ve Pembe Akıntı: Burundan hafif pembe renkli sızıntılar gelmesi normaldir. Ancak aktif ve durmayan kırmızı kanama durumunda mutlaka cerrahınıza başvurmalısınız.
Fiziksel Kısıtlamalar: İlk 3 gün başınız yukarıda (iki yastıkla) yatmak ödemin hızla inmesine yardımcı olur. Ağır yük kaldırmak, öne doğru uzun süre eğilmek ve sıcak duş almak kanama riskini artırabileceği için yasaktır.
İyileşme sürecinin "altın kuralı" nazal hijyendir. Burun içinde oluşan kabuklar ve kurumuş salgılar temizlenmezse, hem enfeksiyon riski artar hem de nefes kalitesi düşer.
Okyanus Suyu (Serum Fizyolojik): Ameliyattan 24 saat sonra başlanan burun yıkamaları, burun içindeki pıhtı ve kabukları mekanik olarak temizler. Günde en az 4-5 kez nazikçe uygulama yapılmalıdır.
Nemlendirici Yağlar ve Damlalar: Burun mukozasının kurumasını önlemek için A vitamini veya hiyalüronik asit içerikli damlalar kullanıyoruz. Bu damlalar, mukozanın siliyer (temizleme) fonksiyonunu hızlandırır.
Sineşi (Yapışıklık) Riski: İşte burası en kritik nokta. Ameliyat edilen burun etinin, burun orta bölmesine (septum) temas ederek oraya yapışmasına "sineşi" denir. Eğer bu yapışıklık fark edilmezse burun tekrar tıkanır. A Life Sağlık Grubu'ndaki periyodik kontrollerimizde, endoskopik olarak burun içini kontrol ediyor ve olası yapışıklıkları henüz oluşmadan engelliyoruz.
Hastalarımızın çoğu "Ne zaman tam kapasite nefes alacağım?" sorusunu sorar. İyileşme takvimimiz genellikle şu şekildedir:
2. - 3. Gün: Ofis başı işlere ve masa başı çalışmaya dönülebilir.
1. Hafta: İlk kontrol yapılır, burun içi temizlenir. Nefes alma hissi %50-60 oranında açılır.
3. - 4. Hafta: Ödem tamamen iner, kabuklanma biter. Bu aşamada "nihai sonuç" dediğimiz, ferah ve derin nefes alma süreci başlar.
Ankara’nın Pursaklar, Sincan ve Etimesgut yerleşkelerindeki uzman KBB ekibimizle, sadece ameliyatı yapmıyor, iyileşme sürecinizi gün gün takip ediyoruz. Unutmayın, doğru bakım ameliyatın başarısını mühürler. A Life'ta Sağlığınız Özel mottosuyla, her nefesinizde yanınızdayız.
Burun eti ameliyatı basit bir işlem gibi görünse de, burnun nemlendirme fonksiyonunu korumak ve Boş Burun Sendromu (ENS) gibi geri dönüşümsüz komplikasyonlardan kaçınmak için uzman seçimi hayati önem taşır. Pursaklar, Altındağ ve Etimesgut gibi merkezi bölgelerde hekim seçerken şu soruları sormanız önerilir:
Doku Koruyucu Yaklaşım: Cerrahınız burun etini tamamen almayı mı yoksa mukoza altı küçültmeyi mi (mikrodebrider/RF) tercih ediyor?
Teknolojik Altyapı: Hastanede yüksek çözünürlüklü endoskopi ve güncel radyofrekans cihazları mevcut mu?
Fonksiyonel Öncelik: Ameliyat sadece kanalı açmaya mı odaklı, yoksa burnun havayı ısıtma ve nemlendirme görevini koruyor mu?
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 23 Ocak 2026 10:53
Yayınlanma Tarihi: 30 Temmuz 2024 03:03
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Burun etleri; alerjik rinit, hava kirliliği, sigara kullanımı veya kronik sinüzit gibi nedenlerle kalıcı olarak büyüyebilir. Eğer burun spreyleri ve ilaç tedavileriyle bu şişlik inmiyorsa, hasta ağzı açık uyuyorsa ve kronik burun tıkanıklığı yaşıyorsa cerrahi müdahale gündeme gelir. Ameliyatın amacı, solunum yolunu açarken burun etinin fonksiyonel yapısını (nemlendirme ve ısıtma) korumaktır.
2026 yılında en yaygın ve başarılı yöntem olan radyofrekans ablasyonu, burun etinin içine özel bir iğne ile girilerek dokuya kontrollü ısı verilmesi işlemidir. Bu işlem sonucunda burun eti içten büzüşerek küçülür ancak dış yüzeyi (mukoza) zarar görmez. Bu yöntemin en büyük avantajı, tampon gerektirmemesi ve işlemin genellikle lokal anestezi altında 15-20 dakika içinde tamamlanabilmesidir.
Modern radyofrekans ve lazer teknikleriyle küçültülen burun etlerinin tekrar büyüme riski oldukça düşüktür. Ancak hastanın ileri derece kronik alerjisi varsa, sigara kullanımına devam ediyorsa veya kontrolsüz burun spreyi kullanıyorsa yıllar içinde hafif bir büyüme gözlenebilir. Doğru alerji tedavisiyle bu risk %5 in altına indirilir.
Sadece Konka Radyofrekans (burun eti küçültme) işlemi uygulanan hastalarda kesinlikle tampon kullanılmaz. İşlem dikişsiz ve kesisiz olduğu için kanama riski yok denecek kadar azdır. Hasta operasyondan hemen sonra burnu açık şekilde evine gidebilir.
İşlem Süresi: Genellikle yerel veya genel anestezi altında 10-15 dakika sürer.
İyileşme Süreci: Radyofrekans sonrası hastalarımız genellikle 24 saat içinde iş hayatına ve günlük aktivitelerine dönebilirler. İlk 1 hafta burun içinde hafif kabuklanma ve "nezle olmuş gibi" bir tıkanıklık hissedilmesi normaldir.
Kalp ve Tansiyon: Kronik burun tıkanıklığı vücudun yeterli oksijen almasını engeller; bu da uzun vadede kalp büyümesi ve yüksek tansiyon riskini artırır.
Uyku Bozukluğu: Horlama ve uyku apnesi (uykuda nefes durması) riskini tetikler.
Koku Kaybı: Havanın koku reseptörlerine ulaşamaması nedeniyle koku alma duyusu körelir.
Hafif vakalarda kortizonlu spreyler veya alerji hapları geçici rahatlama sağlayabilir. Ancak yapısal bir büyüme (hipertrofi) oluşmuşsa, bu dokunun fiziksel olarak küçültülmesi gerekir. Radyofrekans yöntemi, cerrahi bir kesi içermediği için hastalar tarafından çoğu zaman "ameliyatsız çözüm" olarak nitelendirilse de aslında minimal invaziv bir cerrahi prosedürdür.
Evet, bu durum oldukça yaygındır. Genellikle dış görünümden şikayetçi olan hastaların çoğunda aynı zamanda konka büyümesi veya kemik eğriliği (deviasyon) de bulunmaktadır. Tüm bu sorunların tek bir ameliyatla çözülmesi, hem estetik hem de fonksiyonel açıdan en ideal sonucu verir.
Fiyatlar; sadece burun eti küçültme (Radyofrekans) mi yapılacağına, yoksa beraberinde kemik eğriliği (Deviasyon) ameliyatı da gerekip gerekmediğine göre belirlenir. Maliyetler; işlemin radyofrekans, lazer veya mikrodebrider yöntemiyle yapılmasına, anestezi türüne (lokal/genel) ve beraberinde deviasyon veya estetik müdahale olup olmayacağına göre değişmektedir. Güncel sağlık paketleri ve muayene randevusu için ilgili sağlık kuruluşları ile iletişime geçilmesi önerilir. SGK ve özel sağlık sigortası anlaşmalarımız hakkında detaylı bilgi için çağrı merkezimizle görüşebilirsiniz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.