İçindekiler Icon İçindekiler

Endokrinoloji ve Metabolizma

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, vücudun hormon dengesini sağlayan iç salgı bezlerinin (tiroid, hipofiz, pankreas, böbrek üstü bezleri) fonksiyonlarını ve metabolik süreçleri inceleyen tıbbi uzmanlık dalıdır.

Bu bölüm; diyabet (şeker hastalığı), obezite, tiroid nodülleri, kemik erimesi (osteoporoz), hipertansiyon, kısırlık ve büyüme geriliği gibi hormonal kökenli sistemik hastalıkların tanı, tedavi ve takibini gerçekleştirir.

Randevu Hemen Randevu Al

Endokrinoloji Nedir?

Endokrinoloji, vücudun hormon salgılayan bezlerini (iç salgı bezleri), bu bezlerin ürettiği hormonları ve metabolik süreçleri inceleyen tıp uzmanlık dalıdır.

Vücudun "kimyasal haberleşme sistemi" olarak da bilinen endokrin sistem; büyüme, gelişme, üreme, metabolizma hızı ve ruh hali gibi hayati fonksiyonları düzenler. Endokrinoloji bilimi, bu hormonların eksikliği, fazlalığı veya salgı bezlerindeki tümörler gibi dengesizliklerden kaynaklanan hastalıkların teşhis ve tedavisiyle ilgilenir.

Endokrinolojinin temel ilgi alanları şunlardır:

  • Diyabet (Şeker Hastalığı): İnsülin hormonu düzensizlikleri.

  • Tiroid Hastalıkları: Guatr, hipotiroidi ve hipertiroidi.

  • Metabolizma Bozuklukları: Obezite ve osteoporoz (kemik erimesi).

  • Üreme Hormonları: Kısırlık ve menopoz süreçleri.

  • Hipofiz ve Böbrek Üstü Bezi Sorunları: Büyüme geriliği veya aşırı tüylenme gibi sorunlar.

Metabolizma Nedir?

Metabolizma, canlı bir organizmanın yaşamını sürdürebilmesi için hücrelerinde meydana gelen tüm kimyasal ve fiziksel süreçlerin bütünüdür.

En yalın tanımıyla vücudun besinleri enerjiye dönüştürme sürecidir. Aldığınız kaloriler oksijenle birleşerek vücudun nefes alma, kan dolaşımı, hücre onarımı ve hormon üretimi gibi temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gereken enerjiyi (ATP) sağlar. Siz dinlenirken bile çalışan bu sistem, birbirini tamamlayan iki ana faaliyetten oluşur:

  • Anabolizma (Yapım): Enerji kullanılarak yeni hücrelerin, dokuların ve moleküllerin sentezlenmesi (Örn: Kas gelişimi, yara iyileşmesi).

  • Katabolizma (Yıkım): Depolanmış besinlerin veya dokuların parçalanarak enerji açığa çıkarılması (Örn: Sindirim, yağ yakımı).

Bu iki dengenin hızı, kişinin Metabolizma Hızını belirler ve kilo kontrolünden bağışıklık sistemine kadar tüm sağlığı doğrudan etkiler.

Endokrinoloji Doktorunun İlgilendiği Temel Alanlar

Endokrinoloji ve metabolizma uzmanları, aşağıdaki kritik sağlık sorunlarının tanı ve tedavi süreçlerini yönetir:

  • Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı): Pankreasın insülin hormonu üretimindeki aksaklıkları ve buna bağlı şeker metabolizması bozukluklarını inceler.

  • Tiroit Hastalıkları: Guatr, hipertiroidi, hipotiroidi ve tiroit nodülleri gibi metabolizma hızını doğrudan etkileyen durumlar.

  • Obezite ve Beslenme: Vücuttaki hormonal açlık-tokluk sinyallerinin yönetimi ve kilo kontrolü.

  • Polikistik Over Sendromu (PKOS) ve Üreme Sağlığı: Hormonal dengesizliğe bağlı gelişen infertilite ve adet düzensizlikleri.

  • Osteoporoz ve Kemik Metabolizması: Kalsiyum dengesi ve kemik erimesi gibi yapısal sorunlar.

  • Hipofiz ve Böbrek Üstü Bezi Bozuklukları: Kortizol, büyüme hormonu ve prolaktin gibi hayati hormonların salınım hataları.

Endokrin sistemde meydana gelen en ufak bir sapma, vücudun metabolik denge yapısını sarsabilir. Bu nedenle, yorgunluk, ani kilo değişimi veya duygu durum dalgalanmaları gibi belirtilerde bir endokrinoloji uzmanına başvurmak hayati önem taşır. 2026 standartlarında, kişiselleştirilmiş tıp ve genetik veriler ışığında yapılan hormon sentezi analizleri, tanı süreçlerini çok daha hassas ve başarılı kılmaktadır.

Endokrinoloji Neye Bakar?

Endokrinoloji, vücudun hormon salgılayan iç salgı bezlerinin (tiroid, hipofiz, pankreas, böbrek üstü bezleri vb.) çalışma düzenini ve metabolizmayı inceleyen tıbbi uzmanlık dalıdır. Vücuttaki hormon dengesizliklerine bağlı gelişen diyabet, tiroid hastalıkları, obezite, kemik erimesi, hipertansiyon, büyüme geriliği ve kısırlık gibi sistemik ve metabolik bozuklukların tanı ve tedavisiyle ilgilenir. Endokrin sistem, vücudun büyüme, gelişme ve enerji üretim süreçlerini yöneten hormonların kontrol merkezidir.

Aşağıda, Endokrinoloji bölümünün uzmanlık alanına giren hastalıkların tanımlarını ve detaylarını bulabilirsiniz:

Diyabet ve Glikoz Metabolizması Hastalıkları

Tip 1 Diyabet

Pankreasın insülin üreten hücrelerinin hasar görmesi sonucu vücudun hiç insülin üretemediği otoimmün bir durumdur. Genellikle çocukluk veya gençlik döneminde başlar. Kan şekerini dengelemek için hastaların ömür boyu dışarıdan insülin alması zorunludur. Tedavi edilmediğinde ciddi organ hasarlarına yol açabileceğinden, sıkı bir endokrin takibi ve karbonhidrat sayımı eğitimi gerektirir.

Tip 2 Diyabet

Vücudun ürettiği insülini etkili kullanamadığı (insülin direnci) veya zamanla yeterli insülin üretemediği, en yaygın diyabet türüdür. Genellikle obezite, hareketsizlik ve genetik faktörlerle ilişkilidir. Başlangıç aşamasında diyet ve egzersizle kontrol altına alınabilse de, ilerleyen süreçlerde ağızdan alınan ilaçlar veya insülin tedavisi gerekebilir.

Gestasyonel Diyabet

Daha önce şeker hastalığı olmayan kadınlarda, gebelik sırasında ortaya çıkan ve genellikle doğumdan sonra düzelen diyabet türüdür. Bebeğin ve annenin sağlığı için kan şekerinin sıkı kontrolü şarttır. Kontrolsüz kalması durumunda bebekte irilik (makrozomi) veya doğum komplikasyonları riski artar; diyet veya insülin ile yönetilir.

MODY (Gençlerde Görülen Erişkin Tipi Diyabet)

Genetik bir mutasyon sonucu ortaya çıkan, genellikle 25 yaşından önce başlayan ve Tip 1 veya Tip 2 diyabetle karıştırılabilen nadir bir diyabet formudur. Otoimmün bir süreç içermez; pankreasın insülin salgılama mekanizmasındaki tek bir gen hatasından kaynaklanır. Doğru tanı, genetik testlerle konulur ve tedavi genellikle oral ilaçlarla sağlanır.

LADA (Erişkinlerin Latent Otoimmün Diyabeti)

Yetişkin yaşlarda ortaya çıkan ancak Tip 1 diyabet gibi otoimmün özellikler taşıyan, yavaş ilerleyen bir diyabet türüdür. Başlangıçta yanlışlıkla Tip 2 diyabet sanılabilir, ancak hastalar zamanla insülin üretme kapasitesini kaybeder. İnsülin tedavisine geçiş süreci Tip 2'ye göre daha hızlıdır ve doğru tanı için antikor testleri gereklidir.

Tiroid Hastalıkları

Hipotiroidi

Tiroid bezinin vücudun ihtiyacını karşılayacak kadar tiroid hormonu üretememesi durumudur. Metabolizmanın yavaşlamasına neden olur; halsizlik, kilo alma, üşüme, cilt kuruluğu ve kabızlık gibi belirtilerle kendini gösterir. Tanı kan testleriyle konulur ve eksik olan hormonun dışarıdan ilaç takviyesiyle (levotiroksin) yerine konulmasıyla başarılı bir şekilde tedavi edilir.

Hipertiroidi

Tiroid bezinin normalden fazla çalışarak kana aşırı miktarda tiroid hormonu salgılamasıdır. Bu durum metabolizmayı aşırı hızlandırır; çarpıntı, ani kilo kaybı, sinirlilik, terleme ve ellerde titreme gibi şikayetlere yol açar. Tedavide tiroid baskılayıcı ilaçlar, radyoaktif iyot tedavisi veya cerrahi yöntemler kullanılarak hormon dengesi sağlanır.

Hashimoto Tiroiditi

Bağışıklık sisteminin yanlışlıkla tiroid bezine saldırarak hasar verdiği, hipotiroidinin en sık görülen nedeni olan otoimmün bir hastalıktır. Genellikle yavaş ilerler ve başlangıçta belirti vermeyebilir. Zamanla tiroid bezi küçülür veya işlevini yitirir. Ömür boyu süren bir durumdur ve hormon düzeylerinin düzenli takibi ile ilaç tedavisi gerektirir.

Graves Hastalığı

Bağışıklık sisteminin tiroid bezini sürekli uyararak aşırı hormon üretmesine neden olduğu, hipertiroidinin en yaygın sebebidir. Gözlerde dışarı fırlama (ekzoftalmi) ve boyunda şişlik (guatr) ile karakterizedir. Çarpıntı ve kilo kaybı gibi hipertiroidi belirtileri görülür. Tedavi planı ilaçlar, atom tedavisi veya cerrahiyi içerebilir.

Toksik Multinodüler Guatr

Tiroid bezi üzerinde birden fazla nodülün oluştuğu ve bu nodüllerin otonom olarak (beyinden bağımsız) aşırı hormon ürettiği bir hastalıktır. Özellikle ileri yaşlarda hipertiroidiye neden olur. Çarpıntı ve nefes darlığı yapabilir. Hormon seviyelerini dengelemek için genellikle radyoaktif iyot tedavisi veya cerrahi müdahale tercih edilir.

Tiroid Nodülleri

Tiroid bezi içinde oluşan, içi sıvı veya katı dolu yumrulara verilen isimdir. Toplumda çok yaygındır ve çoğu iyi huyludur. Ancak bazı nodüller hormon salgılayabilir veya nadiren kanser riski taşıyabilir. Nodülün yapısı ultrason ile değerlendirilir; şüpheli durumlarda biyopsi yapılarak takip veya tedavi planı oluşturulur.

Tiroid Kanseri

Tiroid hücrelerinde meydana gelen kontrolsüz çoğalmadır. Genellikle boyunda ağrısız bir şişlik veya nodül olarak fark edilir. Papiller, foliküler, medüller ve anaplastik gibi türleri vardır. Çoğu tiroid kanseri türü, cerrahi müdahale ve sonrasında gerekirse radyoaktif iyot tedavisi (atom tedavisi) ile yüksek oranda tedavi edilebilir hastalıklardır.

Subakut Tiroidit

Genellikle viral bir üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra gelişen, tiroid bezinin ağrılı iltihaplanmasıdır. Boyunda şiddetli ağrı, ateş ve geçici hipertiroidi belirtileriyle başlar, sonrasında geçici hipotiroidiye dönebilir. Çoğu hasta birkaç ay içinde kalıcı hasar olmadan tamamen iyileşir; tedavi ağrı yönetimi ve enflamasyonu azaltmaya odaklanır.

Hipofiz Bezi Hastalıkları

Akromegali

Büyüme plakları kapandıktan sonra (yetişkinlerde), hipofiz bezinden aşırı büyüme hormonu (GH) salgılanması sonucu gelişen nadir bir hastalıktır. El ve ayaklarda büyüme, çene yapısında değişiklik, horlama ve organ büyümeleri ile karakterizedir. Genellikle hipofizdeki bir tümörden kaynaklanır ve cerrahi, ilaç veya radyoterapi ile tümörün kontrol altına alınması gerekir.

Prolaktinoma

Hipofiz bezinde oluşan ve süt hormonu olarak bilinen prolaktini aşırı üreten iyi huylu tümörlerdir. Kadınlarda adet düzensizliği ve göğüsten süt gelmesine; erkeklerde ise cinsel isteksizlik ve sertleşme sorunlarına yol açar. Çoğunlukla ilaç tedavisine (dopamin agonistleri) çok iyi yanıt verir, nadiren cerrahi gerekir.

Cushing Hastalığı

Hipofiz bezindeki bir tümörün aşırı ACTH hormonu salgılaması sonucu, böbrek üstü bezlerinin çok fazla kortizol üretmesi durumudur. Gövdede yağlanma, yüzde yuvarlaklaşma (ay dede yüzü), ciltte mor çatlaklar ve yüksek tansiyon görülür. Tedavinin temel amacı, hipofizdeki tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Diyabetes İnsipidus

Halk arasında "şekersiz şeker hastalığı" olarak bilinir. Vücudun su tutmasını sağlayan ADH hormonunun eksikliği veya böbreklerin bu hormona yanıt verememesi sonucu oluşur. Hastalar aşırı susar ve çok sık, bol miktarda idrara çıkar. Kan şekeri normaldir. Tedavide eksik hormonu yerine koyan burun spreyleri veya tabletler kullanılır.

Hipopituitarizm

Hipofiz bezinin bir veya birden fazla hormonu yeterince üretememesi durumudur. Eksik olan hormona göre belirtiler değişir (büyüme geriliği, kısırlık, hipotiroidi vb.). Tümörler, travma veya cerrahi sonrası gelişebilir. Tedavi, vücudun üretemediği hormonların dışarıdan ilaç yoluyla yerine konulması (hormon replasman tedavisi) prensibine dayanır.

Sheehan Sendromu

Doğum sırasında yaşanan aşırı kan kaybına bağlı olarak hipofiz bezinin hasar görmesi ve işlevini yitirmesidir. Süt gelmemesi, adet görememe, halsizlik ve tiroid/böbrek üstü bezi yetmezliği belirtileriyle ortaya çıkar. Ömür boyu süren bu durumda, eksilen hormonların yerine konulması hayati önem taşır.

Gigantizm

Çocukluk çağında, büyüme plakları henüz kapanmadan önce hipofiz bezinden aşırı büyüme hormonu salgılanmasıyla oluşan durumdur. Çocuğun boyu normalin çok üzerine çıkarak devasa boyutlara ulaşır. Erken tanı konulup tümör tedavi edilmezse kalp yetmezliği ve iskelet sorunları gibi ciddi sağlık problemlerine yol açar.

Nanizm (Cücelik)

Büyüme hormonunun çocukluk çağında yetersiz salgılanması sonucu ortaya çıkan belirgin boy kısalığıdır. Zeka gelişimi genellikle normaldir ancak fiziksel gelişim yaşıtlarının çok gerisinde kalır. Büyüme plakları kapanmadan önce başlatılan büyüme hormonu tedavisi ile çocukların normal boy aralığına ulaşması sağlanabilir.

Böbrek Üstü Bezi (Adrenal) Hastalıkları

Cushing Sendromu

Vücutta uzun süre yüksek düzeyde kortizol bulunmasıyla ortaya çıkan klinik tablodur. Dışarıdan uzun süre kortizon ilacı kullanımı, adrenal bez tümörleri veya hipofiz tümörleri buna neden olabilir. Kilo artışı, kas güçsüzlüğü, kemik erimesi ve kan şekeri yüksekliği ile seyreder. Tedavi nedene yöneliktir (ilacın azaltılması veya tümör cerrahisi).

Addison Hastalığı

Böbrek üstü bezlerinin hasar görerek hayati önem taşıyan kortizol ve aldosteron hormonlarını üretemediği yetmezlik durumudur. Aşırı halsizlik, kilo kaybı, tansiyon düşüklüğü ve cilt renginde koyulaşma görülür. Addison krizi hayati risk taşır; hastaların ömür boyu eksik hormonları ilaç olarak alması zorunludur.

Conn Sendromu (Primer Hiperaldosteronizm)

Böbrek üstü bezinden aşırı aldosteron hormonu salgılanmasıdır. Bu hormon tuz tutulumunu artırıp potasyumu düşürür, bu da dirençli yüksek tansiyona ve kas güçsüzlüğüne neden olur. Genellikle adrenal bezdeki iyi huylu bir tümörden kaynaklanır. Cerrahi ile tümörün alınması veya ilaç tedavisi ile hipertansiyon kontrol altına alınır.

Feokromositoma

Böbrek üstü bezinin iç kısmından kaynaklanan ve aşırı miktarda adrenalin/noradrenalin salgılayan nadir bir tümördür. Ataklar halinde gelen şiddetli baş ağrısı, çarpıntı, terleme ve çok yüksek tansiyon ile karakterizedir. Teşhis edildiğinde, cerrahi öncesi özel ilaç hazırlığı yapılarak tümörün çıkarılması kesin tedavi sağlar.

Konjenital Adrenal Hiperplazi

Böbrek üstü bezlerinde kortizol yapımında rol alan enzimlerin genetik olarak eksik olduğu kalıtsal bir hastalıktır. Vücut kortizol üretemezken aşırı miktarda erkeklik hormonu (androjen) üretir. Bu durum çocuklarda cinsiyet gelişim bozukluklarına, tuz kaybı krizlerine ve erken ergenliğe yol açabilir; ömür boyu hormon tedavisi gerektirir.

Üreme Endokrinolojisi

Polikistik Over Sendromu (PKOS)

Üreme çağındaki kadınlarda sık görülen, yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist, adet düzensizliği ve androjen (erkeklik hormonu) fazlalığı ile karakterize hormonal bir bozukluktur. Kilo artışı, tüylenme, sivilcelenme ve insülin direnci eşlik edebilir. Tedavi yaşam tarzı değişiklikleri ve hormonal düzenleyicilerle semptomları yönetmeyi hedefler.

Hipogonadizm

Cinsiyet bezlerinin (kadında yumurtalık, erkekte testis) yeterli miktarda cinsiyet hormonu üretememesidir. Ergenlikte gelişimin durmasına, yetişkinlikte ise kısırlık, cinsel isteksizlik ve kemik erimesine neden olur. Genetik sebepler, enfeksiyonlar veya hipofiz sorunlarından kaynaklanabilir; eksik hormonun yerine konulmasıyla tedavi edilir.

Jinekomasti

Erkeklerde östrojen ve testosteron dengesinin bozulması sonucu meme dokusunun iyi huylu büyümesidir. Ergenlikte, yaşlılıkta veya bazı ilaçların yan etkisi olarak görülebilir. Genellikle fizyolojik olanlar zamanla geriler. Kalıcı durumlarda veya altta yatan bir hormonal bozukluk varsa ilaç tedavisi veya cerrahi müdahale gerekebilir.

Turner Sendromu

Sadece kız çocuklarını etkileyen, X kromozomlarından birinin tamamen veya kısmen eksik olduğu genetik bir durumdur. Boy kısalığı, cinsel gelişim yetersizliği (adet görememe) ve doğuştan kalp/böbrek sorunları ile karakterizedir. Büyüme hormonu ve ergenlik döneminde östrojen tedavisi ile hastaların yaşam kalitesi artırılır.

Klinefelter Sendromu

Erkeklerde fazladan bir X kromozomunun (XXY) bulunduğu genetik bir hastalıktır. Ergenlikte testislerin küçük kalması, sperm üretiminin azlığı veya yokluğu (kısırlık), meme büyümesi ve kas kütlesinde azalma gibi belirtiler verir. Testosteron replasman tedavisi ile erkeklik özellikleri desteklenir ve kemik sağlığı korunur.

Hirsutizm

Kadınlarda erkek tipi (yüz, göğüs, sırt gibi) bölgelerde aşırı ve koyu renkli kıllanma durumudur. Genellikle androjen hormonlarının fazlalığından veya kıl köklerinin bu hormonlara aşırı duyarlılığından kaynaklanır. En sık sebebi PKOS'tur. Tedavide hormon düzenleyici ilaçlar ve kozmetik yöntemler (lazer epilasyon) birlikte kullanılır.

Metabolik ve Kemik Hastalıkları

Osteoporoz

Halk arasında "kemik erimesi" olarak bilinir. Kemik yoğunluğunun azalması ve kalitesinin bozulması sonucu kemiklerin kırılgan hale gelmesidir. Menopoz sonrası kadınlarda östrojen azalmasına bağlı sık görülür. Genellikle kırık oluşana kadar sessiz seyreder. Kalsiyum, D vitamini takviyesi ve kemik yıkımını önleyen ilaçlarla tedavi edilir.

Hiperparatiroidi

Paratiroid bezlerinin aşırı çalışarak kana fazla parathormon salgılamasıdır. Bu durum kemiklerden kalsiyumu çekerek kanda kalsiyum yüksekliğine (hiperkalsemi), kemik erimesine ve böbrek taşlarına neden olur. Yorgunluk ve kemik ağrıları yapabilir. En etkili tedavi yöntemi, büyümüş olan paratiroid bezinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Hipoparatiroidi

Vücutta kalsiyum dengesini sağlayan parathormonun yetersiz salgılanmasıdır. Genellikle tiroid cerrahisi sırasında paratiroid bezlerinin hasar görmesiyle oluşur. Kanda kalsiyum düşer; bu da ellerde uyuşma, kas krampları (tetani) ve kasılmalara yol açar. Tedavide ömür boyu aktif D vitamini ve kalsiyum takviyesi kullanılır.

Paget Hastalığı

Kemiklerin yenilenme döngüsünün bozulduğu, kemiğin aşırı yıkılıp yerine düzensiz ve zayıf kemik yapıldığı kronik bir hastalıktır. Kemiklerde ağrı, şekil bozukluğu ve kırılma riskinde artışa neden olur. Genellikle 50 yaş üzerinde görülür. Bifosfonat grubu ilaçlarla kemik döngüsü düzenlenmeye çalışılır.

Osteomalazi

Yetişkinlerde şiddetli D vitamini ve kalsiyum eksikliğine bağlı olarak kemiklerin yumuşamasıdır. Kemik mineralizasyonunun bozulması sonucu yaygın kemik ağrıları ve kas güçsüzlüğü görülür. Osteoporozdan farklıdır; kemik kütlesinden ziyade kalitesi bozulmuştur. Yüksek doz D vitamini ve kalsiyum tedavisiyle tamamen iyileşme sağlanabilir.

Raşitizm

Çocuklarda D vitamini, kalsiyum veya fosfor eksikliği nedeniyle gelişen kemik yumuşaması ve şekil bozukluğudur. Bacaklarda eğrilik (O veya X bacak), bıngıldağın geç kapanması ve büyüme geriliği ile kendini gösterir. Erken tanı ile vitamin ve mineral takviyesi yapıldığında kemik deformiteleri büyük ölçüde düzeltilebilir.

Obezite

Vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı yağ birikmesiyle karakterize, diyabet, kalp hastalıkları ve kanser riskini artıran kronik bir hastalıktır. Basit bir irade sorunu değil, hormonal ve metabolik faktörlerin rol oynadığı karmaşık bir süreçtir. Tedavide diyet ve egzersizin yanı sıra, endokrinolojik değerlendirme sonrası ilaçlar veya bariatrik cerrahi seçenekleri değerlendirilir.

İnsülin Direnci

Hücrelerin insülin hormonuna karşı duyarsızlaşması ve kandaki şekeri içeri almakta zorlanmasıdır. Pankreas bunu telafi etmek için daha fazla insülin üretir, bu da kilo vermeyi zorlaştırır, yağlanmayı artırır ve Tip 2 diyabete zemin hazırlar. Yaşam tarzı değişikliği, sağlıklı beslenme ve egzersizle geri döndürülebilir bir durumdur.

Metabolik Sendrom

Bel çevresinde yağlanma, yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve kolesterol bozukluklarının bir arada bulunması durumudur. Bu faktörlerin kümelenmesi kalp krizi, felç ve diyabet riskini 5 kat artırır. Tedavi tek bir hastalığa değil, tüm risk faktörlerinin (kilo, tansiyon, lipidler) eş zamanlı kontrol altına alınmasına odaklanır.

Hiperlipidemi

Kanda kolesterol ve/veya trigliserid gibi yağların normalden yüksek olmasıdır. Damar sertliğine (ateroskleroz) yol açarak kalp krizi ve inme riskini artırır. Genetik faktörler (Ailesel Hiperkolesterolemi), beslenme ve hipotiroidi gibi hastalıklar neden olabilir. Diyet, egzersiz ve statin grubu ilaçlarla kan yağları hedeflenen seviyeye düşürülür.

Nöroendokrin Tümörler ve Nadir Sendromlar

Multipl Endokrin Neoplazi (MEN)

Aynı hastada birden fazla endokrin bezde (örneğin hem tiroid hem böbrek üstü bezi) eş zamanlı tümör gelişimine neden olan kalıtsal bir sendromdur. Tip 1 ve Tip 2 gibi alt türleri vardır. Ailevi geçiş gösterdiği için genetik tarama önemlidir. Tedavi, etkilenen bezlerdeki tümörlerin cerrahi olarak çıkarılmasını kapsar.

İnsülinoma

Pankreasta insülin üreten hücrelerden kaynaklanan ve kontrolsüzce aşırı insülin salgılayan nadir bir tümördür. Kan şekerini tehlikeli seviyelere düşürür (hipoglisemi); hastada bayılma, titreme, kafa karışıklığı ve sürekli açlık hissi yaratır. Tanı konulduğunda cerrahi olarak tümörün çıkarılması kesin tedavi sağlar.

Gastrinoma

Pankreas veya onikiparmak bağırsağında oluşan, aşırı gastrin hormonu salgılayan tümördür (Zollinger-Ellison Sendromu). Bu hormon midede aşırı asit üretimine neden olur, bu da iyileşmeyen, tekrarlayan ve şiddetli mide ülserlerine yol açar. Tedavide yüksek doz asit baskılayıcılar ve tümörün cerrahi çıkarımı uygulanır.

Karsinoid Sendrom

Genellikle bağırsak veya akciğerdeki nöroendokrin tümörlerin kana serotonin gibi kimyasallar salgılamasıyla oluşur. Ani yüz kızarması, ishal, hırıltılı solunum ve kalp kapakçıklarında hasar gibi belirtilerle seyreder. Tümörün yayılımına bağlı olarak cerrahi, somatostatin analogları veya hedefe yönelik tedavilerle semptomlar kontrol altına alınır.

Ankara Endokrinoloji Hizmet Noktalarımız

Ankara Alife Sağlık Grubu olarak, hormonal sağlığınızı şehrin stratejik noktalarındaki uzman kadromuzla güvence altına alıyoruz.

  • Etimesgut, Sincan ve Eryaman: Batı Ankara’da diyabet teknolojileri ve sürekli şeker izlem (CGM) merkezimizle fark yaratıyoruz. Sincan bölgesindeki hastalarımız için modern laboratuvar altyapımızla hızlı hormon analizi sağlıyoruz.

  • Pursaklar ve Keçiören: Kuzey Ankara’da tiroit nodülü takibi, ultrason eşliğinde biyopsi ve osteoporoz (kemik erimesi) taramalarımızla hizmetinizdeyiz.

  • Altındağ ve Aydınlıkevler: Merkezi lokasyonumuzda, hipofiz ve nadir metabolik hastalıklar için ileri radyolojik görüntüleme (MR/BT) ve uzman hekim görüşü sağlıyoruz.

ENDOKRİNOLOJİ HASTA DENEYİMLERİ
★★★★★

"Yıllardır düzene girmeyen şekerimi Serhat hocamın uyguladığı tedaviyle dengeledik. Bilgisi ve takibi gerçekten mükemmel."

A.K.
Adnan K.Doç. Dr. Serhat Işık
★★★★★

"Tiroid nodüllerim için başvurdum. Yapılan tetkikler ve hocamın detaylı açıklamaları içimi çok rahatlattı. Çok profesyonel bir birim."

S.Y.
Selin Y.Tiroid Takibi
★★★★★

"İnsülin direnci nedeniyle kilo veremiyordum. Endokrinoloji biriminde hazırlanan programla 3 ayda büyük yol katettim."

M.O.
Murat O.Metabolik Kontrol
★★★★★

"Polikistik over sendromu için Serhat beye geliyorum. Hormonal dengesizliğim düzeldi, yaklaşımı çok nazik ve ilgili."

B.Y.
Burcu Y.Hormon Tedavisi
★★★★★

"Prolaktin yüksekliği ve hipofiz adenomu takibimi burada yaptırıyorum. Akademik bilgisi çok yüksek bir kadro var."

H.D.
Hakan D.Nöroendokrinoloji
★★★★★

"Annemin osteoporoz tedavisi için A Life'ı tercih ettik. Kalsiyum ve vitamin dengesi çok profesyonelce ayarlandı."

F.A.
Fatma A.Kemik Sağlığı
★★★★★

"Adrenal yetmezlik teşhisimi Serhat hoca koydu. Hayat kalitemi geri kazandım, kendisine sonsuz teşekkürler."

T.E.
Turgut E.Adrenal Uzmanı
★★★★★

"Hamilelik şekerimi kontrol altında tutmamda hocamızın emeği çok büyük. Bebeğimi sağlıkla kucağıma aldım."

G.L.
Gül L.Gestasyonel Diyabet
★★★★★

"Check-up sonrası hormonal her detayımı açıklayan hocama minnettarım. Güler yüz ve ilgi en üst seviyede."

C.M.
Cem M.Hormon Kontrolü
★★★★★

"Ankara Hastanesi'nde endokrinoloji birimi çok düzenli. Randevu saatleri ve personel ilgisinden çok memnun kaldım."

O.B.
Oktay B.Genel Memnuniyet
← Kaydırmak İçin Sürükleyin →

Tıbbi Onay Paneli

 
Tıbbi Onay Paneli Akademik Denetim

Doç. Dr. Serhat Işık

A Life Sağlık Grubu Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı

Eğitim: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezunu

Bu içerik; Endokrinoloji ve Metabolizma hastalıkları için uluslararası güncel klinik protokoller ve tedavi standartları ışığında akademik titizlikle incelenerek onaylanmıştır.

Doktorlar

Sıkça Sorulan Sorular

Endokrin Nedir?, vücudun iç salgı bezlerini ve bu bezlerin kana salgıladığı hormonları inceleyen tıp branşıdır. Hipofiz, tiroit, pankreas ve böbrek üstü bezleri gibi organların hormon sentezi süreçlerini takip eder. Temel hedefi, vücudun biyolojik dengesini yani homeostazis durumunu korumak ve tüm metabolik fonksiyonların uyum içinde çalışmasını sağlamaktır.

Endokrinoloji; başta diyabet (şeker hastalığı) olmak üzere, tiroit hastalıkları (guatr, Hashimoto), obezite, insülin direnci, polikistik over sendromu (PKOS), kemik erimesi (osteoporoz), hipofiz bezi tümörleri ve böbrek üstü bezi bozukluklarına bakar. Ayrıca büyüme geriliği, aşırı tüylenme ve hormonal kaynaklı tansiyon yükseklikleri de bu branşın uzmanlık alanına girmektedir.

Ani kilo değişimi, aşırı susama, sık idrara çıkma, kronik yorgunluk, el titremesi, çarpıntı, saç dökülmesi, aşırı tüylenme veya adet düzensizliği gibi belirtiler hormonal bir dengesizliğe işaret edebilir. Eğer bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyorsanız, altta yatan metabolik denge bozukluklarının tespiti için bir endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına başvurmalısınız.

Diyabetin en yaygın belirtileri ağız kuruluğu, çok su içme (polidipsi), sık idrara çıkma (poliüri) ve iştah artışına rağmen görülen ani kilo kaybıdır. Ayrıca yaraların geç iyileşmesi, bulanık görme ve tekrarlayan enfeksiyonlar da insülin eksikliği veya insülin direnci belirtisi olabilir. Tanı için açlık kan şekeri ve HbA1c değerleri incelenmelidir.

Tiroit bezinin yeterli hormon üretememesi durumuna hipotiroidi denir. Bu durum metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Hastalarda sürekli üşüme, kilo alma, kabızlık, cilt kuruluğu, saç dökülmesi ve unutkanlık gibi şikayetler görülür. En sık nedeni bir otoimmün hastalık olan Hashimoto tiroiditidir. Tedavide eksik olan hormon dışarıdan replasman yoluyla tamamlanır.

Hipertiroidi, tiroit hormonlarının kanda aşırı miktarda bulunmasıdır. Bu durum metabolizmayı aşırı hızlandırarak çarpıntı, el titremesi, aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, sinirlilik ve iştah artışına rağmen kilo kaybına yol açar. Graves hastalığı bu durumun en yaygın sebebidir. Tedavi edilmediğinde kalp ritim bozukluklarına ve kemik kaybına yol açabilir.

İnsülin direnci, vücuttaki hücrelerin insülin hormonuna yeterli yanıtı verememesi ve kandaki glikozun hücre içine girememesidir. Bu durum pankreası daha fazla insülin salgılamaya zorlar. HOMA-IR indeksi (Açlık Şekeri x Açlık İnsülini / 405) ile hesaplanır. Sonucun 2.5 üzerinde olması, metabolik sendrom ve Tip 2 diyabet riskinin arttığını gösterir.

Diyet ve egzersize rağmen kilo verilemiyorsa, altta yatan neden genellikle insülin direnci, hipotiroidi, polikistik over sendromu (PKOS) veya aşırı kortizol salınımıyla karakterize Cushing sendromudur. Bu hormonal bozukluklar yağ yakımını yavaşlatır ve depolamayı artırır. Bir endokrinoloji uzmanı, kan tahlilleriyle bu engelleri tespit ederek kişiye özel tedavi planlar.

PKOS, kadınlarda androjen (erkeklik hormonu) seviyelerinin yükselmesiyle karakterize bir endokrin bozukluktur. Yumurtalıklarda küçük kistlerin oluşmasına, adet düzensizliğine ve gebe kalma zorluğuna neden olabilir. Genellikle insülin direnci ile birlikte seyreder. Tedavide hem hormonal dengeyi sağlamak hem de metabolik denge süreçlerini düzenlemek hedeflenir.

Ankara, endokrinoloji alanında Türkiye’nin en gelişmiş merkezlerinden biridir. En iyi doktor seçiminde; hekimin akademik tecrübesi, özellikle diyabet veya tiroid cerrahisi sonrası takip konusundaki uzmanlığı ve hastanenin laboratuvar altyapısı kritik önem taşır. A Life Sağlık Grubu Ankara lokasyonlarımızda, hormon testlerinin güvenilirliği ve multidisipliner (Dahiliye, Diyetisyen ve Cerrahi ile koordineli) yaklaşımımızla hasta kabulü yapmaktayız.

Kortizol, böbrek üstü bezlerinden salgılanan ve "stres hormonu" olarak bilinen hayati bir steroiddir. Kan şekerini düzenler ve inflamasyonu baskılar. Ancak kortizolün aşırı salgılanması (Cushing Sendromu), karın bölgesinde yağlanma, yüzde kızarıklık ve yuvarlaklaşma (ay dede yüzü), kemik erimesi ve yüksek tansiyona yol açar. Tanı için idrar ve tükürük kortizol testleri yapılır.

Hormon tahlillerinin büyük çoğunluğu sabah saatlerinde ve aç karnına yapılmalıdır. Muayeneye gelmeden önce en az 8-12 saatlik bir açlık gereklidir. Ayrıca varsa önceki tahlil sonuçlarınızı yanınızda getirmek, tanı sürecini hızlandırır. Bazı ilaçlar (özellikle biyotin içeren takviyeler) tiroit testlerini yanıltabileceği için hekiminize danışarak bu ilaçlara ara vermeniz gerekebilir.

Evet, kemik sağlığı kalsiyum metabolizması ve hormonlar tarafından yönetilir. Paratiroit hormonu, D vitamini ve östrojen/testosteron seviyeleri kemik yoğunluğunu doğrudan etkiler. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda veya hormonal bozukluğu olan erkeklerde kemik erimesi takibi ve tedavisi endokrinoloji uzmanları tarafından yürütülmelidir.

Hipofiz bezi tümörleri genellikle iyi huyludur (adenom) ancak kontrolsüz hormon salgılamaları veya görme sinirlerine baskı yapmaları nedeniyle ciddi sorunlara yol açabilirler. Prolaktin yüksekliği, büyüme hormonu fazlalığı (akromegali) gibi durumlar bu tümörlerin sonucudur. Modern tıp teknikleri ve ilaç tedavileri ile bu tümörlerin çoğu başarılı bir şekilde yönetilmektedir.

Özellikle D vitamini, bir vitaminden ziyade bir "pro-hormon" olarak kabul edilir ve kalsiyum dengesi için kritiktir. Ayrıca B12 eksikliği, diyabet hastalarında yaygın görülür. Endokrinoloji uzmanları, vitamin ve mineral dengesini metabolik denge çerçevesinde değerlendirerek, hormonal sistemle etkileşimlerini analiz eder ve gerekli replasman tedavilerini planlar.

Gebelik sırasında salgılanan plasenta hormonları, annenin vücudunda insülin direncine yol açabilir. Eğer annenin pankreası bu direnci kıracak kadar insülin üretemezse gebelik şekeri ortaya çıkar. Hem anne hem de bebek sağlığı için kritik olan bu durum, 24-28. haftalar arasında yapılan şeker yükleme testi (OGTT) ile teşhis edilmelidir.

İlgili Makaleler

Yardıma mı ihtiyacınız var ?

7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.

Hızlı Başvuru Formu

Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz